|
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak anılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026'da kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Paket, on bir ayrı kanunda değişiklik yapmaktadır; ancak asıl ağırlık merkezi tek bir cümlede özetlenebilir: Anayasa Mahkemesi'nin 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecek iptal kararıyla ortadan kalkacak olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu, son anda yeniden yazılarak ayakta tutulmuştur. Bunun yanında kaçak sanık rejimi değişmiş, Türk Ceza Kanunu'na hesabını veya kartını dolandırıcılara kullandıran kişiler için yarı oranında indirim öngören yeni bir fıkra eklenmiş, belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmış, yasal faiz sabit oran sisteminden çıkarılarak Merkez Bankası reeskont oranına bağlanmıştır. Bu rehberde, Kartal / İstanbul'da faaliyet gösteren LimanLegal Hukuk Bürosu olarak Kanun'un 27 maddesinin tamamını, kanun metinlerini birebir aktararak, geçiş hükümleri ve yürürlük tarihleriyle birlikte ele alıyoruz. |
|
Özetle: 7589 sayılı Kanun'un on iki kritik sonucu · HAGB kaldırılmadı, yeniden ele alındı. CMK m. 231'in (5) ilâ (14) numaralı fıkraları tümüyle değiştirildi. Kurum ayakta; ancak kanun yolu, denetim süresi ve istisnalar bakımından yeni bir rejim geçerli. · Arka planı: Anayasa Mahkemesi 10.07.2025 tarihli, E. 2024/98, K. 2025/149 sayılı kararıyla CMK m. 231'in (5)–(14) fıkralarını ve m. 247/(3) fıkrasını iptal etmiş, iptalin yayımdan (31.12.2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmişti. 7589, bu tarih gelmeden önce boşluğu doldurmuştur. · HAGB kararına artık istinaf yolu açık. Eski sistemdeki "itiraz" denetimi yerini istinafa bıraktı; istinaf ve temyizde karar ve hüküm usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. · İşkence ve eziyet suçlarında HAGB yasak. Kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar bakımından da HAGB uygulanmaz. · Kaçak sanık: Kovuşturma yapılabilir; ancak sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine hükmedilirse yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. · TCK m. 158/4: Dolandırıcılık suçlarına iştiraki yalnızca banka/kredi kartı ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri vermekle sınırlı kalanların cezası yarı oranında indirilir. · Belirsiz alacak davası tarihe karıştı. HMK m. 107 yürürlükten kaldırıldı; yerine HMK m. 109'a eklenen (4) numaralı fıkra ile kısmi davada bir defaya mahsus talep artırımı ve artırılan kısım için dava tarihinden itibaren zamanaşımının kesilmesi getirildi. · Yasal faiz sabit olmaktan çıktı. 3095 sayılı Kanun m. 1 değiştirildi: kanuni faiz artık TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. · Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıcı TBK m. 55'e eklenen fıkralarla ikiye ayrıldı: kazancın bilindiği dönem için haksız fiil tarihinden, bilinemediği dönem için karar tarihinden faiz işler. · Duruşma aralığı üç ayı geçemez (HMK m. 147/3); ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılanlar bakımından elle atılan imza şartı kural olarak aranmaz (HMK m. 149/4 — 31.10.2026'da yürürlüğe girer). · Ortaklığın giderilmesinde mirasçılara öncelik: Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği taşınmazlarda birinci artırma bir defaya mahsus olmak üzere yalnızca mirasçılar arasında yapılır (İİK m. 114). · İdari yargıda tek hâkim sınırı 486.000,00-TL'ye yükseltildi; bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermesi hâlinde Danıştay'da temyiz yolu açıldı (İYUK m. 46/2). |
Kanunun Kimliği ve Yürürlük Takvimi
Bir yargı paketinde en çok hata yapılan nokta, kabul tarihi ile yürürlük tarihinin karıştırılmasıdır. 7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026'da kabul edilmiş, 31 Temmuz 2026'da yayımlanmıştır. Lehe kanun (TCK m. 7/2) değerlendirmesinde ve geçiş hükümlerinin uygulanmasında esas alınacak tarih, kural olarak 31 Temmuz 2026'dır.
7589 sayılı Kanun — kimlik ve yürürlük tablosu
|
Unsur |
Veri |
|
Kanun adı |
Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun |
|
Kanun numarası |
7589 |
|
Kabul tarihi |
16/7/2026 |
|
Resmî Gazete |
31/7/2026 tarihli, 33326 sayılı |
|
Madde sayısı |
27 madde + 1 geçici madde |
|
Değiştirilen kanun sayısı |
13 — 2004 (İİK), 1512 (Noterlik K.), 2575 (Danıştay K.), 2576 (BİM–İM–VM K.), 2577 (İYUK), 2659 (Adli Tıp Kurumu K.), 2802 (Hâkimler ve Savcılar K.), 3095 (Kanuni Faiz K.), 4721 (TMK), 5237 (TCK), 5271 (CMK), 6098 (TBK), 6100 (HMK) |
|
23/7/2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren |
m. 3 (Danıştay Kanunu geçici m. 27) |
|
Yayımdan üç ay sonra (31/10/2026) yürürlüğe giren |
m. 11, m. 12 (TMK m. 440 ve 444 — vesayette elektronik satış) ve m. 22 (HMK m. 149/4 — e-duruşmada imza) |
|
Yayımı tarihinde (31/7/2026) yürürlüğe giren |
Diğer bütün maddeler — TCK m. 158/4, CMK m. 231, 247, 308, 80, HMK ve TBK değişiklikleri, yasal faiz dâhil |
|
7589 sayılı Kanun m. 26 — Yürürlük "MADDE 26- (1) Bu Kanunun; a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra, c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer." |
|
Uygulamada dikkat: Kanun metninde "bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih" ifadesi geçen geçiş hükümlerinde kastedilen, Geçici Madde 1'in yürürlüğe girdiği 31/7/2026 tarihidir. Buna karşılık TMK m. 440 ve 444 ile HMK m. 149 bakımından yapılan değişiklikler 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girecektir; bu üç madde için geçiş hükümlerindeki tarih de buna göre okunmalıdır. |
Paketin Arka Planı: Anayasa Mahkemesi'nin 30 Eylül 2026 Saati
7589 sayılı Kanun'un ceza muhakemesine ilişkin çekirdeği, siyasi bir tercihten çok anayasal bir zorunluluktan doğmuştur. Zincir şöyledir:
1. Anayasa Mahkemesi, 01/06/2023 tarihli ve E. 2022/120, K. 2023/107 sayılı kararıyla CMK m. 231'in (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesini iptal etmiş; iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından (1/8/2023) başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
2. Kanun koyucu bu boşluğu 02/03/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle doldurmuş; HAGB kararına karşı istinaf yolunu açmış, müsadere bakımından ayrı bir usul öngörmüştür.
