Yağma (Gasp) Suçu ve Etkin Pişmanlık: Cezası, Unsurları ve Yargıtay Kararları (TCK m. 148-150, m. 168)
Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 11 Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 55 dakika
Yağma (gasp) suçu, bir kişiyi cebir kullanarak ya da hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırılacağı yahut malvarlığına büyük bir zarar verileceği tehdidiyle bir malı teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmaktır; cezası TCK m. 148/1 uyarınca altı yıldan on yıla, nitelikli hâllerde TCK m. 149/1 uyarınca on yıldan on beş yıla kadar hapistir. Halk arasında “gasp” denilen bu fiilin kanundaki adı “yağma”dır. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında yer almaz, ağır ceza mahkemesinde yargılanır ve tutuklama bakımından katalog suçtur. Buna karşılık kanun, alacağını tahsil etmek isteyen kişi (m. 150/1), değeri az mal (m. 150/2) ve zararı gideren fail (m. 168/3) için cezayı önemli ölçüde azaltan hükümler içerir. Bu rehber, 11 Ekim 2026 itibarıyla güncel kanun metinlerini ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 6. Ceza Dairesinin ağırlıklı olarak 2023–2026 tarihli kararlarını birebir alıntılarla bir araya getirir. Somut dosyanız için LimanLegal Hukuk Bürosu ile görüşebilirsiniz.
Kısa cevaplar
- Yağma (gasp) suçunun cezası kaç yıl? Temel hâlde altı yıldan on yıla kadar hapis (TCK m. 148/1); silahla, gece vakti, birden fazla kişiyle, konutta veya iş yerinde işlenmesi gibi nitelikli hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis (TCK m. 149/1).
- Telefonu veya çantayı elinden çekip almak yağma mı? Mağdurun direncini kırmaya yönelik cebir yoksa fiil, beş yıldan on yıla kadar hapis gerektiren nitelikli hırsızlıktır (TCK m. 142/2-b); mağdur direnir ve bu direnç cebirle kırılırsa fiil yağmaya dönüşür.
- Alacağını zorla almak gasp sayılır mı? Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanan kişi hakkında yağma cezası değil, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m. 150/1). Kumar borcu gibi hukuken korunmayan alacaklar ve alacağı bariz biçimde aşan talepler bu kapsamda değildir.
- Malın değeri azsa ceza iner mi? Ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir (TCK m. 150/2). İndirim zorunlu değildir; hâkim takdirini gerekçesiyle kullanır.
- Yağmada etkin pişmanlık cezayı ne kadar indirir? Zarar kovuşturma başlamadan önce tamamen giderilirse cezanın yarısına kadarı, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce giderilirse üçte birine kadarı indirilir (TCK m. 168/3). Kısmi iadede ayrıca mağdurun rızası aranır (TCK m. 168/4).
- Yağma şikâyete bağlı mı, uzlaştırma var mı? Hayır. Suç resen soruşturulur; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez ve yağma, CMK m. 253'te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir.
- Yağmada tutuklama olur mu? Yağma (TCK m. 148, 149), CMK m. 100/3-a-8'de sayılan katalog suçlardandır; kuvvetli şüphe hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir. Ölçülülük şartı (CMK m. 100/1) ve adli kontrol seçeneği (CMK m. 109) her dosyada ayrıca değerlendirilir.
- HAGB veya erteleme mümkün mü? Her ikisi de iki yıl veya daha az hapis cezasında mümkündür (CMK m. 231/5, TCK m. 51/1). Temel yağmada alt sınır altı yıl olduğundan bu sınıra ancak değer azlığı, teşebbüs, yaş küçüklüğü ve etkin pişmanlık gibi indirimlerin birleştiği dosyalarda inilebilir.
- Yağma ne zaman tamamlanmış sayılır? Cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında; yani mağdurun mal üzerindeki tasarruf imkânı ortadan kalktığında. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ölçütü 02.07.2025 tarihli kararında yeniden teyit etmiştir.
Yağma (gasp) suçu nedir? Kanun metni (TCK m. 148)
Yağma, başkasının zilyetliğindeki bir malın cebir veya tehditle alınmasıdır; kanun bu suçu hırsızlıktan ayrı ve çok daha ağır bir ceza ile düzenlemiştir. Suçun temel şekli, senedin yağması ve “cebir sayılan hâl” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinde yer alır.
Yağma – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 148
MADDE 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yağmayı “zor yoluyla hırsızlık” olarak da adlandırır ve suçun birden fazla hukuki değeri koruduğunu vurgular. Kurul, on dört ve on beş yaşlarındaki iki çocuğun, yaşıtları olan mağdura tekme ve tokat atarak 200 TL'sini aldıkları kabul edilen olaya ilişkin 2025 tarihli kararında suçu şöyle tanımlamıştır:
"Bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanan yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Yağmanın, hırsızlık suçuna nispeten ilave unsurunun, malı almak için cebir veya tehdit kullanılması olduğu söylenebilir. (...) Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet, yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir"— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484
Bu tanımın pratik sonucu şudur: yağma bir “bileşik suç”tur. Malı almak için kullanılan tehdit ve basit düzeydeki cebir ayrıca cezalandırılmaz, yağmanın içinde erir. Aynı Kurul kararında, madde metninde açıkça yazmasa da malın “faydalanma kastıyla” alınması gerektiğinin uygulamada tartışma konusu olmaktan çıktığı da belirtilmiştir. Öğretide Ersan Şen ve Muhammed Enes Efe de “Sahip Olma Teorisi Kapsamında Hırsızlık ve Yağma Suçları” başlıklı yazılarında yağmada yarar sağlama amacının aranması gerektiğini savunmaktadır.
Yağma suçunun unsurları

Yağma suçunun oluşması için üç şeyin birlikte gerçekleşmesi gerekir: cebir veya kanunda sayılan nitelikte bir tehdit, bir malın teslimi veya alınması ve bu ikisi arasında nedensellik bağı. Aşağıdaki tablo suçun unsurlarını ve usule ilişkin temel özelliklerini, dayanak maddeleriyle birlikte özetler.
| Başlık | Açıklama ve dayanak |
|---|---|
| Korunan hukuki değer | Kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484). |
| Fail | Herkes olabilir; kanun fail bakımından özel bir sıfat aramaz (TCK m. 148/1: “... mecbur kılan kişi”). |
| Mağdur | Cebir veya tehdide maruz kalan ve malı teslim etmeye ya da alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılan kişi. Tehdit mağdurun yakınına yönelik de olabilir (TCK m. 148/1). |
| Suçun konusu | Mal (TCK m. 148/1); borç doğuran veya borcu sona erdiren senet ve vesika (TCK m. 148/2). |
| Hareket | Araç hareket: cebir veya tehdit. Amaç hareket: malın teslim edilmesi veya alınması. Mağdurun herhangi bir vasıtayla kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de cebir sayılır (TCK m. 148/3). |
| Tehdidin içeriği | Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarar (TCK m. 148/1). Başka değerlere yönelik tehdit yağmayı oluşturmaz. |
| Manevi unsur | Kast. Yargıtay, hırsızlıkta olduğu gibi faydalanma (yararlanma) amacını da arar. |
| Nitelikli hâller | Silah, kendini tanınmayacak hâle koyma, birden fazla kişi, yol kesme, konut, iş yeri ve eklentileri, kendini savunamayacak kişi, suç örgütünün korkutucu gücü, örgüte yarar sağlama, gece vakti (TCK m. 149/1). |
| Daha az ceza gerektiren hâller | Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı (TCK m. 150/1); malın değerinin azlığı (TCK m. 150/2). |
| Teşebbüs ve zincirleme suç | Teşebbüse elverişlidir (TCK m. 35). Zincirleme suç hükümleri yağmada uygulanmaz (TCK m. 43/3). |
| Şikâyet ve uzlaştırma | Şikâyete bağlı değildir. Uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında sayılmamıştır (CMK m. 253/1). |
| Etkin pişmanlık | Zararın giderilmesi hâlinde cezanın yarısına veya üçte birine kadarı indirilir (TCK m. 168/3); kısmi iadede mağdurun rızası aranır (TCK m. 168/4). |
| Görevli mahkeme | Ağır ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 12). |
| Tutuklama | Katalog suç (CMK m. 100/3-a-8). |
| Dava zamanaşımı | On beş yıl (TCK m. 66/1-d). |
Cebir: mala değil kişiye yönelmeli
Yağmadaki cebir, mağdurun direncini kırmak veya direnmesini baştan engellemek için kişiye uygulanan fiziksel güçtür. Kuvvetin yalnızca eşyaya yönelmesi, örneğin omuzdaki çantanın aniden çekilip alınması, tek başına cebir sayılmaz. Bu ayrım aşağıda “kapkaç” başlığında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Tehdit: herkes tarafından tehdit olarak algılanacak nitelikte olmalı
Yağmayı oluşturan tehdit, objektif olarak korkutmaya elverişli olmalı ve kanunda sayılan değerlere yönelmelidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2024 tarihli bir bozma kararında tehdidin sözle olduğu kadar davranışla da gerçekleşebileceğini, ancak mağdurun kişisel ürkekliğinin tek başına yetmeyeceğini açıklamıştır:
"Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle de tehdit edilebilir. Mesela sanık bıçağı eline aldı veya silahı yada silah gibi görünen nesneyi kemerine takmış onu göstererek çabuk eşyaları ver vs. dedi. Mağdur korkarak verdi. Tabi ki yağma olacak. Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekir yoksa mağdurun korkaklığından dolayı öyle algılaması yetmez."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2022/9997, K. 2024/5318
Aynı kararda “Yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdit yağma suçunu oluşturmaz.” denilmiştir. Dolayısıyla “seni rezil ederim”, “bunu ailene anlatırım” gibi şeref ve saygınlığa yönelen tehditlerle para veya senet alınması yağma değil, koşulları varsa şantaj suçunu gündeme getirir.
Nedensellik bağı ve suç sayısı
Mal, cebir veya tehdidin etkisiyle verilmiş ya da alınmış olmalıdır. Cebir başka bir saikle (kıskançlık, kavga, öç) uygulanmış ve mal bununla bağlantısız biçimde alınmışsa fiilin yağma olarak nitelendirilmesi tartışmalı hâle gelir. Suç sayısı bakımından ölçüt malvarlığıdır: zincirleme suç hükümleri yağmada uygulanmadığından (TCK m. 43/3) ayrı malvarlıklarına yönelen eylemler ayrı suç oluşturur; buna karşılık Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.12.2024, E. 2023/1558, K. 2024/13371 sayılı kararında, aile konutunda para isteyip verilmeyince anne, baba ve kardeşine saldıran sanığın eylemini “zaman ve mekan bütünlüğü içerisinde aynı malvarlığına yönelik” tek bir yağmaya teşebbüs saymıştır.
Yağma (gasp) suçunun cezası kaç yıl? Nitelikli yağma (TCK m. 149)
Yağma suçunun cezası temel hâlde altı yıldan on yıla kadar, nitelikli hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapistir. Kanun yağma için adli para cezası öngörmemiştir. Nitelikli hâller TCK m. 149'da sekiz bent hâlinde sayılmıştır.
Nitelikli yağma – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 149
MADDE 149- (1) Yağma suçunun;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,
e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
h) Gece vaktinde,
İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
| Hâl | Madde | Kanundaki ceza |
|---|---|---|
| Yağmanın temel şekli | TCK m. 148/1 | Altı yıldan on yıla kadar hapis |
| Senedin yağması (senet imzalatma, senedi alma veya imha ettirme) | TCK m. 148/2 | Aynı ceza (altı yıldan on yıla kadar hapis) |
| Silahla yağma | TCK m. 149/1-a | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Kendini tanınmayacak hâle koyarak (maske vb.) | TCK m. 149/1-b | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Birden fazla kişi tarafından birlikte | TCK m. 149/1-c | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Yol keserek, konutta, iş yerinde veya eklentilerinde | TCK m. 149/1-d | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı | TCK m. 149/1-e | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak veya örgüte yarar sağlamak için | TCK m. 149/1-f, g | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Gece vaktinde | TCK m. 149/1-h | On yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Yağma sırasında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama | TCK m. 149/2 | Yağma cezasına ek olarak kasten yaralama hükümleri |
| Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı | TCK m. 150/1 | Ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler |
| Malın değerinin azlığı | TCK m. 150/2 | Ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir |
Birden fazla nitelikli hâlin birlikte gerçekleşmesi (örneğin gece vakti, silahla ve iki kişiyle) cezayı on beş yılın üzerine çıkarmaz; ceza yine on yıl ile on beş yıl arasında belirlenir. Ancak hâkim temel cezayı belirlerken suçun işleniş biçimini, kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yeri gözetir (TCK m. 61/1); uygulamada birden fazla bendin gerçekleşmesi alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi yapılmaktadır.
Bıçakla, silahla yağma: oyuncak tabanca silah sayılır mı?
