Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m. 106)

Makaleler/Ceza Hukuku/Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m. 106)
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m. 106): Unsurları, Şikâyet, Uzlaştırma ve Yargıtay Kararları

Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 11 Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 50 dakika

Tehdit suçu, bir kimseye kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırılacağının, malvarlığının büyük bir zarara uğratılacağının yahut başka bir kötülük yapılacağının bildirilmesidir; cezası Türk Ceza Kanunu m. 106 uyarınca temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis, silahla veya birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi gibi nitelikli hâllerde iki yıldan yedi yıla kadar hapistir. Suçun oluşması için mağdurun gerçekten korkması aranmaz; sözün veya davranışın dışarıdan bakıldığında ciddi ve korkutmaya elverişli olması yeterlidir. Bu yüzden aynı cümle bir dosyada mahkûmiyetle, başka bir dosyada beraatle sonuçlanabilir. Şikâyet, uzlaştırma, tutuklama ve zamanaşımı kuralları da suçun hangi cümle veya fıkraya girdiğine göre değişir; 4 Haziran 2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun cezaları ağırlaştırmıştır. Aşağıdaki rehber, LimanLegal Hukuk Bürosu tarafından güncel madde metinleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza dairelerinin 2026'ya uzanan kararları esas alınarak hazırlanmıştır.

Kısa cevaplar

  • Tehdit suçunun cezası kaç yıl? Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditte altı aydan iki yıla kadar hapis; mağdur kadınsa alt sınır dokuz ay; malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidinde iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası; nitelikli hâllerde iki yıldan yedi yıla kadar hapis (TCK m. 106/1 ve 106/2).
  • Tehdit suçu şikâyete bağlı mı? Yalnız malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidi şikâyete bağlıdır; süre altı aydır (TCK m. 73). Hayata ve vücut bütünlüğüne yönelik tehdit ile nitelikli hâller şikâyet aranmadan soruşturulur.
  • Tehdit suçunda uzlaştırma var mı? TCK m. 106/1'deki tehdidin iki türü de uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b-3); silahla tehdit gibi m. 106/2'deki nitelikli hâller kapsam dışıdır.
  • “Seni şikâyet edeceğim, mahkemeye vereceğim” demek tehdit midir? Hayır; Yargıtay bu sözleri anayasal şikâyet hakkının kullanılacağını bildirme sayar ve tehdit suçunun oluşmadığına karar verir.
  • Mesajla veya WhatsApp'tan tehdit nasıl ispatlanır? Ekran görüntüsü tek başına yetmeyebilir; mesajın hangi hattan gönderildiği, hattın kimin adına kayıtlı olduğu ve fiilen kimin kullandığı araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedenidir.
  • Silahla tehdidin cezası nedir? İki yıldan yedi yıla kadar hapistir (TCK m. 106/2-a). Bıçak, sopa gibi aletler de silah sayılır; silahın gösterilmesi yeterlidir, ayrıca tehdit sözü söylenmesi şart değildir.
  • Tehdit suçundan tutuklama olur mu? TCK m. 106/1'deki hâllerde cezanın üst sınırı iki yılı aşmadığından tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4); nitelikli hâllerde tutuklama mümkündür.
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulanır mı? Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis yahut adli para cezasıysa ve CMK m. 231/6'daki koşullar varsa mahkeme HAGB kararı verebilir.
  • Tehdit suçunda dava zamanaşımı kaç yıl? TCK m. 106/1'deki hâllerde sekiz yıl; 4 Haziran 2025 ve sonrasında işlenen nitelikli tehditte on beş yıldır (TCK m. 66/1-d, e).

Tehdit – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106

Madde 106 – (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

Dikkat: Birinci fıkra üç cümleden oluşur. 2022'de araya “kadına karşı” cümlesi eklendiği için malvarlığına büyük zarar ve sair kötülük tehdidi artık fıkranın üçüncü ve son cümlesidir. Buna karşın birçok kararda bu hâl hâlâ “106/1-2. cümle” diye anılır. Bu yazıda karışıklığı önlemek için “ilk cümle” ve “son cümle” (sair tehdit) ifadeleri kullanılmıştır.

Tehdit suçunun unsurları nelerdir? (TCK m. 106)

Tehdit suçunun unsurları; belirli bir kişiye yönelmiş, gelecekte gerçekleşeceği bildirilen ve gerçekleşmesi failin iradesine bağlı görünen bir kötülük bildirimi, bu bildirimin korkutmaya objektif olarak elverişli olması ve failin kastıdır. Madde, Kanun'un “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır; korunan değer kişinin iç huzuru ile karar verme ve kararına göre davranma özgürlüğüdür.

Tehdit suçunun unsurları ve usul özeti (TCK m. 106)
Başlık Açıklama Dayanak
Korunan hukuki değer Kişilerin huzur ve sükûnu; asıl olarak karar verme ve hareket etme hürriyeti. TCK m. 106 gerekçesi (Ceza Genel Kurulu kararlarında aktarılan)
Fail Herkes olabilir; özel bir sıfat aranmaz. TCK m. 106/1
Mağdur Belirli bir kişi veya kişiler. Muhatabı belli olmayan tehditler bu madde kapsamında değildir. Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/72, K. 2022/722
Fiil Kötülük bildirimi. Söz, yazı, resim, işaret veya davranışla (ör. silah doğrultma) yapılabilir; bildirimin mağdura ulaşması veya ulaştırılmak istenmesi gerekir. TCK m. 106/1; Ceza Genel Kurulu içtihadı
Tehdidin konusu İlk cümle: mağdurun veya yakınının hayatı, vücut veya cinsel dokunulmazlığı. Son cümle: malvarlığı itibarıyla büyük zarar veya sair bir kötülük. TCK m. 106/1
Elverişlilik Söz veya davranış objektif olarak ciddi ve korkutucu olmalıdır; mağdurun fiilen korkması aranmaz. Ceza Genel Kurulu, 07.11.2019, E. 2017/215, K. 2019/648
Manevi unsur Genel kast yeterlidir; saik önemli değildir. Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17
Nitelikli hâller Silahla; kendini tanınmayacak hâle koyarak, imzasız mektupla veya özel işaretlerle; birden fazla kişi tarafından birlikte; suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanarak. TCK m. 106/2
Soruşturma usulü İlk cümle ve nitelikli hâller resen; son cümle (sair tehdit) şikâyet üzerine. TCK m. 106/1; TCK m. 73
Uzlaştırma m. 106/1'in tamamı kapsamda; m. 106/2 kapsam dışı. CMK m. 253/1-b-3
Görevli mahkeme Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 11
Dava zamanaşımı m. 106/1: sekiz yıl. m. 106/2: 4 Haziran 2025 ve sonraki fiillerde on beş yıl, önceki fiillerde sekiz yıl. TCK m. 66/1-e, d; TCK m. 7/2

Objektif elverişlilik: mağdurun korkması şart mı?

Şart değildir; ölçüt mağdurun ne hissettiği değil, sözün veya davranışın ortalama bir insanı korkutmaya elverişli olup olmadığıdır. Ceza Genel Kurulu, altmış üç yaşındaki sanığın yaşı küçük üç gence sinkaflı sözler söyleyip ruhsatlı tabancasını doğrulttuğu, sonradan da “şaka yaptım” dediği olayda Özel Dairenin bozma kararına direnen yerel mahkemeyi haklı bulmuş ve silahla tehdit mahkûmiyetini isabetli saymıştır.

"Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili “korkutmak amacıyla” yapmış olmasıdır (...) Dolayısıyla bariz bir şekilde şaka amaçlı yapıldığı ya da ciddi olmadığı anlaşılanlar dışında, eylem objektif olarak korkutucu veya kaygı verici nitelikte ise tehdit suçunun oluşacağı kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.11.2019, E. 2017/215, K. 2019/648

Bu ölçütün iki pratik sonucu vardır. Birincisi, failin tehdidi gerçekleştirecek güce gerçekten sahip olması veya bunu gerçekten istemesi gerekmez; karşı tarafta bu izlenimi uyandırması yeterlidir. İkincisi, “korkmadım” diyen mağdurun beyanı suçu ortadan kaldırmaz; ama sözün açıkça şaka olduğu veya ciddiye alınamayacağı her hâlinden anlaşılıyorsa suç oluşmaz. Dr. Suat Çalışkan “Şartlı Tehdit Suçu” başlıklı yazısında aynı sonucu, failin söylediğini yapmaya niyetli olup olmamasının önem taşımadığı, belirleyici olanın nesnel ciddiyet olduğu biçiminde ifade eder.

Tehdidin mağdura ulaşması gerekir mi?

Evet; mağdurun haberi olmadan arkasından söylenen sözler, fail bunların mağdura iletilmesini istemiyorsa tehdit suçunu oluşturmaz. Ceza Genel Kurulu, alacağının peşindeki bir kolluk görevlisinin kaçan kişinin arkasından havaya bir el ateş ettiği olayda eylemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma değil silahla tehdit saymış, bu vesileyle tehdidin mağdura ulaşması koşulunu şöyle açıklamıştır.

"Bundan kasıt mağdurun herhangi bir yolla tehditten haberdar olmasını sağlamaktır. Mağdurun haberi olmadan onun arkasından söylenen sözler, yazılar, işaretler tehdit suçunu oluşturmayacaktır. Bu nedenle fail tehdit eylemini ya mağdurun yüzüne karşı ya da mağdura ulaştırılması gayesiyle gerçekleştirmelidir. Ancak failin korkutucu içerikli beyanının mağdura iletilmesi failin tamamen iradesi dışında gerçekleşmişse o zaman tehdit suçu söz konusu olmayacak diğer bir ifade ile failin iletme kastı bulunmayan sözlerin başkaları tarafından mağdura iletilmesi hâlinde tehdit suçu oluşmayacaktır"— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/72, K. 2022/722

Aynı kararda mağdurun belirli bir kişi veya kişiler olması gerektiği, muhatabı belli olmayan tehditlerin koşulları varsa başka suç tipleri (TCK m. 170 veya m. 213) çerçevesinde değerlendirilebileceği de belirtilmiştir. Üçüncü kişi aracılığıyla gönderilen tehditte ise failin, sözün mağdura iletilmesini isteyip istemediği araştırılır.

Tehdit suçunun cezası kaç yıl?

Tehdit suçunun cezası temel hâlde 6 ay–2 yıl, sair tehditte 2–6 ay hapis veya adli para cezası, silahla tehditte 2–7 yıl hapistir (TCK m. 106).
Tablo: Tehdit suçunda ceza, soruşturma usulü ve uzlaştırma (Kaynak: TCK m. 106; CMK m. 253; 3359 sayılı Kanun ek m. 12).

Tehdit suçunun cezası, tehdidin neye yöneldiğine ve nasıl işlendiğine göre iki ay ile yedi yıl arasında değişir. Kanun dört basamak öngörür: hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit; bu suçun kadına karşı işlenmesi; malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidi; nitelikli hâller. Her basamağın soruşturma usulü ve uzlaştırma durumu da farklıdır.

Tehdit suçunda cezalar, soruşturma usulü ve uzlaştırma (11 Ekim 2026 itibarıyla)
Suçun hâli Ceza Soruşturma Uzlaştırma
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit (m. 106/1, ilk cümle) Altı aydan iki yıla kadar hapis Resen Var
Aynı suçun kadına karşı işlenmesi (m. 106/1, ikinci cümle) Alt sınır dokuz aydan az olamaz; üst sınır iki yıl Resen Var
Malvarlığı itibarıyla büyük zarar veya sair bir kötülük tehdidi (m. 106/1, son cümle) İki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası Şikâyet üzerine Var
Silahla; kendini tanınmayacak hâle koyarak, imzasız mektupla veya özel işaretlerle; birden fazla kişiyle birlikte; suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanarak (m. 106/2) İki yıldan yedi yıla kadar hapis Resen Yok
Sağlık personeline veya eğitim çalışanına karşı görevi sebebiyle tehdit Yukarıdaki cezalar yarı oranında artırılır; hapis cezası ertelenemez (3359 sayılı Kanun ek m. 12; 7528 sayılı Kanun m. 33) Suçun hâline göre Suçun hâline göre

7550 sayılı Kanun neyi değiştirdi?

7550 sayılı Kanun, sair tehdide iki aylık alt sınır getirmiş ve nitelikli tehdidin üst sınırını beş yıldan yedi yıla çıkarmıştır. Kanun 4 Haziran 2025 tarihli ve 32920 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. 11. maddesi, TCK m. 106'nın birinci fıkrasına “şikayeti üzerine,” ibaresinden sonra gelmek üzere “iki aydan” ibaresini eklemiş, ikinci fıkrasındaki “beş yıla” ibaresini “yedi yıla” çevirmiştir. Bu tarihten önce işlenen fiillerde lehe olan eski sınırlar uygulanır (TCK m. 7/2). Değişiklik yalnız ceza miktarını değil, nitelikli tehdidin dava zamanaşımını da etkilemiştir; bu konu aşağıda zamanaşımı başlığında ele alınmıştır.

