Sosyal Medya Suçlarında Şikâyet, Fail Tespiti ve Delil Temini: Uygulama Rehberi
Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının önemli bir bölümü, suçun unsurları hiç tartışılmadan sona ermektedir. Dosyalar çoğu zaman hesabın kime ait olduğunun ortaya konulamaması, şikâyet süresinin kaçırılması, paylaşımın silinmesinden önce usulüne uygun biçimde tespit edilmemesi veya şikâyet dilekçesinin failin belirlenmesine elverişli hiçbir veri içermemesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararıyla kapanır. Bu rehberde, İstanbul'da ceza hukuku ve bilişim suçları alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak, sosyal medya vasıtasıyla işlendiği iddia edilen suçlarda sürecin en başında yapılması gereken tespitleri; ihbar ile şikâyet ayrımını, şikâyet süresini ve süreyi kimin kullanacağını, dilekçeye eklenmesi gereken belgeleri, IP–port–URL–LOG–trafik bilgisi kavramlarını, açık kaynak araştırmasının ispat değerini, dijital delilin hukuka uygunluğunu ve hukuki vasıflandırmayı; yürürlükteki kanun metinleri ile 2026 tarihli güncel Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
Kısa cevaplar
- Şikâyet süresi ne kadar? Kural olarak fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay (TCK m. 73/1-2). Hakaret suçunda bu süre, 7531 sayılı Kanun'la getirilen üst sınır nedeniyle her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
- İhbar ile şikâyet aynı şey mi? Değildir. İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığı araştırma gerektirmeksizin açıkça anlaşılıyorsa ya da başvuru soyut ve genel nitelikteyse, CMK m. 158/6 uyarınca soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez.
- Şikâyet dilekçesinde ne bulunmalı? Hangi platform, hangi kullanıcı adı/ID, eylemin tam URL adresi, paylaşımın net içeriği, tarih ve saat, hesabın herkese açık olup olmadığı, eylemin hangi yolla (aleni paylaşım, yorum, doğrudan mesaj) gerçekleştiği ve mağdurun öğrenme tarihi.
- Ekran görüntüsü yeterli mi? Tek başına risklidir. Paylaşımın kaldırılma ihtimaline karşı tarih–saat–URL'yi birlikte gösteren dijital materyal ve mümkünse noterlik aracılığıyla alınan tespit (e-tespit) dilekçeye eklenmelidir.
- Açık kaynak araştırması tek başına mahkûmiyete yeter mi? Hayır. Yargıtay, hesabın şüpheliye ait "olabileceği ihtimalini" ortaya koyan raporu yeterli görmemekte; paylaşımın kim tarafından yapıldığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmasını aramaktadır.
- "Sunucu yurt dışında" gerekçesiyle takipsizlik verilebilir mi? Yargıtay, hiçbir araştırma yapılmadan yalnızca istinabe taleplerinin cevaplanmadığı gerekçesine dayanan kovuşturmaya yer olmadığı kararlarını hukuka aykırı bulmaktadır.
- Sosyal medya hesabı incelenirken karar gerekir mi? Şüphelinin kullandığı bilgisayar ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma için CMK m. 134 uyarınca hâkim kararı; gecikmesinde sakınca bulunan hâlde Cumhuriyet savcısı kararı ve 24 saat içinde hâkim onayı aranır.
- Hakarette uzlaştırma var mı? Yürürlükteki CMK m. 253/3 uyarınca hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez; buna karşılık TCK m. 75/6 uyarınca hakaret (m. 125/3-a hariç) önödeme kapsamındadır.
- Takipsizlik kararına ne yapılabilir? Karar tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir (CMK m. 173/1); hâkimlik soruşturmanın genişletilmesini isteyebilir.
1. Adli Sürece Taşımadan Önce: Hangi Veriler Toplanmalıdır?
Sosyal medya kaynaklı dosyalarda en sık karşılaşılan sorun, olayın hukuki değerlendirmesinin yapılabilmesi için gereken çekirdek verilerin hiç toplanmamış olmasıdır. Suçun unsurları, şikâyete tabi olup olmadığı, görevli ve yetkili merci, hatta failin belirlenip belirlenemeyeceği bu verilere göre şekillenir. Bu nedenle şikâyet dilekçesi yazılmadan önce aşağıdaki başlıkların tek tek karşılanması gerekir.
a) Olayı tanımlayan veriler
- Nerede, hangi hesapta? Paylaşımın bulunduğu platform ve hesabı tekil olarak tanımlayan bilgiler: kullanıcı adı, profilde görünen isim, hesabın ID numarası.
- Üç ayrı tarih. Paylaşımın yayımlandığı tarih, mağdurun ondan haberdar olduğu tarih ve şikâyetin yapıldığı tarih birbirinden farklıdır. Süre hesabı ikinci tarihe göre yapılır; bu nedenle üçü de ayrı ayrı kayda geçirilmelidir.
- İçerik nedir? Metnin kendisi; varsa görsel, video ve ses unsurları; içeriğin özgün mü yoksa bir başka kaynaktan aktarılmış mı olduğu.
- Hâlâ yayında mı? Paylaşımın ve hesabın erişilebilir olup olmadığı; kaldırılmışsa kaldırılma tarihi.
- Hangi kanaldan yayıldı? Herkese açık gönderi, bir gönderiye yorum, grup sohbetinde söylem ya da özel mesaj. Bu ayrım hem aleniyeti hem de suç tipini etkiler.
- Kimler görebiliyordu? Hesabın herkese açık mı, yoksa sınırlı bir takipçi çevresine mi görünür olduğu.
b) Faili ve ilişkiyi gösteren veriler
- Kaç kişi? Paylaşımı birden fazla kişinin yapıp yapmadığı; teşvik eden ya da hesap bilgisi, bağlantı gibi imkânlar sağlayarak katkıda bulunan bir başka kişi bulunup bulunmadığı.
- Teknik bağ. Paylaşım ile fail arasında bağ kuran IP ve port bilgileri, erişim kayıtları ve açık kaynak araştırmasının çıktısı.
- Taraflar arasındaki geçmiş. Akrabalık, iş ya da vesayet ilişkisi; önceden gelen bir husumet; paylaşımı tetikleyen somut bir gelişme.
- Sonuç ve sonraki tutum. Paylaşım nedeniyle doğan maddi kayıp ile iş veya konut değiştirme gibi somut sonuçlar; failin sonrasında özür dileyip dilemediği, düzeltme yayımlayıp yayımlamadığı.
c) Muhakemeye yön veren hukuki başlıklar
- Takip rejimi. Suçun şikâyete bağlı olup olmadığı; soruşturma ya da kovuşturma izni gibi özel bir muhakeme şartına tabi bulunup bulunmadığı.
- Alternatif usuller. Dosyanın uzlaştırma, önödeme, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, seri muhakeme ya da basit yargılama usulü kapsamına girip girmediği.
- Görev ve yetki. Soruşturma ve kovuşturma bakımından yetkili başsavcılığın ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi.
- Koruma tedbirleri. Hem suç hem de delil durumu bakımından bir koruma tedbirinin yasal şartlarının oluşup oluşmadığı.
Bu başlıkların objektif verilerle karşılanması, muhakemenin hak ihlaline yol açmadan ilerlemesini ve eylemin doğru vasıflandırılmasını sağlar. Eksik bırakılan her başlık, ilerleyen aşamada ya bir bozma nedenine ya da telafisi güç bir hak kaybına dönüşür.
2. Dosyanın Dili: Trafik Bilgisi, IP, Port, URL, LOG ve ID

Sosyal medya dosyalarında savunma ile iddia çoğu zaman aynı teknik kavramlar üzerinden tartışır. Bu kavramların bir kısmı mevzuatta tanımlanmıştır ve tanımların bilinmesi, hangi kurumdan hangi verinin isteneceğini doğrudan belirler.
Trafik bilgisi
Bir cihazın internete bağlanıp veri alıp vermesi, arkada bir dizi kaydın oluşmasına yol açar: hangi adresten çıkıldığı, hangi kapı numarasının kullanıldığı, bağlantının ne zaman başlayıp bittiği, ne kadar veri aktarıldığı. Mevzuat bu kayıtları tek bir üst başlık altında toplamış ve doğrudan tanımlamıştır:
Tanımlar — 5651 sayılı Kanun m. 2/1-j (Değişik: 26/2/2014-6527/15 md.)
j) Trafik bilgisi: Taraflara ilişkin IP adresi, kaynak ve hedef port bilgisi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini,
ifade eder.
Trafik bilgisinin kapsamı, erişim sağlayıcı ve yer sağlayıcı bakımından ayrıca düzenlenmiştir. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 3. maddesi bu tanımları verir:
Tanımlar — İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 3 (ilgili bentler)
g) Erişim sağlayıcı trafik bilgisi: İnternet ortamında yapılan her türlü erişime ilişkin olarak abonenin adı, kimlik bilgileri, adı ve soyadı, adresi, telefon numarası, sisteme bağlantı tarih ve saat bilgisi, sistemden çıkış tarih ve saat bilgisi, ilgili bağlantı için verilen IP adresi ve bağlantı noktaları,
h) IP adresi: Belirli bir ağa bağlı cihazların birbirini tanımak, birbirleriyle iletişim kurmak ve birbirlerine veri yollamak için kullandıkları, İnternet Protokolü standartlarına göre verilen adresi,
n) Sabit IP adresi: Belirli bir ağa bağlı cihazların birbirini tanımak, birbirleriyle iletişim kurmak ve birbirlerine veri yollamak için kullandıkları, zamana, oturuma göre değişmeyen ve sistem yöneticisi tarafından belirlenip tanımlanan ve değiştirilebilen IP adresini,
ö) Vekil sunucu trafik bilgisi: İnternet ortamında erişim sağlayıcı tarafından kullanılan vekil sunucu hizmetine ilişkin talebi yapan kaynak IP adresi ve port numarası, erişim talep edilen hedef IP adresi ve port numarası, protokol tipi, URL adresi, bağlantı tarih ve saati ile bağlantı kesilme tarih ve saati bilgisi,
ş) Yer sağlayıcı trafik bilgisi: İnternet ortamındaki her türlü yer sağlamaya ilişkin olarak; kaynak IP adresi, hedef IP adresi, bağlantı tarih ve saat bilgisi, istenen sayfa adresi, işlem bilgisi (GET, POST komut detayları) ve sonuç bilgileri,
ifade eder.
Güncellik uyarısı: Yukarıdaki üç tanımda (erişim sağlayıcı trafik bilgisi, vekil sunucu trafik bilgisi ve yer sağlayıcı trafik bilgisi) yer alan birer ibare, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/12/2019 tarihli ve E. 2013/239, K. 2019/4266 sayılı kararıyla iptal edilmiş; bu karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/2/2022 tarihli ve E. 2020/1851, K. 2022/649 sayılı onama kararıyla kesinleşmiştir. Yukarıdaki kutuda tanımlar, mevzuat.gov.tr'deki güncel metne göre, iptal edilen ibarelere ilişkin yayın notları çıkarılarak verilmiştir. 2019 öncesi kaynaklarda bu tanımlar iptal edilen ibareleriyle birlikte aktarılmaya devam etmektedir; somut bir dosyada dayanılacak metnin yürürlükteki hâli esas alınmalıdır.