Silah kavramı ceza kanunlarında geniştir: ateşli silahların yanında bıçak gibi kesici ve delici aletler ile saldırı ve savunmada fiilen kullanılmaya elverişli her şey silahtır. Tanım TCK m. 6'da yer alır.
Tanımlar (silah ve gece vakti) – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6
MADDE 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; (...)
e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler, (...)
anlaşılır.
Gerçek olmayan silahlar bakımından Yargıtay'ın ölçütü, nesnenin mağdur üzerindeki korkutucu etkisidir. İstanbul Anadolu Yakası'ndaki bir banka şubesinde plastik oyuncak tabancayla “bu bir soygundur” diyen sanık hakkında ilk derece mahkemesi gönüllü vazgeçme nedeniyle beraat kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi ise nitelikli yağmaya teşebbüsten mahkûmiyet kurmuştur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi mahkûmiyeti onarken silah nitelikli hâlini şu gerekçeyle yerinde bulmuştur:
"Sanığın olayda kullandığı oyuncak tabancanın, olay yerinin gösterir görüntülerin incelenmesi sonucu ilk bakışta silah olarak algılanan ve korkutucu etkisinin bulunduğu kabul edilmekle, sanık müdafiinin temyiz sebebi yerinde görülmemekle hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.05.2023, E. 2021/25306, K. 2023/10932
Bu karardan çıkan sonuç, oyuncak veya kurusıkı tabancanın “nasılsa gerçek değil” savunmasıyla nitelikli hâlin dışında kalmayacağıdır; belirleyici olan, ilk bakışta silah olarak algılanması ve korkutucu etkisidir. Buna karşılık mahkemenin, kullanılan nesnenin niteliğini araştırmadan yalnızca “sırtıma bir cisim dayadı” beyanıyla silah bendini uygulaması yeterli görülmemektedir; nesnenin TCK m. 6/1-f kapsamında olup olmadığı ya da en azından silah görüntüsüyle korkutucu etki yaratıp yaratmadığı kararda tartışılmalıdır.
Gece vakti yağma: saat nasıl belirlenir?
Gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat öncesine kadar sürer (TCK m. 6/1-e). Olay saati bu sınıra yakınsa mahkeme, suç tarihindeki güneş batış saatini resmî çizelgeden tespit etmek zorundadır; saat kesin olarak belirlenemiyorsa şüphe sanık lehine değerlendirilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, saat 20.00 sıralarında gerçekleşen bir olayda gece bendinin uygulanmasını bozma nedeni yapmıştır:
"Katılanlar ve mağdur beyanı, dosya kapsamı ve mahkemenin kabulü incelendiğinde eylemin olay tarihinde saat 20.00 sıralarında meydana geldiği, ilk derece mahkemesince yağma suçunun gece vakti işlendiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h bendi de uygulanmış ise de; Ulusal Yargı Ağı Proje sisteminde yer alan çizelgede güneş batış saatinin 18.12 olduğu ve yaz saati uygulamasına göre gece vaktinin 20.12’de başladığı gözetildiğinde; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h bendinin uygulanma şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde fazla ceza tayini,"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.12.2024, E. 2023/1558, K. 2024/13371
On iki dakikalık fark, bu dosyada gece bendinin uygulanmasını hukuka aykırı kılmış ve fazla ceza tayini nedeniyle bozmaya yol açmıştır (olay konutta geçtiğinden başka bir nitelikli hâl de bulunuyordu); gece vaktinin tek nitelikli hâl olduğu dosyalarda ise aynı fark cezanın alt sınırını altı yıldan on yıla çıkarır. Savunma bakımından olay saatinin kamera kaydı, çağrı kayıtları ve tutanak saatleriyle netleştirilmesi bu nedenle önem taşır.
Birden fazla kişiyle yağma: gözcülük yapan da sayılır mı?
Bu nitelikli hâl için yağmanın en az iki kişi tarafından “müşterek fail” olarak işlenmesi gerekir; diğer kişinin yalnızca azmettiren veya yardım eden konumunda kalması yetmez. Yargıtay 6. Ceza Dairesi madde gerekçesine dayanarak bu ayrımı şöyle ifade etmiştir:
"5237 sayılı Kanunun 149 uncu maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, iki veya daha fazla kişinin suçu birlikte işlemesi hâlinde bu kişilerin hepsi müşterek faildir. Yağma suçunun iştirak hâlinde işlenmesine rağmen, müşterek faillik ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, örneğin diğer suç ortaklarının azmettiren veya yardım eden olması hâllerinde, bu nitelikli unsur dolayısıyla cezada artırma yapılamayacaktır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2023, E. 2023/17610, K. 2023/13423
Faillik ile yardım etme arasındaki fark cezayı iki yönden etkiler: yardım edenin cezası yarı oranında indirilir (TCK m. 39/1) ve tek failin yanında yalnızca yardım eden varsa (c) bendi uygulanmaz. Olay yerinde bulunan, mağdurun kaçmasını engelleyen veya malı fiilen alan kişi ise fiili birlikte gerçekleştirdiği için müşterek fail sayılır (TCK m. 37/1).
Evde veya iş yerinde yağma, maske takma ve savunmasız mağdur
Yağmanın konutta, iş yerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesi nitelikli hâldir. “Eklentilerinde” ibaresi bende 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'la eklenmiştir; Suat Çalışkan “Yağma Suçunda Konut Kavramının Kapsamı” başlıklı yazısında, bu değişiklikten önce Yargıtay'ın kanunilik ilkesi gereği eklentide işlenen yağmaya bu bendi uygulamadığını, değişiklikten sonra ise bahçe, avlu gibi eklentilerin açıkça kapsama girdiğini aktarır. Failin yüzünü maske veya benzeri bir araçla gizlemesi (b) bendini, mağdurun yaşı, hastalığı veya engeli nedeniyle kendisini savunamayacak durumda olması (e) bendini gündeme getirir.
(e) bendi ile TCK m. 148/3 birbirine karıştırılmamalıdır. Mağdur zaten savunmasız durumdaysa (e) bendi uygulanır; mağduru bu hâle fail getirmişse, örneğin içeceğine ilaç katarak uyutmuşsa, bu davranış TCK m. 148/3 uyarınca yağmanın cebir unsurunu oluşturur ve aynı olgu ikinci kez nitelikli hâl sayılmaz. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.01.2026, E. 2024/486, K. 2026/110 sayılı bozma kararında, yerel mahkemenin kabulüne göre katılanın kendisine verilen ilaç ve/veya alkolün etkisiyle savunamayacak hâle getirildiği dosyada (e) bendinin uygulanmasını hukuka aykırı bulmuş, bunun “148/3 maddesindeki cebir unsurunu” oluşturduğunu belirtmiştir.
Gasp ile hırsızlık (kapkaç) arasındaki fark: telefonu veya çantayı elinden çekip almak yağma mı?
Elde veya üstte taşınan eşyanın, mağdurun direnmesine fırsat bırakmadan aniden çekilip alınması yağma değil, nitelikli hırsızlıktır; mağdur eşyasını bırakmamak için direnir ve fail bu direnci kişiye yönelik cebirle kırarsa fiil yağmaya dönüşür. Kanun “kapkaç” sözcüğünü kullanmaz; bu fiil TCK m. 142/2-b'de tanımlanmıştır.
Nitelikli hırsızlık (elde veya üstte taşınan eşyayı çekip alma) – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 142/2
MADDE 142- (...) (2) Suçun; (...)
b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle, (...)
İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.
İki suç arasındaki sınırı çizen temel karar, İstanbul Anadolu Yakası'nda geçen bir olaya ilişkindir. Çekmeköy'de kaldırımda yürüyen mağdurun omzundaki çanta, yanına yaklaşan araçtaki sanık tarafından hızla çekilip alınmış, mağdur dengesini kaybedip yere düşmüştür. Yerel mahkeme fiili nitelikli hırsızlık saymış, Yargıtay 6. Ceza Dairesi “yere düşürüp sürükledikleri” gerekçesiyle yağma olduğu görüşüyle hükmü bozmuş, mahkeme direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, mağdurun olaydan hemen sonraki kolluk beyanında yalnızca çantasının çekildiğini ve dengesini kaybedip düştüğünü anlattığını, sonradan “sürüklendim” demesinin kuşkulu kaldığını ve bu kuşkunun sanık lehine yorumlanması gerektiğini belirterek Daire'nin bozma kararını kaldırmış ve fiilin nitelikli hırsızlık olduğunu kabul etmiştir. Kararın ilke bölümü şöyledir:
"Mağdura karşı herhangi bir cebir kullanılmaksızın kapkaç suretiyle gerçekleşen hırsızlık fiilleri bu bent kapsamında değerlendirilmelidir. Mağdurun eşyasını muhafaza için direnmesi ve bu nedenle cebre maruz kalması hâlinde eylemin yağma suçuna dönüşeceği, kullanılan cebrin yaralamanın basit hâli derecesinde olması durumunda, cebir yağma suçu içinde eriyeceğinden, sanığın yalnızca yağma, cebrin yaralamanın netice sebebiyle ağırlaşmış derecesine ulaşması durumunda ise failin, yaralama ve yağma suçlarından cezalandırılacağı unutulmamalıdır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2020, E. 2018/617, K. 2020/342
Kurul somut olayı ise şu cümleyle nitelendirmiştir: olay, “kuvvet sarfının mağdura değil eşyaya yöneltilerek, mağdurun direncini kıracak şekilde herhangi bir cebir eylemi gerçekleştirilmeksizin omzunda asılı çantanın çekilip alındığı, bu sırada mağdurun dengesini kaybederek yere düştüğü” biçiminde gerçekleşmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, üç üye fiilin nitelikli yağma olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
| Ölçüt | Nitelikli hırsızlık (TCK m. 142/2-b) | Yağma (TCK m. 148-149) |
|---|---|---|
| Kuvvetin yöneldiği yer | Eşya; ani çekme hareketi | Kişi; direnci kırmaya veya engellemeye yönelik cebir ya da tehdit |
| Mağdurun direnci | Direnmeye fırsat kalmaz | Mağdur direnir veya direneceği öngörülerek zor kullanılır |
| Ceza | Beş yıldan on yıla kadar hapis | Altı yıldan on yıla; nitelikli hâlde on yıldan on beş yıla kadar hapis |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 11) | Ağır ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 12) |
| Etkin pişmanlık indirimi | Üçte ikisine veya yarısına kadar (TCK m. 168/1-2) | Yarısına veya üçte birine kadar (TCK m. 168/3) |
| Değer azlığı | İndirim yapılabilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir (TCK m. 145) | Üçte birden yarıya kadar indirim yapılabilir (TCK m. 150/2) |
Uygulamada ayrım çoğu kez mağdurun ilk beyanına ve varsa kamera kaydına dayanır. “Çantamı çekti, düştüm” ile “çantamı bırakmadım, beni sürükledi, yumruk attı” anlatımları arasındaki fark, iddianamenin asliye ceza mahkemesine mi yoksa ağır ceza mahkemesine mi açılacağını belirler. Çalınan çantadaki banka kartlarının sonradan kullanılması ise ayrı bir suçtur; bu konuda banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu yazımıza bakılabilir.
Hırsızlık ne zaman yağmaya dönüşür? Yakalanınca cebir kullanmak
Hırsızlık tamamlanmadan, yani mağdurun mal üzerindeki hâkimiyeti sona ermeden kullanılan cebir veya tehdit fiili yağmaya dönüştürür; hırsızlık tamamlandıktan sonra malı geri almak isteyen kişiye uygulanan cebir ise yağma değil, hırsızlığın yanında ayrı bir kasten yaralama veya tehdit suçudur. Ceza Genel Kurulu bu ayrımı, marketten ürün alıp ödeme yapmadan çıkan, otoparkta kendisini durdurmak için aracının önüne alışveriş sepeti koyan güvenlik görevlisine rağmen aracını sürmeye devam ederek görevlinin yaralanmasına yol açan sanığa ilişkin 2025 tarihli kararında şöyle açıklamıştır:
"5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin gerekçesine bakıldığında, mağdurun hırsızlığa konu mal üzerindeki zilyetliği sona erene kadar kullanılan cebir ya da tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürürken, hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmeyecek, hırsızlık ve kasten yaralama veya tehdit gibi iki ayrı suçun oluşmasına neden olacaktır. (...) Failin, suça konu eşyayı bulunduğu yerden aldığı andan itibaren, olayı fiilen engelleme imkânı olan kişiler tarafından kesintisiz takip sonucu eşyayı hakimiyeti altına alamadan yakalanması hâlinde de eylemin teşebbüs aşamasında kalması söz konusudur. Her hâlükârda zilyedin/mağdurun mal üzerindeki tasarruf yetkisinin, cebir kullanılarak malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılındığı anda ortadan kalktığında tereddüt bulunmamasına nazaran, eylemin yağma suçuna evrileceği/müncer olacağı kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2025/221, K. 2025/347
Kurul bu olayda, görevlilerin sanığı otoparka kadar kesintisiz takip ettiğini, dolayısıyla hırsızlığın henüz tamamlanmadığını ve cebrin eşyaya değil sonuçta mağdura yöneldiğini belirterek nitelikli yağma mahkûmiyetine yönelik itirazı reddetmiştir. Karar oy çokluğuyla alınmış, altı üye fiilin nitelikli hırsızlık olduğu yönündeki itirazın kabul edilmesi gerektiğini düşünerek karşı oy kullanmıştır; yani bu alan içtihatta hâlâ tartışmalıdır.
Karşı yöndeki örnek, hırsızlığın tamamlandığı dosyadır. Evden bilgisayar çantasını ve parayı alıp binadan çıkan, kendisini motosikletle izleyip yaklaşık dört yüz metre ötede yakalayan katılanı tornavidayla yaralayan sanık hakkında kurulan nitelikli yağma hükmünü Yargıtay 6. Ceza Dairesi bozmuş, fiilin hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve kasten yaralama suçlarını oluşturduğunu belirtmiştir:
"Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez. Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan “sahip olma teorisi”nin savunduğu gibi Mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 15.02.2024, E. 2022/4336, K. 2024/2013
İki kararın birlikte okunmasından çıkan pratik ölçüt şudur: fail binadan veya iş yerinden çıkarken ya da malı aldığı andan itibaren kesintisiz takip altındayken zor kullanmışsa yağma; binanın dışına takip edilmeksizin çıkıp mal üzerinde hâkimiyet kurduktan sonra kendisini sonradan izleyip yakalayan kişiye zor kullanmışsa hırsızlık ile birlikte yaralama veya tehdit söz konusudur. Sınırın her olayda net olmadığı, Kurul kararındaki altı karşı oydan da anlaşılmaktadır. Ersan Şen ve Muhammed Enes Efe, anılan yazılarında 765 sayılı eski Kanun'daki “dolaylı yağma” hükmüne 5237 sayılı Kanun'da yer verilmediğini, bu nedenle tamamlanmış hırsızlıktan sonraki cebrin yağma sayılmasının kanunilik ilkesiyle bağdaşmayacağını belirtir. Savunmada tartışılması gereken ilk konu bu nedenle çoğu dosyada “hırsızlık hangi anda tamamlandı” sorusudur.
Yağma ile tehdit, şantaj ve dolandırıcılık arasındaki fark
Yağmayı benzer suçlardan ayıran, bir malvarlığı değerinin kanunda sayılan nitelikte bir tehdit veya cebirle elde edilmesidir. Mal istenmeden yapılan tehdit yalnızca tehdit suçunu, şeref ve saygınlığa zarar verecek bir hususu açıklama tehdidiyle yarar sağlama şantajı, hileyle aldatarak mal alma ise dolandırıcılığı oluşturur.
| Suç | Madde | Ayırt edici unsur | Kanundaki ceza |
|---|---|---|---|
| Yağma | TCK m. 148/1 | Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa saldırı ya da malvarlığına büyük zarar tehdidiyle veya cebirle malın alınması | Altı yıldan on yıla kadar hapis |
| Tehdit | TCK m. 106/1 | Aynı tür tehdit vardır; ancak bir malın teslimi veya alınması amaçlanmaz | Altı aydan iki yıla kadar hapis; malvarlığına zarar veya sair kötülük tehdidinde şikâyet üzerine iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası |
| Şantaj | TCK m. 107/2 | Şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidiyle yarar sağlama | Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası |
| Dolandırıcılık | TCK m. 157/1 | Mağdur hileli davranışlarla aldatılır; mal rızayla ama yanıltılmış bir iradeyle verilir | Bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası |
| Kapkaç suretiyle hırsızlık | TCK m. 142/2-b | Cebir ve tehdit yoktur; eşya ani bir hareketle çekilip alınır | Beş yıldan on yıla kadar hapis |
Şantaj ile yağma arasındaki sınır, tehdidin içeriğine bakılarak çizilir. Evli bir kadınla birlikte olmak için eve gelen mağdura tuzak kurulup “seni rezil ederim” denilerek senet imzalatıldığı olayda bölge adliye mahkemesi nitelikli yağmadan mahkûmiyet kurmuş, Yargıtay 6. Ceza Dairesi ise şantaj hükmünün tartışılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur:
"Şantaj suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. Fıkrasında yağma suçuna benzemekle birlikte tehdidin içeriği farklılık göstermektedir. Sanık Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. fıkrasında belirtilen değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edip menfaat sağlamaya çalışırken Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. fıkrasında ise “şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği” şeklinde tehdit ederek menfaat sağlamaya çalışmaktadır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2022/9997, K. 2024/5318
Altı yıldan başlayan yağma cezası ile bir yıldan başlayan şantaj cezası arasındaki fark dikkate alındığında, tehdit cümlesinin tam olarak ne olduğu (mesaj kaydı, ses kaydı, tanık) dosyanın kaderini belirler. İki suçun ayrıntıları için tehdit suçu ve cezası (TCK m. 106) ile şantaj suçu ve cezası (TCK m. 107) yazılarımıza bakılabilir.
Senet imzalatmak ve bayıltarak almak: TCK m. 148/2 ve m. 148/3
Cebir veya tehditle borç senedi imzalatmak, mevcut bir senedi almak ya da yırttırmak, para almakla aynı cezayı gerektirir; kanun buna “senedin yağması” demese de TCK m. 148/2 bu fiilleri yağma saymıştır. Mağdurun fiilen para kaybetmesi beklenmez; kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedin imzalatılması yeterlidir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.03.2023, E. 2021/22896, K. 2023/9126 sayılı kararında, araç satın almak için eşini “senetleri imzalamazsan öldürürüm” diyerek tehdit eden ve 22.000 TL'lik senedin kefil hanesini imzalatan sanık hakkında TCK m. 148/2'den kurulan beş yıllık mahkûmiyeti onamıştır. Karar oy çokluğuyladır; karşı oy yazan üye, alınacak aracın ortak malvarlığına gireceğini, bu nedenle yağma kastının bulunmadığını ve fiilin tehdit suçunu oluşturduğunu savunmuştur. Bu görüş ayrılığı, senet yağmasında malvarlığı zararının aranıp aranmayacağı tartışmasının sürdüğünü gösterir. Senedin altındaki ilişki gerçek bir alacağa dayanıyorsa değerlendirme TCK m. 150/1'e kayar.
Senedin mağdur bakımından hukuki sonuç doğurabilecek nitelikte olması da gerekir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.01.2026, E. 2024/486, K. 2026/110 sayılı bozma kararında, senetlerdeki imzaların katılana ait olmaması hâlinde “katılan yönünden herhangi bir hukuki sorumluluk doğurmayan bu belgeler nedeniyle yağma suçunun oluşmayacağı”nı, sahte senetlerin icra takibine konularak bedellerinin tahsil edilmeye çalışılmasının ise nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceğini belirtmiştir. Aynı kararda Daire, mağdurun kan, idrar ve saç örneklerinde ilaç etkin maddesi bulunmadığını gösteren adli rapora ve sanıkların alacak savunmasına rağmen, taraflar arasında hukuki bir alacak ilişkisi bulunup bulunmadığı ve senetlerdeki imzaların kime ait olduğu araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını eksik inceleme saymıştır.
İlaçla, alkolle bayıltıp almak: “cebir sayılan hâl”
Mağdurun yiyeceğine veya içeceğine ilaç katılarak uyutulması ve eşyalarının alınması yağmadır; çünkü TCK m. 148/3 mağdurun herhangi bir vasıtayla kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesini cebir saymıştır. Ancak mağduru bu hâle failin getirmiş olması gerekir. Kendi isteğiyle aldığı alkol ve uyuşturucunun etkisiyle uyuyan mağdurun parasının alındığı olayda Yargıtay 6. Ceza Dairesi, nitelikli yağma hükmünü bozmuş ve fiilin hırsızlık olduğunu belirtmiştir:
"Kişiyi hipnoz etme, yiyecek veya içeceklerine ilaç katarak uyutma, veya hissettirmeden alkol veya uyuşturucu vererek şarhoş etme vs. ile kendini savunamayacak (...) getirmeye örnek olarak verilebilir. Cebir karinesinin uygulanabilmesi için failin, mağduru bu duruma koyması gerekir. Failin iradi hiçbir hareketi olmadan mağdur zaten kendisinden kaynaklanan bir nedenle kendisini savunamayacak (...) gelmiş veya o halde ise, fail onun bu durumundan istifade ederek mağdura başka cebir veya tehdit kullanmadan mallarını alırsa artık cebir karinesi uygulanamayacaktır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.11.2024, E. 2023/741, K. 2024/11949
Bu tür dosyalarda ispatın merkezinde kan ve idrar tahlili ile Adli Tıp raporu bulunur: mağdurun vücudunda tespit edilen maddenin ne olduğu, kim tarafından ve nasıl verildiği ortaya konulamıyorsa suç vasfı yağmadan hırsızlığa döner.
Yağmaya teşebbüs: suç ne zaman tamamlanır?
Yağma, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiği veya alındığı anda tamamlanır; failin malı güvenli bir yere götürmüş, harcamış ya da kullanmış olması aranmaz. Fail cebir veya tehdide başlamış, ancak elinde olmayan nedenlerle malı alamamışsa suç teşebbüs aşamasında kalır ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Suça teşebbüs ve gönüllü vazgeçme – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 35 ve m. 36
MADDE 35- (1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
MADDE 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Tamamlanma anı konusunda 2024–2025 yıllarında Yargıtay 6. Ceza Dairesi ile ilk derece mahkemesi arasında bir görüş ayrılığı doğmuş ve uyuşmazlık Ceza Genel Kurulu tarafından çözülmüştür. Olayda sanık, fotoğraf çektirme bahanesiyle aldığı montla uzaklaşmış, peşinden gelen mağdur ve arkadaşıyla boğuşmuş, bıçağını göstererek tehdit etmiş, polisin aranması üzerine montu bir ağacın üzerine atarak kaçmıştır. Yerel mahkeme, sanığın mont üzerinde hâkimiyet kuramadığı gerekçesiyle fiili teşebbüs saymakta direnmiş; Ceza Genel Kurulu ise suçun tamamlandığına karar vererek direnme hükmünü bozmuştur. Kurul önce madde gerekçesini aktarmıştır:
"Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koyamamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder. Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür."— TCK m. 148 gerekçesi; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2025/226, K. 2025/319 sayılı kararda aktarıldığı biçimiyle
Ardından hırsızlıkta uygulanan “malı egemenlik alanına sokma” ölçütünün yağmaya taşınamayacağını şu gerekçeyle açıklamıştır:
"Görüldüğü gibi korunan hukuki değerlerden de hareketle suçun unsurları ile tamamlanıp tamamlanmadığı hususu sanık değil ve fakat mağdur merkezli olarak belirlenmiştir. Böylece suçun tamamlanıp tamamlanmadığı yönünden belirleyici kriterin, suç konusu taşınır malın sanığın hakimiyet alanına sokulup sokulmaması değil, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelip gelmemesi olduğu anlaşılmaktadır. (...) Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2025/226, K. 2025/319
Bu kararın savunma ve iddia bakımından üç sonucu vardır. Birincisi, malı alıp birkaç yüz metre sonra yakalanan failin “malı kullanamadım” savunması teşebbüs indirimi sağlamaz. İkincisi, teşebbüs ancak cebir veya tehdide rağmen malın hiç alınamadığı durumlarda söz konusudur: mağdurun direnmesi, üçüncü kişilerin müdahalesi, kolluğun olay anında yetişmesi gibi. Üçüncüsü, hırsızlıkla başlayan olaylarda (yukarıdaki market ve konut örnekleri) önce hırsızlığın tamamlanıp tamamlanmadığına bakılır; hırsızlık tamamlanmadan cebir veya tehdit devreye girmişse, bu andan sonra tamamlanma artık failin hâkimiyetine göre değil, mağdurun tasarruf imkânını yitirmesine göre belirlenir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Gönüllü vazgeçme
Fail, cebir veya tehdide başladıktan sonra hiçbir dış engel yokken kendi isteğiyle vazgeçerse yağmaya teşebbüsten cezalandırılmaz; yalnızca o ana kadar tamamlanan kısım (örneğin tehdit veya yaralama) suç oluşturuyorsa ondan sorumlu olur (TCK m. 36). Vazgeçmenin “gönüllü” olması şarttır. Yukarıda aktarılan oyuncak tabanca dosyasında sanık, güvenlik görevlisinin silahın oyuncak olduğunu fark etmesi üzerine tabancayı teslim etmiş; Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.05.2023, E. 2021/25306, K. 2023/10932 sayılı kararında sanığın “eylemini sonlandırmak zorunda kaldığı” gerekçesiyle gönüllü vazgeçme koşullarının oluşmadığını kabul etmiştir. Planın boşa çıkması, yakalanma korkusu veya mağdurun beklenmedik direnci nedeniyle bırakmak gönüllü vazgeçme sayılmaz.
