Kişiler Arasındaki Konuşmanın Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m. 133)

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/Kişiler Arasındaki Konuşmanın Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m. 133)
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Hukuka Aykırı Olarak Dinlenilmesi ve Kayda Alınması Suçu Nedir? (TCK m. 133)

Bir konuşmayı gizlice dinlemek veya kaydetmek suç mudur? Kısa cevap: Konuşmanın tarafı değilseniz, iki kişinin yüz yüze yaptığı aleni olmayan konuşmayı bir aletle dinlemeniz veya kaydetmeniz TCK 133/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Buna karşılık kendi tarafı olduğunuz iki kişilik bir konuşmayı kaydetmeniz TCK 133 kapsamında suç değildir; koşulları varsa yalnızca TCK 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu gündeme gelebilir. En az üç kişilik bir söyleşiyi katılımcılardan biri kaydederse TCK 133/2 (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası); kaydedilen konuşmadan elde edilen veriler hukuka aykırı olarak ifşa edilirse TCK 133/3 (iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası) uygulanır. Suç şikâyete tabidir, şikâyet süresi altı aydır ve uzlaştırma kapsamındadır. Bu rehberde, İstanbul'da ceza hukuku ve özel hayatın gizliliğine karşı suçlar alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak TCK 133 rejimini, TCK 132 ve TCK 134 ile sınırlarını ve ses kaydının ne zaman geçerli delil sayıldığını 2025-2026 tarihli güncel Yargıtay kararları ışığında açıklıyoruz.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu nedir?

Kişiler arasındaki konuşmaların hukuka aykırı olarak dinlenmesi ve kayda alınması suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133. maddesinde düzenlenmiş olup, kişilerin özel hayatlarının ve haberleşme dışındaki sözlü iletişimlerinin gizliliğini korumayı amaçlayan bir suç tipidir.

İnsanlar, aleni olmayan konuşmalarını gerçekleştirirken bu konuşmaların yalnızca konuşmanın tarafları arasında kalacağına ve rızaları dışında üçüncü kişiler tarafından dinlenmeyeceğine veya kayda alınmayacağına güvenerek hareket ederler. Bu güvenin korunması, kişisel özgürlüklerin ve özel hayatın korunmasının doğal bir sonucudur.

Konuşma kavramı hukuken neyi ifade eder?

Konuşma, Türk Dil Kurumu sözlüğünde "insanın dili kullanma yoluyla çevresindekilerle iletişimde bulunması, düşünce ve duygularını bildirmesi" olarak tanımlanmaktadır.

Bu yönüyle konuşma, kişinin özel hayatının önemli bir parçasını oluşturur. Özellikle aleni olmayan konuşmalar bakımından, bu konuşmaların gizliliği ceza hukuku tarafından özel olarak korunmaktadır.

TCK 133. maddesinde hangi fiiller suç olarak düzenlenmiştir?

Türk Ceza Kanunu'nun 133. maddesinde üç ayrı suç tipi düzenlenmiştir. Madde metni şu şekildedir:

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması – TCK m. 133

(1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

TCK 133 kapsamında düzenlenen suç tipleri nelerdir?

TCK m. 133: üçüncü kişinin dinlemesi 2–5 yıl, söyleşiye katılanın kaydı 6 ay–2 yıl, kaydın ifşası 2–5 yıl hapis ve adlî para cezası.
Tablo: TCK m. 133'teki suç tipleri, failleri ve cezaları (Kaynak: TCK m. 133; Yargıtay 12. CD, 24.03.2025, E. 2022/6489, K. 2025/3126).

TCK'nın 133. maddesinde yer alan suçlar şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

Birinci fıkra: Üçüncü kişilerin aleni olmayan konuşmaları dinlemesi ve kayda alması suçu

İkinci fıkra: Söyleşiye katılan kişilerin aleni olmayan söyleşiyi kayda alması suçu

Üçüncü fıkra: Kişiler arasındaki konuşmaların kaydedilerek hukuka aykırı şekilde ifşa edilmesi suçu

Bu üç suç tipinin ortak noktası, konuşmaların gizliliğinin ihlal edilmesidir.

