Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları

Bilişim suçu avukatı, bilgisayar, telefon, banka hesabı, sosyal medya hesabı ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları gibi dijital altyapılar üzerinden işlendiği ileri sürülen suçlarda; hem isnadın hukuki nitelendirmesini hem de dosyanın teknik delil temelini denetleyen avukattır. Bu alanın ayırt edici özelliği şudur: dosyanın kaderini çoğu zaman fiilin kendisi değil, o fiili gösterdiği iddia edilen dijital kaydın hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği ve teknik olarak neyi kanıtladığı belirler. Bir IP adresi, bir MASAK raporu, bir açık kaynak araştırma tutanağı veya bir bilirkişi raporu; hangi maddeden hüküm kurulacağını, hangi koruma tedbirinin uygulanabileceğini ve hatta zorunlu müdafi atanıp atanmayacağını değiştirir. Bu rehberde, İstanbul'da ceza hukuku ve bilişim suçları alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; Türk Ceza Kanunu'ndaki bilişim suçlarının tamamını, bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığı suçları, uygulanabilecek koruma tedbirlerini ve savunma stratejisini kanun metinleri ile 2025–2026 tarihli güncel Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu kararları ışığında ele alıyoruz.

Kısa cevaplar

  • Bilişim suçu nedir? Türk hukukunda "bilişim suçu" tek bir suç adı değildir. TCK'nın 243–245/A maddelerinde bilişim sisteminin hedef olduğu suçlar; başka maddelerde ise bilişim sisteminin araç olduğu suçlar düzenlenir.
  • Bilişim sistemine hukuka aykırı girmenin cezası? Bir yıla kadar hapis veya adli para cezası (TCK m. 243/1); veriler yok olur veya değişirse altı aydan iki yıla kadar hapis (m. 243/3).
  • SMS'teki linke tıkladım, hesabımdan para gitti — hangi suç? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 10.02.2026 tarihli kararında, casus yazılımla ele geçirilen bilgilerle yapılan transferin TCK m. 142/2-e (bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık) suçunu oluşturduğu, dolandırıcılık olmadığı kabul edilmiştir.
  • Banka veya kredi kartı suçunda zamanaşımı 8 yıl mı? Hayır. TCK m. 245/1'in üst sınırı altı yıl olduğundan, TCK m. 66/1-d uyarınca olağan dava zamanaşımı on beş yıldır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 22.06.2026 tarihli kararıyla, sekiz yıl kabul edilerek verilen düşme kararını bozmuştur.
  • Bilişim suçlarında telefonum dinlenebilir mi? TCK m. 243, 244 ve 245, CMK m. 135/8'deki katalogda yer almaz; bu maddelerden yürütülen soruşturmada iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması tedbirine başvurulamaz. Nitelikli hırsızlık (m. 142) ve nitelikli dolandırıcılık (m. 158) ise katalogdadır.
  • Cihazıma el konuldu, imajın kopyası bana verilmeli mi? Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararında, yedekleme (imaj) yapılmadan ve istenmesi hâlinde kopya verilmeden yürütülen incelemede elde edilen verilerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olacağı belirtilmiştir.
  • Görevli mahkeme: Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi. Kadıköy, Kartal, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye ve Pendik gibi Anadolu Yakası ilçelerinde bu dosyalar İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki mahkemelerde görülür.

Bilişim Suçu Nedir? İki Temel Kategori

Türk hukukunda "bilişim suçu" veya "siber suç" adıyla tek bir suç tipi yoktur. Bu terimler, farklı kanunlarda ve farklı bölümlerde düzenlenmiş bir suç kümesini anlatan şemsiye kavramlardır. Doğru savunma kurabilmek için önce dosyanın hangi kategoriye girdiği belirlenmelidir:

Kategori Bilişim sisteminin rolü Tipik hükümler Tipik örnek
Dar anlamda bilişim suçları Bilişim sistemi suçun hedefi ve konusudur TCK m. 243, 244, 245, 245/A (TCK İkinci Kitap, Üçüncü Kısım, Onuncu Bölüm) Bir hesaba izinsiz giriş; sistemi hizmet dışı bırakma; verileri silme
Bilişim yoluyla işlenen suçlar Bilişim sistemi suçun aracıdır TCK m. 142/2-e, 158/1-f ve l, 132–136, 125, 226; 7258 s. Kanun m. 5; 5846 s. Kanun m. 71 İnternet bankacılığıyla para aktarma; sahte site kurma; sosyal medyada ifşa

Bu ayrım akademik bir ince ayrıntı değildir; somut ve ağır sonuçlar doğurur. Aşağıda ayrıntısıyla göreceğiniz üzere, dosya TCK m. 243–245 kapsamında nitelendirilirse iletişimin dinlenmesi ve taşınmazlara–hesaplara elkoyma tedbirlerine kural olarak başvurulamaz; TCK m. 142/2-e veya m. 158 kapsamında nitelendirilirse her ikisi de mümkün hâle gelir. Aynı şekilde ceza miktarı, zamanaşımı süresi, zorunlu müdafi atanması ve etkin pişmanlık imkânı da bu nitelendirmeye göre değişir.

TCK'da Bilişim Alanında Suçlar (m. 243–246): Kanun Metinleri

Aşağıdaki metinler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlükteki hâliyle "Bilişim Alanında Suçlar" başlıklı Onuncu Bölümünden birebir alınmıştır.

1) Bilişim sistemine girme (TCK m. 243)

Bilişim sistemine girme – TCK m. 243

(1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.

(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.) Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Maddenin uygulamada en çok karşılaşılan görünümü, başkasının e-posta, sosyal medya veya kurumsal hesabına izinsiz erişimdir. İki husus özellikle önemlidir:

  • "Orada kalmaya devam etmek" de ayrı bir seçimlik harekettir. Sisteme hukuka uygun biçimde girmiş olan kişinin, yetkisinin sona ermesine rağmen sistemde kalmaya devam etmesi de fiili oluşturur.
  • m. 243/4, sisteme girmeksizin izlemeyi cezalandırır. Ağ trafiğinin teknik araçlarla dinlenmesi (paket yakalama, ortadaki adam saldırısı vb.) sisteme giriş olmasa dahi bu fıkra kapsamındadır ve cezası temel fıkradan ağırdır.

Hukuka aykırılık bilinci: eşin hesabına girip boşanma davasına delil sunma

TCK m. 243, hukuka aykırılığı unsur olarak arar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 16.09.2025 tarihli kararında, eşinin kendisini aldattığından şüphelenen sanığın eşinin Facebook hesabına girip yazışmaların çıktısını boşanma davasına delil olarak sunduğu olayda, bölge adliye mahkemesinin beraat kararı onanmıştır. Dairenin onadığı gerekçe şöyledir:

"...Kendisini aldattığından şüphelendiği eşi katılanın Facebook isimli sosyal paylaşım hesabına girerek katılanın başka erkek şahıslarla yaptığı yazışma ve karşılıklı gönderilen fotoğrafları temin eden sanığın, bahse konu yazışma ve fotoğrafları üçüncü kişilerle paylaştığı veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia da ileri sürülmediğinden, boşanma davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan sanığın eylemlerinde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı anlaşılmakla...Sanığa yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşılmakla CMK'nun 223/2-a maddesi gereğince isnat edilen fiillere uyan suçlardan ayrı ayrı BERAATİNE..." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.09.2025 tarihli, E. 2023/3261, K. 2025/6514 sayılı karar

Bu karar, savunma bakımından üç ölçüt vermektedir: elde edilen içeriğin üçüncü kişilerle paylaşılmamış olması, çoğaltılıp dağıtılmamış olması ve eylemin yargılamada iddiayı ispat amacı taşıması. Bu üç koşulun birlikte bulunmadığı, örneğin içeriğin sosyal medyada yayıldığı olaylarda aynı sonuca varılmayacağı açıktır. Nitekim aynı davada ilk derece mahkemesi hem TCK m. 243/1 hem m. 134/2'den mahkûmiyet kurmuştu; beraat, yalnızca yukarıdaki özel koşullar nedeniyle onanmıştır.

2) Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK m. 244)

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme – TCK m. 244

(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Dördüncü fıkra, uygulamada en sık yanlış uygulanan hükümlerden biridir. İki özelliği vardır:

  • Tali (tamamlayıcı) normdur. Metindeki "başka bir suç oluşturmaması hâlinde" kaydı gereği, aynı fiil TCK m. 142/2-e, m. 158 veya m. 245 kapsamına giriyorsa m. 244/4 uygulanmaz.
  • Cezası temel fıkralardan ağırdır. Haksız çıkar sağlanmışsa iki yıldan altı yıla kadar hapis öngörülür. Bu nedenle "haksız çıkar" unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, savunma açısından kritik bir eşiktir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.02.2026 tarihli kararı, üniversite bilişim sistemi üzerinden ders notlarının değiştirildiği bir olayda bu fıkranın atlanmasını bozma nedeni saymıştır:

"...suç tarihinde... Üniversitesi ...Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda veri hazırlama kontrol işletmeni kadrosunda görev yapmakta olan sanığın, Mahkemece kızı İ.Ç., yeğenleri A.G. ve A.Y. ile arkadaşı B.K.'nin ders notlarını bilişim sistemi üzerinden değiştirmek, bu değişikliklerle öğrencilerin muafiyet sınavlarından başarısız oldukları derslere muafiyet kaydı girmek ve yine B.K.'nın final sınavından başarısız olduğu derse ilişkin final sınav notunu geçer not girişi yaparak değiştirmek suretiyle haksız çıkar sağlamak şeklinde gerçekleştiği iddia ve kabul olunan eylemlerinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 244/4. maddesi uyarınca sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçuna vücut vereceği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca gerekçesiz şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini..." — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 02.02.2026 tarihli, E. 2025/4916, K. 2026/1082 sayılı karar

Kararın dikkat çekici yönü, bozmanın sanık aleyhine (eksik ceza tayini nedeniyle) yapılmış olmasıdır. Bu, nitelendirme denetiminin yalnızca savunma lehine işlemediğini; iddia makamının da nitelendirme hatasını temyiz sebebi yapabildiğini gösterir. Böyle bir dosyada savunmanın işi, "haksız çıkar" unsurunun somut olarak gerçekleşmediğini veya sağlanan yararla eylem arasındaki illiyet bağının kurulamadığını ortaya koymaktır.

3) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m. 245)

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması – TCK m. 245 (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.)

(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

(5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Bu suç tipinin ayrıntılı incelemesi için Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK 245) başlıklı rehberimize bakabilirsiniz. Burada, uygulamada en sık yapılan hatayı vurgulamak isteriz.