Yağma sırasında yaralama ve alıkoyma: TCK m. 149/2 ve gerçek içtima
Yağma sırasında mağdura uygulanan basit düzeydeki cebir ayrıca kasten yaralama suçundan cezalandırılmaz; ancak yaralama neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllere ulaşırsa fail hem yağmadan hem kasten yaralamadan ceza alır (TCK m. 149/2). Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller TCK m. 87'de sayılmıştır: duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum, kemik kırığı ve benzerleri.
Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2020, E. 2018/617, K. 2020/342 sayılı kararındaki ifadeyle, kullanılan cebir “yaralamanın basit hâli derecesinde” ise yağma suçu içinde erir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi de 16.12.2024, E. 2023/1558, K. 2024/13371 sayılı kararında, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanma nedeniyle yağmaya teşebbüsün yanında ayrıca kasten yaralamadan mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni saymış, “kasten yaralama suçunun yağmanın unsuru olduğu”nu belirtmiştir. Onur Ercan da “TCK m. 148/3 ve Yağma Suçunu Oluşturan Cebir Fiilinin Kasten Yaralama Suçu Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı çalışmasında aynı sonuca varır: basit yaralama yağmanın unsurudur, fail yalnızca ağırlaşmış netice gerçekleştiğinde ayrıca sorumlu olur.
Mağduru arabaya bindirmek, bir yere götürmek, bekletmek
Yağma ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) birbirinin unsuru değildir; mağdur yağmanın gerektirdiği süreyi aşacak biçimde alıkonulmuş veya başka bir yere götürülmüşse fail iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Yalnızca malın alınması için geçen kısa süreyle sınırlı tutma ise ayrı suç oluşturmaz. Ceza Genel Kurulu ölçütü şöyle koymuştur:
"Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar), yaralama veya yağma eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamaktadır. Ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.11.2023, E. 2021/52, K. 2023/569
Kurul bu olayda, müşteri gibi bindiği taksinin şoförünü gece ıssız bir yolda silahla araçtan indirip taksiyi alan sanık bakımından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığına oy çokluğuyla karar vermiştir: müşteri gibi davranmak hile sayılmamış, mağdurun araçsız bırakılması da hürriyetten yoksun kılma olarak görülmemiştir. Buna karşılık mağdurun zorla araca bindirilip tenha bir yere götürülerek soyulduğu olaylarda uygulama, yağmanın yanında TCK m. 109'dan da hüküm kurulması yönündedir. TCK m. 109'un silahla veya birden fazla kişiyle işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırıldığından (TCK m. 109/3), bu ikinci suç toplam cezayı ciddi biçimde yükseltir.
Alacağını zorla almak gasp sayılır mı? Borç tahsili için tehdit (TCK m. 150/1)
Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek için tehdit veya cebir kullanan kişi yağma cezasıyla değil, yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. Kanun koyucu, 765 sayılı eski Kanun'daki “ihkakı hak” (kendiliğinden hak alma) suçuna yer vermemiş, bunun yerine alacağını tahsil saikini yağmanın daha az cezayı gerektiren hâli olarak düzenlemiştir.
Daha az cezayı gerektiren hâl – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 150
MADDE 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.
İkinci fıkradaki “indirilebilir” ibaresi, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle “indirilir” ibaresinin yerine getirilmiştir. Birinci fıkranın uygulanma koşullarını Ceza Genel Kurulu, satın aldığı aracı teslim etmeyen satıcıyı işçisiyle birlikte darbedip aracın anahtarını zorla alan kişinin dosyasında ortaya koymuştur. Yerel mahkeme, alacaklı olmayan işçiyi nitelikli yağmadan mahkûm etmekte direnmiş; Kurul, işçinin de TCK m. 150/1'den yararlanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur:
"Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. (...) Bununla birlikte fail tarafından alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilen yağma eyleminin alacak ile orantılı olması gerekmektedir. Alacak miktarından bariz bir şekilde çok daha fazla miktarın alınması durumunda artık TCK’nun 150/1. maddesinin uygulanması mümkün değildir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.05.2017, E. 2017/91, K. 2017/291
Bu karardan ve onu izleyen içtihattan TCK m. 150/1 için dört koşul çıkarılabilir:
- Meşru bir hukuki ilişki: Satış, ödünç, kira, hizmet, ortaklık gibi hukuk düzeninin tanıdığı bir ilişkiden doğan alacak bulunmalıdır. Yazılı sözleşme veya resmî şekil şart değildir; ilişkinin varlığı tanık, yazışma, banka hareketi gibi her türlü delille ortaya konulabilir.
- Tahsil amacı: Fail, alacağını almak için hareket etmelidir. Alacak bahane edilerek başka bir yarar sağlanmak isteniyorsa hüküm uygulanmaz.
- Orantılılık: İstenen veya alınan miktar alacakla orantılı olmalıdır.
- Taraf sıfatı: Kural olarak fail alacaklı, mağdur borçlu olmalıdır. Ceza Genel Kurulu, alacaklının yanında çalışan işçinin de bu hükümden yararlanacağını kabul etmiştir; alacağın yalnızca tahsil ettirmek amacıyla bir başkasına devredilmesi hâlinde ise öğretide bu hükmün uygulanmayacağı savunulur.
Orantılılık koşulunun nasıl işlediğini Ceza Genel Kurulu'nun 2023 tarihli bir kararı gösterir. İkrazat (ödünç para verme) işiyle uğraşan sanıklar ile bir şirketler grubu arasında meşru bir alacak ilişkisi bulunduğu kabul edilmiş, ancak başlangıçta yaklaşık 2,4 trilyon eski TL olarak ileri sürülen alacağın sonraki görüşmelerde 3,4 trilyona çıkarıldığı, istenen paranın asıl alacağın çok üstünde olduğu saptanmıştır. Kurul, tehdit suçundan hüküm kurulması yönündeki itirazı reddetmiştir:
"(...) sanıkların alacaklarından, miktar itibarıyla bariz şekilde fazla olan ve bu bağlamda alacakları ile orantılı olmayacak şekilde yağma eylemine teşebbüs ettikleri anlaşılmış olup sanıklar hakkında TCK’nın 150/1. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296
Tefecilik ve kumar borcu için tehdit: yağma mı, alacak tahsili mi?
Hukuken hiç talep edilemeyen alacaklar TCK m. 150/1 kapsamında değildir; bu tür “borçlar” için tehdit veya cebir kullanılması yağmadır. Kumar borcu bunun tipik örneğidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.01.2014, E. 2013/10702, K. 2014/539 sayılı kararında, kumarda para kaybeden kişilerin ölümle ve dağa kaldırmakla tehdit edilerek ödeme yapmaya zorlanmasını, “hukuki ilişkiye dayanmayan ve hukuka uygun bir zeminde oluşmayan kumar borcu” nedeniyle yağma saymış ve aksi yöndeki hükmü bozmuştur.
Faizle borç para verme (tefecilik) ilişkisinde ise içtihat daha ayrıntılıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 289 gram altın bozdurularak verilen borcun tehditle istenmesine ilişkin 2025 tarihli kararında fiili TCK m. 150/1 kapsamında değerlendirmiş ve ilkeyi şöyle özetlemiştir:
"Türk Borçlar Kanununda, bazı borçların kurulduğu andan itibaren tahsil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla o tür borçlar hukuken tahsil edilebilir bir alacak olmadığından TCK 150/1 kapsamında da düşünülemeyecektir. (...) Tefecilik yoluyla verilen parada, bir taraf edimini yerine getirdiği için verdiği miktar ile makul bir fazlalığı istemesi halinde sebepsiz zenginleşme uyarınca talep edilebilecek hukuki bir alacak kabul etmek ve alamaması durumunda almak için cebir ve tehdit uygulanması halinde TCK 150/1. fıkrasının uygulanacağı kabul edilmektedir."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2025, E. 2024/2551, K. 2025/8647
Daire aynı kararda, alacağın varlığı için hukuk mahkemesindeki gibi kesin ispat aranmayacağını, taraflar arasında ciddi bir alacak tartışması bulunduğu anlaşılıyorsa şüphenin sanık lehine yorumlanacağını da belirtmiştir. Buna göre tefecinin verdiği ana para ve makul bir fazlası için yaptığı baskı TCK m. 150/1'e girebilir; ana paranın katlarına ulaşan fahiş faizin veya ödenmiş bir borcun tehditle yeniden istenmesi ise yağmadır. Büşra Özerkekoğlu, “Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenen Suçlar” başlıklı makalesinde kumar ve bahis borçlarını talep hakkı vermeyen eksik borçlar arasında sayar ve sırf tahsil amacıyla yapılan alacak devrinin bu hükmün uygulanmasını sağlamayacağını belirtir. Özlem Çelik Başbozkurt ise Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'ndeki çalışmasında, alacaklının yanında fiile katılan ve borç ilişkisinin tarafı olmayan kişilerin durumunun ve birden fazla mağdurun tehdit edildiği hâllerde içtimanın uygulamada sorun yarattığına dikkat çeker.
TCK m. 150/1 uygulanırsa ceza ne olur?

Bu durumda fail, kullandığı araca göre tehdit veya kasten yaralama suçunun cezasını alır; yağma için öngörülen altı yıllık alt sınır devreden çıkar. Kanun “ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır” dediğinden, şikâyet, uzlaştırma ve zamanaşımı bakımından da bu suçlara ilişkin kurallar gündeme gelir; nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2025, E. 2024/2551, K. 2025/8647 sayılı kararında zamanaşımını tehdit suçunun cezasına göre hesaplamış ve davanın düşmesine karar vermiştir.
| Kullanılan araç | Uygulanacak hüküm | Kanundaki ceza | Şikâyet ve uzlaştırma (ilgili suçun kuralı) |
|---|---|---|---|
| Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit | TCK m. 106/1, birinci cümle | Altı aydan iki yıla kadar hapis | Şikâyet aranmaz; uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b-3) |
| Malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidi | TCK m. 106/1, son cümle | İki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası | Şikâyete bağlıdır; uzlaştırma kapsamındadır |
| Silahla veya birden fazla kişiyle tehdit | TCK m. 106/2 | İki yıldan yedi yıla kadar hapis | Şikâyet aranmaz; uzlaştırma kapsamında değildir |
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama | TCK m. 86/2 | Altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası | Şikâyete bağlıdır; uzlaştırma kapsamındadır (CMK m. 253/1-b-1) |
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek yaralama | TCK m. 86/1 | Bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis | Şikâyet aranmaz; uzlaştırma kapsamındadır |
| Silahla yaralama | TCK m. 86/3-e | Ceza yarı oranında artırılır | Şikâyet aranmaz; uzlaştırma kapsamında değildir |
Tablodaki fark çarpıcıdır: aynı davranış, alacak gerçekse altı aydan başlayan, uzlaştırma yolunun açık olabildiği bir tehdit dosyası; alacak ispatlanamazsa veya hukuken korunmuyorsa altı yıldan, nitelikli hâl varsa on yıldan başlayan bir yağma dosyasıdır. Bu nedenle alacak iddiası bulunan dosyalarda sözleşme, senet, banka dekontu, mesaj yazışmaları ve tanıkların soruşturmanın en başında dosyaya sunulması belirleyicidir.
Malın değeri azsa ceza ne kadar iner? (TCK m. 150/2)
Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değeri azsa ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir; indirim zorunlu değildir, hâkimin gerekçeli takdirine bağlıdır. Kanun “az değer” için bir rakam belirlememiştir. Bu hüküm, yağmada alt sınırın altı veya on yıl olması nedeniyle küçük miktarlı olaylarda cezayı fiille orantılı hâle getirmenin en önemli aracıdır.
Hükmün hangi koşullarda uygulanacağı, içtihatta yıllardır tartışılan ve 2025 yılında Ceza Genel Kurulu'nun yeniden ele aldığı bir konudur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi uzun süre üç ölçütü birlikte aramıştır: malın değerinin gerçekten az olması, olayın özelliklerinin indirime elverişli olması ve failin daha fazlasını alma imkânı varken yalnızca ihtiyacı kadarını almış olması. Bu yaklaşıma göre mağdurun “üzerindeki bütün parayı” alan fail, para az olsa bile indirimden yararlanamıyordu. Ali Boyracı, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi'nde yayımlanan makalesinde Daire'nin bu ölçütten döndüğünü ve “daha fazlasını alma kastının bulunmaması” şartının artık aranmadığını saptamış, kanunda yer almayan bir koşulun aranmasının kanunilik ilkesi bakımından eleştirildiğini aktarmıştır.
Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025 tarihli kararında bu değişimi onaylamıştır. Olayda iki çocuk, yaşıtları olan mağdurun cebindeki dershane taksiti parası olan 200 TL'yi almış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, çocukların “ne kadar parası varsa hepsini alma” kastıyla hareket ettiklerini belirterek indirimin uygulanmaması gerektiği görüşüyle itiraz etmiştir. Kurul itirazı reddetmiş ve şu gerekçeyi yazmıştır:
"Maddenin uygulanma koşulları yönünden, kanun metninde olmayan yeni unsur ve kıstaslar üreterek kanunilik ve aleyhe genişletici yorum yasağı (Anayasa madde 38, TCK madde 2/3) ilkeleri rağmına bir uygulamanın, normun ratio legisi ile de bağdaşmayacağı izahtan varestedir. (...) Yağma suçunun bir başka suçla birlikte işlenmesinin a priori/ doğrudan TCK'nın 150/2. maddesinin tatbikine engel bir durum olmadığı sonucuna ulaşılmalı, böylece eylemin haksızlık muhtevası ve sanığın tehlikeli kişiliği her somut olay özelinde değerlendirilerek; meydana gelen haksızlığa faili iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri de gözetilip, indirim yapıp yapmama konusunda kullanılacak takdire ilişkin gerekçe kararda gösterilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484
Kurul, değerin nasıl ölçüleceğini de açıklamıştır:
"TCK'nın 150/2. maddesi, yağma suçunun konusunu oluşturan maddi değerin az olmasını temel almaktadır. Değer azlığı ile kanun vazıının, malın ya da zararın, suç tarihi itibarıyla parasal karşılığını ifade ettiği (...) belli olsa da bu hususta yerinde bir tutumla rakamsal bir belirleme yapılmamış fakat hâkime, yargılama konusu maddi olayla ilgili olarak takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484
Güncel durumu şöyle özetlemek mümkündür: ölçüt, malın suç tarihindeki parasal değeri ve paranın o tarihteki satın alma gücüdür; failin “daha fazlasını alabilecekken azıyla yetinmesi” artık ön koşul değildir; ancak suçun işleniş biçimi, şiddetin yoğunluğu ve mağdur üzerindeki etkisi hâkimin takdirinde rol oynamaya devam eder. Karar, ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ikinci müzakerede ve oy çokluğuyla alınmış, üç üye karşı oy kullanmıştır. Bu tablo, konunun tümüyle kapanmadığını ve dosya özelinde ayrıntılı gerekçe sunmanın önemini gösterir. Uygulamada değer azlığı savunması yapılırken malın suç tarihindeki rayiç değeri (telefonun modeli ve ikinci el değeri, paranın miktarı) belgelenmeli ve olayda ağır bir şiddet bulunmadığı adli raporla ortaya konulmalıdır.
Yağmada etkin pişmanlık: zararı gidermek cezayı ne kadar indirir? (TCK m. 168)

Yağma suçunda fail, mağdurun zararını bizzat pişmanlık göstererek aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse, cezası kovuşturma başlamadan önce yarısına kadar, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce üçte birine kadar indirilir. Kanun yağmayı diğer malvarlığı suçlarından ayırmış ve daha düşük bir indirim oranı öngörmüştür.
Etkin pişmanlık – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 168
MADDE 168- (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.
| Zararın giderildiği aşama | Hırsızlık, dolandırıcılık vb. (m. 168/1-2) | Yağma (m. 168/3) |
|---|---|---|
| Kovuşturma başlamadan önce (soruşturma evresi) | Cezanın üçte ikisine kadarı indirilir | Cezanın yarısına kadarı indirilir |
| Kovuşturma başladıktan sonra, hüküm verilmeden önce | Cezanın yarısına kadarı indirilir | Cezanın üçte birine kadarı indirilir |
| Kısmen geri verme veya tazmin | Ayrıca mağdurun rızası aranır (m. 168/4) | Ayrıca mağdurun rızası aranır (m. 168/4) |
| Hüküm verildikten sonra | TCK m. 168 uygulanmaz | TCK m. 168 uygulanmaz |
Oranlardaki “kadarı” ifadesi, indirimin üst sınırını gösterir; hâkim pişmanlığın zamanına ve niteliğine göre daha az indirim de yapabilir. Örnek vermek gerekirse on yıllık bir nitelikli yağma cezası, soruşturma evresinde tam iade hâlinde beş yıla kadar; kovuşturma evresinde tam iade hâlinde ise altı yıl sekiz aya kadar inebilir. TCK m. 168/1 “suçları tamamlandıktan sonra” ifadesini kullanır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.05.2025, E. 2023/17104, K. 2025/4944 sayılı kararında etkin pişmanlığın uygulama ölçütlerini şöyle sıralamıştır: suçun kanunda sayılan suçlardan olması, tamamlanmış olması, pişmanlık gösterilmesi, zararın aynen iade veya tazminle giderilmesi, iadenin iradi olması ve hüküm verilmeden önce yapılması. Teşebbüs aşamasında kalan yağmada temel indirim bu nedenle teşebbüs hükmü (TCK m. 35) üzerinden gerçekleşir; teşebbüs hâlinde mağdurun giderilmesi gereken bir zararı doğmuşsa etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanamayacağı somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Etkin pişmanlığın koşulları: iade tek başına yetmez
TCK m. 168 iadeden çok pişmanlık esasına dayanır; malın mağdura bir şekilde geri dönmüş olması yeterli değildir, geri dönüşün failin iradesinin sonucu olması gerekir. Ceza Genel Kurulu, yağmalanan 500 TL'nin kaçarken yakalanan suç ortağının üst aramasında ele geçirildiği olayda, sonradan sanıklardan birinin annesinin mağdur adına para göndermesine rağmen etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağına oy birliğiyle karar vermiş ve ölçütü şöyle koymuştur:
"Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hâllerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden TCK'nın 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Bununla birlikte, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp davranışlar yoluyla da gösterilebileceği; yine sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi hâlinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.09.2023, E. 2021/113, K. 2023/426
Bu karardan şu sonuçlar çıkar: pişmanlığın “pişmanım” sözüyle ifade edilmesi zorunlu değildir, davranışla da gösterilebilir; ödemeyi failin ailesi veya bir yakını yapabilir, yeter ki fail buna karşı çıkmasın; buna karşılık kolluğun kamu gücü kullanarak ele geçirdiği mal bakımından etkin pişmanlığa konu edilebilecek bir zarar kalmadığından sonradan para gönderilmesi sonucu değiştirmez.
Malı polis bulursa etkin pişmanlık olur mu?
Kural olarak hayır. Mal üst aramasında ele geçirilmişse veya fail yakalandığı sırada nasılsa bulunacak olan eşyayı teslim etmişse, Yargıtay bunu rızai iade saymamaktadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 01.07.2026, E. 2024/6493, K. 2026/5595 sayılı kararında, yakalanma sırasında henüz üst araması yapılmadan teslim edilen telefon ve küpenin “üst araması yapıldığında zaten ele geçirilecek durumda” olduğu gerekçesiyle rızai iade sayılamayacağı yönündeki bölge adliye mahkemesi değerlendirmesi doğrultusunda, etkin pişmanlık indirimi uygulanmadan kurulan mahkûmiyeti onamıştır; aynı dosyada kovuşturma sırasında gönderilen 50 TL kısmi iade sayılmış, mağdurun rızası bulunmadığından dikkate alınmamıştır.
Buna karşılık failin henüz hakkında arama yapılmadan kendiliğinden kolluğa başvurması, malın yerini göstermesi, sattığı kişiyi bildirerek malın bulunmasını sağlaması gibi davranışlar pişmanlığın göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Bu alanda sınır her zaman keskin değildir: Ceza Genel Kurulu, yukarıda aktarılan 02.07.2025, E. 2025/226, K. 2025/319 sayılı kararında, polisin aranması üzerine montu bir ağacın üzerine atıp kaçan sanığın bu davranışının “etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği”ni belirtmiştir; 12.09.2023 tarihli kararda ise eşyanın “yakalanmamak için kaçarken” atılması pişmanlık sayılmayan hâller arasında gösterilmiştir. Ersan Şen de “Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık” başlıklı yazısında, zararın failin elinde olmayan bir nedenle başkası veya resmî makamlarca giderildiği hâllerde samimi pişmanlık gösteren failin indirimden yoksun bırakılmaması gerektiğini savunur. Bu nedenle iadenin nasıl gerçekleştiği (tutanak, saat, kimin gösterdiği) dosyada ayrıntılı biçimde tartışılmalıdır.
Kısmi iade ve mağdurun rızası
Zararın yalnızca bir kısmı giderilmişse etkin pişmanlık ancak mağdurun rızasıyla uygulanır (TCK m. 168/4). Mahkeme bu rızayı varsayamaz; mağdura açıkça sormak zorundadır. Telefonların ve pasaportların iade edildiği, paranın ise iade edilmediği bir dosyada mağdurların adresleri bulunamadığı gerekçesiyle indirimin uygulanmasını Yargıtay 6. Ceza Dairesi bozma nedeni yapmıştır:
"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168/4. maddesi uyarınca kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına verilecek rızanın şahsa sıkı surette bağlı haklardan olduğu ve bahsedilen rızanın alınamamış olması halinde ancak suçtan kaynaklanan zararının tamamının sanıklarca iade veya tazmin edilmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceği (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.05.2026, E. 2026/2059, K. 2026/4094
Daire aynı kararda, rıza alınamıyorsa kalan zararın “mahkemece belirlenecek depoya yatırılması suretiyle” tazmin edilebileceğine de işaret etmiştir. Mağdura ulaşılamayan veya mağdurun ödemeyi kabul etmediği dosyalarda savunma bakımından izlenecek yol budur: zararın tamamının mahkeme veznesine ya da gösterilecek hesaba depo edilmesi.
Eksik iade ve inkâr savunması da indirimi riske sokar. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 08.09.2025, E. 2023/20830, K. 2025/7267 sayılı kararında, yağmalanan telefonun yakalanan sanığın üst aramasında SIM kartı olmadan ele geçirildiği, hattın bedeli olan 100 TL'nin kovuşturma evresinde ödendiği olayda, tek başına GSM hattının ekonomik bir değeri bulunmadığı gerekçesiyle etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığını belirtmiş, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından hükmü bozmamıştır. İstanbul Anadolu Yakası'ndan bir dosyada da Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 02.04.2026, E. 2024/3960, K. 2026/2717 sayılı kararında, telefonu SIM kartı ve kabı olmadan iade eden, suçlamayı kabul etmediği için pişmanlık beyanı bulunmayan sanık bakımından “etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığı” sonucuna varmış, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma nedeni yapmayarak hükmü onamıştır. Bu karar, pişmanlığın sözle ifade edilmesinin zorunlu olmadığını söyleyen Kurul kararıyla birlikte okunduğunda, suçun tümüyle inkâr edildiği bir savunmayla etkin pişmanlık talebinin aynı dosyada yan yana ileri sürülmesinin risk taşıdığını gösterir.
Birden fazla sanık varsa: bir sanığın ödemesi diğerine yarar mı?
Etkin pişmanlık şahsi bir indirim nedenidir; kural olarak yalnızca pişmanlık gösteren ve iadeyi sağlayan sanık yararlanır. Zararın tamamı bir sanık adına giderilmişse diğer sanıkların durumu, bu giderime katılıp katılmadıklarına ve pişmanlıklarını ortaya koyan bir davranışlarının bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Kısmi iadede ise mağdur, rızasını sanıklar arasında ayırarak verebilir. Babası tarafından bir sanık adına 170.000 TL ödenen, katılan vekilinin diğer sanıklar bakımından rıza göstermediğini bildirdiği dosyada Yargıtay 6. Ceza Dairesi, indirimin bütün sanıklara uygulanmasını hatalı bulmuş (aleyhe temyiz olmadığından hükmü onamış) ve şu açıklamayı yapmıştır:
"Kısmi iadede “etkin pişmanlık” indiriminin yapılabilmesi için üç şartın birlikte bulunması gerektiğini daha önce belirtmiştik. Pişmanlık, bu pişmanlığa bağlı olarak onun sonucu olarak yapılan kısmi iade veya tazmin ve mağdurun kısmi iadeye rızasının birlikte bulunması zorunludur. (...) Şikâyetten farklı olması nedeniyle şikayet müessesesinin bölünemezlik ilkesi burada uygulanmayacaktır. Yani çok failli suçlarda kısmi iade halinde mağdur istediğine göstermeyebilecektir. Rıza gösterdiğine etkin pişmanlık hükümleri uygulanırken rıza göstermediğine etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayacaktır."— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.05.2025, E. 2023/17104, K. 2025/4944
Ersan Şen de anılan yazısında etkin pişmanlığın şahsi bir neden olduğunu, uygulamada zarar ödendiğinde indirimin bütün sanıklara yaygınlaştırılmasının bu niteliğe uymadığını belirtir. Birden fazla sanığın bulunduğu dosyalarda ödemenin kimin adına yapıldığının dekont açıklamasına yazılması ve her sanığın iradesinin tutanağa geçirilmesi bu nedenle önemlidir.
Ödeme mahkeme aşamasına kalırsa: “irade” hangi aşamada gösterildi?