TCK 133'ün fıkraları bir bakışta
Fıkra Fiil Fail kim olabilir? Ceza
TCK 133/1 İki veya daha fazla kişinin yüz yüze yaptığı aleni olmayan konuşmayı, taraflardan birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlemek veya ses alma cihazıyla kaydetmek. Konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişi. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis
TCK 133/2 Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazıyla kayda almak. Söyleşinin tarafı olan kişi. Yargıtay uygulamasında söyleşi için en az üç kişinin yüz yüze iletişimi aranır. 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası
TCK 133/3 Aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa etmek. Basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza. İlk iki fıkradaki suçların faili olabileceği gibi, kaydı başkasından öğrenen kişi de olabilir. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 4.000 güne kadar adlî para cezası

Bu suçların failleri kimler olabilir?

Birinci fıkra bakımından suçun faili, konuşmanın tarafı olmayan herhangi bir üçüncü kişi olabilir.

İkinci fıkra bakımından suçun faili ise aleni olmayan söyleşiye katılan kişilerden biri olmak zorundadır. Bu kişinin konuşmacı veya dinleyici konumunda olması arasında hukuken bir fark bulunmamaktadır.

Üçüncü fıkrada düzenlenen suçun faili ise, ilk iki fıkradaki suçların faili olabileceği gibi, bu suçları işlememiş herhangi bir kişi de olabilir.

Kişi, tarafı olduğu bir konuşmayı kayda alırsa suç oluşur mu?

Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri, kişinin tarafı olduğu aleni olmayan bir konuşmayı kayda almasının suç oluşturup oluşturmayacağıdır.

Bu durumda kişi, konuşmanın tarafı olduğu için TCK 133/1 kapsamında cezalandırılmaz. Ancak bu kayıtların mahkemeye sunulması dışında, örneğin sosyal medya platformlarında paylaşılması veya alenileştirilmesi halinde, TCK 133/3 kapsamında hukuka aykırı ifşa suçu gündeme gelecektir.

Ayrıca bu eylemin, koşulları bulunması halinde TCK 134'te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği de göz ardı edilmemelidir.

Yargıtay, TCK 133 fıkraları arasındaki farkı nasıl açıklamaktadır?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 23.01.2019 tarihli öğretici kararında, TCK 133'ün fıkraları arasındaki fark ayrıntılı şekilde açıklanmıştır. Kararda aynen şu ifadelere yer verilmiştir:

"İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (…) dinlenmesi veya (…) kaydedilmesinin TCK'nın 133/1. maddesinde; (…) söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce (…) kaydedilmesinin aynı kanunun 133/2. maddesinde suç olarak tanımlandığı, (…) konuşan tarafların aralarında geçen sözleri kaydetmesinin TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmadığı, koşulları bulunduğu takdirde eylemin TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği;…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.01.2019 tarihli, E. 2018/8053, K. 2019/1054 sayılı karar

Bu karardaki ayrım, Yargıtay'ın güncel uygulamasında da aynen sürdürülmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.03.2025 tarihli kararında, TCK 132, 133 ve 134 arasındaki sınır fıkra fıkra yeniden ortaya konulmuş ve şu tespit yapılmıştır:

"Kişinin tarafı olduğu haberleşme içerikleri kaydetmesi ve tarafı olduğu iki kişi arasındaki yüz yüze konuşmayı kaydetmesi eylemleri 5237 sayılı TCK'nın 132. ve 133. maddeleri kapsamında suç olarak düzenlememiş olup koşulları bulunduğu takdirde aynı Kanun'un 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilecektir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.03.2025 tarihli, E. 2022/6489, K. 2025/3126 sayılı karar

Aynı kararda söyleşi kavramı da açıkça tanımlanmıştır: "En az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi eylemi TCK'nın 133/2. madde ve fıkrasında" suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre iki kişi arasındaki yüz yüze konuşmanın taraflardan biri tarafından kaydedilmesi, TCK 133/2 kapsamına da girmez.

Telefonla yapılan konuşma TCK 133 kapsamında mıdır?

Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, telefon görüşmesinin kaydedilmesini TCK 133 kapsamında değerlendirmektir. Oysa TCK 133, araya bir vasıta girmeksizin yüz yüze gerçekleşen konuşmaları korur. Araç kullanılarak yapılan iletişim ise "haberleşme"dir ve TCK 132 kapsamındadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli kararında bu ayrım şöyle ifade edilmiştir:

"Görüldüğü gibi haberleşmeden söz edebilmek için bir araç kullanılması şart değildir. Haberleşme ya da iletişim iki kişi arasında herhangi bir haberleşme aracı bulunmadan da söz konusu olabilir. Bu anlamda yüz yüze konuşmak da bir tür haberleşme şeklidir. Ancak hükmün konuluş amacı göz önüne alındığında, suçun hukuki konusunun haberleşme vasıtaları ile yapılan haberleşme olduğu kabul edilmelidir. (…) Bu nedenle kişilerin yüz yüze iletişimine dinleme vb. şekillerde müdahale edilmesi, TCK'nın 133. maddesinde düzenlenen 'Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması' ya da TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen 'Özel hayatın gizliliğini ihlal' suçları kapsamında değerlendirilmelidir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025 tarihli, E. 2025/94, K. 2025/227 sayılı karar

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.03.2020 tarihli kararında da, bir kişinin başka iki kişi arasındaki telefon görüşmesini kaydetmesi eyleminin "mağdur ile sanık arasındaki görüşmenin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesi nedeniyle TCK'nın 133. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği" belirtilmiştir (Yargıtay 12. CD, 11.03.2020, E. 2019/972, K. 2020/2708).

Dikkat! Teknik ayrımın pratikteki sonucu: Aynı fiil, konuşmanın yüz yüze mi yoksa bir araç üzerinden mi yapıldığına göre farklı maddelere girer ve farklı cezalara tabi olur. İddianamede veya hükümde yanlış maddenin uygulanması, suç vasfında yanılgı nedeniyle bozma sebebidir. Bu nedenle dosyada önce "konuşma mı, haberleşme mi?" sorusunun net biçimde yanıtlanması gerekir.

Telefonu açık bırakarak üçüncü kişiye dinletmek hangi suçu oluşturur?

Yüz yüze konuşmanın, telefonun hattı açık bırakılarak başka bir yerdeki üçüncü kişiye dinletilmesi hâlinde ise ortada yine yüz yüze bir konuşma vardır; telefon yalnızca dinleme aracı olarak kullanılmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 09.02.2015 tarihli kararında, bir pastanede yüz yüze konuşan taraflardan birinin telefonunu gizlice açık bırakması ve hattın diğer ucundaki gazetecinin konuşmaları dinleyip kaydetmesi olayında, gazetecinin eyleminin TCK 133/1 kapsamında olduğu, taraflar arasındaki iletişimin "haberleşme" sayılamayacağı belirtilmiş; suç vasfında yanılgıya düşülmesi bozma nedeni yapılmıştır (Yargıtay 12. CD, 09.02.2015, E. 2014/15348, K. 2015/2140).

TCK 132, TCK 133 ve TCK 134 arasındaki fark nedir?

Bu üç madde, uygulamada en sık karıştırılan hükümlerdir. Aradaki sınır, iki soruyla çizilir: (1) İletişimde bir araç kullanıldı mı? ve (2) Fail, iletişimin tarafı mı, üçüncü kişi mi?

TCK 132 – 133 – 134 karşılaştırması
Durum Uygulanacak hüküm Açıklama
Üçüncü kişi, iki kişinin yüz yüze konuşmasını dinliyor veya kaydediyor TCK 133/1 Aleni olmayan konuşma, aracı vasıta olmaksızın yüz yüze gerçekleşiyor.
Üçüncü kişi, başkalarının telefon / e-posta / mesaj içeriğini öğreniyor veya kaydediyor TCK 132/1 İletişim bir araç üzerinden yapıldığı için "haberleşme"dir.
En az üç kişilik yüz yüze söyleşiyi, katılımcılardan biri kaydediyor TCK 133/2 Fail, söyleşinin tarafıdır; üç kişi şartı Yargıtay uygulamasında aranır.
Kişi, tarafı olduğu iki kişilik yüz yüze konuşmayı kaydediyor Suç değil — koşulları varsa TCK 134 TCK 132 ve 133 kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir; içerik özel hayata ilişkinse TCK 134 gündeme gelir.
Kişi, kendi telefon görüşmesini kaydediyor Suç değil — alenen ifşa edilirse TCK 132/3 Kendi haberleşme içeriğini kaydetme kanunda suç sayılmamıştır; aleni ortamda ifşa edilirse ayrı suç doğar.
Hukuka aykırı kaydedilen yüz yüze konuşma ifşa ediliyor TCK 133/3 Basın-yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır.
Kişinin özel hayatına ilişkin ses veya görüntüler kaydediliyor ya da ifşa ediliyor TCK 134 133 ve 132'nin unsurları oluşmadığında devreye giren genel koruma normudur.

