Uyuşturucu Madde Ticareti ve Kullanmak İçin Bulundurma Suçları (TCK m. 188–192): Cezalar, Unsurlar ve Yargıtay Kararları
Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 11 Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 60 dakika
Uyuşturucu madde ticareti suçu, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız olarak satan, başkasına veren, nakleden veya ticaret amacıyla bulunduran kişinin on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırıldığı suçtur (TCK m. 188/3); kullanmak için bulundurma ve kullanma ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK m. 191/1). İki suç arasındaki çizgi çoğu dosyada gramla değil, bulundurma amacını gösteren delillerle çekilir. Bu rehber TCK m. 188, 189, 190, 191 ve 192'nin güncel metinlerini, her suçun unsurlarını, kamu davasının açılmasının ertelenmesini, etkin pişmanlığı, aramanın hukuka uygunluğunu, tutuklama ve infaz kurallarını Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025–2026 kararlarıyla birlikte açıklar. Madde bağımlılığı bir sağlık sorunudur; Kanun da tedavi için kendiliğinden başvuran kişiye ceza verilmeyeceğini düzenler (m. 192/4). LimanLegal Hukuk Bürosu tarafından hazırlanan bu çalışmadaki kanun ve karar alıntıları resmî metinlerden birebir aktarılmıştır.
Kısa cevaplar
- Uyuşturucu kullanmanın veya kullanmak için bulundurmanın cezası nedir? İki yıldan beş yıla kadar hapistir (TCK m. 191/1). Ancak bu suçtan başlatılan ilk soruşturmada dava açılmaz; beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve en az bir yıl denetimli serbestlik tedbirine karar verilir (m. 191/2–3).
- Uyuşturucu madde ticaretinin cezası kaç yıl? Ülke içinde satma, başkasına verme, nakletme veya ticaret amacıyla bulundurmanın cezası on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır (m. 188/3). İmal, ithal ve ihraçta ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapistir (m. 188/1).
- Kaç gram uyuşturucu ticaret sayılır? Kanunda gram sınırı yoktur. Ceza Genel Kurulu; satış veya devir davranışı, bulundurma yeri ve biçimi, maddenin çeşidi ve miktarı, kullanıcı olup olmama ve ekonomik durum ölçütlerini birlikte değerlendirir; şüphe yenilemezse fiil m. 191 kapsamında kalır.
- Arkadaşına bedelsiz uyuşturucu vermek ticaret midir? Evet. m. 188/3 yalnız satmayı değil “başkalarına veren” kişiyi de cezalandırır; para alınmaması suç vasfını değiştirmez.
- Eroin, kokain, metamfetamin veya bonzai hâlinde ceza artar mı? Evet. Bu maddeler m. 188/4-a kapsamındadır ve ceza yarı oranında artırılır; alt sınır on yıldan on beş yıla çıkar.
- Yakalandıktan sonra satıcıyı söylemek cezayı indirir mi? Verilen bilgi doğru, sonuca etkili ve gönüllüyse ceza dörtte birden yarısına kadar indirilir (m. 192/3). Doğrulanamayan soyut bir isim yeterli değildir.
- Arama kararı olmadan bulunan uyuşturucu delil olur mu? Hukuka aykırı aramada ele geçen madde hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38/6, CMK m. 206/2-a ve 217/2). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8 sayılı kararında araçtaki torbada kararsız yapılan aramada bulunan 405 gram maddeyi bu nedenle değerlendirme dışı bırakmıştır.
- Uyuşturucu ticaretinden hüküm giyen kişi cezasının ne kadarını infaz kurumunda geçirir? Koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür (5275 sayılı Kanun m. 108/9). m. 191'den mahkûmiyette genel oran olan cezanın yarısı uygulanır (m. 107/2).
- Tedaviye kendiliğinden başvuran kişi ceza alır mı? Hayır. Hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi isteyen kullanıcıya ceza verilmez; sağlık çalışanının bildirim yükümlülüğü de doğmaz (m. 192/4).
Uyuşturucu Suçları ve Cezaları: TCK m. 188–192 Özet Tablosu

Türk Ceza Kanunu uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkin fiilleri beş maddede düzenler: m. 188 imal ve ticareti, m. 189 tüzel kişilere uygulanacak güvenlik tedbirini, m. 190 kullanılmasını kolaylaştırmayı ve özendirmeyi, m. 191 kullanmak için satın almayı, kabul etmeyi, bulundurmayı ve kullanmayı, m. 192 ise etkin pişmanlığı kapsar. Kenevir ekimi ayrıca 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 23. maddesinde cezalandırılır. Aşağıdaki tablo, 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki metinlere göre her fiilin karşılığını gösterir.
| Madde | Fiil | Kanundaki ceza |
|---|---|---|
| TCK m. 188/1 | Ruhsatsız veya ruhsata aykırı imal, ithal, ihraç | Yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası |
| TCK m. 188/3 | Ülke içinde satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, nakletme, depolama; kullanma dışında bir amaçla satın alma, kabul etme, bulundurma | On yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası; madde verilen veya satılan kişi çocuksa hapis cezası on beş yıldan az olamaz |
| TCK m. 188/7 | Uyuşturucu üretiminde kullanılan ve ithal veya imali izne bağlı maddeyi ithal, imal etme, satma, satın alma, sevk, nakil, depolama, ihraç | Sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası |
| TCK m. 189 | m. 188'deki suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi | Tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirleri (iznin iptali, müsadere) |
| TCK m. 190/1 | Kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlama; kullananların yakalanmasını zorlaştıracak önlem alma; kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi verme | Beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası |
| TCK m. 190/2 | Kullanılmasını alenen özendirme veya bu nitelikte yayın yapma | Beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası |
| TCK m. 191/1 | Kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma; kullanma | İki yıldan beş yıla kadar hapis (ilk soruşturmada beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi) |
| 2313 s. Kanun m. 23/5 | Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi; münhasıran kendi kullanımı için ekim | Dört yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş yüz günden on bin güne kadar adli para cezası; kendi kullanımı için ekimde bir yıldan üç yıla kadar hapis |
| TCK m. 192 | Etkin pişmanlık | Ceza verilmez (f. 1, 2 ve 4) veya ceza dörtte birden yarısına kadar indirilir (f. 3) |
Tablodaki süreler temel cezalardır. Maddenin türü, suçun işlendiği yer, fail sayısı, örgüt bağlantısı ve failin mesleği cezayı ağırlaştırır; etkin pişmanlık, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim ise azaltır. Bu nedenle aynı maddeden yargılanan iki kişi çok farklı cezalarla karşılaşabilir.
Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunun Unsurları (TCK m. 188)
Uyuşturucu madde ticareti suçu, m. 188'de sayılan seçimlik hareketlerden birinin ruhsatsız veya ruhsata aykırı biçimde gerçekleştirilmesiyle oluşur; satışın tamamlanması, para alınması veya kazanç elde edilmesi şart değildir. Madde, biri sınır aşan fiilleri (imal, ithal, ihraç – f. 1), diğeri ülke içindeki dolaşımı (f. 3) hedefleyen iki ayrı suç tanımı içerir.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 188
MADDE 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,
hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
| Unsur | Açıklama |
|---|---|
| Korunan hukuki değer | Kamu sağlığı. Suç bir tehlike suçudur; somut bir zararın doğması aranmaz. |
| Fail | Herkes fail olabilir. Fail tabip, eczacı, hemşire gibi sağlık mesleği mensubu veya kimyacılıkla, ecza ticaretiyle uğraşan biriyse ceza yarı oranında artar (f. 8). |
| Mağdur | Belirli bir kişi değil, toplumu oluşturan herkestir. Maddeyi satın alan kullanıcı mağdur değil, m. 191 bakımından şüphelidir. |
| Suçun konusu | Uyuşturucu veya uyarıcı madde; izne veya reçeteye bağlı olup bu etkiyi doğuran maddeler (f. 6); üretimde kullanılan ve ithal veya imali izne bağlı maddeler (f. 7). |
| Fiil (seçimlik hareketler) | f. 1: imal, ithal, ihraç. f. 3: satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, nakletme, depolama, satın alma, kabul etme, bulundurma. Bunlardan birinin yapılması yeterlidir. |
| Hukuka aykırılık | Fiil “ruhsatsız veya ruhsata aykırı” olmalıdır. Tıbbi ve bilimsel amaçla izinli faaliyet suç oluşturmaz. |
| Manevi unsur | Kast. Satın alma, kabul etme ve bulundurmada failin amacı kullanmak değil, satmak veya başkasına vermek olmalıdır; amaç kullanmaksa fiil m. 191'e girer. |
| Şikâyet ve uzlaştırma | Soruşturma re'sen yapılır; şikâyet aranmaz. Suç, CMK m. 253/1'de sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir. |
| Görevli mahkeme | Ağır ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 12). |
| Tutuklama | Katalog suçtur (CMK m. 100/3-a-9). |
| Dava zamanaşımı | m. 188/1 için yirmi yıl (TCK m. 66/1-c); m. 188/3 için de yirmi yıl; üst sınır TCK m. 49/1 uyarınca yirmi yıl olduğundan (TCK m. 66/1-c, 66/3). |
Ceza Genel Kurulu, üçüncü fıkrayı madde gerekçesine dayanarak yorumlar: gerekçeye göre satın alma, kabul etme ve bulundurma “kazanç amacıyla” yapıldığında m. 188'e girer; diğer hareketler bakımından ise fiilin yapılması yeterlidir. Uygulamada kullanma dışında bir amaçla, örneğin başkalarına vermek için bulundurma da bu fıkra kapsamında değerlendirilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.02.2026, E. 2025/91, K. 2026/117). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024, E. 2020/301, K. 2024/108 sayılı kararında bu çerçeveyi tekrarlamış, “Fıkradaki suçun oluşması için bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması yeterlidir” sonucuna varmıştır. Uygulamadaki tartışmaların büyük bölümü de bu nedenle “bulundurma” hareketinde, yani kişinin yanında veya evinde ele geçen maddeyi hangi amaçla tuttuğunda yoğunlaşır.
| Nitelikli hâl | Dayanak | Cezaya etkisi |
|---|---|---|
| Maddenin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması | m. 188/4-a | Yarı oranında artırılır |
| f. 3'teki fiillerin okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın umumi veya umuma açık yerde işlenmesi | m. 188/4-b | Yarı oranında artırılır |
| Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi | m. 188/5 | Yarı oranında artırılır |
| Suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi | m. 188/5 | Bir kat artırılır |
| Madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması | m. 188/3 son cümle | Hapis cezası on beş yıldan az olamaz |
| Failin sağlık mesleği mensubu olması veya kimyacılıkla, ecza ticaretiyle uğraşması | m. 188/8 | Yarı oranında artırılır |
| Maddenin izne veya reçeteye bağlı, uyuşturucu veya uyarıcı etki doğuran bir madde olması | m. 188/6 | Ceza yarısına kadar indirilebilir |
Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmedikçe yirmi yıldan fazla olamaz (TCK m. 49/1); bu nedenle m. 188/3'teki temel ceza on yıl ile yirmi yıl arasında belirlenir. Artırım nedenleri art arda uygulandığında dahi süreli hapis cezasını gerektiren bir suçtan belirlenen sonuç ceza otuz yılı geçemez (TCK m. 61/7). Farklı zamanlarda yapılan birden fazla satışın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştiği kabul edilirse tek cezaya hükmedilir, ancak ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır (TCK m. 43/1).
