TCK m. 158/4 Kapsamı ve Etkin Pişmanlık Sorunu

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/TCK m. 158/4 Kapsamı ve Etkin Pişmanlık Sorunu
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Uyarlama Yargılamalarında Etkin Pişmanlık Sorunu: Zarar Giderildikten Sonra TCK m. 158/4'ün Şartlarının Oluşmadığının Tespiti

7589 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkra, kısa süredir yürürlükte olmasına rağmen infaz hukuku uygulamasında önemli bir belirsizlik alanı meydana getirmektedir. Düzenleme yürürlüğe girdikten sonra bazı yerel mahkemeler tarafından verilen ek kararlarda giderek daha sık karşılaştığımız bir şablon karar metni üzerinden, bu belirsizliğin hem ceza infaz hukuku hem de özel hukuk bakımından doğurduğu sonuçları tartışmak gerekmektedir.

Özetle: Bu Yazıda Ne Anlatılıyor?

  • TCK m. 158/4, dolandırıcılık suçlarına iştiraki "hesap/kart bilgisi vermek" ile sınırlı olan kişiler için cezanın yarı oranında indirilmesini öngörür.
  • 7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/7, infaz aşamasındaki hükümlülere, mahkemenin ihtarından itibaren 6 ay içinde zararı gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2 etkin pişmanlık indiriminden yararlanma imkânı tanır.
  • Sorun şudur: Bazı ek kararlar, hükümlünün 158/4 kapsamında olup olmadığını tespit etmeden önce zarar giderim süresi vermektedir.
  • Hükümlü zararı öder, ancak sonradan 158/4 kapsamında olmadığına karar verilirse, ortada hukuki sebebi ortadan kalkmış bir ödeme kalır (TBK m. 77).
  • Yargıtay'ın yerleşik uyarlama yargılaması içtihadı, bu değerlendirmenin ek kararda yapılmasını gerektirir.

I. Düzenlemenin İçeriği: TCK m. 158/4 Nedir?

TCK m. 158/4: dolandırıcılığa iştiraki kendi veya başkasının hesap ya da kart bilgisini vermekle sınırlı olanın cezası yarı oranında indirilir.
Tablo: TCK m. 158/4 indiriminin kapsamı, şartları ve sonucu (Kaynak: TCK m. 158/4; 7589 sayılı Kanun m. 13 ve m. 26).

TCK m. 158/4, dolandırıcılık (TCK m. 157) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da hesap kullanımını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir. Kanun koyucunun amacı, dolandırıcılık organizasyonlarında yalnızca "hesap/kart temini" düzeyinde kalan iştirak fiillerini, asıl fiili gerçekleştiren faillerden ayrıştırarak orantılı bir yaptırıma tâbi kılmaktır.

TCK m. 158/4 – Kanun Metni

(Ek: 16/7/2026-7589/13 md.)

(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Uygulamada üç kritik ayrıntı:

  1. Fıkra yalnızca nitelikli dolandırıcılığı değil, TCK m. 157'deki basit dolandırıcılığa iştiraki de kapsamaktadır.
  2. Kanun metni "kendisine veya başkasına ait" ödeme aracından söz eder; yani kişinin kendi hesabını/kartını vermesi de fıkra kapsamındadır. Uygulamada "hesap kiralama" olarak adlandırılan tipik senaryo tam olarak budur.
  3. Kapsam banka hesabıyla sınırlı değildir: aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da açıkça sayılmıştır.

7589 Sayılı Kanun Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?

7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16/07/2026 tarihinde kabul edilmiş ve 31/07/2026 tarihli 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanun'un 26. maddesi uyarınca, TCK m. 158/4'ü ihdas eden 13. madde ile Geçici Madde 1, yayımı tarihinde (31/07/2026) yürürlüğe girmiştir.

Sık yapılan hata: 16/07/2026 tarihi kabul tarihidir; düzenlemenin yürürlük tarihi 31/07/2026'dır. Uyarlama taleplerinde ve ek kararlara itirazlarda bu ayrım süre hesabı bakımından önem taşır.

İnfazdaki Dosyalara Etkisi: Geçici Madde 1'in 6. ve 7. Fıkraları

TCK m. 158/4 kapsamındaki infazdaki hükümlü, ihtardan itibaren 6 ay içinde zararı tamamen giderirse TCK m. 168/2 indiriminden yararlanır.
Tablo: TCK m. 158/4 bakımından dosyanın durumuna göre uygulanacak geçiş hükmü (Kaynak: 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/6 ve 1/7).