İndirim oranını belirleyen, pişmanlık iradesinin ortaya konulduğu aşamadır. Sanığın soruşturma evresinde posta havalesiyle gönderdiği paranın mağdur adresinde bulunamadığı için iade edildiği, zararın yıllar sonra kovuşturma evresinde giderilebildiği dosyada Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü sanık lehine bozmuştur:
"(...) bahsedilen zararın bozma sonrası yapılan yargılamada 18.09.2023 günü sanık tarafından giderilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık iradesinin soruşturma aşamasında gösterilmiş olduğu dikkate alınarak sanık hakkında lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/3.-1 maddesinin uygulanması gerekliliği gözetilmeksizin etkin pişmanlığın kovuşturma aşamasında gerçekleştiği kabulü (...)"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 12.01.2026, E. 2024/2005, K. 2026/326
Bu kararın pratik anlamı açıktır: zararı gidermek isteyen şüpheli, mağdura ulaşamasa bile bu iradesini soruşturma evresinde belgeye bağlamalıdır (havale dekontu, savcılığa sunulan dilekçe, depo talebi). Böylece ödeme sonradan gerçekleşse dahi “yarısına kadar” indirim oranı korunabilir.
Yağma şikâyete bağlı mı? Şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma
Yağma suçu şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma yapar ve mağdurun şikâyetçi olmaması ya da şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. TCK m. 148 ve m. 149'un metninde “şikâyet üzerine” ibaresi yer almaz. Uzlaştırma da mümkün değildir: CMK m. 253, uzlaştırma kapsamındaki suçları saymış ve malvarlığına karşı suçlardan hırsızlığın temel şeklini (m. 141), güveni kötüye kullanmayı ve dolandırıcılığın temel şeklini listeye almış, yağmaya yer vermemiştir.
Uzlaştırma – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/1
MADDE 253- (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları. (...)
Mağdurun tutumu yine de önemsiz değildir. Mağdurun zararının giderildiğini bildirmesi etkin pişmanlık indirimini (TCK m. 168/3), kısmi iadeye rıza göstermesi aynı indirimin uygulanabilmesini (TCK m. 168/4) sağlar; mağdurun beyanı ayrıca tutukluluğun gözden geçirilmesinde ve takdiri indirimde (TCK m. 62) dikkate alınabilir. Tek istisna TCK m. 150/1'dir: fiil alacak tahsili kapsamında değerlendirilirse, uygulanacak tehdit veya kasten yaralama hükmünün şikâyet ve uzlaştırma kuralları gündeme gelir.
Görevli mahkeme, tutuklama, zamanaşımı ve infaz
Yağma davalarına ağır ceza mahkemesi bakar; yağma, kanunda adıyla sayılarak ağır ceza mahkemesinin görevine verilmiş suçlardandır. Sanık çocuksa yargılama, 5235 sayılı Kanun m. 12'nin son cümlesindeki saklı tutma uyarınca çocuklara özgü kovuşturma hükümlerine göre, uygulamada çocuk ağır ceza mahkemesinde yapılır.
Ağır ceza mahkemesinin görevi – 5235 sayılı Kanun m. 12
MADDE 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Görev kuralı, suç vasfı tartışmalarının neden bu kadar sık yaşandığını da açıklar: kapkaç suretiyle hırsızlık iddiasıyla asliye ceza mahkemesinde açılan bir dava, mahkemenin fiili yağma olarak değerlendirmesi hâlinde görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkûmiyet hükümleri istinaf incelemesinden sonra, koşulları varsa Yargıtay 6. Ceza Dairesince temyiz yoluyla incelenmektedir.
Yağmada tutuklama ve adli kontrol
Yağma, tutuklama bakımından “katalog suç”tur: suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu bir zorunluluk değil, karinedir; hâkim ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını ayrıca değerlendirmek zorundadır.
Tutuklama nedenleri – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100
MADDE 100- (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (...)
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (...)
8. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), (...)
Katalogda m. 148 ve m. 149 sayılmıştır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir ve uzatma süresi yağma bakımından toplam üç yılı geçemez (CMK m. 102/2). Soruşturma evresinde tutukluluk süresi ağır ceza işlerinde bir yılı geçemez; toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (CMK m. 102/4). Bu süreler fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından dörtte üç oranında uygulanır (CMK m. 102/5).
Tutuklama sebepleri bulunsa bile şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir (CMK m. 109/1). Yurt dışına çıkmama, belirli aralıklarla imza verme, konutu terk etmeme ve mağdurun haklarını güvence altına almak üzere güvence yatırma, uygulamada en sık başvurulan yükümlülüklerdir (CMK m. 109/3). Sabit ikamet, düzenli iş, sabıkasızlık, zararın giderilmiş olması ve suç vasfının tartışmalı olması (hırsızlık mı yağma mı, alacak tahsili mi) tahliye taleplerinde öne çıkarılması gereken olgulardır. Adli kontrolün süresi için azami adli kontrol süresi yazımıza bakılabilir.
Zorunlu müdafilik
Yağma, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç olduğundan, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/2-3). Müdafi bulunmadan yapılan ifade, sorgu ve duruşmalar hükmü sakatlar; Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.01.2014, E. 2013/10702, K. 2014/539 sayılı kararında, yağma sanığının müdafii hazır bulundurulmadan yapılan oturumları bozma nedeni saymıştır.
Dava zamanaşımı
Yağma suçunda dava zamanaşımı on beş yıldır. TCK m. 66/1-d, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda bu süreyi öngörür; süre belirlenirken cezanın üst sınırı ve dosyadaki delillere göre nitelikli hâller esas alınır (TCK m. 66/3-4). Hem temel yağma (üst sınır on yıl) hem nitelikli yağma (üst sınır on beş yıl) bu aralıktadır. Savcı huzurunda ifade alınması, tutuklama kararı, iddianame ve mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser; kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK m. 67/2, 67/4), yani yağmada azami süre yirmi iki yıl altı aya ulaşır. Fiili işlediği sırada on iki–on beş yaş grubundaki çocuklarda bu sürelerin yarısı, on beş–on sekiz yaş grubunda üçte ikisi uygulanır (TCK m. 66/2). Fiil TCK m. 150/1 kapsamında tehdit olarak nitelendirilirse zamanaşımı tehdit suçunun cezasına göre belirlenir.
İnfaz: yağma cezasının ne kadarı cezaevinde geçer?
Yağma, koşullu salıverilme bakımından özel bir orana tabi tutulmamıştır; süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlü, iyi hâlli olmak koşuluyla cezasının yarısını infaz kurumunda çektiğinde koşullu salıverilmeden yararlanabilir (5275 sayılı Kanun m. 107/1-2). Üç durumda oran yükselir: suç bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse üçte iki (m. 107/4); tekerrür hükümleri uygulanmışsa üçte iki (m. 108/1-d); ikinci defa tekerrür hâlinde dörtte üç (m. 108/3). Koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan ve açık ceza infaz kurumunda bulunan iyi hâlli hükümlüler, diğer koşullar da varsa cezalarının kalan kısmını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edebilir (m. 105/A). 5275 sayılı Kanun'un geçici maddeleri suç tarihine göre farklı süreler öngörebildiğinden, infaz hesabı her dosyada suç tarihi ve kesinleşme tarihi esas alınarak ayrıca yapılmalıdır.
HAGB, erteleme ve adli para cezası yağmada mümkün mü?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve erteleme, ancak sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis olması hâlinde mümkündür; yağmada alt sınır altı yıl olduğundan bu kurumlar yalnızca birden fazla indirim nedeninin birleştiği dosyalarda gündeme gelir. Kanun yağma için adli para cezası öngörmemiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5-6
MADDE 231- (...) (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir. (...)
CMK m. 231'in HAGB'ye ilişkin beşinci ila on dördüncü fıkraları, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiştir; HAGB kararı verilen sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur (CMK m. 231/8) ve karara karşı istinaf yolu açıktır (CMK m. 231/12). Değişikliklerin tamamı için 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) yazımıza bakılabilir. Erteleme bakımından da sınır iki yıldır; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olanlarda üç yıldır ve kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması gerekir (TCK m. 51/1).
Aşağıdaki tablo, indirimlerin en üst oranda uygulandığı varsayımıyla sonuç cezanın nereye inebileceğini gösterir. Oranların tamamı “kadar” ifadesiyle düzenlenmiş takdiri oranlardır ve indirimler TCK m. 61'deki sıraya göre uygulanır; tablo bir hesap örneğidir, her dosyada bu sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez.
| Senaryo | Hesap | HAGB ve erteleme |
|---|---|---|
| Temel yağma, soruşturmada tam iade | 6 yıl → TCK m. 168/3 (yarısı): 3 yıl → TCK m. 62 (altıda biri): 2 yıl 6 ay | İki yılı aştığından yetişkin sanık için mümkün değil |
| Temel yağma, değer azlığı ve soruşturmada tam iade | 6 yıl → TCK m. 150/2 (yarısı): 3 yıl → m. 168/3: 1 yıl 6 ay → m. 62: 1 yıl 3 ay | Diğer koşullar varsa değerlendirilebilir |
| Nitelikli yağma, soruşturmada tam iade | 10 yıl → m. 168/3 (yarısı): 5 yıl → m. 62: 4 yıl 2 ay | Mümkün değil |
| Nitelikli yağma, değer azlığı ve soruşturmada tam iade | 10 yıl → m. 150/2 (yarısı): 5 yıl → m. 168/3: 2 yıl 6 ay → m. 62: 2 yıl 1 ay | Yetişkin için mümkün değil; on sekiz yaşından küçükler için erteleme sınırı üç yıldır |
| Alacak tahsili (TCK m. 150/1), basit tehdit | TCK m. 106/1: altı aydan iki yıla kadar hapis | Koşulları varsa mümkün; uzlaştırma kapsamındadır |
Tablodan iki sonuç çıkar. Birincisi, HAGB'nin koşullarından biri zararın tamamen giderilmesi olduğundan (CMK m. 231/6-c), zararı gidermek hem etkin pişmanlık indirimini hem HAGB yolunu aynı anda açar. İkincisi, teşebbüs (TCK m. 35) ve yaş küçüklüğü (TCK m. 31) gibi ek indirimlerin bulunduğu dosyalarda sonuç ceza çok daha aşağıya inebilir. Hükmedilen ceza bir yıl veya daha az ise (kısa süreli hapis, TCK m. 49/2) adli para cezası dâhil seçenek yaptırımlara çevrilmesi de mümkündür (TCK m. 50/1); yağmada bu, ancak istisnai indirim birleşmelerinde söz konusu olur.
18 yaşından küçük sanıklar, tekerrür ve hak yoksunlukları
Yağma suçuna karışanların önemli bir bölümü çocuktur ve kanun çocuklar için ayrı bir ceza rejimi öngörür: on iki yaşını doldurmamış olanların ceza sorumluluğu yoktur; on iki–on beş yaş grubunda ceza yarı oranında, on beş–on sekiz yaş grubunda üçte bir oranında indirilir.
Yaş küçüklüğü – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 31/1-3
MADDE 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onüç yıldan onsekiz yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası dokuz yıldan fazla olamaz.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde ondokuz yıldan yirmiyedi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onbeş yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası onbeş yıldan fazla olamaz.
(...)
Dikkat: İkinci fıkradaki “dokuz yıldan” ve üçüncü fıkradaki “onbeş yıldan fazla” ibareleri, 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle getirilmiştir; değişiklikten önce bu üst sınırlar sırasıyla “yedi yıl” ve “oniki yıl” idi. Değişiklikten önce işlenen fiillerde failin lehine olan kanun uygulanır (TCK m. 7/2). Aynı Kanun'la maddeye eklenen dördüncü fıkra kasten öldürme (m. 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (m. 87, fıkra 2 ve 4) suçlarına ilişkindir; yağma suçunu kapsamaz, ancak yağma sırasında bu nitelikte bir yaralama gerçekleşmişse yaralama suçu bakımından gündeme gelebilir.
Çocuklar bakımından diğer önemli kurallar şunlardır: tekerrür hükümleri uygulanmaz (TCK m. 58/5); belli haklardan yoksunluk uygulanmaz (TCK m. 53/4); erteleme sınırı üç yıldır (TCK m. 51/1); koşullu salıverilme hesabında on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçen bir gün, yağma bakımından iki gün sayılır (5275 sayılı Kanun m. 107/5). Yukarıda aktarılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484 sayılı karara konu dosyada, birden fazla kişiyle yağma (m. 149/1-c), değer azlığı (m. 150/2) ve yaş küçüklüğü hükümlerinin birlikte uygulanmasıyla on dört yaşındaki çocuk için 3 yıl 4 ay, on beş yaşındaki çocuk için 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası belirlenmiştir.