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK m. 189)
Uyuşturucu madde imal ve ticareti bir şirketin, derneğin veya vakfın faaliyeti çerçevesinde işlenirse tüzel kişiye hapis veya adli para cezası verilmez; iznin iptali ve müsadere gibi tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Ceza sorumluluğu şahsi olduğundan (TCK m. 20) suçu işleyen yönetici, temsilci veya çalışan ayrıca m. 188 uyarınca yargılanır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 189 ve m. 60
MADDE 189- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
MADDE 60- (1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir.
(2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
m. 60/4 gereği tüzel kişiye güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için kanunda açık bir yollama bulunmalıdır; m. 189 bu yollamayı yalnızca imal ve ticaret suçları için yapar. Örneğin ecza deposu, kimyasal madde ithalatçısı veya lojistik şirketi gibi izne tabi faaliyet yürüten bir tüzel kişinin organ veya temsilcisi, bu izni kötüye kullanarak şirket yararına m. 188'deki suçu işlerse faaliyet izninin iptali gündeme gelir; suçta kullanılan veya suçtan elde edilen malvarlığı değerleri ise müsadere edilir. Hâkim, tedbirin işlenen fiile göre daha ağır sonuç doğuracağı durumlarda buna hükmetmeyebilir (m. 60/3). Kolaylaştırma ve özendirme suçu (m. 190) bakımından benzer bir yollama yoktur.
Uyuşturucu Kullanılmasını Kolaylaştırma ve Özendirme Suçunun Unsurları (TCK m. 190)
TCK m. 190, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlayan, kullananların yakalanmasını zorlaştıracak önlem alan ya da kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren kişiyi (f. 1) ve kullanımı alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişiyi (f. 2) beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Maddeyi temin etmek bu suçun değil m. 188'in konusudur; m. 190 kullanıma ortam hazırlayan ve kullanımı teşvik eden davranışları hedefler.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 190
MADDE 190- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren,
Kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
| Unsur | Açıklama |
|---|---|
| Korunan hukuki değer | Kamu sağlığı. |
| Fail | Herkes. Sağlık mesleği mensupları ile kimyacılık veya ecza ticaretiyle uğraşanlar bakımından ceza yarı oranında artar (f. 3). |
| Fiil (f. 1) | Kullanımı kolaylaştırmak için özel yer, donanım veya malzeme sağlama; kullananların yakalanmasını zorlaştıracak önlem alma; kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi verme. |
| Fiil (f. 2) | Kullanımı alenen özendirme veya bu nitelikte yayın yapma. Aleniyet, belirsiz sayıda kişinin algılayabileceği bir ortamı gerektirir. |
| Manevi unsur | Kast. f. 1'de fiil “kullanılmasını kolaylaştırmak için” yapılmalıdır; Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu amacı suçun unsuru sayar. |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi (üst sınır on yıl; 5235 sayılı Kanun m. 11–12). f. 3'teki nitelikli hâlde üst sınır on yılı aştığından ağır ceza mahkemesi görevlidir. |
| Tutuklama | CMK m. 100/3'teki katalogda yer almaz; genel tutuklama koşulları uygulanır. |
| Dava zamanaşımı | On beş yıl (TCK m. 66/1-d). |
| m. 191 ile ilişki | Kovuşturmada fiilin yalnızca m. 191 kapsamında kaldığı anlaşılırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir (m. 191/8-b). |
Evinde arkadaşlarıyla birlikte uyuşturucu kullanmak m. 190 kapsamına girer mi?
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin güncel bir kararına göre hayır; yalnızca birlikte kullanmaktan ibaret bir davranış “özel yer sağlama” sayılmaz. Bir dosyada tanıklar aralarında para toplayıp bir başkasından temin ettikleri maddeyi sanığın evinde hep birlikte kullanmış, ev sahibi m. 190/1-a uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurusunu reddetmişti. Yargıtay bu hükmü bozmuş ve sanığın salıverilmesine karar vermiştir:
"Hakkında ayrıca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yürütülüp kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen sanığın, tanıklar ile birlikte uyuşturucu madde kullanmaktan ibaret eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 190/1. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarından olan, "özel yer, donanım veya malzeme sağlama” özel kastının gerçekleşmediği, bu suretle suçun unsurunun oluşmadığı anlaşıldığından, uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 13.03.2025, E. 2024/20181, K. 2025/2113
Karar iki sonuç doğurur. Birincisi, kendisi de kullanıcı olan ev sahibinin fiili m. 191 kapsamında değerlendirilir ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi rejimine tabi olur. İkincisi, m. 190/1-a'nın uygulanabilmesi için mekânın veya düzeneğin başkalarının kullanımını kolaylaştırma amacıyla tahsis edildiğinin ispatı gerekir. Öğretide Enes Yılmaz, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma ve Özendirme Suçları (TCK m.190)” başlıklı makalesinde özel yerin geçici veya sürekli olarak kullanıma ayrılmış mekân olduğunu, mekânın maliki olmanın şart olmadığını belirtir; yazar suç için genel kastı yeterli görürken, Daire kararı kolaylaştırma amacını ayrıca arar. Bu fark, savunmanın amaç unsuruna odaklanmasını gerektirir.
Sosyal medya paylaşımı, şarkı sözü veya klip paylaşmak özendirme suçu oluşturur mu?
İçerik uyuşturucu kullanımını olumlu gösteriyor ve alenen paylaşılıyorsa m. 190/2 gündeme gelir; ancak paylaşımın özendirici niteliği ve özendirme kastı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmalıdır. Sosyal medya hesaplarına uyuşturucu madde görüntüleri içeren fotoğraf ve videolar koyan sanığın mahkûmiyetini Yargıtay şu gerekçeyle bozmuştur:
"İncelenen tüm dosya kapsamına göre; sanığın "facebook" ve "ınstagram" isimli sosyal paylaşım sitelerine koyduğu fotoğraf ve video içeriklerinin özendirici nitelikte olduğunu kesin olarak kabul etmek olanaklı olmadığı gibi, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirme kastı ile hareket ederek sosyal paylaşım sitesinde yer verdiğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli delil bulunmadığından unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür."— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.01.2024, E. 2021/4520, K. 2024/732
Buna karşılık Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 11.02.2025, E. 2024/16689, K. 2025/1008 sayılı kararında, savunmanın paylaşımların büyük bölümünün rap müzik eserlerine ait sözler olduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ileri sürdüğü bir dosyada mahkûmiyeti onamış; gerekçesinde sanığın “sosyal medya paylaşımları ile muhataplarını uyuşturucu maddeye karşı olumlu duygular uyandırarak, uyuşturucuyu kullanmaya ilişkin alenen özendirmesinin söz konusu olduğu” sonucuna varmıştır. İki karar birlikte okunduğunda ölçüt içeriğin kendisidir: maddeyi veya kullanımını cazip gösteren, süreklilik taşıyan paylaşımlar suç sayılabilirken, özendirici niteliği tartışmalı tekil görüntüler mahkûmiyete yetmez. Paylaşımın kime ait olduğu, hesabın kim tarafından yönetildiği ve içeriğin ne zaman yayımlandığı ayrı bir ispat konusudur; bu konuda sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ve delil temini yazımıza bakılabilir.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma ve Kullanma Suçunun Unsurları (TCK m. 191)
TCK m. 191/1'e göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da bu maddeleri kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Maddenin ayırt edici yönü cezadan çok usuldür: Kanun, kullanıcıyı önce denetim ve tedaviye yönlendirir, dava ancak yükümlülükler ihlal edilirse açılır.
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 191
MADDE 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
| Unsur | Açıklama |
|---|---|
| Korunan hukuki değer | Kamu sağlığı ile kullanan kişinin kendi maddi ve manevi varlığı. |
| Fail | Herkes. |
| Fiil (seçimlik hareketler) | Kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma. |
| Manevi unsur | Kast ve kullanma amacı. Maddeyi başkasına verme veya satma amacı varsa fiil m. 188/3'e girer. |
| Nitelikli hâl | Fiilin okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın umumi veya umuma açık yerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artar (f. 10). |
| Özel usul | Soruşturmada beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve en az bir yıl denetimli serbestlik (f. 2–3); kovuşturmada vasıf m. 191'e dönerse hükmün açıklanmasının geri bırakılması (f. 8). |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi. Dava m. 188'den ağır ceza mahkemesinde açılmış ve suç vasfı değişmişse kararı o mahkeme verir. |
| Tutuklama | Katalog suç değildir. |
| Dava zamanaşımı | Asli süre sekiz yıl, kesilme hâlinde en fazla on iki yıl (TCK m. 66/1-e, 67/4). |
Uyuşturucu maddeyi yalnızca kullanmak, 28.06.2014'te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la m. 191'in başlığına ve birinci fıkrasına eklenmiş, ceza da bir yıldan iki yıla kadar hapisten iki yıldan beş yıla kadar hapse çıkarılmıştır. 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanun ise denetimli serbestlik süresinin uzatılma usulünü değiştirmiş, erteleme kararının kolluğa bildirilmesini ve şüphelinin yılda en az iki kez kontrol amacıyla ilgili kuruma sevk edilmesini zorunlu kılmıştır. Bu maddenin nasıl işlediği aşağıda “ilk kez yakalanan kişiye ne olur” sorusu altında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Uyuşturucu Suçlarında Etkin Pişmanlığın Koşulları (TCK m. 192)
TCK m. 192 dört ayrı etkin pişmanlık hâli düzenler: suç resmî makamlarca haber alınmadan önce bilgi veren ticaret failine ve kullanıcıya, ayrıca soruşturma başlamadan tedavi için başvuran kişiye ceza verilmez; suç öğrenildikten sonra gönüllü olarak hizmet ve yardım eden kişinin cezası dörtte birden yarısına kadar indirilir. Etkin pişmanlık fiili hukuka uygun hâle getirmez; cezayı kaldıran veya azaltan şahsi bir nedendir.
