Manevi, Mali veya Bağlantılı Haklara Tecavüz Suçu Nedir? (FSEK m. 71)

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/Manevi, Mali veya Bağlantılı Haklara Tecavüz Suçu Nedir? (FSEK m. 71)
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Manevi, Mali veya Bağlantılı Haklara Tecavüz Suçu (FSEK m. 71)

Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz suçu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 71. maddesinde düzenlenmiştir. Madde başlığı tek bir suç izlenimi verse de, birinci fıkra altı ayrı bent hâlinde birbirinden bağımsız altı suç tipi içerir; ikinci fıkrada ayrıca teknolojik hak yönetimi bilgilerine yönelik bir suç yer alır. Bir eserin izinsiz çoğaltılması ile bir makalede kaynak gösterilmemesi aynı maddede düzenlenmiş olsa da, korudukları hukuksal değer, mağduru ve cezası farklıdır. Bu rehberde, İstanbul'da ceza hukuku ve bilişim suçları alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak FSEK m. 71'in tüm unsurlarını; yazılım korsanlığı, internette izinsiz yayın ve intihal örnekleriyle, kanun metinleri ve güncel Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları ışığında ele alıyoruz.

Kısa cevaplar

  • FSEK m. 71 kaç suç düzenler? Birinci fıkrada altı, ikinci fıkrada bir olmak üzere yedi ayrı suç tipi vardır. Bentler seçimlik hareket değil, ayrı suçlardır.
  • Telif hakkı ihlalinin cezası nedir? Eserin izinsiz işlenmesi, çoğaltılması, yayılması veya umuma iletilmesi hâlinde 1 yıldan 5 yıla kadar hapis veya adli para cezası (m. 71/1-1).
  • İntihal suç mudur? Evet. Kaynak göstermeksizin iktibas 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası (m. 71/1-3); yetersiz, yanlış veya aldatıcı kaynak gösterme 6 aya kadar hapis (m. 71/1-5).
  • Başkasının eserine kendi adını koymak? 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası; fiil dağıtma veya yayımlama yoluyla işlenirse üst sınır 5 yıla çıkar ve adli para cezasına hükmedilemez (m. 71/1-2).
  • İzin sözlü olabilir mi? m. 71/1-1'deki fiiller bakımından hayır: kanun açıkça yazılı izin aramaktadır. FSEK m. 52 uyarınca mali haklara dair sözleşmelerin yazılı olması ve hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.
  • Şikâyete tabi midir? Evet. FSEK m. 75 uyarınca soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi TCK m. 73 uyarınca 6 aydır. Ayrıca hak sahipliğini kanıtlayan belgeler bu süre içinde Cumhuriyet başsavcılığına verilmelidir.
  • Görevli mahkeme: Sınai Mülkiyet Kanunu m. 156/1'deki mahkemeler, yani Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi; kurulmayan yerlerde bu sıfatla görevlendirilen asliye ceza mahkemesi.
  • Dava zamanaşımı: m. 71'deki suçların hiçbirinde üst sınır beş yılı aşmadığından, TCK m. 66/1-e uyarınca 8 yıldır.
  • Uzlaştırma: Şikâyete bağlı olduğundan CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaştırmaya tabidir.

FSEK m. 71 – Kanun Metni

Aşağıdaki metin, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun'un 138. maddesiyle değişik hâliyle yürürlüktedir:

1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz — FSEK m. 71 (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.)

Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek:

1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.

3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.

4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Tek Madde, Yedi Ayrı Suç: FSEK m. 71'in Haritası

FSEK m. 71'de yedi ayrı suç vardır: izinsiz çoğaltma ve yayma 1–5 yıl hapis veya adli para cezası, intihal 6 ay–2 yıl, yanlış kaynak 6 aya kadar hapis.
Tablo: FSEK m. 71'deki yedi suç tipi ve cezaları (Kaynak: 5846 sayılı FSEK m. 71).

FSEK m. 71'in en çok yanlış anlaşılan yönü, maddenin tek bir seçimlik hareketli suç gibi okunmasıdır. Oysa madde, üç farklı hukuksal değeri koruyan hükümleri aynı çatı altında toplamıştır:

  • Eser sahibinin manevi hakları (FSEK m. 14–17): eseri kamuya sunma, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını yasaklama ve esere ulaşma hakları.
  • Eser sahibinin mali hakları (FSEK m. 20–25): işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim hakları.
  • Bağlantılı haklar (FSEK m. 80): icracı sanatçıların, fonogram yapımcılarının, radyo-televizyon kuruluşlarının ve film yapımcılarının hakları.

Bu üç grubun korunma mantığı da farklıdır. Manevi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; devredilemez, mirasla geçmez ve ticari bir tasarrufun konusu olamaz. Mali haklar ise sözleşmeyle devredilebilir, lisansa konu edilebilir ve eser sahibinin ölümünden sonra FSEK m. 27 uyarınca yetmiş yıl daha korunmaya devam eder. Bağlantılı hak sahipleri bakımından ise —icracı sanatçılar dışında— eser sahipliği sıfatı bulunmadığından, uygulamada gerçekleşen ihlaller ağırlıklı olarak mali nitelik taşır.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: failin gerçekleştirdiği hareketler birden fazla hak grubunu ihlal ediyorsa, tek bir suçun seçimlik hareketlerinden değil, birden fazla suçtan söz edilir. Örneğin bir kitabı hem izinsiz çoğaltıp satan hem de kapağına kendi adını yazan kişi, m. 71/1-1 ve m. 71/1-2'deki iki ayrı suçu işlemiş olur. Aynı kişinin hem eser sahibi hem icracı sanatçı olduğu durumlarda da ihlal edilen hak sayısınca suç oluşur.

Hüküm Suç İhlal edilen hak Ceza
m. 71/1-1 Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı yazılı izin olmaksızın işlemek, temsil etmek, çoğaltmak, değiştirmek, dağıtmak, umuma iletmek, yayımlamak; hukuka aykırı nüshaları satışa arz etmek, satmak, kiralamak, ödünç vermek, ticari amaçla satın almak, ithal veya ihraç etmek, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulundurmak ya da depolamak Mali haklar (m. 20–25) ve değiştirme yasağı yönüyle manevi hak (m. 16); bağlantılı haklar (m. 80) 1 yıl – 5 yıl hapis veya adli para cezası
m. 71/1-2 Başkasına ait esere kendi eseri olarak ad koymak Manevi hak – adın belirtilmesi (m. 15) 6 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası; dağıtma/yayımlama hâlinde üst sınır 5 yıl ve adli para cezası verilemez
m. 71/1-3 Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunmak (intihal) Manevi hak – adın belirtilmesi (m. 15) ve iktibas kuralları (m. 35) 6 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası
m. 71/1-4 İzin olmaksızın alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunmak Manevi hak – umuma arz (m. 14/2) 6 aya kadar hapis
m. 71/1-5 Bir eserle ilgili yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak göstermek Manevi hak – adın belirtilmesi (m. 15), iktibas kuralları (m. 35) 6 aya kadar hapis
m. 71/1-6 Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltmak, dağıtmak, yaymak veya yayımlamak Manevi hak – ad ve şöhretin korunması 3 ay – 1 yıl hapis veya adli para cezası
m. 71/2 Ek m. 4/1'deki hak yönetimi bilgilerini yetkisiz kaldırmak/değiştirmek; hakları ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcı Mali ve manevi hakların teknolojik korunması 3 ay – 2 yıl hapis (daha ağır cezayı gerektiren suç yoksa)

Sık yapılan hata: İddianamede yalnızca "5846 sayılı Kanun'a muhalefet" veya "FSEK m. 71" denilerek hangi bendin uygulandığının gösterilmemesi. Cezaların alt ve üst sınırları bentler arasında ciddi biçimde farklılaştığından, nitelendirme doğrudan cezanın miktarını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme ihtimalini etkiler. Yargıtay, intihal niteliğindeki bir eylemde m. 71/1-3 yerine m. 71/1-1'den hüküm kurulmasını "fazla ceza tayini" sayarak bozmuştur (aşağıda ilgili başlıkta).

Suçun Konusu: Eser Kavramı ve Bilgisayar Programları

FSEK m. 71'deki suçların konusu, Kanun anlamında eser niteliği taşıyan fikri ürünlerdir. Bir ürünün eser sayılabilmesi için iki koşul birlikte aranır: sahibinin hususiyetini taşıması ve Kanun'da sayılan eser türlerinden birine girmesi. Bu nedenle her fikri emek ürünü otomatik olarak FSEK korumasından yararlanmaz; her somut olayda hususiyet değerlendirmesi yapılması gerekir.

Bilgisayar programları, 7/6/1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle açıkça ilim ve edebiyat eserleri arasına alınmıştır:

I – İlim ve edebiyat eserleri — FSEK m. 2

İlim ve edebiyat eserleri şunlardır:

1. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları,

[…]

(Ek: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.

Bu iki hüküm birlikte okunduğunda yazılım bakımından ortaya çıkan tablo şudur: korunan şey, fikrin kendisi değil, ifade ediliş biçimidir. Kaynak kodu ve programın somut yazım düzeni koruma altındadır; buna karşılık programın altında yatan algoritma, matematiksel yöntem ve arayüze temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmaz. Kullanıcı arayüzünün görsel ve işitsel bileşenleri, ancak kendi başlarına hususiyet taşıyorlarsa —örneğin özgün bir grafik tasarım veya ses eseri niteliğindeyseler— ayrıca korunabilir.