3. Ancak 7499 sayılı Kanun'la yapılan bu düzenleme de iptal davasına konu olmuş ve Anayasa Mahkemesi, 10/07/2025 tarihli, E. 2024/98, K. 2025/149 sayılı kararıyla CMK m. 231/(5)'in birinci cümlesini yeniden iptal etmiştir. Mahkeme, 6216 sayılı Kanun m. 43/(4) uyarınca (5) numaralı fıkranın kalan kısmı ile (6), (7), (8), (9), (10), (11), (12), (13) ve (14) numaralı fıkraların da iptaline karar vermiştir. Aynı kararla CMK m. 247'nin (3) numaralı fıkrası da iptal edilmiştir.
4. İptal hükümlerinin, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından (31/12/2025 tarihli, 33124 sayılı Resmî Gazete) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Yani HAGB kurumu 30 Eylül 2026 itibarıyla hukuk âleminden kalkacaktı.
5. 7589 sayılı Kanun'un 15 ve 16. maddeleri, bu tarihten iki ay önce, 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girerek boşluğu önlemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçesi, 7589'un neden tam olarak bugünkü biçimde yazıldığını da açıklamaktadır:
|
"Bununla birlikte iptal kararında belirtildiği şekilde HAGB kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu hususta yasama organınca Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararındaki tespitleri gözetilerek bir düzenlenmenin yapılmadığı, kuralın iptal edilen hükümle kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi anlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar yönünden aynı sonuçları doğuracağı açıktır. Bu itibarla kural Anayasa'nın 17. maddesinin devlete yüklemiş olduğu faillere fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi ve mağdurlar açısından uygun giderimin sağlanması şeklindeki usul yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır." — Anayasa Mahkemesi, 10/07/2025 tarihli, E. 2024/98, K. 2025/149 sayılı karar , § 59 (RG: 31/12/2025-33124) |
Kaçak sanığa ilişkin iptal gerekçesi de aynı mantığı izlemiştir:
|
"Kuralda daha önce iptal edilen hükümde yer almayan sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında verilmeyecek kararlar arasında ceza verilmesine yer olmadığı kararının da istisna kapsamında düzenlendiği ancak güvenlik tedbirlerine ilişkin bir istisnanın öngörülmediği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra iptal kararında belirtilen sanığın yargılamadan kaçma niyetinin bulunmadığını ve savunma hakkından feragatin şartlarının oluşmadığını öne sürerek yeniden yargılama/değerlendirme yapılmasını talep edebilmesine imkân sağlayan herhangi bir güvenceye de Kanun'da yer verilmemiştir." — Anayasa Mahkemesi, 10/07/2025 tarihli, E. 2024/98, K. 2025/149 sayılı karar, § 77 |
|
Bu tespit, 7589 sayılı Kanunun okunma anahtarıdır: Kanun koyucu (i) HAGB'ye işkence, eziyet, kötü muamele istisnasını eklemiş (CMK m. 231/14), (ii) kaçak sanık bakımından güvenlik tedbiri hâlinde yargılamanın yenilenmesi talebini açıkça düzenlemiştir (CMK m. 247/3). Yani her iki hüküm de doğrudan Anayasa Mahkemesi'nin işaret ettiği eksikliği kapatmak için kaleme alınmıştır. Uygulamada bu hükümler yorumlanırken iptal kararının gerekçesi birinci derecede yorum kaynağıdır. |
Ceza Muhakemesi: HAGB Baştan Yazıldı (CMK m. 231)
Kanun'un 15. maddesi, CMK m. 231'in beş ilâ on dördüncü fıkralarını bütünüyle değiştirmiştir. Aşağıda hükmün Resmî Gazete'de yayımlanan tam metni yer almaktadır.
|
7589 sayılı Kanun m. 15 — CMK m. 231/(5)–(14) (yeni metin) "MADDE 15- 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz." |
Neler değişti, neler aynı kaldı?