Etkin pişmanlık – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192
MADDE 192- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.
| Fıkra | Kim yararlanır? | Ne zaman ve ne yapılmalı? | Sonuç |
|---|---|---|---|
| f. 1 | İmal ve ticaret suçuna iştirak eden kişi | Resmî makamlar suçu haber almadan önce; diğer suç ortaklarını veya maddenin saklandığı ya da imal edildiği yeri bildirmeli, bilgi yakalamayı veya ele geçirmeyi sağlamalı | Cezaya hükmolunmaz |
| f. 2 | Kullanmak için satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi | Resmî makamlar haber almadan önce; maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirerek yakalamayı veya ele geçirmeyi kolaylaştırmalı | Cezaya hükmolunmaz |
| f. 3 | m. 188 veya m. 191'deki suçu işleyen kişi | Suç haber alındıktan sonra, hükümden önce; gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına veya fail ya da suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmeli | Ceza dörtte birden yarısına kadar indirilir |
| f. 4 | Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi | Hakkında soruşturma başlatılmadan önce; resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi istemeli | Cezaya hükmolunmaz; bildirim yükümlülüğü doğmaz |
Uygulamada en çok başvurulan hüküm üçüncü fıkradır, çünkü şüphelilerin büyük bölümü yakalandıktan sonra bilgi verir. Ceza Genel Kurulu bu fıkranın koşullarını altı başlıkta toplar: failin m. 188 veya m. 191'deki suçlardan birini işlemiş olması ve şunlar:
"(...) 2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır. 3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır. 4-Hizmet ve yardım, gönüllü olarak, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından/soruşturma başlamasından sonra ancak hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir. 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır. Birinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen suç ortakları kavramı geniş yorumlanmalıdır. (...) failin uyuşturucu madde satın aldığı, kabul ettiği, sattığı veya verdiği diğer kişiler gibi suçla bağlantılı olan diğer şahıslar da bu kavram içinde değerlendirilmelidir. Anılan fıkralarda geçen "yakalanması" sözcüğü de, suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi olarak kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2023/54, K. 2026/50
Aynı kararda Kurul, maddedeki “ve” bağlacının “veya” olarak anlaşılması gerektiğini, yani failin hem suçun ortaya çıkmasına hem de suç ortaklarının yakalanmasına birlikte katkı vermesinin aranmadığını, bunlardan birinin yeterli olduğunu belirtmiştir. Bu koşulların somut olaylara nasıl uygulandığı, yazının “yakalandıktan sonra satıcıyı söylemek” başlıklı bölümünde iki güncel Genel Kurul kararıyla gösterilmiştir.
Uyuşturucu Kullanmanın Cezası Nedir? İlk Kez Yakalanan Kişiye Ne Olur?
Uyuşturucu kullanmanın ve kullanmak için bulundurmanın cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir (TCK m. 191/1); ancak bu suçtan ilk kez soruşturulan kişi hakkında dava açılmaz, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve kişi en az bir yıl denetimli serbestlik altında izlenir (m. 191/2–3). Erteleme süresi yükümlülüklere uygun geçirilirse dosya kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanır (m. 191/7).
Genel hükümlerde kamu davasının açılmasının ertelenmesi savcının takdirine ve bir dizi koşula bağlıdır (CMK m. 171/2–3). Uyuşturucu kullanma suçunda ise ne koşul aranır ne de takdir yetkisi vardır. Ceza Genel Kurulu bu farkı şöyle açıklar:
"Bu hâliyle, TCK'nın 191. maddesinde düzenlenen suç açısından CMK'nın 171. maddesinde belirlenen şartların olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın fail hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecektir. Ayrıca, CMK'nın 171/2. maddesindeki düzenlemenin aksine, bu suç açısından erteleme kararı verilip verilmemesi hususunda Cumhuriyet savcısının takdir yetkisi de bulunmamaktadır. (...) Kanun koyucu bu yöndeki tercihiyle; bu suçtan dava açılmadan önce hakkında erteleme kararı verilmesi ve erteleme süresi içerisinde denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması suretiyle faile yeniden şans verilmesini amaçlamaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2020/20, K. 2022/730
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi adım adım nasıl işler?

- Erteleme kararı: Soruşturma sonunda yeterli şüphe varsa Cumhuriyet savcısı beş yıl süreyle erteleme kararı verir, şüpheliyi yükümlülükleri ve ihlalin sonuçları konusunda uyarır; karar kolluk birimlerine de bildirilir (m. 191/2). Anayasa Mahkemesi, şüphelinin bu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceğini belirtmiştir.
- Denetimli serbestlik: Erteleme süresi içinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır; süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen savcı kararıyla altışar aylık dönemlerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir (m. 191/3).
- Tedavi: Gerek görülürse kişi denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir (m. 191/3).
- Kontrol amaçlı sevk: Savcı, erteleme süresi boyunca yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir (m. 191/3 son cümle).
- Sonuç: Yükümlülükler yerine getirilir ve yasaklar ihlal edilmezse beş yılın sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir (m. 191/7). İhlal hâlinde dava açılır (m. 191/4).
Erteleme kararı bir mahkûmiyet değildir. Bu kararlar adli sicile değil, bunlara özgü bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak savcı, hâkim veya mahkeme tarafından istenirse verilir (CMK m. 171/5, Adli Sicil Kanunu m. 6/1). Erteleme süresince dava zamanaşımı işlemez (CMK m. 171/4; TCK m. 191/9).
Yılda en az iki kez kontrol amaçlı sevk zorunluluğu, kişinin beden bütünlüğüne müdahale oluşturduğu gerekçesiyle iki asliye ceza mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi, 24.09.2024, E. 2024/56, K. 2024/166 sayılı kararıyla kuralın kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük koşullarını taşıdığı sonucuna varmış, itirazı oybirliğiyle reddetmiştir. Öğretide Metin Kaplan, Ankara Barosu Dergisinde yayımlanan çalışmasında savcı kararıyla tedavi ve denetim uygulanmasını kişi özgürlüğü bakımından eleştirir; yürürlükteki hukuk bakımından ise sevk zorunluluğu geçerlidir.
Erteleme süresi içinde ikinci kez yakalanan kişiye ne olur?
Erteleme süresinde yeniden kullanmak veya kullanmak için bulundurmak ayrı bir suç olarak soruşturulmaz, ertelemenin ihlali sayılır ve ilk dosyadan kamu davası açılır (m. 191/4–5). Dava açıldıktan sonra suç bir kez daha işlenirse artık erteleme kararı verilemez; kişi doğrudan soruşturulur ve yargılanır (m. 191/6). Anayasa Mahkemesi bu iki fıkra arasındaki ilişkiyi şöyle özetlemiştir:
"(6) numaralı fıkrada da (4) numaralı fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra (1) numaralı fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda (2) numaralı fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla erteleme kararının ihlalinden sonra anılan suçun tekrar işlendiğinin iddia edilmesi hâlinde bu iddiaya ilişkin ayrı bir soruşturma yapılacak ve bu soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyecektir."— Anayasa Mahkemesi, 24.09.2024, E. 2024/56, K. 2024/166
Kanun gerekçesinde bu tercih açıkça ifade edilmiştir: tedavi ve denetimli serbestlik hükümleri bir kişi hakkında ancak bir kez uygulanır. Suat Çalışkan, “Erteleme Süresi İçinde Tekrar Uyuşturucu Kullanma veya Bulundurma Suçunun İşlenmesi” başlıklı yazısında erteleme süresindeki ilk ihlalin ayrı bir kovuşturmaya konu olamayacağını, buna karşılık dava açıldıktan sonraki fiillerin bağımsız suç oluşturabileceğini ve bu aşamada hangi fiilin hangi dosyaya ait olduğunun karışıklığa yol açtığını vurgular. Uygulamada tarihlerin doğru sıralanması belirleyicidir: yeni fiil erteleme kararından önce mi, erteleme süresinde mi, yoksa dava açıldıktan sonra mı gerçekleşmiştir?
Denetimli serbestlik görüşmesine gitmemek hemen dava açılmasına yol açar mı?
Hayır; Kanun yükümlülüğe uymamayı değil, uymamakta “ısrar etmeyi” ihlal sayar (m. 191/4-a). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2020/20, K. 2022/730 sayılı kararında, görüşme tarihinin sanığa usulüne uygun bildirildiğine ilişkin belge dosyada bulunmadan yapılan uyarıyı ve bu uyarıya dayanan mahkûmiyeti denetlenebilir bulmamış, hükmü eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Çağrının ve uyarının kişiye gerçekten ulaşıp ulaşmadığı, ihlal iddiasına karşı ilk bakılması gereken noktadır. Kontrol amaçlı sevk kararına rağmen şüpheliye ulaşılamaması ve örnek alınamaması hâlinin “ısrar” sayılıp sayılmayacağı konusunda ise Anayasa Mahkemesi açık bir yasal düzenleme bulunmadığını, sorunun her somut olayın özelliğine göre mahkeme içtihatlarıyla çözüleceğini belirtmiştir; bu nedenle sevk ve çağrılara uyulması, uyulamıyorsa mazeretin belgelenmesi önemlidir.
Dava açılırsa mahkeme hangi cezayı verir?
İhlal nedeniyle açılan davada mahkeme iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası arasında temel cezayı belirler; fiil okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın umumi ya da umuma açık bir yerde işlenmişse ceza yarı oranında artar (m. 191/10). Takdiri indirim (TCK m. 62) ve etkin pişmanlık (m. 192/3) uygulanabilir. Sonuç ceza iki yıl veya daha az ise hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51) ve koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231) gündeme gelir. Beş yıl veya daha az hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararları temyiz edilemediğinden (CMK m. 286/2-a), bu dosyalar çoğunlukla bölge adliye mahkemesinde kesinleşir.