Kadına karşı tehdit suçunda alt sınır

Mağdur kadınsa hâkim, hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditte temel cezayı dokuz aydan aşağı belirleyemez. Bu cümle 7406 sayılı Kanun'la eklenmiş ve 27 Mayıs 2022'de yürürlüğe girmiştir; daha önce işlenen fiillere uygulanamaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Nisan 2022'de işlenen bir tehdit nedeniyle temel cezanın dokuz aydan kurulduğu dosyada kanun yararına bozma istemini kabul etmiş ve cezayı altı ay üzerinden kendisi yeniden belirlemiştir.

"(...) sanığın yüklenen tehdit suçunu anılan düzenleme yürürlüğe girmeden önce 2022 yılı Nisan ayı ve 05/04/2022 tarihlerinde işlemiş olduğu nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde yer alan, "(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1.cümle uyarınca temel cezanın tayin edilmesi yerine, aleyhine olacak şekilde anılan Kanun'un 106/1-2. cümlesi uyarınca hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.05.2026, E. 2025/6839, K. 2026/3922 (kanun yararına bozma ihbarnamesi; Daire istemi kabul etmiştir)

Tersine, düzenleme yürürlüğe girdikten sonra işlenen fiillerde alt sınırın gözetilmemesi hukuka aykırıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 03.02.2026, E. 2025/3146, K. 2026/956 sayılı kararında suç tarihi 16.12.2023 olan dosyada cezanın dokuz aydan başlatılması gerektiğini belirtmiş, ancak aleyhe temyiz bulunmadığı için bu hususu tehdit hükmü yönünden bozma nedeni yapmamıştır. Alt sınır, cümlenin maddedeki yeri gereği ilk cümledeki suça ilişkindir; nitelikli hâllerde alt sınır zaten iki yıldır.

Ceza nasıl belirlenir?

Hâkim temel cezayı, suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, zaman ve yer, tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu ile failin amaç ve saikini değerlendirerek alt ve üst sınır arasında belirler (TCK m. 61/1). Ardından sırasıyla zincirleme suç, haksız tahrik ve takdiri indirim gibi nedenler uygulanır (TCK m. 61/5). Sair tehditte hapis ile adli para cezası seçimliktir; hâkim tercihini kararında gerekçelendirir.

Hangi sözler tehdit suçu sayılır? Yargıtay kararlarından örnekler

Bir sözün tehdit suçu sayılıp sayılmayacağı kullanılan kelimeye göre değil; sözün hangi değere yöneldiğine, hangi bağlamda söylendiğine ve korkutmaya elverişli olup olmadığına göre belirlenir. Aşağıdaki tabloda yalnız tam metni okunan kararlardaki sözler ve Yargıtay'ın vardığı sonuç yer almaktadır. Tablo bir “yasak kelimeler listesi” değildir; aynı söz farklı bir olayda farklı sonuç doğurabilir.

Yargıtay kararlarında tehdit olarak değerlendirilen ve değerlendirilmeyen sözler
Söz (karardaki hâliyle) Nitelendirme ve sonuç Karar
“Seni öldüreceğim”, “Seni öldürürüm yaşatmam” Hayata yönelik tehdit (m. 106/1, ilk cümle). Sair tehditten kurulan hüküm kanun yararına bozuldu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.04.2024, E. 2024/2880, K. 2024/5739
“Hepinizin kafasını koparırım siz bana saygısızlık yapıyorsunuz!” (amirin üç personele söylediği söz) Tek sözle üç kişiye yönelik tehdit. Beraat hükmü oy çokluğuyla bozuldu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.03.2025, E. 2023/405, K. 2025/127
“...senin terhisinde seni alıcaklar...” (mesaj) Vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit (m. 106/1, ilk cümle). Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hüküm bozuldu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.04.2022, E. 2018/560, K. 2022/272
“seni mahvederim” Sair tehdit (m. 106/1, son cümle). İlk cümleden kurulan hüküm bozuldu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.01.2022, E. 2020/21575, K. 2022/1841
“(...)seninle hesaplaşacağız, sen benim namus ve şerefimle oynadın, seni asla affetmeyeceğim abi, şakam yok, canımı yakanın canını yakacam” Sair tehdit. Sözlerin sair tehdit oluşturduğu gözetilmeden kurulan hüküm bozuldu. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.09.2025, E. 2023/18037, K. 2025/8063
“Seninle dışarıda görüşeceğiz, göstereceğim sana.” (hastanede doktora) Sair tehdit. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle dava düştü. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2024/231, K. 2024/325
“size saygı duymuyorum, sizinle görüşüp hesaplaşacağız, benimle uğraşmayın beni çalıştıramazsınız, asıl siz ceza alırsınız” Bir kötülük yapılacağı anlaşılamadığından suç oluşmadı. Kanun yararına bozma istemi reddedildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.01.2024, E. 2023/16670, K. 2024/584
“..sen çocukları bana karşı doldurmuşsun, bunlar sana kalmayacak” Tehdit boyutunda değil. Mahkûmiyet bozuldu; beraat kararı verilmesi gerektiği belirtildi. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 26.11.2025, E. 2024/1318, K. 2025/10272
“... sizi savcıya şikayet edeceğim, size gününüzü göstereceğim.” Anayasal şikâyet hakkının kullanılacağını bildirme. Mahkûmiyet bozuldu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.04.2024, E. 2021/30045, K. 2024/4857
“...bir gün cadde ortasında gebereceksin, Allah belanı versin” (mesaj) Temenni ve beddua. Mahkûmiyet bozuldu; beraat kararı verilmesi gerektiği belirtildi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.04.2015, E. 2013/12279, K. 2015/26765
Kavga sürerken söylenen “Sizi öldürürüm.” Kesintisiz süren kavgada yaralama suçunun irade açıklaması. Tehdit suçundan verilen beraat onandı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 25.01.2023, E. 2020/29198, K. 2023/610

Tablodan üç sonuç çıkar. Öldürme, yaralama veya cinsel saldırı bildiren açık sözler ilk cümleye girer; Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 11.01.2022 tarihli kararında cinsel saldırı bildiren bir söz bu nedenle şikâyete bağlı olmayan tehdit sayılmış, şikâyetten vazgeçmeye dayanan düşme kararı bozulmuştur. Ne yapılacağı belirsiz, ama bir kötülük yapılacağı anlaşılan sözler (“mahvederim”, “hesaplaşacağız”, “göstereceğim sana”) sair tehdit sayılır. Bir kötülük bildirimi içermeyen, sitem, eleştiri veya hak arama niteliğindeki sözlerde ise suç oluşmaz.

İlk iki grubu ayıran çizgi şikâyet ve ceza bakımından belirleyicidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin öldürme sözlerini sair tehdit sayarak adli para cezası verdiği dosyada şu gerekçeyle kanun yararına bozma kararı vermiştir.

"Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın katılan ... 'ı "Seni öldüreceğim", katılan ...'ı ise "Seni öldürürüm yaşatmam" diyerek tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçundan hüküm kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.04.2024, E. 2024/2880, K. 2024/5739

Sair tehdit ile suç oluşturmayan söz arasındaki çizgiyi ise 6. Ceza Dairesi şöyle çizmiştir. Olayda savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, itiraz reddedilmiş, Adalet Bakanlığı sözlerin sair tehdit oluşturduğu görüşüyle kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur; Daire istemi reddetmiştir.

"Tehdit; ileride yapılacak bir kötülüğün gösterilmesi olup, 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinin birinci fıkrasında sayılan (...) haller dışında şüphelinin karşı tarafa bir kötülük yapacağını gösteren ancak kötülüğün ne olduğunun anlaşılamayacağı halerde eylemin "...sair bir kötülük edeceğinden bahisle..." sair tehdit sayılabileceği, bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; süpheli ile müşteki arasında geçen konuşmanın bütünü değerlendirildiğinde, şüphelinin "size saygı duymuyorum, sizinle görüşüp hesaplaşacağız, benimle uğraşmayın beni çalıştıramazsınız, asıl siz ceza alırsınız" şeklindeki sözlerinden müştekiye yönelik herhangi bir kötülük yapacağının anlaşılamadığı, dolayısıyla suçun yasal unsurları oluşmadığından (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.01.2024, E. 2023/16670, K. 2024/584

“Hesaplaşacağız” sözünün bir dosyada sair tehdit sayılıp diğerinde suç oluşturmaması çelişki değildir; ilk dosyada söz “canımı yakanın canını yakacam” ifadesiyle birlikte söylenmiş, ikincisinde “asıl siz ceza alırsınız” diyerek hukuki yola işaret edilmiştir. Belirleyici olan konuşmanın bütünüdür.

Amir–memur ilişkisinde söylenen sert sözler

Hiyerarşik üstünlük, tehdit içeren sözü “disiplin uyarısı” hâline getirmez. Ceza Genel Kurulu, bir mahkeme hâkiminin kalem personeline söylediği sözler nedeniyle ilk derece sıfatıyla yargılama yapan 4. Ceza Dairesinin verdiği beraat hükmünü, üç kişiye birlikte söylenen söz yönünden bozmuştur.

"(...) inceleme konusu olayda sanığın katılanlar ..., ... ve ...'ye söylediği sözlerin denetim ve gözetim yükümlülüğü ile ilgisinin bulunmadığı, adı geçen katılanların aşamalarda istikrarlı bir şekilde iddialarını sürdürdükleri, tanık ...'nin beyanlarının da iddiayı desteklediği, sanık ile katılanlar ..., ... ve ... arasındaki hiyerarşik ilişki de dikkate alındığında tehdit suçuna konu sözlerin katılanların iç huzurlarını bozmaya, onlarda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olduğu (...)"— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.03.2025, E. 2023/405, K. 2025/127

Aynı kararda iki personele ayrı ayrı söylendiği ileri sürülen benzer sözler bakımından ise deliller yeterli görülmemiş ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince beraat hükümleri onanmıştır. Karar, sözün niteliği kadar ispatın da belirleyici olduğunu gösterir.

“Seni bitiririm”, “bunun hesabını soracağım”, “gününü göreceksin” gibi sözler

Bu kalıpların tehdit sayılıp sayılmayacağı tek başına sözden çıkarılamaz. Bu yazı için okunan kararlarda “gününüzü göstereceğim” sözü, “savcıya şikâyet edeceğim” ifadesiyle birlikte söylendiği için şikâyet hakkının kullanılması sayılmıştır. “Hesaplaşma” sözleri ise yukarıda görüldüğü gibi bağlamına göre sair tehdit de olabilir, suç oluşturmayabilir de. Bu nedenle değerlendirmede şu sorular sorulur: söz bir kötülük bildiriyor mu, bu kötülük hayata veya vücut bütünlüğüne mi yöneliyor, konuşmanın bütününde hukuki bir yola mı yoksa fiilî bir zarara mı işaret ediliyor?

“Seni şikâyet ederim, mahkemeye veririm” demek tehdit suçu mudur?

Hayır; şikâyet etme, dava açma veya yetkili makama başvurma hakkının kullanılacağını bildirmek tehdit suçunu oluşturmaz. Hukuk düzeninin tanıdığı bir hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedenidir.

Hakkın kullanılması – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26/1

Madde 26 – (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, şikâyet dilekçesi vermek için gittiği jandarma karakolunda görevlilerle tartışan sanığın sair tehditten mahkûm edildiği dosyada hükmü şu gerekçeyle bozmuştur.

"Sanığın, şikayetçilere söylediği kabul edilen "... siz savcı mısınız, siz görürsünüz, sizi savcıya şikayet edeceğim, size gününüzü göstereceğim." ve "Hadi lan çabuk yazın, ben gideceğim, sizinle görüşeceğim, size gününüzü göstereceğim lan, siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz, size kim olduğumu öğreteceğim.” şeklindeki sözlerin tehdit suçunu oluşturmadığı, olayın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde, anayasal şikayet hakkının kullanılması iradesini ortaya koyan sözler olduğu gözetilmeden yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet hükmü kurulması,"— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.04.2024, E. 2021/30045, K. 2024/4857

Bu korumanın sınırı, hakkın bir çıkar elde etmek için baskı aracına dönüştürülmesidir. “Şu parayı vermezsen seni şikâyet ederim” biçimindeki bir zorlama artık tehdit değil, koşulları varsa şantaj suçunun (TCK m. 107/1) konusudur. Bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların basına ya da çevresine açıklanacağının bildirilmesi de yarar sağlama maksadı varsa şantaj (TCK m. 107/2), bu maksat yoksa sair tehdit olarak değerlendirilir. Ayrıntılar için şantaj suçu ve cezası başlıklı yazıya bakılabilir.

Beddua, öfke anında söylenen söz, şaka ve sarhoşluk: suç oluşur mu?

Beddua tehdit değildir; öfke, şaka iddiası ve sarhoşluk ise suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz, her biri olayın koşullarına göre değerlendirilir.

“Allah belanı versin” gibi beddualar

Tehdidin ayırt edici özelliği, bildirilen kötülüğün gerçekleşmesinin failin iradesine bağlı olmasıdır. Kötülüğü ilahi bir güçten veya kaderden dileyen sözlerde bu unsur yoktur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mesajla gönderilen sözler nedeniyle verilen mahkûmiyeti bu gerekçeyle bozmuştur.