HAGB rejiminde 7589 ile gelen tablo
|
Konu |
Yeni düzenleme (31.07.2026'dan itibaren) |
|
Ceza sınırı |
İki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası — değişmedi |
|
Sanığın kabulü şartı |
Metinde yok; HAGB sanığın kabulüne bağlı değil |
|
Objektif ve sübjektif şartlar |
Sabıkasızlık, yeniden suç işlemeyeceği kanaati, zararın tamamen giderilmesi — değişmedi (m. 231/6) |
|
Zararın taksitle giderilmesi |
Denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla HAGB mümkün (m. 231/9) |
|
Denetim süresi |
Beş yıl; bu süre içinde kasıtlı suçtan yeniden HAGB verilemez; dava zamanaşımı durur |
|
Denetimli serbestlik yükümlülüğü |
En çok bir yıl; eğitim programı, gözetim altında çalışma, yer yasağı veya takdir edilecek başka yükümlülük |
|
Yükümlülük ihlali / yeni suç |
Mahkeme hükmü açıklar; ancak cezanın yarısına kadarının infaz edilmemesine, erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni hüküm kurabilir |
|
Açıklanan/yeni kurulan hükme karşı |
İtiraz; itiraz mercii yalnızca (11) numaralı fıkradaki koşullarla sınırlı inceleme yapar |
|
HAGB kararının kendisine karşı |
İstinaf (CMK m. 272/3 saklı); BAM kararları için CMK m. 286; BAM veya Yargıtay ilk derece sıfatıyla karar vermişse temyiz |
|
Denetimin kapsamı |
İstinaf ve temyizde karar ve hüküm usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir |
|
Müsadere |
"Müsadereye ilişkin hükümler hariç" ibaresi korunmuştur; HAGB kararına rağmen müsadere hukuki sonuç doğurur |
|
Kayıt |
HAGB kararları kendilerine mahsus sisteme kaydedilir; yalnızca soruşturma/kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde kullanılabilir |
|
Uygulanmayacağı suçlar |
İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m. 17 kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlar |
|
Gözden kaçan ayrıntı — müsadere: Anayasa Mahkemesi, CMK m. 231/(5)'in üçüncü cümlesindeki "...müsadereye ilişkin hükümler hariç,..." ibaresini esastan incelememiş, birinci cümlenin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmadığından 6216 sayılı Kanun m. 43/(4) kapsamında iptal etmiştir. 7589 sayılı Kanun bu ibareyi aynen korumuştur. Dolayısıyla müsadere yönünden anayasallık tartışması kapanmış değildir; HAGB kararıyla birlikte müsadereye hükmedilen dosyalarda mülkiyet hakkına dayalı itirazlar gündeme gelmeye devam edecektir. |
Geçiş hükmü yok: derdest dosyalar ve TCK m. 7/2
7589 sayılı Kanun'un Geçici Madde 1'inde CMK m. 231'e ilişkin bir geçiş hükmü bulunmamaktadır. Bu bilinçli bir tercih olarak okunmalıdır: HAGB hem maddi ceza hukukuna hem usule ilişkin sonuçlar doğuran karma nitelikte bir kurum olduğundan, yeni fıkralar 31 Temmuz 2026 itibarıyla derdest bulunan bütün dosyalarda doğrudan uygulanır. Kanun yolundaki dosyalar bakımından ise klasik kural işler: hüküm tarihinde yürürlükte olmayan bir lehe düzenleme, kanun yolu merciince gözetilir ve gerekirse bozma sebebi yapılır.
|
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7 — Zaman bakımından uygulama (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (3) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır. (4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir. |
Kaçak Sanık: Yargılamanın Yenilenmesi Güvencesi (CMK m. 247/3)
|
7589 sayılı Kanun m. 16 — CMK m. 247/(3) (yeni metin) "MADDE 16- 5271 sayılı Kanunun 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. (3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir." |
Eski hükümle karşılaştırıldığında eklenen tek cümle belirleyicidir. Anayasa Mahkemesi, sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilebilmesini ve buna karşı yeniden değerlendirme talep etme imkânının bulunmamasını adil yargılanma hakkına orantısız sınırlama saymıştı. 7589, güvenlik tedbirini yasaklamak yerine ona karşı özel bir yargılamanın yenilenmesi sebebi öngörmüştür.
Pratik sonuç: Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen dosyalarda, sanık ya da müdafii sonradan ortaya çıkarak savunma hakkını kullanmak istediğini belirtmekle yargılamanın yenilenmesini talep edebilir. Talep için ayrıca CMK m. 311'deki sebeplerden birinin varlığı aranmaz; kanun bağımsız bir yenileme sebebi yaratmıştır. Geçici Madde 1'de bu hükme ilişkin bir geçiş kuralı bulunmadığından, hüküm 31.07.2026'dan itibaren derhal uygulanır.
Moleküler Genetik İnceleme Sonuçları: Yeni Kayıt ve İmha Rejimi (CMK m. 80)
|
7589 sayılı Kanun m. 14 — CMK m. 80 "(2) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir." "(3) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. (4) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." |
Bu düzenleme, uygulamada uzun süredir tartışılan DNA verilerinin süresiz saklanması sorununa üç ayaklı bir cevap getirmektedir:
· Kesin imha hâlleri: Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde kayıtlar derhâl yok edilir.
· Azami saklama süresi: Diğer hâllerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl. İmha Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılır ve tutanağa bağlanır.
· Bireysel silme talebi: İlgili kişi, saklamayı gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması hâlinde hâkim veya mahkemeden silme talep edebilir. Bu, kişisel verilerin korunması hukuku bakımından yeni ve etkili bir başvuru yoludur.