Uyuşturucu Madde Ticaretinin Cezası Kaç Yıl?

Ülke içinde uyuşturucu satan, başkasına veren, nakleden veya ticaret amacıyla bulunduran kişiye on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir (TCK m. 188/3); imal, ithal ve ihraçta ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır (m. 188/1). Adli para cezasında bir günün karşılığı en az yüz, en fazla beş yüz Türk lirası olarak takdir edilir (TCK m. 52/2).
Temel ceza on yıl ile yirmi yıl arasında belirlendikten sonra önce artırım, sonra indirim nedenleri uygulanır (TCK m. 61/4–5). Alt sınırdan hesaplanan basit bir örnek süreleri somutlaştırır: tek başına esrar satan bir kişi için temel ceza on yıldır; takdiri indirim en üst oranda (altıda bir) uygulanırsa ceza sekiz yıl dört aya iner (TCK m. 62/1). Madde eroin ise on yıl, m. 188/4-a uyarınca on beş yıla çıkar. Bu hesaplar yalnızca alt sınıra göredir; mahkeme, maddenin miktarı ve fiilin ağırlığına göre temel cezayı alt sınırın üzerinde belirleyebilir (TCK m. 61/1). Dördüncü fıkranın iki bendi aynı olayda birlikte gerçekleşebilir: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/197, K. 2022/731 sayılı karara konu dosyada, sentetik kannabinoidi bir okula 131 metre mesafedeki parkta satışa hazır hâlde bulunduran sanığa m. 188/3 ve 188/4-a-b uyarınca 16 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Kurul (b) bendinin uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur. Bu ceza tek bir yarı oranında artırımla bağdaşmaktadır; ancak iki bendin birlikte gerçekleşmesi hâlinde artırımın nasıl yapılacağı kararda ayrıca tartışılmamıştır.
Eroin, kokain, metamfetamin ve sentetik kannabinoid (bonzai) hâlinde ceza artar mı?
Evet; maddenin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır (m. 188/4-a). Sentetik katinonlar, sentetik opioidler ile amfetamin ve türevleri bu listeye 7445 sayılı Kanun'la eklenmiştir; değişiklik 05.04.2023'te yürürlüğe girmiştir. Metamfetamin, Yargıtay uygulamasında amfetamin türevi olarak bu bent kapsamında değerlendirilir. Ancak aleyhe kanun geçmişe yürümediğinden, değişiklikten önce işlenen fiillerde artırım yapılamaz:
"Dosya kapsamında ele geçen maddenin metamfetamin olduğu, 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle metamfetaminin 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesi kapsamına alındığı, dosyadaki suç tarihinin söz konusu kanunun yürürlük tarihinden önce olduğu anlaşılmakla, TCK'nın 7/2. maddesine aykırı olarak sanık hakkında TCK'nın 188/4-a maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 03.11.2025, E. 2025/4300, K. 2025/10981
Bu karar, suç tarihinin savunma bakımından taşıdığı önemi gösterir: 05.04.2023'ten önceki bir metamfetamin dosyasında m. 188/4-a uygulanmışsa bu, tek başına bozma nedenidir. Maddenin türü kriminal laboratuvar raporuyla belirlenir; raporda maddenin hangi gruba girdiği açıkça yazmıyorsa ek rapor istenmesi gerekir.
Okul, yurt, hastane ve ibadethaneye iki yüz metre kuralı nasıl uygulanır?
Satma, verme, bulundurma gibi m. 188/3'teki fiiller okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi toplu bulunulan bina ve tesislerin sınırlarına iki yüz metreden yakın umumi veya umuma açık bir yerde işlenirse ceza yarı oranında artırılır (m. 188/4-b); aynı kural kullanıcı için de geçerlidir (m. 191/10). Mesafenin nereden nereye ve nasıl ölçüleceğini Ceza Genel Kurulu belirlemiştir:
"(...) ''iki yüz metreden yakın mesafe'' tanımına iki yüz metre dahil olup iki yüz metreyi aşan mesafe itibarıyla suçun işlendiği yerin madde kapsamı dışında kaldığı sonucuna ulaşılacaktır. (...) İki yüz metreden yakın mesafenin ölçümünde, bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen en yakın sınır esas alınmalıdır. (...) Suçun işlendiği yerle, bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırları arasında bir takım engeller varsa, iki nokta arasındaki ulaşım belirli yollar kullanılarak sağlanıyorsa, mutad yaya yolu kullanılarak gidilebilecek en kısa mesafenin dikkate alınması, ''ulaşılabilirlik'' olgusunun doğal bir sonucu olacaktır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/197, K. 2022/731
Aynı kararda üç noktanın daha altı çizilmiştir. Kurumun o an açık olması veya içinde kişi bulunması aranmaz; gece ya da tatil nedeniyle ara verilmesi artırımı engellemez, ancak kurumun sürekli ve belirsiz süreyle faaliyetine son vermiş olması engeller. Fiil umumi veya umuma açık bir yerde işlenmelidir. Nakletme ve bulundurma gibi süreklilik taşıyan fiillerde ise kişinin yalnızca yoldan geçerken bu alanda durdurulması yetmez; fiil ile yer arasında bağ kurulmalıdır. Mesafe ölçümünün usulü de denetime tabidir: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 31.05.2023, E. 2023/3076, K. 2023/4994 sayılı kararında, basit kroki ve uydu fotoğrafına dayanan, olayı görmeyen görevlilerce düzenlenmiş tutanaklarla yetinilmesini yeterli bulmamış; mesafenin, fiziki takibi yapan görevlilerin yer göstermesiyle yapılacak keşifte kesin olarak saptanması gerektiğine hükmetmiştir.
Üç veya daha fazla kişi, örgüt, çocuğa satış ve sağlık mensubu hâllerinde ceza ne olur?
Suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılır (m. 188/5). Bu iki hâl birbirinden farklıdır: ilkinde iştirak iradesiyle birlikte hareket eden en az üç kişinin varlığı yeterlidir; ikincisinde ayrıca TCK m. 220 anlamında bir örgütün varlığı ispatlanmalıdır; fail örgüte üyeyse ayrıca örgüt suçundan da yargılanabilir. Örgüt kavramı için suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçları yazımıza bakılabilir.
Madde verilen veya satılan kişi çocuksa, yani on sekiz yaşını doldurmamışsa, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz (m. 188/3 son cümle). Fail tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, laborant gibi sağlık mesleği mensubu veya kimyacılıkla, ecza ticaretiyle uğraşan biriyse ceza yarı oranında artırılır (m. 188/8). Reçeteye bağlı olup uyuşturucu veya uyarıcı etki doğuran ilaçların ruhsatsız dolaşıma sokulması da m. 188 kapsamındadır; bu hâlde ceza yarısına kadar indirilebilir (m. 188/6).
İthal, ihraç ve yabancı uyruklular bakımından durum nedir?
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız olarak ülkeye sokmak veya ülkeden çıkarmak m. 188/1 kapsamında yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası gerektirir. İhracat fiili varış ülkesinde ithal olarak yargılanmış ve ceza kısmen infaz edilmişse, infaz edilen kısım Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir (m. 188/2). Yabancı mahkemelerin uyuşturucu imal ve ticaretine ilişkin mahkûmiyetleri Türkiye'de tekerrüre esas alınır (TCK m. 58/4). Türkiye'de hapis cezasına mahkûm edilen yabancının durumu, koşullu salıverilmesine veya denetimli serbestlikten yararlanmasına karar verildikten ve her hâlde infaz tamamlandıktan sonra sınır dışı işlemleri bakımından değerlendirilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilir (TCK m. 59).
Ticaret mi, Kullanmak İçin Bulundurma mı? Kaç Gram Uyuşturucu Madde Ticareti Sayılır?
Kanunda ticaret ile kullanmayı ayıran bir gram sınırı yoktur; suç vasfını bulundurmanın amacı belirler ve bu amaç Ceza Genel Kurulunun yirmi yılı aşkın süredir uyguladığı ölçütlerle saptanır. Aynı miktar bir dosyada kullanma, başka bir dosyada ticaret sayılabilir; belirleyici olan, miktarın diğer delillerle birlikte ne anlattığıdır. Fark ağırdır: m. 191'de dava açılması ertelenir, m. 188/3'te ise ceza on yıldan başlar ve suç tutuklama bakımından katalog suçtur.
"Uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturduğunun tayini için bulundurmanın amacının tespit edilmesi gerekir. Bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken kriterlerden bazıları şunlardır: a. Sanığın bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediği, b. Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimi, c. Bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşidi ve miktarı, d. Sanığın uyuşturucu madde kullandığının tıbbi raporla tespit edilip edilmediği e. Sanığın ekonomik ve sosyal durumu Her somut olay, bu ve benzeri kriterler ışığında ve kendi özelinde; savunma ve tüm delillerle irtibatı kurulmak suretiyle bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Böylece bulundurma kastı şüpheye yer bırakmayacak katiyette saptanmalıdır. Eylemin, kullanmaya mı yoksa ticarete mi matuf olduğuna ilişkin şüphenin yenilememesi hâlinde sanık lehine yorumla, bulundurmanın kullanma amacına matuf olduğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8
Beş ölçütün her biri dosyada ayrı bir delil grubuna karşılık gelir:
- Satış veya devir davranışı: Müşteri arama, pazarlık, teslim, para alışverişi ya da başkasına verme. İhbar, fiziki takip tutanağı, alıcı beyanı ve telefon kayıtları bu ölçüt altında tartışılır.
- Bulundurma yeri ve biçimi: Maddenin eşit ağırlıkta küçük paketlere bölünmüş olması, yanında hassas terazi ve ambalaj malzemesi bulunması ticarete; tek parça hâlinde ve kolay erişilen bir yerde durması kullanmaya işaret eder.
- Çeşit ve miktar: Farklı etkide birden çok maddenin birlikte bulundurulması ve kişisel tüketimle açıklanamayan miktar ticaret lehine yorumlanır.
- Tıbbi rapor: Kan veya idrarda madde tespiti, kişinin kullanıcı olduğunu ve “kullanmak için aldım” savunmasını destekler.
- Ekonomik ve sosyal durum: Ele geçen maddenin bedeli ile kişinin geliri arasındaki uyum değerlendirilir.
Kişisel kullanım miktarı için kabul edilen bir sınır var mı?
Tek bir sayısal sınır yoktur; Ceza Genel Kurulu esrar bakımından Adli Tıp Kurumu mütalaalarındaki günlük tüketim verisini çıkış noktası alır, ancak bunu diğer ölçütlerle birlikte değerlendirir. On altı paket hâlinde net 16 gram esrarla yakalanan sanığın dosyasında Kurul, paketleme biçimini ve miktar ölçütünü şöyle açıklamıştır:
"Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler hâlinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir. (...) Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları hâlinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.10.2022, E. 2020/475, K. 2022/608
Bu ölçüt yalnızca esrara ilişkindir; karar, diğer maddeler için bir gram değeri vermez. Aynı kararda Kurul, net 16 gram gibi görece az bir miktara rağmen, aynı ağırlıkta özenle hazırlanmış on altı paketi ve arkadaşlarla birlikte içme savunmasını esas alarak fiili ticaret saymıştır. Dolayısıyla “şu kadar gramın altı kullanmadır” biçimindeki genellemeler karar metinleriyle bağdaşmaz.
| Karar | Ele geçen madde ve öne çıkan olgular | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.10.2025, E. 2025/180, K. 2025/445 | Evde 21 kök kenevir ve kurutulmuş bitkiden elde edilebilecek net 78 gram esrar; madde tek parça; terazi ve ambalaj malzemesi yok; sanık kullanıcı | Kullanmak için bulundurma (m. 191) |
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.06.2025, E. 2024/232, K. 2025/261 | İki sanık, toplam net 553 gram esrar; kan örneklerinde THC; ihbar veya kolluk bilgisi yok; kontrol noktasından kaçma | Ticaret suçundan beraat onandı |
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51 | Üzerinde 10 paket hâlinde net 0,5 gram esrar; yakındaki metruk binada 217 paket esrar ve 95 tablet; binadaki maddelerle bağ ispatlanamadı | Kullanmak için bulundurma; zamanaşımından düşme |
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.02.2026, E. 2025/91, K. 2026/117 | Net 3,495 gram metamfetamin ve net 0,91 gram esrar; satış bilgisi, çelişkili savunma, arkadaşlarına verdiğine ilişkin beyan, aynı suçtan sabıka | Ticaret (m. 188/3) |
| Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8 | Hukuka uygun elde edilen net 3,5 gram sentetik kannabinoid ve net 0,4 gram metamfetamin; madde çeşitliliği; gelirle bağdaşmayan savunma | Ticaret (m. 188/3–4) |
| Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 04.06.2026, E. 2026/5162, K. 2026/7691 | Üzerinde yaklaşık 38 kullanıma karşılık gelen madde; telefonda ticarete işaret eden mesajlar | Ticaret; mahkûmiyet onandı |
Tablonun iki ucundaki kararlar ölçütlerin nasıl çalıştığını gösterir. İlkinde, seraya dönüştürülmüş bir odada kenevir yetiştiren kişinin eylemi ticaret sayılmamıştır; ikinci karara konu olayda ise birkaç gramlık madde ticaret sonucunu doğurmuştur.
"Ele geçirilen suç konusu uyuşturucu madde, net 78 gram olup bu bağlamda miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalmaktadır. Olay tutanağı içeriğinden; suç konusu esrarın paketçikler hâlinde değil tek parça olarak ele geçirildiği ve arama yapılan konutta hassas teraziye ya da paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerine rastlanmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin ortadan kaldırılması ve suç konusu uyuşturucu maddeyi satma veya başkalarına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de bu yönde oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, bu hâliyle sanığın sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.10.2025, E. 2025/180, K. 2025/445
"Sanık aşamalardaki savunmalarında, suç konusu uyuşturucu maddeleri nereden ve nasıl temin ettiği hususunda birbiriyle çelişen beyanlarda bulunduğu gibi kollukta müdafi eşliğinde alınan ifadesinde de üzerinde ele geçen esrarı arkadaş ortamında metamfetamin ile değiş tokuş yaparak temin ettiğini ve arkadaşlarında olmadığı zaman onlara uyuşturucu madde verdiğini beyan etmiştir. Gerek yakalanma şekli gerekse üzerinde bulundurduğu madde çeşitliliği dikkate alındığında, başkalarına vermek amacıyla uyuşturucu madde bulundurma kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanığın, adli sicil kaydı itibarıyla isnat edilen suça yabancı olmadığı ve geçmişte de uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kesinleşmiş mahkûmiyetlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.02.2026, E. 2025/91, K. 2026/117
İkinci karar oy çokluğuyla ve ancak ikinci müzakerede çıkmıştır; çok sayıda üye, idrarında madde tespit edilen ve üzerinde az miktarda madde bulunan sanığın eyleminin kullanma sayılması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır. Bu ayrışma, sınırdaki dosyalarda sonucun ne kadar hassas bir dengeye bağlı olduğunu gösterir. Kontrol noktasından kaçmak ve maddeyi atmak ise tek başına ticaret göstergesi değildir. İki sanığın toplam 553 gram esrarla yakalandığı dosyada Kurul şu değerlendirmeyi yapmıştır:
"Altı parçası araçtan atılan çantanın içinde, iki parçası ise aracın arka koltuğunda ele geçirilen toplam net ağırlığı 553 gram olan esrar, sanık sayısı da dikkate alındığında kullanma sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır. Sanıklar tüm aşamalarda suç konusu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla satın aldıklarını ileri sürmüş olup, savunmalarıyla uyumlu şekilde kan örneklerinde esrar etken maddesi olan THC tespit edilmiştir. (...) Dosya kapsamı itibarıyla sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak bir ihbar ya da kolluk araştırması neticesinde elde edilen herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.06.2025, E. 2024/232, K. 2025/261
Öğreti de miktarın tek başına belirleyici olamayacağında birleşir. Ziya Koç, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi” başlıklı makalesinde, sabit eşik miktar benimseyen sistemlerin kullanıcıları ticaretten cezalandırma riski taşıdığını, eşiğin altında kalan satıcıların ise takipten kurtulabildiğini; bu nedenle kastın somut olgulardan çıkarılması gerektiğini savunur. Burakhan Çalışkan, “Uyuşturucu Suçlarında Kişisel Kullanım ve Ticaret Kriterleri” yazısında uygulamada miktarın ve eski sabıkanın gereğinden fazla ağırlık taşıdığını, hassas terazinin tek başına ticaret göstergesi sayılmaması gerektiğini ileri sürer. Mete Çelik ise Genel Kurulun 2025 kararlarını incelediği “1,64 Gram Ticaret, 78 Gram Kullanma” başlıklı yazısında sonucu çoğu zaman gramajın değil, satış davranışı ile tıbbi rapor ölçütlerinin belirlediği tespitini yapar.
Arkadaşına uyuşturucu vermek, ikram etmek veya birlikte kullanmak için almak ticaret midir?
Maddeyi bedelsiz de olsa bir başkasına vermek m. 188/3'teki “başkalarına veren” hareketini oluşturur ve ticaretle aynı cezayı gerektirir; kazanç elde edilmesi aranmaz. Evinde arama yapılan sanığın, kendisine yardım eden kişilere madde ikram ettiğini beyan ettiği dosyada Yargıtay, yerel mahkemenin şu kabulünü hukuka uygun bularak mahkûmiyeti onamıştır:
"Sanığın ikametinde uyuşturucu madde satıldığı ihbarı üzerine yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, sanığın aşamalarda alınan savunmalarında kendisine odun kırarken yardım eden temyiz dışı sanıklara uyuşturucu madde ikram ettiğini beyan ettiği, temyiz dışı sanıkların da sanığın bu beyanını doğruladıkları olayda; sanığın uyuşturucu madde ikram etmek şeklindeki eyleminin bu haliyle uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle karar verilmiştir."— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/18550, K. 2023/10674
Birlikte kullanma hâlinde sınır daha incedir. Her kullanıcının kendi payını getirip aynı ortamda kullanması m. 191'de kalır. Bir kişinin temin ettiği maddeyi bir başkasıyla paylaşması ise Yargıtay içinde tartışmalıdır. Bir kararda çoğunluk, sanığın yanındaki esrarı arkadaşıyla birlikte içmesini ticaret saymamıştır:
"Sanığın savunmasının aksine, sanığın ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yapılan inceleme dışı ...'ın yapılan idrar tetkiklerinde uyuşturucu madde kullandıklarının tespit edildiği olayda, ...'nin kullanmak için yanında bulundurduğu esrarı ... ile birlikte içtikleri yönündeki savunması ve sanık ...'in beyanlarının aksine uyuşturucu madde temin ettiğine dair delil olmaması nedeniyle, sanığın fiilinin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi, Yasaya aykırı (...)"— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 13.06.2022, E. 2020/10627, K. 2022/7656
Aynı kararda iki üye karşı oy kullanmış; “İkram etmek de vermek kavramı içindedir” diyerek birlikte içmenin ancak herkesin kendi temin ettiği maddeyi kullanması hâlinde m. 191'de kalacağını savunmuştur. Ceza Genel Kurulunun 04.10.2022 ve 25.02.2026 tarihli kararlarında da arkadaşlarla birlikte kullanma veya arkadaşlara verme yönündeki beyanlar ticaret lehine değerlendirilmiştir. Bu nedenle “arkadaşlarımla içecektim” ya da “onlarda olmayınca ben veriyordum” biçimindeki açıklamalar, niyet ne olursa olsun, m. 188/3'e götürebilecek beyanlardır; ifade vermeden önce bir müdafiyle görüşülmesinin önemi burada ortaya çıkar.
Evde veya Araçta Uyuşturucu Bulunursa Kim Sorumlu Olur?
Ceza sorumluluğu şahsidir; ortak kullanılan bir evde, iş yerinde veya araçta bulunan maddeden yalnızca o maddeyle bağı her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanan kişi sorumlu tutulabilir (TCK m. 20/1, CMK m. 223/2-e). Evin tapusunun veya kira sözleşmesinin, aracın ruhsatının bir kişi adına olması tek başına yeterli değildir; kimin nerede kaldığı, maddenin nerede bulunduğu, ambalaj üzerindeki parmak izi ve biyolojik izler, tanık anlatımları ve telefon içerikleri birlikte değerlendirilir.