Uygulama hatası: TCK m. 245'te zamanaşımı sekiz yıl değil, on beş yıldır

TCK m. 245'in her üç fıkrasında da hapis cezasının üst sınırı beş yılı aşmaktadır (sırasıyla altı, yedi ve sekiz yıl). Bu nedenle TCK m. 66/1-d uyarınca — "beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl" — olağan dava zamanaşımı süresi on beş yıldır. Buna karşılık uygulamada, üst sınırı beş yılı aşmayan suçlar için öngörülen sekiz yıllık süre (m. 66/1-e) hatalı biçimde uygulanabilmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 22.06.2026 tarihli kararı tam bu hatayı düzeltmiştir:

"İncelenen dava dosyası içeriğine göre; 5237 sayılı Kanun'un 245/1. maddesinde hüküm altına alınan banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden, sanıkların zincirleme eylemlerine ilişkin suç tarihinin 07.01.2024, olağan zamanaşımını kesen en son nedenin ise sanıklardan ..., ... ve ...'ın sorgularının yapıldığı 23.10.2015 tarihi olduğu; 5237 sayılı Kanun'un 66/1-d ve 67/4. maddelerinde düzenlenen olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin hüküm tarihine kadar dolmadığı anlaşılmakla, Mahkemece zamanaşımı süresinin belirlenmesinde hataya düşülerek sanıklar hakkında olağan zamanaşımının dolduğundan bahisle düşme hükümleri kurulması Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş..." — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli, E. 2026/825, K. 2026/6803 sayılı karar

Pratik sonuç: Bu hüküm iki yönlü çalışır. Bir yandan, "zamanaşımı doldu" beklentisiyle hareket eden şüpheli veya sanık için süre çok daha uzundur. Öte yandan, hatalı biçimde verilmiş bir düşme kararı kanun yararına bozmaya konu olabilmektedir; ancak CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma sanığın aleyhine sonuç doğurmaz. Nitekim anılan kararda da bozma, "aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere" verilmiştir. Bu nedenle her dosyada zamanaşımı hesabının hangi bent üzerinden yapıldığı ayrıca denetlenmelidir.

4) Yasak cihaz veya programlar (TCK m. 245/A)

Yasak cihaz veya programlar – TCK m. 245/A (Ek: 24/3/2016-6698/30 md.)

(1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Bu madde, henüz bir zarar doğmadan, hazırlık aracının kendisini cezalandırır. "Münhasıran" ibaresi belirleyicidir: cihaz veya programın yalnızca suç işlemek için yapılmış veya oluşturulmuş olması gerekir. Çift kullanımlı (hem meşru hem kötücül amaçla kullanılabilen) sızma testi araçları bakımından bu koşul tartışmalıdır ve savunmanın ilk dayanağıdır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli kararı, ATM'ye kart kopyalama aparatı yerleştirilen ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmada, kart bilgisi henüz ele geçmemiş olsa dahi bu maddenin uygulanacağını ortaya koymuştur:

"Tüm dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde Halk Bankası'na ait ATM'de bulunan kart takma yerine, kart kopyalama aparatı yerleştirdiği, Banka görevlilerinin ihbarı sonucunda sanığın ATM'ye yakın yerde yakalanarak, ATM'ye takılı vaziyette bulunan aparatın kolluk ekibi tarafından çıkartıldığı, sanığa ait cep telefonu ve ATM'ye takılı vaziyette ele geçen aparat üzerinde yapılan inceleme ile alınan Adli Bilirkişi Raporu'na göre, aparatın, ATM cihazına yerleştirilip kartların manyetik şerit bilgilerini kopyalayıp şifrelerini ele geçirmeye yarayan aparat olduğu belirlenmiştir. Sanığın cep telefonunda ve ele geçen aparat da herhangi bir kişiye ait bilgi veya kopyalanmış kart bilgilerinin bulunmadığının tespit edilmesi karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 136 ncı maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ancak; sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin A bendinde düzenlenen yasak cihaz (Aparat) veya programlar bulundurma suçundan mahkumiyeti yerine, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 06.03.2024 tarihli, E. 2023/2555, K. 2024/2170 sayılı karar

Karardan çıkan iki ölçüt şudur: (i) Aparatta veya cihazda gerçek kişilere ait kopyalanmış kart bilgisi bulunmuyorsa TCK m. 136 (verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme) uygulanamaz; (ii) buna karşılık aparatın münhasıran kart bilgisi kopyalamaya yaradığı bilirkişi raporuyla saptanmışsa TCK m. 245/A suçu oluşur. Bu iki tespit birlikte okunduğunda, savunmanın odağının bilirkişi raporunun aparatın işlevine ilişkin tespiti olması gerektiği görülür.

5) Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri (TCK m. 246)

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması – TCK m. 246

(1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bir şirketin sistemleri veya çalışanları üzerinden işlenen bilişim suçlarında, şirket hakkında da bu maddeye dayanılarak tedbir istenebilmektedir. Bu nedenle kurumsal dosyalarda savunmanın yalnızca gerçek kişi şüpheliye odaklanması yeterli olmaz; tüzel kişinin fiille bağlantısı ve elde ettiği ileri sürülen menfaat ayrıca tartışılmalıdır.

Bilişim Sisteminin Araç Olduğu Suçlar: Hırsızlık mı, Dolandırıcılık mı, TCK 244/4 mü?

Şifre çalınıp para aktarılmışsa TCK m. 142/2-e, mağdur aldatılıp parayı kendisi göndermişse TCK m. 158/1-f veya l, başka suç yoksa TCK m. 244/4 uygulanır.
Tablo: Bilişim yoluyla işlenen fiillerde somut olaya göre uygulanacak hüküm (Kaynak: TCK m. 142/2-e, 158/1, 243–245/A; Yargıtay 2. CD, 10.02.2026).

Bilişim suçları savunmasının en teknik ve en çok bozmaya konu olan alanı burasıdır. İnternet bankacılığı üzerinden bir hesaptan para çıktığında üç ayrı hüküm yarışır:

  • TCK m. 142/2-e — bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık (beş yıldan on yıla kadar hapis),
  • TCK m. 158/1-f veya l — nitelikli dolandırıcılık (alt sınır dört yıldan, üst sınır on yıla kadar hapis ve adli para cezası),
  • TCK m. 244/4 — bilişim sistemine müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama (iki yıldan altı yıla kadar hapis).

Nitelikli hırsızlık – TCK m. 142/2-e (ilgili kısım)

(2) Suçun; ... e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle, ... İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Nitelikli dolandırıcılık – TCK m. 158/1 (ilgili bentler)

(1) Dolandırıcılık suçunun; ... f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, ... l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Ayrımın ölçütü: aldatılan bir irade var mı?

Yargıtay'ın yerleşik ölçütü nettir: dolandırıcılık için mağdurun iradesinin hile ile sakatlanması ve zararı doğuran işlemi mağdurun kendisinin yapması gerekir. Hile yalnızca şifre ve hesap bilgisini elde etmeye yönelmişse, para transferi mağdurun aldatılmış iradesiyle değil, çalınan bilgilerle yapıldığından fiil hırsızlıktır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 10.02.2026 tarihli kararı, bu ayrımı en açık biçimde ortaya koyan güncel içtihattır. Pandemi konulu bir SMS'teki bağlantıya tıklanması sonucu telefona casus yazılım yüklenen ve ardından hesaptan EFT yapılan olayda Daire şu değerlendirmeyi yapmıştır:

"Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir. Bu durumda eylem ya 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-e maddesindeki 'bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle' hırsızlık suçunu ya da aynı Kanun'un 244/4. maddesinde ... tanımı yapılan ve yaptırıma bağlanan suçu oluşturacaktır.

Hileli vasıtalarla katılan ...'ın hesap bilgilerinin ve şifresinin elde edildiği ve sonrasında bu bilgilerle katılanın hesabından suça konu miktarda paranın EFT yoluyla hükümlünün hesabına gönderildiği olayda, eylemi öncelikle ikiye ayırmak gerekmektedir. İlk olarak katılanın hesabına ve şifresine, gönderilen aldatıcı SMS'teki linke tıklanması sağlanarak hile ile erişilmiş ve daha sonra ikinci eylem olan para transferi gerçekleştirilmiştir. ... Yani aldatma ve hile, şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir. Bu eylem de, dolandırıcılık suçunun oluşumuna vücut vermeyecektir. ... Açıklanan gerekçelerle, para transferi sırasında katılanın herhangi bir müdahale ve bilgisinin olmaması, bu konuda aldatılan ve yanıltılan bir iradesinin de bulunmaması, tam aksine katılandan haksız olarak elde edilen bilgilerle hükümlünün hesabına para transferi yapılması nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu değerlendirilmekle..." — Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 10.02.2026 tarihli, E. 2025/16587, K. 2026/2188 sayılı karar

Aynı Daire, 03.06.2025 tarihli kararında da kendini bankacı olarak tanıtan kişinin şifreyi aldığı ve ardından havale yapıldığı olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının TCK m. 158/1-l'den hüküm kurulması yönündeki kanun yararına bozma istemini reddetmiş ve eylemin TCK m. 142/2-e kapsamında kaldığını kabul etmiştir:

"Dosya kapsamına göre, olay tarihinde katılanı arayan kişinin kendisini bankacı olarak tanıttığının, katılanın kredi kartında biriken paranın hesabına aktarılacağını bildirerek katılanın iradesini sakatladığının ve şifreyi aldığının, hükümlünün de başka kişi ya da kişilerle birlikte hareket ederek katılandan hileli söz ve davranışlarla alınmış bilgileri kullanarak katılana ait hesaptan kendisine ait hesaba 1.600,00 Türk lirası havale işlemi gerçekleştirdiğinin kabul edildiği olayda; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-e maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir." — Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 03.06.2025 tarihli, E. 2025/5674, K. 2025/10911 sayılı karar
Somut olaya göre hangi madde uygulanır?
Somut olay Uygulanacak hüküm Belirleyici unsur
Sahte SMS/e-postadaki bağlantıya tıklatılıp casus yazılımla şifre çalınması, ardından EFT/havale TCK m. 142/2-e Aldatma yalnızca bilgiyi elde etmeye yönelik; transferi mağdur yapmamış
Kendini bankacı tanıtan kişinin şifreyi alması, ardından üçüncü kişinin havale yapması TCK m. 142/2-e Mağdurun aldatılmış iradesiyle bir işlem yapılmamış
Mağdurun, aldatılarak bizzat para göndermeye ikna edilmesi (sahte satış, sahte yatırım, sahte kamu görevlisi talimatı) TCK m. 158/1-f veya l Zararı doğuran işlemi mağdur kendisi yapıyor
Sisteme müdahaleyle haksız çıkar sağlanması; fiil başka suç oluşturmuyor (ör. not değiştirme, kayıt oluşturma) TCK m. 244/4 Tali norm; hırsızlık veya dolandırıcılık unsurları yok
Başkasına ait gerçek kartın rıza olmaksızın kullanılması TCK m. 245/1 Suçun konusu kartın kendisi
Sahte kart üretme/satma; sahte kartla yarar sağlama TCK m. 245/2 ve 245/3 Kartın sahteliği
Kart bilgisi kopyalamaya yarayan aparat veya program bulundurma TCK m. 245/A Aracın münhasıran suç için yapılmış olması
Sisteme yetkisiz erişim, veri değiştirme ancak menfaat yok TCK m. 243 / 244/1-2 Haksız çıkar unsurunun bulunmaması

Neden bu kadar önemli? Nitelendirme yalnızca ceza miktarını değiştirmez. TCK m. 142/2-e ve m. 158, CMK m. 128/2 ve m. 135/8 kataloglarında yer alır; yani bu maddelerden yürütülen soruşturmada hesaba elkoyma ve iletişimin dinlenmesi mümkündür. TCK m. 243, 244 ve 245 ise bu kataloglarda yer almaz. Ayrıca etkin pişmanlık rejimi de değişir: hırsızlık ve dolandırıcılıkta TCK m. 168 uygulanırken, TCK m. 245'te yalnızca birinci fıkra bakımından (m. 245/5 yollamasıyla) uygulanır.

Hesap veya kart kullandırma: TCK m. 158/4 ile gelen yarı oranında indirim

Uygulamada çok sayıda kişi, kendi banka hesabını veya kartını başkasına kullandırdığı için nitelikli dolandırıcılığa iştirakten şüpheli konumuna düşmektedir. 16/7/2026 kabul tarihli ve 31/7/2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkra, bu durum için özel bir indirim getirmiştir:

TCK m. 158/4 (Ek:16/7/2026-7589/13 md.)

(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Hükmün üç önemli özelliği vardır: (i) yalnızca nitelikli dolandırıcılığı değil, TCK m. 157'deki basit dolandırıcılığı da kapsar; (ii) "kendisine veya başkasına ait" ifadesi nedeniyle kişinin kendi hesabını veya kartını vermesi de kapsamdadır; (iii) banka dışında aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları da sayılmıştır. Aynı Kanun'un Geçici 1. maddesiyle, derdest ve infaz aşamasındaki dosyalar bakımından da geçiş rejimi düzenlenmiştir:

7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/(6) ve (7)

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.

Bu geçiş hükümlerinin uygulanması ve uyarlama yargılamasının kendine özgü sınırları için TCK m. 158/4 ve Etkin Pişmanlık Sorunu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Önemli ayrım: TCK m. 158/4'teki indirim TCK m. 157 ve 158 suçlarına özgüdür. Hesabı kullandıran kişinin fiili TCK m. 142/2-e (hırsızlık) veya 7258 sayılı Kanun m. 5/1-c (yasa dışı bahisle bağlantılı para nakline aracılık) kapsamında nitelendirilmişse bu indirim uygulanmaz. Bu nedenle indirimden yararlanma ihtimali, doğrudan iddianamedeki nitelendirmeye bağlıdır ve nitelendirme itirazı savunmanın ilk işi olmalıdır.

Bankanın parayı bloke edip iade etmesi etkin pişmanlık sayılmaz

Uygulamada sık rastlanan bir başka hata, paranın bankaca bloke edilip mağdura iade edilmesinin sanık lehine etkin pişmanlık gibi değerlendirilmesidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yukarıda anılan 03.06.2025 tarihli kararında bu uygulamayı da hukuka aykırı bulmuştur:

"Katılanın hesabından hükümlünün hesabına aktarılan suça konu paraya banka tarafından bloke konulup, katılanın hesabına iadesinin yapıldığının anlaşılması karşısında, hükümlünün etkin pişmanlık göstermemesine rağmen hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanması, Kanun'a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür." — Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 03.06.2025 tarihli, E. 2025/5674, K. 2025/10911 sayılı karar

Buradaki ilke şudur: etkin pişmanlık, failin kendi iradesiyle zararı gidermesini gerektirir. Üçüncü kişinin (bankanın) tedbiri sonucunda paranın geri dönmesi bu iradeyi göstermez. Savunma bakımından çıkarılacak sonuç, indirimden yararlanmak isteniyorsa iadenin failin kendi girişimiyle ve belgelenebilir biçimde yapılması gerektiğidir.

Özel Hayat ve Kişisel Veri Suçları (TCK m. 132–140)

Bilişim suçu dosyalarının önemli bir bölümü, aslında TCK'nın "Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar" bölümünden kaynaklanır. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve kurumsal veri tabanları üzerinden işlenen fiiller bu maddelere temas eder.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal – TCK m. 132

(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Özel hayatın gizliliğini ihlal – TCK m. 134

(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kişisel verilerin kaydedilmesi – TCK m. 135 / Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme – TCK m. 136

m. 135 (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

m. 135 (2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.

m. 136 (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

m. 136 (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.

Memurun kendi yetkili şifresiyle sorgulama yapması suç mudur?

Bu soru, kamu görevlileri bakımından son yıllarda en çok tartışılan konudur. KPS, POLNET, UYAP, TAKBİS ve benzeri sistemlerde görevi gereği erişim yetkisi bulunan bir memurun, hizmetle ilgisi olmaksızın merak veya kişisel saikle sorgulama yapması hâlinde TCK m. 136 suçunun oluşup oluşmadığı sorulmuştur. Yargıtay'ın yerleşik cevabı: hayır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2023 tarihli, E. 2021/12-384, K. 2023/367 sayılı kararı ile bu kararla uyumlu 12. Ceza Dairesi kararları, tapu müdürlüğünde çalışan bir memurun eski eşinin tapu kayıtlarını sorgulayıp çıktısını yalnızca ona gönderdiği olayda 20.04.2026 tarihinde şu biçimde uygulanmıştır:

"...Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 20.04.2026 tarihli, E. 2024/1450, K. 2026/4016 sayılı karar

Bu içtihadın sınırlarına dikkat edilmelidir. Suç oluşturmadığı kabul edilen fiil, "salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmak"tan ibaret olan sorgulamadır. Verinin üçüncü kişilere verilmesi, yayılması veya yetki dışı bir sisteme sızılarak elde edilmesi hâlinde sonuç değişir. Nitekim anılan olayda da Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın kayıtları yalnızca mağdura gönderdiğini, üçüncü kişilerle paylaşmadığını ve çoğaltıp dağıtmadığını özellikle vurgulamıştır. Ayrıca fiil suç oluşturmasa dahi disiplin soruşturmasına konu olabilir; kararın bu yönü de açıkça belirtilmektedir.

Aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması bakımından ayrıca TCK m. 133: Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m. 133); yapay zekâ ile üretilmiş ses ve görüntü içerikleri bakımından Deepfake Tespit Yöntemleri ve Adli Bilişim: Yapay İçeriklerin Delil Değeri ile Deepfake ve Delil Otantikliği: 1971 Tarihli AYM Kararının Yapay Zekâ Çağındaki Anlamı başlıklı yazılarımız incelenebilir.

Yasa Dışı Bahis: Kadıköy ve İstanbul'da En Sık Karşılaşılan Dosya Tipi

Bilişim suçu dosyaları arasında sayısal olarak en yoğun grup, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesinden kaynaklanan dosyalardır. Maddede tek bir suç değil, birbirinden ayrı beş fiil düzenlenmiştir:

Bent Fiil Nitelik Yaptırım
m. 5/1-a Bahis oynatmak ya da oynanmasına yer veya imkân sağlamak Suç 3–5 yıl hapis + 10.000 güne kadar adli para cezası
m. 5/1-b Yurt dışı kaynaklı bahsin internet vb. yolla Türkiye'den oynanmasına imkân sağlamak Suç 4–6 yıl hapis
m. 5/1-c Bahisle bağlantılı olarak para nakline aracılık etmek Suç 3–5 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası
m. 5/1-ç Reklam vermek ve sair surette bahis oynamaya teşvik etmek Suç 1–3 yıl hapis + 3.000 güne kadar adli para cezası
m. 5/1-d Bahis oynamak Kabahat İdari para cezası (mahallin en büyük mülki idare amirince)

Bahis oynamak suç değil, kabahattir ve karşılığı yalnızca idari para cezasıdır; hakkında kamu davası açılmaz ve adli sicil kaydı oluşmaz. Buna karşılık banka hesabının bahis ödemelerinde kullanıldığı iddiasıyla m. 5/1-c'den şüpheli sıfatı almak, uygulamada en ağır sonuç doğuran durumdur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 10.06.2026 tarihli kararı, bu bent bakımından savunmanın en güçlü dayanağıdır:

"Dosya kapsamında bulunan MASAK ve bilirkişi raporlarında yer alan tespitler, dosya içindeki yazışmalar ve para transferleri dikkate alınarak sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulüyle hakkında mahkûmiyet kararı verildiği ancak 7258 sayılı Kanun'un 5/1-c maddesinde ... para nakline aracılık edenlerin cezalandırılacağının öngörüldüğü, dosya kapsamında yer alan delillerle sanığın yasa dışı bahis oynadığı ya da oynanmasına aracılık ettiği düşünülebilir ise de; 3. kişilerden yasa dışı bahis oynamak üzere toplanan paraların transferini sağladığına dair, aşamalardaki savunmalarının aksini gösterir başkaca delil bulunamadığından, dosyadaki mevcut delillerin sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olarak nitelendirilemeyeceği göz önüne alındığında; şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine kararı verilmesi ... hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 10.06.2026 tarihli, E. 2025/1216, K. 2026/6908 sayılı karar

Buradan çıkan üç sonuç şudur: MASAK raporu tek başına mahkûmiyet delili değildir; kendi adına bahis oynamak ile para nakline aracılık etmek farklı fiillerdir; ve aranan delil, üçüncü kişilerden toplanan paraların transferini sağladığına ilişkin delildir. 7258 sayılı Kanun'un tüm bentleri, hesap blokesi, elkoyma, zincirleme suç ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığının davaya katılması konularının ayrıntılı incelemesi için Yasa Dışı Bahis Suçu ve Cezası Nedir? (7258 Sayılı Kanun m. 5) başlıklı rehberimize bakabilirsiniz.

Ayrıca 5651 sayılı Kanun m. 8/1-c uyarınca, 7258 sayılı Kanun'daki suçları oluşturan internet yayınları bakımından içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi hükümleri uygulanır; bu karar hâkim, mahkeme veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilir ve koruma tedbiri niteliğindeki karara CMK hükümlerine göre itiraz edilebilir.

Bilişim Suçlarında Hangi Koruma Tedbiri Uygulanabilir? Katalog Karşılaştırması

TCK m. 243–245/A isnadında CMK m. 128 elkoyma ve m. 135 dinleme uygulanamaz; TCK m. 142/2-e ve 158/1-f, l isnadında bu tedbirler mümkündür.
Tablo: Bilişim suçlarında suç tipine göre uygulanabilecek koruma tedbirleri (Kaynak: CMK m. 128, 128/A, 134, 135, 139, 140).

Bu bölüm, bu rehberin savunma açısından en işlevsel kısmıdır. Türk ceza muhakemesinde en ağır koruma tedbirleri katalog suçlara bağlanmıştır; yani ilgili maddede sayılmayan bir suç isnadı, o tedbire dayanak olamaz. Bilişim suçları bakımından bu kataloglar şaşırtıcı biçimde dardır.

Hangi tedbir hangi suçta uygulanabilir?
Tedbir TCK 243 / 244 / 245 / 245-A TCK 142/2-e TCK 158/1-f, l 7258 s.K. m. 5/1-a,b,c,ç
CMK m. 128 — taşınmaz, hak ve alacaklara (banka hesaplarına) elkoyma Hayır (katalogda yok) Evet (m. 128/2-a-3) Evet (m. 128/2-a-6) Evet (7258 m. 5'e eklenen fıkra yollamasıyla)
CMK m. 128/A — hesabın 48 saate kadar askıya alınması Yalnızca TCK 245 (m. 128/A-1-c) Evet (m. 128/A-1-a) Evet (m. 128/A-1-b) Hayır
CMK m. 135 — iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması Hayır (m. 135/8 katalogunda yok) Evet (m. 135/8-a-6) Evet (m. 135/8-a-6) Evet (7258 m. 5 yollamasıyla)
CMK m. 134 — bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma Evet (suç sınırlaması yok) Evet Evet Evet
CMK m. 139 — gizli soruşturmacı / m. 140 — teknik araçlarla izleme Hayır Kendi kataloglarına göre Kendi kataloglarına göre Evet (7258 m. 5 yollamasıyla)

CMK m. 128: banka hesabına elkoyma

Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma – CMK m. 128 (ilgili fıkralar)

(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; ... c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, ... Elkonulabilir. ... (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır.

(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. ... Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.

(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.

Savunma bakımından dört denetim noktası vardır:

  1. Katalog denetimi. CMK m. 128/2'de sayılan suçlar arasında TCK m. 243, 244, 245 ve 245/A yer almaz. Yalnızca bu maddelerden yürütülen bir soruşturmada CMK m. 128 uyarınca hesaba elkoyma kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
  2. Şüphe derecesi. Ölçüt "makul şüphe" değil, somut delillere dayanan kuvvetli şüphedir. Yalnızca çok sayıda kişiden para gelmiş olması veya bir şüpheli işlem bildirimi bu eşiği tek başına karşılamayabilir.
  3. Rapor şartı. Elkoyma kararı öncesinde BDDK, SPK, MASAK gibi kurumlardan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması gerekir.
  4. Karar mercii ve ölçülülük. Karar ancak hâkim tarafından verilebilir (m. 128/9). Tedbirin kapsamı isnatla bağlantısı kurulan tutarla sınırlı tutulmalı; maaş ve nafaka hesaplarının kapsama alınıp alınmadığı denetlenmelidir.

CMK m. 128/A: hesabın 48 saate kadar askıya alınması

24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle eklenen CMK m. 128/A, bankalara ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarına hâkim veya savcı kararı olmaksızın hesabı askıya alma yetkisi tanımıştır. Ancak bu yetki üç suça bağlanmıştır:

Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma – CMK m. 128/A (Ek:24/12/2025-7571/22 md.)

(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;

a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e),
b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent f ve l),
c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde 245),

suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.

(2) Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili malî kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru hakkında yirmidört saat içinde karar verir.

(4) Birinci fıkra uyarınca malî kurum tarafından askıya alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından 128 inci maddede belirtilen rapor alma şartı aranmaz.

(5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.

(6) Bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu tutulmaz.

(7) Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya belgenin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. İstenen bilgi veya belgenin gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Bu maddenin savunma bakımından üç kritik yönü vardır:

  • Katalog dardır. TCK m. 243, 244 ve 245/A ile 7258 sayılı Kanun'daki suçlar bu katalogda yer almaz. Yalnızca yasa dışı bahis isnadına dayanılarak CMK m. 128/A uyarınca hesap askıya alınması hukuka aykırıdır.
  • Süreler kısadır ve işlemeye hemen başlar. Askıya alma azami kırk sekiz saat; hesap sahibinin başvurusu hakkında savcı yirmi dört saat içinde karar verir; hâkim onayına sunulmayan veya kırk sekiz saat içinde karara bağlanmayan elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu nedenle başvurunun aynı gün yapılması belirleyicidir.
  • Rapor şartı aranmaz. CMK m. 128'deki BDDK/MASAK raporu şartı bu madde bakımından uygulanmaz (m. 128/A-4). Yani bu yol, m. 128'e göre çok daha hızlı işler.

Konunun tüm ayrıntısı için Banka ve Kripto Hesaplarının Askıya Alınması (CMK m. 128/A) başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

CMK m. 135: bilişim suçlarında telefon dinleme kararı verilebilir mi?

Hayır — en azından dar anlamda bilişim suçları bakımından verilemez. CMK m. 135/8'de tedbirin uygulanabileceği suçlar tek tek sayılmıştır ve bu katalogda TCK m. 243, 244, 245 ve 245/A bulunmaz. Katalogda yer alan ilgili hüküm şudur:

CMK m. 135/8 (ilgili bent)

(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan; ... 6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158), ...

(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.

Bunun pratik anlamı şudur: bir dosya TCK m. 243 veya 244'ten yürütülüyorsa iletişimin dinlenmesi tedbirine başvurulamaz; buna karşılık aynı olay TCK m. 142/2-e veya m. 158 olarak nitelendirilirse tedbir mümkün hâle gelir. Bu nedenle dosyada bir dinleme kaydı varsa, o kaydın hangi suç isnadına dayanan hangi tarihli karara istinaden alındığı mutlaka denetlenmelidir. Katalog dışı bir suç isnadına dayanılarak elde edilen iletişim içeriği, CMK m. 135/9 ve m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz.

CMK m. 134: Dijital Delilin Hukuka Uygunluğu — İmaj ve Hash Güvenceleri

Bilişim suçu dosyalarının neredeyse tamamında bilgisayar, telefon veya harici bellek üzerinde inceleme yapılır. Bu işlemin hukuki rejimi CMK m. 134'te düzenlenmiştir:

Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma – CMK m. 134

(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.

(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.

(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.

(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.

(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.

Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararı: yedekleme = imaj alma

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararı, adli bilişim ve CMK m. 134 bakımından şu anda erişilebilen en kapsamlı ve en yüksek düzeyli içtihattır. Kurul önce tedbirin üç ön şartını saymıştır: (1) bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmanın bulunması, (2) somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı, (3) başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması. Ardından "yedekleme" kavramını tanımlamıştır:

"CMK'nın 134. maddesinde düzenlenen bilişim sistemlerinde arama ve el koyma konusunda önemli bir terim yedekleme olarak karşımıza çıkmaktadır. ... Maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen 'yedekleme' tabirinden, imaj alma işlemini anlamak gerekir. Zira imaj alma, dijital medyanın alelade kopyalanması değil aktif, silinmiş veya artık alanlarında bulunan verilerin, orijinal medyadaki hâliyle birebir aynı, adeta aynadaki görüntüsü gibi yedeklenmesidir. Bu işlem verilerin özet-kriptografik hash değerinin çıkarılması olarak da adlandırılmaktadır. ... Yedekleme işlemi de mutlak suretle şüpheli ve/veya müdafiinin huzurunda yapılarak imaj alınmadan önce sisteme veri yerleştirildiği ve daha sonra imaj alındığı şüphesi ortadan kaldırılmalıdır." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025 tarihli, E. 2025/94, K. 2025/227 sayılı karar

Kurul ayrıca, tedbirin uygulanacağı cihazın şüpheliye ait olması gerekmediğine de işaret etmiştir: "tedbirin uygulanacağı bilgisayar, bilgisayar programı ve kütükleri bakımından 'şüphelinin kullandığı' ifadesine yer verilerek, bunların şüpheliye ait olması gibi bir koşul da aranmamıştır."

Kararın savunma açısından en önemli bölümü, usulsüzlüğün sonucunu belirleyen paragraftır:

"Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; CMK'nın 134. maddesinde düzenlenen tedbire ilişkin olarak kanun koyucunun amacının ceza davasında delil oluşturabilecek dijital verilerin mevcut hâllerinin korunması, bu verilere imajlarının alınmasından önce müdahale etme imkânının ortadan kaldırılması ve şüphelinin mağduriyetinin önlenmesi olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla ... şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da kolluk personelinin yetersizliği, ekipman yokluğu, ortamın incelemeye elverişli olmaması, soruşturmanın kapsamı gibi objektif olarak kabulü gereken zorunlu nedenlerden dolayı mahallinde inceleme yapılamaması nedenleriyle suça konu dijital verilere el konulduğu hususu tutanakta belirtilmeden, elkoyma işlemine geçildiği sırada da sistemdeki verilerin yedeklemesi yapılmadan ve istenmesi hâlinde yedekten bir kopya alınıp şüpheli veya müdafiine verilmeden ... dijital delillere imaj alınmadan önce müdahale edildiği intibasını ortadan kaldıracak önlemler alınmadan inceleme yapılması hâlinde arama ve elkoyma işleminin yasaya ve hukuka uygunluğundan bahsetmek mümkün olmayacak ve elde edilen veriler hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil niteliğinde olacaktır. Bu anlamda yapılan yedekleme işlemi soruşturmanın güvenilirliği, tarafsızlığı ve adil yargılanma hakkına uygunluğu açısından son derece önem taşımaktadır." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025 tarihli, E. 2025/94, K. 2025/227 sayılı karar

Bu paragraf, dijital delil itirazının çerçevesini çizer. Denetlenecek hususlar şunlardır: mahallinde inceleme yapılamama gerekçesinin tutanağa yazılıp yazılmadığı; elkoyma anında yedekleme (imaj) yapılıp yapılmadığı; hash değerinin hesaplanıp tutanağa geçirilip geçirilmediği; istenmesi hâlinde şüpheliye veya müdafiine kopya verilip verilmediği; ve işlemin şüpheli ya da müdafi huzurunda yapılıp yapılmadığı. Konunun tüm ayrıntısı için CMK Madde 134'e Göre Elektronik Delillerin Hukuka Uygunluğu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Bilişim Suçlarında Zorunlu Müdafi: CMK m. 150/3

Bilişim suçu dosyalarında sıkça gözden kaçan bir güvence, zorunlu müdafi atanmasıdır.

Müdafiin görevlendirilmesi – CMK m. 150 (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)

(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Ölçüt alt sınırın beş yıldan fazla olmasıdır. Bilişim suçları bakımından tablo şöyledir: TCK m. 243 (alt sınır yok/altı ay/bir yıl), m. 244 (altı ay–iki yıl), m. 245/1 (üç yıl), m. 245/2 (üç yıl), m. 245/3 (dört yıl), m. 245/A (bir yıl) ve m. 142/2-e (tam beş yıl) bakımından bu eşik tek başına aşılmaz. Ancak nitelikli hâller devreye girdiğinde durum değişir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.05.2022 tarihli, E. 2022/2-155, K. 2022/321 sayılı kararında, takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan nitelikli hâller nedeniyle cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması hâlinde, istem aranmaksızın müdafi atanması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 07.01.2025 tarihli kararıyla bu ilkeyi nitelikli dolandırıcılık dosyasına uygulamıştır:

"Somut olayda sanığın yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafiinin bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156. maddesi gereğince de Yerel Mahkemece resen bir müdafi tayin edilmediği, sanığa isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-L maddesi ve son cümlesi uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun'un 158/3. maddesine göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafi atanmasında zorunluluk bulunması, aynı Kanun'un 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli teşkil etmektedir." — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 07.01.2025 tarihli, E. 2024/466, K. 2025/322 sayılı karar

Dürüst bir kayıt: Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, CMK m. 150/3'teki eşiğin suçun temel şekline göre belirlenmesi gerektiği, kanun sistematiğinde görev, müdafi zorunluluğu ve temyiz edilebilirlik gibi konularda suçun basit şeklinin esas alındığı ve "suçun daha ağır cezayı gerektiren ağırlaştırıcı nedenlerinin zorunlu müdafilik tesisinde esas alınacağı yönünden açık bir yasal düzenleme bulunmadığı" savunulmuştur. Dolayısıyla bu husus, Daire içinde de tartışmalıdır ve her dosyada ayrıca ileri sürülmesi gerekir. Buna karşılık müdafi atanmamasının CMK m. 289/1-h anlamında kesin hukuka aykırılık sayılması, savunma bakımından çok güçlü bir temyiz sebebidir.

Ceza, Zamanaşımı ve Yargılama Rejimi Tablosu

Bilişim suçlarında dava zamanaşımı TCK m. 243, 244/1-2 ve 245/A'da 8 yıl; m. 244/4 ile banka veya kredi kartı suçlarında (m. 245) 15 yıldır.
Tablo: TCK m. 243–245/A'daki bilişim suçlarında ceza ve olağan dava zamanaşımı (Kaynak: TCK m. 66, 243–245/A).
Bilişim suçlarında ceza ve olağan dava zamanaşımı (TCK m. 66)
Hüküm Fiil Ceza Olağan dava zamanaşımı
TCK 243/1 Bilişim sistemine hukuka aykırı girme veya orada kalma 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 243/3 Bu fiil nedeniyle verilerin yok olması veya değişmesi 6 ay – 2 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 243/4 Veri nakillerini sisteme girmeksizin teknik araçlarla izleme 1 – 3 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 244/1 Sistemin işleyişini engelleme veya bozma 1 – 5 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 244/2 Verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma, veri yerleştirme, veri gönderme 6 ay – 3 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 244/3 Fiilin banka, kredi kurumu veya kamu kurumu sistemi üzerinde işlenmesi Ceza yarı oranında artırılır Artırılmış üst sınıra göre; m. 66/3 uyarınca nitelikli hâl dikkate alınır
TCK 244/4 Müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama (başka suç oluşmuyorsa) 2 – 6 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 245/1 Başkasına ait gerçek kartın rıza olmaksızın kullanılması 3 – 6 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 245/2 Sahte kart üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme 3 – 7 yıl hapis + 10.000 güne kadar adli para cezası 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 245/3 Sahte kartı kullanarak yarar sağlama 4 – 8 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 245/A Yasak cihaz veya program imal, bulundurma, satma vb. 1 – 3 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 142/2-e Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık 5 – 10 yıl hapis 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 158/1-f, l Nitelikli dolandırıcılık (bilişim sistemi / kurum çalışanı gibi tanıtma) 4 – 10 yıl hapis + adli para cezası (menfaatin iki katından az olamaz) 15 yıl (m. 66/1-d)
TCK 136/1 Kişisel verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme 2 – 4 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)
TCK 134/2 Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı ifşa 2 – 5 yıl hapis 8 yıl (m. 66/1-e)

Zamanaşımı hesabında iki kural: (i) TCK m. 66/3 uyarınca sürenin belirlenmesinde, dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur; buna karşılık indirim nedenleri dikkate alınmaz. (ii) TCK m. 67/2'de sayılan nedenlerle (savcı huzurunda ifade veya sorgu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi, mahkûmiyet kararı) zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar; m. 67/4 uyarınca süre en fazla kanunda öngörülen sürenin yarısı kadar uzar. Yukarıda anılan 22.06.2026 tarihli karar tam bu hesabı yapmaktadır.

Yargılama rejimi: etkin pişmanlık, şikâyet, uzlaştırma, HAGB
Kurum TCK 243–244 TCK 245 TCK 142/2-e ve 158 7258 s.K. m. 5
Etkin pişmanlık Yok Yalnızca m. 245/1 (m. 245/5 yollamasıyla TCK m. 168) Var (TCK m. 168) Yok
Şikâyet Aranmaz (resen soruşturulur) Aranmaz Aranmaz Aranmaz
Uzlaştırma Kapsam dışı Kapsam dışı Kapsam dışı Kapsam dışı
HAGB / erteleme Mümkün (2 yıl ve altı ceza için) Alt sınırlar nedeniyle çoğunlukla mümkün değil; etkin pişmanlık uygulanırsa gündeme gelebilir Alt sınırlar nedeniyle çoğunlukla mümkün değil Yalnızca m. 5/1-ç bakımından pratik
Adli para cezasına çevirme (TCK m. 50) 1 yıl ve altı hapis için mümkün Mümkün değil Mümkün değil Mümkün değil
Tüzel kişi güvenlik tedbiri TCK m. 246 TCK m. 246 TCK m. 169 7258 m. 5/3

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi'dir. Dayanak, 5235 sayılı Kanun'un iki maddesidir:

5235 sayılı Kanun m. 12 ve m. 14

m. 12 (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. ...

m. 14 – Mahkemenin görevinin belirlenmesi. Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.

Bu iki madde birlikte okunduğunda, incelediğimiz suçların tamamının üst sınırı on yılı geçmediğinden (TCK m. 142/2-e ve m. 158/1'de üst sınır tam on yıldır) görev asliye ceza mahkemesindedir.

Uygulamadaki tartışma: TCK m. 158/3 (suçun üç veya daha fazla kişiyle birlikte ya da örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi) uygulandığında sonuç ceza on yılı aşar. Bu artırımın 5235 m. 14 anlamında "ağırlaştırıcı neden" mi yoksa görevi etkileyen bir "nitelikli hâl" mi olduğu tartışmalıdır; yukarıda anılan 11. Ceza Dairesi kararındaki karşı oyda "TCK 158/3 maddesini nitelikli hal olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmek gerekir" görüşü savunulmuştur. Uygulamada bu isnadı taşıyan dosyaların bir kısmı ağır ceza mahkemelerinde görülmektedir. Ayrıca 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle 5235 sayılı Kanun m. 12'deki "nitelikli dolandırıcılık (m. 158)" ibaresi çıkarılmıştır; aynı Kanun'la eklenen Geçici 7. madde uyarınca, o tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan nitelikli dolandırıcılık davalarına kesin hükme kadar eski görev kurallarına göre bakılmaya devam edilir. Bu nedenle iddianamedeki nitelendirme ile birlikte görev sorunu da her dosyada ayrıca denetlenmelidir; görevsiz mahkemede yapılan yargılama bağımsız bir bozma nedenidir.

Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m. 12). Bilişim suçlarında bu ölçüt sorun yaratabilir: fail bir ilde, mağdur başka bir ilde, sunucu ise yurt dışında olabilir. Ancak CMK m. 12/6 uyarınca bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Bunun dışında uygulamada haksız menfaatin temin edildiği yer veya para akışının merkezlendiği yer savcılığı da soruşturmayı yürütebilmektedir. Çok sayıda şüpheli ve hesabın bulunduğu dosyalarda birleştirme ve yetki itirazları ayrıca değerlendirilmelidir.

Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: dosya hangi adliyede görülür?

İstanbul'da adli teşkilat iki ayrı adliye merkezi hâlinde örgütlenmiştir. Kadıköy, Kartal, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy, Tuzla, Beykoz, Şile ve Adalar ilçelerinden kaynaklanan ceza dosyaları, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulur ve İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki asliye ceza, ağır ceza ve sulh ceza hâkimlikleri önünde görülür. Nitekim yukarıda aktardığımız TCK m. 245/A kararı da İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle açılan bir davaya ilişkindir.

Bunun pratik anlamı şudur: Kadıköy ve Kartal'da oturan bir kişi hakkında yürütülen bilişim suçu soruşturmasında ifade, itiraz ve dosya inceleme işlemleri Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde yapılır. Hesap blokesine itiraz, elkoyma kararına itiraz ve CMK m. 128/A kapsamındaki başvurular da aynı yer savcılığı ve sulh ceza hâkimlikleri nezdinde işlem görür. Büromuzun Kartal Cevizli'de, adliyeye yakın konumda bulunması; kısa süreli ve gün içinde sonuçlanması gereken bu başvurularda pratik bir avantaj sağlamaktadır.

Savunma Stratejisi: 14 Maddelik Denetim Listesi

Bilişim suçu dosyalarında savunma, genel bir "ben yapmadım" beyanıyla kurulamaz. Aşağıdaki denetim listesi, dosyanın hem hukuki hem teknik omurgasını sırayla sorgular:

  1. Nitelendirme denetimi. İddianame hangi maddeye dayanıyor? Fiil TCK m. 142/2-e, m. 158/1-f/l, m. 244/4 veya m. 245'ten hangisine uyuyor? Nitelendirme değişirse ceza, zamanaşımı, etkin pişmanlık ve uygulanabilir tedbirler değişir.
  2. Katalog denetimi. Dosyada iletişim dinleme kaydı veya hesap elkoyma kararı varsa, isnat edilen suç CMK m. 135/8 ve m. 128/2 kataloglarında yer alıyor mu? Katalog dışı isnada dayanan tedbir hukuka aykırıdır.
  3. CMK m. 128/A denetimi. Hesap askıya alındıysa hangi suç isnadına dayanılmış? TCK m. 142/2-e, m. 158/1-f/l ve m. 245 dışında bir isnat varsa işlem dayanaksızdır. Bildirim yapıldı mı, 24 saatlik savcılık kararı verildi mi, 48 saatlik hâkim onayı alındı mı?
  4. Elkoyma kararının mercii ve şüphe derecesi. CMK m. 128 uyarınca karar hâkim tarafından mı verilmiş (m. 128/9)? "Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe" gerekçesi gösterilmiş mi? BDDK/MASAK raporu alınmış mı?
  5. CMK m. 134 usul denetimi. Hâkim kararı var mı; savcı kararı 24 saat içinde onaya sunulmuş mu? Mahallinde inceleme yapılamama gerekçesi tutanağa yazılmış mı? İmaj alınmış, hash hesaplanmış ve tutanağa geçirilmiş mi? İstenmesine rağmen kopya verilmiş mi? İşlem müdafi huzurunda mı yapılmış?
  6. Bilirkişi raporunun denetimi. Rapor hangi imaj üzerinden düzenlenmiş? Hash doğrulaması yapılmış mı? İnceleme yöntemi raporda gösterilmiş mi? Bilirkişinin uzmanlık alanı fiilin niteliğine uygun mu? Eksiklik varsa ek rapor veya yeni bilirkişi talep edilmelidir.
  7. IP ve bağlantı kayıtları. Dosyada yalnızca abone tahsis bilgisi mi var, yoksa kaynak port ve zaman damgası da bildirilmiş mi? IP statik mi dinamik mi? NAT/CGNAT sorgusu yapılmış mı? Ortak kullanım, şifresiz kablosuz ağ veya zararlı yazılım ihtimali araştırılmış mı?
  8. Cihaz kimliği ve giriş kayıtları. Mobil bankacılık veya hesap giriş kayıtlarında hangi cihaz kimliği (device ID) görünüyor? İşlem saatlerinde müvekkilin bulunduğu yer ile bağlantı kaydı uyumlu mu? Suçta kullanılan GSM hattının fiilî kullanıcısının tespiti ve fatura ödemelerinin delil değeri ayrıca araştırılmalıdır.
  9. Paranın fiilen kim tarafından çekildiği. ATM kamera görüntüleri ve işlem saatleri temin edilmeli; görüntüler saklama süresi içinde talep edilmelidir.
  10. Hesap kullandırma savunması belgelendirilmeli. Hesap başkasına kullandırıldıysa bu kişiyle iletişim içerikleri, bilgilerin ne zaman ve nasıl paylaşıldığı; farklı bir ticari veya kişisel ilişkiye dayanıyorsa fatura, sözleşme, dekont ve yazışmalar dosyaya sunulmalıdır.
  11. Menfaat unsuru. Kişinin işlemlerden fiilen bir kazanç veya komisyon elde edip etmediği araştırılmalı; elde etmemişse bu husus TCK m. 158/4 ve iştirakin kapsamı bakımından ileri sürülmelidir.
  12. Zorunlu müdafi denetimi. İsnat edilen suçun alt sınırı, zorunlu artırım nedenleriyle birlikte beş yılı aşıyor mu? Aşıyorsa ve müdafi atanmamışsa CMK m. 289/1-h kapsamında kesin hukuka aykırılık ileri sürülmelidir.
  13. Zamanaşımı hesabı. Süre TCK m. 66'nın hangi bendine göre hesaplanmış? Nitelikli hâller m. 66/3 uyarınca dikkate alınmış mı? Kesme nedenleri ve m. 67/4 sınırı doğru uygulanmış mı?
  14. Diğer dosyalar ve içtima. Aynı hesap veya cihaza ilişkin başka soruşturma ve davalar UYAP üzerinden tespit edilmeli; TCK m. 43 (zincirleme suç) ve dosyaların birleştirilmesi değerlendirilmelidir. Kesinleşmiş dosya varsa mahsup istenmelidir.

"Hesabım çalındı" savunması nasıl kurulur?

Sosyal medya ve e-posta hesapları üzerinden işlendiği ileri sürülen suçlarda en sık ileri sürülen savunma, hesabın ele geçirildiğidir. Bu savunma soyut kaldığında kabul görmez; ancak doğrulanabilir kayıtlarla desteklendiğinde ve dosyadaki teknik raporda çelişki bulunduğunda sonuç değişir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli kararı bunun somut örneğidir:

"Sanığın aşamalarda suça konu ... hesabının çalındığını ve kendisine sürekli şifre yenilendiğine dair mail bildirimlerinin geldiğini söylemesi ve buna ilişkin ekran görüntülerini sunması, açık kaynak araştırma raporu üst yazısında ihbara ekli paylaşımların tespit edilemediğinin bildirilmesi ve rapor içeriğinde suça konu paylaşımların tespit edilemediğinin anlaşılmasına rağmen üst yazı devamında ekran görüntüsü alındığının belirtilmesi karşısında, oluşan bu çelişki de giderilmeden yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.06.2026 tarihli, E. 2024/7008, K. 2026/10129 sayılı karar

Kararın iki dersi vardır. Birincisi, savunmanın zamanında ve belgeyle ileri sürülmesi gerekir: sanık şifre yenileme bildirimlerine ilişkin ekran görüntülerini dosyaya sunmuştur. İkincisi, açık kaynak araştırma raporunun kendi içinde tutarlı olup olmadığı ayrıca denetlenmelidir; üst yazı ile rapor içeriği arasındaki çelişki tek başına bozma nedeni olabilmektedir. Fail tespiti, IP–URL–LOG kayıtları ve açık kaynak araştırmasının sınırları konusunda ayrıntılı değerlendirme için Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Suçlar ve Delil Temini başlıklı yazımıza; IP kaydının delil değeri ve spoofing savunması için IP Spoofing (IP Sahteciliği) ve IP Tespitinin Delil Değeri başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Bilişim Suçu Avukatı Somut Olarak Ne Yapar?

Soruşturma aşamasında

  • Dosya inceleme ve isnadın kapsamının belirlenmesi; kısıtlama kararı varsa buna itiraz,
  • Olay kronolojisinin, para akış şemasının ve cihaz–hesap–IP eşleştirmesinin hazırlanması,
  • İfade hazırlığı ve ifade işlemine katılım; CMK m. 147 kapsamındaki hakların kullanılmasının sağlanması,
  • Banka kayıtları, cihaz kimliği ve giriş kayıtları, IP/CGNAT ve HTS kayıtları, ATM görüntüleri ve cihaz inceleme raporları için yazılı delil toplama talepleri,
  • Hesap blokesi, elkoyma, CMK m. 128/A askıya alma ve diğer koruma tedbirlerine süresinde itiraz,
  • CMK m. 134 usulüne aykırılıkların tespiti ve hukuka aykırı delil itirazının kayda geçirilmesi,
  • Bilirkişi raporlarının denetimi; ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talebi,
  • Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar talebi; verilmezse iddianameye karşı hazırlık.

Kovuşturma aşamasında

  • İddianamedeki nitelendirmenin denetlenmesi; gerekiyorsa ek savunma hakkı talebi,
  • Görev ve yetki itirazlarının ileri sürülmesi,
  • Zorunlu müdafi, zamanaşımı ve içtima itirazlarının duruşma tutanağına geçirilmesi,
  • Zincirleme suç ve dosya birleştirme talepleri,
  • Tanık dinletme; teknik raporlardaki çelişkilerin duruşmada ortaya konulması,
  • Müsadere kapsamına giren ve girmeyen malvarlığı değerlerinin ayrıştırılması,
  • Esas hakkında savunma; istinaf ve temyiz başvuruları ile kanun yararına bozma yolunun değerlendirilmesi.

Mağdur vekilliği

Bilişim suçlarında mağdur tarafında da zamanla yarışılır. Trafik bilgisi ve log kayıtlarının saklama süreleri sınırlıdır; geç yapılan şikâyet, faile teknik olarak ulaşılmasını imkânsız kılabilir. Bu nedenle mağdur vekilliğinde ilk 48 saat kritiktir: URL'lerin ve içeriğin noter veya e-tespit yoluyla kayda alınması, şikâyet dilekçesinde tam URL, tarih–saat ve kullanıcı kimliği bilgilerinin verilmesi, IP–port–zaman damgası sorgusunun ve 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin çıkarılması ile erişimin engellenmesi taleplerinin gecikmeden yapılması gerekir.

Yazar Hakkında

Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku, bilişim suçları ve siber suçlar hukuku alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda bilişim suçları, elektronik delil ve koruma tedbirleri dosyalarını yürütmektedir. Bilişim suçları ve ceza hukuku alanında yayımlanmış iki adet kitabı bulunmakla beraber hukukihaber.net haber sitesinde bilişim suçları üzerine yazarlık da yapmaktadır. Bu rehberdeki tüm kanun metinleri mevzuat.gov.tr'deki yürürlükteki hâlleriyle; tüm mahkeme kararları ise Yargıtay Karar Arama ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi içtihat veri tabanlarındaki tam metinlerinden birebir alıntılanmıştır.

Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçu Avukatı Desteği — LimanLegal Hukuk Bürosu

Bilişim suçu dosyaları; banka hareketleri, MASAK raporları, IP ve HTS kayıtları, cihaz inceleme raporları ve kripto varlık transferlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren, teknik ve hukuki uzmanlık isteyen dosyalardır. Bir hesabın veya cihazın kişiye ait olması, o hesabın veya cihazın fiilen kim tarafından kullanıldığı konusunda ayrıntılı araştırma yapılması gereğini ortadan kaldırmaz.

Hesabınıza bloke konulduysa, ifadeye çağrıldıysanız, cihazlarınıza el konulduysa veya hakkınızda bir bilişim suçu soruşturması bulunduğunu öğrendiyseniz, süreler kısa olduğu için gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.

İstanbul Kartal Cevizli'de, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne yakın konumda bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Kartal, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar ve Pendik başta olmak üzere İstanbul genelinde bilişim suçları, yasa dışı bahis ve ceza hukuku alanında soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Bilişim suçu nedir?

Türk hukukunda "bilişim suçu" tek bir suç adı değildir; bir suç kümesini anlatan şemsiye kavramdır. İki gruba ayrılır: bilişim sisteminin suçun hedefi olduğu suçlar (TCK m. 243, 244, 245, 245/A) ve bilişim sisteminin suçun aracı olduğu suçlar (TCK m. 142/2-e bilişim yoluyla hırsızlık, m. 158/1-f ve l nitelikli dolandırıcılık, m. 132–136 özel hayat ve kişisel veri suçları, m. 226 müstehcenlik, 7258 sayılı Kanun m. 5 yasa dışı bahis, 5846 sayılı Kanun m. 71 telif ihlali). Doğru savunma için önce dosyanın hangi gruba girdiği belirlenmelidir.

Bilişim suçu avukatı ne yapar?

Bilişim suçu avukatı iki katmanda çalışır. Hukuki katmanda: iddianamedeki nitelendirmeyi denetler, koruma tedbirlerinin katalog ve şüphe derecesi şartlarını inceler, zamanaşımı hesabını, görev ve yetki sorununu ve zorunlu müdafi güvencesini kontrol eder. Teknik katmanda: IP, port ve zaman damgası kayıtlarının içeriğini, cihaz kimliği ve giriş kayıtlarını, CMK m. 134 kapsamındaki imaj ve hash güvencelerini, bilirkişi raporunun yöntemini ve açık kaynak araştırma raporunun iç tutarlılığını denetler; eksik araştırılan hususlar için yazılı delil talepleri sunar.

Kadıköy'de oturuyorum, bilişim suçu dosyam hangi adliyede görülür?

Kadıköy, Kartal, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Çekmeköy, Tuzla, Beykoz, Şile ve Adalar ilçelerinden kaynaklanan ceza dosyaları İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulur ve Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki mahkemelerde görülür. Hesap blokesine ve elkoyma kararına itirazlar ile CMK m. 128/A kapsamındaki başvurular da aynı yer savcılığı ve sulh ceza hâkimlikleri nezdinde yapılır.

Bilişim sistemine girme suçunun cezası nedir?

TCK m. 243/1 uyarınca bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak giren ya da orada kalmaya devam eden kişiye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemlerde ceza yarı oranına kadar indirilir (m. 243/2). Fiil nedeniyle veriler yok olur veya değişirse altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (m. 243/3). Veri nakillerinin sisteme girmeksizin teknik araçlarla izlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir (m. 243/4).

Eşimin sosyal medya hesabına girmek suç mudur?

Kural olarak evet; ancak somut olayın koşullarına göre hukuka aykırılık bilinci bulunmadığı sonucuna varılabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 16.09.2025 tarihli, E. 2023/3261, K. 2025/6514 sayılı kararında, eşinin Facebook hesabına girerek yazışmaları boşanma davasına delil olarak sunan sanığın beraatine ilişkin hüküm onanmıştır. Kararda üç koşul vurgulanmıştır: içeriğin üçüncü kişilerle paylaşılmamış olması, çoğaltılıp dağıtılmamış olması ve eylemin yargılamada iddiayı ispat amacı taşıması. İçeriğin yayıldığı olaylarda aynı sonuca varılmaz.

TCK m. 244/4 hangi hâllerde uygulanır?

Bilişim sistemine müdahale suretiyle kişinin kendisi veya başkası yararına haksız bir çıkar sağlanması ve bu fiilin başka bir suç oluşturmaması hâlinde uygulanır; ceza iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Tali (tamamlayıcı) normdur: aynı fiil TCK m. 142/2-e, m. 158 veya m. 245 kapsamına giriyorsa m. 244/4 uygulanmaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.02.2026 tarihli, E. 2025/4916, K. 2026/1082 sayılı kararında, üniversite sisteminde ders notlarının değiştirilmesiyle haksız çıkar sağlanması eyleminin m. 244/4 kapsamında olduğu, m. 244/1'den hüküm kurulmasının suç vasfında yanılgı oluşturduğu belirtilmiştir.

SMS'teki linke tıkladım, hesabımdan para çekildi — bu hangi suçtur?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 10.02.2026 tarihli, E. 2025/16587, K. 2026/2188 sayılı kararında, aldatıcı SMS'teki bağlantıya tıklanması sonucu telefona yüklenen casus yazılımla hesap bilgilerinin ele geçirildiği ve ardından EFT yapıldığı olayda eylemin TCK m. 142/2-e'de düzenlenen bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Gerekçe şudur: aldatma yalnızca şifre ve banka bilgilerini elde etmeye yöneliktir; para transferi sırasında mağdurun aldatılmış bir iradesi ve müdahalesi bulunmadığından dolandırıcılık suçu oluşmaz.

Kendini bankacı olarak tanıtıp şifremi alan kişi hangi suçu işler?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 03.06.2025 tarihli, E. 2025/5674, K. 2025/10911 sayılı kararında, kendisini bankacı olarak tanıtan kişinin şifreyi aldığı ve bu bilgilerle mağdurun hesabından havale yapıldığı olayda eylemin TCK m. 142/2-e kapsamında hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmiş; TCK m. 158/1-l'den hüküm kurulması yönündeki kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Buna karşılık mağdurun aldatılarak bizzat para göndermeye ikna edildiği olaylarda (sahte satış, sahte yatırım, sahte kamu görevlisi talimatı) nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir.

Bilişim yoluyla hırsızlık ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Belirleyici ölçüt, zararı doğuran işlemi kimin yaptığıdır. Dolandırıcılıkta mağdurun iradesi hile ile sakatlanır ve işlemi mağdurun kendisi yapar. Hile yalnızca hesap bilgisi ve şifreyi elde etmeye yönelmişse, transfer çalınan bilgilerle yapıldığından fiil hırsızlıktır (TCK m. 142/2-e). Yargıtay'ın yerleşik ifadesiyle: "Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir."

Banka hesabımı başkasına kullandırdım, dolandırıcılık parası geçti — cezam ne olur?

16/7/2026 kabul tarihli 7589 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkra uyarınca, TCK m. 157 ve 158'deki suçlara iştirakin yalnızca ödeme aracını ya da hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir. Hüküm "kendisine veya başkasına ait" ifadesini taşıdığından kişinin kendi hesabını vermesi de kapsamdadır; banka dışında aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları da sayılmıştır. Ancak indirim TCK m. 157–158'e özgüdür; fiil TCK m. 142/2-e veya 7258 sayılı Kanun m. 5/1-c kapsamında nitelendirilirse uygulanmaz.

TCK m. 158/4 indirimi kesinleşmiş veya derdest dosyalarda uygulanır mı?

7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, kanun yolu incelemesindeki dosyalardan bu fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemesi ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar da ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yedinci fıkra uyarınca ise infaz aşamasındaki ve haklarında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlüler, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde tamamen gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2'deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir.

Banka veya kredi kartı suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?

On beş yıldır. TCK m. 245'in her üç fıkrasında da hapis cezasının üst sınırı beş yılı aştığından (sırasıyla altı, yedi ve sekiz yıl), TCK m. 66/1-d uygulanır. Uygulamada sekiz yıllık süre (m. 66/1-e) hatalı biçimde uygulanabilmektedir; Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 22.06.2026 tarihli, E. 2026/825, K. 2026/6803 sayılı kararıyla, sekiz yıl kabul edilerek verilen düşme kararı kanun yararına bozulmuştur.

Bilişim suçlarında telefonum dinlenebilir mi?

Dar anlamda bilişim suçlarında hayır. CMK m. 135/8'de tedbirin uygulanabileceği suçlar tek tek sayılmıştır ve bu katalogda TCK m. 243, 244, 245 ve 245/A yer almaz. Buna karşılık nitelikli hırsızlık (m. 142) ve nitelikli dolandırıcılık (m. 158) katalogdadır (m. 135/8-a-6); 7258 sayılı Kanun m. 5'e eklenen fıkra da m. 5/1-a, b, c ve ç bentleri bakımından CMK m. 135'e yollama yapar. Dosyada bir dinleme kaydı varsa, hangi suç isnadına dayanan hangi tarihli karara istinaden alındığı denetlenmelidir; katalog dışı isnada dayanan kayıt CMK m. 135/9 ve m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz.

Bilişim suçu nedeniyle banka hesabıma bloke konulabilir mi?

CMK m. 128/2'de sayılan katalogda TCK m. 243, 244, 245 ve 245/A yer almaz; yalnızca bu maddelerden yürütülen soruşturmada CMK m. 128 uyarınca hesaba elkoyma kararı verilemez. Katalogda hırsızlık (m. 141, 142) ve dolandırıcılık (m. 157, 158) bulunur. Elkoyma için "somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi" gerekir, karar ancak hâkim tarafından verilebilir (m. 128/9) ve karardan önce BDDK, SPK veya MASAK gibi kurumlardan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması şarttır. Karara CMK m. 267 vd. uyarınca itiraz edilebilir.

CMK m. 128/A uyarınca hesabın askıya alınması hangi suçlarda mümkündür?

24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la eklenen CMK m. 128/A, hesabın kırk sekiz saate kadar askıya alınması yetkisini yalnızca üç suç bakımından tanımıştır: TCK m. 142/2-e (nitelikli hırsızlık), TCK m. 158/1-f ve l (nitelikli dolandırıcılık) ve TCK m. 245 (banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması). TCK m. 243, 244, 245/A ile 7258 sayılı Kanun'daki suçlar bu katalogda yer almaz. Hesap sahibi kaldırma talebiyle Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir; savcı yirmi dört saat içinde karar verir. Hâkim onayına sunulmayan veya kırk sekiz saat içinde karara bağlanmayan elkoyma kendiliğinden kalkar.

Cihazıma el konuldu; imajın (yedeğin) bir kopyası bana verilmeli mi?

Evet. CMK m. 134/3 uyarınca elkoyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır; m. 134/4 uyarınca bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli, E. 2025/94, K. 2025/227 sayılı kararında, yedekleme yapılmadan ve istenmesi hâlinde kopya verilmeden yürütülen incelemede arama ve elkoyma işleminin hukuka uygunluğundan söz edilemeyeceği, elde edilen verilerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olacağı belirtilmiştir.

Hash değeri nedir, neden önemlidir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararında, CMK m. 134/3'teki "yedekleme" tabirinden imaj alma işleminin anlaşılması gerektiği; imaj almanın "dijital medyanın alelade kopyalanması değil aktif, silinmiş veya artık alanlarında bulunan verilerin, orijinal medyadaki hâliyle birebir aynı, adeta aynadaki görüntüsü gibi yedeklenmesi" olduğu ve bu işlemin "verilerin özet-kriptografik hash değerinin çıkarılması olarak da adlandırıldığı" belirtilmiştir. Hash değeri, incelemeye konu kopyanın orijinalle aynı olduğunu ve sonradan değiştirilmediğini gösteren teknik güvencedir; tutanaklarla ve bilirkişi raporundaki değerlerin uyumu denetlenmelidir.

İncelenen cihazın bana ait olması gerekir mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararında, CMK m. 134'te "şüphelinin kullandığı" bilgisayar, bilgisayar programı ve kütükleri ifadesine yer verilmesi nedeniyle bunların şüpheliye ait olması gibi bir koşulun aranmadığı belirtilmiştir. Tedbirin kapsamı mülkiyete değil fiilî kullanıma bağlıdır.

Bilişim suçlarında zorunlu müdafi atanması gerekir mi?

CMK m. 150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. TCK m. 243, 244, 245 ve 245/A ile m. 142/2-e bakımından bu eşik tek başına aşılmaz. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.05.2022 tarihli, E. 2022/2-155, K. 2022/321 sayılı kararı uyarınca, takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan nitelikli hâller nedeniyle alt sınırın beş yılı aşması hâlinde müdafi atanması gerekir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 07.01.2025 tarihli, E. 2024/466, K. 2025/322 sayılı kararında bu ilkeyi TCK m. 158/1-l ile m. 158/3'ün birlikte uygulandığı dosyaya uygulamış ve müdafi atanmamasını CMK m. 289/1-h kapsamında kesin hukuka aykırılık saymıştır. Karar oy çokluğuyladır; karşı oyda eşiğin suçun temel şekline göre belirlenmesi gerektiği savunulmuştur.

Bilişim suçlarında görevli mahkeme hangisidir?

Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi'dir. 5235 sayılı Kanun m. 12 uyarınca ağır ceza mahkemeleri on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar; incelenen suçların üst sınırı on yılı geçmez (TCK m. 142/2-e ve m. 158/1'de üst sınır tam on yıldır). Aynı Kanun'un 14. maddesine göre görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı esas alınır. Nitelikli dolandırıcılık 7571 sayılı Kanun'la 5235 sayılı Kanun m. 12'deki ağır ceza görev listesinden çıkarılmıştır; ancak Geçici 7. madde uyarınca 25.12.2025 itibarıyla ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalara eski görev kurallarına göre bakılmaya devam edilir. Ayrıca TCK m. 158/3 isnadı bulunan dosyaların bir kısmı uygulamada ağır ceza mahkemelerinde görülmektedir; bu nedenle görev sorunu her dosyada ayrıca denetlenmelidir.

Bilişim suçlarında yetkili mahkeme neresidir?

Kural, suçun işlendiği yer mahkemesidir (CMK m. 12). Bilişim suçlarında fail, mağdur ve sunucu farklı yerlerde bulunabildiğinden bu ölçüt tartışma yaratabilir; ancak CMK m. 12/6 uyarınca bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir; uygulamada haksız menfaatin temin edildiği yer veya para akışının merkezlendiği yer savcılığı da soruşturmayı yürütebilmektedir. Çok sayıda şüpheli ve hesabın bulunduğu dosyalarda birleştirme ve yetki itirazları ayrıca değerlendirilmelidir.

"Hesabım çalındı" savunması kabul görür mü?

Soyut kaldığında görmez; doğrulanabilir kayıtlarla desteklendiğinde ve dosyadaki teknik raporda çelişki bulunduğunda sonuç değişir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 01.06.2026 tarihli, E. 2024/7008, K. 2026/10129 sayılı kararında, sanığın hesabının çalındığını ve sürekli şifre yenileme bildirimleri geldiğini beyan edip buna ilişkin ekran görüntülerini sunması ile açık kaynak araştırma raporunun üst yazısı ve içeriği arasındaki çelişkinin giderilmemesi karşısında mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Savunmanın zamanında ve belgeyle ileri sürülmesi belirleyicidir.

IP adresi tek başına faili gösterir mi?

Hayır. Bir IP adresi, ancak tarih–saat ve kaynak port bilgisiyle birlikte tek bir aboneye eşlenebilir; CGNAT altında aynı IP'yi çok sayıda abone paylaşır. Dosyada yalnızca abone tahsis bilgisi bulunuyorsa, port ve zaman damgası sorgusunun yapılması, IP'nin statik mi dinamik mi olduğunun sorulması, modem ve ağ bilgilerinin getirtilmesi ile ortak kullanım, şifresiz kablosuz ağ ve zararlı yazılım ihtimallerinin araştırılması talep edilmelidir.

Memurum; kurum sisteminden kendi şifremle sorgulama yaptım, suç mudur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2023 tarihli, E. 2021/12-384, K. 2023/367 sayılı kararı ve bu kararla uyumlu 12. Ceza Dairesi içtihadı uyarınca hayır. "Ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir"; kurumca verilen şifreyle kendi hâkimiyeti altındaki veriye bakmaktan ibaret eylem ele geçirme sayılmaz ve TCK anlamında suç oluşturmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 20.04.2026 tarihli, E. 2024/1450, K. 2026/4016 sayılı kararında bu ilkeyi uygulamıştır. Ancak fiil disiplin soruşturmasına konu olabilir; verinin üçüncü kişilere verilmesi, yayılması veya yetki dışı bir sisteme sızılarak elde edilmesi hâlinde sonuç değişir.

Bilişim suçlarında etkin pişmanlık var mıdır?

TCK m. 243 ve 244'te etkin pişmanlık hükmü bulunmamaktadır. TCK m. 245/5 yollamasıyla, yalnızca m. 245/1 kapsamına giren fiiller bakımından malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri (TCK m. 168) uygulanır; sahte kartlara ilişkin m. 245/2 ve 245/3'te uygulanmaz. TCK m. 142/2-e ve m. 158 bakımından TCK m. 168 uygulanır. 7258 sayılı Kanun'da bu suçlara özgü etkin pişmanlık hükmü yoktur.

Bankanın parayı bloke edip mağdura iade etmesi etkin pişmanlık sayılır mı?

Hayır. Etkin pişmanlık, failin kendi iradesiyle zararı gidermesini gerektirir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 03.06.2025 tarihli, E. 2025/5674, K. 2025/10911 sayılı kararında, suça konu paraya banka tarafından bloke konulup mağdurun hesabına iade edilmesi karşısında, hükümlünün etkin pişmanlık göstermemesine rağmen TCK m. 168/2'nin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bilişim suçlarında HAGB veya erteleme mümkün müdür?

HAGB (CMK m. 231) ve erteleme (TCK m. 51) iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları bakımından mümkündür. TCK m. 243, m. 244/1 ve 244/2 ile m. 245/A bakımından koşulların varlığı hâlinde uygulanabilir. Buna karşılık m. 244/4 (alt sınır iki yıl), m. 245/1 ve 245/2 (üç yıl), m. 245/3 (dört yıl), m. 142/2-e (beş yıl) ve m. 158/1-f, l (dört yıl) bakımından alt sınırlar nedeniyle, takdiri indirim uygulansa dahi bu kurumlar pratikte çoğunlukla uygulanamaz. Etkin pişmanlık uygulanan dosyalarda ceza miktarı düştüğünden bu kurumlar gündeme gelebilir.

Bilişim suçları şikâyete tabi midir?

TCK m. 243, 244, 245, 245/A ile m. 142/2-e ve m. 158 suçları şikâyete tabi değildir; resen soruşturulur ve şikâyetten vazgeçme davanın düşmesine yol açmaz. Buna karşılık TCK m. 132–140 arasındaki özel hayat ve kişisel veri suçlarının bir kısmı m. 139 uyarınca şikâyete bağlıdır. 7258 sayılı Kanun'daki suçlar da şikâyete tabi değildir.

Bilişim suçları uzlaştırma kapsamında mıdır?

Hayır. TCK m. 243, 244, 245, 245/A ile m. 142/2-e ve m. 158 suçları, CMK m. 253'te sayılan uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle bu dosyalarda uzlaştırma bürosuna gönderme yapılmaz.

Yasa dışı bahis oynamak suç mudur?

Hayır, kabahattir. 7258 sayılı Kanun m. 5/1-d uyarınca spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynayanlar hakkında mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından idari para cezası verilir. Hapis cezası öngörülmemiştir, kamu davası açılmaz ve adli sicil kaydı oluşmaz. İdari yaptırım kararına, tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27/1).

Kadıköy'de yasa dışı bahis nedeniyle hesabıma bloke konuldu, ne yapmalıyım?

Öncelikle işlemin hangi hükme dayandığı belirlenmelidir. 7258 sayılı Kanun'daki suçlar CMK m. 128/A katalogunda yer almadığından, salt yasa dışı bahis isnadına dayanılarak bu madde uyarınca hesap askıya alınması hukuka aykırıdır. 7258 sayılı Kanun m. 5'e eklenen fıkra ise m. 5/1-a, b, c ve ç bentleri bakımından CMK m. 128'e yollama yapar; buna göre elkoyma için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi aranır ve karar ancak hâkim tarafından verilebilir. Karara CMK m. 267 vd. uyarınca itiraz edilebilir. İtiraz, İstanbul Anadolu Adliyesi'ndeki ilgili sulh ceza hâkimliğine yapılır. Sonuç dosyadaki delillere bağlı olduğundan, blokenin kaldırılacağı konusunda önceden kesin sonuç sözü verilemez.

Banka hesabımın yasa dışı bahiste kullanılması suç mudur?

Hesabın adına kayıtlı olması tek başına suç oluşturmaz. 7258 sayılı Kanun m. 5/1-c'de cezalandırılan fiil, bahisle bağlantılı olarak para nakline aracılık etmektir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 10.06.2026 tarihli, E. 2025/1216, K. 2026/6908 sayılı kararında; MASAK ve bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen mahkûmiyet kararı, üçüncü kişilerden bahis oynamak üzere toplanan paraların transferini sağladığına dair savunmanın aksini gösterir başkaca delil bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

ATM'ye kart kopyalama aparatı takmak hangi suçu oluşturur?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli, E. 2023/2555, K. 2024/2170 sayılı kararında, ATM'ye kart kopyalama aparatı yerleştiren sanığın aparatta ve telefonunda herhangi bir kişiye ait kopyalanmış kart bilgisi bulunmadığı olayda; eylemin TCK m. 136 kapsamında değerlendirilemeyeceği ancak TCK m. 245/A'da düzenlenen yasak cihaz veya programlar suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Belirleyici delil, aparatın münhasıran kart bilgilerini kopyalamaya ve şifre ele geçirmeye yaradığını saptayan adli bilirkişi raporudur.

İnternette hakkımdaki içeriğin kaldırılmasını nasıl sağlarım?

İki ayrı yol vardır. 5651 sayılı Kanun m. 8 uyarınca, içeriği maddede sayılan katalog suçları (TCK m. 84, 103/1, 190, 194, 226, 227, 228; 5816 sayılı Kanun'daki suçlar; 7258 sayılı Kanun'daki suçlar; 2937 sayılı Kanun m. 27/1-2) oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlar bakımından içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilir. Özel hayatın gizliliğinin ihlali hâlinde ise m. 9/A uyarınca doğrudan Başkanlığa başvurulabilir; talep dört saat içinde yerine getirilir ve talepte bulunan yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Kişilik hakkı ihlaline dayalı eski m. 9 yolu, Anayasa Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarihli, E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Bilişim suçu mağduruysam ilk olarak ne yapmalıyım?

Zamanla yarışılır: trafik bilgisi ve log kayıtlarının saklama süreleri sınırlıdır, geç şikâyet faile teknik olarak ulaşılmasını imkânsız kılabilir. İlk adımlar şunlardır: içeriğin ve tam URL'lerin noter veya e-tespit yoluyla kayda alınması; şikâyet dilekçesinde tam URL, tarih–saat ve kullanıcı kimliği bilgilerinin verilmesi; IP–port–zaman damgası sorgusunun talep edilmesi; banka işlemlerinde derhal bankaya ve savcılığa bildirim; koşulları varsa 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi talebi.

İfade vermeden önce avukata danışmak gerekli midir?

Şüphelinin müdafi seçme ve avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkı soruşturmanın her aşamasında güvence altındadır. Bilişim suçlarında ilk ifadede verilen teknik açıklamalar (hesabı kimin kullandığı, şifrenin kiminle paylaşıldığı, cihazın kimde bulunduğu) sonraki sürecin yönünü belirler ve bu beyanlar sonradan güçlükle düzeltilir. Ayrıca zararlı yazılım ve uzaktan erişim izleri zamanla kaybolduğundan, lehe delil taleplerinin soruşturma evresinde sunulması gerekir. Bu nedenle suçlamanın kapsamı ve dosyadaki işlemler anlaşılmadan aceleyle ifade verilmemesi önerilir.

Önemli: Her dosyanın delilleri ve olayları farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Hesabınıza bloke konulduysa, cihazlarınıza el konulduysa, ifadeye çağrıldıysanız veya hakkınızda bilişim suçu soruşturması bulunduğunu öğrendiyseniz, koruma tedbirlerine itiraz süreleri kısa olduğundan gecikmeden bir ceza avukatından destek almanızı öneririz.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43, 50, 51, 66, 67, 132, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 142, 157, 158, 168, 169, 226, 242, 243, 244, 245, 245/A, 246 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 128, 128/A, 134, 135, 139, 140, 150, 217, 231, 253, 267, 289 (mevzuat.gov.tr)
— 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 12 ve 14 (mevzuat.gov.tr)
— 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 5 (mevzuat.gov.tr)
— 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 8, 8/A, 9 (mülga), 9/A (mevzuat.gov.tr)
— 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 13 ve Geçici m. 1 (mevzuat.gov.tr)
— 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27 (mevzuat.gov.tr)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025, E. 2025/94, K. 2025/227
— Yargıtay 11. CD, 22.06.2026, E. 2026/825, K. 2026/6803
— Yargıtay 7. CD, 10.06.2026, E. 2025/1216, K. 2026/6908
— Yargıtay 4. CD, 01.06.2026, E. 2024/7008, K. 2026/10129
— Yargıtay 12. CD, 20.04.2026, E. 2024/1450, K. 2026/4016
— Yargıtay 2. CD, 10.02.2026, E. 2025/16587, K. 2026/2188
— Yargıtay 11. CD, 02.02.2026, E. 2025/4916, K. 2026/1082
— Yargıtay 12. CD, 16.09.2025, E. 2023/3261, K. 2025/6514
— Yargıtay 2. CD, 03.06.2025, E. 2025/5674, K. 2025/10911
— Yargıtay 11. CD, 07.01.2025, E. 2024/466, K. 2025/322
— Yargıtay 8. CD, 06.03.2024, E. 2023/2555, K. 2024/2170
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2023, E. 2021/12-384, K. 2023/367 (12. Ceza Dairesi kararlarında aktarıldığı şekliyle)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.05.2022, E. 2022/2-155, K. 2022/321 (11. Ceza Dairesi kararında aktarıldığı şekliyle)
— Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023, E. 2020/76, K. 2023/172 (5651 sayılı Kanun m. 9'un iptali)

Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Tüm Siber Suçlar Hukuku makaleleri →