Ayrıca kayıtlardan yararlanma karar şartına bağlanmış, Cumhuriyet savcısının kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru yolu açılmıştır. Uygulamanın ayrıntısı Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının müştereken çıkaracağı yönetmeliğe bırakılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı: Üç Aylık Süre (CMK m. 308)
|
7589 sayılı Kanun m. 17 — CMK m. 308/(1) ve yeni (4) numaralı fıkra "(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." "(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır." |
Düzenleme iki yönden önemlidir. Birincisi, itirazın kapsamı "tüm kararlar" olarak yazılmış, yalnızca yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışarıda bırakılmıştır. İkincisi — ve uygulamada daha kritik olanı — istem sahipleri kanunla sayılmıştır. Katılma isteği karara bağlanmamış olanlar ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenler de itiraz isteminde bulunabilecektir. Bu, mağdur tarafın Yargıtay aşamasındaki en güçlü aracıdır.
|
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/(8) "(8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur." |
TCK m. 158/4: Hesabını veya Kartını Verene Yarı Oranında İndirim
|
7589 sayılı Kanun m. 13 — TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkra "MADDE 13- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir." |
Kamuoyunda "IBAN dolandırıcılığı indirimi" veya "hesap kiralama indirimi" olarak anılan bu fıkra, paketin en çok soru üreten hükmüdür. Dört noktayı burada özetliyor, ayrıntılı analizi ayrı yazımıza bırakıyoruz:
· Fıkra yalnızca nitelikli dolandırıcılığı değil, TCK m. 157'deki basit dolandırıcılığı da kapsar ("Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin").
· Kişinin kendi hesabını veya kartını vermesi de kapsamdadır ("kendisine veya başkasına ait").
· Banka dışında aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar da açıkça sayılmıştır.
· İndirim, iştirakin yalnızca bu fiille sınırlı kalması hâlinde uygulanır. Parayı çekip teslim etmek, mağdurla telefonda konuşmak, organizasyonda rol almak gibi ek icra hareketleri varsa indirim uygulanmaz.
|
Ayrıntılı analiz için: TCK m. 158/4'ün unsurları, iştirak rejimiyle (TCK m. 37 ve 39) ilişkisi, 7589 sayılı Kanun’un Geçici m. 1/6 ve 1/7 uyarınca kanun yolundaki ve infaz aşamasındaki dosyalarda izlenecek yol için "TCK m. 158/4: Hesabını veya Kartını Verene Yarı Oranında İndirim" başlıklı yazımıza; zarar giderimi ve etkin pişmanlık sorunu için "Uyarlama Yargılamalarında Etkin Pişmanlık Sorunu" başlıklı yazımıza bakabilirsiniz. |
Medeni Usul Hukuku: Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı
Paketin özel hukuk cephesindeki en radikal değişikliği budur. 2011'den beri uygulanan ve doktrinde de uygulamada da bitmeyen tartışmalara konu olan belirsiz alacak davası kurumu yürürlükten kaldırılmış; yerine kısmi davanın içine yerleştirilen bir talep artırım mekanizması konulmuştur.
|
7589 sayılı Kanun m. 19 ve m. 20 "MADDE 19- 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır." "MADDE 20- 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. (4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır." |
|
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/(10) "(10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur." |
Yeni sistemin pratik anlamı şudur: Alacaklı, alacağının miktarını dava açarken tam olarak belirleyemiyorsa artık "belirsiz alacak davası" açmayacak; kısmi dava açacak ve tahkikat sona erene kadar — bir kez — talebini artıracaktır. Bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir ve en önemlisi, artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Belirsiz alacak davasının başlıca cazibesi olan "zamanaşımının bütün alacak için kesilmesi" sonucu, böylece kısmi davaya taşınmıştır.
Belirsiz alacak davasından kısmi dava + talep artırımına geçiş
|
Konu |
Eski sistem (HMK m. 107) |
Yeni sistem (HMK m. 109/4) |
|
Dava türü |
Belirsiz alacak davası |
Kısmi dava |
|
Açılabilme şartı |
Alacağın miktarının davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenememesi (hukuki yarar tartışması) |
Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olması (HMK m. 109/1) |
|
Talebin artırılması |
Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu belirlenince, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın |
Aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikatın sona ermesine kadar |
|
Zamanaşımı |
Alacağın tamamı için dava tarihinde kesilir |
Artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır |
|
Derdest davalar |
Yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda HMK m. 107 uygulanmaya devam eder (Geçici m. 1/10) |
|
|
Uygulamadaki en kritik sınır: "bir defaya mahsus". Eski uygulamada belirsiz alacak davasında talep artırımı için sayı sınırı tartışmalıydı; yeni hüküm açıktır. Talep artırım dilekçesi tek seferliktir ve tahkikatın sona ermesinden sonra verilemez. Bilirkişi raporundan sonra verilecek tek bir artırım dilekçesiyle yetinilmesi gerektiğinden, raporun kesinleşmesi beklenmeden yapılacak erken artırım ciddi hak kaybı doğurabilir. 31.07.2026'dan sonra açılan davalarda bu takvimin dosya bazında planlanması zorunludur. |
Duruşma aralığı üç ayı geçemez (HMK m. 147/3)
|
7589 sayılı Kanun m. 21 — HMK m. 147'ye eklenen fıkra "(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir." |
Makul sürede yargılanma hakkı bakımından somut bir araç getiren bu hüküm, bir azami süre koymakta ama istisnasını da tanımaktadır. Önemli olan istisnanın gerekçelendirilmesi zorunluluğudur: hâkim üç ayı aşan bir duruşma günü verirken sebebini tutanağa yazmak durumundadır. Gerekçesiz uzun duruşma aralıkları, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında somut dayanak oluşturacaktır.
Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma: imza şartı (HMK m. 149/4)
|
7589 sayılı Kanun m. 22 — HMK m. 149'a eklenen dördüncü fıkra (31/10/2026'da yürürlüğe girer) "(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz." |
E-duruşmanın önündeki en pratik engel, tutanağın ıslak imzalanması zorunluluğuydu. Yeni fıkra bu zorunluluğu kural olarak kaldırmakta; ancak ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh bakımından imza şartını korumaktadır. Yani tarafın hukuki durumunu doğrudan ve geri dönülemez şekilde etkileyen işlemler için fiziki imza aranmaya devam edecektir.
Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolu (HMK m. 166 ve 168)
|
7589 sayılı Kanun m. 23 ve m. 24 "MADDE 23- 6100 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır." "MADDE 24- 6100 sayılı Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. (2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez." |
Yeni rejimde ayrım nettir: Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasındaki birleştirme kararına karşı derhal (bağımsız) istinaf yolu açıktır. Buna karşılık ayırma kararlarına ve BAM'ın birleştirme–ayırma kararlarına karşı ancak hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilir; üstelik bu husus tek başına kaldırma veya bozma sebebi sayılmaz. Bu son cümle, uygulamada usul ekonomisi lehine güçlü bir sınır çizmektedir.
Bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkındaki kararına temyiz (HMK m. 362/3)
|
7589 sayılı Kanun m. 25 — HMK m. 362'ye eklenen fıkra "(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki; a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz." |
Bu hüküm, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp kendi kararını verdiği durumlarda ortaya çıkan denetimsizlik sorununu çözmeyi amaçlar. Kesinlik sınırının altında kalan bir uyuşmazlıkta BAM'ın yeniden verdiği karar, ilk derece kararından esaslı ölçüde ayrılıyorsa temyiz yolu açılır; fark küçükse veya karar sadece yargılama gideri/vekâlet ücretine ilişkinse temyiz kapalıdır. İdari yargıda da tam simetrik bir düzenleme yapılmıştır (aşağıda İYUK m. 46).
Maddi Hukuk: Faiz Rejiminde İki Büyük Değişiklik
1) Yasal faiz artık sabit değil: reeskont oranının yüzde sekseni
|
7589 sayılı Kanun m. 10 — 3095 sayılı Kanun m. 1 (yeni metin) "MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur." |
Yirmi yıldır yüzde 9 olarak uygulanan, 1 Haziran 2024'ten itibaren yüzde 24'e yükseltilen kanuni faiz, artık sabit bir oran değildir. Sistem şöyle işler:
· Ana kural: Yılın tamamı için, TCMB'nin bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80'i.
· Yıl ortası düzeltmesi: 30 Haziran günü geçerli reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık oranından beş puan veya daha çok farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın %80'i uygulanır.
Uygulamadaki hesap açıktır: TCMB'nin 31 Aralık 2025 tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı %38,75 olduğundan, hükmün yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 itibarıyla kanuni faiz 38,75 × 0,80 = yıllık %31 olarak hesaplanmaktadır.
Kanuni (yasal) faiz oranının dönemsel seyri
|
Dönem |
Yıllık kanuni faiz oranı |
Dayanak |
|
01.01.2006 – 31.05.2024 |
%9 |
3095 s. K. m. 1 (eski) uyarınca belirlenen oran |
|
01.06.2024 – 30.07.2026 |
%24 |
3095 s. K. m. 1 (eski) uyarınca belirlenen oran |
|
31.07.2026 – … |
%31 (31.12.2025 reeskont oranı %38,75 × 0,80) |
3095 s. K. m. 1 (7589 s. K. m. 10 ile değişik) |
|
Geçiş hükmü yok — faiz dönemsel hesaplanır. Geçici Madde 1'de yasal faize ilişkin bir geçiş kuralı bulunmamaktadır. Bunun pratik sonucu, faizin işlediği döneme göre hesaplanmasıdır: 2023'te doğmuş bir alacakta faiz, 31.05.2024'e kadar %9, 01.06.2024–30.07.2026 arası %24, 31.07.2026'dan sonra %31 üzerinden dönem dönem hesaplanır. Dava ve icra takibi dilekçelerinde tek oran üzerinden yapılan hesaplar, 31.07.2026'dan sonraki dönem bakımından eksik talep riski taşır. Bilirkişi hesap raporlarının bu üç dönemi ayrı ayrı göstermesi istenmelidir. |
2) Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz başlangıcı (TBK m. 55)
|
7589 sayılı Kanun m. 18 — TBK m. 55'e eklenen fıkralar "Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir." |
|
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/(9) "(9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." |
Bu düzenleme, trafik kazası ve iş kazası kaynaklı tazminat davalarının ekonomisini doğrudan değiştirmektedir. Uygulamada tazminatın tamamına olay tarihinden faiz yürütülmesi yaygındı; yeni hüküm, tazminatın geleceğe ilişkin (kazancın bilinemediği) kısmına ancak karar tarihinden faiz işletilmesini öngörmektedir. İkinci fıkra ise sigorta şirketlerinin yargılama öncesi yaptığı ara ödemelerin oransal mahsubunu düzenleyerek, ödeme tarihindeki değer üzerinden hesap yapılmasını sağlamaktadır.
|
Sınır tarihi olay tarihidir, dava tarihi değil. Geçici m. 1/(9) uyarınca yeni faiz rejimi yalnızca 31.07.2026'dan sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylara uygulanır. Bu tarihten önceki kazalar bakımından dava 2027'de açılsa dahi eski hükümler geçerlidir. Dilekçedeki faiz talebinin dayanağı, olayın tarihine göre kurulmalıdır. |
İcra ve Satış Hukuku
Ortaklığın giderilmesinde mirasçılara kapalı birinci artırma (İİK m. 114)
|
7589 sayılı Kanun m. 1 — İİK m. 114'e eklenen cümleler ve değiştirilen bentler "Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır." "6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu." "8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği. 9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedeli yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirileceği." |
Uygulamada "aile taşınmazının yabancıya gitmesi" şikâyetine cevap veren bu düzenleme üç yenilik getirmektedir:
· Mirasçılara kapalı birinci artırma. Şartları dar tutulmuştur: (i) tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edinmiş olması ve (ii) mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmaması gerekir. Paydaşlardan biri payını üçüncü kişiye devretmişse hüküm uygulanmaz. Ayrıca bu usul bir defaya mahsustur: kapalı birinci artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel hükümlere göre herkese açık yapılır.