Yargıtay, sanığın bir gece kaldığını söylediği ve başkalarının da yaşadığı bir evin yatak odasında bulunan maddeler bakımından sanığı sorumlu tutmamış, mahkûmiyeti yalnızca üzerinde ele geçen madde ve telefon içeriği nedeniyle onamıştır:
"(...) sanığın ikamet ettiği söylenen adreste ise sanığın bir gece kaldığı yönündeki savunmasının aksine, ikamet ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı ve ikamette sanık dışında başkalarının da kaldığı, ele geçen uyuşturucu maddelerin ikametin yatak odasında bulunduğu ve sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında ikamette ele geçen maddeler ile bir ilgisinin bulunmadığını savunduğu, bu haliyle ikamette ele geçen uyuşturucu maddeler yönüyle sanığın sorumlu tutulamayacağı, ancak sanığın üzerinde uyuşturucu emdirilmiş halde bulunan peçetelerin yaklaşık 38 kullanıma tekabül ettiği ve bu haliyle de kişisel kullanımın üzerinde ve ticari nitelikte olduğu, sanığın telefonunda uyuşturucu ticaretine karıne teşkil eden pek çok mesajın bulunduğu (...)"— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 04.06.2026, E. 2026/5162, K. 2026/7691
Açık alanda yakalanan kişinin yakındaki bir yerde bulunan maddelerle ilişkilendirilmesi de aynı ölçüte tabidir. Uyuşturucu sattığı ihbar edilen ve metruk bir binanın önünde beklerken yakalanan sanığın üzerinden 10 paket hâlinde net 0,5 gram esrar, binanın içinden 217 paket esrar ve 95 tablet çıkmıştır. Ceza Genel Kurulu, binadaki maddeleri sanığa bağlayan kesin delil bulunmadığı sonucuna varmıştır:
"Dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında; görevlilerce metruk binanın dışında sokak üzerinde yakalanan sanığın, söz konusu binanın içinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgi ve irtibatı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak, bu bağlamda kesin bir yargıya ulaşılacak şekilde ispatlanamamıştır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51
Bu kabulün sonucu ağır olmuştur: fiil kullanmak için bulundurma sayılınca sekiz yıllık asli dava zamanaşımı dolmuş ve kamu davası düşmüştür. Başkalarıyla ortak kullanılan bir yerde bulunan maddeyi sahiplenen kişi bakımından ise iki ayrı sonuç doğar: sahiplenme, diğer kişileri sorumluluktan kurtarabilir ve suçun ortaya çıkmasına hizmet ettiği ölçüde sahiplenen kişi lehine m. 192/3'ün uygulanmasını gündeme getirir; ancak gerçeğe aykırı bir üstlenme başka bir suçu oluşturabileceğinden bu konuda yönlendirme yapılmamalıdır.
Kenevir (Hint Keneviri) Ekmenin Cezası Nedir?
İzinsiz kenevir ekmek her durumda yasaktır; esrar elde etmek amacıyla kenevir eken kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş yüz günden on bin güne kadar adli para cezasıyla, yalnızca kendi kullanımı için eken kişi ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (2313 sayılı Kanun m. 23/5). Kendi kullanımı için ekim Türk Ceza Kanunu m. 191'e göre değil, doğrudan bu özel hükme göre cezalandırılır.
Kenevir ekimi – 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun m. 23 (ilgili fıkralar)
Her ne maksatla olursa olsun izinsiz olarak kenevir yetiştirmek yasaktır. İzinsiz yetiştirilen kenevir bitkisi, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı teşkilatında görevli ziraat mühendislerinin, bunların bulunmadığı yerlerde ziraat teknisyenlerinin vereceği rapor üzerine mahallin en büyük mülki amirinin emriyle zabıta tarafından imha edilir veya ettirilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/77 md.) İzin belgesi almadan ya da izin belgesi almasına rağmen bilerek belgesinde belirtilen alandan fazla yerde veya izin belgesinde kayıtlı yerden başka yerde kenevir ekimi yapan kişi, elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
(Ek fıkra: 23/1/2008-5728/77 md.; Değişik birinci cümle: 18/6/2014-6545/1 md.) Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis ve beşyüz günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/1 md.) Münhasıran kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu madde kapsamında ekim yapma ibaresinden, tohumun toprağa ekilmesinden ürünün hasadına kadarki süreç anlaşılır.
(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/10 md.) Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekmek suçu bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinde yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile 140 ıncı maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir.
Kanun “ekim”i tohumun toprağa atılmasından hasada kadarki süreç olarak tanımlar. Bitki hasat edilip esrar elde edildikten sonra ise Türk Ceza Kanunu devreye girer: elde edilen esrar kullanma amacıyla tutuluyorsa m. 191, ticaret amacıyla tutuluyorsa m. 188/3 uygulanır. Bu yüzden evinde hem dikili kenevir hem de kurutulmuş esrar bulunan kişi iki ayrı suçtan yargılanabilir. Yukarıda aktarılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.10.2025, E. 2025/180, K. 2025/445 sayılı karara konu olayda sanık, esrar elde etmek amacıyla kenevir ekmekten ayrıca hapis cezası almış; kurutulmuş esrar bakımından ise fiili kullanmak için bulundurma sayılmıştır.
İki suçun ayrı ayrı mı cezalandırılacağı Yargıtay içinde tartışmalıdır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.05.2025, E. 2025/681, K. 2025/5663 sayılı kararında evinde üç kök kenevir ile kurutulmuş net 279,4 gram esrar bulunan sanığın m. 188/3'ten verilen mahkûmiyetini oy çokluğuyla onamış (2313 sayılı Kanun'dan verilen mahkûmiyet yönünden temyiz istemi CMK m. 286/2-a gereği reddedilmiştir); karşı oy kullanan iki üye, ekme ve bulundurmanın hukuken tek fiil olduğunu, fikri içtima kuralı (TCK m. 44) gereği yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiğini savunmuştur.
Ekimin hangi amaçla yapıldığı kök sayısına, bitkilerin boyuna ve elde edilebilecek esrar miktarına göre belirlenir ve bu tartışmayı yapma görevi ağır ceza mahkemesine aittir. Kendi kullanımı için ekimden asliye ceza mahkemesinde verilen mahkûmiyeti Yargıtay bu nedenle bozmuştur:
"Suç konusu kenevirlerin kök sayıları ve boyları ile dosya içerisindeki diğer bilgi ve belgelere göre, sanığın eyleminin 2313 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçunu mu yoksa aynı fıkranın ikinci cümlesinde düzenlenen münhasıran kendi kullanımı için kenevir ekme suçunu mu oluşturduğuna ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 2313 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür."— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.05.2024, E. 2021/5086, K. 2024/19161
Yakalandıktan Sonra Satıcıyı Söylemek Cezayı İndirir mi?
Evet; ancak yalnızca verilen bilgi doğru, somut ve sonuca etkiliyse. Suç resmî makamlarca öğrenildikten sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişinin cezası, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir (TCK m. 192/3). İndirimin oranını mahkeme belirler; ölçü, verilen bilginin soruşturmaya sağladığı katkıdır.
Koşulların ne kadar sıkı yorumlandığını Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2023/54, K. 2026/50 sayılı karar gösterir. Evinde 140 paket hâlinde net 39138 gram eroin ele geçen ve 25 yıl hapis cezasına mahkûm edilen sanık, maddeyi evinde saklamasını isteyen bir kişiden söz etmiş; ancak bu kişinin açık kimlik bilgilerini açıklamamış, görevlileri de başlangıçta başka bir adrese yönlendirmiştir. Kurul, oy çokluğuyla, “suç konusu uyuşturucu maddeye ilişkin sonuca etkili ve faydalı bilgiler yerine müphem ve hatta yanıltıcı ve doğru olmayan bilgiler veren” sanık hakkında m. 192/3'ün koşullarının oluşmadığı sonucuna varmıştır; yedi üye bu görüşe katılmamıştır. Mete Kağan Korkut da uyuşturucu madde ticaretinde etkin pişmanlığı incelediği yazısında, kimliği belirsiz veya hayalî bir ismin verilmesinin indirim için yeterli görülmediğini, bilginin görevlilerce önceden bilinmeyen bir hususa ilişkin olması gerektiğini aktarır.
Kendi suçunu ikrar etmek etkin pişmanlık sayılır mı?
Dosyadaki diğer deliller suçu ispata yetmiyorsa evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026, E. 2025/632, K. 2026/253 sayılı karara konu olayda, gizli soruşturmacıya bir kıraathanede 200 TL karşılığında, 0,45 gram esrar elde edilebilecek miktarda kenevir bitkisi parçası verildiği ileri sürülmüş; soruşturmacının aldığı ses ve görüntü kaydı hukuka aykırı bulunmuş, soruşturmacı duruşmada olayı hatırlayamadığını, ancak kendisine okunan tutanakların doğru olduğunu söylemiştir. İlk derece mahkemesinin verdiği 15 yıl hapis cezasını kaldıran bölge adliye mahkemesi, sanığın duruşmadaki ikrarını etkin pişmanlık sayarak m. 192/3'ü uygulamış ve 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası vermiştir. Özel Daire, suçun ikrar olmasa da mevcut delillerle sabit olduğu gerekçesiyle bu hükmü bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Kurul direnme gerekçesini oy çokluğuyla isabetli bulmuştur:
"(...) dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu kanıtlamaya yeterli olmadığından, kovuşturma aşamasındaki ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026, E. 2025/632, K. 2026/253
Karardan çıkan ölçüt şudur: ikrarın etkin pişmanlık sayılması, ikrar olmasaydı suçun eldeki hukuka uygun delillerle ispatlanamayacak olmasına bağlıdır. Madde üzerinde yakalanmış ve satış başka delillerle zaten ortaya konulmuşsa, yalnızca suçlamayı kabul etmek bu indirimi kendiliğinden getirmez. Etkin pişmanlık beyanının kapsamı ve zamanı savunmanın bütününü etkilediğinden, ifade öncesinde müdafi ile görüşme hakkının kullanılması önem taşır.
Kullanıcı, maddeyi kimden aldığını söylerse ne olur?
Kullanmak için madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar durumu öğrenmeden önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirir ve suçluların yakalanmasını ya da maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz (m. 192/2). Bilgi yakalandıktan sonra verilmişse üçüncü fıkra uygulanır ve m. 191'e göre belirlenecek ceza dörtte birden yarısına kadar indirilir. Cezayı kaldıran etkin pişmanlık koşulları soruşturma evresinde saptanırsa Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir (CMK m. 171/1); kovuşturma evresinde ise mahkeme ceza verilmesine yer olmadığına karar verir (CMK m. 223/4-a).
Tedavi için kendiliğinden başvuran kişi ceza alır mı?
Hayır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurmadan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz (m. 192/4). Madde bağımlılığı tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur ve Kanun, tedavi arayan kişiyi ceza tehdidiyle karşı karşıya bırakmamayı açıkça tercih etmiştir. Hükmün üç koşulu vardır: başvuran kişi maddeyi kullanan kişidir, başvuru soruşturma başlamadan önce yapılmıştır ve başvuruda tedavi istenmiştir.
2016'da eklenen ikinci cümle uyarınca bu durumda kamu görevlilerinin ve sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü (TCK m. 279 ve 280) doğmaz. Hüseyin Turan ve Osman Kodal, bu düzenlemeyi inceledikleri makalede değişikliğin amacını, bildirim yükümlülüğünün yarattığı çekinceyi kaldırarak etkin pişmanlık hükmünü işler kılmak olarak açıklar. Bir başka ifadeyle hekime, aile sağlığı merkezine veya bağımlılık tedavi birimine başvuran kişi, yalnızca bu başvurusu nedeniyle savcılığa bildirilmez. Başvuru öncesinde bilgi almak isteyenler Sağlık Bakanlığının ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattını arayabilir. Dördüncü fıkra yalnız kullanma ve kullanmak için bulundurma fiillerini kapsar; ticaret suçu bakımından cezasızlık sağlamaz.
Uyuşturucu Suçu Nasıl İspatlanır? İdrar Testi, Kullanıcı Beyanı, Telefon Dinlemesi ve Fiziki Takip
Uyuşturucu madde ticareti ve kullanmak için bulundurma suçlarında ispat yükü iddia makamındadır; mahkûmiyet için maddenin kime ait olduğu ve hangi amaçla bulundurulduğu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.06.2025, E. 2024/232, K. 2025/261 sayılı kararında ilkeyi şöyle ifade eder: “Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir.” Dosyalarda en sık karşılaşılan delil türleri aşağıda sırasıyla ele alınmıştır.
İdrar veya kan testi pozitif çıkarsa ne olur?
Pozitif test sonucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde “kullanma” fiilinin (m. 191/1) delilidir; tek başına ticaret suçunu ispatlamaz. Tersine, kişinin kullanıcı olduğunun tıbbi raporla saptanması, bulundurmanın kullanma amacına yönelik olduğunu gösteren ölçütlerden biridir. Vücuttan örnek alınması ise CMK m. 75'teki usule bağlıdır.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 75 (ilgili fıkralar)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
Kullanma suçundan mahkûmiyet için ya madde ele geçirilmiş ya da kullanım teknik yöntemle saptanmış olmalıdır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.03.2021, E. 2020/8528, K. 2021/3482 sayılı kararında, evinde saksıda kenevir bulunan ancak kullandığı teknik olarak belirlenmeyen sanığın mahkûmiyetini bozmuştur:
"(...) incelemeye konu suç tarihinin 04/07/2012, iddianame tarihinin 13.03.2013 olduğu, iddianamenin düzenlendiği tarihten sonra yapılan tespite dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilemeyeceği anlaşıldığından,sanığın ikametinde, saksılarda dikili 14 kök hint keneviri bitkisi dışında herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmediği ve sanığın uyuşturucu madde kullandığı hususu teknik yöntemlerle de belirlenmediğinden, soyut beyan dışında atılı suçu işlediğine ilişkin, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,"— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.03.2021, E. 2020/8528, K. 2021/3482
Karar iki noktayı gösterir: kullanma iddiası soyut beyanla değil teknik bulguyla desteklenmelidir ve iddianamede anlatılan fiilden sonraki bir tarihe ait tespit, o iddianameyle açılan davada mahkûmiyete dayanak yapılamaz.
Test vermeyi reddetmek suç mudur?
TCK m. 188–192'de örnek vermeyi reddetmeyi ayrıca cezalandıran bir hüküm yoktur. Anayasa'nın 38. maddesine göre “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.” Bununla birlikte CMK m. 75 uyarınca usulüne uygun bir hâkim veya savcı kararı bulunduğunda örnek alınabilir; karar hâkim onayından geçmezse elde edilen delil kullanılamaz. İki ayrı alanda ise ret, kendine özgü sonuçlar doğurur. Trafikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için ölçüm yaptırmayan sürücüye 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır (2918 sayılı Kanun m. 48/9). Kamu davasının açılmasının ertelenmesi sürecinde savcılığın kontrol amaçlı sevkine uymamak ise yükümlülüğün ihlali tartışmasını gündeme getirir (TCK m. 191/3–4).
Kullanıcının “ondan aldım” demesi mahkûmiyet için yeterli midir?
Tek ve doğrulanmamış bir beyan yeterli görülmez; ancak birbirini tanımayan birden fazla kullanıcının örtüşen ve başka delillerle desteklenen anlatımları, sanıkta madde ele geçmese bile mahkûmiyete dayanak olabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024, E. 2020/301, K. 2024/108 sayılı karara konu dosyada sanıklarda madde ele geçmemiş, farklı tarihlerde yakalanan ve birbirini tanımayan yaklaşık on altı kişi maddeyi sanıklardan aldığını söylemiştir. Özel Daire bu anlatımları soyut beyan saymış ve beraat yönünde bozma kararı vermişti. Kurul, oy çokluğuyla aksi sonuca ulaşmıştır:
"(...) görevlilerce farklı tarihlerde gerçekleştirilen denetlemeler sırasında suç konusu uyuşturucu maddelerle yakalanan ve birbirlerini de tanımayan tanıkların, söz konusu maddeleri sanıklardan satın aldıkları yönünde benzer açıklamalarda bulunmaları, aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmeyen sanıkların, tanıkların ifadelerinde geçen ...ve ... lakaplarını kullandıklarını, bu şekilde tanındıklarını söylemeleri, sanıkların yaptığı telefon görüşmeleri sonucu düzenlenen bir kısım iletişimin tespiti tutanaklarında geçen (...) şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceğinin, olay tutanakları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında, sanıkların zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerinin sabit olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024, E. 2020/301, K. 2024/108
Kurul Başkanı ile yedi üyenin karşı oy kullandığı bu karar, kullanıcı beyanının değerinin dosyadaki diğer delillerle birlikte tartıldığını gösterir. Beyanın nasıl alındığı da önemlidir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 31.05.2023, E. 2023/3076, K. 2023/4994 sayılı kararında, alıcı olduğu ileri sürülen kişilerin kolluk ifadeleri alınırken ve teşhis yaptırılırken müdafi hazır bulundurulmadığını, bu kişilerin duruşmada sanıktan madde almadıklarını söylediklerini saptamış; bu durumda takip tutanağını düzenleyen görevlilerin “uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair görgüye dayalı bilgilerinin sorularak tanık sıfatıyla dinlenmeleri gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması”nı bozma nedeni saymıştır. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4).
Telefon dinlemesi, gizli soruşturmacı ve fiziki takip nasıl delil olur?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması tedbirine başvurulabilecek katalog suçlardandır (CMK m. 135/8-a-7); gizli soruşturmacı da örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın bu suçta görevlendirilebilir (CMK m. 139/7-a-1). Kullanmak için bulundurma suçu bu kataloglarda yer almaz. 7445 sayılı Kanun'la CMK m. 139/4'e eklenen cümle, hâkimin gizli soruşturmacıya bu suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde ses veya görüntü kaydı yapma izni verebileceğini düzenlemiştir. Bu değişiklikten önceki döneme ilişkin kayıtlar hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu şu değerlendirmeyi yapmıştır:
"Bununla birlikte, görüntü ve ses kaydı alınması, niteliği itibarıyla CMK’nın 140. maddesinde düzenlenen teknik araçlarla izleme tedbiri kapsamındadır. Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişinin de kendiliğinden bu tedbire başvurması mümkün değildir. (...) Sonuç olarak; hukuki temeli bulunmayan bir karara dayanılarak teknik araçlarla izleme tedbirine ilişkin usul ve güvenceler bertaraf edilmek suretiyle elde edilen görüntü ve ses kaydının hukuka aykırı olduğu, bu şekilde elde edilen delillerin de CMK’nın 217. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026, E. 2025/632, K. 2026/253
Dinleme kayıtlarında konuşanın kim olduğu tartışmalıysa mahkeme bunu araştırmak zorundadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.04.2023, E. 2023/4942, K. 2023/3248 sayılı kararında, beraat hükmünü bozarken izlenecek yolu göstermiştir: ses kayıtları duruşmada dinletilecek, sanık sesin kendisine ait olmadığını söylerse ses örneği alınarak Adli Tıp Kurumuna veya uzman bir kuruluşa ses analizi yaptırılacak, kayıtların sanığa ait olduğu belirlenirse “telefon konuşmaları ile tüm delillerin somut olay ve olgularla örtüşüp örtüşmediğinin ayrı ayrı irdelenip değerlendirilerek” sonuca gidilecektir. Aynı yöntem sanık lehine de işler: analiz yapılmadan ve konuşma içeriği somut bir olayla eşleştirilmeden kurulan mahkûmiyet eksik araştırmaya dayanır.
Fiziki takip tutanakları, görevlilerin gördüklerini aktaran belgelerdir; tutanağı düzenleyenlerin duruşmada tanık olarak dinlenmesi ve sanığa soru sorma imkânı tanınması gerekir. Ele geçirilen telefonun içeriğinin incelenmesi ise ayrı bir koruma tedbiridir; koşulları için CMK m. 134'e göre elektronik delillerin hukuka uygunluğu yazımıza bakılabilir.
Arama Kararı Olmadan Bulunan Uyuşturucu Delil Olur mu?
