Deepfake ile Mücadelede Adli Bilişim: Yapay İçeriklerin Tespit Yöntemleri ve Sınırları
Bir ses veya görüntü kaydının deepfake (derin sahte) olup olmadığı nasıl anlaşılır? Kısa cevap: Tek bir yöntem yeterli değildir. Uygulamada konuşmacı tanıma, ses canlılığı tespiti, yüz tanıma, yüz özelliklerinin analizi, geçici (zamansal) tutarsızlıkların incelenmesi, görsel artefakt analizi ve kamera sensörü gürültü filigranının varlığının denetlenmesi birlikte kullanılır. Ceza yargılamasında ise bu teknik tespit tek başına yetmez: kaydın otantikliği, CMK m. 63 uyarınca atanan uzman bilirkişi eliyle, tercihen Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme birimi ya da uzman bir kriminal ses laboratuvarı raporuyla denetlenmelidir. Bu rehberde, İstanbul'da bilişim suçları ve siber suçlar hukuku alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak derin sahteciliğin tespit yöntemlerini, bu yöntemlerin sınırlarını ve yapay içeriklerin Türk hukukundaki cezai sonuçlarını güncel yargı kararları ışığında açıklıyoruz.
I. Giriş: Derin sahtecilik neden hukuki bir sorundur?
Derin sahte (deepfake) teknolojisi, yapısı gereği gerçekte var olmayan bir sesin, görüntünün yahut video kaydının gerçekmiş gibi yahut var olan bu verilerin farklı şekil ve içeriklerle topluma sunulmasını mümkün kılmaktadır. Bu sahtecilik ile kişiler hakkında şantaj ya da kişiler üzerinden menfaat temin edilebilmektedir. Kişisel verilerin belirli algoritmik süreçlerden geçirilerek manipülasyona açık hâle getirilmesi; finansal kayıplar, siber zorbalık ve dolandırıcılık gibi zararlı eylemlerin artmasına zemin hazırlamakta, özellikle teknolojik okuryazarlık seviyesi düşük olan çocuklar ve yaşlı bireyler saldırganlar açısından kolay hedef hâline gelmektedir.
Bu tablo karşısında, derin sahtecilikle mücadele ve bu sahteciliğin tespiti için geliştirilmiş bazı teknolojik önerilerin bilinmesinde fayda bulunmaktadır. Zira soruşturma evresinde bir kaydın yapay olup olmadığının saptanamaması, hem masum kişilerin sahte delillerle itham edilmesine hem de gerçek delillerin sahtelik iddiasıyla etkisizleştirilmesine yol açabilecektir.
İki yönlü risk: Deepfake yalnızca bir saldırı aracı değildir; aynı zamanda bir savunma aracına da dönüşebilir. Uygulamada buna "yalancının kâr payı" (liar's dividend) denilmektedir: Yapay içerik üretiminin yaygınlaşması, gerçek ve hukuka uygun elde edilmiş kayıtların dahi "bu montaj" savunmasıyla tartışmalı hâle getirilmesine imkân verir. Bu nedenle otantiklik denetimi, hem şüpheli/sanık hem de mağdur bakımından hayati önemdedir.
II. Deepfake tespit yöntemleri nelerdir?
1. Konuşmacı Tanıma (Speaker Recognition)
Konuşmacı tanıma sistemleri, konuşmacı kimlik tespiti (identification) ve konuşmacı doğrulama (verification) olmak üzere iki temel bileşen üzerine inşa edilmiştir. Kimlik tespiti sistemleri, yalnızca ses girdisine dayanarak konuşmacının kim olduğunu belirlemeyi amaçlarken; otomatik konuşmacı doğrulama sistemleri, belirli bir ses örneğinin beyan edilen kimliğe ait olup olmadığını doğrulamaya yönelik çalışmaktadır. Bu teknolojiler, yeni ses örneklerinin, önceden oluşturulmuş ses izleri (voice prints) veri tabanlarıyla karşılaştırılması esasına dayanmaktadır.
2. Ses Canlılığı Tespiti (Voice Liveness Detection)
Ses canlılığı tespiti teknolojileri, bir sesin gerçek bir birey tarafından o anda üretilip üretilmediğini veya önceden kaydedilmiş bir ses dosyasından gelip gelmediğini belirleyebilmektedir. İnsan kulağı tarafından neredeyse ayırt edilemez düzeyde üretilen ses klonları dahi, bu tür yapay zekâ tabanlı tespit sistemleri tarafından fark edilebilen belirli akustik anomaliler veya üretilmiş ses artefaktları içerebilmektedir. Bununla birlikte telefon görüşmeleri veya radyo röportajları gibi düşük kaliteli ses kayıtlarında bu sistemlerin doğruluk oranı ve güvenilirliği önemli ölçüde azalmaktadır.
3. Yüz Tanıma (Facial Recognition)
Yüz tanıma sistemleri, dijital ortamlarda kişilerin kimliğini belirlemek amacıyla kullanılan biyometrik tabanlı yazılımlar olup, aynı zamanda sahte veya manipüle edilmiş görsel materyallerin analizinde de kullanılabilmektedir. Derin sahte algoritmaları; yüzleri bükme, germe, yeniden biçimlendirme veya yalnızca belirli yüz hatlarını değiştirme eğiliminde olup, bu durum morfolojik tutarsızlıklar veya orantısal bozulmalar meydana getirmektedir. Dolayısıyla yüz tanıma sisteminin görseldeki kişi ile beyan edilen kimliği eşleştirememesi, derin sahtecilik olduğuna karine oluşturabilir.