· Kapalı artırmada eşik yüzde yüz. Mirasçılar arasındaki birinci artırmada teklifin muhammen kıymetin tamamını geçmesi gerekir. Bu, mirasçıya öncelik tanınmasının bedelidir: düşük bedelle paydaşın elden çıkarılmasını engeller.
· İhale bedelini yatırmayana idari para cezası. Teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilir ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Ayrıca teminatın akıbeti ayrıntılı olarak düzenlenmiştir: ortaklığın giderilmesinde teminat, satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödenir; bedeli yatırmayan bizzat paydaş ise teminatın tamamı diğer pay sahiplerine gider.
|
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/(1) "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur." |
Vesayet altındaki kişinin taşınmazının satışı: elektronik satış portalı (TMK m. 440 ve 444)
|
7589 sayılı Kanun m. 11 ve m. 12 (31.10.2026'da yürürlüğe girer) "MADDE 11- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine 'talimat uyarınca,' ibaresinden sonra gelmek üzere 'Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında' ibaresi eklenmiştir." "MADDE 12- 4721 sayılı Kanunun 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir." |
Vesayet altındaki kişilere ait taşınmazların satışı da e-satış portalına taşınmıştır. Uygulamadaki en önemli yenilik, vesayet makamının onama kararını on gün içinde vermesi zorunluluğudur — ihale sonrası belirsizlik süresini kısaltan bu süre, alıcı bakımından öngörülebilirlik sağlar. Bu iki madde 31 Ekim 2026'da yürürlüğe girecek olup, Geçici m. 1/(5) uyarınca yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz.
İdari Yargı: Tek Hâkim Sınırı, İstinaf ve Temyiz
Tek hâkimle görülecek davalar ve 486.000 TL sınırı (2576 sayılı Kanun m. 7)
|
7589 sayılı Kanun m. 4 — 2576 sayılı Kanun m. 7/1 (yeni metin) "1. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir: a) Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları. b) İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar. c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar. d) Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar. e) Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar. f) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar." Aynı maddeyle, 2576 sayılı Kanun m. 7'nin ikinci fıkrasındaki "yirmibeşbin" ibaresi "dört yüz seksen altı bin" şeklinde değiştirilmiştir. |
Tek hâkimle görülecek dava türleri genişletilmiş, parasal sınır 486.000 TL'ye yükseltilmiştir. Kritik istisnalar korunmuştur: düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar, öğrenciler hakkında uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucu doğuran disiplin cezaları ile mesleki faaliyeti geçici veya sürekli engelleyen meslek kuruluşu disiplin cezaları tek hâkim kapsamı dışındadır. Geçici m. 1/(2) uyarınca bu değişiklik 31.07.2026'dan sonra açılan davalarda uygulanır.
İstinafta gerekçe değiştirme ve kaldırma hâllerinin sınırlandırılması (İYUK m. 45)
|
7589 sayılı Kanun m. 5 — İYUK m. 45/3 ve 45/5 (yeni metin) "3. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda; a) Kararı hukuka uygun bulursa, b) Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek, c) Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak, istinaf başvurusunun reddine karar verir." "5. Bölge idare mahkemesi; a) İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, b) Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması, c) Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi, d) Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi, e) Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi, f) Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi, g) Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi, hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez." |
İki yenilik öne çıkar. Birincisi, bölge idare mahkemesi artık sonucu doğru ama gerekçesi yanlış veya eksik kararlarda gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. İkincisi, kaldırma ve gönderme hâlleri tahdidi olarak sayılmış, keşif/bilirkişi ve duruşma eksikliklerinde BAM'ın eksikliği kendisi giderebileceği belirtilmiştir. Son cümle, dosyaların ilk derece ile istinaf arasında gidip gelmesini engellemeyi amaçlayan sert bir kuraldır.
İdari yargıda temyiz yolunun açılması (İYUK m. 46)
|
7589 sayılı Kanun m. 6 — İYUK m. 46'ya eklenen ikinci fıkra "2. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz: a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar. b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar. e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar. f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar." Aynı maddeyle m. 46'nın birinci fıkrasının başına "1." ibaresi eklenmiş ve (c) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. |
Bu, idari yargıda istinafta kesinleşen kararlar sorununa getirilen çözümdür: BAM ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar verdiyse, kural olarak Danıştay'da temyiz yolu açılır. Altı istisna sayılmıştır; bunlar arasında tek hâkimle görülen davalar ve 6458 sayılı Kanun'dan (yabancılar ve uluslararası koruma) kaynaklanan davalar da yer almaktadır. Geçici m. 1/(3) uyarınca yeni hüküm, yalnızca 31.07.2026'dan sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır.
Danıştay'ın geçiş rejimi uzatıldı (2575 sayılı Kanun geçici m. 27)
|
7589 sayılı Kanun m. 3 "MADDE 3- 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin onüçüncü fıkrasında yer alan 'on yıl' ibaresi 'on dört yıl' şeklinde değiştirilmiş ve maddenin onyedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. Bu fıkra hükümleri, 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmaz." |
Danıştay'ın daire yapısına ilişkin geçiş süresi dört yıl uzatılmış, ilgili fıkranın uygulanması 23 Temmuz 2030'a ertelenmiştir. Bu madde, 7589'un 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren tek hükmüdür (m. 26/1-a).