Gizlice alınan ses kaydı mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?

Gizli ses kaydı, kişiye karşı işlenen suçta ani gelişen ve başka delil imkânı olmayan durumda delildir; planlı kayıt yasak delildir.
Tablo: Gizlice alınan ses kaydının delil değeri (Kaynak: YCGK, 21.05.2013, E. 2012/5-1270, K. 2013/248; Yargıtay 4. CD, 30.06.2014, E. 2012/31609, K. 2014/23436).

Bu, TCK 133 dosyalarının en kritik sorusudur ve cevabı iki ayrı düzlemde verilmelidir: eylemin suç oluşturup oluşturmadığı ile elde edilen kaydın delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı farklı sorunlardır.

Kural, kişilerin yalnızca hukuka ve yöntemine uygun biçimde kaydedilen ses ve görüntü kayıtlarının delil niteliği taşımasıdır. Ancak Yargıtay, istikrarlı içtihadıyla bu kurala önemli bir istisna getirmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 29.01.2020 tarihli kararında, Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik çizgisine atıfla şu değerlendirme yapılmıştır:

"Açıklanan kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, kişilerin yalnızca hukuka ve yöntemine uygun biçimde kaydedilen ses ve görüntü kayıtlarının delil niteliği bulunmaktadır. Buna karşın bir kişinin yaptığı görüşmenin gizlice kaydedilmesi hukuka aykırı olduğundan, delil olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir. Ancak Dairemizce benimsenen YCGK'nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 29.01.2020 tarihli, E. 2015/27061, K. 2020/2010 sayılı karar

Bu içtihada göre, kendisine karşı işlenmekte olan cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi bir suçun delilini ani gelişen bir durumda ve başka türlü elde etme imkânı bulunmaksızın kaydeden kişi, hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmiş sayılmaz; elde ettiği kayıt da delil olarak değerlendirilebilir.

Peki bu istisnanın sınırı nedir?

İstisna sınırsız değildir. Yargıtay, önceden planlanarak yapılan, karşı tarafı belirli bir konuşmaya yönlendirmeye dönük kayıtları yasak delil saymaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 30.06.2014 tarihli kararında, katılanın "kendimi güvenceye almak amacıyla görüşmeye ses kayıt cihazıyla gittim" şeklindeki beyanı esas alınarak şu sonuca varılmıştır:

"…sanıkla aralarındaki sorunu görüşmek üzere gideceği avukatın bürosunda yapacağı konuşmaların gizlice kaydedilmesine dair hazırlık içerisine girmesi ve aralarındaki konuşmayı gizlice kayda alması karşısında, tesadüfen yapılan bir arama üzerine başka şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde değil, bir planlama dahilinde yapılan ses kaydının yasak kanıt niteliğinde olduğu gözetilmeden, dosyadaki diğer kanıtlara göre hüküm kurulması gerekir…" — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.06.2014 tarihli, E. 2012/31609, K. 2014/23436 sayılı karar

Ses kaydınızın delil olarak kabul edilme ihtimalini artıran ölçütler

  • Kayıt, size karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili mi? (tehdit, hakaret, şantaj, iftira, cinsel saldırı vb.)
  • Durum ani gelişmiş mi; kaydı önceden planlamadınız, karşı tarafı o konuşmaya yöneltmediniz mi?
  • Aynı olayı ispatlayacak başka delil elde etme imkânınız gerçekten yok muydu?
  • Kayıt, yetkili makamlara sunulmak amacıyla mı alındı; üçüncü kişilere dinletilmedi, sosyal medyada paylaşılmadı mı?
  • Kaydın ham hâli, kesintisiz ve üzerinde işlem yapılmamış şekilde muhafaza ediliyor mu?
  • Kayıt, olaydan hemen sonra ve gecikmeksizin makamlara teslim edildi mi?

Bu ölçütlerden biri dahi tersine döndüğünde — özellikle planlı hazırlık veya üçüncü kişilere dinletme — kayıt hem delil değerini yitirebilir hem de kaydı alan kişi aleyhine ayrı bir soruşturmanın konusu olabilir.

Aldatma şüphesiyle yapılan kayıtlar: boşanma davasında kullanmak suç mu?