IP ve port
IP adresi, ağa bağlı cihazların birbirini tanıması ve veri alışverişi yapabilmesi için İnternet Protokolü standartlarına göre verilen adrestir. Burada gözden kaçan nokta, bu adreslerin bir kimlik numarası gibi kalıcı biçimde kişiye bağlanmış olmadığıdır. Erişim sağlayıcı elindeki adres havuzunu abonelerine dönüşümlü olarak dağıtır; bir abone bağlantısını kestiğinde onun kullandığı adres havuza geri döner ve kısa süre sonra bir başkasına verilebilir. Bu döngünün dışında kalan tek grup, tanımı yukarıda verilen ve belirli bir kullanıcıya tahsis edildiği süre boyunca başkasınca kullanılamayan sabit IP adresleridir.
Bu teknik gerçeğin adli sonucu şudur: bir IP adresi, tek başına ve zaman bilgisiyle birlikte sorgulanmadıkça hiçbir kişiyi işaret etmez. Soruşturmada anlamlı olan, "hangi IP adresi" değil, "hangi IP adresinin, hangi tarih ve saatte, hangi aboneye tahsis edildiği"dir. Bu nedenle IP sorgusunda tarih–saat aralığı ve zaman dilimi bilgisi eksikse, gelen cevabın ispat değeri de tartışmalı hâle gelir.
Port numarası ise, tahsis edilen IP adresi üzerinden ulaşılan sistemde hangi sunucu programından hizmet alınmak istendiğini gösterir. Tek bir cihaz üzerinde çok sayıda hizmet aynı anda çalışabildiğinden, aynı IP adresi üzerinden hem elektronik posta hizmeti hem web erişimi sağlanabilir. Özellikle çok sayıda abonenin tek bir dış IP adresi üzerinden internete çıktığı yapılarda, port bilgisi olmaksızın yapılan bir IP sorgusu kullanıcıyı tekil olarak işaret etmeye elverişli değildir. Uygulamada "IP'si tespit edildi" denilen dosyaların bir kısmında bu ikinci katman eksik kalmaktadır.
URL
URL, ilgili içeriğin internette bulunduğu tam adrestir. Kanun bu kavramı da tanımlamıştır:
Tanımlar — 5651 sayılı Kanun m. 2/1-p (Ek: 6/2/2014-6518/85 md.)
p) URL adresi: İlgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresini,
ifade eder.
URL, bir sosyal medya dosyasında tek bir paylaşımı diğerlerinden ayıran adres olduğundan, şikâyet dilekçesinin en kritik unsurudur. "X kişisinin hesabından hakaret edildi" biçimindeki bir başvuru, hangi paylaşımın soruşturmaya konu edildiğini göstermez; buna karşılık tam URL adresi verilen bir başvuru, hem içeriğin tespitini hem de yer sağlayıcıdan veri talebini mümkün kılar. Nitekim 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi de, erişimin engellenmesi talebinde yayının tam adresinin (URL) gösterilmesini zorunlu tutmaktadır.
LOG kaydı
Bilişim sistemleri, üzerlerinde gerçekleşen işlemleri kendiliğinden bir kütüğe yazar: işlemin saati, hangi kullanıcı hesabıyla yapıldığı ve ne türden bir eylem olduğu. Bu kayıtların asıl amacı adli değil teknik olup, bir arıza ya da yapılandırma değişikliği sonradan incelenmek istendiğinde geriye dönük iz bırakmaktır. Aynı mantık ağ üzerinden bağlanan kullanıcılar ve ağdaki bileşenler için de işler. Bu nedenle tek bir cihazın kütüğü, internet üzerinden yapılan hareketlerin yanında açılma–kapanma gibi cihaza özgü olayları da barındırır; bir sosyal medya dosyasında aranan tek bir veri, milyonlarca satırlık bu yığının içinde yer alabilir.
Bu kayıtların adli süreçteki değeri, saklama süresiyle sınırlıdır. Erişim sağlayıcının yükümlülükleri arasında trafik bilgilerinin saklanması da yer alır:
Erişim sağlayıcının yükümlülükleri — 5651 sayılı Kanun m. 6/1-b
(1) Erişim sağlayıcı;
b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,
yükümlüdür.
Pratik sonuç: Trafik bilgisi süresiz saklanmaz. Şikâyetin gecikmesi yalnızca hak düşürücü süre bakımından değil, failin teknik olarak tespit edilebilirliği bakımından da sonuç doğurur. Aylar sonra yapılan bir başvuruda, ilgili döneme ait trafik kayıtları artık mevcut olmayabilir. Bu nedenle sosyal medya kaynaklı bir suçta şikâyetin, altı aylık yasal sürenin sonuna kadar bekletilmeksizin, öğrenmeyi izleyen en kısa sürede yapılması yerinde olur.
ID numarası
Kullanıcı adları görünür yüzdür; asıl kimlik ise perde arkasındaki numaradır. Sosyal medya platformları, bir hesap açıldığı anda o hesaba yalnızca kendisine ait bir numara atar ve sistem içindeki her işlemi bu numara üzerinden takip eder. Kullanıcı sonradan adını, profil fotoğrafını, hatta biyografisini tümüyle değiştirebilir; numara aynı kalır. Aynı mantık cihazlar için de geçerlidir.
Hesap ID'sinin dosyaya girmesinin iki ayrı sonucu vardır. Birincisi, hesabın izini sürmeyi kullanıcı adı değişikliklerinden bağımsız hâle getirir. İkincisi, şüpheliye ait cihazlar üzerinde inceleme yapılırken bu numaranın cihaz bünyesinde bulunup bulunmadığının belirlenmesine imkân tanır. Bu veri, herhangi bir sisteme müdahale gerektirmeksizin açık kaynaklardan elde edilebildiğinden, şikâyetin ilk aşamasında kayda geçirilmesi ayrıca değer taşır.
3. İhbar mı, Şikâyet mi? CMK m. 158/6 ve "İhbar Kaydı" Uygulaması
Bir sosyal medya paylaşımının adli makamlara bildirilmesi, her zaman bir soruşturmanın başlamasıyla sonuçlanmaz. 2017 yılında yapılan düzenlemeyle, lekelenmeme hakkını güvence altına almak amacıyla, belirli hâllerde soruşturma numarası verilmeksizin işlem yapılması öngörülmüştür.
İhbar ve şikâyet — CMK m. 158
(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Bu hükmün sosyal medya dosyalarındaki pratik karşılığı belirgindir. Vatandaşlar tarafından, çoğu zaman bir başvuru sistemi üzerinden, kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen paylaşımlar hakkında çok sayıda ihbar yapılmaktadır. Bu ihbarların bir kısmı, içeriği itibarıyla hiçbir suçun unsurunu taşımayan karikatür, mizah ya da eleştiri niteliğindeki paylaşımlara ilişkindir; bir kısmı ise hangi paylaşımdan, hangi hesaptan ve hangi tarihten söz edildiğini göstermeyen, yalnızca iddiadan ibaret genel beyanlardır. Kanun koyucu, bu tür başvurularda ilgili kişiye şüpheli sıfatı yüklenmesini engellemek için "soruşturma" değil "ihbar" kaydı açılmasını ve soruşturmaya yer olmadığına karar verilmesini öngörmüştür.
Kararın iki sonucu vardır. İlki, ihbar edilen kişinin adına bir soruşturma dosyası açılmaması, dolayısıyla lekelenmeme hakkının korunmasıdır. İkincisi, kararın itiraza tabi olmasıdır: karar ihbarcıya veya şikâyetçiye bildirilir ve CMK m. 173'teki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır.
Cumhuriyet savcısının kararına itiraz — CMK m. 173
(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Uygulamadaki ayrım: CMK m. 158/6 kapsamındaki karar, yalnızca "araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça" suç oluşturmayan ya da soyut ve genel nitelikteki başvurular içindir. Araştırma yapılması gereken hâllerde bu hükme dayanılamaz; soruşturma açılıp deliller toplandıktan sonra CMK m. 172 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Aşağıda ele alınacağı üzere Yargıtay, hiçbir delil araştırması yapılmaksızın verilen takipsizlik kararlarını istikrarlı biçimde hukuka aykırı bulmaktadır.
4. Şikâyet Süresi: Altı Ay, Hakarette İki Yıllık Üst Sınır

Sosyal medya vasıtasıyla işlenen suçların büyük çoğunluğu takibi şikâyete bağlı suçlardır. Hakaret suçu bakımından TCK m. 131, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların önemli bir kısmı bakımından ise TCK m. 139 bu sonucu doğurur.
Soruşturma ve kovuşturma koşulu — TCK m. 131
(1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
(2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir.
Şikayet — TCK m. 139
(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Şikâyet süresini ve başlangıcını düzenleyen hüküm ise TCK m. 73'tür. Maddenin ikinci fıkrasına 2024 yılında eklenen cümle, sosyal medya kaynaklı hakaret dosyaları bakımından köklü bir değişiklik getirmiştir:
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar — TCK m. 73
(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
Değişikliğin sosyal medya bakımından önemi, bu ortamın kendine özgü yapısından doğar. Yıllar önce yapılmış bir paylaşım, bir yorum ya da etiketleme sayesinde uzun süre sonra görünür hâle gelebilir. Eski düzenlemede altı aylık süre öğrenme tarihinden başladığından, çok eski tarihli paylaşımlar bakımından şikâyet hakkı zamanaşımı süresi boyunca kullanılabiliyordu. Yeni kural, hakaret suçunda öğrenme ne zaman gerçekleşirse gerçekleşsin, fiilin üzerinden iki yıl geçmişse şikâyet hakkını sona erdirmektedir.