Diğer Düzenlemeler
Noterlik evrakının incelenmesi ücretsiz (1512 sayılı Kanun m. 55)
|
7589 sayılı Kanun m. 2 — Noterlik Kanunu m. 55 (yeni metin) "MADDE 55- Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarına veya resmî daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarır aslına uygunluğunu onaylar. Noter, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını ilgili mercie gönderir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir. Bu madde uyarınca yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmez. Posta masrafı ve 112 nci madde uyarınca düzenlenen tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz." |
Hâkim ve savcı yardımcılığı: eğitim, yazılı ve sözlü sınav (2802 sayılı Kanun m. 10)
Kanun'un 8. maddesiyle hâkim ve savcı yardımcılarına verilecek eğitimin konuları kanun düzeyinde sayılmıştır: "Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konuları." Yazılı sınavda yalnızca eğitim verilen konulardan soru sorulacaktır. Sözlü sınav bakımından ise dört değerlendirme ölçütü ve puanlama yöntemi kanunla belirlenmiştir:
|
7589 sayılı Kanun m. 8 — 2802 sayılı Kanun m. 10 (sözlü sınav ölçütleri) "Sözlü sınavda hâkim ve savcı yardımcısının; a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi, b) Mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği, c) Özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu, ç) Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi, değerlendirilir. Sözlü sınav, bu fıkrada belirtilen hususların her biri yirmibeşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Sözlü sınav kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Sözlü sınav puanı, üyelerin yüz üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. Sözlü sınav sonuçları, sözlü sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir. […]" |
Sözlü sınav puanlarının üye bazında ayrı ayrı tutanağa geçirilmesi, sınav sonuçlarına karşı açılacak iptal davalarında denetim imkânı bakımından önemlidir.
Gereksiz bilirkişiye başvurmak disiplin sebebi (2802 sayılı Kanun m. 63)
|
7589 sayılı Kanun m. 9 "MADDE 9- 2802 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir. f) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak," |
Hukuki değerlendirmenin bilirkişiye devredilmesi, HMK m. 266 ve CMK m. 63'teki açık yasağa rağmen uygulamada süregelen bir sorundu. 7589, bu davranışı doğrudan hâkim ve savcılar için disiplin cezasını gerektiren hâl olarak düzenlemiştir. Bu hüküm, "hukuki konuda bilirkişiye gidilemez" itirazını ileri süren taraf bakımından güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.
Adli tıpta görev süresi (2659 sayılı Kanun m. 26)
|
7589 sayılı Kanun m. 7 — 2659 sayılı Kanun'un mülga m. 26'sının yeniden düzenlenmesi "Atama ve görev süresi: MADDE 26- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır. Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder." |
Geçici m. 1/(4) uyarınca, yürürlük tarihi itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erer; dört yıldan az görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlar. Görev süresi sona erenler, yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder.
Geçiş Hükümleri Haritası: Geçici Madde 1
7589 sayılı Kanun'un uygulamadaki asıl belirleyicisi Geçici Madde 1'dir. On fıkranın her biri farklı bir kanun değişikliğinin zaman bakımından uygulama kuralını koymaktadır. Aşağıdaki tablo, hangi değişikliğin hangi dosyalara uygulanacağını tek bakışta göstermektedir.
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1 — fıkra fıkra uygulama alanı
|
Fıkra |
İlgili değişiklik |
Uygulama kuralı |
|
(1) |
İİK m. 114 |
Yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz; onlarda eski hükümler devam eder |
|
(2) |
2576 s. K. m. 7 (tek hâkim / parasal sınır) |
Yürürlükten sonra açılan davalarda uygulanır |
|
(3) |
İYUK m. 46 (temyiz) |
Yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır; önceki kararlarda eski hükümler |
|
(4) |
2659 s. K. m. 26 (adli tıp görev süresi) |
Dört yıl ve fazlasını doldurmuş olanların görevi sona erer; azını doldurmuş olanlar kalan süreyi tamamlar |
|
(5) |
TMK m. 440 ve 444 |
Yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz |
|
(6) |
TCK m. 158/4 — kanun yolundaki dosyalar |
BAM ceza dairelerindeki dosyalarda bozma kararı verilip ilk derece mahkemesine gönderilir; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir |
|
(7) |
TCK m. 158/4 — infaz aşamasındaki dosyalar |
Hakkında TCK m. 168 uygulanmamış hükümlüler, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde zararı tamamen giderirse TCK m. 168/2'den yararlanabilir; bu süre içinde infaz ertelenemez veya durdurulamaz; kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle sonradan kesinleşen hükümler de kapsamdadır |
|
(8) |
CMK m. 308/1 (Başsavcı itirazı) |
Yürürlükten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır |
|
(9) |
TBK m. 55 (faiz başlangıcı) |
Yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır |
|
(10) |
HMK m. 107 (belirsiz alacak davası) |
Yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam olunur |
TCK m. 158/4'e ilişkin altıncı ve yedinci fıkraların tam metni, uygulamada en çok tereddüt yaratan hükümler olduğundan aşağıda birebir verilmiştir:
|
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/(6) ve (7) "(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir. (7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır." |
Uygulama Rehberi: Dosya Bazında Kontrol Listesi
6. Derdest ceza dosyalarınızda HAGB talebinizi yenileyin. 31.07.2026 öncesinde "kurum yürürlükten kalkacak" gerekçesiyle değerlendirilmeyen taleplerin yeni metne göre yeniden ele alınması gerekir. Denetim süresinin beş yıl olduğunu ve dava zamanaşımının duracağını müvekkile açıklayın.