4. Yüz Özelliklerinin Analizi (Facial Feature Analysis)
Son yıllarda yapılan çalışmalar; burun, ağız ve gözlerin konumu, hareketi ve kas dinamikleri gibi yüz hattına ilişkin işaretlerin (facial landmarks) analizi yoluyla derin sahte manipülasyonlarını tespit edebilen algoritmaların geliştirilmesine odaklanmaktadır. Görsel adli bilişim alanında yer alan araştırmalar; göz kırpma frekansındaki eksiklikler, kaş hareketlerindeki senkronizasyon bozuklukları veya mikro düzeydeki ifadelerin tutarsızlıkları gibi göstergeleri temel alarak sahte içeriklerin belirlenebildiğini ortaya koymaktadır.
5. Geçici Tutarsızlıkların Analizi (Temporal Inconsistencies)
Derin sahte videoların üretim süreci genellikle bir video dizisindeki her bir kareye (frame) ayrı ayrı müdahale edilmesi yoluyla yürütülmektedir. Bu durum, kareler arasında zamansal bütünlüğün bozulmasına ve doğal olmayan hareket geçişlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu tür tutarsızlıklar; baş pozisyonunda ani değişimler, dudak hareketlerinin konuşma ile uyumsuzluğu veya yüz kaslarının doğallıktan uzak hareketleri şeklinde gözlemlenebilir.
6. Görsel Artefaktlar (Visual Artefacts)
Görsel derin sahtecilik sürecinde yalnızca görüntünün belirli bölümleri değiştirildiğinde, algoritmalar orijinal ve manipüle edilmiş bölgeler arasında yapay bir geçiş yüzeyi oluşturmak zorundadır. Bu geçişler genellikle bulanıklık, renk geçişinde düzensizlik ve kenar bozulmaları gibi görsel artefaktlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca derin öğrenme modeli sınırlı sayıda kaynak görüntü ile eğitilmişse, hedef yüzün belirli mimik ve ifadeleri algoritma tarafından tahmin edilmekte ve bu durum doğallık dışı yüz ifadelerinin üretilmesine yol açmaktadır. Arka planların gerçeklik düzeyinin düşük olması ve ışıklandırma değişimlerinin doğru biçimde modellenememesi de derin sahteciliğe işaret eden karakteristik göstergelerden kabul edilebilir.
7. Gerçeklik Göstergelerinin Yokluğu (Lack of Authentic Indicators)
Kamera sensörleri, çiplerin üretim sürecinden kaynaklanan küçük farklılıklar nedeniyle duyarlılığı az da olsa değişen mikroskobik pikseller oluşturmaktadır. Bu farklılıklar, her kamera ile kaydedilen görüntü veya videoda tespit edilebilen bir tür gürültü filigranı (noise watermark) oluşturmaktadır. Deepfake algoritmaları ise çoğu zaman bu ayırt edilebilir deseni bozarak ya da tamamen ortadan kaldırarak, içeriğin sahte olduğuna işaret eden bir belirti bırakmaktadır.
| Yöntem | Neyi ölçer? | Zayıf yönü / sınırı |
|---|---|---|
| Konuşmacı tanıma | Ses örneğinin, önceden kayıtlı ses izleriyle (voice print) eşleşip eşleşmediğini. | Karşılaştırmaya elverişli mukayese ses örneği yoksa sonuç üretilemez. |
| Ses canlılığı tespiti | Sesin canlı bir kişiden mi, yoksa kayıt/sentez ürününden mi geldiğini. | Telefon görüşmesi gibi düşük kaliteli kayıtlarda doğruluk oranı belirgin şekilde düşer. |
| Yüz tanıma | Görüntüdeki kişinin beyan edilen kimlikle eşleşip eşleşmediğini. | Eşleşmeme tek başına sahtelik kanıtı değildir; karine oluşturur. |
| Yüz özellikleri analizi | Göz kırpma frekansı, kaş senkronizasyonu, mikro ifade tutarlılığı. | Yeni nesil modeller bu göstergeleri giderek daha iyi taklit etmektedir. |
| Geçici tutarsızlık analizi | Kareler arası zamansal bütünlüğü, dudak-ses senkronunu. | Yeniden kodlanmış (sıkıştırılmış) videolarda izler silinebilir. |
| Görsel artefakt analizi | Geçiş yüzeylerindeki bulanıklık, renk ve kenar bozulmalarını. | Düşük çözünürlüklü içerikte artefakt ile sıkıştırma bozulması karışabilir. |
| Sensör gürültü filigranı | Kayıt cihazına özgü piksel gürültü desenini. | Sosyal medya yeniden kodlaması bu deseni doğal olarak da bozabilir. |
III. Teknolojik tespitin sınırları
Derin sahtecilik yöntemleriyle üretilmiş verilerin tespiti için yapay zekâ modellerinin kullanılması tavsiye edilse de, bu yöntemin her zaman sağlıklı sonuçlar vermeyebileceği ileri sürülmüştür. Bu görüşe göre; yalnızca derin sahteleri tespit etmeye yönelik yapay zekâ modelleri geliştirmek, görsel-işitsel yanlış veya yanıltıcı bilgi (mis/disinformation) sorununa tek başına koruma sağlamaz.
İlk olarak, yapay zekâ tarafından üretilen videolar manipüle edilmiş medyanın yalnızca bir örneğini oluşturmakta ve günümüzdeki görsel manipülasyonların büyük bir kısmı düşük teknolojili (low-tech) ve yapay zekâ temelli olmayan yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Örneğin Mayıs 2019'da yayımlanan ve ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'yi sarhoşmuş gibi gösteren video, bir shallowfake yani basit manipülasyon örneğidir; çünkü video yalnızca yavaşlatılarak değiştirilmiştir. Genel olarak bakıldığında, video temelli yanlış bilgilendirme örneklerinin büyük kısmı, görüntü veya sesin doğrudan değiştirilmesinden ziyade, bağlamından koparılmış ya da yanlış başlıklarla sunulmuş gerçek içeriklerden oluşmaktadır.
İkinci olarak, derin sahtecilikle üretilmiş bir videonun tespit edilmesi durumunda dahi, tespite ilişkin anlamın doğru biçimde yorumlanması gerekmektedir. Teknik tespit araçları, bir videonun nasıl üretildiği veya sahteciliğe konu edildiği hakkında bilgi verebilir; ancak içeriğin yanlış bilgi mi, yoksa yanlış yönlendirme mi içerdiğini, hatta bağlamını belirleyememektedir. Dolayısıyla bir teknoloji platformu, yanıltıcı ve aldatıcı yapay içerikleri kaldırmak isteyebilir; fakat aynı zamanda yapay zekâ ile üretilmiş mizahi, sanatsal veya tarafsız içeriklerin platformda kalmasında bir sakınca görmeyebilir. Ayrıca içeriğin doğası, her zaman üreticinin niyetini (örneğin aldatmak mı, bilgilendirmek mi) açık biçimde ortaya koymamaktadır.
Yargı uygulamasında tespitin sınırı: "Karar vermek için veri yetersizdir"
Teknik tespitin mutlak olmadığı, Türk yargı pratiğinde de somut biçimde görülmektedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 17.10.2018 tarihli kararına konu olayda, Adli Tıp Kurumu'nun uzman biriminden alınan rapor şu tespiti içermektedir:
"İnceleme konusu görüntü dosyalarının kayıt kalitesi ve çözünürlüğünün (görüntüyü oluşturan piksel sayısının) düşük olduğu, kişinin güvenlik kamerasına uygun pozisyon ve yakınlıkta bulunmadığı, kişinin yüzüne ait karakteristik yüz hat ve yapılarını (genel yüz ve kafa anatomisi ile alın, kaş, göz, burun, kulak, dudak, çene ve benzeri yapıların) temsil eden görsel bilginin yeterli düzeyde olmadığı anlaşılmakla, şahıslara ait görüntü örnekleri ile ...'e ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin, inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen veri karar vermek için yetersizdir, şeklinde değerlendirildiği hususlarını bildirir kanaat raporudur" — Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 17.10.2018 tarihli, E. 2017/6188, K. 2018/12697 sayılı karar (Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi'nin 19.06.2017 tarihli raporundan)
Bu kararda Yargıtay, raporun "yetersiz" olduğunu bildirmesi karşısında beraat hükümlerini onamıştır. Yani teknik incelemenin sonuç üretememesi, kuşkudan sanığın yararlanacağı ilkesinin işlerlik kazanmasını gerektirir. Deepfake iddialarında da benzer bir mantık geçerlidir: "sahte değildir" sonucuna varılamaması ile "gerçektir" sonucuna varılması aynı şey değildir.
IV. Hukuk ile teknolojinin eş güdümü
Derin sahteciliğin kötüye kullanımıyla mücadelede teknolojiden faydalanmak sorunları kayda değer ölçüde dindirebilir; teknolojik çözümler, derin sahtelerin insan hakları ve demokrasiye karşı oluşturduğu tehditlere karşı bir ölçüde derman olabilir. Bizim de katıldığımız bu yaklaşım, sağlıklı ve gerçekçi bir mücadele ve müdahale yollarından biridir. Çünkü hukuk kuralları, toplumsal değişimlerin yaratacağı muhtemel sonuçlar henüz belirginleşmeden proaktif bir yaklaşımla düzenleme yapabildiği gibi; bazen de ortaya çıkan sorunlara karşı deneme-yanılma yöntemiyle gecikmeli çözümler ve yaptırımlar geliştirebilmektedir.
Bu ikinci durumda hukuki normların tesisi ancak toplumsal düzen sarsıldıktan sonra gerçekleşebilmekte; hukuk, yeri geldiğinde maalesef geç kalınmış bir adalet mekanizmasına dönüşebilmektedir. Söz konusu durumların; toplum, birey ve kurum menfaatlerini geri dönüşü olmayan ihlallere maruz bırakması, bu ihlallerle mücadelede hukuk ile teknolojinin eş güdümlü hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda gerekli yazılımsal altyapıların inşası, ilgili personelin eğitimi ve araştırma-geliştirme laboratuvarlarının tesisi, derin sahteciliğin suistimal edilmesine karşı hukuki düzlemde de en etkin stratejik adımları teşkil edecektir. Aksi takdirde ilgili hukuk normları ihdas edilse dahi, teknik yetersizlikler nedeniyle bu normların işlerlik kazanması ve suçun tespiti mümkün olmayacaktır.
V. Yargı uygulamasına yansımalar: Otantiklik denetimi zorunludur
Türk yargı uygulaması, kayıtların otantikliğinin teknik incelemeyle denetlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi; iddiaya konu görüntülü ve sesli kaydın bilirkişiye inceletilmesi, kayıtta montaj olup olmadığının araştırılması ve gerektiğinde uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır.
Montaj araştırması ve kriminal ses laboratuvarı raporu
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 16.10.2019 tarihli ilamında aynen şu değerlendirme yapılmıştır:
"…katılanın yayımlanan telefon görüşmesini yapıp yapmadığı ve metin halinde yer verilen ses kaydında montaj olup olmadığı hususu taraflardan sorulmak ve gerektiğinde ses kaydı temin edilip, uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınmak suretiyle araştırılarak, haberleşme içeriklerinin doğru ve konuşmaların katılana ait olduğu hususu tereddütsüz şekilde saptandığı takdirde sübut bulan eylemin TCK'nın 132/2. madde ve fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında, olayda herhangi bir hukuka uygunluk nedeni olup olmadığı da irdelenerek, saptanamaması halinde ise TCK'nın 125. maddesinde tanımlanan hakaret suçundan CMK'nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle hakaret suçundan adli soruşturma yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulup sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak sanık hakkında beraat kararı verilmesi, … Kanuna aykırı" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.10.2019 tarihli, E. 2019/537, K. 2019/10311 sayılı karar
Aynı Daire, ses ve video yayımının söz konusu olduğu bir başka dosyada da 11.10.2017 tarihinde aynı yöntemi işaret etmiştir:
"…ses ve video yayımlayan kişilerin sanıklar olduklarının tespit edilmesi halinde katılanların telefon görüşmelerini yapıp yapmadıkları, ses kayıtlarında montaj olup olmadığı hususu taraflardan sorulmak ve gerektiğinde ses kayıtları temin edilip, uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınmak suretiyle araştırılarak, haberleşme içeriklerinin doğru ve konuşmaların katılanlara ait olduğu hususu tereddütsüz şekilde saptantığı takdirde sübut bulan eylemin TCK'nın 132/2. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında, olayda herhangi bir hukuka uygunluk nedeni olup olmadığı da irdelenerek… sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle ve eksik incelemeyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat hükümleri kurulması, Kanuna aykırı" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.10.2017 tarihli, E. 2016/9990, K. 2017/7386 sayılı karar
"Bu görüntüdeki kişi ben değilim, montaj" savunması karşısında mahkemenin ödevi
Deepfake dosyalarında en sık karşılaşılan savunma, görüntüdeki kişinin sanık olmadığı ve içeriğin montaj olduğu iddiasıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu savunmanın soyut bir inkâr olarak geçiştirilemeyeceğini, uzman kuruluş incelemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir:
"Araştırma ve inceleme tutanakları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın fotoğraflardaki kişinin kendisi olmadığını ve yüzü dışındaki kısımların montaj olduğunu savunması karşısında; Adli Tıp veya TÜBİTAK gibi uzman kuruluşlara mensup bilirkişi marifetiyle sanığın mukayeseye elverişli fotoğrafları ile karşılaştırılıp ele geçirilen fotoğraflardaki kişinin sanık olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek biçimde tespit edilmesi ve ayrıca inceleme tutanaklarında söz konusu fotoğrafların 20.11.2015 günü ... Mahallesi Park Caddesi ile Sitti Nefis Caddesi üzerinde çekilmiş olduğunun değerlendirildiği anlaşılmakla cep telefonunun anılan tarihteki sinyal baz kayıtları getirtilip değerlendirilmesi sonrasında sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı" — Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 07.10.2019 tarihli, E. 2019/4252, K. 2019/5804 sayılı karar
Bu karar, savunma açısından son derece işlevseldir: Montaj iddiası usulüne uygun biçimde ileri sürüldüğünde, mahkeme gözle yapılan basit bir mukayese ile yetinemez; Adli Tıp Kurumu veya TÜBİTAK gibi uzman kuruluşlardan rapor almak ve ayrıca baz istasyonu (HTS) kayıtları gibi bağımsız doğrulama unsurlarını dosyaya getirtmek zorundadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 1971 tarihli öngörüsü: Montaj, ses taklidi ve bilirkişinin yetkinliği
Aynı hassasiyetin köklerini, Anayasa Mahkemesi'nin 1971 tarihli kararında bulmak mümkündür. Mahkeme, teknik verilerin hukuk yönünden tam bir güvenle kabul edilebilmesi için dışsal ve usulüne uygun destekleyici unsurlarla tahkim edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda yer alan ve bugünün deepfake tartışmasını âdeta önceleyen değerlendirme şöyledir:
"Ses alma alanındaki ilerleme ve gelişmeler bugün o evrededir ki bir sesin belirli bir kişiye ilişkin bulunduğunun hala parmak izlerinde olduğu gibi kuşkusuzca ve kesinlikle saptanamamasına karşılık birtakım montaj yollariyle ve gerekirse ses taklit etmede usta kişilerin yardımlarından da yararlanılarak bantlar istenildiği gibi doldurulabilmektedir. Bir toplantıda hazır bulunanlar, zamanında ve usulünce tutanaklarla saptanarak o toplantıya ilişkin bulunduğu ileri sürülen ses bantlarına böylece destek ve güç kazandırılmadıkça bant çevirilerine hukuk yönünden tam bir güvenle bağlanıp dayanılamayacağı ortadadır." — Anayasa Mahkemesi, 17/8/1971 ve 19/8/1971 günlü, E. 1971/41, K. 1971/67 sayılı karar
Mahkeme aynı kararda, ses bantlarını inceleyen bilirkişilerin kimliklerinin ve teknik yetkinliklerinin denetlenememesini de delil değerini gölgeleyen bir husus olarak kaydetmiştir:
"Ancak raporda bilirkişilerin kimlikleri açıklanmamış; Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının bilirkişi tayinine ilişkin 28/6/1971 günlü, 1971/131 sayılı kararında da 'TRT Müdürlüğünce gönderilmiş bulunan' denilmekle yetinilmiş olduğundan incelemelerinde böylesine kesin bir sonuca varabilen bu kimselerin ses alma alanındaki bilimsel ve teknolojik yetenek ve yetkileri üzerinde bir fikir edinilememektedir." — Anayasa Mahkemesi, 17/8/1971 ve 19/8/1971 günlü, E. 1971/41, K. 1971/67 sayılı karar
Kararda ayrıca, ses alma araçlarının "kimlerce, ne vakit, nasıl yerleştirildiği, nasıl uzun bir zaman korunup çalıştırılabildiği, bantların nasıl ne zaman ele alınıp değerlendirildiği, konuşanların kimliklerinin ve banda çekilmiş seslerle ilişkilerinin ne yolla saptandığı" bilinmemesinin, kayıtların ciddilik verme gücünü "daha da gölgelediği" belirtilmiştir. Bu, günümüz terminolojisiyle tam anlamıyla bir delil zinciri (chain of custody) denetimidir.
Deepfake çağında bu içtihadi birikim; tespit raporlarının hangi yöntemle, hangi yetkinlikteki uzmanlar tarafından ve hangi hata payıyla düzenlendiğinin mahkemelerce sorgulanması gerektiği şeklinde güncellenmelidir.
Bilirkişinin atanması – CMK m. 63
(1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
(2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir.
(3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir.
Delilleri takdir yetkisi – CMK m. 217
(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Burada iki ayrı denetim katmanı bulunduğunun altını çizmek gerekir: Bir kayıt önce hukuka uygun yöntemle elde edilmiş olmalıdır (dijital materyaller bakımından bu, CMK 134 kapsamında imaj ve hash değeri güvencelerine uyulması demektir), sonra da otantik olduğu teknik olarak denetlenmelidir. Hukuka aykırı elde edilmiş bir kaydın gerçek olması onu kullanılabilir kılmayacağı gibi, hukuka uygun elde edilmiş bir kaydın da yapay olup olmadığı ayrıca araştırılmalıdır.
Deepfake üretmek ve yaymak Türkiye'de suç mu?

Türk hukukunda "deepfake" adıyla özel ve tek bir suç tipi bulunmamaktadır. Ancak bu, derin sahte içerik üretmenin veya yaymanın cezasız kaldığı anlamına gelmez. Fiil, somut olayın özelliğine göre Türk Ceza Kanunu'nun mevcut hükümleri kapsamında değerlendirilir. Aşağıda, uygulamada en sık gündeme gelen suç tipleri ve kanun metinleri yer almaktadır.
Özel hayatın gizliliğini ihlal – TCK m. 134
(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme – TCK m. 136
(1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Bir kişinin sesi veya yüz görüntüsü, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu anlamında kişisel veri; biyometrik nitelik taşıdığı ölçüde ise özel nitelikli kişisel veridir. Dolayısıyla bir kişinin sesini veya yüzünü, rızası olmaksızın bir yapay zekâ modeline vererek yeni içerik üretmek, TCK 136 kapsamında değerlendirilebilecek bir veri işleme faaliyetidir.
Müstehcenlik – TCK m. 226 (3. ve 5. fıkralar)
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Kritik nokta: TCK 226/3'ün yürürlükteki metni, müstehcen ürünlerin üretiminde yalnızca gerçek çocukların değil, "temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin" kullanılmasını da açıkça suç saymaktadır. Bu ibare, tamamen yapay zekâ ile üretilmiş, gerçek bir çocuğun bulunmadığı görsellerin de madde kapsamına girmesi sonucunu doğurmaktadır. "Gerçek bir mağdur yok, dolayısıyla suç yok" savunmasının kanun metni karşısında dayanağı bulunmamaktadır.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma – TCK m. 217/A
(Ek:13/10/2022-7418/29 md.)
(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
İftira – TCK m. 267 (1. ve 2. fıkralar)
(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.
TCK 267/2, deepfake bakımından özel bir öneme sahiptir: Bir kimseye suç isnat etmek amacıyla yapay bir ses veya video kaydı üretilmesi, "fiilin maddî eser ve delillerini uydurmak" niteliğindedir ve cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir.
| Somut fiil | Gündeme gelebilecek hüküm | Not |
|---|---|---|
| Kişinin mahrem hayatına ilişkin sahte görüntü/ses üretip yayma | TCK m. 134/2 (özel hayatın gizliliğini ihlal – ifşa) | Basın ve yayın yoluyla yayımda da aynı ceza uygulanır. |
| Kişinin sesini/yüzünü rızası dışında modele verip içerik üretme, yayma | TCK m. 136 ve 6698 sayılı KVKK hükümleri | Ses ve yüz verisi kişisel veri; biyometrik nitelik taşıdığında özel nitelikli veridir. |
| Sahte cinsel içerikli görüntü üretme/yayma | TCK m. 226 (özellikle 3. ve 5. fıkralar), m. 105 ve 125 | Üretimde temsili çocuk görüntüsü kullanılması da 226/3 kapsamındadır. |
| Sahte kayıtla kişiyi küçük düşürme, itibarını zedeleme | TCK m. 125 (hakaret) | Aleniyet ve basın-yayın hâlleri nitelikli hâl oluşturur. |
| Sahte kayıtla suç isnadında bulunma | TCK m. 267/1-2 (iftira; delil uydurma nedeniyle artırım) | Yapay kaydın üretilmesi "maddî delil uydurma" sayılabilir. |
| Klonlanmış sesle yakınından para isteme, sahte yönetici talimatı | TCK m. 157 ve 158 (dolandırıcılık / nitelikli dolandırıcılık) | Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması nitelikli hâldir. |
| Kamu düzenine ilişkin sahte içerikle panik yaratma | TCK m. 217/A | Kimliğin gizlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. |
| İçeriğin internetten kaldırılması / erişimin engellenmesi | 5651 sayılı Kanun m. 9/A (özel hayatın gizliliği); TMK m. 24-25 | 5651 m. 9 iptal edilmiştir (AYM, E. 2020/76, K. 2023/172; 10.10.2024). M. 9/A’da talep 24 saat içinde sulh ceza hâkimine sunulur, hâkim 48 saat içinde karar verir. |
Yapay zekâ ile ses klonlamada güncel bir uyuşmazlık
Yapay zekâ ile üretilen ses içeriklerinin hukuki niteliği, hukuk mahkemeleri önünde de tartışılmaktadır. Tanınmış bir senarist ve oyuncunun sesinin bir uygulama aracılığıyla yapay zekâ ile işlenip kullanıcılara istedikleri cümleleri söyletme imkânı sunulduğu iddiasına dayanan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 22.05.2026 tarihinde, talebin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na değil Anayasa, KVKK, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayandırıldığı gerekçesiyle fikrî ve sınaî haklar mahkemesinin görevsizlik kararını yerinde bulmuştur:
"…davacının gerek asıl davadaki tespit ve önleme taleplerinin gerekse de birleşen davadaki maddi ve manevi tazminat talebinin TC. Anayasası'na, KVKK'na, TMK'na, TBK'na, BTK'na dayandırıldığı, diğer bir deyişle davacının gerek asıl gerekse de birleşen davada, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na dayalı bir talebinin bulunmadığı, bu durumda mahkemece, davacının kişisel verilerinin izinsiz kullanıldığı iddiasına dayalı işbu davada, FSEK'nın uygulanmasını gerektirir bir hususun olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla…" — Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 22.05.2026 tarihli, E. 2026/1078, K. 2026/1119 sayılı karar
Karar, ses klonlamaya karşı açılacak hukuk davalarının kişilik hakkı ve kişisel verilerin korunması ekseninde kurgulanması ve görevli mahkemenin bu çerçeveye göre belirlenmesi gerektiğini göstermesi bakımından yol göstericidir. Yanlış mahkemede açılan dava, yalnızca zaman ve masraf kaybına değil; içeriğin yayılmaya devam ettiği kritik günlerin boşa geçmesine de yol açmaktadır.
Deepfake mağduru olan kişi ne yapmalıdır?
Deepfake mağduru için ilk 72 saat kontrol listesi
- İçeriği silmeyin, delillendirin. Ekran görüntüsü yeterli değildir: URL, hesap adı, yayın tarihi ve saati, varsa paylaşım sayıları ile birlikte kaydedin; mümkünse noter veya e-tespit yoluyla tespit ettirin.
- Orijinal dosyayı indirin. Sosyal medya üzerinden görüntülenen içerik yeniden kodlanmış olur; adli bilişim incelemesi için mümkün olan en yüksek kaliteli dosya ve meta veriler (EXIF) önemlidir.
- Erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması için özel hayatın gizliliğine ilişkin hâllerde 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesindeki yola başvurun; 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden (E. 2020/76, K. 2023/172; iptal 10.10.2024'te yürürlüğe girdi) diğer kişilik hakkı ihlallerinde TMK m. 24-25 kapsamındaki hukuk yolları değerlendirilmelidir.
- Ceza şikâyetinde bulunun ve dilekçenizde hangi maddelerin uygulanmasını talep ettiğinizi (TCK 134, 136, 226, 125, 267 vb.) somut olarak belirtin.
- Bilirkişi incelemesi talebinizi yazılı ve gerekçeli olarak sunun: Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme birimi ya da TÜBİTAK gibi kurumsal bir bilirkişiden rapor alınmasını isteyin.
- Zamanaşımı ve süreleri gözetin; hakaret gibi şikâyete bağlı suçlarda fiili ve faili öğrenmenizden itibaren altı aylık şikâyet süresi işlemeye başlar.
- Maddi ve manevi tazminat ile saldırının önlenmesi ve durdurulması talepleri için TMK m. 24-25 kapsamında ayrıca hukuk davası açılabileceğini unutmayın.
Hakkında deepfake iddiası bulunan şüpheli ne yapmalıdır?
Savunma açısından dosyada aranması gereken hususlar

- Kayıt hukuka uygun elde edilmiş mi? Dijital materyaller bakımından CMK 134'e uygun olarak hâkim kararı alınmış, mahalde imaj (adli kopya) çıkarılmış, hash değeri tutanağa bağlanmış ve şüpheliye/müdafiine bir kopya verilmiş mi?
- Otantiklik incelemesi yapılmış mı? Kaydın montaj veya yapay üretim olup olmadığı, uzman bir kurumsal bilirkişi tarafından incelenmiş mi?
- Bilirkişinin uzmanlığı denetlenebilir mi? Raporda bilirkişinin kimliği, unvanı, alanı ve kullandığı yöntem açıkça gösterilmiş mi? (AYM'nin 1971 tarihli kararında altı çizilen sorun tam olarak budur.)
- Yöntem ve hata payı raporda yer alıyor mu? Hangi yazılım, hangi sürüm, hangi eşik değerler kullanılmış; sonucun güven aralığı ve yanlış pozitif oranı belirtilmiş mi?
- Mukayese materyali yeterli mi? Karşılaştırmaya elverişli ses/görüntü örneği alınmış mı; alınmadıysa raporun "kesin" sonucu neye dayanmaktadır?
- Kayıt kalitesi sonuca elverişli mi? Çözünürlük, kadraj ve mesafe, karşılaştırma yapmaya yeterli mi? (17. CD'nin 2018 tarihli kararına konu ATK raporu bu nedenle "yetersiz" sonucuna varmıştır.)
- Bağımsız doğrulama unsurları toplanmış mı? HTS ve baz istasyonu kayıtları, IP kayıtları, kamera meta verileri ve tanık beyanları kaydı destekliyor mu, yoksa çelişiyor mu?
- Delil zinciri (chain of custody) kesintisiz mi? Kaydın kim tarafından, ne zaman, hangi cihazdan elde edildiği ve o tarihten itibaren nasıl muhafaza edildiği dosyadan anlaşılabiliyor mu?
VI. Sonuç
Tüm açıklamalar kapsamında denilebilir ki; derin sahteciliğin tespitine yönelik teknolojik yöntemler soruşturma makamları için vazgeçilmez araçlar olmakla birlikte, hiçbiri tek başına mutlak güvenilirlik sunmamaktadır. Suçun soruşturulması evresinde yalnızca yasal düzenlemelerin varlığı yeterli olmayıp; elektronik delillerin otantikliğini saptayabilecek gelişmiş yazılımsal altyapıların inşası ve teknik kapasitesi yüksek uzman personelin istihdamı, suçun tespiti ve normların etkin tatbiki açısından stratejik bir zorunluluktur. Teknik veriye duyulan hukuki güven, ancak katı usuli güvencelerle ve teknoloji-hukuk eş güdümüyle korunabilecektir.
İstanbul'da Bilişim Suçları ve Deepfake Avukatı Desteği — LimanLegal Hukuk Bürosu
Yapay zekâ ile üretilmiş ses ve görüntülerin hukuki değerinin denetlenmesi; bilirkişi raporlarının yöntem ve yetkinlik yönünden incelenmesi, HTS ve IP kayıtlarının değerlendirilmesi ve içeriğin internetten kaldırılması süreçlerinin birlikte yürütülmesini gerektiren, uzmanlık isteyen bir alandır. İster mağdur ister şüpheli konumunda olun, sürecin en başından itibaren siber suçlar hukuku alanında deneyimli bir bilişim suçları avukatı ile çalışmak hak kaybını önler.
İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, bilişim suçları, kişisel verilerin korunması ve ceza hukuku alanında güvenilir, hızlı ve çözüm odaklı hukuki destek sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Deepfake (derin sahte) nedir?
Deepfake, yapay zekâ ve derin öğrenme algoritmaları kullanılarak gerçekte var olmayan bir sesin, görüntünün ya da video kaydının gerçekmiş gibi üretilmesi veya var olan verilerin farklı şekil ve içeriklerle sunulmasıdır. Uygulamada şantaj, dolandırıcılık, itibar suikastı ve siber zorbalık amacıyla kullanılabilmektedir. Videonun yalnızca hızının değiştirilmesi gibi basit manipülasyonlar ise "shallowfake" olarak adlandırılır.
Deepfake nasıl tespit edilir?
Tek bir yöntem yeterli değildir. Uygulamada konuşmacı tanıma (speaker recognition), ses canlılığı tespiti (voice liveness detection), yüz tanıma, yüz özelliklerinin analizi (göz kırpma frekansı, kaş senkronizasyonu, mikro ifadeler), kareler arası geçici tutarsızlıkların incelenmesi, görsel artefakt analizi (bulanıklık, renk ve kenar bozulmaları) ve kamera sensörüne özgü gürültü filigranının varlığının denetlenmesi birlikte kullanılır.
Deepfake tespit yazılımları %100 güvenilir mi?
Hayır. Düşük kaliteli ses kayıtlarında canlılık tespitinin doğruluğu belirgin şekilde azalır; düşük çözünürlüklü videolarda görsel artefakt ile sıkıştırma bozulması karışabilir; sosyal medya yeniden kodlaması sensör gürültü desenini doğal olarak da bozabilir. Ayrıca tespit araçları içeriğin bağlamını ve üreticinin niyetini belirleyemez. Bu nedenle teknik rapor, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Deepfake Türkiye'de suç mudur?
Türk hukukunda "deepfake" adıyla özel bir suç tipi bulunmamakla birlikte, fiil somut olayın özelliğine göre mevcut hükümler kapsamında cezalandırılır: özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134), verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK m. 136), müstehcenlik (TCK m. 226), hakaret (TCK m. 125), iftira (TCK m. 267), dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 157-158) ile halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK m. 217/A) başta gelenlerdir.
Yapay zekâ ile üretilmiş, gerçek bir çocuğun yer almadığı müstehcen görsel suç oluşturur mu?
Evet. TCK 226'nın üçüncü fıkrasının yürürlükteki metni, müstehcen ürünlerin üretiminde "çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri" kullanan kişiyi beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırmaktadır. "Temsili çocuk görüntüsü" ibaresi, gerçek bir çocuğun bulunmadığı tamamen yapay içerikleri de kapsamaktadır. Bu ürünleri bulundurmak, depolamak veya başkalarının kullanımına sunmak da ayrıca suçtur.
Mahkeme, bir kaydın montaj olup olmadığını araştırmak zorunda mıdır?
Evet. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 16.10.2019 tarihli, E. 2019/537, K. 2019/10311 sayılı kararında; kayıtta montaj olup olmadığı hususunun taraflardan sorulması ve gerektiğinde kayıt temin edilip uzman bir kriminal ses laboratuvarından rapor alınmak suretiyle araştırılması gerektiği, aksi hâlde eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olacağı belirtilmiştir. Aynı Daire, 11.10.2017 tarihli E. 2016/9990, K. 2017/7386 sayılı kararında ses ve video yayımına ilişkin olayda da aynı yöntemi işaret etmiştir.
"Bu görüntüdeki kişi ben değilim, montaj" savunması nasıl sonuç doğurur?
Bu savunma soyut bir inkâr olarak geçiştirilemez. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 07.10.2019 tarihli, E. 2019/4252, K. 2019/5804 sayılı kararında; sanığın fotoğraflardaki kişinin kendisi olmadığını ve yüzü dışındaki kısımların montaj olduğunu savunması karşısında, Adli Tıp veya TÜBİTAK gibi uzman kuruluşlara mensup bilirkişi marifetiyle mukayese yapılması ve ayrıca baz istasyonu kayıtlarının getirtilmesi gerektiği, aksi hâlde eksik araştırma bulunacağı kabul edilmiştir.
Bilirkişi raporunda nelerin bulunması gerekir?
Raporda bilirkişinin kimliği, unvanı ve uzmanlık alanı; kullanılan yöntem, yazılım ve eşik değerler; sonucun güven aralığı ve hata payı açıkça gösterilmelidir. Anayasa Mahkemesi'nin 17/8/1971 ve 19/8/1971 günlü, E. 1971/41, K. 1971/67 sayılı kararında, ses bantlarını inceleyen bilirkişilerin kimliklerinin açıklanmaması nedeniyle "bu kimselerin ses alma alanındaki bilimsel ve teknolojik yetenek ve yetkileri üzerinde bir fikir edinilememektedir" denilerek bu eksiklik delil değerini gölgeleyen bir husus olarak kaydedilmiştir.
Ses kaydı tek başına mahkûmiyete esas alınabilir mi?
Anayasa Mahkemesi'nin 1971 tarihli kararında, montaj yollarıyla ve ses taklidinde usta kişilerin yardımıyla bantların istenildiği gibi doldurulabildiği, bu nedenle destekleyici unsurlarla tahkim edilmedikçe bant çevirilerine "hukuk yönünden tam bir güvenle bağlanıp dayanılamayacağı" belirtilmiştir. Günümüzde de bir ses veya görüntü kaydı; otantiklik incelemesi, HTS/baz istasyonu kayıtları, IP kayıtları ve tanık beyanları gibi bağımsız doğrulama unsurlarıyla desteklenmelidir.
Deepfake içeriğin internetten kaldırılması için ne yapılmalıdır?
Kişilik hakkı ihlallerinde sulh ceza hâkimliğine başvuru imkânı tanıyan 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal 10.10.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Özel hayatın gizliliğine ilişkin hâllerde 9/A maddesindeki hızlandırılmış yol uygulanır; diğer kişilik hakkı ihlallerinde TMK m. 24-25 kapsamındaki hukuk yolları değerlendirilmelidir. Bu süreç, ceza şikâyeti ve TMK m. 24-25 kapsamındaki tazminat davasından bağımsızdır ve içeriğin yayılmasını durdurmak bakımından öncelikle işletilmelidir.
Sesim yapay zekâ ile klonlandı; hangi mahkemede dava açmalıyım?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2026 tarihli, E. 2026/1078, K. 2026/1119 sayılı kararında; talep Anayasa, KVKK, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayandırıldığında, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun uygulanmasını gerektiren bir husus bulunmadığı ve fikrî ve sınaî haklar hukuk mahkemesinin görevli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ses klonlamaya karşı davanın hukuki dayanağı ve görevli mahkeme, en baştan doğru kurgulanmalıdır.
Deepfake dosyalarında avukatın rolü nedir?
Bilişim suçları avukatı; kaydın hukuka uygun yöntemle elde edilip edilmediğini (CMK 134 kapsamında imaj ve hash güvenceleri dâhil), otantiklik incelemesinin yapılıp yapılmadığını, bilirkişinin uzmanlığının ve kullandığı yöntemin denetlenebilir olup olmadığını, mukayese materyalinin ve kayıt kalitesinin sonuca elverişliliğini ve delil zincirinin kesintisizliğini denetler. Tespit ettiği eksiklikleri zamanında ve teknik olarak temellendirilmiş biçimde ileri sürer. İstanbul'da bilişim suçları ve siber suçlar hukuku alanında destek için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