Uygulamada en sık karşılaşılan senaryolardan biri, eşinin kendisini aldattığından şüphelenen kişinin ortak konuta, araca veya telefona kayıt cihazı ya da yazılım yerleştirmesidir. Bu eylemin ceza hukuku bakımından sonucu, kayıtların ne amaçla kullanıldığına göre değişmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08.12.2025 tarihli güncel kararına konu olayda sanık; ortak konutun mutfak, oturma odası ve yatak odası gibi muhtelif yerlerine gizli kameralar yerleştirmiş, katılanın aracına ses kayıt cihazı koyarak araçtaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmiş ve katılanın telefonuna casus program yükleyerek telefon görüşmelerini kaydetmiştir. İlk derece mahkemesi TCK 132/1, 133/3 ve 134/1 uyarınca mahkûmiyet kararı vermiş; bölge adliye mahkemesi ise beraat kararı vermiştir. Yargıtay, beraat kararını onamıştır:

"…kendisini aldattığından şüphelenen sanığın müşterek ikametlerine, katılanın aracına ve telefonuna yerleştirdiği ses ve görüntü alma cihazı ve casus program ile kayda aldığı konuşmaları, haberleşme içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ve/veya kayıtları çoğaltarak başkalarına dağıttığına ilişkin dosya kapsamına göre bir delil bulunmayan sanığın, boşanma davasında katılanın kendisini aldattığını kanıtlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden sanığa yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 08.12.2025 tarihli, E. 2024/1472, K. 2025/8683 sayılı karar

Bu karar bir serbestlik belgesi değildir. Beraat sonucu, kayıtların yalnızca boşanma davasında delil olarak kullanılması ve üçüncü kişilerle paylaşılmamış olması gerekçesine dayanmaktadır. Aynı kayıtlar arkadaşlara dinletilir, aileye gönderilir ya da sosyal medyada paylaşılırsa hukuka aykırılık bilinci gerçekleşir ve TCK 133/3 (ifşa) ile TCK 134/2 kapsamında ayrı ayrı cezalandırma gündeme gelir. Ayrıca burada beraat kararı, kaydın boşanma davasında hukuka uygun delil sayılacağı anlamına da gelmez; delil yasağı hukuk yargılamasında ayrıca değerlendirilir (HMK m. 189/2).

TCK 133 suçu taksirle işlenebilir mi?

TCK'nın 133. maddesinde düzenlenen suçlar bakımından taksirle işlenmeye ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu suçlar ancak kasten işlenebilir.

Fail, aleni olmayan bir konuşmanın varlığını, konuşanlardan en az birinin rızasının bulunmadığını bilmeli ve bu fiili bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir.

Uygulamada en sık karşılaşılan örnek nedir?

Uygulamada en sık karşılaşılan örneklerden biri, eşinden şüphelenen kişinin, ev içerisine yerleştirdiği bir cihaz veya eşinin telefonuna yaptığı bir modifikasyon yoluyla eşini gizlice dinlemesidir.

Bu tür eylemler, şartları oluştuğu takdirde TCK 133/1 kapsamında suç teşkil etmektedir.

TCK 133 suçu şikâyete tabi midir?

Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, TCK 133. maddesinde düzenlenen suçlar şikâyete tabi suçlardandır. Bunun kanuni dayanağı TCK'nın 139. maddesidir:

Şikayet – TCK m. 139

(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

Şikâyet süresi ise TCK'nın 73. maddesinde düzenlenmiştir:

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar – TCK m. 73/1-2

(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Bu nedenle, suçun ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde şikâyette bulunulmaması halinde fail hakkında cezalandırma yoluna gidilemez. Süre, fiilin işlendiği tarihten değil, hem fiilin hem failin öğrenildiği günden başlar.

Yargıtay, eşin gizlice dinlenmesi halinde nasıl karar vermiştir?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.02.2018 tarihli kararında eşin gizlice dinlenmesi hususunda şu ifadelere yer verilmiştir:

"Resmi nikahlı eşi olan mağdur ...'ın sadakatinden kuşkulanan (…) sanığın, mağdurun oturmakta olduğu evdeki elektrik prizinin içerisine yerleştirdiği cihazla ve mağdur tarafından kullanılmakta olan cep telefonunda yaptığı modifikasyonla mağduru gizlice dinleyerek TCK'nın 133/1. maddesinde tanımı yapılan suçu işlediğinin iddia edildiği olayda; (…) suçun şikayete tabi olduğu (…) 6 aylık süreden sonra şikayette bulunulduğu (…) kovuşturmada şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiği…" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.02.2018 tarihli, E. 2016/4904, K. 2018/1178 sayılı karar

Bu kararda dikkat çekici olan nokta, eylemin sübuta ermiş kabul edilmesine rağmen, mağdurun dinlendiğini 2012 yılının Aralık ayında öğrenip 21.10.2013 tarihinde şikâyette bulunması nedeniyle altı aylık şikâyet süresinin geçmiş olmasıdır. Yargıtay, mahkûmiyet yerine düşme kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuş ve davanın düşmesine karar vermiştir. Şikâyet süresi, bu suç tipinde çoğu zaman esasa girilmeden dosyanın kaderini belirlemektedir.