7. HAGB kararına karşı süreyi istinaf olarak hesaplayın. Eski refleksle "itiraz" dilekçesi verilmesi süre kaybına yol açabilir. CMK m. 272/3'teki kesinlik sınırını ayrıca kontrol edin.
8. İşkence, eziyet ve kötü muamele dosyalarında HAGB'ye itiraz edin. CMK m. 231/14 artık bu suçlar bakımından açık bir yasak getirmektedir.
9. Kaçak sanık dosyalarında güvenlik tedbirini takip edin. Güvenlik tedbirine hükmedilmişse, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edin (CMK m. 247/3).
10. Moleküler genetik inceleme kaydı bulunan dosyalarda imha ve silme talebinde bulunun. Beraat, KYOK veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde imha derhâl yapılmalıdır; diğer hâllerde saklamayı gerektiren amacın kalkması hâlinde silme talep edilebilir (CMK m. 80/2).
11. TCK m. 157–158 dosyalarında 158/4 değerlendirmesini açıkça isteyin. Dosya BAM'da ise bozma, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ise ilk derece mahkemesine gönderme; infazda ise ek karar yolu işletilmelidir.
12. İnfazdaki dosyalarda zarar giderimi için süre ve usul tuzağına dikkat edin. Altı aylık süre mahkemece yapılacak ihtarla başlar; ödeme yapılsa dahi infaz durmaz. Ödemeden önce kapsam değerlendirmesinin yaptırılmasını talep edin.
13. Yeni açacağınız alacak davalarında kısmi dava + talep artırımı takvimi kurun. Artırım bir defaya mahsustur ve tahkikat sona ermeden yapılmalıdır. Artırım dilekçesini bilirkişi raporu kesinleşmeden vermeyin.
14. Derdest belirsiz alacak davalarını gözden geçirin. 31.07.2026'dan önce açılmış davalarda HMK m. 107 uygulanmaya devam eder (Geçici m. 1/10); dosyayı yeni rejime taşımaya çalışmak gereksiz risk yaratır.
15. Faiz taleplerinizi üç döneme bölün. %9 – %24 – %31 dönemlerini ayrı ayrı hesaplatın; icra takip taleplerinde ve ıslah dilekçelerinde tek oran kullanmayın.
16. Tazminat dosyalarında olay tarihini kontrol edin. TBK m. 55'in yeni faiz rejimi yalnızca 31.07.2026'dan sonraki olaylara uygulanır; önceki olaylarda eski uygulama sürer.
17. Sigorta şirketinin ara ödemelerini belgeleyin. Yeni TBK m. 55 uyarınca ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir; ödeme tarihleri ve tutarları kesin biçimde dosyaya girmelidir.
18. Duruşma aralığı üç ayı aşıyorsa tutanağa geçirtin. HMK m. 147/3 uyarınca hâkimin gerekçesini belirtmesi gerekir; gerekçesiz uzun aralıklar makul sürede yargılanma hakkı bakımından dayanak oluşturur.
19. Ortaklığın giderilmesi dosyalarında mirasçı statüsünü belgeleyin. Kapalı birinci artırmadan yararlanmak için tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edinmiş olması ve üçüncü kişi mülkiyetinin bulunmaması gerekir; teklif muhammen kıymetin tamamını geçmelidir.
20. İdari yargıda BAM kararının niteliğini ayırt edin. BAM istinaf başvurusunu reddetmişse kesinlik kuralları; ilk derece kararını kaldırıp yeniden karar vermişse İYUK m. 46/2 uyarınca otuz gün içinde Danıştay'da temyiz yolu gündeme gelir.
21. Hukuki konularda alınan bilirkişi raporlarına itiraz ederken yeni disiplin hükmünü hatırlatın. 2802 sayılı Kanun m. 63/2-(f) artık bunu açıkça disiplin cezasını gerektiren hâl saymaktadır.
|
Önemli: Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğinden, Kanun'un uygulanmasına ilişkin Yargıtay ve Danıştay içtihadı henüz oluşmamıştır; özellikle TCK m. 158/4'ün kapsamı, HAGB'de müsadere istisnasının anayasallığı ve yasal faizin geçmiş dönem alacaklarına etkisi tartışmalı konulardır. Somut durumunuza özgü değerlendirme için bir avukattan destek almanızı öneririz. |
|
7589 Sayılı Kanun'un Dosyanıza Etkisi — LimanLegal Hukuk Bürosu Yargı paketleri, çoğu zaman yeni bir hak getirmekten çok mevcut hakların hangi usulle ve hangi süre içinde kullanılacağını değiştirir. 7589 sayılı Kanun'da da belirleyici olan, kanun yolunun adı (itiraz mı istinaf mı), sürenin başlangıcı (ihtar mı tebliğ mi), dosyanın hangi aşamada olduğu ve olayın hangi tarihte gerçekleştiğidir. Yanlış kanun yoluna başvurmak veya geçiş hükmünü gözden kaçırmak, esasında haklı olan bir talebi esasa girilmeden sonuçsuz bırakabilir. İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, ceza yargılaması ve infaz hukuku, dolandırıcılık ve bilişim suçları, tazminat ve alacak davaları ile icra ve idari yargı uyuşmazlıklarında; 7589 sayılı Kanun'un derdest dosyalara etkisinin değerlendirilmesi, uyarlama ve ek karar başvuruları ile kanun yolu dilekçelerinin hazırlanması konularında hukuki destek sunmaktadır. Hemen İletişime Geçin — https://www.limanlegal.com/iletisim |
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity