IP Adresi Tek Başına Faili Gösterir Mi?

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/IP Adresi Tek Başına Faili Gösterir Mi?
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

IP Numarası Tek Başına Faili Gösterir mi? IP Delilinin Sınırları ve Soruşturmada Yapılması Gerekenler

Sahte bir sosyal medya hesabı, internette yayılan kişisel veriler, bir hakaret paylaşımı, internet bankacılığı üzerinden yapılan bir para transferi ya da bir internet sitesine yapılan saldırı… Bilişim suçlarının büyük bölümünde failin kimliğine giden ilk iz bir IP numarasıdır. Servis sağlayıcıdan gelen tek satırlık bir yazı, çoğu zaman bir kişinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasına yetmektedir. Oysa IP numarası, belirli bir anda internete hangi bağlantı üzerinden çıkıldığını gösterir; o bağlantıyı kimin, hangi cihazla ve hangi amaçla kullandığını tek başına göstermez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu gerçeği, “IP numarasının kullanılan bilgisayarı göstermeyip internetle olan bağlantıyı göstermesi” gerekçesiyle kurulan beraat hükmünü onayarak ifade etmiş; 12. Ceza Dairesi de IP tespitine rağmen modem, kablosuz ağ, log kaydı, cihaz incelemesi ve ortak kullanıcı araştırması yapılmadan kurulan hükümleri defalarca bozmuştur. Madalyonun öbür yüzünde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2017 tarihli kararı vardır: IP kaydının site ve servis sağlayıcı yazıları, bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki husumetle desteklendiği bir dosyada, somut dayanaktan yoksun “kablosuz ağıma başkası girmiş olabilir” savunmasına itibar edilmemiş ve beraat kararı bozulmuştur. Üstelik IP numarası olmadan faile ulaşmak da neredeyse imkânsızdır; platform yurt dışındaysa bu iz bile çoğu zaman elde edilemez. Bu rehberde İstanbul'da bilişim suçları ve ceza hukuku alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; IP numarasının teknik olarak neyi gösterdiğini, Yargıtay'ın IP tespitinden sonra hangi araştırmaları zorunlu gördüğünü, IP delilinin hangi hâllerde mahkûmiyete yettiğini, yurt dışı platformlarda fail tespitini ve soruşturma ile kovuşturmada hangi kayıtların hangi sırayla istenmesi gerektiğini Yargıtay'ın 2010–2026 tarihli kararları ışığında anlatıyoruz. 

Kısa cevaplar

  • IP numarası tek başına faili gösterir mi? Hayır. IP numarası, belirli bir anda internete hangi abonelik üzerinden çıkıldığını gösterir; o bağlantıyı kimin ve hangi cihazla kullandığını göstermez. Dinamik IP, NAT, ortak kullanılan hatlar, kablosuz ağlar, internet kafeler ve uzaktan yönetilen cihazlar, IP abonesi ile fiili kullanıcının farklı kişiler olmasına yol açabilir.
  • O hâlde IP ile hiç mahkûmiyet kurulamaz mı? Kurulabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı kararında, IP kaydının site ve servis sağlayıcı yazıları, bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki husumetle desteklendiği bir dosyada mahkûmiyet gerektiğini kabul etmiştir. Belirleyici olan IP'nin kendisi değil, IP'yi destekleyen veya çürüten bağımsız delillerdir.
  • Yargıtay IP tespitinden sonra neyi araştırmayı istiyor? IP'nin statik mi dinamik mi olduğunu; modemin kablolu mu kablosuz mu, şifreli mi şifresiz mi olduğunu; hatta dışarıdan bağlantı veya IP kopyalanması ihtimalini; cihazın log kayıtlarının bilirkişiye incelettirilmesini ve hattı kullanan diğer kişilerin tanık olarak dinlenmesini.
  • Platform yurt dışında, IP gelmiyor; soruşturma kapanır mı? Yargıtay'ın iki farklı yaklaşımı vardır: 15. Ceza Dairesi 2019'da “ABD adli makamları cevap vermiyor” gerekçeli takipsizliği yerinde görmüş; 4. Ceza Dairesi 2022'de ve 12. Ceza Dairesi 13.04.2026 tarihli kararında ise açık kaynak araştırması ve kurum yazışmaları yapılmadan verilen takipsizliğe yönelik itirazın reddini kanun yararına bozmuştur.
  • Kayıtlar ne kadar saklanır? Türkiye'deki erişim sağlayıcılar trafik bilgilerini altı aydan az, iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenen süre kadar saklar (5651 s. K. m. 6/1-b). Ev tipi modemlerin kendi kayıtları ve banka kamera görüntüleri ise çok daha kısa sürede silinebilir; bu nedenle hem mağdur hem şüpheli için zaman belirleyicidir.
  • IP numaram çıktı, ne yapmalıyım? İfadeden önce müdafi ile görüşün; IP yazısının tarih, saat, port ve IP türü bilgilerini inceleyin; modem ve cihaz kayıtlarını kaybolmadan toplayın; hattı kullanan kişileri belirleyin ve cihazınızın usulüne uygun incelenmesini talep edin. Soyut “komplo” savunmaları yerine teknik verilerle desteklenen bir savunma kurun.

IP Numarası Nedir ve Soruşturmada Neyi Gösterir?

Sahte hesap, kişisel verilerin yayılması, hakaret, tehdit, nitelikli dolandırıcılık ve bilişim sistemine girme gibi suçlarda fail çoğu zaman bir IP kaydı üzerinden tespit edilmeye çalışılır. Bu nedenle IP numarasının teknik olarak neyi ifade ettiğini doğru bilmek, hem mağdurun hem şüphelinin haklarını koruyabilmesinin ön koşuludur.

IP adresi (Internet Protocol adresi), internete bağlanan bir cihaza veya ağa, internet servis sağlayıcısı tarafından tahsis edilen ve cihazların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan sayısal adrestir. Bugün yaygın olarak kullanılan IPv4 standardında adres, noktalarla ayrılmış ve her biri 0 ile 255 arasında değer alan dört sayı grubundan oluşan 32 bitlik bir dizidir. Bu standart yaklaşık 4,3 milyar adres üretebildiğinden, cihaz sayısındaki artış karşısında çok daha geniş bir adres alanı sunan IPv6 standardına geçiş sürmektedir.

Soruşturma bakımından üç teknik ayrım kritiktir:

  • Dinamik ve statik IP: Ev ve mobil kullanıcıların büyük bölümüne IP adresi dinamik olarak, yani belirli bir süre için geçici olarak verilir; bağlantı yenilendiğinde aynı adres başka bir aboneye geçebilir. Statik IP ise değişmez ve genellikle sunucularda ya da talep eden kurumsal abonelerde kullanılır. Dinamik IP'de doğru aboneye ulaşmak, tarih ve saatin saniye hassasiyetinde doğru eşleştirilmesine bağlıdır.
  • Özel IP ve NAT: Evdeki veya iş yerindeki yerel ağda (LAN) cihazlar, internette doğrudan kullanılamayan özel IP aralıklarından (örneğin 10.0.0.0–10.255.255.255, 172.16.0.0–172.31.255.255, 192.168.0.0–192.168.255.255) adres alır. Bu cihazlar internete çıkarken modem veya operatör, Ağ Adresi Dönüştürme (NAT) ile hepsini tek bir genel IP'nin arkasında toplar. Sonuç: Dışarıdan görülen tek bir IP, arkasındaki onlarca cihazdan herhangi birine ait olabilir.
  • Abone ve kullanıcı farkı: İnternet servis sağlayıcısı, IP'nin hangi abonelik üzerinden kullanıldığını söyleyebilir; o anda klavyenin başında kimin oturduğunu söyleyemez. Aynı hattı aile bireyleri, misafirler, çalışanlar veya kablosuz ağın menzilindeki üçüncü kişiler kullanıyor olabilir.

IP adresi de bir kişisel veridir

IP adresinin bir başka boyutu, kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilebildiği ölçüde kendisinin de kişisel veri olmasıdır. 6698 sayılı KVKK m. 3/1-d, kişisel veriyi “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlar; Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 28.09.2023 tarihli ve 2023/1645 sayılı kararında da ilgili kişinin işlenen kişisel verileri arasında “e-posta adresi, IP adresi” sayılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.06.2014 tarihli, E. 2012/1510, K. 2014/331 sayılı kararına yazılan karşı oyda da kişiyle ilgili bilgiler sayılırken “bilgisayarının IP numarası” açıkça anılmıştır. Bu durum, IP bilgisinin soruşturma makamlarınca ancak kanuni dayanağa uygun biçimde (5651 sayılı Kanun ve CMK hükümleri çerçevesinde) talep edilip işlenebileceği; bir kişinin IP bilgisinin gelişigüzel yayılmasının ise ayrıca TCK m. 136 tartışması doğurabileceği anlamına gelir.

IP Numarası Tek Başına Faili Göstermez

IP kaydı ile fail arasındaki mesafeyi açan olgular, teknik açıdan birbirinden farklıdır ama sonuçları aynıdır: Abone ile eylemi gerçekleştiren kişi aynı olmayabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:

  • Ortak kullanılan hat: Ev, yurt, iş yeri veya site yönetimi bağlantısını çok sayıda kişi kullanır; servis sağlayıcı yalnızca aboneyi bilir.
  • Kablosuz ağ: Şifresiz, zayıf şifreli veya şifresi paylaşılmış bir modem, menzil içindeki üçüncü kişilerin hattı kullanmasına imkân verir.
  • Umumi erişim noktaları: İnternet kafeler, kafe ve otel ağları gibi toplu kullanım sağlayıcılarında aynı genel IP'yi onlarca kullanıcı paylaşır.
  • Uzaktan yönetilen cihazlar: Zararlı yazılım bulaşmış bir bilgisayar veya modem, sahibinin bilgisi dışında başkalarının eylemleri için “ara durak” olarak kullanılabilir.
  • Aracı hizmetler ve IP sahteciliği: VPN, vekil sunucu (proxy) veya sahte IP kullanımı, görünen IP ile eylemi gerçekleştiren kişinin gerçek bağlantısını birbirinden ayırabilir.

Doktrinde bu durum, özellikle Murat Volkan Dülger tarafından, soruşturmalarda IP'yi elde etmenin doğrudan faili bulmak anlamına gelmediği ve IP'nin ancak bir başlangıç noktası olabileceği şeklinde vurgulanmaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi de aynı tespiti, kısa ama çok açık bir gerekçeyle yapmıştır:

"Sanığın kullandığı bilgisayar üzerinde usulünce imaj alma işlemi yapılarak sonucunda çıkan veri bütünlük (hash) değerlerinin tesbit edilmemiş bulunması, IP numarasının kullanılan bilgisayarı göstermeyip internetle olan bağlantıyı göstermesi, sanığın bilgisayarlarında yapılan incelemede, bu bilgisayar kütüğünden marma- ....com adresine bağlantı yapıldığının tespit olunamaması "hack" proğramına rastlanmasının şikayetçiye ait siteye müdahele edildiğini göstermeyeceği, kesin delil bulunmadan varsayımlarla hüküm kurulamayacağı cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.
Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin suçun sabit olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA)," — Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 24.10.2013 tarihli, E. 2012/21817, K. 2013/25428 sayılı karar

Bu kararın üç mesajı vardır: (1) IP, cihazı değil bağlantıyı gösterir; (2) cihaz incelemesi yapılacaksa imaj ve hash güvencesine uyulmalıdır; (3) bilgisayarda “hack” programı bulunması bile, somut eylemle bağlantı kurulmadıkça mahkûmiyete yetmez. IP'nin bir aboneye tekil olarak eşleştirilmesinde port bilgisi, zaman damgası ve NAT sorunları için IP Sahteciliği (IP Spoofing) ve IP Tespitinin Delil Değeri; dijital incelemenin hukuka uygunluğu için CMK Madde 134'e Göre Elektronik Delillerin Hukuka Uygunluğu başlıklı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Yargıtay'ın IP Tespitinden Sonra Aradığı Araştırmalar

Sahte hesap dosyalarında sık karşılaşılan yaklaşım, IP'nin hangi aboneliğe tahsis edildiği öğrenilir öğrenilmez abonenin fail kabul edilmesi ve araştırmanın orada bırakılmasıdır. Oysa derinlemesine yürütülen soruşturmalar, abonenin eylemle hiçbir bağının bulunmadığı sonucuna da sıkça ulaşır: Cihaz, sahibinin bilgisi dışında zararlı yazılımla uzaktan yönetiliyor olabilir; kablosuz ağ yabancılar tarafından kullanılmış olabilir; hat bir ailenin, bir yurdun veya bir iş yerinin ortak kullanımında olabilir. Yargıtay'ın özellikle sahte hesap ve kişisel veri yayma (TCK m. 136) dosyalarında verdiği kararlar, IP tespitinden sonra hangi araştırmaların yapılması gerektiğini somut olarak ortaya koymaktadır.

Sahte Facebook hesabı ve “internetimi yeğenlerim de kullanıyordu” savunması

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 06.02.2023 tarihli kararına konu olayda, katılanın adı-soyadı kullanılarak açılan sahte Facebook hesabının sanığa ait IP adresinden oluşturulduğu tespit edilmişti. Sanık, internet bağlantısını yeğenlerinin de kullandığını ve şifresinin kırılmış olabileceğini savunmuştu. İlk derece mahkemesi eylemin suç olmadığı gerekçesiyle beraat vermiş; Yargıtay hem bu nitelendirmeyi hem de eksik incelemeyi bozma nedeni yapmıştır. Karar, IP tespitinden sonra yapılması gereken araştırmaların tam listesini içermesi bakımından bu alanın en öğretici kararlarından biridir:

"Suça konu paylaşımın yapıldığı facebook hesabının sanığa ait IP adresinden oluşturulduğu tespit edilmiştir. Sanık kendisi adına olan internet bağlantısını yeğenleri ... ve ...'ın da kullandığını ve başka kişilerce de şifresi kırılarak kullanılmış olabileceğini savunması, gerek sanığın gerek katılanın beyanlarına göre taraflar arasında tanışıklık ya da husumet bulunmaması, sahte hesaba konulan katılanın fotoğraflarının mutlaka ve sadece sanıkta mevcut olabilecek nitelikte olmaması karşısında, tespit edilen IP numarasının statik mi yoksa dinamik mi olduğu, IP numarasının bağlı bulunduğu internet hattında hangi özellikte modem kullanıldığı, kablolu veya kablosuz ve şifreli veya şifresiz olup olmadığı, şifreli ise hangi tarihler arası şifre kullanıldığı, IP numarasının kopyalanması, dışardan üçüncü bir kişinin haricen bağlantı yapıp iddia olunan eylemleri gerçekleştirme olasılığının bulunup bulunmadığı hususlarının aydınlatılması için araştırma yapılıp, ilgili internet sağlayıcısından bilgi istenmesi, sanığın suç tarihinde kullanımında olan bilgisayar getirtilip, bilişim uzmanı bir bilirkişi tarafından log kayıtları incelenerek, şikayete konu hesabın sanığın kullanımında olan bilgisayar aracılığıyla açılıp açılmadığını teknik verilerle destekleyecek biçimde rapor düzenlenmesi, sanığın yeğenleri olan ... ve ...'ın usulüne uygun olarak davet edilerek dinlendikten sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 06.02.2023 tarihli, E. 2019/11673, K. 2023/283 sayılı karar (oybirliği; kişi adları tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)

Kararda dikkat çeken ayrıntı, Yargıtay'ın husumet ve fotoğrafa erişim olgularını da tartışmasıdır: Taraflar birbirini tanımıyorsa ve fotoğraflar yalnızca sanıkta bulunabilecek nitelikte değilse, IP dışındaki bağ zayıftır; bu durumda teknik araştırmanın derinleştirilmesi zorunlu hâle gelir. Bu, aşağıda göreceğimiz Ceza Genel Kurulu kararıyla birlikte okunduğunda, IP delilinin gücünü belirleyen asıl etkenin IP dışındaki olgular olduğunu gösterir.

IP'nin yanında dijital materyal incelemesi şart

Aynı Daire, sahte hesap açıldığı ve katılanın fotoğraflarının yayımlandığı iddia edilen, ancak dosyada suça konu fotoğrafa ilişkin tespit dahi bulunmayan bir olayda mahkûmiyet hükmünü şu gerekçeyle bozmuştur:

"Sanığın katılan adına sahte facebook hesabı açıp, katılanın rızası dışında ele geçirdiği resimleri yayınladığı iddiasına konu olayda, sanık tarafında açıldığı iddia edilen facebook hesabına ait IP adresinin tespit edilerek sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı ve dosya arasında suça konu herhangi bir resim bulunmaması dikkate alındığında sanığın kullanımında olan bilgisayar, telefon vb. dijital materyaller üzerinde usulüne uygun alınacak arama kararına istinaden gerekli incelemelerin yapılıp katılana ait herhangi bir verinin söz konusu hesap üzerinden yayınlanıp yayınlamadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.02.2023 tarihli, E. 2019/10397, K. 2023/567 sayılı karar (oybirliği)

Bu dosyada ilginç olan, sahte hesap üzerinden yapılan yazışmadan birkaç dakika sonra katılanın sanık adına kayıtlı numaradan arandığına ilişkin HTS kaydının dosyada bulunmasıdır. Buna rağmen Yargıtay, hesabın IP kaydının ve sanığın dijital materyallerinin incelenmesini zorunlu görmüştür. 27.11.2023 tarihli kararında da Daire, suça konu hesaba erişim sağlayan IP adresinin tespit edilmesini ve sanığa ait dijital materyallerde usulüne uygun arama kararıyla inceleme yapılmasını, hesabın sanık tarafından açılıp açılmadığının “kuşkuya yer vermeyecek şekilde” belirlenmesinin ön koşulu saymıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.11.2023, E. 2021/2552, K. 2023/5107).

Kablosuz modem, dinamik IP ve şifre kırılması

Kablosuz ağın başkaları tarafından kullanılmış olabileceği savunması, teknik verilerle desteklendiğinde Yargıtay tarafından ciddiye alınmaktadır. Katılanın e-posta adresiyle pornografik içerikli bir arkadaşlık sitesine üye yapıldığı ve IP'nin sanığın evindeki bilgisayara ait olduğu iddia edilen bir dosyada, beraat kararı şu gerekçeyle onanmıştır:

"(...) sanığın, evinde kullandığı modemin wireless modem olduğu, interneti çocukları ders çalışsın diye aldığı, internetten çok fazla anlamadığı, e-mail adresinin izinsiz nasıl kullanılacağını bilmediği, kendisinin IP adresinin çıktığı, oğlunun orta 3'e gittiği, kendisini sıkıştırdığında böyle bir şey yapmadığını söylediği, oğlunun başarılı bir öğrenci olduğu, atılı suçu kabul etmediğine ilişkin savunması ile ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığının 30.03.2012 tarihli raporunda, dosyada bilgisi bulunan IP adresinin Türk Telekom'un dinamik olarak dağıtılan IP adres bloğu içinde olduğu, bu durumda IP adresinin kullanıcıya sabit olmayıp, değişken zamanlarda farklı kişilere verilebildiği, teorik olarak IP adreslerinin değiştirilmesi, o IP'yi asıl yetkili sahibinin bilgisi dışında uzaktan başkalarının kullanmasının mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine yeterli, hukuka uygun, kuşkudan uzak, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığından beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/25516, K. 2014/10204 sayılı karar (beraat onanmıştır; karar veri tabanında tarih 28.04.2014, karar metninin sonunda 28.04.2013 olarak yer almaktadır)

Benzer bir yaklaşım, bir valiliğin internet sitesine yönelik saldırıya ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararında da görülür. Daire, “kullandığı modemin şifreli olduğunu, kötü niyetli kişiler tarafından şifresinin kırılıp kullanılabileceğini” savunan sanık bakımından internet sağlayıcısından hatta izinsiz giriş olup olmadığının sorulmasını ve sanığın bilgisayarına el konularak sabit diskinin incelenmesini zorunlu görmüş; bu araştırmalar yapılmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.05.2014, E. 2014/3415, K. 2014/12298).