"Sanığın mağdura göndermiş olduğu ve tespit olunan suça konu mesaj içeriğindeki “Madem Bayraklı'da dert anlatıyorsun, umarım tamamen evden benden uzak durursun, bir gün cadde ortasında gebereceksin, Allah belanı versin” şeklinde sözleri bütün olarak değerlendirildiğinde, temenni ve beddua niteliğinde olduğu gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,"— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.04.2015, E. 2013/12279, K. 2015/26765

Av. Burak Alcan da “Sosyal Medya ve Mesaj Yoluyla İşlenen Tehdit Suçu” başlıklı yazısında, gerçekleşmesi failin elinde olmayan bir kötülüğü dile getiren sözlerin ve bedduaların tehdit sayılamayacağını belirtir.

Kavga ve öfke anında söylenen sözler

Öfkeyle söylenmiş olması sözü tehdit olmaktan çıkarmaz; ancak söz, o sırada işlenen yaralama fiilinin parçasıysa ayrı bir tehdit suçu oluşmaz. Yargıtay bu durumu “irade açıklaması” olarak adlandırır. 4. Ceza Dairesi, 25.01.2023 tarihli kararında (E. 2020/29198, K. 2023/610) tarafların birbirini darp ettiği ve kesintiye uğramayan kavga sırasında söylenen öldürme sözünü bu nedenle ayrı bir suç saymamıştır. 6. Ceza Dairesi ise ölçütü zaman bakımından netleştirmiştir.

"Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kasten yaralama suçu işlenirken, mağdura yönelik ve yaralamanın niteliğiyle uyumlu tehdit ifadeleri irade açıklaması niteliğinde kabul edilmekte ve fail tehdit eylemi nedeniyle ayrıca cezalandırılmamaktadır. Fakat bu tehdit ifadelerinin irade açıklaması mahiyetinde kabul edilebilmesi için yaralama eyleminden önce yahut eylem sırasında sarf edilmesi gerekir. Yaralama eylemi tamamlandıktan sonra yahut teşebbüs aşamasında kalsa dahi faillin yaralamaya ilişkin kastının sonra ermesinden sonra sarf edilen tehdit cümleleri irade açıklaması olarak kabul edilmeyerek failin ayrıca tehdit hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği dikkate alındığında (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 17.09.2025, E. 2023/17049, K. 2025/7647

Bu dosyada sanık, mağduru darp ettikten sonra eline aldığı bıçakla üzerine yürümüş; Daire yaralama hükmünü onamış, tehdit hükmünü ise eylemin silahla tehdit olduğu gözetilmediği için bozmuştur.

Şaka savunması ve sarhoşluk

Şaka savunması ancak sözün veya davranışın şaka olduğu her hâlinden anlaşılıyorsa sonuç verir. Yukarıda aktarılan 07.11.2019 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında sanık, tanımadığı gençlere küfredip silah doğrulttuktan sonra şaka yaptığını savunmuş; Kurul bu savunmayı hayatın olağan akışına aykırı bulmuştur. Aynı olayda sanık alkollüydü. İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu maddenin etkisinde suç işleyen kişi hakkında ceza sorumluluğunu kaldıran hüküm uygulanmaz (TCK m. 34/2).

Haksız tahrik ve karşılıklı tehdit

Mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisiyle işlenen tehditte ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir (TCK m. 29). Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 27.03.2023, E. 2023/6407, K. 2023/9564 sayılı kararında, oğlunun okul müdürü tarafından darp edildiğini öğrenen ve müdüre “seninle hesaplaşacağım” diyen velinin beraatini bozmuş; eylemin sair tehdit oluşturduğunu, ancak haksız tahrik indirimiyle ceza verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna karşılık ayrılmak isteyen eski partnere tehdit mesajları gönderilen bir dosyada bölge adliye mahkemesi, mağdurun haksız tahrik oluşturacak bir davranışı bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin uyguladığı tahrik indirimini kaldırmış; Yargıtay bu kararı onamıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/393, K. 2026/565). Karşılıklı hakarette cezayı kaldırabilen özel hüküm (TCK m. 129) yalnız hakaret suçuna ilişkindir; iki tarafın birbirini tehdit ettiği olaylarda her biri kendi fiilinden sorumlu olur ve yalnız genel haksız tahrik hükmü gündeme gelir.

Silahla tehdit suçu ve cezası (TCK m. 106/2-a)

Silahla tehdit suçunun cezası iki yıldan yedi yıla kadar hapistir; suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmaz. Nitelikli hâlin uygulanması için failin üzerinde silah bulunması yetmez; silahın tehdit sırasında gösterilmesi, doğrultulması veya başka bir biçimde korkutucu gücünden yararlanılması gerekir. “Silah” kavramı da ateşli silahlarla sınırlı değildir.

Silah tanımı – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6/1-f

Madde 6 – (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; (...)

f) Silah deyiminden;

1. Ateşli silahlar,

2. Patlayıcı maddeler,

3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,

4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,

5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,

(...) anlaşılır.

Ceza Genel Kurulu, iki grubun araçlardan birbirine ateş ettiği bir olayı değerlendirirken silahla tehdidin ölçütlerini şöyle özetlemiştir.

"Tehdit suçunun silahla işlenmesi, silahın mağdur üzerinde korkutucu etkisini artırması, eylemin icrasını kolaylaştırıp faile cesaret vermesi nedeniyle nitelikli hâl sayılmıştır. Silahın tanımı TCK'nın 6/1-f maddesinde yapılmış olup artırım nedeni olarak kabul edilmesi için ateşli bir silah olması gerekmez. Gerçeğe uygun olması ve korkutucu etki yaratması yeterlidir. Ayrıca silahı gösteren ya da kullanan failin tehdit sözü sarf etmesinin de suçun oluşumu bakımından bir ehemmiyeti bulunmamaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17

Silah göstermek veya belindeki silahı işaret etmek yeterli mi?

Yeterlidir; silahın ateşlenmesi veya ayrıca bir tehdit sözü söylenmesi gerekmez. Ceza Genel Kurulu, kışlada tartıştığı kişiye tüfek doğrultan ve ateş etme imkânı olduğu hâlde etmeyen sanığın eylemini kasten öldürmeye teşebbüs değil silahla tehdit sayarken şu ölçütü kullanmıştır.

"Suçun silahla işlendiğinin kabulü için failin silahlı olması yeterli olmayıp tehdidin gerçekleştirilmesi sırasında silahın kullanılmış olması, silahın korkutucu gücünden bir şekilde faydalanılmış olması gerekmektedir. Bu durum, failin eline silah alıp mağdura doğru doğrultması şeklinde olabileceği gibi, failin belindeki silahı göstermesi şeklinde de olabilir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.12.2022, E. 2020/275, K. 2022/838

Yargıtay 4. Ceza Dairesi de 09.02.2021, E. 2017/22129, K. 2021/3906 sayılı kararında, elindeki bıçağı mağdura gösteren ancak tehdit sözü söylemeyen sanık hakkında eylemin sair tehdit sayılarak verilen düşme kararını bozmuş; silahın mağdura yöneltilmesi veya gösterilmesinin yeterli olduğunu, tehdit sözlerinin söylenmesinin zorunlu olmadığını belirtmiştir. Tersinden bakıldığında, silah failin cebinde veya belinde kalmış, mağdura gösterilmemiş ve korkutucu gücünden yararlanılmamışsa nitelikli hâl uygulanmaz.

Bıçak, sopa ve taş silah sayılır mı?

Evet. Bıçak, m. 6/1-f'nin üçüncü alt bendindeki kesici ve delici aletlerdendir. Sopa, taş, demir çubuk gibi nesneler ise saldırı için üretilmemiş olsa da fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli oldukları için dördüncü alt bende girer. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.01.2022, E. 2021/7149, K. 2022/2549 sayılı kararında elindeki sopayla mağduru öldürmekle tehdit eden sanığın eyleminin silahla tehdit olduğunu, temel hâlden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Av. Melih Umut Yıldızeli, “Silahla Tehdit Suçunda ‘Silah’ Sayılan Araçlar ve Yargıtay'ın Uygulaması” başlıklı yazısında Yargıtay'ın nesnenin üretim amacına değil olaydaki kullanılış biçimine ve mağdur üzerindeki etkisine bakan işlevsel bir yaklaşım izlediğini; taş, sopa, demir çubuk ve çekiç gibi gündelik eşyaların bu yaklaşımla silah sayıldığını aktarır. Mehmet Emin Alşahin de “Tehdit Suçunun Silahla İşlenmesi (Silahlı Tehdit)” başlıklı makalesinde tehdidin mağdurun iç huzurunu bozan ve irade özgürlüğünü kısıtlayan bir fiil olduğunu, silahla işlenmesinin bu nedenle daha ağır cezayı gerektiren hâl sayıldığını inceler.

Oyuncak ve kurusıkı tabancayla tehdit

Gerçeğine benzeyen ve mağdurda gerçek silah izlenimi uyandıran oyuncak veya kurusıkı tabanca silahla tehdit suçunu oluşturabilir; mağdur aletin gerçek olmadığını biliyorsa sonuç değişebilir. Ceza Genel Kurulu'nun yukarıdaki kararında aranan ölçüt silahın “gerçeğe uygun olması ve korkutucu etki yaratması”dır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi ise eşine ses ve gaz tabancası yönelten sanık hakkında verilen düşme kararını şu gerekçeyle onamıştır.

"05.01.2016 tarihli Olay Yeri Görgü Tespit Tutanağına göre; suça konu tabancayı kendisine doğrultarak "gelmeyin yoksa sıkarım" dediği, müdahale edildiği sırada ise tabancayı mağdura yönelttiği sırada etkisiz hale getirildiği, bu tutanağa göre sanığın mağdura yönelik tehdit içeren bir söz kullanmadığı, suça konu tabancanın kuru sıkı olduğunu mağdurun bilmesi karşısında eylemin şikayete bağlı 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğundan, hukuka aykırılık bulunmamıştır (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/4531, K. 2023/15017

İki karar birlikte okunduğunda uygulamadaki soru şudur: mağdur, kendisine doğrultulan şeyin gerçek bir silah olduğunu düşünebilecek durumda mıydı? Savunma bakımından aletin niteliği, mağdurun bunu bilip bilmediği ve aletin nasıl kullanıldığı dosyada ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Havaya, eve veya araca ateş etmek

Kimseyi hedef almadan yapılan atış, mağduru korkutmaya yönelikse silahla tehdit suçunu oluşturur. Ceza Genel Kurulu, kaçan kişinin arkasından havaya bir el ateş edilmesini silahla tehdit saymıştır (22.11.2022, E. 2022/72, K. 2022/722). Aynı sonuca, iş ortağı olan kardeşinin odasına doğru jaluzileri kapalı camlara rastgele ateş eden sanık bakımından da varılmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.01.2017, E. 2015/364, K. 2017/6). Buna karşılık 15.01.2025 tarihli Genel Kurul kararında, havaya veya yere ateş etme imkânı varken araçların oturma hizasına birkaç metreden ateş eden sanıkların korkutma amacıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmiştir. Atışın yönü, mesafe ve isabet noktaları suç vasfını belirler.

Birden fazla kişiyle, imzasız mektupla, kendini gizleyerek veya örgüt gücüyle tehdit (TCK m. 106/2)

TCK m. 106/2'nin (b), (c) ve (d) bentlerindeki nitelikli hâllerde de ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir. Hakkı Alperen Sungur'un “Türk Ceza Kanunu'nda Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri” başlıklı makalesinde belirtildiği gibi bu bentlerin ortak gerekçesi, tehdidin korkutucu gücünü yoğunlaştırmaları ve mağdurun kendini koruma imkânını daraltmalarıdır.

Birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit (m. 106/2-c)

Bu hâlin uygulanması için faillerin hepsinin konuşması gerekmez; biri tehdit ederken diğerinin korkutucu güç olarak yanında bulunması yeterlidir.

"Bu nitelikli hâlin oluşabilmesi için en az iki kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde işlenmesi, mağdurun birlikte olan faillere karşı korkmuş olması gerekmektedir. Eylemi bir fail gerçekleştirirken diğerinin korkutucu güç olarak yanında bulunması suçun oluşması için zorunlu ve yeterlidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17

Olay yerinde tesadüfen bulunan, faille fikir birliği içinde hareket etmeyen kişi bu bendin kapsamına girmez. Savunmada “yanındaydım ama birlikte hareket etmedim” iddiasının tanık anlatımları ve görüntü kayıtlarıyla desteklenmesi gerekir.

İmzasız mektup, sahte hesap, gizli numara ve özel işaretler (m. 106/2-b)

Sahte hesaptan, takma adla veya kimlik bilgisi içermeyen e-postayla tehdit, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun çoğunluk görüşüne göre kendiliğinden nitelikli hâli oluşturmaz; mağdur faili tanıyabiliyor veya ondan şüphelenip yetkili makamlara bildirebiliyorsa temel hâl uygulanır. Kurul, eski işverenin başkasına ait izlenimi veren bir e-posta adresinden tehdit mesajları gönderdiği olayda yerel mahkemenin direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

"Sanığın suça konu tehdit içerikli mesajları katılana yüz yüze değil mail göndermek suretiyle ulaştırması, göndericisinin kimlik bilgilerini içermeyen elektronik mailin imzasız mektup sayıldığında kuşku bulunmaması, katılana ait e-mail adresinin bilinmesi nedeniyle tehdit içerikli mesajların hangi bilgisayar veya IP adresinden gönderildiğinin saptanmasının teknik olarak mümkün olması ve katılanın söz konusu olay nedeniyle vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde, şüphelendiği sanığın da ismine yer vermesi hususları birlikte gözetildiğinde; inceleme konusu olayda kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya imzasız mektupla işlenen tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçuna uyduğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.09.2021, E. 2018/146, K. 2021/363

Aynı kararda “kendini tanınmayacak hâle koyma”nın maske takma, kılık değiştirme gibi yüz yüze tehditlere özgü olduğu, telefonla veya e-postayla yapılan tehditlerde bu hâlin uygulanmaması gerektiği de belirtilmiştir. Karara altı üye karşı oy kullanmıştır. Arş. Gör. Gamze Kırlıoğlu, “İmzasız Mektupla İşlenen Tehdit Suçu Üzerine Bir İnceleme” başlıklı makalesinde bu sonucu eleştirir; yazara göre belirleyici olan, tehdidin mağdura ulaştığı anda göndericinin belli olmamasıdır ve failin sonradan teknik incelemeyle bulunması nitelikli hâli ortadan kaldırmamalıdır. Konu öğretide tartışmalıdır; uygulamada ise Genel Kurul kararı yol göstericidir.

“Özel işaret” için örnek, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 27.05.2021, E. 2018/7100, K. 2021/16282 sayılı kararıdır: kimin bıraktığı mağdurlarca bilinmeyen, içinde bir mermi bulunan not kâğıdı özel işaretle tehdit sayılmış ve beraat hükmü bozulmuştur. Daire, bu bentteki hâllerin tümü için eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerektiğini vurgulamıştır.

Suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanarak tehdit (m. 106/2-d)

Bu bendin uygulanması için failin gerçekten bir örgüte üye olması gerekmez; “var sayılan” bir örgütün adını kullanmak da yeterli olabilir. Ancak mahkeme, örgüt gücünden nasıl yararlanıldığını gerekçesinde göstermek zorundadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, gözaltındayken görevlilere bir örgüt liderinin adamı olduğunu ve binayı bombalatacağını söyleyen sanık hakkındaki mahkûmiyeti oy çokluğuyla bozarken ölçütü şöyle koymuştur.

"Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK'nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. (...) Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir."— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.11.2015, E. 2015/21432, K. 2015/37542

Karşı oyda ise failin örgütle bağlantısının bulunup bulunmamasının önem taşımadığı, sözün objektif olarak örgüt mensubu izlenimi vermesinin yeterli olduğu savunulmuştur. Güncel bir örnekte Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 18.06.2025, E. 2022/4661, K. 2025/7449 sayılı kararında “benim oğlum karşıda mafyadır (...) vururuz öldürürüz, buraları terk edin” sözlerinin m. 106/2-d kapsamında olduğunu belirterek temel hâlden kurulan hükmü bozmuştur.

Mesajla, WhatsApp'la, telefonla ve sosyal medyadan tehdit suçu nasıl ispatlanır?

Mesajla işlenen tehdit suçu üç sorunun cevabıyla ispatlanır: mesajın içeriği nedir, hangi hattan veya hesaptan gönderilmiştir ve o hattı veya hesabı o tarihte fiilen kim kullanmıştır? Ekran görüntüsü bu sorulardan yalnız ilkine cevap verir. Tehdidin yüz yüze, telefonla, kısa mesajla, e-postayla veya sosyal medya üzerinden yapılması suçun oluşumu bakımından fark yaratmaz; Ceza Genel Kurulu kararlarında tehdidin söz, yazı, resim, şekil veya işaretle işlenebileceği, önemli olanın bildirimin mağdurun bilgisine ulaştırılması olduğu belirtilir.

Ekran görüntüsü tek başına yeterli mi?

Sanık mesajı gönderdiğini kabul etmiyorsa çoğu zaman yeterli değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, mağdurun eski eşinden WhatsApp üzerinden ölümle tehdit mesajları aldığını söyleyip CD ve görüntü çıktıları sunduğu, sanığın ise hattı kullandığını kabul etmekle birlikte mesajları göndermediğini savunduğu dosyada mahkûmiyeti bozmuştur.

"(...) mağdurun dosya içeriğine sunduğu CD ve Whatsapp görüntü çıktılarında her ne kadar sanığın ismi yazıyor ise de hangi telefon hattından gönderildiğinin görülmediği anlaşılmakla, öncelikle suça konu tehdit içerikli mesajların hangi telefon hattından gönderildiğinin mağdurun telefonun da incelenmek üzere tespit edilmesi, gerektiğinde CD ve Whatsapp görüntü çıktılarında profil fotoğrafının sanığa ait olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle sanığın mahkûmiyetine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.02.2025, E. 2023/12658, K. 2025/1545

Karar, mağdur açısından iki şeyi gösterir: çıktıda gönderenin adının görünmesi, mesajın hangi hattan geldiğini kanıtlamaya yetmez; mesajların bulunduğu cihaz ise incelenebilmesi için silinmeden saklanmalıdır.

Numara başkasının adına kayıtlıysa ne olur?

Hattın başkası adına kayıtlı olması ne mahkûmiyeti ne de takipsizliği tek başına haklı kılar; savcılık ve mahkeme hattın fiilî kullanıcısını araştırmak zorundadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, tehdit ve hakaret mesajlarının gönderildiği hattın fiilî kullanıcısı araştırılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddini kanun yararına bozmuştur.

"Müştekinin telefon hattına tehdit ve hakaret mesajı gönderen ... adına kayıtlı 0534 ... nolu telefon hattının suç tarihi ve öncesindeki iletişimin tespitinin yaptırılarak kimlerle görüştüğü tespit edilip, görüşme yaptığı kişilerin tanık sıfatıyla beyanları alınıp, hattın fili kullanıcısının kim olduğu da tespit edilerek yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 04.06.2024, E. 2024/2355, K. 2024/7065 (kanun yararına bozma ihbarnamesi; Daire istemi kabul etmiştir)

Aynı yöntem sanık lehine de işler. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.02.2023, E. 2020/33001, K. 2023/3302 sayılı kararında, aynı mesajlar nedeniyle kurulan hakaret hükmü yönünden, mesajların gönderildiği hattın üçüncü bir kişi adına kayıtlı olduğu ve sanığın bu kişiyi tanımadığını söylediği dosyada; hattın suç tarihinden önceki ve sonraki arama, mesaj ve baz istasyonu bilgilerini gösteren HTS kayıtlarının getirtilmesini, hatla sık görüşen kişilerin ve hat sahibinin tanık olarak dinlenmesini, hattı kimin kullandığının kesin olarak saptanmasını istemiştir.

Mesajla tehditte deliller: neyi gösterir, neyi göstermez?
Delil Gösterdiği Sınırı
Ekran görüntüsü, mesaj çıktısı Mesajın içeriği, tarih ve saati Gönderen hattı her zaman göstermez; görünen ad, gönderen hattı kanıtlamaz.
Mağdurun telefonunun incelenmesi Mesajın hangi hattan veya hesaptan geldiği Cihazın ve mesajların silinmeden muhafazası gerekir.
Abonelik kaydı Hattın kimin adına kayıtlı olduğu Fiilî kullanıcıyı göstermez.
HTS kayıtları (arama, mesaj, baz istasyonu) İki hat arasında iletişim bulunduğu; hattın çevresi ve konumu Mesajın içeriğini göstermez.
Hatla sık görüşenlerin ve hat sahibinin tanıklığı Hattı fiilen kimin kullandığı Tanıkların bulunması ve beyanlarının tutarlılığına bağlıdır.
Profil fotoğrafı, hesap bilgileri, IP kayıtları Hesabın veya bağlantının kime ait olduğuna ilişkin emare Tek başına kesin sonuç vermeyebilir; diğer delillerle desteklenmelidir.

Sosyal medya hesabından veya e-postayla tehdit

Sosyal medya ve e-posta üzerinden yapılan tehditlerde failin tespiti çoğunlukla IP kayıtları ve hesap bilgileri üzerinden yürür. Ceza Genel Kurulu'nun 07.09.2021 tarihli kararına konu olayda tehdit e-postalarının IP adresleri sanığın evini ve iş yerini göstermiş, sanık kablosuz ağına başkalarının bağlanmış olabileceğini savunmuş; Genel Kurul önündeki uyuşmazlık ise suçun niteliğiyle sınırlı kalmıştır. IP kaydının hangi koşullarda tek başına yeterli sayılmayacağı IP adresi tek başına faili gösterir mi? başlıklı yazıda; içerik ve kayıtların platformlardan nasıl temin edildiği sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ve delil temini başlıklı yazıda; telefon ve bilgisayar incelemesinin usulü ise CMK m. 134'e göre elektronik delillerin hukuka uygunluğu başlıklı yazıda anlatılmıştır. Av. Burak Alcan, tehdidin herkese açık bir paylaşımla veya özel mesajla yapılmasının suçun oluşumunu değiştirmediğini, aleniyetin ancak cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceğini belirtir.

Telefonda veya yüz yüze söylenen tehdit

Sesli görüşmede söylenen tehdidin içeriği kayıt altında değilse ispat, mağdurun tutarlı anlatımı ile bunu destekleyen tanık, tutanak veya olay sonrası davranışlara dayanır. HTS kaydı görüşmenin yapıldığını gösterir, ne söylendiğini göstermez. Yalnız mağdur beyanına dayanan ve başka delille desteklenmeyen iddialarda beraat kararı verilebilir; Ceza Genel Kurulu 19.03.2025 tarihli kararında iki personele ayrı ayrı söylendiği ileri sürülen sözler bakımından delilleri yeterli görmemiş, tanıkla desteklenen ve üç kişiye birlikte söylenen söz bakımından ise suçun sabit olduğunu kabul etmiştir.

Tehdit suçu şikâyete bağlı mı? Şikâyet süresi ve şikâyetten vazgeçme

Tehdit suçunun yalnız bir hâli şikâyete bağlıdır: malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma veya sair bir kötülük etme tehdidi (m. 106/1, son cümle). Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile m. 106/2'deki nitelikli hâller şikâyet aranmadan, resen soruşturulur. Şikâyete bağlı hâlde süre, fiilin ve failin öğrenildiği günden başlayarak altı aydır.

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 73 (ilgili fıkralar)

Madde 73 – (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (...)

(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (...)

(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

Tehdit suçunda şikâyet ve şikâyetten vazgeçme
Suçun hâli Şikâyet gerekir mi? Şikâyet süresi Şikâyetten vazgeçmenin etkisi
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit (ilk cümle) Hayır Süre aranmaz; dava zamanaşımı içinde her zaman ihbar edilebilir Davayı düşürmez; ancak taraflar uzlaşabilir
Malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidi (son cümle) Evet Fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay Hüküm kesinleşinceye kadar vazgeçme, sanık kabul etmediğini bildirmedikçe davayı düşürür
Nitelikli hâller (m. 106/2) Hayır Süre aranmaz Davayı düşürmez; uzlaştırma da yoktur

Uygulamada en sık görülen hata, şikâyetten vazgeçildiği hâlde sair tehditten mahkûmiyet kurulmasıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi böyle bir hükmü kanun yararına bozmuş ve davanın düşmesine kendisi karar vermiştir.

"Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, müştekinin 16.01.2024 tarihli oturumda alınan beyanında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği de gözetilerek sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.12.2025, E. 2025/4444, K. 2025/11915

Ters yöndeki hata da bozma nedenidir: söz hayata veya cinsel dokunulmazlığa yönelikse şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Yukarıda anılan 11.01.2022 tarihli 4. Ceza Dairesi kararında, şikâyete bağlı olmayan tehdit hakkında vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı bu gerekçeyle bozulmuştur. Bu yüzden sözün ilk cümleye mi son cümleye mi girdiği, dosyanın kaderini belirleyen ilk sorudur.

Doktora veya sağlık çalışanına karşı sair tehdit şikâyete bağlı mıdır?

Evet; Ceza Genel Kurulu'na göre sağlık personeline karşı görevi sebebiyle işlenen sair tehdit de şikâyete bağlıdır. 3359 sayılı Kanun'un ek 12. maddesi bu suçlarda cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. 6. Ceza Dairesi, artırımın suçu nitelikli hâle getirdiği ve şikâyet koşulunu kaldırdığı görüşündeydi. Genel Kurul, hastanede doktora söylenen sözler nedeniyle açılan davada bu görüşü oy çokluğuyla kabul etmemiş ve şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine karar vermiştir.

"Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü/son cümlesinde düzenlenen "Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit" suçunun takibinin mağdurun şikâyetine bağlı olduğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2024/231, K. 2024/325

Karara yedi üye karşı oy kullanmıştır. Aynı kararda, tehdit suçunun temel şeklinin ve m. 106/2'deki nitelikli hâllerinin takibinin şikâyete bağlı olmadığı da açıkça belirtilmiştir.

Tehdit suçunda uzlaştırma ve ön ödeme

TCK m. 106/1'de düzenlenen tehdit suçu, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır; m. 106/2'deki nitelikli hâller kapsam dışıdır. Tehdit suçunda ön ödeme ve seri muhakeme usulü uygulanmaz.

Uzlaştırma – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253 (ilgili hükümler)

Madde 253 – (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; (...)

3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra), (...)

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

Uzlaştırma bir muhakeme şartıdır; usulüne uygun teklif yapılmadan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulur. Alacağını tahsil amacıyla tehdit eden sanık hakkında TCK m. 150/1 delaletiyle m. 106/1'in ilk cümlesinden, uzlaştırma işlemleri yapılmadan kurulan hüküm bu nedenle kanun yararına bozulmuştur (Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.04.2026, E. 2026/264, K. 2026/3235). Yargıtay 4. Ceza Dairesi de 22.04.2026, E. 2026/2450, K. 2026/7508 sayılı kararında, tehditle bağlantılı olarak aynı katılana karşı işlenen hakaret suçundan kurulan hükmü, m. 106/1'deki tehdidin 6763 sayılı Kanun'la uzlaştırma kapsamına alınması karşısında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozmuştur; bu dosyada hakaretin uzlaştırma kapsamından çıkarılmasından önceki mevzuat uygulanmıştır.

Tehdit başka bir suçla birlikte işlenmişse uzlaştırma yapılır mı?

Tehdit, aynı mağdura karşı uzlaştırma kapsamında olmayan bir suçla birlikte işlenmişse kural olarak uzlaştırma yapılmaz; ancak iki önemli istisna vardır. Birincisi, kapsam dışı suçtan beraat edilmesidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, tehdit ve şantajdan açılan davada şantajdan beraat, sair tehditten mahkûmiyet kararı verilen dosyada hükmü kanun yararına bozmuştur.

"(...) kovuşturma aşamasında sanık hakkında şantaj suçlarından beraatine dair karar verilmesi sebebiyle, tehdit suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) ''Uzlaşma" başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "...Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile uzlaşmaya tabii basit tehdit suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca mahkemesince yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.04.2026, E. 2026/458, K. 2026/3250 (kanun yararına bozma ihbarnamesi; Daire istemi kabul etmiştir)

İkincisi, 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la m. 253/3'e eklenen cümledir. Tehditle birlikte en sık işlenen suç hakarettir. Hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılmış, buna karşılık kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hâli dışında ön ödeme kapsamına alınmıştır (TCK m. 75/6-a-2). Eklenen cümle sayesinde, aynı mağdura karşı hakaret ve tehdit birlikte işlendiğinde hakaret ön ödeme usulüne, tehdit ise uzlaştırmaya tabi olur. Buna karşılık tehdit, ısrarlı takip (m. 123/A) veya kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret gibi ne uzlaştırma ne de ön ödeme kapsamında olan bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse tehdit yönünden de uzlaştırma yapılmaz.

Uzlaşmanın sonuçları

Uzlaşma sağlanır ve fail edimini yerine getirirse soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına, davada düşme kararı verilir (CMK m. 253/19, m. 254/2). Uzlaşma teklifine yedi gün içinde cevap vermeyen taraf teklifi reddetmiş sayılır (m. 253/4); uzlaştırma sonuçsuz kalırsa yeniden uzlaştırma yoluna gidilemez (m. 253/18). Uzlaşma hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında aynı olay nedeniyle tazminat davası açılamaz. Müzakerelerde yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz (m. 253/20); bu nedenle şüpheli, uzlaşma görüşmesinde özür dilemenin sonradan aleyhine kullanılacağından çekinmemelidir.

Ön ödeme ve seri muhakeme neden uygulanmaz?

Ön ödeme, TCK m. 75/1'e göre “Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar” için öngörülmüştür. Sair tehdidin üst sınırı altı ay olmakla birlikte suç uzlaştırma kapsamında bulunduğundan ön ödeme uygulanmaz; tehdit, m. 75/6'da ayrıca sayılan suçlar arasında da yer almaz. Seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçları sayan CMK m. 250/1'de de tehdit suçu bulunmamaktadır.

Tehdit suçunda görevli mahkeme, basit yargılama, tutuklama ve zamanaşımı

TCK m. 106/1'deki tehditte tutuklama verilemez ve zamanaşımı 8 yıldır; nitelikli tehditte tutuklama mümkündür, zamanaşımı 15 yıldır.
Tablo: Tehdit suçunda görevli mahkeme, basit yargılama, tutuklama ve dava zamanaşımı (Kaynak: 5235 sayılı Kanun m. 11; CMK m. 100/4, 251; TCK m. 66).

Tehdit suçunun bütün hâllerinde görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; m. 106/1'deki hâllerde tutuklama kararı verilemez ve dava zamanaşımı sekiz yıldır.

Görevli mahkeme ve basit yargılama usulü

Ağır ceza mahkemesi, kanunda sayılan suçlar ile ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakar (5235 sayılı Kanun m. 12); bunların dışında kalan davalar asliye ceza mahkemesinde görülür (m. 11). Nitelikli tehdidin üst sınırı yedi yıl olduğundan tehdit davaları asliye ceza mahkemesinin görevindedir. Asliye ceza mahkemesi, üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir (CMK m. 251/1). Bu usulde duruşma yapılmaz, taraflardan yazılı beyan istenir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (m. 251/3). M. 106/1'deki tehdit bu kapsamdadır; m. 106/2'deki nitelikli hâller değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.05.2026, E. 2025/7359, K. 2026/3926 sayılı kararında, sağlık personeline karşı işlenen tehditte yarı oranında artırım nedeniyle üst sınırın iki yılı aştığını ve basit yargılama usulünün uygulanamayacağını tespit etmiş, bu yönden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyayı Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

Tehdit suçundan tutuklama olur mu?

TCK m. 106/1 kapsamındaki tehditte tutuklama kararı verilemez; çünkü cezanın üst sınırı iki yıldır. Sağlık personeline veya eğitim çalışanına karşı görevi sebebiyle işlenen tehditte ise yarı oranında artırım nedeniyle üst sınırın iki yılı aştığı kabul edildiğinden (Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin basit yargılama yönünden aşağıda anılan tespiti), bu hâlde tutuklama yasağının uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Tutuklama yasağı – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100/4

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir (CMK m. 109/2); mağdura yaklaşmama sonucunu doğuran “belirlenen yer veya bölgelere gitmemek” gibi yükümlülükler bu yolla getirilebilir. Silahla tehdit gibi m. 106/2'deki hâllerde üst sınır yedi yıl olduğundan, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni varsa tutuklama kararı verilebilir; karar ölçülü olmak zorundadır (CMK m. 100/1). Tehdit, m. 100/3'te sayılan ve tutuklama nedeninin var sayılabildiği suçlar arasında değildir.

Tehdit suçunda dava zamanaşımı

Dava zamanaşımı, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir (TCK m. 66/4). Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda süre sekiz yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıldır (m. 66/1-e, d). Buna göre m. 106/1'deki hâllerde süre sekiz yıldır. Nitelikli tehditte üst sınır 4 Haziran 2025'te beş yıldan yedi yıla çıktığı için bu tarih ve sonrasındaki fiillerde süre on beş yıl, önceki fiillerde sekiz yıldır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu ayrımı açıkça yapmıştır.

"(...) birden fazla kişiyle birlikte tehdit suçunun, suç tarihine nazaran lehe olan 7550 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlemler olan 17.01.2011 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından (...)"— Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 03.07.2025, E. 2023/4945, K. 2025/7844

Şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, sorgu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser; kesilme hâlinde süre en fazla yarısına kadar uzar (TCK m. 67/2, 67/4). Uzlaştırma teklifinden uzlaştırmacının raporunu vermesine kadar geçen sürede de zamanaşımı işlemez (CMK m. 253/21).

HAGB, erteleme, adli para cezası; sabıka kaydı ve memuriyete etkisi

Tehdit suçundan verilen iki yıl veya daha az süreli hapis cezası hakkında, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine karar verilebilir; kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Hangi kurumun uygulanacağı sanığın geçmişine, zararın giderilip giderilmediğine ve mahkemenin kanaatine bağlıdır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5, 6, 8

(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir.

(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. (...)

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir (m. 231/10); aksi hâlde mahkeme hükmü açıklar (m. 231/11). HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir (m. 231/12). Maddenin 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılan hâli 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) madde madde ne getirdi? başlıklı yazıda ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Erteleme ve adli para cezası

İki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası, daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması koşuluyla ertelenebilir (TCK m. 51/1). Sağlık personeline veya eğitim çalışanına karşı görevi sebebiyle işlenen tehditte erteleme hükümleri uygulanmaz (3359 sayılı Kanun ek m. 12; 7528 sayılı Kanun m. 33). Sair tehditte hapis ve adli para cezası seçimliktir; mahkeme hapis cezasını seçmişse bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez (TCK m. 50/2). İlk cümledeki tehditte ise hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır (TCK m. 49/2) ve adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir (TCK m. 50/1). Adli para cezası beş günden yedi yüz otuz güne kadar belirlenen gün sayısının, bir gün karşılığı yüz ile beş yüz Türk lirası arasında takdir edilen miktarla çarpılmasıyla hesaplanır (TCK m. 52/1-2).

Tehdit suçu sabıka kaydına işler mi, memuriyete engel mi?

Kesinleşen mahkûmiyet hükmü, hapis de olsa adli para cezası da olsa adli sicile kaydedilir (5352 sayılı Kanun m. 4); cezanın infazı tamamlandığında kayıt silinerek arşive alınır (m. 9). HAGB kararı ise sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz ve yalnız bu kararlara özgü, ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkemece görülebilen bir sisteme kaydedilir (CMK m. 231/5, 231/13). Uzlaşma veya şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve düşme kararı mahkûmiyet değildir.

Devlet memurluğuna alınmanın genel şartlarından biri, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamaktır (657 sayılı Kanun m. 48/A-5). Tehdit, aynı bentte adı sayılan suçlar arasında değildir; bu nedenle belirleyici olan hükmedilen hapis cezasının süresidir. Ayrıca kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar kamu görevi üstlenmek gibi bazı haklardan yoksunluk doğar (TCK m. 53/1-2); kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar hakkında bu yoksunluk uygulanmaz (m. 53/4). Hâkimlik, emniyet hizmetleri, askerlik gibi mesleklerin özel kanunlarında daha ağır şartlar bulunabileceğinden, somut kadro için ilgili mevzuata ayrıca bakılmalıdır.

Tehdit ile şantaj, yağma, cebir, hakaret ve direnme suçları arasındaki fark nedir?

Tehdit kötülük bildirimiyle tamamlanır; bildirim yarar sağlamak, mal almak veya görevi engellemek için kullanılırsa şantaj, yağma veya direnme oluşur.
Tablo: Tehdit suçu ile şantaj, cebir, yağma, hakaret, direnme ve ısrarlı takip arasındaki farklar (Kaynak: TCK m. 106, 107, 108, 123/A, 125, 148, 149, 265).

Tehdit suçunda fail bir kötülük bildirir ve suç bu bildirimle tamamlanır; bildirim mağduru bir şeyi yapmaya, bir malı vermeye veya görevinden vazgeçmeye zorlamak için kullanılıyorsa suç tipi şantaja, yağmaya veya görevi yaptırmamak için direnmeye dönüşebilir. Öngörülen cezalar iki ay ile on beş yıl arasında değiştiğinden, suçun doğru nitelendirilmesi çoğu dosyada sonucu belirleyen tartışmadır.

Tehdit suçu ve benzer suçlar: ayırt edici unsur ve ceza
Suç Ayırt edici unsur Ceza Tehditle sınırı
Tehdit (TCK m. 106) Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa, malvarlığına yönelik ya da sair bir kötülüğün bildirilmesi. Mağdurun bir davranışa zorlanması aranmaz. Altı aydan iki yıla kadar hapis; sair tehditte iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası; nitelikli hâllerde iki yıldan yedi yıla kadar hapis Diğer suçların unsuru veya aracı olabilir.
Şantaj (TCK m. 107) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından bahisle zorlama ya da yarar sağlamak maksadıyla şeref veya saygınlığa zarar verecek hususları açıklama tehdidi. Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası Yarar sağlama maksadı yoksa eylem sair tehdit olarak kalır.
Cebir (TCK m. 108) Bir şeyi yaptırmak, yaptırmamak veya bir şeye izin verdirmek için kişiye karşı cebir kullanılması. Kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır Araç kötülük bildirimi değil, cebirdir.
Yağma (TCK m. 148, 149) Tehdit veya cebirle bir malı teslime ya da alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma. Altı yıldan on yıla kadar hapis; nitelikli hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis Amaç hukuki bir alacağın tahsiliyse yalnız tehdit hükümleri uygulanır (m. 150/1).
Hakaret (TCK m. 125) Somut fiil isnadı veya sövme yoluyla onur, şeref ve saygınlığa saldırı. Geleceğe dönük kötülük bildirimi içermez. Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası Aynı konuşmada ikisi birlikte işlenebilir.
Görevi yaptırmamak için direnme (TCK m. 265) Kamu görevlisine, görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması. Altı aydan üç yıla kadar hapis; yargı görevi yapanlara karşı iki yıldan dört yıla kadar hapis Engelleme amacı yoksa veya görev sona ermişse tehdit hükümleri uygulanır.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (TCK m. 123), ısrarlı takip (TCK m. 123/A) Israrla arama, takip etme veya temas kurmaya çalışma. Kötülük bildirimi şart değildir. m. 123: üç aydan bir yıla kadar hapis; m. 123/A: altı aydan iki yıla kadar hapis İletilerde ayrıca kötülük bildirimi varsa tehdit suçu da oluşur.

Tehdit ile şantaj arasındaki fark

Şantajı tehditten ayıran, failin bir yarar elde etmeye veya mağduru belirli bir davranışa zorlamaya çalışmasıdır. Tehditte kötülük bildirimi kendi başına suçtur; şantajda bildirim bir pazarlığın aracıdır.

Şantaj – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 107

Madde 107 – (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanığın elindeki ses kayıtlarını mağdurun eşine vereceğini bildirdiği olayda şantaj suçundan verilen beraat hükmünü bozarken iki suç arasındaki sınırı şöyle çizmiştir.

"Şantajın TCK'nın 107.maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır. İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan "yarar" kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya 3. kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır."— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.12.2020, E. 2017/19801, K. 2020/21522

Pratik sonuç şudur: “fotoğraflarını yayarım” diyen kişi karşılığında para, ilişkinin sürmesi veya bir davadan vazgeçilmesi gibi herhangi bir yarar istiyorsa şantajdan, hiçbir şey istemeden yalnız korkutuyorsa sair tehditten sorumlu olur. İkinci hâl şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır; şantaj ise uzlaştırma kapsamında değildir. Şantaj suçunun unsurları şantaj suçu ve cezası (TCK m. 107) başlıklı yazıda ayrıca incelenmiştir.

Tehdit ile yağma (gasp) arasındaki fark; alacağını tehditle tahsil etmek

Tehditle para veya mal istenmesi kural olarak yağma suçunu oluşturur; ancak iki durumda yalnız tehdit hükümleri uygulanır: bildirilen kötülük yağma için aranan ağırlıkta değilse ve fail hukuki bir ilişkiden doğan alacağını tahsil etmeye çalışıyorsa.

Yağma ve daha az cezayı gerektiren hâl – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 148/1, m. 150/1

Madde 148 – (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde 150 – (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Yağma maddesi tehdidin konusunu tek tek sayar ve “sair bir kötülük” bildirimine yer vermez. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, telefonda para istenirken söylenen sözler nedeniyle nitelikli yağmaya teşebbüsten kurulan mahkûmiyeti bu gerekçeyle bozmuştur.

"Olayımızda sanığın söylediği sözlerin veya eylemlerinin yağma suçunun oluşması için aranan tehdit veya cebir boyutuna ulaşıp ulaşmadığı tartışılmış, sair tehdit suçu kapsamında kalan sözlerin yağma suçunu oluşturmayacağı, yağma suçunun oluşması için tehdidin en azından nitelikli tehdit boyutuna ulaşmasının gerekeceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda sanığın sarfetmiş olduğu belirtilen tehdit sözlerinin sair tehdit suçu kapsamında kaldığı, mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi nedeniyle şikâyet yokluğundan kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 23.10.2025, E. 2023/21136, K. 2025/9205

Kararda geçen “en azından nitelikli tehdit boyutu” ifadesi TCK m. 148/1'in metniyle birlikte okunmalıdır: madde, hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı ya da malvarlığı itibarıyla büyük zarar tehdidini yağma için yeterli sayar; kararın asıl ölçütü, sözün sair tehdit sınırında kalmasıdır.

Alacak tahsili bakımından ölçütü Ceza Genel Kurulu koymuştur. Olayda aracına zarar verildiğini söyleyen sanık ve arkadaşı mağdurdan para istemiş, kurusıkı tabanca doğrultmuş ve mağdur ile ailesini öldürmekle tehdit etmiştir. Genel Kurul, direnme hükümlerini oy birliğiyle bozarken m. 150/1'in koşullarını şöyle sıralamıştır.

"TCK'nın 150/1 maddesinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: a. Fail ile mağdur arasında hukuk düzenince meşru görülen ve gerçekten mevcut olan bir hukuki ilişkiden dogan alacak-borç ilişkisi olmalıdır. Tarafların hukuki ilişki doğduğu anda alacaklı-borçlu sıfatını haiz olmaları aranmalıdır. b. Mağdura yöneltilen cebir veya şiddet, kural olarak doğrudan alacaklı tarafından ve bu alacağın tahsili amacı ile gerçekleştirilmelidir. c. Alacak miktarı ile açık orantısız bir miktar istenmemeli/alınmamalıdır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.05.2025, E. 2024/528, K. 2025/200

Genel Kurul, alacaklının yanında hareket eden arkadaşı bakımından da bu koşulların gerçekleştiğini kabul etmiştir. Buna karşılık kararda, alacaklıyla sosyolojik, alacakla da ekonomik bir bağı bulunmadığı hâlde alacaktan bağımsız bir menfaat için bireysel veya örgütsel tahsilat işine girenlerin sorumluluğunun yağma kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir. Hukuk düzeninin meşru görmediği bir ilişkiye dayanan ya da alacakla açıkça orantısız olan talepler de sayılan koşulları karşılamaz. Aynı kararda bu hükmün tehdit suçunun bütün unsurlarına yapılmış özel bir atıf olduğu, dolayısıyla uzlaştırma ve haksız tahrik hükümlerinin de uygulanabileceği hatırlatılmıştır. Yağma suçunun unsurları ve etkin pişmanlık yağma (gasp) suçu ve etkin pişmanlık başlıklı yazıda anlatılmıştır.

Tehdit ile hakaret ve cebir

Hakaret kişinin onuruna yönelmiş bir değer yargısı veya isnattır; tehdit ise geleceğe dönük bir kötülük bildirimidir. Küfür tehdit değildir, “seni öldüreceğim” sözü de hakaret değildir. Aynı konuşmada hem sövülmüş hem kötülük bildirilmişse uygulamada iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulur; usul bakımından hakaret ön ödemeye, tehdit uzlaştırmaya tabi olabilir. Cebirde ise araç söz değil fiziksel güçtür ve ceza kasten yaralama suçu üzerinden artırılarak belirlenir (TCK m. 108).

Kamu görevlisini (polis, doktor, öğretmen, hâkim) tehdit etmenin cezası nedir?

Kamu görevlisini tehdit etmek TCK m. 106'da ayrı bir nitelikli hâl değildir; ceza, tehdidin amacına ve mağdurun mesleğine göre belirlenir. Tehdit görevin yapılmasını engellemek için kullanılmışsa görevi yaptırmamak için direnme suçu (TCK m. 265) oluşur. Böyle bir amaç yoksa m. 106 uygulanır; mağdur sağlık personeli veya eğitim çalışanıysa ceza yarı oranında artırılır.

"Tehdit suçunu düzenleyen TCK’nın 106. maddesi yönünden ise mağdurun kamu görevlisi olması, ne suçun unsuru bakımından ne temel veya nitelikli hâlleri yönünden ne de takip şartı cihetinden hiçbir özellik arzetmemektedir. Böyle olmasına rağmen suçun sağlık personeline karşı işlenmesi hâlinde takip şartı bakımından bir istisna öngörülmüş değildir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2024/231, K. 2024/325

Tehdit mi, görevi yaptırmamak için direnme mi?

Belirleyici olan failin amacıdır: tehdit, yapılmakta olan veya yapılacak belirli bir görevi engellemeye yönelmişse direnme suçu, görevle ilgisi olmayan bir nedenle veya görev bittikten sonra söylenmişse tehdit suçu oluşur.

Görevi yaptırmamak için direnme – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265

Madde 265 – (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

(4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Ceza Genel Kurulu, bir hükümlünün cezaevinin dış güvenliğinde görevli jandarma erine gönderdiği mesaj nedeniyle direnme suçundan kurulan hükmü bozmuş ve eylemi m. 106/1'in ilk cümlesindeki tehdit saymıştır. Kararda iki suçun sınırı şöyle açıklanır.

"Seçimlik hareketli suçlardan olan görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla işlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda yapılması belirli bir görev olmalı ve failin eylemi görevi önlemeye yönelik bulunmalıdır. Görev icra edilmekle birlikte failin maksadı göreve karşı gelmek değil de diğer bir nedenle görevliye cebir veya tehdit kullanmak ise bu suç oluşmayacaktır. Öte yandan direnme fiilinin görevin icrası anında ya da öncesinde olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Kamu görevlisi görevin ifa aşamasını bitirmiş, diğer bir ifade ile görevi sona ermiş ise bu aşamadan sonra yapılacak olan cebir veya tehdit eylemleri görevi yaptırmamak için direnme suçunu değil şartları varsa kasten yaralama ya da tehdit suçlarını oluşturacaktır"— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.04.2022, E. 2018/560, K. 2022/272

Ayrımın usul sonuçları da vardır: m. 106/1'deki tehdit uzlaştırma kapsamındadır ve sair tehdit şikâyete bağlıdır; direnme suçunda ise mağdurun şikâyeti aranmaz. Yargı görevi yapanlar hâkimler, Cumhuriyet savcıları ve avukatlardır (TCK m. 6/1-d); bu kişilere karşı görevlerini engellemek amacıyla tehdit kullanılması hâlinde ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir (m. 265/2).

Doktoru, hemşireyi veya öğretmeni tehdit

Sağlık personeline karşı görevi sebebiyle işlenen tehditte ceza yarı oranında artırılır ve hapis cezası ertelenemez.

Sağlık personeline karşı işlenen suçlar – 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m. 12 (ilgili fıkra)

(Ek fıkra:15/4/2020-7243/28 md.) Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan kasten yaralama (madde 86), tehdit (madde 106), hakaret (madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (madde 265) suçlarında;

a) İlgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılır.

b) Türk Ceza Kanununun 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.

Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılır.

Aynı düzenleme, 7528 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle eğitim alanına taşınmıştır: Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler ile maddede sayılan diğer eğitim çalışanlarına karşı görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama, tehdit, hakaret ve direnme suçlarında cezalar yarı oranında artırılır ve erteleme hükümleri uygulanmaz. Artırımın üç sonucu yukarıda görülmüştür: Ceza Genel Kurulu'na göre sağlık personeline karşı işlenen sair tehdit yine şikâyete bağlı kalır (eğitim çalışanları bakımından bu konuda bir Genel Kurul kararı okunmamıştır); Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin tespitine göre ilk cümledeki tehditte üst sınır iki yılı aştığı için basit yargılama usulü uygulanamaz; erteleme yasağı nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, uzlaştırma ve adli para cezası seçenekleri savunma bakımından daha da önem kazanır.

Aynı kişiyi birden çok kez veya tek sözle birden çok kişiyi tehdit: zincirleme suç ve TCK m. 106/3

Aynı kişi bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden çok kez tehdit edilmişse ya da tek sözle birden çok kişi tehdit edilmişse fail hakkında tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Tehdit amacıyla ayrıca yaralama veya mala zarar verme suçu işlenmişse bu suçlardan da ayrıca ceza verilir.

Zincirleme suç – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43

Madde 43 – (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.

(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Ceza Genel Kurulu, iş ortağı olan kardeşinin odasına doğru ateş eden sanık hakkındaki kararında tek fiille birden çok kişinin tehdit edilmesini şöyle örneklemiştir.

"Tehdit suçunun da tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi mümkündür. Örneğin failin karşısındaki topluluğa hitaben "hepinizi öldüreceğim" demesi halinde TCK'nun 43/2. maddesi uyarınca aynı nev'iden fikri içtima hükümleri uygulanacak, zincirleme suç hükümlerinde olduğu gibi faile tek ceza verilip bu ceza TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca arttırılacaktır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.01.2017, E. 2015/364, K. 2017/6

“Tek fiil” ile kastedilen hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Yukarıda aktarılan 14.05.2025 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında sanık, önce bir mağduru, hemen ardından yardıma gelen ikinci mağduru aynı silahı doğrultarak tehdit etmiş; Genel Kurul zaman ve mekân bakımından sıkı bağlantı içindeki bu eylemleri hukuken tek fiil saymış ve iki ayrı ceza yerine m. 43/2 uyarınca artırılmış tek ceza verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Eylemler arasında böyle bir bağ yoksa her mağdur bakımından ayrı suç oluşur.

Zincirleme suç hükmü cezayı artırdığı için mahkeme hangi sözlerin hangi tarihlerde söylendiğini gerekçesinde göstermek zorundadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bu açıklama yapılmadan uygulanan artırımı bozma nedeni saymıştır.

"Tehdit suçu yönünden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmasına esas alınan sözlerin ne olduğu ve hangi zamanda söylendiği, buna ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu denetime elverişli şekilde açıklanıp tartışılmadan tehdit suçundan zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.09.2025, E. 2023/18037, K. 2025/8063

Tehdit amacıyla yaralama veya mala zarar verme (m. 106/3)

Fail korkutmak için mağdurun eşyasına zarar vermiş veya mağduru yaralamışsa, tehdit suçunun yanında bu suçlardan da ayrıca cezalandırılır. Ceza Genel Kurulu bu hükmü fikri içtima kuralının istisnası olarak açıklar.

"Bunun dışında TCK'nın 106/3 maddesi özel bir içtima kuralına yer vermiş olup tehdit amacıyla kasten adam öldürme, yaralama veya mala zarar verme suçları işlendiği takdirde, ayrıca bu suçlardan da ceza verilmesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi bu durumda TCK'nın 44. maddesinin bir istisnası olarak özel düzenlemeyle gerçek içtima kuralları uygulanacaktır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17

Bu hüküm, yaralama sırasında söylenen ve yaralamanın parçası sayılan sözlerle karıştırılmamalıdır. Kesintisiz süren kavgada söylenen tehdit sözü yaralamanın irade açıklaması sayılıp ayrıca cezalandırılmazken, korkutmak amacıyla işlenen yaralama veya mala zarar verme fiili tehdidin yanında ayrı bir cezayı gerektirir.

Kadına karşı tehdit, eski eş veya sevgilinin tehdidi: 6284 sayılı Kanun ve ısrarlı takip

Eski eş, sevgili veya aile bireyinden gelen tehditte ceza soruşturması ile koruma tedbiri iki ayrı yoldur ve birlikte işletilebilir: soruşturma TCK m. 106'ya göre yürür, 6284 sayılı Kanun ise mahkûmiyet beklenmeden uzaklaştırma ve iletişim yasağı gibi tedbirlerin alınmasını sağlar. Mağdur kadınsa hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditte cezanın alt sınırı dokuz aydır. Failin eş veya eski eş olması ise m. 106'da ayrı bir nitelikli hâl olarak düzenlenmemiştir.

6284 sayılı Kanun'a göre koruma kararı nasıl alınır?

Tedbir kararı en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden veya kolluk biriminden istenebilir; koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz, önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir (6284 sayılı Kanun m. 8/1, 8/3). Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korur (m. 1/1); şiddet tanımı tehdit ve baskıyı da kapsar (m. 2/1-d).

Önleyici tedbir kararları – 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 5/1 (ilgili bentler)

Madde 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması. (...)

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi. (...)

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki tedbirler kolluk amirince de alınabilir; karar izleyen ilk iş günü hâkimin onayına sunulur ve yirmi dört saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar (m. 5/2). Tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilir, tehlike sürüyorsa uzatılabilir (m. 8/2). Karara uymayan kişi, fiili ayrıca suç oluştursa bile zorlama hapsiyle karşılaşır.

Tedbir kararlarına aykırılık – 6284 sayılı Kanun m. 13/1-2

Madde 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Zorlama hapsi bir ceza mahkûmiyeti değildir; tedbire rağmen gönderilen tehdit mesajı nedeniyle ayrıca m. 106'dan soruşturma yürütülür.

Tehdit ve ısrarlı takip (TCK m. 123/A) birlikte işlenirse

Ayrılmayı kabul etmeyen kişinin tekrar tekrar araması, mesaj göndermesi, iş yerine veya eve gelmesi ısrarlı takip suçunu; bu iletilerde bir kötülük bildirmesi ayrıca tehdit suçunu oluşturur; uygulamada iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulmaktadır.

Israrlı takip – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 123/A

Madde 123/A – (Ek:12/5/2022-7406/8 md.) (1) Israrlı bir şekilde; fıziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Suçun;

a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,

b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,

c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi,

hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Yukarıda haksız tahrik bölümünde anılan 19.01.2026 tarihli 12. Ceza Dairesi kararına konu dosyada, Haziran 2022'de eski partnerine tehdit içerikli mesaj ve ses kayıtları gönderen sanık hem tehditten hem ısrarlı takipten mahkûm edilmiş; bölge adliye mahkemesi kadına karşı tehditte temel cezanın dokuz aydan az belirlenemeyeceğini vurgulamış, Yargıtay da bu kararı onamıştır. Usul bakımından iki sonuç önemlidir. Israrlı takip şikâyete bağlıdır, ancak uzlaştırma kapsamında değildir; tehditle birlikte aynı mağdura karşı işlendiğinde tehdit yönünden de uzlaştırma yoluna gidilmez (CMK m. 253/3). Hakkında uzaklaştırma kararı bulunan kişinin ısrarlı takibi ise suçun nitelikli hâlidir ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (m. 123/A-2-c).

Tehdit edildiyseniz veya tehdit suçlamasıyla karşılaştıysanız ne yapmalısınız?

Tehdit dosyalarında sonucu çoğunlukla ilk günlerde atılan adımlar belirler: mağdur bakımından delilin korunması ve şikâyet süresinin kaçırılmaması, şüpheli bakımından sözün bağlamının ve suç vasfının doğru ortaya konulması. Aşağıdaki liste ilk yedi maddede mağdura, sonraki yedi maddede şüpheli veya sanığa yöneliktir.

  1. Mesajları ve cihazı koruyun. Tehdit içeren mesajı, ses kaydını ve arama geçmişini silmeyin; telefonu değiştirmeyin. Ekran görüntüsünde gönderenin numarası veya hesap adı ile tarih ve saat görünsün. Mahkeme cihazın incelenmesine karar verebilir.
  2. Tanıkları ve kayıtları not edin. Olay yüz yüze yaşandıysa orada bulunanların adlarını, olay yerindeki kamera kayıtlarını ve varsa tutanakları belirleyin; kayıtların silinmeden getirtilmesini şikâyet dilekçenizde isteyin.
  3. Şikâyet süresini kaçırmayın. Sair tehdit şikâyete bağlıdır ve süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı aydır (TCK m. 73). Sözün hangi cümleye girdiğinden emin değilseniz bu süre içinde başvurun.
  4. Dilekçede sözü aynen yazın. Sözün tamamını, ne zaman, nerede, hangi araçla ve kimlerin yanında söylendiğini açıkça belirtin. Suçun ilk cümleye mi son cümleye mi girdiği bu anlatıma göre değerlendirilir.
  5. Gönderenin tespitini isteyin. Mesaj tanımadığınız bir numaradan veya hesaptan geldiyse abonelik bilgilerinin, iletişim kayıtlarının ve hesap bilgilerinin getirtilmesini, hattın fiilî kullanıcısının araştırılmasını talep edin.
  6. Tehlike sürüyorsa koruma tedbiri isteyin. Aile bireyi, eski eş veya ısrarla takip eden biri söz konusuysa 6284 sayılı Kanun'a göre uzaklaştırma ve iletişim yasağı talep edilebilir; ceza soruşturmasında adli kontrol kararı verilmesi de istenebilir.
  7. Uzlaştırma teklifini bilerek cevaplayın. Teklife yedi gün içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır (CMK m. 253/4). Uzlaşırsanız aynı olay nedeniyle kural olarak tazminat davası açamazsınız; edimi buna göre belirleyin.
  8. İfadeden önce suçlamayı öğrenin. Şüpheli sıfatıyla çağrıldıysanız hangi söz veya davranış nedeniyle suçlandığınızı öğrenin; ifade sırasında müdafi yardımından yararlanma ve susma hakkınız vardır.
  9. Konuşmanın bütününü dosyaya sunun. Tek bir cümle bağlamından koparıldığında tehdit gibi görünebilir. Mesajlaşmanın öncesini ve sonrasını, karşı tarafın sözlerini ve varsa haksız davranışını ortaya koyun; haksız tahrik indirimi buna bağlıdır (TCK m. 29).
  10. Suç vasfını tartışın. Söz hayata veya vücut dokunulmazlığına mı yöneliyor, yoksa belirsiz bir kötülük mü bildiriyor? Bir kötülük bildirimi var mı, yoksa hak arama veya beddua mı? Silah gösterildi mi? Cevaplar cezayı, şikâyet koşulunu ve uzlaştırmayı değiştirir.
  11. Mesajı siz göndermediyseniz araştırma isteyin. Hattın veya hesabın sizin tarafınızdan kullanılmadığını ileri sürüyorsanız iletişim kayıtlarının, baz bilgilerinin ve cihaz incelemesinin yapılmasını talep edin; bu araştırma yapılmadan kurulan mahkûmiyet bozma nedenidir.
  12. Mağdurla doğrudan temas kurmayın. Şikâyetten vazgeçmesi için aramak veya mesaj göndermek yeni bir tehdit, ısrarlı takip ya da tedbir ihlali iddiasına yol açabilir. İletişimi uzlaştırmacı veya müdafi aracılığıyla yürütün.
  13. Uzlaşma ve zararın giderilmesini değerlendirin. M. 106/1'deki tehditte uzlaşma davayı sona erdirir. Uzlaşma olmazsa zararın giderilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için aranan koşullardandır (CMK m. 231/6-c).
  14. Suç tarihine dikkat edin. 27 Mayıs 2022'den önceki fiillerde kadına karşı tehdide ilişkin dokuz aylık alt sınır, 4 Haziran 2025'ten önceki fiillerde yedi yıllık üst sınır ve sair tehdidin iki aylık alt sınırı uygulanmaz (TCK m. 7/2).

Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası'nda tehdit suçu soruşturma ve davaları

Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla ilçelerinde işlenen tehdit suçlarına ilişkin soruşturmalar İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür; davalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde, asliye ceza mahkemelerinde görülür. Uzlaştırma işlemleri de aynı adliyedeki uzlaştırma bürosu üzerinden yürür; 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir talepleri aile mahkemelerince karara bağlanır. LimanLegal Hukuk Bürosu Kartal Cevizli'de hizmet vermekte; tehdit, silahla tehdit, şantaj ve ısrarlı takip dosyalarında şikâyet dilekçesinin hazırlanması, ifade ve sorguda müdafilik, uzlaştırma görüşmeleri ile kovuşturma ve kanun yolu aşamalarında mağdur ve sanık tarafına hukuki destek sunmaktadır.

Yazar Hakkında

Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosuna kayıtlı (Sicil No: 71680) avukattır ve LimanLegal Hukuk Bürosu'nda ceza hukuku ile ceza muhakemesi hukuku alanlarında çalışmaktadır. Bu yazıdaki kanun maddeleri resmî mevzuat metinlerinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza dairesi kararlarından yapılan alıntılar ise karar tam metinlerinden birebir aktarılmış; kararlardaki kişi adlarına ve müstehcen ifadelere yer verilmemiş, öğreti görüşleri yazar ve eser adı belirtilerek özetlenmiştir.

Tehdit suçu soruşturması veya davasında hukuki destek

Tehdit dosyalarında suçun hangi cümle veya fıkraya girdiği; şikâyet süresini, uzlaştırma imkânını, tutuklama riskini ve cezanın miktarını birlikte belirler. Sözün bağlamı ve delillerin niteliği baştan doğru ortaya konulmadığında sonradan düzeltmek güçleşir.

Mağdur veya şüpheli sıfatıyla bir tehdit soruşturmasının tarafıysanız, dosyanızın değerlendirilmesi için LimanLegal Hukuk Bürosu ile görüşebilirsiniz.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Tehdit suçu nedir?

Tehdit suçu, bir kimseye kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına saldırılacağının, malvarlığının büyük bir zarara uğratılacağının veya sair bir kötülük yapılacağının bildirilmesidir (TCK m. 106). Suçun oluşması için mağdurun gerçekten korkması aranmaz; sözün veya davranışın objektif olarak korkutmaya elverişli olması yeterlidir. Bu ölçüt Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.11.2019, E. 2017/215, K. 2019/648 sayılı kararında açıkça belirtilmiştir.

Tehdit suçunun cezası kaç yıl?

Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdidin cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir; mağdur kadınsa alt sınır dokuz aydan az olamaz. Malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidinde iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilir. Silahla, birden fazla kişiyle birlikte, imzasız mektupla veya suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanarak işlenen tehditte ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapistir (TCK m. 106/1 ve 106/2).

Tehdit suçu şikâyete bağlı mı, şikâyet süresi ne kadar?

Yalnız malvarlığı itibarıyla büyük zarar veya sair bir kötülük tehdidi şikâyete bağlıdır (TCK m. 106/1, son cümle). Bu hâlde şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır (TCK m. 73). Öldürme, yaralama veya cinsel saldırı bildiren tehditler ile silahla tehdit gibi nitelikli hâller şikâyet aranmadan resen soruşturulur ve bunlarda altı aylık süre uygulanmaz.

Şikâyetten vazgeçersem tehdit davası düşer mi?

Sair tehditte hüküm kesinleşmeden yapılan şikâyetten vazgeçme, sanık vazgeçmeyi kabul etmediğini bildirmedikçe davayı düşürür (TCK m. 73/4, 73/6). Hayata veya vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit ile nitelikli hâllerde vazgeçme davayı düşürmez. Bununla birlikte TCK m. 106/1'deki tehdit uzlaştırma kapsamında olduğundan, tarafların uzlaşması hâlinde dava bu nedenle sona erer; silahla tehdit gibi nitelikli hâllerde uzlaştırma da yoktur.

Tehdit suçunda uzlaştırma ve ön ödeme var mı?

TCK m. 106/1'deki tehdit, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b-3); m. 106/2'deki nitelikli hâller kapsam dışıdır. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda ön ödeme uygulanmadığından tehdit suçunda ön ödeme yoktur (TCK m. 75/1). Tehdit, seri muhakeme usulünün uygulandığı suçlar arasında da sayılmamıştır (CMK m. 250). Uzlaştırma teklifi yapılmadan kurulan mahkûmiyet bozma nedenidir.

Seni şikâyet edeceğim, mahkemeye vereceğim demek tehdit suçu mu?

Hayır. Şikâyet etme, dava açma veya yetkili makama başvurma hakkının kullanılacağını bildirmek hakkın kullanılmasıdır ve tehdit suçunu oluşturmaz (TCK m. 26/1). Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.04.2024, E. 2021/30045, K. 2024/4857 sayılı kararında savcıya şikâyet edeceğini söyleyen sanığın mahkûmiyetini bozmuştur. Bu söz bir çıkar elde etmek için baskı aracına dönüştürülürse şantaj suçu gündeme gelebilir (TCK m. 107).

Allah belanı versin demek tehdit midir?

Hayır. Tehditte bildirilen kötülüğün gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olmalıdır; kötülüğü ilahi bir güçten veya kaderden dileyen sözlerde bu unsur bulunmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.04.2015, E. 2013/12279, K. 2015/26765 sayılı kararında mesajla gönderilen bu nitelikteki sözleri temenni ve beddua saymış ve mahkûmiyeti bozmuştur. Sözün içinde ayrıca sövme varsa hakaret suçu (TCK m. 125) yönünden ayrı değerlendirme yapılır.

WhatsApp mesajının ekran görüntüsü tehdit suçunu ispatlar mı?

Sanık mesajı gönderdiğini kabul etmiyorsa çoğu zaman tek başına yetmez. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.02.2025, E. 2023/12658, K. 2025/1545 sayılı kararında, çıktıda sanığın adı görünse de mesajların hangi hattan gönderildiği belirlenmeden kurulan mahkûmiyeti bozmuştur. Mesajların bulunduğu telefon silinmeden saklanmalı, cihazın incelenmesi ve hat kayıtlarının getirtilmesi şikâyet sırasında talep edilmelidir.

Tehdit mesajı gönderilen numara başkasının adına kayıtlıysa ne olur?

Hattın başkası adına kayıtlı olması tek başına ne beraat ne de mahkûmiyet nedenidir. Yargıtay kararlarına göre savcılık ve mahkeme, hattın arama ve mesaj kayıtlarını getirtmeli, hatla sık görüşen kişileri ve hat sahibini tanık olarak dinlemeli ve hattı suç tarihinde fiilen kimin kullandığını belirlemelidir. Bu araştırma yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ve mahkûmiyet hükümleri bozulmaktadır.

Silahla tehdit suçunun cezası nedir, bıçak silah sayılır mı?

Silahla tehdidin cezası iki yıldan yedi yıla kadar hapistir (TCK m. 106/2-a); suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında bulunmaz. Silah yalnız ateşli silah değildir; bıçak gibi kesici ve delici aletler ile sopa gibi fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli nesneler de silah sayılır (TCK m. 6/1-f). Silahın gösterilmesi veya doğrultulması yeterlidir; ayrıca tehdit sözü söylenmesi gerekmez.

Kurusıkı veya oyuncak tabancayla tehdit silahla tehdit sayılır mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17 sayılı kararına göre silahın ateşli olması gerekmez; gerçeğe uygun olması ve korkutucu etki yaratması yeterlidir. Buna karşılık Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/4531, K. 2023/15017 sayılı kararında, mağdurun tabancanın kurusıkı olduğunu bildiği olayda eylemi sair tehdit saymıştır. Belirleyici olan, aletin olayda gerçek silah izlenimi uyandırıp uyandırmadığıdır.

Sahte hesaptan veya gizli numaradan tehdit daha ağır cezalandırılır mı?

Kendiliğinden değil. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.09.2021, E. 2018/146, K. 2021/363 sayılı kararında, kimlik bilgisi içermeyen e-postayla yapılan tehditte mağdurun faili tanıyabildiği veya ondan şüphelenip savcılığa bildirdiği durumda TCK m. 106/2-b'deki nitelikli hâlin uygulanmayacağını ve eylemin suçun temel hâlini oluşturduğunu oy çokluğuyla kabul etmiştir. Öğretide bu sonucu eleştiren görüşler vardır.

Tehdit suçundan tutuklama olur mu?

TCK m. 106/1 kapsamındaki tehditte cezanın üst sınırı iki yılı aşmadığı için tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4); adli kontrol tedbirleri ise uygulanabilir (CMK m. 109). Silahla tehdit gibi m. 106/2'deki nitelikli hâllerde üst sınır yedi yıl olduğundan, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni varsa tutuklama kararı verilmesi mümkündür.

Tehdit suçunda HAGB veya erteleme kararı verilir mi?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa, sanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamışsa, yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmuşsa ve zarar giderilmişse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir (CMK m. 231/5-6). İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir (TCK m. 51); sağlık personeline ve eğitim çalışanına karşı görevi sebebiyle işlenen tehditte erteleme uygulanmaz.

Tehdit suçu sabıka kaydına işler mi, memuriyete engel olur mu?

Kesinleşen mahkûmiyet adli sicile kaydedilir (5352 sayılı Kanun m. 4); hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile uzlaşma veya şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı ise mahkûmiyet değildir. Memuriyet bakımından belirleyici olan, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olunup olunmadığıdır (657 sayılı Kanun m. 48/A-5). Bazı mesleklerin özel kanunlarında daha ağır şartlar bulunabilir.

Tehdit suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

TCK m. 106/1'deki tehditte dava zamanaşımı sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e). Nitelikli tehditte cezanın üst sınırı 4 Haziran 2025'te yedi yıla çıkarıldığından, bu tarih ve sonrasında işlenen fiillerde süre on beş yıl (TCK m. 66/1-d), önceki fiillerde sekiz yıldır. Sair tehditte bundan ayrı olarak altı aylık şikâyet süresi vardır; iki süre birbirine karıştırılmamalıdır.

Tehdit ile şantaj arasındaki fark nedir?

Tehditte kötülük bildirimi kendi başına suçtur; şantajda fail bu bildirimi bir yarar elde etmek veya mağduru bir davranışa zorlamak için kullanır (TCK m. 107). Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.12.2020, E. 2017/19801, K. 2020/21522 sayılı kararına göre fail hiçbir yarar gözetmeden yalnız şeref ve saygınlığa zarar verecek hususları açıklayacağını bildirirse eylem şantaj değil sair tehdittir. Şantajın cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.

Alacağımı almak için borçluyu tehdit edersem yağma suçu mu oluşur?

Hukuken geçerli ve gerçekten var olan bir alacağını tahsil etmek için tehdit kullanan kişi hakkında yağma değil tehdit hükümleri uygulanır (TCK m. 150/1). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.05.2025, E. 2024/528, K. 2025/200 sayılı kararına göre alacak meşru bir hukuki ilişkiden doğmalı, tehdit alacağın tahsili amacıyla kullanılmalı ve alacakla açıkça orantısız bir miktar istenmemelidir. Bu koşullar yoksa yağma suçu gündeme gelir.

Doktoru veya öğretmeni tehdit etmenin cezası nedir?

Sağlık personeline veya eğitim çalışanına karşı görevi sebebiyle işlenen tehditte TCK m. 106'ya göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır ve hapis cezası ertelenemez (3359 sayılı Kanun ek m. 12; 7528 sayılı Kanun m. 33). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2024/231, K. 2024/325 sayılı kararına göre sağlık personeline karşı görevi sebebiyle işlenen sair tehdit de şikâyete bağlıdır. Tehdit görevi engellemek amacıyla yapılmışsa direnme suçu oluşur (TCK m. 265).

Eski eşim veya sevgilim beni tehdit ediyor, ne yapabilirim?

Savcılığa veya kolluğa başvurarak TCK m. 106 uyarınca soruşturma yapılmasını isteyebilir, ayrıca 6284 sayılı Kanun'a göre uzaklaştırma ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme gibi tedbirler talep edebilirsiniz. Koruyucu tedbir kararı için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz, önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir ve tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilebilir (m. 8). Karara uymayan kişi üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur (m. 13). Tekrarlayan aramalar ve mesajlar ısrarlı takip suçunu da oluşturabilir (TCK m. 123/A).

Önemli: Bu yazı, 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve erişilebilen yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tehdit suçunda sonuç; sözün içeriğine, söylendiği bağlama, delillere ve suç tarihine göre değişir. Mevzuat ve içtihat değişebileceğinden, somut olayınız için güncel durumu bir avukatla birlikte değerlendirmeniz gerekir.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 7, 26, 29, 34, 43, 44, 49–53, 61, 66, 67, 73, 75, 106, 107, 108, 123, 123/A, 125, 129, 148–150, 265
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 109, 231, 250, 251, 253, 254
— 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12
— 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 1, 2, 5, 8, 13
— 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m. 12
— 7528 sayılı Kanun m. 33
— 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4, 9
— 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48
— 7550 sayılı Kanun m. 11 (Resmî Gazete: 4 Haziran 2025, sayı 32920 Mükerrer); 7406 sayılı Kanun m. 6 ve 8 (Resmî Gazete: 27 Mayıs 2022); 7571 sayılı Kanun m. 24; 7589 sayılı Kanun m. 15
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.05.2026, E. 2025/6839, K. 2026/3922
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.05.2026, E. 2025/7359, K. 2026/3926
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 22.04.2026, E. 2026/2450, K. 2026/7508
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.04.2026, E. 2026/458, K. 2026/3250
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.04.2026, E. 2026/264, K. 2026/3235
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 03.02.2026, E. 2025/3146, K. 2026/956
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/393, K. 2026/565
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.12.2025, E. 2025/4444, K. 2025/11915
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 26.11.2025, E. 2024/1318, K. 2025/10272
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 23.10.2025, E. 2023/21136, K. 2025/9205
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.09.2025, E. 2023/18037, K. 2025/8063
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 17.09.2025, E. 2023/17049, K. 2025/7647
— Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 03.07.2025, E. 2023/4945, K. 2025/7844
— Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 18.06.2025, E. 2022/4661, K. 2025/7449
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.05.2025, E. 2024/528, K. 2025/200
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.03.2025, E. 2023/405, K. 2025/127
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.02.2025, E. 2023/12658, K. 2025/1545
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.01.2025, E. 2023/175, K. 2025/17
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.10.2024, E. 2024/231, K. 2024/325
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 04.06.2024, E. 2024/2355, K. 2024/7065
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.04.2024, E. 2024/2880, K. 2024/5739
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.04.2024, E. 2021/30045, K. 2024/4857
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.01.2024, E. 2023/16670, K. 2024/584
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/4531, K. 2023/15017
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 27.03.2023, E. 2023/6407, K. 2023/9564
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.02.2023, E. 2020/33001, K. 2023/3302
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 25.01.2023, E. 2020/29198, K. 2023/610
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.12.2022, E. 2020/275, K. 2022/838
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/72, K. 2022/722
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.04.2022, E. 2018/560, K. 2022/272
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 17.01.2022, E. 2021/7149, K. 2022/2549
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.01.2022, E. 2020/21575, K. 2022/1841
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.09.2021, E. 2018/146, K. 2021/363
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.05.2021, E. 2018/7100, K. 2021/16282
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 09.02.2021, E. 2017/22129, K. 2021/3906
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.12.2020, E. 2017/19801, K. 2020/21522
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.11.2019, E. 2017/215, K. 2019/648
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.01.2017, E. 2015/364, K. 2017/6
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.11.2015, E. 2015/21432, K. 2015/37542
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.04.2015, E. 2013/12279, K. 2015/26765
— Alaaddin Egemenoğlu, “Yargıtay Kararları Işığında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda Tehdit Suçu TCK m. 106”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 4, S. 1, 2017, s. 59–102 (DergiPark)
— Mehmet Emin Alşahin, “Tehdit Suçunun Silahla İşlenmesi (Silahlı Tehdit)”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 2, 2015, s. 101–127 (DergiPark)
— Hakkı Alperen Sungur, “Türk Ceza Kanunu'nda Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri”, Kırıkkale Hukuk Mecmuası, C. 2, S. 2, 2022, s. 437–461 (DergiPark)
— Gamze Kırlıoğlu, “İmzasız Mektupla İşlenen Tehdit Suçu Üzerine Bir İnceleme”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 15, S. 2, 2025, s. 1689–1722 (DergiPark)
— Av. Melih Umut Yıldızeli, “Silahla Tehdit Suçunda ‘Silah’ Sayılan Araçlar ve Yargıtay'ın Uygulaması”, Hukuki Haber, 13.08.2025 (hukukihaber.net)
— Dr. Suat Çalışkan, “Şartlı Tehdit Suçu”, Hukuki Haber, 26.09.2020 (hukukihaber.net)
— Av. Burak Alcan, “Sosyal Medya ve Mesaj Yoluyla İşlenen Tehdit Suçu”, Hukuki Haber, 07.02.2019 (hukukihaber.net)

Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Tüm Ceza Hukuku makaleleri →