Bu kuralın zaman bakımından uygulanmasına ilişkin geçiş hükmü de Anayasa Mahkemesi denetiminden geçmiştir. CMK'ya eklenen geçici 7. maddenin birinci fıkrası, iki yıllık üst sınırın, hükmün yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda uygulanmayacağını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi bu fıkraya yönelik itirazı reddetmiştir:
"…İtiraz konusu kural kapsamında anılan Kanun'un 73. maddesinin (2) numaralı fıkrasına 7531 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle eklenen düzenlemenin söz konusu değişikliğin yapıldığı tarihte soruşturma ve kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda uygulanmamasının tamamlanmış muhakeme işlemlerinin sonuçlarına etki eden bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle kural, usul hukukundaki derhâl uygulanma ilkesine uygun olarak devam eden soruşturma ve kovuşturmalar açısından yapıldığı tarih itibarıyla usulüne uygun olan şikâyetlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldırmamaktadır. … Bu itibarla kuralda hukuk güvenliğine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır." — Anayasa Mahkemesi, 27/3/2025 tarihli, E. 2024/197, K. 2025/86 sayılı karar (RG: 29/5/2025-32914)
Aynı kararda, geçici 7. maddenin ikinci fıkrası ise iptal edilmiştir. Bu fıkra, hakaret suçunun uzlaştırma kapsamından çıkarılıp önödeme kapsamına alınmasına ilişkin değişikliklerin, yürürlük tarihi itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresindeki dosyalarda uygulanmamasını öngörüyordu. Mahkeme, önödemenin uzlaştırmaya göre failin lehine olduğunu tespit ederek kuralı suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı bulmuştur:
"…Dolayısıyla bir suç bakımından önödeme hükümlerinin uygulanmasının uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına göre failin lehine olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. … Bu itibarla mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret suçlarını uzlaştırma kapsamından çıkararak -maddi ceza hukukuyla da ilgisi olan ve lehe hükümler içeren- önödeme kapsamına alan düzenlemelerin uygulanma imkânının 5271 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından ortadan kaldırılmasının suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaştığı söylenemez." — Anayasa Mahkemesi, 27/3/2025 tarihli, E. 2024/197, K. 2025/86 sayılı karar (RG: 29/5/2025-32914)
Sosyal medyada hakaret artık uzlaştırmaya değil, önödemeye tabi
Bu kararın ve sonrasındaki yasal değişikliklerin bugünkü sonucu, sosyal medya dosyalarının seyrini doğrudan etkilemektedir. Yürürlükteki metinlere göre:
Uzlaştırma — CMK m. 253/3 (yürürlükteki metin)
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Önödeme — TCK m. 75/6-a (yürürlükteki metin, ilgili bent)
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde hükümleri;
a) Bu Kanunda yer alan;
1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası),
2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.) Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
[…]
bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanmaz.
Sonuç: Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçunda artık uzlaştırma bürosuna gönderilme aşaması bulunmamakta; bunun yerine Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödeme yapılması hâlinde kamu davası açılmaması sonucunu doğuran önödeme usulü işletilmektedir. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret (TCK m. 125/3-a) bu kapsamın dışındadır. Önödemenin, mağdurun iradesinden bağımsız işlediği ve zararın giderilmesini içermediği gözden kaçırılmamalıdır; mağdur bakımından tazminat yolu ayrıca değerlendirilmelidir.
5. Şikâyet Hakkı Kime Ait? Çocuk ve Kısıtlı Mağdurlarda İrade Çatışması
Sosyal medya suçlarının mağdurları arasında çocukların oranı yüksektir. Bu dosyalarda şikâyet hakkının kime ait olduğu, sürecin geçerliliğini doğrudan etkiler. Yerleşik uygulamada ölçüt, mağdurun ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ölçütü yaş üzerinden somutlaştırmıştır:
"Katılmanın niteliği itibariyle şahsa sıkı surette bağlı haklardan olması ve Türk Medeni Kanunun anılan hükümleri birlikte gözetildiğinde; suçun mağduru olan küçük veya kısıtlı, ayırt etme gücüne sahip ise davaya katılma veya katılmama noktasında iradesine bakılacak kişi mağdurun bizzat kendisi olup, gerek kanuni temsilcisinin gerek görevlendirilen vekilin bu konudaki beyanının bir önemi olmayacaktır. Ancak suçun mağduru olan küçük veya kısıtlı ayırt etme gücüne sahip değil ise, katılma ile ilgili kendisinin iradesinin önemi bulunmamaktadır. Böyle bir halde, katılma konusundaki haklarını onun yerine kanuni temsilcisi kullanabilecektir. … herhangi bir malüllüğü bulunmayan çocukların mağdur oldukları suçlara ilişkin olarak beyanda bulundukları tarihte 15 yaşından küçük olmaları halinde ceza muhakemesinde davaya katılma bakımından ayırt etme gücüne sahip olmadıkları, 15 yaşından büyük olmaları halinde ise bu yeteneğe sahip oldukları kabul edilmelidir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2014 tarihli, E. 2013/287, K. 2014/273 sayılı karar
Aynı kararda, ayırt etme gücü bulunmayan mağdur bakımından kanuni temsilci ile baro tarafından görevlendirilen vekilin iradelerinin çatışması hâlinde hangisine üstünlük tanınacağı da açıklığa kavuşturulmuştur:
"Mağdura barodan görevlendirilen vekil, küçük ve malül ile onun kanuni temsilcisine ceza muhakemesinde yardımcı olacak kişidir. Başka bir anlatımla, bu hukuki yardım görevi, kanuni temsilcinin kanundan kaynaklanan yetkilerini bertaraf etmemektedir. … Bu nedenlerle, katılma konusunda ayırt etme gücü olmayan mağdur küçük veya malulün kanuni temsilcisi ile CMK'nun 234/2. madde ile görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınmalıdır." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2014 tarihli, E. 2013/287, K. 2014/273 sayılı karar
Buna karşılık mağdur on beş yaşını tamamlamışsa tablo tersine döner: şikâyet hakkı ve davaya katılma yetkisi kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan, yakınlarının değil bizzat mağdurun iradesi esas alınır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sosyal medya üzerinden gerçekleşen bir ifşa olayında bu ilkeyi şöyle uygulamıştır:
"…Özel hayatın gizliliği hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardan olması nedeniyle şikayet hakkının ve kamu davasına katılma yetkisinin, kayden 02.02.1986 doğumlu olup, suç tarihi itibariyle 15 yaşından büyük, medeni hakları kullanmaya ehil ve özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiği iddia olunan katılan mağdur …'ye ait olması karşısında, katılan mağdurun babasının ve kardeşinin soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçtan dolayı doğrudan zarar görmedikleri ve katılan mağdura yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan davaya katılma haklarının bulunmadığı gözetilmeksizin, katılan mağdurun babasının ve kardeşinin katılma istemlerinin kabulüne karar verilerek, CMK'nın 237/1. madde ve fıkrasına uyulmaması…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.09.2022 tarihli, E. 2019/12816, K. 2022/5673 sayılı karar
Pratik not: Bir çocuğun sosyal medya hesabına yönelik ihlallerde, mağdurun beyan tarihindeki yaşı dosyanın en başında belirlenmelidir. On beş yaşından küçük mağdurlarda şikâyet ve katılma iradesini veli veya vasi kullanır; on beş yaşını tamamlamış mağdurlarda ise ailenin şikâyetçi olmaması ya da tersine şikâyetçi olması tek başına sonuç doğurmaz. Kanuni temsilcinin menfaati ile çocuğun menfaatinin çatıştığı hâllerde (örneğin kanuni temsilcinin şüphelilerden biri olması) kayyım atanması yoluna gidilmesi gerekir.
Şikâyete bağlılığın önemli bir istisnası da yakalama bakımından öngörülmüştür:
Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler — CMK m. 90/3
(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
6. Soruşturma İzni ve Özel İhbar Şartına Bağlı Suçlar
Sosyal medya paylaşımlarının bir kısmı, doğrudan soruşturma başlatılamayan suç tiplerine girer. Bu hâllerde muhakeme şartı gerçekleşmeden yürütülen işlemler, dosyanın ilerleyen aşamalarında geçersizlik sonucu doğurur.
Adalet Bakanının iznine tabi suçlar
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama — TCK m. 301 (Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.)
(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Bu suç bakımından izin alınmadan yürütülen işlemler geçerli sayılmaz. İzin makamından karar gelmeden şüphelinin ifadesinin alınması ya da hakkında arama, elkoyma, tutuklama gibi koruma tedbirlerine başvurulması mümkün değildir. Uygulamada Cumhuriyet savcısı, ihbara konu paylaşımı ve şüphelinin kimliğini tespit ettikten sonra bir fezleke düzenleyerek izin talebinde bulunmakta, izin geldikten sonra soruşturmaya devam etmektedir.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri
İhbar ya da şikâyete konu eylemin bir kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlendiği iddia ediliyorsa, 4483 sayılı Kanun kapsamında ön inceleme usulü devreye girer:
Olayın yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikayetler — 4483 sayılı Kanun m. 4
Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.
(Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2004-5232/2 md.) Üçüncü fıkradaki şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum, ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir. Ancak iddiaların, sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad ve imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Başsavcılar ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmak zorundadır.
Bu hükmün sosyal medya bakımından karşılığı şudur: bir kamu kurumuna ait sosyal medya hesabının, o hesabı yönetmekle görevli kamu görevlisi tarafından kullanılması suretiyle işlendiği iddia edilen bir suçta, Cumhuriyet savcısı ihbar üzerine doğrudan soruşturma işlemlerine başlayamaz; kaybolma ihtimali bulunan delillerin tespitiyle yetinerek ilgili makamdan ön inceleme talebinde bulunur.
Özel ihbar şartına bağlı suçlar
Mevzuatta, belirli kurumların ihbarda bulunması hâlinde soruşturma başlatılmasını öngören düzenlemeler de yer alır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 162. maddesi, Kanun'da tanımlanan birtakım suçlara ilişkin soruşturma yapılmasını Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ya da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlamış ve bu başvuruyu muhakeme şartı olarak nitelendirmiştir. Benzer biçimde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 28/A maddesinde de, anılan maddede belirtilen suçlara ilişkin soruşturma yürütülmesi Tarım ve Orman Bakanlığının il veya ilçe müdürlüklerince Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlanmış; bu başvurunun muhakeme şartı niteliğinde olduğu, suçüstü hâlinde ise soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağı belirtilmiştir.
Sosyal medyada bu tür suçlara ilişkin paylaşımların çok görünür olması, sürecin kısayoldan yürütülebileceği izlenimi yaratmamalıdır. Açık kanun hükmüne rağmen muhakeme şartı gerçekleşmeden soruşturmanın ilerletilmesi, dosyayı baştan sakatlar.
7. Görev, Yetki ve Sınır Ötesi Boyut
Sosyal medya suçlarında görev ve yetki uyuşmazlıkları, uygulamada en sık karşılaşılan hak ihlali kaynaklarındandır. Paylaşımın yapıldığı yer, mağdurun bulunduğu yer, failin bulunduğu yer ve sunucunun bulunduğu yer birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle şikâyet dilekçesinin hangi Cumhuriyet başsavcılığına verileceği, sürecin en başında değerlendirilmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bir kararı, hem yetki hem de yer bakımından uygulama bakımından kapsamlı bir örnek sunmaktadır. Yurt dışında yerleşik bir müştekinin, bir sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşım nedeniyle yaptığı şikâyette Daire şu sonuca ulaşmıştır:
"…Somut olayda, şüpheliye isnat edilen suçun 5237 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan istisna suçlardan olmayıp isnat edilen suç için öngörülen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 125/2. maddesi gereğince alt sınırının bir yıldan az olup hapis veya adli para cezası olarak seçimlik ceza öngörüldüğü, isnat edilen hakaret suçunun şüpheliye ait … isimli twitter hesabı üzerinden işlenmesi nedeniyle dosya kapsamında şüphelinin açık kimlik ve adres bilgileri ile IP numarası tespit edilemediğinden şüphelinin Türkiye'de olduğuna dair bir delilin bulunmadığı cihetle, anılan düzenlemeler uyarınca şüpheli hakkında kovuşturma imkansızlığının bulunduğu, Kaldı ki, hakaret suçunda yetkili yerin hakaret eyleminin müştekiye ulaşmasıyla tamamlandığı ve müştekinin bulunduğu yerin yetkili olacağı…" — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 06.03.2024 tarihli, E. 2023/17023, K. 2024/2866 sayılı karar
Aynı kararda, yurt dışında düzenlenen vekâletnamelere ilişkin bir usul sorunu da tespit edilmiştir: şikâyet dilekçesi ekinde sunulan yabancı noter vekâletnamesindeki apostil şerhinin geçerlilik tarihinin şikâyet tarihinden önce dolmuş olması, şikâyetin geçerliliğini etkilemiştir. Yurt dışında yaşayan mağdurlar adına yapılan şikâyetlerde vekâletnamenin usulüne uygunluğu ve apostil şerhinin geçerliliği, dilekçe verilmeden önce denetlenmelidir.
Sınır ötesi boyut: Failin yurt dışında bulunduğu ve eylemin yurt dışında işlendiğinin anlaşıldığı hâllerde TCK m. 11, 13 ve 14 devreye girer. TCK m. 14 uyarınca, m. 11 ve 12'de belirtilen hâllerde soruşturma konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmışsa soruşturma veya kovuşturma açılmaz. Hakaret suçunun seçimlik yaptırım öngörmesi, bu ihtimalde kovuşturma imkânsızlığı sonucunu doğurabilmektedir. Buna karşılık bu sonuca ulaşılabilmesi, failin ve mağdurun yurt dışında bulunduğunun dosya kapsamında araştırılıp ortaya konulmasına bağlıdır; varsayıma dayalı bir kabul yeterli değildir.
8. Şikâyet Dilekçesinde Bulunması Gerekenler ve Eklenecek Belgeler

Sosyal medya dosyalarının kaderini belirleyen tek bir belge varsa, o da şikâyet dilekçesidir. Paylaşımların kullanıcılar tarafından ya da hesabın tümden devre dışı bırakılmasıyla kısa sürede silinebilmesi, yurt dışında bulunan servis ve içerik sağlayıcılardan hızlı veri teminindeki güçlükler; failin kimliğinin tespiti ve içeriğin teyidi bakımından ciddi bir zaman baskısı yaratır. Bu nedenle dilekçenin, mağdur bilgileri ve şikâyet beyanı gibi genel hususların yanında, sosyal medyaya özgü verileri de eksiksiz içermesi gerekir.
Dilekçede yer alması gereken bilgiler
- Platform ve hesap kimliği: Paylaşımın yapıldığı sitenin adı ile hesabı tanımlayan bilgiler — kullanıcı adı, profilde görünen isim, varsa rumuz ve hesabın ID numarası.
- Tam URL adresi: Şikâyete konu gönderinin tarayıcı adres çubuğunda görünen tam adresi. Yalnızca profil adresi değil, o paylaşıma ait adres yazılmalıdır.
- İçeriğin dökümü: Paylaşımdaki metnin harfi harfine aktarımı; görsel, video ya da ses kullanılmışsa bunların ayrıntılı tarifi.
- Zaman bilgisi: Gönderinin yayımlandığı tarih ve saat.
- Hesabın gizlilik durumu: Profil herkese açık mı, yoksa yalnızca onaylı takipçiler mi görebiliyor? Bu bilgi aleniyet tartışmasında doğrudan kullanılır.
- Yayılma kanalı: İçerik herkese açık bir gönderi olarak mı paylaşıldı, bir gönderinin altına yorum olarak mı yazıldı, grup sohbetinde mi dile getirildi, yoksa mağdura özel mesaj olarak mı gönderildi?
- Kaç kişinin karıştığı: Paylaşımı birden fazla kişi mi yaptı? Paylaşımın yapılmasını teşvik eden ya da hesap bilgisi, bağlantı gibi imkânlar sağlayarak katkıda bulunan kimse var mı?
- Öğrenme anı: Mağdurun paylaşımdan haberdar olduğu tarih ve bu bilgiyi nerede edindiği. Şikâyet süresi bu tarihten işlemeye başlar; yetki bakımından da anlam taşır.
- Aracı kişiler: Mağdur içeriğin doğrudan muhatabı değilse, durumu kendisine ileten kişiler ve bu kişilere ulaşmayı sağlayacak bilgiler.
- Taraflar arasındaki bağ: Mağdur ile fail arasında akrabalık, iş ya da vesayet ilişkisi bulunup bulunmadığı.
- Olayın arka planı: Paylaşımı tetikleyen somut bir gelişme var mı? Önceki bir tartışma, husumet ya da mağduru hedef hâline getiren bir olay bulunup bulunmadığı.
- Konum etiketi: Bazı platformlar gönderiye konum ekleme imkânı tanır; fail bu özelliği kullanmışsa paylaşımdaki konum bilgisi.
- Faile götüren ipuçları: Failin kimlik, adres ve iletişim bilgileri biliniyorsa bunlar; bilinmiyorsa hesapta daha önce paylaşılmış okul, iş yeri, meslek veya araç bilgisi gibi kimliğe götürebilecek veriler.
- Mağdurun kendi hesabı: Olay mağdurun bir gönderisiyle bağlantılıysa, mağdurun aynı platformdaki hesap bilgileri.
- Hedef alma göstergeleri: İçeriğin mağduru işaret ettiğini gösteren unsurlar: etiketleme, yorum zinciri, doğrudan atıf ya da mağdura ait bir görselin kullanılması.
- Cevap ilişkisi: Paylaşım mağdurun bir gönderisine cevaben yapılmışsa, cevap verilen gönderinin içeriği.
- Kişisel veri boyutu: İçeriğin mağdura ait kişisel veri ya da korunmaya değer başka bir bilgi barındırdığını ortaya koyan hususlar.
- Doğan zarar: Paylaşım nedeniyle uğranılan maddi kayıp ile iş ya da konut değiştirme gibi somut sonuçlar.
- Tanıklar: Olaya tanık olan kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri.
- Hukuki nitelendirme: Paylaşımın hangi suçu ya da suçları oluşturduğuna ilişkin değerlendirme.
Dilekçeye eklenmesi gereken belgeler
Failin, şikâyete konu paylaşımı ya da hesabın tamamını silmesi hâlinde ortaya çıkacak ispat sorunlarını baştan bertaraf etmek için, dilekçe ekinde şu materyallerin bulunması yerinde olur:
- Tek bir karede paylaşımın metnini, yayımlanma tarih ve saatini, hesabın kullanıcı adını ve profil fotoğrafını birlikte gösteren ekran görüntüsü.
- Failin profil sayfasının görüntüsü: profil fotoğrafı, kullanıcı adı ve biyografi alanında yer verdiği tanıtıcı bilgiler.
- İçerik, mağdurun ya da bir başkasının aynı veya farklı bir platformdaki yazısına atıfla, bağlantı verilerek ya da alıntılanarak üretilmişse, atıf yapılan asıl yayının görüntüsü.
- Failin kimliğine götürebilecek ipuçlarını taşıyan görüntüler: hesapta daha önce paylaşılmış okul, iş yeri, meslek, araç ya da memleket bilgileri.
- İçerikte ses veya video bulunuyorsa, dosyanın kendisini barındıran CD, USB gibi bir dijital materyal.
Şikâyet dilekçesi ne kadar somut olmalı?
Şikâyet dilekçesinin failin belirlenmesine elverişli veri içermesi, yalnızca bir tavsiye değildir; savcılığın araştırma yükümlülüğünü de doğurur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, şikâyet dilekçesinde şüphelinin adının ve ikamet ettiği yerin bildirildiği, ekran görüntüsü ve tespite yarar diğer bilgilerin sunulduğu bir dosyada, hiçbir araştırma yapılmaksızın verilen takipsizlik kararını hukuka aykırı bulmuştur:
"Şüphelinin müştekiye karşı gerçekleştirdiği iddiasını içerir şikayet dilekçesinde şüphelinin adının … olduğu, …'da ikamet ettiği, ekte … ekran görüntüsü ve şüpheliyi tespite yarar diğer bilgilerin sunulduğu bu şeklinde kimliğini tespite yarayabilecek bilgilerin verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, bahse konu şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında … İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne hitaben çok yönlü araştırma yapılarak ve gerektiğinde resmi veya özel kurum ve şirketlerle de temasa geçilerek; paylaşımın yapıldığı IP, paylaşımı yapan şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesinin istenilmesinin gerektiği, ilgili kurumlarla … yazışma yapılarak araştırma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve başkaca herhangi bir araştırma yapılmaksızın eksik soruşturmaya dayalı olarak anılan suçlardan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.05.2025 tarihli, E. 2024/87, K. 2025/4947 sayılı karar
Bu karar, şikâyet dilekçesinin işlevini net biçimde ortaya koymaktadır: dilekçe ne kadar somut veri içerirse, savcılığın araştırma yükümlülüğü o kadar belirgin hâle gelir ve verilecek bir takipsizlik kararına karşı yapılacak itirazın başarı şansı o kadar yükselir.
9. Delilin Kaybolmadan Tespiti: Ekran Görüntüsü, Noter Tespiti ve Erişimin Engellenmesi
Sosyal medya delilinin en belirgin özelliği uçuculuğudur. Şüpheli, savunmasında çoğu zaman iki kalıptan birine başvurur: hesabın kendisine ait olmadığı ya da paylaşımın mağduru hedef almadığı. Paylaşım siteden kaldırılmışsa ve eylemin mağduru hedef aldığını gösteren verilere ulaşılamıyorsa, cezai sorumluluğa gidilmesi güçleşir. Bu riskin ilk andan itibaren önlenmesi gerekir.
Ekran görüntüsünün sınırları
Bir ekran görüntüsü, tek başına, içeriğin gerçekten o hesapta ve o tarihte yayımlandığını göstermez. Görüntünün ispat gücünü artıran unsurlar şunlardır: paylaşımın metniyle birlikte tam URL adresinin, tarih ve saatin, hesabın kullanıcı adı ve profil fotoğrafının aynı görüntüde yer alması; profil sayfasının ayrıca kaydedilmesi; içeriğin video ya da ses barındırması hâlinde dosyanın kendisinin dijital materyal olarak sunulması. Görüntülerin tek bir karede birleştirilmesi yerine, sayfanın kaydırılarak alınan ardışık görüntülerle desteklenmesi de tutarlılık sağlar.
Noterlik aracılığıyla tespit
Delilin ispat değerini artıran ikinci yol, tespitin resmî bir belgeye bağlanmasıdır. Noterlerin tespit yetkisi Kanun'da düzenlenmiştir:
Tespit işleri — 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 61
Noterler bir şeyin veya bir yerin hal ve şeklini, kıymetini, ilgili şahısların kimlik ve ifadelerini tespit ederler ve davet edildiklerinde piyango ve özel kuruluşların kur'a, seçim ve toplantılarında hazır bulunarak durumu belgelendirirler.
Bu yetkiye dayanan tespit hizmeti, internet ortamındaki içerikler bakımından da kullanılmakta ve uygulamada elektronik ortamda yürütülen biçimiyle "e-tespit" olarak anılmaktadır. Şikâyete konu paylaşımın ilgili sosyal medya hesabından yapıldığının bu yolla belgelenmesi, paylaşım sonradan kaldırılmış olsa dahi içeriğin varlığını ve kaynağını ortaya koymaya elverişlidir.
İçeriğe erişimin engellenmesi: m. 9'un iptalinden sonraki tablo
Mağdurun paylaşımın yayından kaldırılmasını sağlamaya yönelik yolları da güncel mevzuata göre değerlendirmesi gerekir. 5651 sayılı Kanun'un "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" başlıklı 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli ve E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş; iptal kararı Resmî Gazete'de 10 Ocak 2024 tarihinde yayımlanmış ve 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kişilik hakkı ihlali gerekçesiyle sulh ceza hâkimliğinden içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi istenmesine dayanak oluşturan bu hüküm, artık yürürlükte değildir.
Buna karşılık özel hayatın gizliliğine ilişkin özel hüküm yürürlüğünü korumaktadır:
Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi — 5651 sayılı Kanun m. 9/A (Ek: 6/2/2014-6518/94 md.)
(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.
(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.
(3) Başkan, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir.
(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.
(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Başkanlığa gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.
Dikkat: Erişimin engellenmesi, içeriğin bir daha görüntülenememesini sağlamakla birlikte, delilin tespit edilmiş olmasının yerine geçmez. Aksine, engelleme sonrasında içeriğe ulaşmak daha da güçleşebilir. Bu nedenle erişimin engellenmesi talebinden önce içeriğin usulüne uygun biçimde tespit edilmiş olması gerekir. Ayrıca m. 9/A talebinde de yayının tam URL adresinin gösterilmesi zorunludur; eksik bilgi hâlinde talep işleme konulmaz.
10. Fail Tespiti: Açık Kaynak Araştırmasının Gücü ve Sınırı
Sosyal medya dosyalarının çözülüp çözülemeyeceğini belirleyen asıl aşama, hesabın kime ait olduğunun ortaya konulmasıdır. Uygulamada bu aşama iki araçla yürütülür: açık kaynak araştırması (herkese açık verilerden hareketle hesap sahibinin kimliğine ulaşılmaya çalışılması) ve IP–trafik bilgisi sorgusu. İkisinin de kendine özgü sınırları vardır.
"Olabileceği değerlendirilmiştir" ifadesi yeterli midir?
Açık kaynak araştırma raporlarının önemli bir bölümü, kesin bir aidiyet tespiti yerine olasılık ifade eder. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu nitelikteki bir rapora dayanılarak düzenlenen iddianamenin iadesini yerinde bulmuştur:
"…kullanıcısı olduğu değerlendirilen sosyal medya paylaşım sitesindeki sayfasında yaptığı paylaşımlarla … suçunu işlediği iddiası ile … hakkında iddianame tanzim edilen … şüpheli hakkında; açık kaynak araştırma tutanağında belirtilen resimlerin kimlik bilgileri tespit edilen şüpheliye ait olduğuna dair bir tespitin bulunmaması ve suç oluşturduğu iddia edilen paylaşımlar ile ilgili sitenin şüpheliye ait olduğunun kesin olarak ortaya konamaması karşısında, söz konusu URL adresinin şüpheliye ait olabileceği ihtimalini ortaya koyan araştırma raporuna istinaden şüpheli hakkında 6706 sayılı Kanun hükümleri kapsamında istinabesine dair her hangi bir işlemde tesis edilmeden düzenlenen iddianamenin iadesine ilişkin karar ile bu karara vaki itirazın reddine dair merci kararında isabetsizlik görülmediğinden talebin reddine karar verilmiştir." — Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 06.12.2019 tarihli, E. 2019/9557, K. 2019/8144 sayılı karar
Aynı kararda, iddianamenin iadesi kurumunun işlevi de lekelenmeme hakkıyla ilişkilendirilerek açıklanmıştır:
"İddianemenin iadesi kurumu şüpheli/sanıkların lekelenmeme haklarını etkin şekilde koruma altına almaktadır. Bu nedenle Anayasanın 36-38. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinin teminatı mahiyetindedir. İddianemedeki şekle ilişkin eksiklikler her zaman giderilebilir ancak eksik soruşturma sonucu yeterli suç şüphesi oluşturmayan delillerle kişilere sanık sıfatı yüklenmesi, yargılama sonucunda beraat etmiş olsalar dahi hak ihlaline sebebiyet vereceği göz önünde bulundurulmalıdır." — Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 06.12.2019 tarihli, E. 2019/9557, K. 2019/8144 sayılı karar
Güncel uygulama: paylaşımı kimin yaptığı ortaya konulmalıdır
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararları, bu ölçütün bugün de aynı katılıkla uygulandığını göstermektedir. Hesabın çalındığı savunmasında bulunan bir sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü, açık kaynak raporundaki iç çelişki nedeniyle bozulmuştur:
"Sanığın aşamalarda suça konu … hesabının çalındığını ve kendisine sürekli şifre yenilendiğine dair mail bildirimlerinin geldiğini söylemesi ve buna ilişkin ekran görüntülerini sunması, açık kaynak araştırma raporu üst yazısında ihbara ekli paylaşımların tespit edilemediğinin bildirilmesi ve rapor içeriğinde suça konu paylaşımların tespit edilemediğinin anlaşılmasına rağmen üst yazı devamında ekran görüntüsü alındığının belirtilmesi karşısında, oluşan bu çelişki de giderilmeden yetersiz gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.06.2026 tarihli, E. 2024/7008, K. 2026/10129 sayılı karar
Aynı Dairenin bir başka kararında, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümleri, açık kaynak araştırma raporunun dikkate alınmadığı yönündeki temyiz istemlerine rağmen onanmıştır:
"Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç, takdir ve gerekçesi ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, suça konu paylaşımları sanığın yaptığına dair delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararları verilmesinde hukuka aykırılık bulunmayıp, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 09.03.2026 tarihli, E. 2023/14404, K. 2026/4830 sayılı karar
Bilirkişi incelemesinin de aynı soruya cevap vermesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bilirkişinin iletileri gönderen kişinin tespitinin mümkün olmadığını bildirdiği bir dosyada mahkûmiyet hükmünü bozmuştur:
"Sanığın tüm aşamalarda suça konu paylaşımın yapıldığı sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığını savunması ile alınan bilirkişi raporunda 'suça konu iletileri gönderen kişinin tespitine yönelik ya da iletilerin, sanık dışında bir başkası tarafından, gönderilmiş olup olamayacağı hususunda değerlendirilebilecek elde edilmiş bilişim alanına dair herhangi bir teknik bilgi bulunmaması dolayısı ile bu hususun tespitinin mümkün olmadığının' belirtilmesi karşısında; söz konusu paylaşımların sanık tarafından yapılıp yapılmadığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi, … Hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.10.2025 tarihli, E. 2023/6141, K. 2025/14941 sayılı karar
"Yurt dışı kaynaklı sunucu" gerekçesi tek başına takipsizliği haklı kılmaz
Madalyonun diğer yüzünde, mağdur bakımından aynı ölçüde önemli bir içtihat çizgisi bulunmaktadır. Cumhuriyet başsavcılıkları zaman zaman, sosyal paylaşım sitelerinin merkezinin yurt dışında olması ve istinabe taleplerinin cevaplanmaması gerekçesiyle, hiçbir araştırma yapmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermektedir. Yargıtay bu uygulamayı kabul etmemektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.04.2026 tarihli kararı, konuya ilişkin en güncel örneklerdendir:
"Şüphelinin, Instagram isimli sosyal medya uygulaması üzerinden '…' ve '…' isimli kullanıcı adlarıyla şikâyetçiye ait düğün görüntülerini izinsiz şekilde paylaştığı iddiasına konu olayda, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de suça konu paylaşımın yapıldığı IP bilgileri ile şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesi amacıyla açık kaynak araştırması yapılması için ilgili kurumlarla yazışma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin belirlenmesi durumunda, ifadesinin alınması ve inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, hiçbir delil araştırması yapılmaksızın eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.04.2026 tarihli, E. 2024/4203, K. 2026/3673 sayılı karar
Aynı yöndeki bir başka güncel karar, hesaplara izinsiz giriş yapıldığı iddiasına ilişkindir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, IP kayıtlarının ve bu kayıtlara bağlı kimlik bilgilerinin araştırılmadan verilen takipsizlik kararına yapılan itirazın reddini hukuka aykırı bulmuştur:
"Müştekiler vekilinin şikayet dilekçesi üzerine, müştekilere ait sosyal medya hesaplarına giriş yapılan IP adresleri, bu hesaplara giriş yapan şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesi amacıyla ilgili kurumlarla yazışma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin tespit edilmesi durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hiçbir delil araştırması yapılmaksızın, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." — Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi; Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 02.02.2026 tarihli, E. 2025/3274, K. 2026/1078 sayılı karar. Daire, atılı suçlar bakımından kanun yararına bozma incelemesinin 12. Ceza Dairesine ait olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı görevli daireye göndermiştir.
Yer sağlayıcının Türkiye'de bulunduğu hâllerde araştırma yükümlülüğü daha da belirgindir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bir internet sitesine ilişkin dosyada, yer sağlayıcı olarak gösterilen ve Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin yetkililerinin dinlenmeden ve IP tahsis bilgileri araştırılmadan verilen takipsizlik kararını hukuka aykırı bulmuştur:
"…bahsi geçen firmalar ile gerekli yazışmaların yapılıp firma yetkilisi olan kişi veya kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınması, suça konu ip numaralarının hangi yer sağlayıcı tarafından tahsis edildiğinin ve kullanıcı bilgilerinin ilgili kurumlar nezdinde araştırılması, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, şüpheli veya şüphelilerin tespiti için yurt dışında … isimli firmadan bilgi ve belgelerin istenmesi için istinabe yapılması ve sonucuna göre şüpheli veya şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." — Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi; Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 20.12.2024 tarihli, E. 2024/334, K. 2024/12122 sayılı karar. Daire istemi yerinde görerek merci kararını kanun yararına bozmuştur.
İki yönlü sonuç: Bu içtihat çizgisi hem mağdur hem şüpheli bakımından okunmalıdır. Mağdur açısından, "sunucu yurt dışında" gerekçeli bir takipsizlik kararı kesin bir son değildir; süresi içinde yapılacak itirazda, dilekçedeki somut verilere ve yapılmamış araştırmalara işaret edilmelidir. Şüpheli açısından ise, açık kaynak raporunun aidiyeti kesin olarak ortaya koyup koymadığı, raporda iç çelişki bulunup bulunmadığı ve hesabın başkası tarafından kullanılma ihtimalinin araştırılıp araştırılmadığı savunmanın omurgasını oluşturur.
11. Dijital Delilin Hukuka Uygunluğu: CMK m. 134
Failin belirlenmesinden sonra sıra, elde edilen dijital delilin hukuka uygun biçimde toplanıp toplanmadığına gelir. Şüphelinin kullandığı bilgisayar ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma özel bir usule tabidir:
Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma — CMK m. 134
(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
Bu hükmün sosyal medya hesapları bakımından kapsamı, uygulamada tartışma konusudur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kolluk tarafından düzenlenen araştırma raporuna dayanılarak kurulan hükmü, bu yönden eksik araştırma nedeniyle bozmuştur:
"Yapılan ihbara binaen sanığa ait olduğu belirtilen sosyal medya paylaşımlarının tespiti ile ilgili kolluk tarafından araştırma raporu düzenlendiği anlaşılan olayda, sanığın sosyal medya hesaplarının incelenmesine ilişkin olarak 5271 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen herhangi bir karar bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.03.2024 tarihli, E. 2022/10310, K. 2024/4271 sayılı karar
Bu karar, savunma bakımından somut bir kontrol noktası yaratmaktadır: dosyada bir "araştırma raporu" veya "inceleme tutanağı" bulunuyorsa, bu belgenin hangi hukuki dayanağa göre düzenlendiği sorgulanmalıdır. Herkese açık bir profilin görüntülenmesi ile şüphelinin hesabına, cihazına ya da kütüklerine yönelik bir incelemenin yapılması aynı hukuki rejime tabi değildir. İkinci hâlde CMK m. 134'teki karar, gecikmesinde sakınca bulunan hâlde savcı kararının 24 saat içinde hâkim onayına sunulması ve yedekten bir kopyanın şüpheliye ya da vekiline verilmesi yükümlülüklerine uyulup uyulmadığı denetlenmelidir.
Aynı kararda ikinci bir usul sorunu daha tespit edilmiştir: bir fiil hakkında daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse, yeni delil elde edilmedikçe ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz (CMK m. 172/2). Sosyal medya dosyalarında aynı paylaşım hakkında farklı başsavcılıklarda birden fazla soruşturma yürütülebildiğinden, bu husus da kovuşturma şartı yönünden ayrıca incelenmelidir.
12. Mağdur Beyanı Alınırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Sosyal medya suçlarında mağdur beyanı çoğu zaman dosyanın tek doğrudan delilidir. Bu nedenle beyanın, suçun unsurlarını ve muhakeme şartlarını değerlendirmeye elverişli ayrıntıyı içermesi gerekir. Suç türü ne olursa olsun uyulması gereken genel ilkelerin yanında, soruşturma veya kovuşturma evresinde alınacak beyanda şu hususların açıklığa kavuşturulması yerinde olur:
- Hangi platformda, hangi hesap üzerinden yapılan bir paylaşımdan söz edildiği.
- İçeriğin ne olduğu; metnin aktarımı ile varsa görsel, video ve ses unsurlarının tarifi.
- Paylaşımın yayımlandığı tarih ve saat.
- Söz konusu hesabın herkese açık mı yoksa sınırlı bir çevreye mi görünür olduğu.
- İçeriğin hangi kanaldan yayıldığı: herkese açık gönderi, yorum, grup sohbeti ya da özel mesaj.
- Paylaşıma birden fazla kişinin karışıp karışmadığı; teşvik eden veya imkân sağlayan bir başka kişi bulunup bulunmadığı.
- Mağdurun içerikten hangi tarihte ve nerede haberdar olduğu.
- İçerik mağdura doğrudan yöneltilmemişse, durumu mağdura kimin ilettiği.
- Taraflar arasında akrabalık, iş ya da vesayet ilişkisi veya önceden gelen bir husumet bulunup bulunmadığı.
- Paylaşımı tetikleyen somut bir gelişmenin olup olmadığı.
- İçeriğin mağduru işaret ettiğini gösteren unsurlar: etiketleme, yorum zinciri, doğrudan atıf.
- Paylaşım nedeniyle uğranılan somut zarar.
- Failin sonraki tutumu: özür, düzeltme yazısı ya da mağdurla iletişim kurma girişimi.
- Şikâyet iradesinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde tutanağa geçirilip geçirilmediği.
İlk beyanın bağlayıcılığı meselesi: Takibi şikâyete bağlı suçlarda, usule uygun biçimde alınan ilk beyanında şikâyetçi olmadığını belirten mağdurun sonradan şikâyetçi olması hukuki sonuç doğurmaz. Bu kuralın uygulanabilmesi, mağdurun şikâyetçi olmadığı yönündeki ilk beyanının usule uygun biçimde ve gerçek iradesini yansıtacak şartlarda alınmış olmasına bağlıdır. Bu nedenle beyan tutanağında, kişiye haklarının anlatıldığının ve şikâyet iradesinin ne yönde olduğunun açıkça yazılması önem taşır.
Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi — CMK m. 236 (ilgili fıkralar)
(1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınır.
Mağdurun soruşturma evresindeki haklarının kendisine anlatılması ve bunun tutanağa geçirilmesi de zorunludur. CMK m. 234 uyarınca mağdur ile şikâyetçi, soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteme, soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme, kanunda sayılan hâllerde baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme haklarına sahiptir. Sosyal medya dosyalarında bu hakların ilk ikisi özellikle işlevseldir: delillerin toplanmasını isteme hakkı, IP sorgusunun ve açık kaynak araştırmasının yapılmasını talep etmenin dayanağıdır.
13. Hukuki Vasıflandırma: Aynı Paylaşım, Farklı Suçlar
Bir sosyal medya paylaşımının hangi suçu oluşturduğu, sürecin başında belirlenmesi gereken bir husustur; çünkü takibin şikâyete bağlı olup olmadığı, uygulanacak süre, uzlaştırma ve önödeme rejimi ile görevli mahkeme bu nitelendirmeye göre şekillenir. Muhakemenin tüm sujelerinin, aynı paylaşımın hangi suçu oluşturduğu noktasında birbirinden bağımsız değerlendirme yapması gerekir.
Matufiyet: söz kime yöneltilmiştir?
Hakaret suçunda ilk kontrol noktası, sözün belirli bir kişiye yöneltilip yöneltilmediğidir:
Mağdurun belirlenmesi — TCK m. 126
Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.
Sosyal medyada isim vermeden yapılan paylaşımlar bu hükmün en sık uygulandığı alandır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, bir gazetecinin sosyal medya hesabından isim zikretmeden yaptığı paylaşım nedeniyle verilen beraat hükmünü onamıştır:
"Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre ve gazeteci olan sanığın facebook hesabından paylaştığı yazıda isim zikretmeden söylediği sözlerin kime söylendiğinin ve TCK'nın 126. maddesinde de belirtildiği üzere duraksamaya yol açmayacak bir şekilde mağdurun şahsına yönelik olduğunun anlaşılamaması karşısında, matufiyet şartının olayda gerçekleşmediği, bu itibarla, hakaret suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı anlaşıldığından tebliğnamdeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede: … TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA…" — Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 13.02.2020 tarihli, E. 2019/8063, K. 2020/4389 sayılı karar
Bu nedenle şikâyet dilekçesinde, paylaşımın mağduru hedef aldığını gösteren verilerin (etiketleme, yorum zinciri, önceki paylaşımlara atıf, mağdura ait bir görselin kullanılması) ayrıca ortaya konulması gerekir.
Aleniyet: paylaşım herkes tarafından görülebilir miydi?
Hakaret suçunun alenen işlenmesi TCK m. 125/4 uyarınca cezayı ağırlaştırır. Ancak aleniyet, paylaşımın sosyal medyada yapılmış olmasından otomatik olarak çıkarılamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yukarıda anılan kararında bu ölçütü şöyle belirlemiştir:
"5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekir. Somut olayda Facebook sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan paylaşımın herkes tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığı araştırılmadan ve aleniyet unsurunun ne şekilde gerçekleştiği açıklanmadan 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanması, Hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 01.10.2025 tarihli, E. 2023/6141, K. 2025/14941 sayılı karar
Bu ölçüt, şikâyet dilekçesinde hesabın gizlilik ayarının belirtilmesini gerektiren teknik nedeni açıklar: kapalı bir hesapta, yalnızca belirli takipçilerin görebildiği bir paylaşım bakımından aleniyetten söz edilebilmesi için ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal mi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme mi?
Bir görselin izinsiz paylaşılması hâlinde uygulanacak hüküm, görselin niteliğine göre değişir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, herkese açık bir grupta mağdurun rızasıyla daha önce paylaşılmış fotoğrafların üçüncü kişiye gönderilmesi olayında bu ayrımı yapmıştır:
"…Facebook adlı sosyal paylaşım sitesindeki '…' isimli herkese açık grupta, katılanın rızası dahilinde daha önce paylaşılan katılana ait fotoğrafların, katılanın başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği özel hayatına ilişkin görüntüler olarak nitelendirilemeyeceğinin kabulü ve sanığın savunmasına üstünlük tanınması halinde, katılanın özel yaşam alanına ilişkin olmayan kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, rızasına aykırı şekilde ele geçirip, tanık …'ın görgüsüne sunan sanık hakkında, TCK'nın 136/1. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek, sanığın eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmaksızın … yazılı şekilde beraat kararı verilmesi…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.09.2022 tarihli, E. 2020/11958, K. 2022/5680 sayılı karar
Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür. TCK m. 134/2'deki görüntü veya seslerin ifşası suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu TCK m. 139 uyarınca şikâyete tabidir; buna karşılık verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK m. 136) aynı maddedeki istisna nedeniyle şikâyete tabi değildir. Nitelendirmedeki değişiklik, şikâyet süresi ve resen soruşturma bakımından tamamen farklı bir rejime geçilmesi anlamına gelir.
Aynı kararda, şikâyete tabi suçlarda öğrenme tarihinin ayrıca tespit edilmesi gerektiği de vurgulanmıştır:
"Sanığa isnat edilen TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. madde ve fıkrasında yer alan … düzenleme gereğince şikayete tabi olması nedeniyle şikayetçinin iddiaya konu fiili ve failin kim olduğunu hangi tarihte öğrendiği, fiili ve failini öğrendiği tarihten itibaren TCK'nın 73/1. maddesinde öngörülen 6 aylık sürede şikayetçi olup olmadığı tespit edildikten sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 14.09.2022 tarihli, E. 2020/11958, K. 2022/5680 sayılı karar
Vasıflandırmanın soruşturmaya etkisi
| Ayrım | Belirleyici ölçüt | Sonuç |
|---|---|---|
| Hakaret mi, ağır eleştiri mi? | Sözün, kişiyi küçük düşürmeye yönelik somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme niteliği taşıyıp taşımadığı | Ağır eleştiri ve rahatsız edici sözler tek başına hakaret suçunu oluşturmaz |
| Matufiyet var mı? | İsim belirtilmemiş olsa dahi sözün mağdurun şahsına yönelik olduğunda duraksanmaması (TCK m. 126) | Matufiyet yoksa suçun unsurları oluşmaz |
| Aleniyet var mı? | Paylaşımın belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülebilir olması | TCK m. 125/4'ün uygulanıp uygulanmayacağını belirler |
| TCK m. 134/2 mi, m. 136 mı? | Görselin özel hayat alanına mı yoksa yalnızca kişisel veri niteliğine mi girdiği | m. 134/2 şikâyete tabidir; m. 136 şikâyete tabi değildir (TCK m. 139) |
| Kamu görevlisine karşı mı? | Hakaretin kamu görevlisine görevinden dolayı işlenip işlenmediği | TCK m. 131/1 uyarınca resen soruşturulur; TCK m. 75/6 uyarınca önödeme kapsamı dışındadır |
| Zincirleme suç mu? | Aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun işlenmesi | Koşulları oluşmadan TCK m. 43'ün uygulanması fazla ceza tayini sonucunu doğurur |
14. Sosyal Medya Dosyalarında Kontrol Listesi
Aşağıdaki liste, hem hak sahibi hem de şüpheli tarafından yürütülecek çalışmanın çerçevesini gösterir:
- Delil tespiti: Paylaşım kaldırılmadan önce içerik, tam URL, tarih–saat, kullanıcı adı ve profil görseli birlikte kayda alındı mı? Noterlik aracılığıyla tespit alındı mı?
- Öğrenme tarihi: Mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarih belgelenebiliyor mu? Altı aylık süre işlemeye ne zaman başladı?
- Hakarette iki yıllık üst sınır: Fiilin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti mi? Geçmişse, TCK m. 73/2'nin son cümlesi ve zaman bakımından uygulama kuralları değerlendirildi mi?
- Şikâyet hakkı sahibi: Mağdur çocuk ya da kısıtlı ise, beyan tarihindeki yaşı ve ayırt etme gücü belirlendi mi? Kanuni temsilci ile vekilin iradeleri çelişiyor mu?
- Muhakeme şartı: Suç, soruşturma iznine ya da özel bir ihbar şartına tabi mi? İzin gelmeden işlem yapılmış mı?
- Yetki: Şikâyet, doğru Cumhuriyet başsavcılığına verildi mi? Mağdur veya fail yurt dışındaysa TCK m. 11, 13 ve 14 değerlendirildi mi?
- Vekâletname: Yurt dışında düzenlenmiş vekâletnamede apostil şerhi var mı ve şikâyet tarihinde geçerli mi?
- Dilekçenin somutluğu: Dilekçe, failin tespitine yarayacak veriler (kullanıcı adı, ID, URL, profil bilgileri) içeriyor mu?
- Trafik bilgisi süresi: Şikâyet, ilgili döneme ait trafik kayıtlarının saklanma süresi dolmadan yapıldı mı?
- IP sorgusu: IP sorgusu tarih–saat ve port bilgisiyle birlikte yapıldı mı? Gelen cevap tek bir aboneyi işaret ediyor mu?
- Açık kaynak raporu: Rapor, hesabın şüpheliye ait olduğunu kesin olarak mı ortaya koyuyor, yoksa yalnızca olasılık mı belirtiyor? Rapor içinde çelişki var mı?
- Alternatif kullanıcı ihtimali: Hesabın ele geçirilmiş, paylaşılmış ya da başkası tarafından kullanılmış olma ihtimali araştırıldı mı?
- CMK m. 134: Şüphelinin hesabına, cihazına veya kütüklerine yönelik inceleme için hâkim kararı ya da savcı kararı ve 24 saatlik hâkim onayı var mı? Yedekten kopya şüpheliye veya vekiline verildi mi?
- Bilirkişi raporu: Rapor, paylaşımı kimin yaptığı sorusuna cevap veriyor mu? Vermiyorsa ek rapor veya yeni bilirkişi talep edildi mi?
- Önceki takipsizlik: Aynı fiil hakkında daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş mi? Verilmişse CMK m. 172/2 koşulları gerçekleşti mi?
- Nitelendirme: Eylemin hangi suçu oluşturduğu, matufiyet ve aleniyet unsurları ayrı ayrı tartışıldı mı? m. 134/2 ile m. 136 ayrımı yapıldı mı?
- Önödeme ve uzlaştırma: Suç önödeme kapsamında mı? Uzlaştırma kapsamındaki bir suçla birlikte işlenmişse CMK m. 253/3'ün son cümlesi uygulandı mı?
- Kanun yolu: Takipsizlik ya da soruşturmaya yer olmadığı kararına karşı iki haftalık süre içinde, yapılmamış araştırmalar somut biçimde gösterilerek itiraz edildi mi?
Sosyal Medya Suçlarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu
Sosyal medya kaynaklı dosyalar, hukuki değerlendirme kadar teknik doğrulukla da ilerler. Paylaşımın usulüne uygun tespiti, şikâyet süresinin doğru hesaplanması, dilekçenin failin belirlenmesine elverişli veriyi içermesi ve dijital delilin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediğinin denetlenmesi, sonucu doğrudan etkiler.
İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, bilişim suçları ve ceza hukuku alanında; soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hem mağdurlara hem de şüpheli ve sanıklara hukuki destek sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Sosyal medyada hakaret nedeniyle şikâyet süresi ne kadardır?
Kural olarak TCK m. 73/1-2 uyarınca, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. Ancak 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun'la TCK m. 73/2'ye eklenen cümle uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Yıllar önce yapılmış bir paylaşımın sonradan fark edilmesi hâlinde bu üst sınır belirleyici olur.
Sosyal medyada işlenen bir suç için şikâyet nereye yapılır?
CMK m. 158 uyarınca ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik, kaymakamlık ya da mahkemeye yapılan başvuru ilgili başsavcılığa gönderilir. Yetki bakımından ise Yargıtay uygulamasında hakaret suçunda eylemin müştekiye ulaşmasıyla tamamlandığı ve müştekinin bulunduğu yerin yetkili olduğu kabul edilmektedir.
Şikâyet dilekçesinde hangi bilgiler mutlaka bulunmalıdır?
Eylemin hangi sosyal medya sitesinde ve hangi hesap (kullanıcı adı, rumuz, ID numarası) vasıtasıyla gerçekleştiği; eyleme ilişkin tam URL adresi; paylaşımın net içeriği; tarih ve saat; hesabın herkesin ya da belirli takipçilerin erişimine açık olup olmadığı; eylemin hangi yolla (aleni paylaşım, sohbet odasında söylem, doğrudan mesaj, yoruma cevap) gerçekleştiği; kaç kişi tarafından işlendiği ve azmettiren ya da yardım eden bulunup bulunmadığı; mağdurun öğrenme tarihi ve yeri; taraflar arasındaki ilişki; uğranılan zarar; varsa tanık bilgileri ve eylemin hangi suçu oluşturduğu.
Şikâyet dilekçesine hangi belgeler eklenmelidir?
Paylaşımın net içeriğini, tarih ve saatini, hesaba özgü kullanıcı adı ve fotoğrafını birlikte gösteren görsel; failin profil görseli; eylem başka bir yayına cevaben gerçekleşmişse o yayına dair görsel belgeler; failin kimliğine ulaşmayı sağlayacak diğer verileri içeren görseller (daha önce paylaşılan eğitim, araç sahipliği, meslek bilgileri gibi); paylaşım ses veya video içeriyorsa bu kayıtları içeren CD, USB gibi dijital materyal.
Ekran görüntüsü tek başına delil olarak yeterli midir?
Tek başına risklidir. Failin paylaşımı ya da hesabın tamamını silmesi hâlinde ispat sorunu doğar. Görüntünün paylaşım metniyle birlikte tam URL adresini, tarih ve saati, kullanıcı adını ve profil fotoğrafını aynı karede göstermesi; profil sayfasının ayrıca kaydedilmesi ve video ya da ses içeriklerinin dosya olarak sunulması ispat gücünü artırır.
Noterden "e-tespit" almak zorunlu mudur?
Zorunlu değildir, ancak ispat gücünü belirgin biçimde artırır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 61 uyarınca noterler bir şeyin veya bir yerin hâl ve şeklini tespit etme yetkisine sahiptir. Bu yetkiye dayanan tespit, paylaşım sonradan kaldırılmış olsa dahi içeriğin varlığını ve kaynağını ortaya koymaya elverişlidir.
"Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar" nedir?
CMK m. 158/6 uyarınca, ihbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya başvurunun soyut ve genel nitelikte olması hâlinde verilen karardır. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez ve dosya soruşturma değil ihbar kaydına alınır. Karar ihbarcıya veya şikâyetçiye bildirilir ve CMK m. 173'teki usule göre itiraz edilebilir.
Takipsizlik kararına nasıl ve ne kadar sürede itiraz edilir?
CMK m. 173/1 uyarınca suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. Hâkimlik gerek görürse soruşturmanın genişletilmesini talep edebilir.
Sosyal medya hesabının kime ait olduğu nasıl tespit edilir?
Uygulamada iki araç kullanılır: herkese açık verilerden hareketle yürütülen açık kaynak araştırması ve IP–trafik bilgisi sorgusu. Yargıtay kararlarında, paylaşımın yapıldığı IP bilgileri ile şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespiti amacıyla ilgili kurumlarla yazışma yapılması ve kimlik belirlendiğinde savunmasının alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Açık kaynak araştırma raporu tek başına mahkûmiyete yeter mi?
Hayır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06.12.2019 tarihli, E. 2019/9557, K. 2019/8144 sayılı kararında, URL adresinin şüpheliye ait "olabileceği ihtimalini" ortaya koyan araştırma raporuna dayanılarak düzenlenen iddianamenin iadesi yerinde bulunmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09.03.2026 tarihli, E. 2023/14404, K. 2026/4830 sayılı kararında da paylaşımları sanığın yaptığına dair delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararları onanmıştır.
"Hesabım çalındı" savunması dikkate alınır mı?
Dikkate alınması ve araştırılması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.06.2026 tarihli, E. 2024/7008, K. 2026/10129 sayılı kararında, sanığın hesabının çalındığını beyan edip şifre yenileme bildirimlerine ilişkin ekran görüntülerini sunması ve açık kaynak araştırma raporundaki çelişkinin giderilmemesi karşısında mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Sunucusu yurt dışında olan platformlarda fail hiç bulunamaz mı?
Bu gerekçe tek başına takipsizliği haklı kılmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13.04.2026 tarihli, E. 2024/4203, K. 2026/3673 sayılı kararında, yurt dışı kaynaklı platformlara ilişkin istinabe taleplerinin cevaplanmadığı gerekçesiyle hiçbir delil araştırması yapılmaksızın verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazın reddi hukuka aykırı bulunmuş; IP bilgileri ile kimlik ve adres bilgilerinin tespiti amacıyla araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir.
IP adresi tespiti tek başına faili gösterir mi?
Göstermez. IP adresleri normal şartlarda aboneye özel değildir; belirli bir zaman diliminde bir abonenin internet hareketine tahsis edilir, abone ağdan ayrıldığında başka bir abone için kullanılabilir. Bu nedenle sorgunun tarih–saat aralığıyla birlikte yapılması gerekir. Çok sayıda abonenin tek bir dış IP üzerinden çıktığı yapılarda ayrıca port bilgisi olmaksızın kullanıcı tekil olarak belirlenemez.
Trafik bilgisi ne kadar süreyle saklanır?
5651 sayılı Kanun'un 6/1-b maddesi uyarınca erişim sağlayıcı, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle şikâyetin gecikmesi, failin teknik olarak tespit edilebilirliğini de etkiler.
URL adresi neden bu kadar önemli?
5651 sayılı Kanun m. 2/1-p uyarınca URL adresi, ilgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresidir. Bir paylaşımı diğerlerinden ayıran tek unsur olduğundan, hem soruşturmanın konusunu belirler hem de yer sağlayıcıdan veri talep edilmesini mümkün kılar. Kanun'un 9/A maddesindeki erişimin engellenmesi talebinde de yayının tam adresinin (URL) gösterilmesi zorunludur; eksik bilgi hâlinde talep işleme konulmaz.
Sosyal medya hesabının ID numarası ne işe yarar?
ID numarası, bir platformda kişiyi veya cihazı temsil eden ve onu diğerlerinden ayıran numaradır. Sosyal medya hesapları açılırken bir ID ile tanımlanır ve kullanıcı adı sonradan değiştirilse dahi ID değişmez. Bu nedenle hesabın izini sürmeyi kullanıcı adı değişikliklerinden bağımsız kılar; ayrıca şüpheliye ait cihazlar incelenirken bu numaranın cihazda bulunup bulunmadığının belirlenmesine imkân tanır.
Şüphelinin sosyal medya hesabı incelenirken hâkim kararı gerekir mi?
CMK m. 134/1 uyarınca, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde, şüphelinin kullandığı bilgisayar ve kütüklerinde arama, kopya çıkarma ve çözümleme kararını hâkim; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı verir. Savcı kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunulur. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.03.2024 tarihli, E. 2022/10310, K. 2024/4271 sayılı kararında, bu yönde bir karar bulunup bulunmadığının araştırılmaması eksik araştırma sayılmıştır.
Çocuğun mağdur olduğu sosyal medya suçlarında şikâyet hakkı kime aittir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 tarihli, E. 2013/287, K. 2014/273 sayılı kararında, herhangi bir malullüğü bulunmayan çocukların beyanda bulundukları tarihte 15 yaşından küçük olmaları hâlinde davaya katılma bakımından ayırt etme gücüne sahip olmadıkları, 15 yaşından büyük olmaları hâlinde bu yeteneğe sahip oldukları kabul edilmiştir. Ayırt etme gücü bulunmayan mağdurda kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınır.
15 yaşından büyük mağdurun ailesi onun adına şikâyetçi olabilir mi?
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.09.2022 tarihli, E. 2019/12816, K. 2022/5673 sayılı kararında, özel hayatın gizliliği hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması nedeniyle şikâyet hakkının ve davaya katılma yetkisinin 15 yaşından büyük ve medeni hakları kullanmaya ehil mağdura ait olduğu; babasının ve kardeşinin bu suçtan doğrudan zarar görmedikleri ve davaya katılma haklarının bulunmadığı belirtilmiştir.
Sosyal medyada hakaret suçunda uzlaştırma uygulanır mı?
Yürürlükteki CMK m. 253/3 uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. Buna karşılık aynı fıkraya 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca, önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Hakaret suçunda önödeme nasıl uygulanır?
TCK m. 75/6-a bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125) önödeme kapsamındadır. Fail, Kanun'da belirtilen miktarı soruşturma giderleriyle birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde öderse hakkında kamu davası açılmaz. Anayasa Mahkemesi 27/3/2025 tarihli, E. 2024/197, K. 2025/86 sayılı kararında, önödeme hükümlerinin uygulanmasının uzlaştırmaya göre failin lehine olduğunu belirtmiştir.
Kamu görevlisine karşı sosyal medyada hakaret şikâyete tabi midir?
Hayır. TCK m. 131/1 uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu şikâyete tabi değildir; resen soruşturulur. Bu hâl (TCK m. 125/3-a) aynı zamanda TCK m. 75/6 uyarınca önödeme kapsamının da dışında tutulmuştur.
İsim vermeden yapılan bir paylaşım hakaret suçunu oluşturur mu?
TCK m. 126 uyarınca mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa hem isim belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış sayılır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 13.02.2020 tarihli, E. 2019/8063, K. 2020/4389 sayılı kararında, isim zikredilmeyen bir paylaşımda sözlerin kime söylendiğinin anlaşılamaması nedeniyle matufiyet şartının gerçekleşmediği kabul edilerek beraat hükmü onanmıştır.
Kapalı hesaptan yapılan paylaşımda aleniyet var mıdır?
Otomatik olarak kabul edilemez. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.10.2025 tarihli, E. 2023/6141, K. 2025/14941 sayılı kararında, TCK m. 125/4'teki aleniyet için hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması gerektiği; paylaşımın herkes tarafından görülebilir nitelikte olup olmadığı araştırılmadan bu hükmün uygulanmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
İzinsiz fotoğraf paylaşımı hangi suçu oluşturur?
Görselin niteliğine göre değişir. Görüntü özel hayat alanına ilişkinse TCK m. 134/2 (görüntü veya seslerin ifşası suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal) gündeme gelir ve suç TCK m. 139 uyarınca şikâyete tabidir. Görüntü özel yaşam alanına ilişkin olmayıp yalnızca kişisel veri niteliğindeyse, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.09.2022 tarihli, E. 2020/11958, K. 2022/5680 sayılı kararında belirtildiği üzere eylem TCK m. 136 kapsamında değerlendirilebilir; bu suç şikâyete tabi değildir.
Paylaşımın internetten kaldırılmasını nasıl sağlayabilirim?
5651 sayılı Kanun'un "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" başlıklı 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli ve E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş; iptal kararı 10 Ocak 2024 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından ise Kanun'un 9/A maddesi yürürlüktedir: ilgili kişi doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir; talepte yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilmesi zorunludur. Talep, yapıldığı saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunulur.
Erişimin engellenmesi delil tespitinin yerine geçer mi?
Geçmez. Erişimin engellenmesi içeriğin görüntülenmesini önler; ancak içeriğin varlığını ve kaynağını ileride ispat etme sorununu çözmez. Aksine, engelleme sonrasında içeriğe ulaşmak güçleşebilir. Bu nedenle erişimin engellenmesi talebinden önce içeriğin usulüne uygun biçimde tespit edilmiş olması gerekir.
Yurt dışında yaşayan bir mağdur adına şikâyette bulunurken nelere dikkat edilmelidir?
Yabancı ülke noterlerince düzenlenen vekâletnamelerin Türkiye'de geçerli olabilmesi için 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca apostil şerhi taşıması gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06.03.2024 tarihli, E. 2023/17023, K. 2024/2866 sayılı kararında, apostil şerhinin geçerlilik süresinin şikâyet tarihinde dolmuş olması nedeniyle şikâyetin geçerliliği tartışılmıştır. Ayrıca failin ve mağdurun yurt dışında bulunduğu hâllerde TCK m. 11, 13 ve 14 kapsamında kovuşturma imkânsızlığı gündeme gelebilir.
Aynı paylaşım hakkında daha önce takipsizlik verilmişse yeniden dava açılabilir mi?
CMK m. 172/2 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.03.2024 tarihli, E. 2022/10310, K. 2024/4271 sayılı kararında bu husus kovuşturma şartı yönünden araştırılması gereken bir nokta olarak gösterilmiştir.
Önemli: Her dosyanın delilleri ve olayları farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Hakkınızda sosyal medya paylaşımı nedeniyle soruşturma yürütüldüğünü öğrendiyseniz, bir paylaşım nedeniyle mağdur olduysanız ya da verilen bir takipsizlik kararına itiraz etmeyi düşünüyorsanız, somut durumunuza özgü değerlendirme için bir avukattan destek almanızı öneririz. Şikâyet süresinin altı ay olduğu, hakaret suçunda fiil tarihinden itibaren iki yıllık üst sınırın bulunduğu ve trafik bilgilerinin süresiz saklanmadığı unutulmamalıdır.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90, 134, 158, 160, 170, 172, 173, 174, 234, 236, 253 (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 11, 13, 14, 43, 66, 73, 75, 125, 126, 131, 134, 136, 139, 301 (mevzuat.gov.tr)
— 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 2, 6, 9 (mülga), 9/A (mevzuat.gov.tr)
— İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 3 (mevzuat.gov.tr)
— 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 4 (mevzuat.gov.tr)
— 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 61 (mevzuat.gov.tr)
— 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 162 (mevzuat.gov.tr)
— 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu m. 28/A (mevzuat.gov.tr)
— Anayasa Mahkemesi, 27/3/2025, E. 2024/197, K. 2025/86 (RG: 29/5/2025-32914)
— Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023, E. 2020/76, K. 2023/172 (5651 sayılı Kanun m. 9'un iptali; RG: 10/1/2024, yürürlük: 10/10/2024)
— Yargıtay 4. CD, 01.06.2026, E. 2024/7008, K. 2026/10129
— Yargıtay 12. CD, 13.04.2026, E. 2024/4203, K. 2026/3673
— Yargıtay 4. CD, 09.03.2026, E. 2023/14404, K. 2026/4830
— Yargıtay 11. CD, 02.02.2026, E. 2025/3274, K. 2026/1078
— Yargıtay 4. CD, 01.10.2025, E. 2023/6141, K. 2025/14941
— Yargıtay 12. CD, 27.05.2025, E. 2024/87, K. 2025/4947
— Yargıtay 7. CD, 20.12.2024, E. 2024/334, K. 2024/12122
— Yargıtay 3. CD, 07.03.2024, E. 2022/10310, K. 2024/4271
— Yargıtay 4. CD, 06.03.2024, E. 2023/17023, K. 2024/2866
— Yargıtay 12. CD, 14.09.2022, E. 2020/11958, K. 2022/5680
— Yargıtay 12. CD, 14.09.2022, E. 2019/12816, K. 2022/5673
— Yargıtay 18. CD, 13.02.2020, E. 2019/8063, K. 2020/4389
— Yargıtay 16. CD, 06.12.2019, E. 2019/9557, K. 2019/8144
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2014, E. 2013/287, K. 2014/273
— Danıştay 13. Dairesi, 12/12/2019, E. 2013/239, K. 2019/4266; Danıştay İDDK, 24/2/2022, E. 2020/1851, K. 2022/649 (onama)
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