E-posta ile yayma ve internet kafe: IP bir kapıdır, adres değil

IP'nin bir internet kafeye veya ortak kullanılan bir iş yerine çıkması da sık görülür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mağdurun telefon numaralarının bir e-posta adresi kullanılarak internet sitesine verilen ilanda yayımlandığı bir olayda, e-postanın sanığa ait internet kafeden gönderildiğinin IP ile tespit edilmesini yeterli görmemiş, ancak beraati de eksik incelemeye dayandığı için bozmuştur:

"Sanığın, ... elektronik posta adresini kullanarak mağdur adına bir internet sitesine verdiği ilanda, mağdura ait olduğu anlaşılan telefon numaralarını yayımlayarak TCK.nun 136.maddesinde tanımlanan kişisel verileri hukuka aykırı şekilde yaymak suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada; mağdura ait kişisel verileri içeren elektronik posta gönderisinin, sanığa ait internet kafeden gönderildiğinin IP adresi ile tespit edilmesi, aynı elektronik posta adresi hesabının oluşturulması sırasında elektronik posta hizmeti veren şirkete beyan edilen bilgilerin de doğru olmadığının anlaşılması karşısında; elektronik posta adresi oluşturulurken kullanılan IP adresinin ve bu adresi kullanan kişinin, elektronik posta adresinin aktive edilmesi için mynet adlı internet sitesinin yedek elektronik posta adresi isteyip istemediğinin, istemişse bu adresin ne olduğu, hangi IP adresini kullandığı ve sahibinin kim olduğu ... adındaki elektronik posta adresinin gerçek kullanıcısının, gerekirse bu adresten elektronik posta alan kişiler de Türkiye İletişim Kurumu Başkanlığından sorulup, tespit edilerek dinlenilmek suretiyle belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı (...)" — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 13.12.2010 tarihli, E. 2010/19559, K. 2010/20604 sayılı karar (oybirliği; e-posta adresi tarafımızca gizlenmiştir)

Karar, IP araştırmasının tek bir noktada durmaması gerektiğini gösterir: Paylaşımın yapıldığı IP'nin yanında hesabın oluşturulduğu IP, yedek e-posta adresi, kurtarma telefon numarası ve hesapla yazışan kişiler de araştırılmalıdır. Sosyal medya hesaplarında bu veriler çoğu zaman failin kimliğine IP'den daha doğrudan bir yol açar.

IP abonesi ile fail farklı kişi olabilir

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 12.10.2022 tarihli kararına konu iddianamede, sahte hesabın açıldığı IP'nin sanığın değil, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen bir akrabasının evindeki telefon hattına bağlı internet aboneliğine ait olduğu, sanığın ise yanında getirdiği dizüstü bilgisayarla bu hat üzerinden internete girdiği kabul edilmişti. Bu örnek, IP abonesi ile eylemi gerçekleştiren kişinin farklı olabileceğini ve failin ancak IP dışındaki delillerle (tanık beyanları, cihaz, bağlantı zamanları) belirlenebileceğini açıkça göstermektedir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.10.2022, E. 2022/4512, K. 2022/6716).

Telefonunda sahte sayfaya girilmemiş sanık: beraat onandı

Son olarak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 16.06.2025 tarihli kararı, IP ve cihaz incelemesinin savunma lehine nasıl sonuç verebileceğini gösterir. Katılanın fotoğrafının küçük düşürücü ibarelerle bir Facebook hesabından paylaşıldığı olayda ilk derece mahkemesi, sanığın daha önce çektiği bir fotoğrafın da aynı hesaptan paylaşılmış olmasını yeterli görerek mahkûmiyet kurmuştu. İstinaf mahkemesi bu hükmü kaldırmış, Yargıtay da beraati onamıştır:

"Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız yapılan inceleme sonunda, gerek sanığın aşamalarda istikrar addeden atılı suçu kabul etmediği yönündeki ifade ve savunmaları, gerek sanığın cep telefonunda yapılan incelemede ilgili facebook sayfasına girilmediğinin tespit edilmesi, gerek birden çok ... hesabının bulunması, gerekse sanığın çektiği resmi 3. şahıslarada gönderdiğini belirtmesi nazara alındığında suça konu ... isimli sahte Facebook hesabı ile sanık arasında herhangi bir bağlantı kurulamaması nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin açık ve net şekilde ispatlanamadığı, şüpheli bir durumun söz konusu olduğu, (...) "şüphe sanık lehine değerlendirilir" ilkeside nazara alınarak İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete dair hükmünün kaldırılarak sanık hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
(...) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmediğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, (...) oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.06.2025 tarihli, E. 2022/8221, K. 2025/5328 sayılı karar
IP tespitinden sonra Yargıtay'ın aradığı araştırmalar
Araştırma Neden gerekli? Dayanak karar
IP'nin statik mi dinamik mi olduğu Dinamik IP farklı zamanlarda farklı abonelere verilebilir 12. CD 06.02.2023; 12. CD E. 2013/25516
Modemin kablolu/kablosuz, şifreli/şifresiz oluşu ve şifrenin kullanıldığı tarihler Kablosuz ağın menzilindeki üçüncü kişiler hattı kullanabilir 12. CD 06.02.2023; 8. CD 14.05.2014
Hatta izinsiz giriş olup olmadığının servis sağlayıcıdan sorulması Şifre kırılması veya IP kopyalanması ihtimalinin aydınlatılması 8. CD 14.05.2014; 12. CD 06.02.2023
Cihazın getirtilip log kayıtlarının bilirkişiye incelettirilmesi Hesabın o cihazdan açılıp açılmadığının teknik verilerle gösterilmesi 12. CD 06.02.2023; 12. CD 27.02.2023
İmaj ve hash güvencesi İncelemenin hukuka uygunluğu ve verinin değiştirilmediğinin ispatı 8. CD 24.10.2013
Hattı kullanan diğer kişilerin tanık olarak dinlenmesi Abone ile fiili kullanıcının farklı olabilmesi 12. CD 06.02.2023; 12. CD 12.10.2022
Hesabın oluşturulduğu IP, yedek e-posta ve kurtarma bilgileri Paylaşım IP'sinden daha doğrudan kimlik ipucu sağlayabilir 4. CD 13.12.2010
Taraflar arasındaki husumet ve verilere erişim imkânı IP dışındaki bağ; failin saiki ve veriye kimlerin ulaşabildiği 12. CD 06.02.2023; CGK 04.07.2017

Madalyonun Öbür Yüzü: IP ile Mahkûmiyet — Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2017 Tarihli Kararı

IP numarasının tek başına yeterli olmadığı ilkesi, IP'ye dayalı her dosyanın beraatle sonuçlanacağı anlamına gelmez. Bu konudaki en önemli karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı kararıdır. Karar, TCK m. 136 bakımından suçun unsurlarını açıklayan temel bir içtihat olmasının yanında, IP deliline ilişkin savunmaların hangi durumda sonuç vermeyeceğini gösteren en önemli örnektir.

Olay: arkadaşlık sitesinde sahte profil ve telefon numarası

2007 yılında bir arkadaşlık sitesinde, katılanın bilgisi ve rızası dışında onun adına bir profil oluşturulmuş; profilde katılanın cep telefonu numarasıyla birlikte “gezip eğlenmeyi seven erkeklerle tanışmak istediği” bilgisine yer verilmiş, siteye giren kişiler katılanın telefonuna çeşitli mesajlar göndermişti. Katılan olaydan bir gün sonra şikâyette bulunmuş, taraflar arasında önceye dayanan bir husumetin varlığını belirtmişti. Site işleticisinin yazısı profile belirli bir IP ile giriş yapıldığını, internet servis sağlayıcısının yazısı bu IP'nin sanığın adına ve ikamet adresine kayıtlı ADSL hattı üzerinden kullanıldığını, bilirkişi raporu da üyelik işleminin bu hattı kullanan bilgisayar üzerinden gerçekleştirildiğini ortaya koymuştu.

Sanık, bilgisayar kullanmayı bilmediğini, cihazı ağırlıklı olarak kızının kullandığını ve evindeki internet bağlantısının kablosuz olduğunu savunmuştu. Kararda aktarılan savunmalar şöyledir:

"(...) kendilerinde kaldığı günlerde bu bilgisayarı ve IP adreslerini kullanarak internete bağlandığını, modemin kablosuz ağ bağlantısı olması ve sonraki süreçte katılan ile aralarındaki gerginliğin devam etmesi de dikkate alındığında katılanın 500 metre gibi bir alandan ADSL hatlarına bağlanarak kendi IP adreslerini kullanıp kendi lehine delil yarattığını düşündüklerini, eğer bu işi kendisi veya babası yapmış olsa idi, evlerinden değil de internet cafeden yapacaklarını, katılanın komplo kurduğunu,
İfade etmişlerdir.
(...) Mahkemede; (...) bilgisayarı evdeki diğer bireylerin kullandığını, kendisinin ise kullanmayı bilmediğini, evindeki internet bağlantısının kablosuz olduğunu dolayısıyla evine 300 metre mesafede bulunan birinin bu hatta girerek kullanabileceğini, kocası ile evlerine gelen katılan tarafından dahi bu işin yapılmış olabileceğini, (...) Savunmuştur." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı karar (tanık ve sanık beyanlarının aktarıldığı bölüm)

İlk derece mahkemesi, bilgisayarı ağırlıklı olarak kullanan ve katılanla asıl husumeti bulunan kişinin sanığın kızı olduğunu dikkate alarak “kuşkunun sanık lehine yorumlanması gerektiği” gerekçesiyle beraat vermiş; Yargıtay 12. Ceza Dairesi hükmü bozmuş, mahkeme önceki kararında direnmişti. Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı şu şekilde çözmüştür:

"Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın adına ve Antalya'da bulunan adresine kayıtlı ADSL hattı üzerinden 12.04.2007 tarihinde "..." IP numarası ile "..." isimli arkadaşlık sitesine "..." rumuzu kullanılarak oluşturulan profilde, katılanın rızası dışında telefon numarası ile gezip eğlenmeyi seven erkeklerle tanışmak istediği bilgisine yer verildiği, siteye giren kişilerce katılanın telefonuna çeşitli mesajlar gönderildiği olayda;
Katılanın, suçun Antalya ilinde işlenmesinden bir gün sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına bizzat şikâyette bulunarak sanığın kızı ile aralarında bulunan husumetten dolayı eylemi sanığın gerçekleştirdiğine dair beyanı; katılana ait telefon numarasının verildiği arkadaşlık sitesindeki üyelik işleminin, sanığın adına kayıtlı ADSL hattını kullanan bilgisayar üzerinden gerçekleştirildiğine ilişkin bilirkişi raporu ile Yeni Medya Elektronik Yayıncılık ve Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi yazıları karşısında; sanığın, eylemin evlerine gelen katılan tarafından gerçekleştirildiği ve kendisine komplo kurulduğuna dair savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile itibar edilemeyeceği cihetle, üzerine atılı verileri hukuka aykırı yayma suçunu işlediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 gün ve 681-101 sayılı direnme hükmünün, sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı karar (oybirliği; IP numarası, site adı ve rumuz tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)

Karardan çıkan dersler: IP'yi güçlendiren ve zayıflatan olgular

Ceza Genel Kurulu kararı, önceki bölümde aktardığımız 12. Ceza Dairesi kararlarıyla çelişmez; aksine onları tamamlar. Kararda IP delili dört ayrı kaynaktan gelen verilerle desteklenmiştir: (1) site işleticisinin profile girilen IP'yi bildiren yazısı, (2) servis sağlayıcının IP'nin sanık adına kayıtlı hatta ait olduğunu bildiren yazısı, (3) üyelik işleminin bu hattı kullanan bilgisayardan yapıldığını tespit eden bilirkişi raporu ve (4) taraflar arasında olaydan önce var olan husumet ile katılanın ertesi gün yaptığı şikâyet. Buna karşılık savunmalar, kablosuz ağa 300–500 metreden bağlanılmış olabileceği ve komplo kurulduğu şeklinde soyut ihtimallerde kalmıştır: Dosyada modemin şifresiz olduğuna, o tarihte ağa yabancı bir cihazın bağlandığına ya da katılanın o gün sanığın evinde bulunduğuna dair somut bir teknik veri ortaya konulmamıştır.

Savunma açısından ders açıktır: “IP benim ama ben yapmadım” savunması, ancak modem bilgileri, bağlı cihaz kayıtları, hattın ortak kullanımını gösteren tanıklar, cihaz incelemesi ve zaman çizelgesi gibi somut verilerle desteklendiğinde sonuç verir. Mağdur açısından ders ise şudur: IP tespitinin yanına husumeti, olayın zamanlamasını ve verilere kimin erişebildiğini gösteren olgular eklendiğinde, IP delili mahkûmiyete yeterli bir delil bütününün parçası hâline gelir. Soyut bir “IP sahte olabilir” savunmasının neden yetmediğini, IP sahteciliğinin teknik sınırlarıyla birlikte IP Sahteciliği (IP Spoofing) Nedir? başlıklı yazımızda ayrıca ele aldık.

Aynı soru, farklı sonuç: IP delilinin kaderini belirleyen olgular
Karar IP dışındaki belirleyici olgular Sonuç
CGK 04.07.2017
E. 2017/12-829, K. 2017/363
Site yazısı, servis sağlayıcı yazısı ve bilirkişi raporu aynı hattı gösteriyor; önceden var olan husumet; ertesi gün şikâyet; savunma somut teknik veriyle desteklenmemiş Beraat bozuldu; mahkûmiyet gerektiği kabul edildi
12. CD 06.02.2023
E. 2019/11673, K. 2023/283
Taraflar tanışmıyor, husumet yok; fotoğraflar yalnızca sanıkta bulunabilecek nitelikte değil; hat yeğenlerle ortak kullanılıyor Beraat bozuldu; modem, IP türü, log ve tanık araştırması istendi
12. CD E. 2013/25516, K. 2014/10204 Kablosuz modem; IP dinamik blokta; teknik rapora göre IP'nin uzaktan başkalarınca kullanılması mümkün Beraat onandı
12. CD 16.06.2025
E. 2022/8221, K. 2025/5328
Sanığın telefonunda sahte sayfaya girilmediği tespit edilmiş; birden çok hesap var; fotoğraf üçüncü kişilere de gönderilmiş Beraat onandı
8. CD 24.10.2013
E. 2012/21817, K. 2013/25428
İmaj ve hash yok; bilgisayarda hedef siteye bağlantı izi bulunamamış; “hack” programı tek başına yeterli görülmemiş Beraat onandı
12. CD 27.02.2023
E. 2019/10397, K. 2023/567
HTS kaydı sanığı gösteriyor; ancak hesabın IP'si ve sanığın dijital materyalleri incelenmemiş, dosyada suça konu fotoğraf dahi yok Mahkûmiyet bozuldu; IP ve cihaz incelemesi istendi

IP Numarası Olmadan Faile Ulaşılamaz: Yurt Dışı Platformlar, İstinabe ve Log Süreleri

IP'nin tek başına faili göstermemesi, onun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sahte hesap dosyalarında IP, çoğu zaman failin kimliğine giden tek teknik izdir. IP adresleri bölgesel internet kayıt kuruluşları (RIR) eliyle hiyerarşik bir düzen içinde dağıtıldığından, bir IP bloğunun hangi ülkedeki hangi servis sağlayıcıya ait olduğu belirlenebilir; servis sağlayıcıdan da tarih ve saat eşleştirmesiyle abonelik bilgisi istenebilir. Dülger'in de altını çizdiği üzere asıl güçlük, eylemin yurt dışında merkezi bulunan platformlar üzerinden işlenmesi ve bu platformların kullanıcı kayıtlarının ancak adli yardımlaşma (istinabe) yoluyla talep edilebilmesidir. Platformun bulunduğu ülke, eylemi kendi hukukunda suç saymıyorsa talebi karşılamayabilir; bu yol ayrıca uzun zaman alır.

Bu sorun karşısında Cumhuriyet savcısının yükümlülüğünü belirleyen temel hüküm CMK m. 160'tır:

Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi – CMK m. 160

Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.

“ABD adli makamları cevap vermiyor” gerekçesiyle takipsizlik: Yargıtay'da iki yaklaşım

Sahte hesap şikâyetlerinin önemli bir kısmı, “platformun merkezi ABD'dedir, istinabe taleplerine cevap verilmemektedir” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmaktadır. Yargıtay'ın bu konudaki kararları tek yönlü değildir. 15. Ceza Dairesi, müşteki adına onlarca sahte hesap açılan ve bu hesaplarla dolandırıcılık yapıldığı iddia edilen bir dosyada kanun yararına bozma istemini reddederek takipsizliği yerinde görmüştür:

"Sosyal medya platformlarında ismi ve fotoğrafları kullanılarak müşteki adına sahte hesaplar açılıp 3. kişilerin bu hesaplar kanalıyla dolandırıldığının iddia edildiği anlaşılmış ise de; sosyal paylaşım ağlarını yöneten şirket merkezinin Amerika Birleşik Devletlerinde bulunması nedeniyle adı geçen ülke adli makamları ile yazışma yapılması gerektiği, ancak benzer soruşturmalar için yapılan yazışmalarda ABD'deki yasal düzenlemelerin şüphelinin tespitine yönelik işlemlerin yapılmasına uygun olmadığı, bu husustaki taleplerin olumsuz karşılandığı bilgisine yer verildiği, e-iletilerin gönderilmesinde kullanılan ve yurt dışında bulunan serverlerden söz konusu ülkelerdeki "Kişisel Verilerin Korunması Yasaları" nedeniyle gönderen kişilerin kimliklerinin belirlenmesine yarayacak bilgiler almanın mümkün bulunmadığı, soruşturmanın devamı halinde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukuki açıdan mümkün bulunmadığı, yeni delil elde edilmesi durumda soruşturmanın yeniden ele alınmasının her zaman olanaklı bulunduğu nazara alındığında itirazın reddi yönündeki kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, (...) kanun yararına bozma isteminin REDDİNE," — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 18.06.2019 tarihli, E. 2019/4623, K. 2019/6805 sayılı karar (oybirliği)

Buna karşılık daha yeni tarihli kararlarda, istinabe sonuçsuz kalsa bile soruşturmanın başka yollarla sürdürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sosyal medyada işlenen bir hakaret suçuna ilişkin 2022 tarihli kararında, ABD'ye yönelik istinabe genelgesinin içeriğine rağmen takipsizliği onaylayan itiraz ret kararını kanun yararına bozmuştur:

"Her ne kadar ..., ..., ... gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden işlenen suçlar nedeniyle yapılan şikayetler üzerine başlatılan soruşturmalarda (...) merkezi ABD'de yer aldığından (...) yer sağlayıcı şirketlerce verilen kullanıcı hesapları veya servisler kullanılarak işlenen suçlarda IP veya trafik kayıtlarının teminine yönelik ceza istinabe taleplerinde ABD adli makamları yetkili olduğu vurgulanmakta, talep konusu suç, anılan firmaların başka bir ülkede yer alan şubesi, temsilciliği veya reklam işlemi idare etmek için kurulmuş yan kuruluşu üzerinden işlenmiş olsa dahi IP kayıtları veya trafik kayıtlarının yalnızca firmanın merkezi tarafından verilebileceğinin belirtildiği, (...) bu minvalde yeni delillere ulaşmanın teknik ve hukuki bakımından imkanının bulunmadığI, gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında yeterli ve etkili soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK'nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımınca soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.11.2022 tarihli, E. 2022/8646, K. 2022/22585 sayılı karar (oybirliği; hakaret suçuna ilişkindir)

TCK m. 136 dosyalarına bakan Yargıtay 12. Ceza Dairesi de en güncel kararında aynı çizgiyi izlemiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, Instagram'da düğün görüntülerinin paylaşılmasına ilişkin şikâyette “ABD adli makamları cevap vermedi” gerekçesiyle verdiği takipsizliğe karşı itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur:

"Şüphelinin, Instagram isimli sosyal medya uygulaması üzerinden "..." ve "..." isimli kullanıcı adlarıyla şikâyetçiye ait düğün görüntülerini izinsiz şekilde paylaştığı iddiasına konu olayda, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de suça konu paylaşımın yapıldığı IP bilgileri ile şüphelinin kimlik, adres ve diğer irtibat bilgilerinin tespit edilmesi amacıyla açık kaynak araştırması yapılması için ilgili kurumlarla yazışma yapılması, şüphelinin kimlik bilgilerinin belirlenmesi durumunda, ifadesinin alınması ve inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, hiçbir delil araştırması yapılmaksızın eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.04.2026 tarihli, E. 2024/4203, K. 2026/3673 sayılı karar (oybirliği; kullanıcı adları gizlenmiştir)

Bu kararların birlikte okunmasından çıkan sonuç şudur: İstinabe yolunun sonuçsuz kalması tek başına soruşturmayı bitirmez. Şikâyet dilekçesinde hesabın URL'si, kullanıcı adı ve sabit hesap kimliği (ID), hesabın takip ettiği ve etkileşimde bulunduğu kişiler, fotoğraflara kimlerin erişebildiği, taraflar arasındaki husumet ve failin kimliğine işaret eden diğer ipuçları somut olarak gösterildiğinde, savcılığın açık kaynak araştırması ve kurum yazışmaları yapma yükümlülüğü belirginleşir. Şikâyet ve fail tespiti sürecinin ayrıntıları için Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Suçlar ve Delil Temini başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Zamanla yarış: trafik bilgisinin saklama süresi

IP'ye dayalı fail tespitinin bir de süre sınırı vardır. Türkiye'deki erişim sağlayıcıların trafik bilgilerini saklama yükümlülüğü kanunla sınırlandırılmıştır:

Erişim sağlayıcının yükümlülükleri – 5651 s. K. m. 6/1-b

MADDE 6- (1) Erişim sağlayıcı;

(...)

b) Sağladığı hizmetlere ilişkin, yönetmelikte belirtilen trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla,

(...)

yükümlüdür.

Gecikme, delil kaybıdır: Sahte hesabı fark ettiğiniz anda şikâyette bulunmamak, hem platformun hem de Türkiye'deki servis sağlayıcının kayıtlarının silinmesine yol açabilir. Mağdur için bu, failin hiç bulunamaması; şüpheli için ise lehine olan bağlantı kayıtlarının (örneğin o saatte başka bir cihazın ağa bağlı olduğunu gösteren kayıtların) kaybolması demektir. Ev tipi modemlerin kendi kayıtları ise çoğu zaman yalnızca birkaç gün saklanır.

Soruşturma ve Kovuşturmada Yapılması Gerekenler: Adım Adım Delil Haritası

Doktrinde Dülger'in de vurguladığı iki temel noktayla başlamak gerekir. Birincisi, adli bilişim incelemesi yalnızca bilişim suçlarının konusu değildir: Bir cinayet, uyuşturucu, dolandırıcılık veya tehdit dosyasında da telefon, bilgisayar, HTS, konum ve IP kayıtları çoğu zaman olayı aydınlatan asıl delillerdir. İkincisi, dijital izlerin bulunması, bozulmadan korunması ve doğru yorumlanması, klasik delil toplama tekniklerinden farklı bir teknik bilgi ve uzmanlık ister. Yargıtay'ın bilişim suçlarında verdiği bozma kararlarının önemli bir kısmı bu uzmanlığın dosyaya yansımamasından kaynaklanan eksik araştırmaya dayanır; bozma kararı verildiğinde ise aradan geçen zaman nedeniyle kayıtlar çoğu zaman artık elde edilemez.

Dijital delil, zamanla kaybolan ve yanlış yöntemle toplandığında değerini yitiren bir delil türüdür; bu nedenle hangi kaydın, kimden ve hangi sırayla isteneceği baştan planlanmalıdır. Somut bir örnek vermek gerekirse: Sahte bir profilde paylaşım yapıldığında platformdan yalnızca “paylaşımı yapan IP” istenmesi yeterli değildir. Profilin ne zaman ve hangi bağlantıdan açıldığı, hangi tarihlerde hangi IP'lerden oturum açıldığı, hesaba hangi e-posta adresi ve telefon numarasının tanımlandığı da birlikte sorulmalıdır. Tek bir veriye dayanan talep, mağdur açısından failin izinin kaybedilmesine, şüpheli açısından ise lehe delillerin hiç toplanmamasına yol açar. Yargıtay'ın bilişim suçlarında bozma nedeni yaptığı eksiklikler, bu haritanın nasıl çizilmesi gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 13. Ceza Dairesi, internet bankacılığı yoluyla bir şirket hesabından başka bir hesaba para aktarılmasına ilişkin bir dosyada, IP kullanıcısının, paranın akıbetinin ve sanıkların birbirleriyle bağlantısının nasıl araştırılması gerektiğini adım adım tarif etmiştir:

"(...) sanık ...'in suçlamayı kabul etmeyerek, hesabına para gönderildiğinden haberi olmadığını ve para çekmediğini beyan ettiği, dosya içerisinde mevcut 25/11/2010 tarihli teşhis tutanağında kredi kartını kullanarak dolandırıcılık yapan şahısların sonradan isimlerini öğrendiği diğer sanıklar ... ve ... olduğunu beyan ettiği, ancak bununla ilgili hiçbir aşamada ifadesinin alınmadığı, diğer sanıklar ... ve ...'nın ise suçlamayı kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında; sanık ...'in, kendisine ait suça konu kredi kartının diğer sanıklar tarafından ne şekilde ele geçirilerek kullanıldığı hususunda ayrıntılı savunması alınması suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken, delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilmeden, tartışılmadan ve gerekçelendirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-İlgili banka tarafından havale edilen tutarın ne şekilde kullanıldığının bildirilmemesi karşısında; suça konu paranın ne şekilde kullanıldığının tespiti ile; öncelikle suça konu paraların ATM'lerden çekilmiş ise; hangi banka şubesi ya da yerdeki ATM'lerden çekildikleri, kamera görüntüsü olup olmadığı tespit edilip ATM'lerden çekildikleri ana ilişkin kamera görüntülerinin temin edilerek görüntülerdeki kişinin kimliğine dair araştırma yoluna gidilmesi, işyerlerinde alışveriş sırasında kullanılılmış ise, bu işyerlerinin tespiti ile işlem anında kamera görüntüsü bulunup bulunmadığının sorularak, varlığı halinde, kamera kaydında görüntüsü bulunan kişinin sanıklar veya başkaca bir kişi olup olmadığının değerlendirilmesi, kamera kaydının bulunmaması ya da elde edilen görüntülerin kimlik tespitine elverişli olmaması halinde ise alışveriş yapılan işyerlerinden alım-satım işlemine ait fatura, fiş veya benzeri bir belgenin bulunup bulunmadığının, faturanın kimin adına tanzim edildiğinin tespitinin yapılması, 3-Suça konu paranın internet üzerinden işlemini gerçekleştiren IP numarası ... olan bilgisayarın kullanıcısının kim olduğu hususunun internet servis sağlayıcılarından sorularak şahsın açık kimlik bilgileri tespit edilip beyanına başvurulması, kimliğinin tespiti sonrasında sanıklarla irtibatının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğinin düşünülmemesi," — Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 07.04.2015 tarihli, E. 2014/20932, K. 2015/6394 sayılı karar (oybirliği; IP numarası tarafımızca gizlenmiştir)

Kararın öğretici yanı, IP tespitini tek başına bir sonuç olarak değil, üç paralel araştırma hattından biri olarak görmesidir: şüphelilerin birbirleriyle ilişkisini ortaya koyacak ayrıntılı ifadeler, paranın fiziksel izini sürecek kamera ve fatura kayıtları ve IP kullanıcısının kimliği. Bu hatlardan biri eksik kaldığında, diğerlerinin sonucu da güvenilir olmaz. IP dışındaki konum verileri de, savunmanın doğrulanması veya çürütülmesi için belirleyici olabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, olay tarihinde başka bir şehirde olduğunu savunan sanık bakımından şu araştırmayı zorunlu görmüştür:

"(...) sanığın, katılanla 2012 yılı Haziran ve Temmuz aylarında birlikte ...'de olduğunu, atılı suçları kabul etmediğini savunması, bankanın ATM görüntülerini süresi dolduğundan göndermemesi karşısında, sanığın 2012 yılı Ağustos ayında ...'de bulunduğuna dair iletişimin tespitine ilişkin CD'nin çözümlenerek tespit edilen baz istasyonları ile para çekimi yapılan ATM'lerin bulundukları yerlerin aynı mevkiide olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, (...)" — Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 24.02.2016 tarihli, E. 2015/10508, K. 2016/2141 sayılı karar (oybirliği)

Bu karar, kayıtların saklanma süresinin dolmasının ne kadar kritik olduğunu da gösterir: Banka, ATM görüntülerini “süresi dolduğundan” gönderememiş, dosya ancak baz istasyonu kayıtlarıyla aydınlatılabilir hâle gelmiştir. Doktrinde, BDDK'nın 2007 tarihli “Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğ”i uyarınca para çekimine ilişkin kamera kayıtlarının iki ay saklandığı ve yazışmaların uzun sürmesi nedeniyle bu sürenin çoğu zaman kaçırıldığı belirtilmektedir. Bu tebliğin yerini, 15.03.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 01.07.2020'den itibaren uygulanmak üzere çıkarılan “Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” almıştır; bu nedenle güncel saklama süresi her dosyada ilgili bankadan ayrıca sorulmalıdır. Sonuç değişmez: Kamera ve işlem kayıtlarının istenmesi, soruşturmanın ilk günlerinde yapılmalıdır. Sahte hesap dosyalarında da aynı mantıkla, IP kaydının yanında HTS ve baz istasyonu kayıtları, hesap açılış anındaki konum bilgisiyle karşılaştırılabilir. Abonelik kaydı ile fiili kullanıcının ayrışabileceğine ilişkin benzer bir tartışmayı Fatura Ödemelerinin Delil Değeri başlıklı yazımızda GSM hatları bakımından ele aldık.

Sahte hesap soruşturmasında istenecek kayıtlar ve amaçları
Talep Muhatap Amaç
Hesabın oluşturulduğu tarih, saat ve IP; giriş (login) IP kayıtları Platform (yurt içi temsilci; gerekirse istinabe) Hesabı açan ve kullanan bağlantının tespiti
Hesaba tanımlı e-posta, telefon ve kurtarma bilgileri Platform; e-posta sağlayıcısı; operatör IP'den daha doğrudan kimlik bağlantısı
IP'nin ilgili tarih-saatte hangi aboneye tahsis edildiği, port bilgisi, statik/dinamik ayrımı İnternet servis sağlayıcısı; ilgili kurum kayıtları Aboneliğin tekil olarak belirlenmesi; NAT sorununun giderilmesi
Modem türü, kablosuz bağlantı, şifreleme ve bağlı cihaz kayıtları Servis sağlayıcı; bilirkişi Hattın üçüncü kişilerce kullanılma ihtimalinin aydınlatılması
Şüphelinin bilgisayar ve telefonunda inceleme (CMK m. 134) Sulh ceza hâkimliği kararı; adli bilişim uzmanı Hesaba erişim izi, suça konu fotoğrafların kaynağı; imaj ve hash güvencesi
HTS ve baz istasyonu kayıtları GSM operatörleri; ilgili kurum kayıtları Hesap işlemleri anında şüphelinin konumu ve iletişimleri
Hattı kullanan diğer kişilerin ve ilgili tanıkların dinlenmesi Savcılık / mahkeme Abone ile fiili kullanıcının ayrıştırılması
Açık kaynak araştırması Siber suçlarla mücadele birimleri İstinabe sonuçsuz kaldığında hesabın arkasındaki kişiye ulaşılması

IP Numaranız Çıktıysa: Şüpheli ve Sanık İçin 10 Adımlık Savunma Listesi

  1. IP yazısını okuyun. Dosyadaki servis sağlayıcı yazısında tarih ve saat saniye hassasiyetinde mi, saat dilimi belirtilmiş mi, port bilgisi var mı, IP statik mi dinamik mi, operatörün paylaşımlı (NAT) havuzunda mı?
  2. Modem bilgilerini hemen toplayın. Marka ve model, kablosuz yayın, şifreleme türü, şifreyi bilen kişiler, varsayılan şifrenin değiştirilip değiştirilmediği ve modemin bağlı cihaz kayıtları; bu kayıtlar çoğu modemde kısa süre saklanır.
  3. Hattı kimlerin kullandığını belgeleyin. Aile bireyleri, ev arkadaşları, misafirler, çalışanlar; bu kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep edin. Yargıtay, sanığın “internetimi yeğenlerim de kullanıyordu” savunması karşısında yeğenlerin dinlenmemesini bozma nedeni yapmıştır.
  4. Cihaz incelemesini bizzat talep edin. Bilgisayar ve telefonunuzun CMK m. 134'e uygun, imaj ve hash güvencesiyle incelenmesi lehinize sonuç verebilir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın telefonunda sahte sayfaya girilmediğinin tespitine dayanan beraat kararını onamıştır.
  5. Zaman ve konum verisiyle karşılaştırın. Hesabın açıldığı veya işlemin yapıldığı saatlerde nerede olduğunuzu HTS, baz istasyonu, iş yeri giriş-çıkış kayıtları veya tanıklarla gösterin.
  6. Hesabın diğer izlerini sorgulatın. Hesaba tanımlı e-posta ve telefon numarasının, hesabın oluşturulduğu IP'nin ve diğer oturum IP'lerinin size ait olmadığını ortaya koyacak taleplerde bulunun; tek bir IP kaydına karşı çok sayıda bağımsız kayıt, güçlü bir savunma aracıdır.
  7. Husumet ve erişim olgusunu tartışın. Mağdurla aranızda husumet olup olmadığı, paylaşılan verilere kimlerin erişebildiği; IP dışındaki bağ zayıfsa bunu somut olarak ortaya koyun.
  8. Soyut savunmadan kaçının. “Komplo kuruldu”, “biri kablosuz ağıma girmiş olabilir” gibi beyanlar teknik veriyle desteklenmediğinde, Ceza Genel Kurulu'nun 2017 kararında olduğu gibi “suçtan kurtulmaya yönelik” kabul edilebilir.
  9. İsnadın hukuki niteliğini de denetleyin. Fail tespiti tartışmasının yanında eylemin hangi suçu oluşturduğu da önemlidir; örneğin sahte hesap dosyalarında TCK m. 134 ile m. 136 ayrımı şikâyet ve uzlaştırma rejimini değiştirir.
  10. Lehe kayıtların silinmesini önleyin. Lehinize olabilecek kayıtların (başka bir cihazın ağa bağlı olduğunu gösteren modem kayıtları, iş yeri kayıtları, kamera görüntüleri) saklama süreleri dolmadan savcılıktan veya mahkemeden istenmesini talep edin.

İfade öncesi uyarı: IP'nize dayanan bir soruşturmada ilk ifadede söylenen “internetimi herkes kullanır” veya “şifrem yoktu” gibi genel cümleler, sonradan somut verilerle desteklenmezse aleyhe değerlendirilebilir. İfadeye gitmeden önce müdafi ile görüşme, isnadın içeriğini öğrenme ve gerektiğinde susma hakkını kullanma hakkınız vardır (CMK m. 147). Modem ve cihaz kayıtlarının kaybolmaması için savunma stratejisi ifadeden önce belirlenmelidir.

Mağdur İçin: IP Tespitinin Sonuç Vermesi İçin 6 Adım

  1. Gecikmeden şikâyette bulunun. Trafik bilgileri sınırlı süre saklandığından, şikâyetin haftalar veya aylar sonra yapılması failin hiç bulunamaması sonucunu doğurabilir.
  2. Hesabı ve içeriği eksiksiz kimliklendirin. Hesabın URL'sini, kullanıcı adını, değişmeyen hesap kimliğini (ID), paylaşım ve mesaj tarih-saatlerini dilekçede gösterin; IP talebinin isabeti bu bilgilerin doğruluğuna bağlıdır.
  3. Somut teknik talepte bulunun. Hesabın oluşturulduğu ve oturum açıldığı IP'lerin tarih, saat ve port bilgisiyle; hesaba tanımlı e-posta ve telefon numarasının; gerekiyorsa HTS kayıtlarının istenmesini açıkça yazın.
  4. IP'yi destekleyen olguları anlatın. Husumet, verilere kimlerin erişebildiği, hesabın takip ettiği kişiler, yazım üslubu, hesap üzerinden size ulaşan mesaj ve aramalar; Ceza Genel Kurulu'nun 2017 kararında mahkûmiyeti mümkün kılan da bu tür olgulardır.
  5. Size ulaşan iletişimi saklayın. Sahte hesap üzerinden gelen mesajları ve sonrasında gelen aramaları silmeyin; Yargıtay, yazışmadan dakikalar sonra yapılan aramaya ilişkin HTS kaydını dosyada değerlendirmektedir.
  6. Takipsizliğe itiraz edin. “Yurt dışı platform, IP gelmedi” gerekçeli kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edin (CMK m. 173); itirazda açık kaynak araştırması ve kurum yazışmaları gibi yapılmayan işlemleri tek tek sayın.

Sonuç

IP numarası, bilişim suçlarında vazgeçilmez bir başlangıç verisidir; ancak Yargıtay'ın ifadesiyle IP, “kullanılan bilgisayarı göstermeyip internetle olan bağlantıyı” gösterir. Bu nedenle IP tespitinden sonra IP'nin türü, modem ve kablosuz ağ bilgileri, cihaz ve log incelemesi, hattı kullanan diğer kişiler, konum ve zaman verileri ile taraflar arasındaki ilişki mutlaka araştırılmalıdır. Aynı ilkenin öbür yüzü de Ceza Genel Kurulu'nun 2017 kararında görülür: IP; site ve servis sağlayıcı kayıtları, bilirkişi raporu ve husumet gibi bağımsız olgularla desteklendiğinde, somut dayanaktan yoksun “komplo” savunmaları mahkûmiyeti engellemez. IP numarası olmadan ise faile ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir; yurt dışı platformlarda istinabe sonuçsuz kalsa bile savcılığın açık kaynak araştırması ve kurum yazışmaları yapma yükümlülüğü devam eder. Mağdur için başarı, şikâyeti trafik kayıtları silinmeden yapmak ve somut teknik talepte bulunmakla; şüpheli için ise modem, cihaz ve zaman verilerini kaybolmadan dosyaya kazandırmakla başlar.

Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: IP'ye Dayanan Dosyalar Nerede Görülür?

Bilişim suçlarına ilişkin şikâyetler, mağdurun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir (CMK m. 158); dosya daha sonra yetkili başsavcılığa gönderilebilir. Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla gibi Anadolu Yakası ilçelerinde IP tespitine dayanan soruşturmalar uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte, kovuşturma aşamasında ise dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görülmektedir. Yukarıda aktardığımız Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 13.04.2026 tarihli kanun yararına bozma kararı da İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği bir takipsizlik kararına ilişkindir. Büromuzun Kartal Cevizli'de, adliyeye yakın konumda bulunması; ifade, itiraz ve dosya inceleme gibi süreye bağlı işlemlerde pratik bir avantaj sağlar. Diğer bilişim suçları için Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları rehberimize bakabilirsiniz.

Yazar Hakkında

Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku ve bilişim suçları alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda IP tespitine dayanan isnatlar, sahte hesap, kişisel verilerin yayılması ve internet bankacılığı kaynaklı dosyalarda hem mağdur ve katılan vekilliği hem de şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun metinleri mevzuat.gov.tr'deki yürürlükteki hâlleriyle; mahkeme kararları ise Yargıtay içtihat veri tabanlarındaki tam metinlerinden birebir alıntılanmış, kararlarda geçen kişisel veriler, IP numaraları ve kullanıcı adları “...” ile gizlenmiştir.

IP Tespitine Dayanan Dosyalarda Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu

IP'ye dayanan dosyalarda zaman iki taraf için de belirleyicidir: mağdur için trafik kayıtları silinmeden şikâyette bulunulması ve somut teknik talepte bulunulması; IP'si tespit edilen kişi için ise modem, cihaz ve bağlantı kayıtları kaybolmadan savunmanın teknik verilerle kurulması gerekir.

IP numaranız nedeniyle şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldıysanız ya da bir sahte hesap veya bilişim suçu nedeniyle failin tespit edilemediği bir takipsizlik kararıyla karşılaştıysanız, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.

İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde bilişim suçları, dijital delil ve sosyal medya kaynaklı ceza dosyalarında mağdur vekilliği ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

IP adresi tek başına faili gösterir mi?

Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 24.10.2013 tarihli, E. 2012/21817, K. 2013/25428 sayılı kararında IP numarasının kullanılan bilgisayarı göstermeyip internetle olan bağlantıyı gösterdiğini belirterek beraat kararını onamıştır. IP, belirli bir anda hangi abonelik üzerinden internete çıkıldığını gösterir; o bağlantıyı kimin ve hangi cihazla kullandığını tek başına göstermez. Bu nedenle IP tespitinden sonra modem, cihaz, log kayıtları ve hattı kullanan kişiler ayrıca araştırılmalıdır.

IP numarası neyi gösterir?

IP numarası, internete bağlanan bir cihaza veya ağa servis sağlayıcı tarafından tahsis edilen adrestir. Servis sağlayıcı, belirli bir tarih ve saatte bu adresin hangi aboneliğe verildiğini bildirebilir. Ancak ev ve mobil kullanıcıların çoğuna IP dinamik olarak verilir, yerel ağdaki birçok cihaz NAT ile tek bir IP arkasından internete çıkar ve aynı hattı birden fazla kişi kullanabilir. Bu nedenle IP, abonelik düzeyinde bir bilgi verir; bilgisayarın başındaki kişiyi göstermez.

Statik ve dinamik IP arasındaki fark delil açısından neden önemlidir?

Statik IP belirli bir aboneye sürekli olarak tahsis edilir ve genellikle sunucularda veya kurumsal hatlarda kullanılır. Dinamik IP ise belirli bir süre için geçici olarak verilir ve bağlantı yenilendiğinde başka bir aboneye geçebilir. Dinamik IP'de doğru aboneye ulaşmak, tarih ve saatin saniye hassasiyetinde ve doğru saat dilimiyle eşleştirilmesine bağlıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, IP'nin statik mi dinamik mi olduğunun araştırılmasını zorunlu saymakta; dinamik bloktaki IP'ye dayanan bir dosyada beraati onamıştır.

NAT ve özel IP nedir, neden önemlidir?

Evdeki veya iş yerindeki yerel ağda cihazlar, internette doğrudan kullanılamayan özel IP aralıklarından adres alır ve internete çıkarken modem veya operatör, Ağ Adresi Dönüştürme (NAT) ile hepsini tek bir genel IP'nin arkasında toplar. Bu durumda dışarıdan görülen tek bir IP, arkasındaki çok sayıda cihazdan herhangi birine ait olabilir. Aboneyi tekil olarak belirlemek için port bilgisi ve kesin zaman damgası gerekir; bu bilgiler olmadan yapılan eşleştirme hatalı sonuç verebilir.

“İnternetimi başkası kullanmış olabilir” savunması geçerli mi?

Somut verilerle desteklendiğinde geçerlidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 06.02.2023 tarihli, E. 2019/11673, K. 2023/283 sayılı kararında, bağlantısını yeğenlerinin de kullandığını savunan sanık bakımından IP'nin statik mi dinamik mi olduğunun, modemin kablosuz ve şifreli olup olmadığının, dışarıdan bağlantı ihtimalinin araştırılmasını, bilgisayarın log kayıtlarının bilirkişiye incelettirilmesini ve yeğenlerin dinlenmesini zorunlu görmüştür. Buna karşılık Ceza Genel Kurulu 2017 kararında, teknik dayanağı olmayan “kablosuz ağıma girilmiş olabilir” savunmasına itibar etmemiştir.

Kablosuz modemimin şifresi kırılmış olabilir savunması nasıl desteklenir?

Savunma; modemin marka ve modeli, kablosuz yayının açık olup olmadığı, şifreleme türü, şifrenin değiştirilip değiştirilmediği, şifreyi bilen kişiler ve modemin bağlı cihaz kayıtlarıyla desteklenmelidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 14.05.2014 tarihli kararında, modeminin şifresinin kırılmış olabileceğini savunan sanık bakımından servis sağlayıcıdan hatta izinsiz giriş olup olmadığının sorulmasını ve bilgisayarın incelenmesini zorunlu görmüştür. Modem kayıtları kısa süre tutulduğundan hemen toplanmalıdır.

Sadece IP kaydıyla mahkûmiyet kurulabilir mi?

Tek başına IP kaydıyla kurulmamalıdır; ancak IP diğer delillerle desteklendiğinde mahkûmiyet kurulabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı kararında; site işleticisinin ve servis sağlayıcının yazıları, üyelik işleminin sanığın hattını kullanan bilgisayardan yapıldığını tespit eden bilirkişi raporu, taraflar arasındaki husumet ve katılanın ertesi gün yaptığı şikâyet birlikte değerlendirilerek sanığın komplo savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilmiş ve beraat kararı bozulmuştur.

Yargıtay IP tespitinden sonra hangi araştırmaları istiyor?

Yargıtay kararlarına göre IP'nin statik mi dinamik mi olduğu, modemin türü, kablolu veya kablosuz ve şifreli olup olmadığı, şifrenin hangi tarihler arasında kullanıldığı, IP'nin kopyalanması veya dışarıdan bağlantı kurulması ihtimali servis sağlayıcıdan sorulmalı; şüphelinin bilgisayar ve telefonu usulüne uygun arama kararıyla getirtilip log kayıtları bilirkişiye incelettirilmeli; hattı kullanan diğer kişiler dinlenmelidir. Hesap e-postayla açılmışsa oluşturma IP'si ve yedek e-posta bilgileri de araştırılmalıdır.

IP bir internet kafeye veya iş yerine çıkarsa ne olur?

Bu durumda IP yalnızca eylemin o mekânın bağlantısından yapıldığını gösterir; mekânın sahibi veya çalışanı otomatik olarak fail sayılamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 13.12.2010 tarihli kararında, e-postanın sanığa ait internet kafeden gönderildiğinin IP ile tespit edildiği dosyada, e-posta hesabının oluşturulduğu IP'nin, yedek e-posta adresinin ve bu adresi kullanan kişinin araştırılmasını istemiştir. Mekândaki kamera kayıtları, kullanıcı kayıtları ve oturum saatleri de faile ulaşmak için değerlendirilmelidir.

IP abonesi ile fail farklı kişi olabilir mi?

Evet. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 12.10.2022 tarihli, E. 2022/4512, K. 2022/6716 sayılı kararına konu iddianamede, sahte hesabın açıldığı IP'nin sanığın değil bir akrabasının evindeki internet aboneliğine ait olduğu, sanığın ise kendi dizüstü bilgisayarıyla bu hat üzerinden internete girdiği kabul edilmişti. Bu örnek, aboneliğin sahibi ile eylemi gerçekleştiren kişinin farklı olabileceğini ve failin ancak tanık beyanları, cihaz incelemesi ve bağlantı zamanları gibi IP dışındaki delillerle belirlenebileceğini gösterir.

Sahte hesabı açanın IP'si nasıl tespit edilir?

IP bilgisi, savcılığın talebi üzerine platformdan veya platformun bulunduğu ülkeden adli yardımlaşma yoluyla istenir; gelen IP'nin hangi aboneye tahsis edildiği ise Türkiye'deki servis sağlayıcıdan, tarih, saat ve port bilgisiyle birlikte sorularak tespit edilir. Mağdurun şikâyet dilekçesinde hesabın URL'sini, kullanıcı adını, hesap kimliğini ve paylaşım tarihlerini eksiksiz vermesi bu sürecin ön koşuludur. Hesaba tanımlı e-posta ve telefon bilgileri çoğu zaman IP'den daha doğrudan sonuç verir.

Instagram veya Facebook yurt dışında; savcılık “ABD cevap vermedi” diyerek takipsizlik verdi, ne yapabilirim?

Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 13.04.2026 tarihli, E. 2024/4203, K. 2026/3673 sayılı kararında, paylaşımın yapıldığı IP ve şüphelinin kimlik bilgileri için açık kaynak araştırması ve kurum yazışmaları yapılmadan verilen takipsizliğe yönelik itirazın reddini kanun yararına bozmuştur. 4. Ceza Dairesi de 2022'de, şüpheli bulunamazsa daimi arama kararı alınarak zamanaşımı süresince araştırmaya devam edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bununla birlikte 15. Ceza Dairesi 2019'da aksi yönde karar vermiştir.

İnternet trafik kayıtları (log) ne kadar süre saklanır?

5651 sayılı Kanun m. 6/1-b uyarınca erişim sağlayıcılar, sağladıkları hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini altı aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenen süre kadar saklamakla yükümlüdür. Süre dolduğunda IP'nin hangi aboneye tahsis edildiği tespit edilemeyebilir. Ev tipi modemlerin kendi bağlantı kayıtları ise çoğu zaman yalnızca birkaç gün tutulur. Bu nedenle hem mağdurun şikâyetini hem de şüphelinin lehe kayıt taleplerini gecikmeden yapması gerekir.

Banka ATM ve kamera kayıtları ne kadar saklanır?

Doktrinde, BDDK'nın 2007 tarihli bilgi sistemleri tebliği uyarınca para çekimine ilişkin kamera kayıtlarının iki ay saklandığı ve yazışmalar uzun sürdüğü için bu sürenin çoğu zaman kaçırıldığı belirtilmektedir. Bu tebliğin yerini 15.03.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik almıştır; güncel süre ilgili bankadan ayrıca sorulmalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016 tarihli kararında da banka görüntüleri süresi dolduğu için gönderilememiştir.

IP adresi kişisel veri midir?

Evet, kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilebildiği ölçüde IP adresi de kişisel veridir. 6698 sayılı KVKK m. 3/1-d, kişisel veriyi kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlar. Kişisel Verileri Koruma Kurulu 28.09.2023 tarihli ve 2023/1645 sayılı kararında ilgili kişinin işlenen kişisel verileri arasında IP adresini de saymıştır. Bu nedenle IP bilgisi ancak kanuni dayanağa uygun biçimde talep edilip işlenebilir; gelişigüzel yayılması ayrıca TCK m. 136 tartışması doğurabilir.

Cihaz incelemesi IP'ye dayanan davada neden önemlidir?

IP kaydı yalnızca bağlantıyı gösterdiğinden, eylemin gerçekten şüphelinin cihazından yapılıp yapılmadığı ancak cihazdaki izlerle ortaya konabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 27.02.2023 tarihli kararında, sanığın bilgisayar ve telefonunda usulüne uygun arama kararıyla inceleme yapılmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuş; 16.06.2025 tarihli kararında ise sanığın telefonunda sahte sayfaya girilmediğinin tespitine dayanan beraati onamıştır. İnceleme CMK m. 134'e uygun, imaj ve hash güvencesiyle yapılmalıdır.

HTS ve baz istasyonu kayıtları IP delilini nasıl etkiler?

HTS ve baz istasyonu kayıtları, IP'nin gösterdiği işlem anında şüphelinin nerede bulunduğunu ve kimlerle iletişim kurduğunu ortaya koyabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 24.02.2016 tarihli, E. 2015/10508, K. 2016/2141 sayılı kararında, olay tarihinde başka bir şehirde olduğunu savunan sanık bakımından baz istasyonları ile ATM'lerin aynı mevkide olup olmadığının tespitini zorunlu görmüştür. Bu kayıtlar savunmayı doğrulayabileceği gibi IP delilini güçlendirebilir de; bu nedenle her iki taraf için talep edilmelidir.

Hesabın oluşturulduğu IP ile paylaşım yapılan IP arasındaki fark nedir?

Bir sosyal medya veya e-posta hesabı açılırken kullanılan IP ile hesaba sonradan giriş yapılan ve paylaşım yapılan IP'ler farklı olabilir. Fail, hesabı bir internet kafeden açıp başka bir yerden kullanabilir ya da tersi olabilir. Bu nedenle platformdan yalnızca paylaşım IP'si değil, hesabın oluşturulma tarih-saati ve IP'si, oturum açma kayıtları ile hesaba tanımlı e-posta ve telefon bilgileri birlikte istenmelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010 tarihli kararında e-posta hesabının oluşturulduğu IP'nin araştırılmasını istemiştir.

Adli bilişim incelemesi yalnızca bilişim suçlarında mı yapılır?

Hayır. Adli bilişim incelemesi, bilişim suçlarının yanında dolandırıcılık, tehdit, uyuşturucu, kasten öldürme gibi klasik suçların aydınlatılmasında da kullanılır; telefon, bilgisayar, HTS, konum ve IP kayıtları bu dosyalarda çoğu zaman asıl delildir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi 07.04.2015 tarihli kararında, internet bankacılığıyla yapılan bir para transferinde IP kullanıcısının kimliğinin yanında ATM kamera görüntülerinin, alışveriş faturalarının ve şüphelilerin ayrıntılı ifadelerinin de araştırılmasını istemiştir.

IP numaram çıktığı için ifadeye çağrıldım, ne yapmalıyım?

İfadeden önce müdafi ile görüşün ve dosyadaki IP yazısının tarih, saat, port ve IP türü bilgilerini inceleyin. Modeminizin marka ve modelini, kablosuz yayın ve şifre bilgilerini, hattı kullanan kişileri ve modemdeki bağlı cihaz kayıtlarını kaybolmadan toplayın. Bilgisayar ve telefonunuzun CMK m. 134'e uygun, imaj ve hash güvencesiyle incelenmesini talep etmek lehinize olabilir. Soyut “komplo” beyanlarından kaçının; savunmanızı teknik verilerle kurun. CMK m. 147 uyarınca susma hakkınız vardır.

Önemli: Her IP dosyasının teknik verileri, taraflar arasındaki ilişki ve delil durumu farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Mağdurlar için şikâyetin trafik kayıtları silinmeden yapılması ve somut teknik talepte bulunulması; IP'si tespit edilen kişiler için ise modem ve cihaz kayıtlarının kaybolmadan dosyaya kazandırılması belirleyicidir. Bu nedenle gecikmeden bir avukattan destek almanızı öneririz.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 134, 147, 160, 173 (mevzuat.gov.tr)
— 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 6 (mevzuat.gov.tr)
— 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3 (mevzuat.gov.tr)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017, E. 2017/12-829, K. 2017/363
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.04.2026, E. 2024/4203, K. 2026/3673
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.06.2025, E. 2022/8221, K. 2025/5328
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.11.2023, E. 2021/2552, K. 2023/5107
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.02.2023, E. 2019/10397, K. 2023/567
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 06.02.2023, E. 2019/11673, K. 2023/283
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.11.2022, E. 2022/8646, K. 2022/22585
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.10.2022, E. 2022/4512, K. 2022/6716
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 18.06.2019, E. 2019/4623, K. 2019/6805
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 24.02.2016, E. 2015/10508, K. 2016/2141
— Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 07.04.2015, E. 2014/20932, K. 2015/6394
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.05.2014, E. 2014/3415, K. 2014/12298
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/25516, K. 2014/10204
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 24.10.2013, E. 2012/21817, K. 2013/25428
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 13.12.2010, E. 2010/19559, K. 2010/20604
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2014, E. 2012/1510, K. 2014/331 (karşı oy)
— Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 28.09.2023 tarihli ve 2023/1645 sayılı karar
— Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik (RG 15.03.2020, 31069)
— Murat Volkan Dülger, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, Seçkin Yayınevi (IP numarasının delil değeri ve soruşturmada yapılması gerekenler bölümü)

Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.