Tekerrür ve hak yoksunlukları
Daha önce kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunan yetişkin sanık hakkında, kanundaki süreler dolmamışsa tekerrür hükümleri uygulanır ve ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir (TCK m. 58/1-2, 58/6). Yağma, yabancı mahkeme kararlarının dahi tekerrüre esas alındığı sınırlı sayıdaki suçtan biridir (TCK m. 58/4). Suç bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse örgüt mensubu suçlu hakkında da aynı infaz rejimi uygulanır (TCK m. 58/9); Ceza Genel Kurulu'nun 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296 sayılı kararına göre, örgüt üyesi olmayıp yalnızca örgüte yardım eden kişi bu kapsamda değildir. Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişi, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar kamu görevi üstlenmek, seçme ve seçilme, vesayet ve kayyımlık, dernek ve şirket yöneticiliği gibi hakları kullanamaz (TCK m. 53/1-2).
Yağma nasıl ispatlanır? Teşhis, kamera kaydı ve mağdur beyanı
Yağma mahkûmiyeti, suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak biçimde kanıtlanmasını gerektirir; mağdurun tek başına ve çelişkili beyanı, başka delille desteklenmedikçe altı yıldan başlayan bir cezaya dayanak yapılamaz. Bu suçta tipik deliller mağdur ve tanık beyanı, teşhis, güvenlik kamerası kaydı, yağmalanan eşyanın sanıkta ele geçirilmesi, telefonun IMEI ve baz istasyonu kayıtları ile adli muayene raporudur.
Ceza Genel Kurulu, üç kişinin birlikte işlediği ileri sürülen bir yağmada, mağdurun teşhis edemediği ve verdiği eşkâlin fotoğrafıyla uyuşmadığı sanık hakkındaki mahkûmiyeti bozarken ispat ölçütünü şöyle ifade etmiştir:
"Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.05.2017, E. 2017/91, K. 2017/291
Mağdur beyanındaki çelişkilerin sonucu, aile içinde geçen bir dosyada açıkça görülür. Mağdur soruşturma aşamasında telefonunun zorla alınmadığını, evde sakladığı yerden bulunup alındığını söylemiş; buna rağmen sanık nitelikli yağmadan mahkûm edilmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi hükmü bu mağdur yönünden bozmuştur:
"(...) mağdurun yağma eylemiyle ilgili geçmişe yönelik aşamalarda giderilmeyen, soyut iddiası ve çelişkili beyanları karşısında, sanığın (...) yağma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkeside gözetilerek sanık hakkında nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,"— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 26.09.2024, E. 2022/15589, K. 2024/9719
Bu kararlar ışığında delil değerlendirmesinde şu noktalar öne çıkar:
- İlk beyan: Yargıtay, mağdurun olaydan hemen sonra “sıcağı sıcağına” verdiği ifadeye, sonradan genişletilen veya değiştirilen anlatımlara göre daha fazla değer vermektedir. Bu, hem mahkûmiyet hem suç vasfı (cebir var mıydı) bakımından belirleyicidir.
- Teşhis: Mağdurun olay anında faili görme imkânı (ışık, mesafe, süre, maske), verdiği eşkâl ile sanığın görünümünün uyumu ve teşhisin birden fazla kişi arasından yapılıp yapılmadığı sorgulanmalıdır.
- Kamera kaydı: Kayıt, cebrin kişiye mi eşyaya mı yöneldiğini, olay saatini (gece bendi) ve kullanılan nesnenin silah görüntüsü taşıyıp taşımadığını gösteren en güçlü delildir; kayıtların silinmeden temini için soruşturmanın başında talepte bulunulmalıdır.
- Tek delil sorunu: Mağdur ile sanık arasında önceye dayalı husumet, alacak ilişkisi veya aile içi anlaşmazlık varsa, başka delille desteklenmeyen mağdur anlatımının mahkûmiyete yetip yetmeyeceği gerekçede tartışılmalıdır.
- Eşyanın ele geçirilmesi: Yağmalanan eşyanın sanıkta bulunması güçlü bir delildir; ancak eşyayı sonradan satın alan veya emanet alan kişinin durumu yağmaya iştirakten farklıdır ve ayrı değerlendirilir.
Yağma suçlamasında ve mağduriyetinde yol haritası
Yağma dosyalarında sonucu çoğu kez ilk kırk sekiz saatte yapılanlar belirler: ilk ifade, ilk teşhis, kamera kayıtlarının temini ve zararın giderilmesine ilişkin irade. Aşağıdaki iki liste, şüpheli veya sanık ile mağdur bakımından izlenmesi gereken adımları sıralar.
Şüpheli veya sanık için
- İfadeden önce müdafi ile görüşün. Yağma, alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektirdiğinden müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/3); ifade ve sorgu müdafi hazır bulunmadan yapılmamalıdır.
- Suç vasfını ilk aşamada tartışın. Kişiye yönelik cebir veya kanundaki nitelikte bir tehdit yoksa fiil hırsızlık (TCK m. 142/2-b), tehdit (m. 106) veya şantaj (m. 107) olabilir; bu ayrım görevli mahkemeyi ve tutuklama kararını doğrudan etkiler.
- Alacak ilişkisi varsa belgeleyin. Sözleşme, senet, dekont, mesaj ve tanıkları soruşturma dosyasına sunun; TCK m. 150/1 uygulanırsa yağma cezası yerine tehdit veya kasten yaralama hükümleri devreye girer.
- Zararı gidermek istiyorsanız iradenizi soruşturma evresinde belgeleyin. İade veya ödeme kovuşturma başlamadan önce yapılırsa indirim cezanın yarısına kadar, sonra yapılırsa üçte birine kadardır (TCK m. 168/3).
- İadeyi eksiksiz yapın. SIM kart, kılıf, cüzdandaki para gibi eksikler iadeyi “kısmi” hâle getirir ve mağdurun rızasını gerektirir (TCK m. 168/4).
- Mağdura ulaşılamıyorsa depo yolunu kullanın. Zararın tamamının mahkemenin belirleyeceği yere yatırılması, rıza alınamayan dosyalarda etkin pişmanlığın önünü açabilir.
- Ödemenin kimin adına yapıldığını açıkça yazın. Birden fazla sanık varsa dekont açıklamasında her sanığın adı ve payı gösterilmelidir.
- Olay saatini netleştirin. Gece vakti bendi, güneşin batışından bir saat sonra başlar (TCK m. 6/1-e); birkaç dakikalık fark cezanın alt sınırını altı yıldan on yıla çıkarabilir.
- Kullanılan nesnenin niteliğini tartışın. Silah bendinin uygulanması için nesnenin TCK m. 6/1-f kapsamında olması veya silah görüntüsüyle korkutucu etki yaratması gerekir.
- Değer azlığını ileri sürün. Malın suç tarihindeki değerini belgeleyerek TCK m. 150/2 uyarınca üçte birden yarıya kadar indirim talep edin.
- Teşebbüs ve iştirak şeklini değerlendirin. Mal alınamamışsa teşebbüs (TCK m. 35), fiile katkı sınırlıysa yardım etme (TCK m. 39) hükümleri cezayı önemli ölçüde azaltır.
- Tutukluluğa itirazda somut olguları öne çıkarın. Sabit ikamet, iş, sabıkasızlık, zararın giderilmesi ve suç vasfındaki tartışma, adli kontrol talebinin dayanaklarıdır (CMK m. 109).
- Sanık çocuksa yaş ve infaz hükümlerini kontrol edin. TCK m. 31'deki indirimler, 7593 sayılı Kanun'la değişen üst sınırlar ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Yağma (gasp) mağduru ne yapmalı?
- Hemen kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurun. Suç şikâyete bağlı olmasa da erken başvuru kamera kayıtlarının ve izlerin kaybolmasını önler.
- Olayı ilk anlatımınızda eksiksiz ve abartısız anlatın. Size dokunulup dokunulmadığı, ne söylendiği, kaç kişi oldukları, ellerinde ne bulunduğu ve saat, suçun niteliğini belirler; sonradan değişen anlatımlar davayı zayıflatır.
- Adli muayene raporu alın. Yaralanma varsa aynı gün hastaneye başvurun; ilaçla uyutulma şüphesinde kan ve idrar örneği verilmesini isteyin.
- Telefonun IMEI numarasını, kartları ve çalınan eşyanın belgelerini bildirin. Banka kartlarını iptal ettirin; sonradan yapılan harcamalar ayrı bir suçun delilidir.
- Kamera kaydı bulunan iş yerlerini ve tanıkları tutanağa geçirtin. Delillerin toplanmasını isteme hakkınız vardır (CMK m. 234/1-a-1).
- Baro tarafından vekil görevlendirilmesini isteyin. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda vekili bulunmayan mağdur bunu talep edebilir (CMK m. 234/1); yağma bu kapsamdadır.
- Davaya katılın. İlk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunuzu bildirerek kamu davasına katılabilir (CMK m. 237/1), böylece hükme karşı kanun yoluna başvurabilirsiniz.
- Kısmi ödeme teklifini bilerek değerlendirin. Zararınızın yalnızca bir kısmı karşılanıyorsa etkin pişmanlık indirimi sizin rızanıza bağlıdır (TCK m. 168/4); rıza göstermek zorunda değilsiniz ve rızanızı sanıklar arasında ayırabilirsiniz.
- Tazminat hakkınızı saklı tutun. Ceza davasında giderilmeyen maddi ve manevi zararlarınız için hukuk mahkemesinde ayrıca dava açabilirsiniz.
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası'nda yağma (gasp) davaları
İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, yani Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla ilçelerinde işlendiği ileri sürülen yağma suçlarının soruşturması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür, davalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde bulunan ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bu yazıda aktarılan kararların bir bölümü doğrudan bu bölgedeki dosyalara ilişkindir: Çekmeköy'de omuzdaki çantanın araçtan çekilip alınmasını nitelikli hırsızlık sayan Ceza Genel Kurulu kararı, bir banka şubesindeki oyuncak tabancalı soygun girişimine ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesi kararı ve İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dosyada etkin pişmanlık koşullarını tartışan 2026 tarihli karar. LimanLegal Hukuk Bürosu Kartal Cevizli'dedir; yağma suçlamasıyla karşılaşan şüpheli ve sanıklar ile yağma mağdurlarına gözaltı ve ifade aşamasından istinaf ve temyize kadar hukuki destek vermektedir.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı avukattır (Sicil No: 71680) ve LimanLegal Hukuk Bürosu'nda ceza hukuku ve ceza muhakemesi alanında çalışmaktadır. Bu yazıdaki kanun maddeleri resmî mevzuat metinlerinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 6. Ceza Dairesi kararlarından yapılan alıntılar ise karar tam metinlerinden birebir aktarılmış; kararlardaki kişi adlarına yer verilmemiştir.
Yağma (gasp) suçlamasında veya mağduriyetinde hukuki destek
Yağma dosyalarında suç vasfı, nitelikli hâller, alacak tahsili savunması ve etkin pişmanlık, cezayı yıllarla ifade edilen ölçüde değiştirir. İlk ifadeden önce dosyanın bir ceza avukatıyla değerlendirilmesi, sonradan telafisi güç hataları önler.
Kartal, Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde gözaltı, tutukluluğa itiraz, ağır ceza yargılaması, istinaf ve temyiz aşamalarında müdafilik ve mağdur vekilliği hizmeti veriyoruz.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Yağma (gasp) suçunun cezası kaç yıldır?
Yağma suçunun temel şeklinin cezası TCK m. 148/1 uyarınca altı yıldan on yıla kadar hapistir. Suçun silahla, gece vakti, birden fazla kişi tarafından birlikte, konutta veya iş yerinde işlenmesi gibi nitelikli hâllerde ceza TCK m. 149/1 uyarınca on yıldan on beş yıla kadar hapistir. Kanun yağma için adli para cezası öngörmemiştir; halk arasında gasp denilen fiilin kanundaki adı yağmadır.
Nitelikli yağma nedir, hangi hâllerde ceza artar?
TCK m. 149/1'e göre yağmanın silahla, failin kendisini tanınmayacak hâle koymasıyla, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol keserek ya da konutta, iş yerinde veya eklentilerinde, kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanarak, örgüte yarar sağlamak amacıyla veya gece vaktinde işlenmesi nitelikli yağmadır. Bu hâllerden birinin varlığı cezayı on yıldan on beş yıla kadar hapse çıkarır; birden fazla hâlin birleşmesi üst sınırı değiştirmez.
Gasp ile hırsızlık arasındaki fark nedir?
Her iki suçta da başkasına ait mal rıza dışında alınır; fark, yağmada malın cebir veya tehdit kullanılarak alınmasıdır. Hırsızlıkta mal çoğu zaman mağdurun haberi olmadan alınır ve temel cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (TCK m. 141). Yağmada mağdurun direnci kişiye yönelik zor veya korkutmayla kırılır ve ceza altı yıldan başlar (TCK m. 148/1). Yağma ağır ceza mahkemesinde yargılanır ve uzlaştırma kapsamında değildir.
Telefonu veya çantayı elinden çekip almak (kapkaç) yağma mıdır?