TCK 133 suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Evet. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar" uzlaştırma kapsamındadır. TCK 133'te düzenlenen suçlar TCK 139 uyarınca şikâyete bağlı olduğundan uzlaştırmaya tabidir ve CMK 253/3'teki istisnalar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret) arasında yer almaz.

Bu, savunma açısından önemli bir imkândır: soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanır ve edim def'aten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir (CMK m. 253/19).

TCK 133 suçunda dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

Dava zamanaşımı süresi, TCK'nın 66. maddesine göre suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına göre belirlenir. TCK 133'ün üç fıkrasında da hapis cezasının üst sınırı beş yılı aşmadığından, TCK 66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

TCK 133 – usul ve süre tablosu
Konu Durum Dayanak
Şikâyete tabi mi? Evet, üç fıkra da şikâyete tabidir. TCK m. 139
Şikâyet süresi Fiili ve faili öğrenmeden itibaren 6 ay. TCK m. 73/1-2
Uzlaştırma Kapsamdadır; uzlaşma sağlanırsa KYOK verilebilir. CMK m. 253/1-a, 253/19
Dava zamanaşımı 8 yıl (üst sınır 5 yılı aşmıyor). TCK m. 66/1-e, 66/4
Manevi unsur Yalnızca kast; taksirle işlenemez. TCK m. 21-22
Görevli mahkeme Asliye ceza mahkemesi. 5235 s.K. m. 11

12. Yargı Paketi TCK 133'ü değiştirdi mi?

Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (12. Yargı Paketi), 16/7/2026 tarihinde kabul edilmiş ve 31/7/2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 7589 sayılı Kanun olarak yürürlüğe girmiştir.

Önemli tespit: 7589 sayılı Kanun, TCK'nın 133. maddesinde herhangi bir değişiklik yapmamıştır. Bu Kanun'un Türk Ceza Kanunu'na ilişkin tek düzenlemesi 13. maddesiyle TCK 158'e eklenen dördüncü fıkradır. TCK 133'ün yürürlükteki metnindeki son değişiklik, hâlâ 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 80. maddesiyle yapılan değişikliktir. Dolayısıyla maddedeki üç suç tipi, ceza sınırları ve şikâyet rejimi aynen yürürlüktedir; bu konudaki Yargıtay içtihadı da güncelliğini korumaktadır.

Bununla birlikte CMK'nın 231. maddesindeki HAGB rejimi de TCK 133 dosyalarını dolaylı olarak ilgilendirmektedir: 7499 sayılı Kanun'la (RG 12.03.2024) getirilen ve 7589 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle yeniden düzenlenen m. 231/12 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilmekte ve karar, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenebilmektedir. Cezaları itibarıyla HAGB'ye elverişli olan TCK 133 dosyalarında bu, "HAGB'ye razı olmak yerine beraat aramak" seçeneğini gerçek bir imkân hâline getirmiştir.

Sonuç olarak TCK 133 suçu hangi durumlarda oluşur?

Sonuç olarak;

  • Aleni olmayan bir konuşma bulunmalı,
  • Konuşma taraflarından en az birinin rızası olmamalı,
  • Konuşma bir aletle dinlenmeli veya kayda alınmalı,
  • Veya elde edilen kayıtlar hukuka aykırı biçimde ifşa edilmelidir.

Bu şartların gerçekleşmesi halinde TCK 133 kapsamında kişiler arasındaki konuşmaların hukuka aykırı olarak dinlenmesi ve kayda alınması suçu oluşur ve fail hakkında kanunda öngörülen hapis ve adlî para cezaları uygulanır.