Bu ayrım, yazılım uyuşmazlıklarında bilirkişi incelemesinin hangi soruya cevap araması gerektiğini de belirler. "İki program aynı işi yapıyor mu?" sorusu tek başına sonuç doğurmaz; incelenmesi gereken, ifade düzeyinde bir benzerlik ve kopyalama bulunup bulunmadığıdır.

Aynı şekilde, bir yazılımın önceki bir yazılıma sadık kalınarak geliştirilmiş hâli, FSEK m. 6 anlamında işleme eser olabilir. İşleme eser de bağımsız korumadan yararlanır; ancak işleyenin bu sıfatla sahip olduğu mali hakları, asıl eser sahibinin izin verdiği ölçüde kullanabileceği FSEK m. 20/4'te açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle bir yazılımın "yeni sürüm" veya "uyarlama" olarak piyasaya sürülmesi, asıl hak sahibinin izni bulunmadıkça m. 71/1-1'deki işleme fiilini oluşturabilir.

Fail ve Mağdur: Hak Sahipliği Zinciri Neden Belirleyicidir?

Fail

FSEK m. 71'deki suçlar özgü suç değildir; madde metnindeki "kişi" ifadesi failde herhangi bir sıfat aramadığını gösterir. Bu suçları herkes işleyebilir. Eser sahibinin kendi eseri bakımından bu suçların faili olması kavramsal olarak mümkün değildir; buna karşılık bir eser sahibinin başka bir eser sahibinin haklarına tecavüz etmesi hâlinde fail sıfatı doğar.

Burada tarihsel bir düzeltmeye de işaret etmek gerekir: FSEK'in 74. maddesi, suçun bir ticari işletmede temsilci veya müstahdem tarafından işlenmesi hâlinde, buna engel olmayan işletme sahibi ile müdürünün fail gibi cezalandırılmasını öngörüyordu. Objektif sorumluluk niteliğindeki bu hüküm, 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun'un 578. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün işletme sahibinin sorumluluğu, ancak TCK'nın iştirak hükümleri (m. 37–41) çerçevesinde ve kendi kastı ispatlanmak suretiyle gündeme gelebilir. Aynı düzenlemeyle FSEK'in 73. maddesi de yürürlükten kaldırılmış ve eski 71, 72 ve 73. maddelerdeki suçlar yeniden düzenlenmiştir.

Mağdur ve suçtan zarar gören ayrımı

Mağdurun kim olduğu, FSEK m. 71 dosyalarında usul bakımından belirleyicidir; çünkü şikâyet hakkı buna göre belirlenir.

  • Manevi haklarda mağdurun tespiti nispeten kolaydır. Manevi haklar devredilemediğinden, eser sahibi hayatta ise mağdur bizzat kendisidir. Ölümünden sonra FSEK m. 19'da sayılan kişiler, m. 14, 15 ve 16'daki yetkileri kendi adlarına yetmiş yıl süreyle kullanabilirler; bu kişiler manevi hakkın mirasçısı değil, kanundan doğan yeni bir yetkinin sahibidir.
  • Mali haklarda tablo daha karmaşıktır. Mali haklar FSEK m. 52'ye uygun yazılı sözleşmeyle devredilebilir veya lisansa konu edilebilir. Suç tarihinde ilgili mali hak kime aitse mağdur odur. Hakkı devralan kişi, devir sonrası gerçekleşen ihlallerde mağdur sıfatını kazanır.
  • Tüzel kişiler kural olarak eser sahibi olamaz; ancak FSEK m. 18 çerçevesinde mali hakları kullanma yetkisi tüzel kişiye ait olabilir ve devir yoluyla mali hak sahibi olabilirler.

Şikâyetin geçerliliği: hak sahipliğini kanıtlayan belge zorunluluğu

FSEK m. 75, bu suçlarda şikâyetin geçerliliğini özel bir koşula bağlamıştır. Şikâyetçi olmak yetmez; hak sahipliğini kanıtlayan belgelerin de şikâyet süresi içinde Cumhuriyet başsavcılığına sunulması gerekir:

II – Soruşturma ve kovuşturma — FSEK m. 75 (Değişik: 23/1/2008-5728/140 md.)

71 ve 72 nci maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Yapılan şikâyetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir. Bu belge ve sair delillerin şikâyet süresi içinde Cumhuriyet başsavcılığına verilmemesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.

Bu Kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlar dolayısıyla başta Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve malî hak sahibi kişiler şikâyet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler.

Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısı suç konusu eşya ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre elkoyma koruma tedbirinin alınmasına ilişkin gerekli işlemleri yapar. Cumhuriyet savcısı ayrıca, gerek görmesi hâlinde, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Ancak, bu karar yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır.

Uygulamada dosyaların önemli bir bölümü tam da bu noktada sonuçlanmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bir yazılım korsanlığı dosyasında şikâyetçi şirketin sunduğu lisans sözleşmesini tek başına yeterli görmemiştir; çünkü lisans veren şirketin programın üreticisi ve telif hakkı sahibi olduğu ortaya konulamamıştır:

"…temyiz eden şirketin şikayet ve katılma dilekçelerine ekledikleri belge ve delillerin incelenmesi sonucunda; şikayetçi … Tic. Ltd. Şti. vekilinin dava konusu materyaller ile ilgili olarak 6 aylık kanuni şikayet süresi içerisinde hak sahipliğine ilişkin hukuken geçerli ve yeterli belgeleri dosyaya sunamadığı (her ne kadar dosyaya ibraz edilen … Noterliği tarafından tercüme edilen belgede, lisans alan olarak … Tic. Ltd. Şti. ile lisans veren olarak … Ltd. arasında bilgisayar programı lisans sözleşmesi düzenlenerek suça konu … isimli bilgisayar programının çoğaltma ve yayma hakkının … Tic. Ltd. Şti.'ne devredildiği belirtilmiş ise de; … Ltd isimli şirketin, … isimli programın üreticisi ve telif hakkı sahibi olduğuna ilişkin herhangi bir belge dosyaya ibraz edilmediği) anlaşıldığından, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan şikayetçi vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin … REDDİNE…" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.01.2022 tarihli, E. 2021/21332, K. 2022/1796 sayılı karar

Bu karar, hak sahipliğinin ilk hak sahibinden başlayan kesintisiz bir zincirle ispatlanması gerektiğini göstermektedir. Yazılım dosyalarında yalnızca "Türkiye distribütörüyüm" beyanı veya tek bir lisans sözleşmesi, zincirin üst halkaları gösterilmedikçe şikâyeti geçerli kılmaz.

Buna karşılık, hak sahipliği usulüne uygun belgelenmişse, Cumhuriyet başsavcılığının bilirkişi raporuna dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi hukuka aykırıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 05.05.2026 tarihli kararında, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıt-tescil belgeleriyle mali hak devri ispatlanan sinema eserleri bakımından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı kanun yararına bozulmuştur:

"…Şikâyetçi vekilinin, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi ekinde sunduğu şikâyete konu eserlerin ana yapımcıları olan … şirketlerinin mali haklarını … Ticaret Ltd. Şti.'ne devrettiklerine dair 5846 sayılı Kanun'un 13. maddesine uygun olarak düzenlenmiş Kültür ve Turizm Bakanlığı İthal Sinema Eserlerine İlişkin Kayıt Tescil Belgelerine göre; … Türkiye'de kullanım haklarının işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim haklarını kapsadığının ve sunulan bu belgelere göre şikâyetçi şirketin hak sahibi olduğuna ilişkin hukuken geçerli belgeleri 5846 sayılı Kanun'un 75. maddesine uygun olarak Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında; soruşturmaya devam edilerek şikâyet dilekçesinin kapsamının araştırılması ve toplanacak tüm delillere göre şüpheli hakkında kamu davası açılıp açılmayacağının taktiri gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hukuka aykırı olup…" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 05.05.2026 tarihli, E. 2026/552, K. 2026/5403 sayılı karar

Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan ölçüt nettir: Belirleyici olan belgenin adı değil, hak sahipliği zincirini kesintisiz biçimde göstermesidir. FSEK m. 13'ün son fıkrası uyarınca film ve fonogram yapımcıları için kayıt-tescil zorunlu, diğer eserler için ise talebe bağlıdır; tescil hak kurucu değildir ancak ispat kolaylığı sağlar.

m. 71/1-1: Mali Haklara Tecavüz Suçunu Oluşturan Fiiller

Birinci bent, uygulamada dosyaların büyük çoğunluğunu oluşturan hükümdür. Bendde sayılan fiiller, FSEK'in 21–25. maddelerinde eser sahibine münhasıran tanınan mali hakların birebir karşılığıdır. Her fiil, hangi mali hakkı ihlal ettiğine göre okunmalıdır.

İşleme (FSEK m. 21)

FSEK m. 21 son derece kısadır: "Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir." Bir romanın senaryolaştırılması, bir yazılımın başka bir platforma uyarlanması, bir metnin çevrilmesi işleme sayılır. Hak sahibinin yazılı izni bulunmaksızın yapılan işleme, m. 71/1-1 kapsamındadır. İşleme sonucunda ortaya çıkan ürünün kendisinin de eser niteliği kazanması, izinsizliği ortadan kaldırmaz.

Çoğaltma (FSEK m. 22) — yazılımda "geçici çoğaltma" meselesi

b) Çoğaltma hakkı — FSEK m. 22 (Değişik: 7/6/1995 - 4110/8 md.)

(Değişik: 21/2/2001 - 4630/13 md.) Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır. Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir.

Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar.

Üçüncü fıkra, yazılım uyuşmazlıkları bakımından kritik önemdedir. Bir programın kurulması, çalıştırılması ve belleğe yüklenmesi teknik olarak geçici kopyalama gerektirdiğinden, lisanssız bir programın yalnızca kurulup çalıştırılması dahi çoğaltma kapsamına girer. Bu nedenle "programı satmadım, sadece kullandım" savunması, çoğaltma bakımından tek başına sonuç doğurmaz.

Bu geniş çerçevenin karşı ağırlığı FSEK m. 38'dir. Anılan madde, kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltmayı serbest bırakmakla birlikte, bunun hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremeyeceğini ve eserden normal yararlanmaya aykırı olamayacağını belirtir. Yazılımlar bakımından ise ayrıca özel serbestiler tanınmıştır:

1. Şahsan kullanma — FSEK m. 38 (Değişik: 7/6/1995 - 4110/14 md.) — ilgili fıkralar

Bütün fikir ve sanat eserlerinin, kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak, bu çoğaltma hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ya da eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz.

Sözleşmede belirleyici hükümlerinin yokluğu durumunda, hata düzeltme de dahil, bilgisayar programının düşünüldüğü amaca uygun kullanımı için gerekli olduğu durumda, bilgisayar programının onu hukuki yollardan edinen kişi tarafından çoğaltılması ve işlenmesi serbesttir.

Bilgisayar programını yasal yollardan edinen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez. Bilgisayar programının kullanımı için gerekli olduğu sürece, bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşme ile önlenemez.

Bilgisayar programının kullanım hakkına sahip kişinin yapmaya hak kazandığı bilgisayar programının yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi veya depolanması fiillerini ifa ettiği sırada, bilgisayar programının herhangi bir ögesi altında yatan düşünce ve ilkeleri belirlemek amacı ile, programın işleyişini gözlemlemesi, tetkik etmesi ve sınaması serbesttir.

Bu serbestilerin ortak koşulu, programın hukuki yollardan edinilmiş olmasıdır. Yedekleme kopyası çıkarma ve hata düzeltme yetkisi, ancak meşru bir kullanım hakkı bulunan kişi bakımından söz konusudur; korsan bir kopyayı elinde bulunduran kişi bu hükümlere dayanamaz. Ayrıca m. 38'in ara işlerliğe (interoperability) ilişkin fıkraları, kod çoğaltmasını yalnızca ara işlerliği sağlamak için gerekli program parçalarıyla sınırlı tutmakta ve elde edilen bilginin benzer bir program geliştirmek amacıyla kullanılmasına izin vermemektedir.

Yayma: satışa arz, satış, kiralama ve ödünç verme (FSEK m. 23)

FSEK m. 23, eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkını münhasıran eser sahibine tanır. Maddenin ikinci fıkrası ayrıca hakkın tükenmesi ilkesini düzenler: hak sahibinin yayma hakkını kullanması sonucu mülkiyeti devredilerek ülke sınırları içinde ilk satışı yapılan nüshaların yeniden satılması yayma hakkını ihlal etmez. Ancak bu tükenme kiralama ve kamuya ödünç verme yetkisini kapsamaz; bu yetkiler eser sahibinde kalır.

Uygulamadaki karşılığı şudur: hukuka uygun olarak satın alınmış bir kitabın ikinci elde satılması yayma hakkını ihlal etmezken, aynı kitabın veya bir filmin ticari olarak kiralanması ayrı bir izne tabidir. Yargıtay uygulamasında kiralama da tüketiciye ulaştırma biçimlerinden biri sayılmakta ve suçun oluşumuna elverişli kabul edilmektedir.

Temsil (FSEK m. 24) ve umuma açık mahallerde müzik yayını

ç) Temsil hakkı — FSEK m. 24

Bir eserden, (…) doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarıyan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

Temsilin umuma arzedilmek üzere vukubulduğu mahalden başka bir yere herhangi bir teknik vasıta ile nakli de eser sahibine aittir.

(Ek: 1/11/1983 - 2936/4 md.) Temsil hakkı; eser sahibinin veya meslek birliğine üye olması halinde, yetki belgesinde belirttiği yetkiler çerçevesinde meslek birliğinin yazılı izni olmadan, diğer gerçek ve tüzelkişilerce kullanılamaz. Ancak, 33 üncü ve 43 üncü maddelerdeki hükümler saklıdır.

Kafe, restoran, otel ve mağaza gibi umuma açık işletmelerde radyo veya televizyon yayını üzerinden müzik dinletilmesi, öğretide ve uygulamada vasıtalı temsil olarak nitelendirilir. Yayın kuruluşuna verilen umuma iletim izni, bu izin kapsamının dışında kalan yeni bir dinleyici kitlesine ulaşılmasını kapsamaz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu çerçeveyi şöyle ortaya koymuştur:

"Açıklanan temel ilkeler çerçevesinde eser, icra veya yapımları içeren bir yayının otel, kafe, restoran, eğlence yerleri gibi müzik yayınının ticari işletmenin faaliyetinin esaslı ve vazgeçilmez bir unsuru olduğu umuma açık mahallerde izlenmesi veya dinlenmesinin sağlanması suretiyle yeni bir dinleyici veya izleyici kitlesine (yeni bir umuma) sunulması yani vasıtalı temsili FSEK'in 24, 80/I, 1, A, 2, 80/I, 1, B., 80/I, 2, 41 ve 52. maddelerinin getirdiği ilkeler çerçevesinde hak sahiplerinden önceden yazılı izin alınmasına bağlıdır. … Bu itibarla bir eseri, icrayı veya fonogramı hak sahibi kişilerin yazılı iznini almaksızın –Radyo-TV yayını vasıtasıyla da olsa cafe, bar, restoran gibi müzik yayınının esaslı bir unsuru olan ticari işletmelerde vasıtalı olarak temsile konu ederek ek bir yarar elde etme fiili FSEK'in 71/I,1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı kuşkusuzdur." — Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi; Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 15.05.2017 tarihli, E. 2017/3192, K. 2017/4584 sayılı karar

Kararın sonucu bakımından bir noktanın altını çizmek gerekir: Daire çoğunluğu bu itirazı yerinde görmemiş ve beraat hükmünün onanmasına ilişkin kararında direnerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göndermiştir. Karşı oyda ise, Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın SCF/Marco Del Corso kararında benimsenen "hizmetin müşterilerin tercihi üzerinde etkisi bulunup bulunmadığı" ve "eylemle ek bir yarar elde edilip edilmediği" ölçütlerinin somut olayda uygulanması gerektiği savunulmuştur.

Bu tablonun pratik anlamı şudur: umuma açık mahalde müzik yayını nedeniyle açılan FSEK m. 71 davalarında sonuç, otomatik bir kabulle değil, işletmenin niteliği, yayının işletme faaliyetindeki yeri, ek yarar sağlanıp sağlanmadığı ve kastın varlığı üzerinden yapılacak somut değerlendirmeyle belirlenir.

Umuma iletim (FSEK m. 25) ve internette izinsiz yayın

d) İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı — FSEK m. 25 (Değişik: 21/2/2001 - 4630/15 md.)

Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

Eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahiptir.

Bu madde ile düzenlenen umuma iletim yoluyla eserlerin dağıtım ve sunumu eser sahibinin yayma hakkını ihlal etmez.

İkinci fıkradaki "gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda erişimini sağlamak" ifadesi, internet üzerinden yapılan izinsiz yayınların hukuki dayanağını oluşturur. Bir film, kitap, çizgi roman veya yazılımın izinsiz olarak bir web sitesine yüklenmesi ve indirilebilir ya da izlenebilir hâle getirilmesi, doğrudan bu hakkı ihlal eder.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 15.04.2026 tarihli kararı, internet üzerinden yapılan izinsiz umuma iletim bakımından şu anda erişilebilen en güncel içtihatlardandır. Kararda, çizeri ve mali hak sahibi olduğu edebi eserler bir web sitesinde izinsiz yayımlanan şikâyetçinin başvurusu üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı kanun yararına bozulmuştur:

"…şikâyetçinin çizeri ve mali haklarına sahip olduğu edebi eserleri ve anılan eserleri izni olmaksızın umuma ileten web sitesini belirterek şikâyetçi olduğu, eserlerin izinsiz olarak umuma iletildiği web sitesinin sahiplerinin tespit edildiği, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda şikayet edenin mali haklarından olan umuma iletim hakkının ihlal edildiği kanaatinin bildirilmesi karşısında, şüphelilerin hak sahiplerinin izni olmaksızın bir eseri bilgisayar internet ortamında erişime sunduğu, böylece 5846 sayılı Kanun'un 71/1-1. maddesinde tarif edildiği şekilde, bir eseri hukuka aykırı olarak yaydığına dair kamu davası açılmasına yeterli şüphenin oluştuğu, söz konusu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." — Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi; Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 15.04.2026 tarihli, E. 2025/6196, K. 2026/4612 sayılı karar

Bu karar, dijital ihlallerde soruşturma eşiği bakımından somut bir ölçüt verir: eserlerin belirlenmesi, sitenin sahiplerinin tespiti ve umuma iletim hakkının ihlal edildiğine dair bilirkişi değerlendirmesi bir arada bulunuyorsa, kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşmuş sayılır ve delillerin takdiri kovuşturma aşamasına aittir.

Ticari amaçla satın alma, ithal-ihraç, elde bulundurma ve depolama

Birinci bendin son kısmı, ihlalin ticari zincirini hedef alır. Burada dikkat edilmesi gereken iki sınır vardır:

  • Satın alma bakımından "ticari amaç" aranır. Kişisel amaçla satın alma bu bent kapsamında değildir. Nitekim eserlerden hak sahiplerinin gelir elde etmesini sağlayan olağan tüketici davranışı da budur.
  • Elde bulundurma ve depolama bakımından "kişisel kullanım amacı dışında" olma koşulu aranır. Kişisel kullanım sınırları içinde kalan bulundurma suç oluşturmaz. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeye paralel olarak depolama kavramı, dijital dosyaların kaydedilebilir ortamlarda tutulmasını da kapsar; ancak "kişisel kullanım amacı dışında" ölçütü burada da geçerlidir.

Bu iki ölçüt, savunma bakımından somut sorular doğurur: ele geçirilen nüsha sayısı, dosyaların yayına elverişli biçimde düzenlenip düzenlenmediği, fiyat listesi veya satış kaydı bulunup bulunmadığı, işletmenin faaliyet konusu. Ticari amacın ve kişisel kullanım sınırının aşıldığının somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Manevi Haklara Yönelik Suçlar: m. 71/1-2, 3, 4, 5 ve 6

Başkasına ait esere kendi eseri olarak ad koymak (m. 71/1-2)

Bu bent, FSEK m. 15'te düzenlenen adın belirtilmesi yetkisini korur. Eseri sahibinin adı, müstear adı veya adsız olarak umuma arz etme kararı münhasıran eser sahibine aittir. Bir başkasının eserine kendi adını koymak, bu yetkinin en ağır ihlalidir.

2. Adın belirtilmesi salahiyeti — FSEK m. 15

Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salahiyeti munhasıran eser sahibine aittir.

Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl eser sahibinin ad veya alametinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır.

Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilaflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir.

Suçun oluşumu için failin, başkasına ait esere kendi adını koyması yeterlidir. Gerçek eser sahiplerinin adının eserde yer almaya devam etmesi suçu ortadan kaldırmaz. Birden fazla eser sahibi bulunan bir çalışmada failin kendi adını da ekletmesi, ortak eser sahiplerinden birinin adının yerine kendi adını koyması gibi, bu bendin kapsamındadır.

Bendin ikinci cümlesi, cezalandırma bakımından belirleyicidir: fiil dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmişse hapis cezasının üst sınırı beş yıla çıkar ve adli para cezasına hükmolunamaz. Akademik yayınlar, kitap basımları ve dijital platformlarda yayımlanan içerikler bakımından bu nitelikli hâlin gündeme gelmesi olağandır.

İntihal: kaynak göstermeksizin iktibas (m. 71/1-3) ve yanlış kaynak gösterme (m. 71/1-5)

İntihal kavramı FSEK'te tanımlanmamıştır. Kanun, meseleyi iktibas serbestisi üzerinden kurar: belirli koşullarla alıntı yapmak serbesttir, ancak bu serbestinin sınırı kaynak göstermektir.

5. İktibas serbestisi — FSEK m. 35

Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir:

1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması;

2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması;

3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması;

4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi.

İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.

m. 71/1-3 ile m. 71/1-5 arasındaki ayrım basit ve nettir:

  • Hiç kaynak gösterilmemişse m. 71/1-3 uygulanır (6 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası).
  • Kaynak gösterilmiş ancak yetersiz, yanlış veya aldatıcı ise m. 71/1-5 uygulanır (6 aya kadar hapis).

Kişinin kendisine ait bir başka eserinden kaynak göstermeksizin alıntı yapması hâlinde ise, korunan hukuksal değer ihlal edilmediğinden bu suçlar oluşmaz.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin bir bilimsel yayın dosyasında verdiği karar, hem intihalin nasıl tespit edildiğini hem de doğru nitelendirmenin önemini göstermektedir. Bir sempozyum bildirisinin, yazarlarının izni olmaksızın başka bir dergide farklı isimlerle yayımlanması olayında bilirkişi incelemesi, başlıkların içerik olarak aynı olduğunu, özet kısmındaki cümlelerin birebir örtüştüğünü, çalışma alanını sınırlandıran koordinatların ve sonuç tablolarındaki yüzdelik ile alan değerlerinin aynı olduğunu ve yayınların en az %50 oranında örtüştüğünü ortaya koymuştur. Daire, buna rağmen kurulan hükmü nitelendirme yönünden bozmuştur:

"5728 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı Kanun'un 71/3. maddesi hükmü 'Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.' şeklinde düzenlenmiş olup yapılan açıklamalar neticesinde, sanığın eyleminin 5846 sayılı Kanun'un 71/3. maddesine uyduğu gözetilmeyerek aynı Kanun'un 71/1. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı…" — Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 27.09.2017 tarihli, E. 2016/7859, K. 2017/7407 sayılı karar

Bu karar, akademik intihal dosyalarında savunmanın ilk kontrol noktasını göstermektedir: eylem intihal niteliğindeyse uygulanacak hüküm m. 71/1-3'tür; m. 71/1-1'den kurulan hüküm fazla ceza anlamına gelir. Uygulamada aynı olay birden fazla bende uyabildiğinden (örneğin hem kaynak gösterilmemiş hem de esere failin adı konulmuşsa), her bir hareketin hangi bende karşılık geldiği ayrı ayrı gösterilmelidir.

Akademik uyuşmazlıklarda çift yol: İntihal iddiaları çoğu zaman eş zamanlı olarak üç ayrı süreç doğurur: üniversite bünyesinde yürütülen disiplin soruşturması, FSEK m. 66 ve devamındaki hükümlere dayanan tazminat davası ve FSEK m. 71'e dayanan ceza soruşturması. Bu süreçlerin ispat standartları farklıdır; birinde varılan sonuç diğerini kendiliğinden bağlamaz. Ancak fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinde alınan bilirkişi raporları, ceza yargılamasında da dosyaya kazandırılarak değerlendirilebilmektedir.

Alenileşmemiş eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunmak (m. 71/1-4)

Bu bent, FSEK m. 14/2'de düzenlenen yetkiyi korur: bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş, ya da ana hatları herhangi bir suretle henüz umuma tanıtılmamış bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi bilgi verebilir.

1. Umuma arz salahiyeti — FSEK m. 14

Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tayin eder.

Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan, yahut ana hatları her hangi bir suretle henüz umuma tanıtılmıyan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malumat verebilir.

(Değişik: 21/2/2001 - 4630/8 md.) Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına yazılı izin vermiş olsa bile eserin gerek aslının gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Menetme yetkisinden sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı saklıdır.

Bu suç, yayımlanmamış bir romanın konusunun ifşa edilmesi, piyasaya sürülmemiş bir yazılımın işlevlerinin duyurulması veya hakem sürecindeki bir makalenin içeriğinin paylaşılması gibi hâllerde gündeme gelir. Eserin tamamının açıklanması gerekmez; muhteva hakkında kamuya açıklamada bulunmak yeterlidir. Bendin cezası altı aya kadar hapistir ve adli para cezası seçeneği öngörülmemiştir.

Tanınmış bir başkasının adını kullanmak (m. 71/1-6)

Bu bent, önceki bentlerden farklı bir menfaati korur: burada korunan, eserin gerçek sahibi kadar, adı kullanılan tanınmış kişinin şöhretidir. Bir eserin, icranın, fonogramın veya yapımın tanınmış bir başkasının adı kullanılarak çoğaltılması, dağıtılması, yayılması veya yayımlanması hâlinde ceza üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Böylece hem tüketicinin yanıltılması hem de adı kullanılan kişinin şöhretinin sömürülmesi engellenmek istenmiştir.

Hukuka Aykırılık Unsuru: Yazılı İzin Neden Bu Kadar Önemli?

FSEK m. 71'in belki de en ayırt edici özelliği, hukuka uygunluk nedenini şekle bağlamasıdır. Birinci bentte sayılan fiiller bakımından kanun, "hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın" ifadesini kullanmıştır. Buna göre sözlü izin, zımni onay veya "nasılsa itiraz etmezdi" değerlendirmesi hukuka uygunluk sağlamaz.

Bu şekil şartının kaynağı FSEK m. 52'dir:

IV – Şekil — FSEK m. 52

Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

Maddedeki "hakların ayrı ayrı gösterilmesi" koşulu, uygulamada sıklıkla gözden kaçar. FSEK m. 20/1 uyarınca mali haklar birbirine bağlı değildir; birinin devri diğerini kendiliğinden kapsamaz. Bu nedenle:

  • Çoğaltma izni, yayma iznini kapsamaz.
  • Yayma izni, umuma iletim iznini kapsamaz.
  • Bir yayın kuruluşuna verilen umuma iletim izni, umuma açık mahallerde temsili kapsamaz.
  • Bir platform için verilen dijital iletim izni, başka bir platformu kendiliğinden kapsamaz.

Dolayısıyla savunma tarafından sunulan izin belgesinin, somut olayda ihlal edildiği iddia edilen hakkı açıkça kapsayıp kapsamadığı denetlenmelidir. Genel nitelikli bir "kullanım izni" ibaresi, hangi mali hakkın devredildiğini göstermiyorsa hukuka uygunluk sağlamayabilir.

Sonradan verilen icazet fiili hukuka uygun hâle getirir mi?

Hayır. Hukuka uygunluk sağlayan rızanın, fiilin işlenmesinden önce veya işlendiği sırada verilmiş olması gerekir. Fiil işlendikten sonra verilen onay, işlenmiş fiili hukuka uygun hâle getirmez. Ancak bu suçlar şikâyete bağlı olduğundan, sonradan verilen onay pratikte şikâyetten vazgeçme veya şikâyet hakkının kullanılmaması sonucunu doğurabilir ve bu da soruşturma ya da kovuşturmanın yürütülmemesine yol açar. İki durumun hukuki niteliği farklıdır: birincisi fiili suç olmaktan çıkarmaz, yalnızca takibi engeller.

Manevi unsur: kast

FSEK m. 71'deki suçların tamamı ancak kasten işlenebilir. Kanun'da taksirle işlenebileceğine dair bir hüküm bulunmadığından, TCK m. 22/1 uyarınca taksirli hâl cezalandırılamaz. Bu tespitin uygulamadaki karşılığı, failin eserin izinsiz olduğunu bilip bilmediğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğidir. Nitekim Yargıtay uygulamasında, sanığın işiyle uğraşma alanı, ürünün orijinal olmadığının anlaşılabilirliği ve ele geçen materyalin niteliği gibi ölçütler kastın belirlenmesinde kullanılmaktadır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs

m. 71'deki suçlar, ayrıca bir neticenin gerçekleşmesini aramayan sırf hareket suçlarıdır ve soyut tehlike suçu niteliğindedir. Failin hareketi tamamlamasıyla suç oluşur; ayrıca bir zararın doğması gerekmez. Bu nedenle pek çok olayda teşebbüs mümkün değildir. Buna karşılık hareketin parçalara bölünebildiği hâllerde — örneğin çoğaltma işlemi sürerken kopyalama araçlarına el konulması ya da yükleme tamamlanmadan sürecin kesilmesi — suç teşebbüs aşamasında kalabilir.

İştirak

İştirakin her hâli mümkündür; TCK m. 37–41 somut olayın özelliğine göre uygulanır. Yukarıda değinildiği üzere, işletme sahibi ve müdürünün objektif sorumluluğunu öngören FSEK m. 74 yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle bir işletmede çalışanın gerçekleştirdiği ihlalden işletme sahibinin sorumlu tutulabilmesi, kendi fiili ve kastı ortaya konularak genel iştirak kurallarına göre mümkündür.

İçtima: aynı maddede düzenlenmiş olmak tek suç anlamına gelmez

FSEK m. 71'in tek maddede toplanmış olması, uygulamada zaman zaman bentlerin "seçimlik hareket" sayılmasına yol açmaktadır. Bu yaklaşım, maddenin yapısına uygun düşmez. Zira m. 71/1'in altı bendi farklı hukuksal değerleri korumakta ve farklı mağdurlara yönelmektedir. Failin hareketleriyle birden fazla hak grubu ihlal edilmişse, ihlal edilen hukuksal değer ve mağdur sayısınca suç oluşur; bu hâlde gerçek içtima kuralları uygulanır.

Zincirleme suç bakımından ise TCK m. 43 uygulanabilir. Failin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında m. 71'deki suçlardan birini oluşturan hareketleri birden fazla kez gerçekleştirmesi hâlinde ceza artırılarak uygulanır. Ancak eylemler arasında aynı suç işleme kararından söz edilemeyecek kadar uzun süre bulunuyorsa, zincirleme suç yerine gerçek içtima kuralları geçerli olur. Farklı kişilere ait eserler bakımından işlenen fiiller de mağdur farklılığı nedeniyle kural olarak zincirleme suç kapsamında değerlendirilmez.

Bandrol Suçuyla Birleşme: Anayasa Mahkemesi'nin İptal Kararı ve TCK m. 44

Kitap, müzik ve sinema eserlerine ilişkin dosyalarda FSEK m. 71/1-1 ile FSEK m. 81'deki bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçu çoğu zaman birlikte gündeme gelir. Bu iki suçun korunan hukuksal değeri farklıdır: m. 71 eser sahibinin manevi, mali ve bağlantılı haklarını korurken, bandrol suçlarında korunan menfaat kamu düzenidir. Bu nedenle bandrol suçu resen soruşturulur ve uzlaştırmaya tabi değildir.

FSEK m. 81'in on üçüncü fıkrası, bu iki suçun birlikte işlenmesi hâli için özel bir içtima kuralı öngörüyordu: fail hakkında yalnızca m. 71'e göre ceza verilecek, ancak bu ceza üçte bir oranında artırılacaktı. Anayasa Mahkemesi bu kuralı ölçülülük ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir.

"…Bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan farklı olarak manevi, mali veya bağlantılı hak sahiplerinin haklarına tecavüz suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi bulunduğundan itiraz konusu kural yalnızca hak sahibinin şikâyetçi olması durumunda uygulama alanı bulabilecektir. Bu durumda hak sahibinin hukuka aykırı fiil sebebiyle şikâyetçi olmaması hâlinde fail hakkında bandrol yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle hapis ve adli para cezası birlikte uygulanacak iken hak sahibinin şikâyetçi olması durumunda itiraz konusu kural gereğince fail hakkında seçimlik olarak hapis veya adli para cezasına hükmedilebilecek; cezalar daha hafif olarak belirlenebilecek… şikâyet hakkının kullanılması, fiilin yarattığı etkinin daha yoğun olduğunu göstermesine rağmen failin daha lehine bir hukuki sonuç doğuracak ve şikâyet olmasa idi hükmedilecek cezadan daha hafif bir cezanın verilmesine veya belirli durumlarda ceza vermekten vazgeçilmesine sebebiyet verecektir. … Bu itibarla suç ile ceza arasında adil bir denge oluşturamayan kural, yarattığı etki ve sonuçlar itibarıyla ölçülülük ilkesine aykırıdır." — Anayasa Mahkemesi, 12/6/2020 tarihli, E. 2019/74, K. 2020/29 sayılı karar (RG: 17/7/2020-31188)

İptalden sonra bu durumda uygulanacak kural, TCK m. 44'teki fikri içtima hükmüdür. Yargıtay 7. Ceza Dairesi sonucu şöyle formüle etmiştir:

"…Somut olayda, sanığın eylemine uyan bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile ilgili hak sahibi kişilerin hukuken geçerli belgeleri süresi içerisinde sunarak şikayetçi olması nedeniyle hem manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz başlıklı 5846 sayılı Kanunun 71'inci maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hem de aynı Kanunun 81'inci maddesindeki sanığın eylemine uyan ve re'sen takibi gerektirmesi nedeniyle CMK'nun 253 ile devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmayan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşacağı ve TCK'nun 44. maddesi gereğince sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurularak sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş…" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.01.2022 tarihli, E. 2021/21532, K. 2022/1799 sayılı karar. Aynı yöndeki gerekçeye 05.05.2026 tarihli, E. 2026/453, K. 2026/5510 sayılı kararda da yer verilmiştir.

Bu değişikliğin savunma bakımından iki somut sonucu vardır:

  1. Sonuç ceza ağırlaşmıştır. FSEK m. 81/4'teki bandrol suçunun yaptırımı bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır; m. 71/1-1'de ise hapis veya adli para cezası seçimliktir. İptalden sonra tek fiille her iki suçu işleyen fail bakımından, en ağır cezayı gerektiren bandrol suçundan hüküm kurulmaktadır.
  2. Uzlaştırma imkânı ortadan kalkabilir. Bandrol suçu resen takip edildiğinden uzlaştırma kapsamında değildir. Hüküm bu suçtan kurulduğunda, m. 71 için geçerli olan uzlaştırma yolu fiilen devre dışı kalır.

Zaman bakımından uygulama: İptal kararı 17/7/2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu tarihten önce kesinleşmemiş dosyalarda, TCK m. 7 çerçevesinde lehe kanun değerlendirmesi yapılması ve hükmün TCK m. 44'e göre yeniden kurulması gerekir. Yargıtay, iptal kararından önce veya sonra kurulan hükümleri bu gerekçeyle bozmaktadır.

Yaptırım, Zamanaşımı ve Ceza Muhakemesi Kurumları

FSEK m. 71 suçları şikâyete bağlıdır, şikâyet süresi 6 ay, dava zamanaşımı 8 yıldır; uzlaştırma, HAGB ve erteleme mümkündür.
Tablo: FSEK m. 71 suçlarında şikâyet, zamanaşımı ve ceza muhakemesi kurumları (Kaynak: FSEK m. 71, 75; TCK m. 50, 51, 66, 73; CMK m. 231, 253).
Kurum Durum Açıklama
Şikâyet Zorunlu FSEK m. 75/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi TCK m. 73/1 uyarınca fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Hak sahipliğini kanıtlayan belgeler bu süre içinde başsavcılığa sunulmazsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Dava zamanaşımı 8 yıl m. 71'deki suçların hiçbirinde hapis cezasının üst sınırı beş yılı aşmadığından TCK m. 66/1-e uygulanır. m. 71/1-2'nin nitelikli hâlinde üst sınır tam olarak beş yıl olduğundan bu bent bakımından da süre 8 yıldır.
Uzlaştırma Kapsamda Şikâyete bağlı suç olduğundan CMK m. 253/1-a kapsamındadır. Ancak aynı fiil bandrol suçunu da oluşturuyor ve hüküm o suçtan kuruluyorsa uzlaştırma uygulanamaz.
Etkin pişmanlık benzeri hüküm Var m. 71'in son fıkrası, hukuka aykırı nüshaları satışa arz eden, satan veya satın alan kişinin kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağlaması hâlinde cezadan indirim yapılabilmesine, hatta ceza vermekten vazgeçilebilmesine imkân tanır.
HAGB (CMK m. 231) Mümkün İki yıl veya daha az hapis cezaları bakımından koşulların varlığı hâlinde uygulanabilir. m. 71/1-3, 4, 5 ve 6 ile m. 71/1-2'nin basit hâlinde pratikte sık uygulanır; m. 71/1-1'de alt sınır bir yıl olduğundan koşullar oluşabilir.
Erteleme (TCK m. 51) Mümkün İki yıl veya daha az hapis cezaları bakımından uygulanabilir.
Adli para cezasına çevirme (TCK m. 50) Mümkün Bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları çevrilebilir. Ayrıca m. 71/1-1, 2 (basit hâl), 3 ve 6'da doğrudan adli para cezası zaten seçimlik yaptırımdır. İstisna: m. 71/1-2'nin dağıtma/yayımlama suretiyle işlenen nitelikli hâlinde adli para cezasına hükmolunamaz.
Tüzel kişiler Güvenlik tedbiri FSEK m. 81/son uyarınca Kanun'da tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde TCK'nın tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Elkoyma ve faaliyetin durdurulması Özel düzenleme FSEK m. 75/3 uyarınca Cumhuriyet savcısı CMK hükümlerine göre elkoyma işlemlerini yapar; ayrıca hukuka aykırı çoğaltmayla sınırlı olmak üzere faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Bu karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur; onaylanmazsa hükümsüz kalır.

m. 71/son: "Kimden temin ettiğini bildirme" hükmü

Maddenin son fıkrası, kaynağa ulaşmayı teşvik eden bir hüküm içerir. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağlarsa, cezasında indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Hükmün iki sınırı vardır. Birincisi zamandır: bildirimin kovuşturma evresine geçilmeden, yani soruşturma aşamasında yapılması gerekir. İkincisi sonuçtur: yalnızca isim vermek yeterli değildir, bildirimin yakalanmalarını sağlaması aranır. Ayrıca hüküm hâkime takdir yetkisi tanır; koşullar gerçekleştiğinde indirim veya cezasızlık zorunlu değil, mümkündür. Anayasa Mahkemesi de kararında bu fıkrayı etkin pişmanlık hükmü olarak nitelendirmiştir.

FSEK m. 71/2 ve Ek m. 4: Hak Yönetimi Bilgileri ve İçerik Sağlayıcılar

Maddenin ikinci fıkrası iki farklı durumu cezalandırır: FSEK Ek m. 4/1'deki fiillerin yetkisiz olarak işlenmesi ve Kanun'da tanınmış hakları ihlal etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcıların durumu. Ek m. 4, dijital ortamdaki hak yönetimi bilgilerini ve içerikten çıkarma usulünü düzenler:

Ek Madde 4 – (Ek: 21/2/2001 - 4630/37 md.)

Eser ve eser sahibi ile eser üzerindeki haklardan herhangi birinin sahibi veya eserin kullanımına ilişkin süreler ve şartlar ile ilgili olarak eser nüshaları üzerinde bulunan veya eserin topluma sunulması sırasında görülen bilgiler ve bu bilgileri temsil eden sayılar veya kodlar yetkisiz olarak ortadan kaldırılamaz ve değiştirilemez. Bilgileri ve bilgileri temsil eden sayıları ve kodları yetkisiz olarak değiştirilen veya ortadan kaldırılan eserlerin asılları veya kopyaları dağıtılamaz, dağıtılmak üzere ithal edilemez, yayınlanamaz veya topluma iletilemez.

Yukarıdaki fıkra hükümleri fonogramlar ve fonogramlarda tespit edilmiş icralar bakımından da uygulanır.

(Değişik üçüncü fıkra: 3/3/2004-5101/25 md.) Dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla servis ve bilgi içerik sağlayıcılar tarafından eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin bu Kanunda tanınmış haklarının ihlâli halinde, hak sahiplerinin başvuruları üzerine ihlâle konu eserler içerikten çıkarılır. Bunun için hakları haleldar olan gerçek veya tüzel kişi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlâlin durdurulmasını ister. İhlâlin devamı halinde bu defa, Cumhuriyet savcısına yapılan başvuru üzerine, üç gün içinde servis sağlayıcıdan ihlâle devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir. İhlâlin durdurulması halinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır. …

Ek m. 4/3, internetteki telif ihlallerinde kademeli bir usul öngörür: önce içerik sağlayıcıya başvuru ve üç günlük süre, ihlalin devamı hâlinde Cumhuriyet savcısına başvuru ve üç gün içinde hizmetin durdurulması talebi. Bu usul, ihlalin durdurulması hâlinde servisin yeniden sağlanmasını da düzenlediğinden, orantılılık gözeten bir yapıya sahiptir.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken nokta, m. 71/2'nin tali nitelikte olmasıdır: fıkra, "fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde" kaydını içerir. Bu nedenle aynı fiil m. 71/1-1'deki suçu da oluşturuyorsa, daha ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır.

FSEK m. 72 Tamamen Değişti: Kitaplardaki "Koruyucu Programlar" Bilgisi Artık Güncel Değil

FSEK m. 72, uzun yıllar boyunca "koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik hazırlık hareketleri" başlığıyla, bir bilgisayar programının hukuka aykırı çoğaltılmasını önlemek amacıyla oluşturulmuş ek programları etkisiz kılmaya yönelik program veya donanım üretmeyi, satışa arz etmeyi, satmayı ya da kişisel kullanım amacı dışında elde bulundurmayı cezalandırıyordu.

Bu hüküm, 21/12/2021 tarihli ve 7346 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle başlığıyla birlikte tamamen değiştirilmiştir. Kapsam, yalnızca bilgisayar programlarına özgü koruyucu programlardan, tüm eser türlerini kapsayan etkili teknolojik önlemlere genişletilmiştir:

2. Teknolojik önlemleri etkisiz kılma — FSEK m. 72 (Başlığı ile Birlikte Değişik: 21/12/2021-7346/1 md.)

Bu Kanunda yer alan hakların korunması amacıyla eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımının kontrolünü sağlamak üzere erişim kontrolü veya şifreleme gibi koruma yöntemi ya da çoğaltım kontrol mekanizması uygulamalarıyla sağlanan etkili teknolojik önlemleri etkisiz kılmaya yönelik;

a) Ürün ve araçları imal veya ithal eden, dağıtan, satan, kiraya veren veya ticari amaçla elinde bulunduranlar,

b) Ürün ve araçların reklam, pazarlama, tasarım veya uygulama hizmetlerini sunanlar,

altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Yeni metinde iki önemli değişiklik vardır. Birincisi, koruma yalnızca çoğaltım kontrolüyle sınırlı olmaktan çıkarak erişim kontrolü ve şifreleme yöntemlerini de kapsamıştır; böylece dijital yayın platformlarının erişim kontrol mekanizmaları da koruma altına alınmıştır. İkincisi, cezalandırılan davranışlar arasına reklam, pazarlama, tasarım veya uygulama hizmeti sunmak da eklenmiştir. Buna karşılık maddede yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörülmüş, adli para cezası seçeneğine yer verilmemiştir. m. 72'deki suç da FSEK m. 75 uyarınca şikâyete tabidir.

Not: 2021 öncesinde yayımlanmış birçok kaynakta m. 72, hâlâ eski hâliyle "koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik hazırlık hareketleri" olarak anlatılmaktadır. Somut bir dosyada uygulanacak hüküm belirlenirken suç tarihi esas alınmalı ve TCK m. 7 çerçevesinde lehe kanun değerlendirmesi yapılmalıdır.

Ceza Davasının Yanında Hukuk Davası: FSEK m. 68'deki Üç Kat Bedel

FSEK m. 71'deki fiiller aynı zamanda hukuk davalarına konu olur. Mali hakları ihlal edilen hak sahibi, tecavüzün ref'i davasında sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir:

3. Mali haklara tecavüz halinde — FSEK m. 68 (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) — ilgili fıkralar

Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.

İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir.

İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır.

Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz.

Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

Bu hüküm, ceza soruşturmasıyla eş zamanlı yürütülen bir stratejinin temelini oluşturur. Ceza davasında şikâyetten vazgeçilse dahi hukuk davası bağımsız olarak sürdürülebilir. Bunun yanında FSEK m. 76/2, hukuk davalarında davacı lehine önemli bir ispat kolaylığı sağlar: davacı iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktarda delil sunarsa, mahkeme kullananlardan izin belgelerini veya yararlanılan eserlerin listesini isteyebilir; bunlar sunulamazsa tüm eserlerin haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder.

Görevli Mahkeme: FSEK m. 76 ve Sınai Mülkiyet Kanunu Atfı

I – Görev ve ispat — FSEK m. 76 (Değişik: 23/1/2008-5728/141 md.)

(Değişik birinci fıkra: 22/12/2016-6769/189 md.) Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir.

Bu Kanun kapsamında açılacak hukuk davalarında mahkeme, davacının iddianın doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktar delil sunması hâlinde, korunmakta olan eserler, fonogramlar, icralar, filmler ve yayınları kullananların, bu Kanunda öngörülen izin ve yetkileri aldıklarına dair belgeleri veya tüm yararlanılan eser, fonogram, icra, film ve yayınların listelerini sunmasını isteyebilir. Belirtilen belge veya listelerin sunulamaması tüm eser, fonogram, icra, film ve yayınların haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder.

Bu hüküm, 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 189. maddesiyle değiştirilmiştir. Buna göre görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi bu ihtisas mahkemelerinin kurulduğu yerlerde davalar bu mahkemelerde görülür; kurulmayan yerlerde ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bu sıfatla görevlendirilen asliye ceza mahkemesi görev yapar. Nitekim Yargıtay incelemesine konu dosyalarda mahkeme adı olarak hem "Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi" hem de görevlendirilmiş "Asliye Ceza Mahkemesi" görülmektedir.

Güncelleme uyarısı: 2017 öncesi kaynaklarda FSEK m. 76/1, görevli mahkemenin "Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleri" olduğu şeklinde aktarılmaktadır. Bu ifade 6769 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir; yürürlükteki metin doğrudan Sınai Mülkiyet Kanunu m. 156/1'e atıf yapmaktadır.

Yazılım Uyuşmazlıklarına Özgü Değerlendirme Rehberi

Yazılım kaynaklı FSEK m. 71 dosyasında eser niteliği, hak sahipliği zinciri, izin kapsamı, 6 aylık şikâyet süresi ve dijital deliller kontrol edilmelidir.
Kontrol listesi: Yazılım kaynaklı FSEK m. 71 dosyalarında incelenecek noktalar (Kaynak: FSEK m. 2, 20, 38, 52, 71, 75; TCK m. 44; CMK m. 134).

Yazılım kaynaklı FSEK m. 71 dosyaları, hem eser niteliğinin hem de hak sahipliğinin ayrıca tartışılması nedeniyle kendine özgü bir yapıya sahiptir. Aşağıdaki kontrol listesi, hem hak sahibi hem de şüpheli tarafından yürütülecek çalışmanın çerçevesini gösterir:

  1. Eser niteliği: Suça konu yazılımın sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığı somut olarak değerlendirilmelidir. FSEK m. 2 son fıkrası uyarınca arayüze ve programın herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmaz.
  2. İhlalin katmanı: Kaynak kodu düzeyinde bir kopyalama mı, yoksa işlevsel benzerlik mi bulunduğu ayrıştırılmalıdır. İşlevsel benzerlik tek başına FSEK ihlali oluşturmaz.
  3. Hak sahipliği zinciri: İlk hak sahibinden şikâyetçiye kadar uzanan devirlerin FSEK m. 52'ye uygun yazılı belgelerle gösterilmesi gerekir. Tek bir lisans sözleşmesi, lisans verenin hak sahipliği ispatlanmadıkça yetersizdir.
  4. Hangi mali hak? İzin belgesinin çoğaltma, yayma, işleme ve umuma iletim haklarından hangisini kapsadığı ayrı ayrı denetlenmelidir; haklar birbirine bağlı değildir (FSEK m. 20/1).
  5. Şikâyet süresi: Fiilin ve failin öğrenilme tarihi ile şikâyet tarihi arasındaki sürenin altı ayı aşıp aşmadığı, hak sahipliği belgelerinin bu süre içinde sunulup sunulmadığı incelenmelidir.
  6. Lisans durumu: Programın hukuki yollardan edinilip edinilmediği; edinilmişse FSEK m. 38'deki yedekleme, hata düzeltme ve ara işlerlik serbestilerinin kapsamına girip girmediği değerlendirilmelidir.
  7. Ticari amaç ve kişisel kullanım: Ele geçirilen nüsha sayısı, satış kayıtları, fiyat listeleri ve işletmenin faaliyet konusu üzerinden "ticari amaç" ve "kişisel kullanım amacı dışında bulundurma" ölçütleri tartışılmalıdır.
  8. Dijital delilin hukuka uygunluğu: Bilgisayar ve veri taşıyıcılarına yönelik arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerinde CMK m. 134'e uyulup uyulmadığı; imaj alınması, hash doğrulaması ve şüpheliye kopya verilmesi yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği denetlenmelidir.
  9. Bilirkişi raporu: Raporun hangi imaj üzerinden düzenlendiği, inceleme yönteminin gösterilip gösterilmediği ve eser niteliği ile hak sahipliği konularında hukuki nitelendirme yapıp yapmadığı incelenmeli; gerekiyorsa ek rapor veya yeni bilirkişi talep edilmelidir.
  10. İçtima ve bandrol: Aynı fiil bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunu da oluşturuyorsa, AYM'nin iptal kararı sonrasında TCK m. 44 uyarınca hangi suçtan hüküm kurulması gerektiği tartışılmalıdır.
  11. Nitelendirme denetimi: İddianamede hangi bendin uygulandığı açıkça gösterilmeli; eylem intihal ise m. 71/1-3, ad koyma ise m. 71/1-2 kapsamında değerlendirilmelidir.
  12. Uzlaştırma ve m. 71/son: Uzlaştırma kapsamına giren dosyalarda bu yolun işletilip işletilmediği; kaynağın bildirilmesine ilişkin son fıkranın koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Telif Hakkı ve Fikri Mülkiyet Ceza Hukuku Alanında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu

FSEK m. 71 dosyaları; eser niteliği, hak sahipliği zinciri, yazılı izin kapsamı, dijital delil ve bilirkişi incelemesi gibi teknik ve hukuki katmanların birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bir eserin izinsiz kullanıldığının tespiti kadar, kimin hangi hakkının ihlal edildiğinin ve hangi bendin uygulanacağının doğru belirlenmesi de sonucu doğrudan etkiler.

İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, fikri mülkiyet ceza hukuku, telif hakkı ihlalleri ve bilişim suçları alanında soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hem hak sahiplerine hem de şüpheli ve sanıklara hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

FSEK m. 71 nedir ve kaç ayrı suç düzenler?

FSEK m. 71, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüzü cezalandıran hükümdür. Birinci fıkrada altı ayrı bent hâlinde altı suç tipi, ikinci fıkrada ise hak yönetimi bilgilerine yönelik bir suç düzenlenmiştir. Bentler tek bir suçun seçimlik hareketleri değil, farklı hukuksal değerleri koruyan bağımsız suçlardır; bu nedenle her bendin cezası ve mağduru farklıdır.

Telif hakkı ihlalinin cezası nedir?

FSEK m. 71/1-1 uyarınca bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, umuma ileten, yayımlayan; hukuka aykırı nüshaları satışa arz eden, satan, kiralayan, ödünç veren, ticari amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

Lisanssız (korsan) program kullanmak suç mudur?

Bilgisayar programları FSEK m. 2/1 uyarınca ilim ve edebiyat eseri sayılır. FSEK m. 22/3'e göre çoğaltma hakkı, programın geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar. Bu nedenle lisanssız bir programın kurulup çalıştırılması dahi çoğaltma kapsamına girebilir ve hak sahibinin yazılı izni yoksa FSEK m. 71/1-1 gündeme gelir. Suç şikâyete bağlı olduğundan soruşturma, geçerli bir şikâyet ve hak sahipliğinin belgelenmesi koşuluna bağlıdır.

İnternette izinsiz film, dizi, kitap veya çizgi roman yayınlamak suç mudur?

Evet. FSEK m. 25/2 uyarınca gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletim hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 15.04.2026 tarihli, E. 2025/6196, K. 2026/4612 sayılı kararında, eserlerin izinsiz olarak bir web sitesinde erişime sunulmasının FSEK m. 71/1-1'de tarif edildiği şekilde eserin hukuka aykırı olarak yayılması niteliğinde olduğu ve kamu davası açılmasına yeterli şüphenin oluştuğu kabul edilmiştir.

İntihal suç mudur, cezası nedir?

Evet. FSEK m. 71/1-3 uyarınca bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. FSEK m. 35 iktibas serbestisini düzenlerken son fıkrasında iktibasın belli olacak şekilde yapılmasını ve ilim eserlerinde kullanılan eserin, eser sahibinin adının ve alıntının alındığı yerin belirtilmesini zorunlu kılar.

Kaynak gösterdim ama eksik veya hatalı gösterdim; bu da suç mudur?

Bu durum ayrı bir bent altında düzenlenmiştir. FSEK m. 71/1-5 uyarınca bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hiç kaynak gösterilmemesi hâlinde m. 71/1-3, gösterilen kaynağın yetersiz, yanlış veya aldatıcı olması hâlinde m. 71/1-5 uygulanır.

Başkasının eserine kendi adımı koymak hangi suçu oluşturur?

FSEK m. 71/1-2 uyarınca başkasına ait esere kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiil dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenirse hapis cezasının üst sınırı beş yıla çıkar ve adli para cezasına hükmolunamaz. Gerçek eser sahiplerinin adının eserde yer almaya devam etmesi suçu ortadan kaldırmaz.

Eser sahibinin izni sözlü olabilir mi?

FSEK m. 71/1-1'deki fiiller bakımından kanun açıkça "yazılı izin" aramaktadır. Ayrıca FSEK m. 52 uyarınca mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Bu nedenle sözlü izin veya zımni onay, m. 71/1-1 bakımından hukuka uygunluk sağlamaz.

Bir mali hak için verilen izin diğer hakları da kapsar mı?

Hayır. FSEK m. 20/1 uyarınca mali haklar birbirine bağlı değildir; birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez. Bu nedenle çoğaltma izni yayma iznini, yayma izni umuma iletim iznini kapsamaz. FSEK m. 52 de devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesini zorunlu kıldığından, izin belgesinin ihlal edildiği iddia edilen hakkı açıkça kapsayıp kapsamadığı denetlenmelidir.

FSEK m. 71 suçları şikâyete tabi midir, şikâyet süresi ne kadardır?

Evet. FSEK m. 75/1 uyarınca 71 ve 72. maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi TCK m. 73/1 uyarınca fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süre içinde şikâyet edilmezse soruşturma yapılamaz.

Şikâyet için hangi belgelerin sunulması gerekir?

FSEK m. 75/1 uyarınca şikâyetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir; bu belgeler şikâyet süresi içinde sunulmazsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 27.01.2022 tarihli, E. 2021/21332, K. 2022/1796 sayılı kararında, lisans verenin programın üreticisi ve telif hakkı sahibi olduğuna dair belge sunulmadığı için tek başına lisans sözleşmesi yeterli görülmemiştir. Buna karşılık 05.05.2026 tarihli, E. 2026/552, K. 2026/5403 sayılı kararda, FSEK m. 13'e uygun Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıt-tescil belgeleriyle mali hak devri gösterildiğinden şikâyet geçerli kabul edilmiştir.

Kafede veya mağazada radyo-televizyon üzerinden müzik yayını yapmak suç mudur?

Bu durum vasıtalı temsil olarak nitelendirilir ve FSEK m. 24 ile m. 41 uyarınca hak sahiplerinden önceden yazılı izin alınmasını gerektirir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kafe, bar ve restoran gibi müzik yayınının işletme faaliyetinin esaslı unsuru olduğu yerlerde izinsiz temsil suretiyle ek yarar elde edilmesinin FSEK m. 71/1-1'deki suçu oluşturacağı görüşündedir. Ancak Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 15.05.2017 tarihli, E. 2017/3192, K. 2017/4584 sayılı kararında bu itiraz yerinde görülmemiş ve dosya Ceza Genel Kurulu'na gönderilmiştir. Sonuç, işletmenin niteliği, yayının faaliyetteki yeri, ek yarar sağlanıp sağlanmadığı ve kastın varlığına göre somut olayda değerlendirilir.

Hukuka uygun satın aldığım bir kitabı veya diski ikinci elde satmam suç mudur?

Hayır. FSEK m. 23/2 uyarınca, kiralama ve kamuya ödünç verme yetkisi eser sahibinde kalmak kaydıyla, belirli nüshaların hak sahibinin yayma hakkını kullanması sonucu mülkiyeti devredilerek ülke sınırları içinde ilk satışı veya dağıtımı yapıldıktan sonra bunların yeniden satışı yayma hakkını ihlal etmez. Buna karşılık aynı nüshanın ticari olarak kiralanması ayrı bir izne tabidir ve tükenme ilkesinin dışındadır.

Satın aldığım programın yedek kopyasını almam suç mudur?

FSEK m. 38 uyarınca, bilgisayar programını yasal yollardan edinen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez; programın kullanımı için gerekli olduğu sürece bir adet yedekleme kopyası yapılması da sözleşme ile önlenemez. Bu serbestilerin koşulu, programın hukuki yollardan edinilmiş olmasıdır. Korsan bir kopyayı elinde bulunduran kişi bu hükümlere dayanamaz.

Bandrolsüz ürün satmak ile telif hakkı ihlali birlikte işlenirse ne olur?

Anayasa Mahkemesi'nin 12/6/2020 tarihli, E. 2019/74, K. 2020/29 sayılı kararıyla FSEK m. 81/13'teki özel içtima kuralı iptal edilmiştir. Bu kural, iki suçun birlikte işlenmesi hâlinde yalnızca m. 71'e göre ceza verilip cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngörüyordu. İptalden sonra Yargıtay 7. Ceza Dairesi, TCK m. 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan hüküm kurulması gerektiğini kabul etmektedir. Bandrol suçu resen takip edildiğinden uzlaştırma hükümleri de uygulanamaz.

FSEK m. 71 davalarında görevli mahkeme hangisidir?

FSEK m. 76/1, 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Kanun'la değiştirilmiş olup görevli mahkemenin Sınai Mülkiyet Kanunu m. 156/1'de belirtilen mahkemeler olduğunu düzenler. Uygulamada bu mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir; kurulmadığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bu sıfatla görevlendirilen asliye ceza mahkemesi görev yapar.

FSEK m. 71 suçlarında dava zamanaşımı ne kadardır?

TCK m. 66/4 uyarınca zamanaşımı, kanundaki cezanın üst sınırına göre belirlenir. FSEK m. 71'deki suçların hiçbirinde hapis cezasının üst sınırı beş yılı aşmadığından, TCK m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bu, m. 71/1-2'nin dağıtma veya yayımlama suretiyle işlenen ve üst sınırı beş yıl olan nitelikli hâli bakımından da geçerlidir.

FSEK m. 71 suçlarında uzlaştırma uygulanır mı?

Bu suçlar FSEK m. 75 uyarınca şikâyete bağlı olduğundan, CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Ancak aynı fiil resen takip edilen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunu da oluşturuyor ve TCK m. 44 uyarınca hüküm o suçtan kuruluyorsa, uzlaştırma hükümleri uygulanamaz.

FSEK m. 71 suçlarında etkin pişmanlık hükmü var mıdır?

Maddenin son fıkrası bu nitelikte bir düzenleme içerir. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bildirimin yalnızca isim vermekle sınırlı kalmayıp yakalanmayı sağlaması gerekir.

Ceza davası dışında tazminat da istenebilir mi?

Evet. FSEK m. 68/1 uyarınca, hak sahiplerinden Kanun'a uygun yazılı izin almadan eseri işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya umuma iletenlerden; izni alınmamış hak sahipleri, sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Ayrıca FSEK m. 76/2, davacı kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter delil sunduğunda kullanıcıdan izin belgelerinin veya yararlanılan eser listelerinin istenmesine imkân tanır; bunlar sunulamazsa haksız kullanım karinesi doğar.

FSEK m. 72 hâlâ "koruyucu programları etkisiz kılma" suçunu mu düzenliyor?

Hayır. FSEK m. 72, 21/12/2021 tarihli ve 7346 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle başlığıyla birlikte tamamen değiştirilmiş ve "Teknolojik önlemleri etkisiz kılma" başlığını almıştır. Yeni metin, erişim kontrolü veya şifreleme gibi koruma yöntemleri ile çoğaltım kontrol mekanizmalarını kapsamakta; bu önlemleri etkisiz kılmaya yönelik ürün ve araçları imal veya ithal eden, dağıtan, satan, kiraya veren, ticari amaçla elinde bulunduranlar ile bu ürünlerin reklam, pazarlama, tasarım veya uygulama hizmetlerini sunanları altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırmaktadır.

Yayımlanmamış bir eserin içeriğini açıklamak suç mudur?

Evet. FSEK m. 71/1-4 uyarınca hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu hüküm, FSEK m. 14/2'de düzenlenen ve alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında yalnızca eser sahibinin bilgi verebileceğini öngören kuralı korur.

Önemli: Her dosyanın delilleri ve olayları farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Eserinizin izinsiz kullanıldığını tespit ettiyseniz, hakkınızda FSEK'e muhalefet iddiasıyla soruşturma yürütüldüğünü öğrendiyseniz veya iş yerinizde bir arama ve elkoyma işlemi yapıldıysa, somut durumunuza özgü değerlendirme için bir avukattan destek almanızı öneririz. Şikâyet süresinin altı ay olduğu ve hak sahipliğini kanıtlayan belgelerin bu süre içinde sunulması gerektiği unutulmamalıdır.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 2, 13, 14, 15, 16, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 35, 38, 52, 68, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 81 ve Ek m. 4 (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 22, 37-41, 43, 44, 50, 51, 66, 73 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 134, 231, 253 (mevzuat.gov.tr)
— 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 156 (mevzuat.gov.tr)
— Anayasa Mahkemesi, 12/6/2020, E. 2019/74, K. 2020/29 (RG: 17/7/2020-31188)
— Yargıtay 7. CD, 05.05.2026, E. 2026/552, K. 2026/5403
— Yargıtay 7. CD, 05.05.2026, E. 2026/453, K. 2026/5510
— Yargıtay 7. CD, 15.04.2026, E. 2025/6196, K. 2026/4612
— Yargıtay 7. CD, 27.01.2022, E. 2021/21532, K. 2022/1799
— Yargıtay 7. CD, 27.01.2022, E. 2021/21332, K. 2022/1796
— Yargıtay 19. CD, 27.09.2017, E. 2016/7859, K. 2017/7407
— Yargıtay 19. CD, 15.05.2017, E. 2017/3192, K. 2017/4584

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Tüm Siber Suçlar Hukuku makaleleri →