Eşya, mağdurun direnmesine fırsat kalmadan ani bir hareketle çekilip alınmışsa fiil yağma değil, TCK m. 142/2-b kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis gerektiren nitelikli hırsızlıktır. Mağdur eşyasını bırakmamak için direnir ve fail bu direnci itme, vurma, sürükleme gibi kişiye yönelik cebirle kırarsa fiil yağmaya dönüşür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2020, E. 2018/617, K. 2020/342 sayılı kararında, kuvvetin mağdura değil eşyaya yöneldiği olayı nitelikli hırsızlık saymıştır.
Hırsızlık sırasında yakalanıp mal sahibine vurmak yağma olur mu?
Hırsızlık tamamlanmadan, örneğin fail binadan çıkarken veya kesintisiz takip altındayken kullanılan cebir veya tehdit fiili yağmaya dönüştürür. Hırsızlık tamamlandıktan, yani fail mal üzerinde hâkimiyet kurduktan sonra malı geri almak isteyen kişiye uygulanan cebir ise yağma değildir; fail hırsızlıktan ve ayrıca kasten yaralama veya tehditten cezalandırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2025/221, K. 2025/347 ile Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 15.02.2024, E. 2022/4336, K. 2024/2013 sayılı kararlar bu ayrımı ortaya koymaktadır.
Alacağını zorla almak veya borçluyu tehdit etmek gasp sayılır mı?
TCK m. 150/1'e göre kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır; yağma cezası verilmez. Bunun için fail ile mağdur arasında hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir alacak ilişkisi bulunmalı ve istenen miktar alacakla orantılı olmalıdır. Alacağı bariz biçimde aşan miktarın istenmesi hâlinde fiil yağma olarak cezalandırılır.
Kumar veya tefecilik borcu için tehdit etmek hangi suçu oluşturur?
Kumar borcu hukuken talep edilebilir bir alacak olmadığından, bu borç için tehdit veya cebir kullanılması TCK m. 150/1 kapsamına girmez ve yağma suçunu oluşturur; Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.01.2014, E. 2013/10702, K. 2014/539 sayılı kararı bu yöndedir. Faizle verilen borçta ise Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2025, E. 2024/2551, K. 2025/8647 sayılı kararına göre verilen para ve makul bir fazlasının istenmesi alacak tahsili sayılabilir; fahiş miktarın zorla istenmesi yağmadır.
Malın değeri azsa yağma cezası iner mi?
TCK m. 150/2 uyarınca yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. İndirim zorunlu değildir, hâkimin gerekçeli takdirine bağlıdır ve kanunda bir parasal sınır yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484 sayılı kararında ölçütün malın suç tarihindeki parasal değeri olduğunu, kanunda yer almayan ek koşullar aranamayacağını, ancak olayın özelliklerinin takdirde gözetileceğini belirtmiştir.
Oyuncak tabanca veya kurusıkı ile yapılan yağma silahlı yağma sayılır mı?
Yargıtay uygulamasında belirleyici olan, kullanılan nesnenin mağdur üzerindeki korkutucu etkisidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.05.2023, E. 2021/25306, K. 2023/10932 sayılı kararında, bir banka şubesinde kullanılan plastik oyuncak tabancanın ilk bakışta silah olarak algılandığını ve korkutucu etkisinin bulunduğunu kabul ederek TCK m. 149/1-a'nın uygulanmasını yerinde bulmuştur. Bıçak, sopa ve saldırıda kullanılmaya elverişli diğer nesneler de TCK m. 6/1-f uyarınca silahtır.
Zorla senet imzalatmak yağma suçu mudur?
Evet. TCK m. 148/2'ye göre cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye, imzalamaya, var olan bir senedi imha etmeye mecbur edilmesi hâlinde yağmanın temel cezası, yani altı yıldan on yıla kadar hapis verilir. Mağdurun fiilen ödeme yapmış olması aranmaz. Tehdit şeref ve saygınlığa yönelikse şantaj, senet gerçek bir alacağa dayanıyorsa TCK m. 150/1 gündeme gelir.
Yağmada etkin pişmanlık indirimi ne kadardır?
TCK m. 168/3'e göre yağma suçunda fail, mağdurun zararını bizzat pişmanlık göstererek aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse, bu kovuşturma başlamadan önce yapılmışsa cezanın yarısına kadarı, kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce yapılmışsa üçte birine kadarı indirilir. Oranlar üst sınırdır; hâkim daha az indirim yapabilir. Hüküm verildikten sonra yapılan ödeme bu madde kapsamında indirim sağlamaz.
Çalınan malı polis bulursa etkin pişmanlıktan yararlanılır mı?
Kural olarak hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.09.2023, E. 2021/113, K. 2023/426 sayılı kararında, yağmalanan paranın kaçarken yakalanan failin üst aramasında ele geçirilmesi hâlinde gerçek anlamda pişmanlıktan söz edilemeyeceğini ve sonradan mağdura para gönderilmesinin sonucu değiştirmeyeceğini kabul etmiştir. Etkin pişmanlık için iadenin failin iradesiyle gerçekleşmesi gerekir; failin kendiliğinden teslim olması veya malın yerini göstermesi farklı değerlendirilebilir.
Zararın bir kısmını ödemek etkin pişmanlık için yeterli midir?
Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır (TCK m. 168/4). Mahkeme bu rızayı mağdura açıkça sormak zorundadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.05.2026, E. 2026/2059, K. 2026/4094 sayılı kararında rızanın şahsa sıkı surette bağlı bir hak olduğunu, rıza alınamıyorsa indirimin ancak zararın tamamının iade veya tazmin edilmesi hâlinde uygulanabileceğini belirtmiştir.
Birden fazla sanık varsa birinin zararı ödemesi diğerlerine yarar mı?
Etkin pişmanlık şahsi bir indirim nedenidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.05.2025, E. 2023/17104, K. 2025/4944 sayılı kararına göre kısmi iadede pişmanlık, buna bağlı iade ve mağdurun rızası birlikte aranır; mağdur çok failli suçlarda rızasını sanıklardan bir kısmı için gösterip diğerleri için göstermeyebilir. Bu nedenle ödemenin hangi sanık adına yapıldığı belgelenmeli ve her sanığın iradesi dosyaya yansıtılmalıdır.
Yağma suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma var mıdır?
Yağma suçu şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma yapar ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Yağma, CMK m. 253'te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz. Mağdurun zararının giderildiğini bildirmesi veya kısmi iadeye rıza göstermesi ise TCK m. 168 uyarınca ceza indirimine yol açabilir. Fiil TCK m. 150/1 kapsamında tehdit veya yaralama olarak nitelendirilirse o suçların kuralları uygulanır.
Yağma suçundan tutuklama zorunlu mudur?
Hayır, zorunlu değildir. Yağma (TCK m. 148, 149), CMK m. 100/3-a-8'de sayılan katalog suçlardandır; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. Ancak hâkim, tutuklamanın ölçülü olup olmadığını (CMK m. 100/1) ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını (CMK m. 109) ayrıca değerlendirir. Ağır ceza işlerinde tutukluluk süresi en çok iki yıldır ve uzatma süresi yağmada toplam üç yılı geçemez (CMK m. 102/2).
Yağmada HAGB veya erteleme kararı verilebilir mi?
HAGB ve erteleme, sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis olması hâlinde mümkündür (CMK m. 231/5, TCK m. 51/1); on sekiz yaşından küçükler için erteleme sınırı üç yıldır. Yağmada alt sınır altı yıl olduğundan bu sınıra ancak değer azlığı (TCK m. 150/2), teşebbüs, yaş küçüklüğü ve etkin pişmanlık gibi indirimlerin birleştiği dosyalarda inilebilir. HAGB için ayrıca zararın tamamen giderilmesi ve sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmaması gerekir.
Yağma suçu ne zaman tamamlanır, teşebbüs hangi durumda söz konusu olur?
Yağma, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında tamamlanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2025/226, K. 2025/319 sayılı kararında ölçütün failin malı hâkimiyet alanına sokması değil, mağdurun mal üzerindeki tasarruf imkânını yitirmesi olduğunu belirtmiştir. Fail cebir veya tehdide başlamış ancak elinde olmayan nedenlerle malı alamamışsa teşebbüs söz konusudur ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir (TCK m. 35).
18 yaşından küçükler yağma suçundan ne kadar ceza alır?
Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. On iki–on beş yaş grubunda, algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği varsa ceza yarı oranında indirilir ve her fiil için dokuz yılı geçemez; on beş–on sekiz yaş grubunda ceza üçte bir oranında indirilir ve on beş yılı geçemez (TCK m. 31/2-3). Bu üst sınırlar 7593 sayılı Kanun'la artırılmıştır; önceki fiillerde lehe olan hüküm uygulanır.
Yağma suçunda görevli mahkeme ve dava zamanaşımı nedir?
Yağma davalarına ağır ceza mahkemesi bakar; 5235 sayılı Kanun m. 12 yağmayı adıyla sayarak bu mahkemenin görevine vermiştir. Çocuk sanıklar bakımından çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır. Dava zamanaşımı TCK m. 66/1-d uyarınca on beş yıldır; zamanaşımını kesen işlemler hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzar (TCK m. 67/4). Çocuklarda bu süreler yaş grubuna göre yarı veya üçte iki oranında uygulanır (TCK m. 66/2).
Önemli: Bu yazı 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata ve yayımlanmış yargı kararlarına göre hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir. Yağma suçunda suç vasfı, nitelikli hâller, indirim oranları ve infaz hesabı her dosyanın delillerine, suç tarihine ve sanığın kişisel durumuna göre değişir; içtihat da zaman içinde farklılaşabilir. Somut bir soruşturma veya dava için dosya incelenmeden hukuki sonuca varılmamalıdır.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 7, 31, 35, 36, 37, 39, 43, 49, 50, 51, 53, 58, 61, 62, 66, 67, 86, 87, 106, 107, 109, 141, 142, 145, 148, 149, 150, 157, 168
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, 102, 109, 150, 231, 234, 237, 253
— 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12
— 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107, 108
— 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun (CMK m. 231 değişikliği); 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun (TCK m. 31 ve 5275 sayılı Kanun m. 107/5 değişikliği)
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 01.07.2026, E. 2024/6493, K. 2026/5595
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 11.05.2026, E. 2026/2059, K. 2026/4094
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 02.04.2026, E. 2024/3960, K. 2026/2717
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 12.01.2026, E. 2024/2005, K. 2026/326
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 06.01.2026, E. 2024/486, K. 2026/110
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025, E. 2025/21, K. 2025/484
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2025, E. 2024/2551, K. 2025/8647
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2025/221, K. 2025/347
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 08.09.2025, E. 2023/20830, K. 2025/7267
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025, E. 2025/226, K. 2025/319
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.05.2025, E. 2023/17104, K. 2025/4944
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.12.2024, E. 2023/1558, K. 2024/13371
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.11.2024, E. 2023/741, K. 2024/11949
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 26.09.2024, E. 2022/15589, K. 2024/9719
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2022/9997, K. 2024/5318
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 15.02.2024, E. 2022/4336, K. 2024/2013
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.11.2023, E. 2021/52, K. 2023/569
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 16.10.2023, E. 2023/17610, K. 2023/13423
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 12.09.2023, E. 2021/113, K. 2023/426
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25.05.2023, E. 2021/25306, K. 2023/10932
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.03.2023, E. 2021/22896, K. 2023/9126
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2020, E. 2018/617, K. 2020/342
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.05.2017, E. 2017/91, K. 2017/291
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 14.01.2014, E. 2013/10702, K. 2014/539
— Ersan Şen – Muhammed Enes Efe, “Sahip Olma” Teorisi Kapsamında Hırsızlık ve Yağma Suçları, Hukuki Haber, 07.09.2026
— Ersan Şen, Yağma Suçunda Etkin Pişmanlık, Hukuki Haber, 21.06.2014
— Onur Ercan, TCK m. 148/3 ve Yağma Suçunu Oluşturan Cebir Fiilinin Kasten Yaralama Suçu Açısından Değerlendirilmesi, Hukuki Haber, 13.10.2022
— Suat Çalışkan, Yağma Suçunda Konut Kavramının Kapsamı, Hukuki Haber, 26.03.2019
— Büşra Özerkekoğlu, Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili Amacıyla İşlenen Suçlar, Selçuk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Dergisi, C. 6, S. 1, 2023, s. 1-36
— Ali Boyracı, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin Yağma Suçunun Konusunu Oluşturan Malın Değerinin Az Olması Hâlinde Ceza İndirimi Öngören Hükmün (TCK m.150/2) Uygulanması ile İlgili İçtihat Değişikliğinin Değerlendirilmesi ve Hükme Yönelik Bazı Düşünceler, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 12, S. 2, 2022, s. 811-843
— Özlem Çelik Başbozkurt, Yağma Suçunun Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağı Tahsil Amacıyla İşlenmesi Hâlinde Ortaya Çıkan Sorunların Yargıtay Kararı Örneği ile Değerlendirilmesi, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 20, S. 1, 2025, s. 497-539
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