Bu değişikliğin infaz aşamasındaki dosyalara sirayeti, 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarıyla düzenlenmiştir.

Geçici madde 1 fıkra 6, kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarda bozma ve ilk derece mahkemesine gönderme usulünü düzenlemektedir. Asıl üzerinde durulması gereken fıkranın ise 7. fıkra olduğu kanaatindeyim. Buna göre; infaz aşamasında olup TCK m. 168 uygulanmamış hükümlülerden, yeni 158/4 kapsamına girenlerin, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde TCK m. 168/2'de düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabileceği öngörülmüştür. Aynı fıkra, bu süre içinde zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini de hükme bağlamaktadır.

7589 Sayılı Kanun – Geçici Madde 1/6 ve 1/7 (Tam Metin)

(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır.

Fıkranın son cümlesi uygulamada gözden kaçmaktadır: Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle 31/07/2026'dan sonra kesinleşen hükümler de 7. fıkra kapsamındadır. Yani istinaf/temyiz yoluna gidilmemiş dosyalar da bu imkândan yararlanabilir.

Dosyanın Durumu Uygulanacak Hüküm Sonuç
BAM ceza dairesinde derdest Geçici m. 1/6 Bozma kararı verilir, dosya ilk derece mahkemesine gönderilir
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında Geçici m. 1/6 Gelişindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemesine gönderilir
Kesinleşmiş, infaz aşamasında (TCK 168 uygulanmamış) Geçici m. 1/7 İhtardan itibaren 6 ay içinde zarar giderilirse TCK m. 168/2 indirimi
31.07.2026 öncesi hüküm, kanun yoluna gidilmediği için sonradan kesinleşen Geçici m. 1/7 son cümle 7. fıkra hükümleri aynen uygulanır
Hakkında zaten TCK m. 168 uygulanmış hükümlü — Geçici m. 1/7 kapsamı dışında

II. Uygulamada Karşılaşılacak Sorun: Şablon Ek Karar Metni

Pek çok yerel mahkeme ek kararında karşılaştığım gerekçe kalıbı ise aynen şu şekildedir:

"Yukarıdaki açıklamalar ışığında eldeki dosya üzerinde yapılan değerlendirmede; 5237 sayılı TCK'nın 7/2 maddesi, 7589 sayılı kanun ile değişik TCK 158/4 maddesi ile Geçici 1. Maddenin 6 ve 7. fıkrası karşısında 5275 sayılı kanunun 98. Maddesi uyarınca hükümlü hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının uyarlama yargılaması yapılarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla..."

Birçok yerel mahkeme tarafından söz konusu gerekçe oluşturularak bazı hükümlüler hakkındaki uyarlama yargılaması talepleri kabul edilmekte ve ek kararların hüküm kısmında da aynen;

"Hükümlü hakkında önceki hükümde katılanın zararı giderilmediğinden TCK 168 maddesinin uygulanmadığı nazara alınarak 7589 sayılı kanunun Geçici 1. Maddesinin 7. Maddesi uyarınca,

– Hükümlünün katılanın zararı olan ...... TL'yi gidermek üzere işbu ek kararın tebliğinden itibaren 6 AYLIK KESİN SÜRE VERİLMESİNE,

– Bu süre içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle katılanın zararının tamamen giderilmesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabileceğinin ihtarına,

– Hükümlünün söz konusu zararı mahkememiz IBAN'ı olan TR xxxxxxxxxxxxxx adresine EFT-HAVALE yöntemi ile gönderebileceğinin ve hükümlünün zararı gidermesi durumunda dekontun açıklama kısmına özellikle katılanın adı/soy adı ve mahkememiz esas numarasının yazılması hususunun ihtarına

– Hükümlüye katılanın zararın giderilmesi hususunda başkaca bir süre verilmeyeceği ve bu süre içerisinde zararı giderip makbuzu sunmadığı takdirde zararı gidermediği kabul edilerek mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtarına, BU EK KARARIN İHTAR YERİNE GEÇMESİNE"

şeklindedir.

Yani, m. 7/2, m. 158/4, Geçici 1. maddenin 6. ve 7. fıkraları ile 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi birlikte zikredilerek, hükümlü hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının uyarlama yargılaması yapılarak değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmekte; ancak bu tespitin hemen ardından 7589 sayılı Kanun Geçici madde 1/7 uyarınca katılanın zararını gidermek için 6 aylık süre verilmektedir. Başka bir ifadeyle mahkeme, kendi gerekçesinde bir değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya koymakta fakat bu değerlendirmeyi bizzat yapıp hükümlünün somut olayda 158/4 kapsamına girip girmediğini o ek kararda sonuca bağlamamaktadır. Sorun çözülmemekte, aksine yalnızca ertelenmekte ve başka sorunlara kapı aralanmaktadır.

Bu uygulamanın doğurduğu çelişki açıktır: hükümlü, zararı giderdiği takdirde etkin pişmanlıktan yararlanabileceği yönünde bir hukuki beklenti içinde mağdurun zararını karşılamaktadır. Sonrasında yapılan – ya da yapılmayan – inceleme neticesinde 158/4 kapsamında olmadığına kanaat getirilirse hem önceki hüküm tekrar verilecek hem de TCK m. 168 anlamında bir etkin pişmanlık indirimi uygulanmayacaktır. Çünkü bu indirimin ön koşulu olan 158/4 kapsamı zaten oluşmamıştır. Geriye, hukuki sebebi sonradan ortadan kalkmış bir ödeme kalmaktadır.

Konuyla İlgili Diğer Kanun Metinleri

TCK m. 7/2 (Zaman bakımından uygulama): Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

TCK m. 168/2 (Etkin pişmanlık): Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

TCK m. 168/4: Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.

5275 sayılı Kanun m. 98 (Değişik: 14/4/2020-7242/41 md.): (1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden, b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

III. Ödemenin Hukuki Niteliği Meselesi

Bu ödemenin özel hukuk bakımından nasıl nitelendirileceği, üzerinde durulması gereken ayrı bir sorundur. TBK m. 77 uyarınca, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; maddenin ikinci fıkrası, bu yükümlülüğün özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması hâlinde doğacağını öngörmektedir.

TBK m. 77 – Sebepsiz Zenginleşme (Genel Olarak)

Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.

Somut olayda ödemenin haksız fiilden kaynaklanan bir tazminat mı, yoksa sebepsiz zenginleşme mi teşkil edeceği, olayın özelliklerine göre değişebilecek bir husustur; ancak her iki ihtimalde de bunun tespiti, ceza mahkemesinin ek kararının değil, ayrı bir hukuk davasının konusudur.

Cevaplanması gereken soru şudur: 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma imkânı sadece TCK m. 158/4'ten hükümlü sayılacak kişiler için tanınmış iken, yukarıdaki gerekçe kapsamında uyarlama yargılaması sonunda eğer hükümlünün TCK m. 158/4 kapsamında olmadığına karar verilirse hükümlünün katılanın zararını gidermek için ödediği para hukuk nezdinde nasıl konumlandırılacaktır? Haksız fiilden kaynaklanan ya da sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak zararın tazmini yolları olduğu kabul edilse dahi, bu şekildeki bir uygulama söz konusu hukuk davaları açılmadan ceza mahkemelerinin tazminat mahkemesi gibi çalışması anlamına gelmeyecek midir?

Kanaatimce ek kararla "zararı gider, uyarlama yargılamasında sonucunu görürüz" şeklinde bir yol izlenmesi, fiilen ceza yargılamasının tazminat mahkemesi işlevi görmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum yalnızca hükümlü açısından değil, katılan açısından da risk taşımaktadır; zira katılan, hukuki dayanağı sonradan tartışmalı hâle gelebilecek bir ödemeyi almış olmaktadır.

IV. Yargıtay İçtihadı Işığında Değerlendirme

Yargıtay'ın yerleşik uyarlama yargılaması içtihadı, bu tartışmaya önemli bir çerçeve sunmaktadır. Ceza Genel Kurulu'nun 18/09/2007 tarihli ilamı başta olmak üzere istikrar kazanmış içtihada göre, uyarlama yargılaması kendine özgü ve sınırlı bir yargılama türüdür; amacı yalnızca lehe kanunun tespiti ve uygulanmasıyla sınırlı olup önceki kesinleşmiş hükmün dışına çıkılamaz. Değerlendirmenin herhangi bir inceleme, araştırma veya takdir hakkı kullanılmasını gerektirmediği hâllerde evrak üzerinden karar verilebilirken; cezanın bireyselleştirilmesi veya indirim oranının belirlenmesi gibi takdir gerektiren hâllerde duruşma açılması zorunlu kabul edilmektedir.

"Kesin yargı haline gelmiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren yasaya dayalı bulunan değişiklik yargılamasında, her iki yasanın ilgili tüm hükümleri, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmeli, bu belirleme herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasının gerekmediği; Eylemin suç olmaktan çıkarılması, Ceza sorumluluğunun kaldırılması, Önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerde, Evrak üzerinde; Bu üç hal dışında ise duruşma açılarak değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da, bu yargılamanın sonraki yasanın lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu unutulmamalı, lehe yasanın tespiti amacıyla yapılan yargılamada, önceki karar dışına çıkılmamalı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı Yasa hükümlerinin tamamının uygulanarak bulunacak cezaların karşılaştırılıp lehe yasanın saptanması ile yetinilmelidir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.09.2007 tarihli, E. 2007/8-125, K. 2007/186 sayılı karar

TCK m. 158/4'ün somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi – hükümlünün fiilinin gerçekten "hesap/kart bilgisi vermekle sınırlı" bir iştirak teşkil edip etmediği – tam olarak bu nitelikte bir değerlendirme meselesidir ve ileri bir tarihe ötelenmesi, anılan içtihadi çerçeveyle bağdaşmamaktadır.

Uyarlama Yargılaması Duruşmalı mı Yapılmalıdır?

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 11/03/2025 tarihli kanun yararına bozma kararında, Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarihli ilamına atıfla, lehe yasanın belirlenmesi bir inceleme/araştırma veya takdir hakkı kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, uyarlama yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır:

"...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunlu olup, inceleme konusu dosyada da Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında belirttiği hususların mevcut olduğu ve buna göre uyarlama yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinden yapılan inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 11.03.2025 tarihli, E. 2024/11015, K. 2025/4250 sayılı karar

Aynı kararda Ceza Genel Kurulu'nun 17/05/2011 tarihli, E. 2011/3-66, K. 2011/96 sayılı ilamına da atıf yapılarak, uyarlama yargılamasında izlenecek usulün 5252 sayılı Kanun m. 9 mu yoksa 5275 sayılı Kanun m. 98 vd. mi olacağı şu şekilde ayrıştırılmıştır:

"... Bu itibarla, sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içeren yasanın 5237 sayılı Türk Ceza Yasası olması ve mahkûmiyet hükmünün de 01 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde, uyarlama yargılaması özel düzenlemeyi içeren 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen usule göre gerçekleştirilmeli, bu iki koşulun birden oluşmadığı hallerde ise, genel düzenleme getiren 5275 sayılı Yasanın 98 vd. maddelerindeki yöntem uygulanmalıdır ..." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.05.2011 tarihli, E. 2011/3-66, K. 2011/96 sayılı ilam (Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 11.03.2025 tarihli kararında aktarılmıştır)

Bu ayrım, 7589 sayılı Kanun bakımından pratik bir sonuç doğurur: Lehe kanun 5237 sayılı TCK'nın kendisi değil, 7589 sayılı Kanun'la TCK'da yapılan değişikliktir ve hükümler 01.06.2005'ten sonra kesinleşmiştir. Dolayısıyla izlenecek usul 5275 sayılı Kanun'un 98 ve devamı maddeleridir — nitekim yerel mahkemelerin ek karar gerekçelerinde 5275 m. 98'e atıf yapılması bu yönüyle isabetlidir. Ancak doğru usulün seçilmiş olması, o usul içinde yapılması gereken esasa ilişkin değerlendirmenin ötelenmesini meşrulaştırmaz.

Uyarlama Kararındaki Hata Hükümlü Lehine Kazanılmış Hak Doğurur mu?

Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay, uyarlama kararlarında yapılan hataların hükümlü lehine kazanılmış hak oluşturmayacağını, kazanılmış hakkın ilk hükümdeki ceza miktarıyla sınırlı olduğunu kabul etmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 06/12/2012 tarihli ilamında aynen:

"Uyarlama yargılaması lehe hükümlerin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılamadır. Lehe kanunun tespiti amacıyla yapılan yargılamada, önceki karar dışına çıkılmamalı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı TCK'nin hükümlerinin tamamının uygulanarak bulunacak cezaların karşılaştırılıp lehe kanunun belirlenip uygulanmasıyla ile yetinilmelidir. Bu belirleme sırasında herhangi bir kanıt tartışması yapılmamalı, takdir hakkı kullanılmamalı ve önceki karar dışına çıkılmamalıdır." — Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 06.12.2012 tarihli, E. 2012/10867, K. 2012/41733 sayılı ilam

Bu değerlendirme hükümlü bakımından belirli bir güvence sağlasa da, mahkemenin ilk aşamada net bir tespit yapmamasının doğurduğu belirsizliği ancak geriye dönük olarak telafi edebilmektedir; hukuki belirlilik ilkesinin aradığı önleyici işlevi karşılamamaktadır. Dolayısıyla, yasadaki düzenleme uyarlama yargılamasının şartları ve olası sonuçları bakımından hatalıdır.

Uyarlama Hükümlünün Aleyhine Sonuç Doğurabilir mi?

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 29/04/2024 tarihli kararında, uyarlama yargılamasında hükümlünün aleyhe bozma yasağından yararlanma ve kazanılmış hakkı bulunmamakla birlikte, uyarlama sonucunda ilk hükümden daha ağır bir durumun doğamayacağı açıkça ifade edilmiştir:

"Uyarlama yargılamasında, hükümlünün aleyhe bozma yasağından yararlanma ve kazanılmış hakkı bulunmamakta ise de, uyarlama yargılamasında, kesinleşen ve uyarlamaya konu edilen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesinin ya da uyarlama sonucu önceki hükümden sanık açısından daha ağır bir durumun söz konusu olamayacağı, bu kapsamda somut olarak karşılaştırma yapıldıktan sonra kesinleşen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesi düşünüldüğünde uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerektiği..." — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 29.04.2024 tarihli, E. 2023/19934, K. 2024/4537 sayılı karar

Bu ilke, 7589 sayılı Kanun uygulamasında da geçerlidir: Uyarlama talebi reddedilse dahi, hükümlü ilk hükümdeki cezadan daha ağır bir sonuçla karşılaşmaz. Ancak ödediği para geri gelmez - sorunun düğümlendiği nokta tam olarak burasıdır.

İçtihat durumu (05.09.2026 itibarıyla): 7589 sayılı Kanun 31.07.2026'da yürürlüğe girdiğinden, doğrudan TCK m. 158/4 ve Geçici Madde 1/7 uygulamasına ilişkin bir Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır. Yukarıdaki kararlar, uyarlama yargılamasının genel çerçevesine ilişkin yerleşik içtihadı yansıtmaktadır ve bu geçiş döneminde başvurulacak temel referanslardır.

V. Hükümlü ve Müdafi Bakımından Yol Haritası

Ek Karar Tebliğ Edildiğinde Kontrol Edilmesi Gerekenler

TCK m. 158/4 ek kararında 158/4 kapsamının tartışılıp tartışılmadığı, TCK m. 168 uygulaması, zarar miktarı ve itiraz süresi kontrol edilmelidir.
Kontrol listesi: TCK m. 158/4 ek kararı tebliğ edildiğinde yapılacaklar (Kaynak: 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/7; TCK m. 168; 5275 sayılı Kanun m. 101).
  1. Ek kararda 158/4 kapsamı tartışılmış mı? Ek karar yalnızca "değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla" diyip süre veriyorsa, esasa ilişkin tespit yapılmamıştır.
  2. Hükümlünün fiili gerçekten "hesap/kart bilgisi vermekle sınırlı" mı? Kesinleşen hükümdeki kabule bakılmalıdır; para transferi, mağdurla iletişim, organizasyona başka katkı varsa 158/4 kapsamı tartışmalıdır.
  3. Önceki hükümde TCK m. 168 uygulanmış mı? Uygulanmışsa Geçici m. 1/7 kapsamı dışındasınız.
  4. Zarar miktarı doğru mu tespit edilmiş? Hükümde belirlenen zarar ile ihtar edilen miktar örtüşmeli, faiz/ferî alacak eklenmemelidir.
  5. Kısmi ödeme düşünülüyorsa: TCK m. 168/4 uyarınca kısmi giderimde mağdurun rızası aranır.
  6. Ödeme yapılmadan önce yazılı beyan sunulmalıdır: Ödemenin yalnızca 158/4 kapsamına girildiği kabulüne bağlı ve TCK m. 168/2 indirimi amacıyla yapıldığı, aksi hâlde iadesinin talep edileceği kayda geçirilmelidir. Bu beyan, ileride açılacak sebepsiz zenginleşme davasında hukuki sebebin ortadan kalktığını ispat bakımından kritiktir.
  7. İtiraz yolu: 5275 sayılı Kanun m. 101 uyarınca infaz aşamasındaki bu tür ek kararlar itiraza tabidir; süre kaçırılmamalıdır.
  8. İnfazın durmayacağı unutulmamalıdır: Geçici m. 1/7 açıkça, zarar tamamen giderilinceye kadar bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir.