Buna karşılık; konuşmanın tarafı iseniz ve konuşma iki kişi arasında geçiyorsa, kaydetme fiiliniz TCK 133 kapsamında suç değildir. İletişim bir araç üzerinden gerçekleşiyorsa madde TCK 133 değil, TCK 132'dir. Kaydı başkalarına dinletmek veya paylaşmak ise, kaydetmek suç olmasa dahi bağımsız bir ifşa suçu doğurur. Bu üç eşiğin doğru belirlenmesi, dosyanın mahkûmiyetle mi, düşmeyle mi yoksa beraatle mi sonuçlanacağını tayin eder.

İstanbul'da Ceza Avukatı Desteği — LimanLegal Hukuk Bürosu

Ses kaydı, dinleme ve özel hayatın gizliliğine ilişkin dosyalar; suç vasfının doğru belirlenmesini, şikâyet süresinin titizlikle hesaplanmasını, kaydın delil değerinin teknik olarak tartışılmasını ve gerektiğinde uzlaştırma imkânının doğru zamanda değerlendirilmesini gerektirir. İster şüpheli/sanık ister mağdur konumunda olun, sürecin en başından itibaren deneyimli bir ceza avukatı ile çalışmak hak kaybını önler.

İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, ceza hukuku ve bilişim suçları alanında güvenilir, hızlı ve çözüm odaklı hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

TCK 133 nedir?

TCK 133, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların hukuka aykırı olarak dinlenmesi, kayda alınması ve bu yolla elde edilen verilerin ifşa edilmesi suçlarını düzenleyen maddedir. Üç ayrı suç tipi içerir: üçüncü kişinin yüz yüze konuşmayı dinlemesi veya kaydetmesi (133/1), söyleşiye katılan kişinin söyleşiyi kaydetmesi (133/2) ve kaydedilen konuşmalardan elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi (133/3).

TCK 133 suçunun cezası nedir?

TCK 133/1 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası; TCK 133/2 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası; TCK 133/3 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası öngörülmüştür. İfşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de üçüncü fıkradaki ceza uygulanır.

Kendi konuşmamı kaydetmem suç mu?

Hayır. Tarafı olduğunuz iki kişilik bir yüz yüze konuşmayı kaydetmeniz TCK 133 kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.03.2025 tarihli, E. 2022/6489, K. 2025/3126 sayılı kararında, kişinin tarafı olduğu haberleşme içeriklerini ve tarafı olduğu iki kişi arasındaki yüz yüze konuşmayı kaydetmesinin TCK 132 ve 133 kapsamında suç sayılmadığı, koşulları varsa TCK 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Ancak bu kaydı üçüncü kişilere dinletmeniz veya alenileştirmeniz ayrı bir suç oluşturabilir.

Telefon görüşmesini kaydetmek TCK 133 kapsamında mıdır?

Hayır. TCK 133, araya bir vasıta girmeksizin yüz yüze gerçekleşen konuşmaları korur. Telefon, e-posta, mesaj gibi bir araç üzerinden yapılan iletişim "haberleşme" sayılır ve TCK 132 kapsamındadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.03.2020 tarihli, E. 2019/972, K. 2020/2708 sayılı kararında, görüşmenin yüz yüze değil telefon aracılığıyla gerçekleşmesi nedeniyle eylemin TCK 133 kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.

TCK 133/2'deki "söyleşi" için kaç kişi gerekir?

Yargıtay uygulamasında söyleşi için en az üç kişinin yüz yüze iletişimi aranır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.03.2025 tarihli, E. 2022/6489, K. 2025/3126 sayılı kararında "en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi" fiilinin TCK 133/2 kapsamında olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla iki kişilik bir konuşmanın taraflardan biri tarafından kaydedilmesi TCK 133/2 kapsamına da girmez.

Gizlice aldığım ses kaydı mahkemede delil olur mu?

Kural olarak gizlice alınan kayıtlar hukuka aykırı sayılır ve delil olarak değerlendirilemez. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması hukuka uygundur. Buna karşılık önceden planlanarak, kayıt cihazıyla görüşmeye gidilerek yapılan kayıtlar yasak delil niteliğindedir (Yargıtay 4. CD, 30.06.2014, E. 2012/31609, K. 2014/23436).

Eşimi gizlice dinlemem veya telefonuna casus program yüklemem suç mu?

Kural olarak evet; eşin oturduğu evdeki prize yerleştirilen cihazla veya telefonuna yapılan modifikasyonla gizlice dinlenmesi, koşulları oluştuğunda TCK 133/1 kapsamında suçtur. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 08.12.2025 tarihli, E. 2024/1472, K. 2025/8683 sayılı güncel kararında, kayıtların yalnızca boşanma davasında aldatmayı kanıtlama amacıyla kullanıldığı, üçüncü kişilerle paylaşılmadığı ve çoğaltılıp dağıtılmadığı bir olayda failin hukuka aykırılık bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği belirtilerek beraat kararı onanmıştır. Kayıtların paylaşılması hâlinde ise ifşa suçları gündeme gelir.

TCK 133 suçu şikâyete tabi midir, şikâyet süresi kaç aydır?

Evet, TCK 139 uyarınca bu bölümdeki suçlar (kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç) şikâyete bağlıdır. TCK 73/1 uyarınca şikâyet süresi altı aydır ve bu süre, TCK 73/2 uyarınca şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Süre geçirilirse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Şikâyet süresi geçerse ne olur?

Kovuşturma aşamasında şikâyet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşmesine karar verilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.02.2018 tarihli, E. 2016/4904, K. 2018/1178 sayılı kararında, eylemi sabit görülen sanık hakkında mağdurun altı aylık süre geçtikten sonra şikâyette bulunması nedeniyle mahkûmiyet değil düşme kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuş ve davanın düşmesine karar verilmiştir.

TCK 133 suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Evet. CMK 253/1-a uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. TCK 133'teki suçlar şikâyete bağlı olduğundan uzlaştırmaya tabidir ve CMK 253/3'te sayılan istisnalar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip, hakaret) arasında yer almaz. Uzlaşma sağlanır ve edim def'aten yerine getirilirse CMK 253/19 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir.

TCK 133 suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?

Sekiz yıldır. TCK 66/4 uyarınca zamanaşımı süresi suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir. TCK 133'ün her üç fıkrasında da hapis cezasının üst sınırı beş yılı aşmadığından, TCK 66/1-e'deki "beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl" kuralı uygulanır.

TCK 133 suçu taksirle işlenebilir mi?

Hayır. TCK 133'te taksirle işlenmeye ilişkin bir hüküm bulunmadığından bu suçlar ancak kasten işlenebilir. Fail, aleni olmayan bir konuşmanın varlığını ve konuşanlardan en az birinin rızasının bulunmadığını bilerek ve isteyerek hareket etmiş olmalıdır.

12. Yargı Paketi TCK 133'ü değiştirdi mi?

Hayır. 16/7/2026 kabul tarihli ve 31/7/2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi), TCK'nın 133. maddesinde değişiklik yapmamıştır; bu Kanun'un Türk Ceza Kanunu'na ilişkin tek düzenlemesi TCK 158'e eklenen dördüncü fıkradır. TCK 133'ün yürürlükteki metnindeki son değişiklik 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 80. maddesine dayanmaktadır. Buna karşılık HAGB kararına karşı istinaf yolu (7499 sayılı Kanun'la 2024'te getirilmiş, 7589 sayılı Kanun'la CMK 231 yeniden düzenlenirken korunmuştur) bu dosyaları dolaylı olarak etkilemektedir.

Ses kaydını arkadaşıma dinletirsem ne olur?

Hukuka aykırı olarak kaydedilmiş bir konuşmadan elde edilen verilerin ilgilisi dışındaki kişilerin bilgisine sunulması, TCK 133/3 kapsamında ifşa suçunu oluşturur ve iki yıldan beş yıla kadar hapis ile dörtbin güne kadar adlî para cezasını gerektirir. Kayıt kendi tarafı olduğunuz bir konuşmaya ait olsa ve kaydetme fiili suç oluşturmasa dahi, paylaşma fiili koşulları varsa TCK 134/2 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu doğurabilir.

TCK 133 dosyasında avukat ne yapar?

Ceza avukatı; konuşmanın yüz yüze mi yoksa bir araç üzerinden mi gerçekleştiğini belirleyerek suç vasfının doğru saptanmasını sağlar, aleni olmayan konuşma unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışır, şikâyet süresinin başlangıç tarihini dosyadaki beyan ve belgelerle ortaya koyar, kaydın delil değerini Yargıtay ölçütleri çerçevesinde inceler ve uzlaştırma imkânını doğru zamanda değerlendirir. İstanbul'da ceza hukuku ve özel hayatın gizliliğine karşı suçlar alanında destek için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Tüm Siber Suçlar Hukuku makaleleri →