VI. Sonuç ve Kanaatimiz

Kanaatimce çözüm nettir: Ek karar tesis edilirken TCK m. 158/4'ün somut olayda uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı açıkça tartışılmalı ve bir sonuca bağlanmalıdır. "Uyarlama yargılaması yapılması gerekir" ifadesiyle bu değerlendirmenin ötelenmesi hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Hükümlünün hem zarar giderimini yerine getirip hem de bu giderimin hukuki sonucundan mahrum kalması, ceza hukuku ile özel hukuk arasında tutarsız bir tablo doğurmaktadır.

Düzenleme henüz yenidir ve TCK m. 158/4'e özgü bir Yargıtay içtihadı zaman içinde oluşacaktır. Bununla birlikte, uygulayıcıların bu geçiş döneminde standart bir gerekçe kalıbıyla yetinmeyip somut olayın gerektirdiği net bir değerlendirme yapması; hem hükümlülerin hak kaybına uğramaması hem de ceza mahkemelerinin özel hukukun görev alanına giren işleri de dolaylı olarak ele alan bir makam olmasının önüne geçmesi bakımından zorunludur.

İstanbul'da Ceza ve İnfaz Hukuku Avukatı Desteği — LimanLegal Hukuk Bürosu

TCK m. 158/4 kapsamında uyarlama yargılaması, ek karara itiraz, zarar giderim süresinin yönetimi ve etkin pişmanlık indiriminin doğru uygulanması, dosyanın kesinleşen hükmündeki kabulün titizlikle analiz edilmesini gerektiren teknik bir alandır. Yanlış zamanlanmış bir ödeme, hem indirimden yararlanamamaya hem de geri alınması güç bir alacak sorununa yol açabilir.

İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, ceza hukuku ve infaz hukuku alanında güvenilir, hızlı ve çözüm odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

TCK 158/4 nedir, kimler yararlanabilir?

TCK m. 158/4, 7589 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen ve 31.07.2026'da yürürlüğe giren bir indirim hükmüdür. Dolandırıcılık (TCK m. 157) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarına iştiraki, kendisine veya başkasına ait banka/kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olan kişiler bakımından verilecek ceza yarı oranında indirilir.

7589 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girdi?

7589 sayılı Kanun 16.07.2026 tarihinde kabul edilmiş, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanun'un 26. maddesi uyarınca TCK m. 158/4'ü ihdas eden 13. madde ve Geçici Madde 1, yayımı tarihinde — yani 31.07.2026'da — yürürlüğe girmiştir. 16.07.2026 kabul tarihidir, yürürlük tarihi değildir.

Kendi banka hesabımı başkasına vermek TCK 158/4 kapsamında mıdır?

Evet. Kanun metni açıkça "kendisine veya başkasına ait" ödeme araçlarından söz etmektedir. Uygulamada "hesap kiralama" olarak adlandırılan, kişinin kendi hesabını veya kartını dolandırıcılık organizasyonuna kullandırması senaryosu doğrudan bu fıkra kapsamındadır. Ancak fıkranın uygulanabilmesi için iştirakin yalnızca bu fiille sınırlı olması gerekir.

Kripto para hesabımı başkasına verdim, TCK 158/4 uygulanır mı?

Kanun metni "kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları" ifadesiyle kripto varlık hesaplarını açıkça kapsama almıştır. İştirak fiili bununla sınırlı kaldığı takdirde TCK m. 158/4 uygulanabilir. Somut olayda başka bir katkının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

İnfaz aşamasındayım, TCK 158/4'ten yararlanabilir miyim?

7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/7 uyarınca; 31.07.2026'dan önce TCK m. 157 veya 158 uyarınca hakkında hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasında olan ve hakkında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlülerden yeni 158/4 kapsamına girenler, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirlerse TCK m. 168/2'deki etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilirler.

Zararı gidermek için verilen 6 aylık süre içinde infaz durur mu?

Hayır. 7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/7'nin ikinci cümlesi açıkça, bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemeyeceğini düzenlemektedir. Cezanın infazı devam eder.

Zararı ödedim ama mahkeme 158/4 kapsamında olmadığıma karar verdi; param ne olacak?

Bu, düzenlemenin yarattığı en tartışmalı sonuçtur. TCK m. 158/4 kapsamına girilmediği tespit edilirse etkin pişmanlık indiriminin ön koşulu oluşmamış olur ve indirim uygulanmaz. Geriye hukuki sebebi ortadan kalkmış bir ödeme kalır. Bu ödemenin haksız fiil tazminatı mı yoksa TBK m. 77 anlamında sebepsiz zenginleşme mi teşkil ettiği olayın özelliklerine göre değişir; her iki ihtimalde de tespit, ceza mahkemesinin değil ayrı bir hukuk davasının konusudur. Bu nedenle ödemeden önce, ödemenin hangi hukuki amaçla yapıldığının yazılı olarak kayda geçirilmesi önem taşır.

Uyarlama yargılaması duruşmalı mı yapılır?

Yargıtay içtihadına göre, lehe kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme/araştırma veya takdir hakkı kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı sonraki kanunla doğmuşsa duruşma açılması zorunludur (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 11.03.2025, E. 2024/11015, K. 2025/4250). TCK m. 158/4'ün somut olayda uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi tam olarak bu nitelikte bir değerlendirmedir.

Uyarlama yargılaması sırasında mahkeme ilk hükümdeki cezayı artırabilir mi?

Hayır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 29.04.2024 tarihli, E. 2023/19934, K. 2024/4537 sayılı kararında açıklandığı üzere, uyarlama sonucunda kesinleşen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesi ya da hükümlü açısından daha ağır bir durumun doğması söz konusu olamaz; böyle bir sonuç doğacaksa uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerekir.

Uyarlama kararında yapılan hata hükümlü lehine kazanılmış hak doğurur mu?

Hayır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 06.12.2012 tarihli, E. 2012/10867, K. 2012/41733 sayılı ilamında ve yerleşik içtihatta, uyarlama sonucu verilen kararda yapılan yanlışlıkların kazanılmış hak oluşturmayacağı, kazanılmış hakkın ilk hükümdeki ceza miktarıyla sınırlı olduğu kabul edilmektedir.

Dosyam istinafta veya Yargıtay'da; ne olacak?

7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/6 uyarınca, TCK m. 158/4'ün uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.

Hükmüm istinafa gitmediği için sonradan kesinleşti; Geçici Madde 1/7'den yararlanabilir miyim?

Evet. Geçici Madde 1/7'nin son cümlesi, maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle yürürlükten sonra kesinleşen hükümler bakımından da fıkra hükümlerinin uygulanacağını açıkça düzenlemektedir.

Zararı kısmen ödersem etkin pişmanlıktan yararlanabilir miyim?

TCK m. 168/4 uyarınca kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Geçici Madde 1/7 ise zararın "tamamen" giderilmesinden söz etmektedir. Bu nedenle kısmi ödeme yolunun tercih edilmesi hâlinde mağdurun rızasının usulüne uygun biçimde dosyaya yansıtılması gerekir.

Uyarlama talebine ilişkin ek karara nasıl itiraz edilir?

İnfaz aşamasında 5275 sayılı Kanun'un 98 ve devamı maddeleri uyarınca verilen kararlar, aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca itiraza tabidir. İtiraz süresi ve mercii bakımından ek kararın tebliğ tarihi esas alınır; süre kaçırıldığında ek karar kesinleşeceğinden, tebligatın alındığı anda değerlendirme yapılması önerilir.

TCK 158/4 ile ilgili Yargıtay kararı var mı?

Düzenleme 31.07.2026'da yürürlüğe girdiğinden, bu yazının hazırlandığı 05.09.2026 tarihi itibarıyla doğrudan TCK m. 158/4 ve 7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/7 uygulamasına ilişkin yerleşik bir Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır. Bu geçiş döneminde uyarlama yargılamasının genel çerçevesine ilişkin yerleşik içtihat — özellikle Ceza Genel Kurulu'nun 18.09.2007 tarihli, E. 2007/8-125, K. 2007/186 sayılı kararı — temel referans niteliğindedir.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Etiketler: #TCK158/4 #CezaHukuku #İnfazHukuku #UyarlamaYargılaması #EtkinPişmanlık #7589SayılıKanun

İlgili Makaleler

Tüm Siber Suçlar Hukuku makaleleri →