Hukuka aykırı bir aramada ele geçirilen uyuşturucu madde hükme esas alınamaz; mahkeme bu maddeyi yok sayarak kalan delillerle karar vermek zorundadır. Kural Anayasa'dan ve Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan doğar.
Arama ve hukuka aykırı delil – Anayasa m. 38 ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 116, 119, 206 ve 217 (ilgili hükümler)
Anayasa m. 38 – (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
CMK m. 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
CMK m. 119 – (1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
CMK m. 206 – (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
CMK m. 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Uygulamada üç ayrı işlem birbirine karıştırılır. Adli arama, işlenmiş bir suçun delilini veya şüpheliyi bulmak için yapılır ve CMK m. 116–119'a tabidir. Önleme araması, suç işlenmesini önlemek amacıyla sulh ceza hâkiminin kararına veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emrine dayanır; konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde yapılamaz (2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu m. 9). Kaba üst yoklaması ise durdurulan kişinin kaçmasını veya zarar vermesini önlemeye yönelik bir güvenlik kontrolüdür; delil aramaya dönüştürülemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8 sayılı kararında bu ayrımı somut bir olaya uygulamıştır. Uygulama noktasında durdurulan ticari takside yolcu olan sanık, üst yoklaması sırasında cebindeki kabarıklık sorulduğunda üzerindeki net 3,5 gram sentetik kannabinoid ile net 0,4 gram metamfetamini kendisi teslim etmiştir; Kurul bu maddelerin muhafaza altına alınmasını hukuka uygun saymıştır. Görevliler ardından aracın paspası üzerindeki bez torbayı açmış ve net 405 gram madde bulmuştur. Dosyada arama kararı, yazılı arama emri ya da önleme araması kararı yoktur. Kurulun değerlendirmesi şöyledir:
"Şu hâle göre; (adli) kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin/(müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. (...) Bu itibarla araçtaki bez torbada yapılan arama işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu, bu arama sonucunda ele geçirilen net 405 gram ağırlığındaki sentetik uyuşturucu maddenin hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı kabul edilmelidir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8
Kararın üç sonucu vardır. Birincisi, kolluk bir kişiden makul şüphe duyduğu andan itibaren yapılacak işlem adli aramadır; elde bir önleme araması kararı bulunsa bile CMK'daki koşullar aranır. İkincisi, kararda belirtildiği gibi “Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz”; kişinin kendiliğinden teslim ettiği ya da açıkta duran madde bakımından arama kuralları işletilmez. Üçüncüsü, hukuka aykırı delilin dışlanması her zaman beraat anlamına gelmez: Kurul 405 gramı değerlendirme dışı bırakmış, fakat hukuka uygun elde edilen maddeler ve diğer delillerle eylemin yine ticaret suçunu oluşturduğuna oy birliğiyle karar vermiştir. Arama konusundaki sonuca beş üye katılmamıştır.
Konutta arama bakımından koruma daha güçlüdür. Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama ancak hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle yapılabilir; kolluk amirinin emri bu yerler için yeterli değildir (CMK m. 119/1). Savcı hazır değilse aramada o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur (CMK m. 119/4). Arama kararının veya emrinin varlığı, kapsamı, tarihi ve saati ile arama tutanağının içeriği, dosyada ilk incelenmesi gereken belgelerdir.
Uyuşturucu Suçunda Gözaltı, Tutuklama, Adli Kontrol ve Görevli Mahkeme
Uyuşturucu madde ticareti (m. 188), tutuklama nedeninin var sayılabildiği katalog suçlardandır ve ağır ceza mahkemesinde yargılanır; kullanmak için bulundurma (m. 191) ise katalogda yer almaz ve asliye ceza mahkemesinin görevindedir. Bu fark, soruşturmanın ilk saatlerinden itibaren kişinin karşılaşacağı tedbirleri belirler.
Tutuklama nedenleri – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 (ilgili fıkralar)
(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (...) 9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Katalogda yer almak tutuklamayı zorunlu kılmaz; hâkim “var sayılabilir” ifadesi gereği her dosyada somut delili, ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını değerlendirir. Kullanmak için bulundurma suçunda ilk soruşturmanın sonucu kamu davasının açılmasının ertelenmesi olduğundan, tutuklamanın beklenen sonuçla ölçülü olup olmadığı ayrıca tartışılır (CMK m. 100/1).
Gözaltı süresi yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı bu süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir (CMK m. 91/1 ve 91/3). m. 188'deki suçun alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektirdiğinden, şüphelinin veya sanığın müdafisi yoksa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/3). Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır ve uzatma toplam üç yılı geçemez; soruşturma evresinde bu süre bir yılı, toplu olarak işlenen suçlarda ise bir yıl altı ayı geçemez ve bu son hâlde gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Asliye ceza mahkemesinin görevindeki işlerde süre en çok bir yıldır, zorunlu hâllerde altı ay uzatılabilir; soruşturma evresinde altı ayı geçemez (CMK m. 102).
Tutuklama yerine adli kontrole karar verildiğinde uygulanabilecek yükümlülüklerden biri doğrudan bağımlılıkla ilgilidir: “Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek” (CMK m. 109/3-e). Adli kontrolün ne kadar sürebileceği konusunda azami adli kontrol süresi yazımıza bakılabilir.
| Suç | Görevli mahkeme | Tutuklama bakımından | Asli dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| İmal, ithal, ihraç (m. 188/1) | Ağır ceza mahkemesi | Katalog suç (CMK m. 100/3-a-9) | Yirmi yıl (TCK m. 66/1-c) |
| Satma, başkasına verme, nakletme, ticaret amacıyla bulundurma (m. 188/3) | Ağır ceza mahkemesi | Katalog suç (CMK m. 100/3-a-9) | On beş yıldan az değildir (TCK m. 66/1) |
| Kullanılmasını kolaylaştırma ve özendirme (m. 190) | Asliye ceza mahkemesi | Katalogda yer almaz; genel koşullar aranır | On beş yıl (TCK m. 66/1-d) |
| Kullanmak için bulundurma ve kullanma (m. 191) | Asliye ceza mahkemesi | Katalogda yer almaz; ilk soruşturmada erteleme kararı verilir | Sekiz yıl (TCK m. 66/1-e) |
Görev, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir: on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ağır ceza mahkemesi bakar (5235 sayılı Kanun m. 12 ve 14). Zamanaşımını kesen bir işlem yapıldığında süre yeniden işlemeye başlar, ancak en fazla yarısı kadar uzar (TCK m. 67/4). Kullanmak için bulundurma suçunda bu hesabı Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51 sayılı kararında şöyle yapmış ve davanın düşmesine karar vermiştir: “TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince bu suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıl, 67. maddenin dördüncü fıkrası dikkate alındığında kesintili dava zamanaşımı süresi ise on iki yıldır.”
Kanun yolunda sıra istinaf ve temyizdir. Uyuşturucu suçlarına ilişkin temyiz incelemesini 2023–2026 döneminde Yargıtay 10. Ceza Dairesi ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi yapmaktadır; bu yazıda aktarılan daire kararları da bu iki daireye aittir. Direnme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine son sözü Ceza Genel Kurulu söyler.
Uyuşturucu Suçlarında HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve İnfaz
Uyuşturucu madde ticareti suçunda alt sınır on yıl olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), hapis cezasının ertelenmesi ve adli para cezasına çevirme uygulamada gündeme gelmez; kullanmak için bulundurma suçunda ise sonuç ceza iki yıl veya altında kaldığında HAGB ve erteleme mümkündür. HAGB'nin koşulları 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 (ilgili fıkralar)
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. (...)
Uyuşturucu dosyalarına özgü bir HAGB türü daha vardır. Ticaret (m. 188) veya kolaylaştırma (m. 190) suçundan açılan davada fiilin yalnızca kullanmak için bulundurma niteliğinde olduğu anlaşılırsa, mahkeme sanık hakkında m. 191 hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verir (TCK m. 191/8). Bu karar, soruşturma evresinde verilemeyen erteleme kararının kovuşturmadaki karşılığıdır; kişi yine denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi tedbirine tabi tutulur. 7589 sayılı Kanun'un getirdiği diğer değişiklikler için 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) yazımıza bakılabilir.
Hapis cezasının ertelenmesi iki yıl veya daha az süreli hapis cezalarında mümkündür (TCK m. 51/1). Adli para cezasına çevirme yalnızca bir yıl veya daha az süreli, yani kısa süreli hapis cezaları için öngörülmüştür (TCK m. 49/2 ve 50/1); m. 191'de alt sınır iki yıl olduğundan bu seçenek ancak etkin pişmanlık gibi indirimlerle cezanın bir yıla veya altına inmesi hâlinde tartışılabilir. m. 188'deki adli para cezası ise hapis cezasının yerine değil, onunla birlikte verilir.
Uyuşturucu suçundan verilen cezanın ne kadarı infaz kurumunda geçer?
Uyuşturucu madde ticaretinden hükümlü yetişkin, süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi hâlli geçirdiğinde koşullu salıverilmeden yararlanabilir. m. 191'den hükümlü kişi bakımından genel oran olan cezanın yarısı uygulanır (5275 sayılı Kanun m. 107/2).
Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik – 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 108/9 ve m. 105/A (ilgili cümleler)
m. 108 – (9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103 üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. (...)
m. 105/A – (5) (...) (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur.
Dokuzuncu fıkra çocuklar hakkında uygulanmaz (m. 108/10); m. 188'den mahkûm olan çocuklar için koşullu salıverilme oranı üçte ikidir (m. 107/2). Açık kurumda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlü, talebi üzerine cezasının kalan kısmını denetimli serbestlik altında infaz edebilir; 2025'te eklenen cümleye göre bunun için koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin kurumda geçirilmiş olması gerekir (m. 105/A/1). Alt sınırdan verilen on yıllık bir cezada dörtte üç oranı yedi yıl altı aya karşılık gelir. Tekerrür hükümleri, suç tarihi ve geçici düzenlemeler bu hesabı değiştirebildiğinden, infaz süresi her dosyada kesinleşmiş ilam ve müddetname üzerinden ayrıca hesaplanmalıdır.
Müsadere, Sabıka Kaydı, Memuriyet ve Sürücü Belgesi Bakımından Sonuçlar
Uyuşturucu suçundan mahkûmiyet yalnızca hapis cezası doğurmaz; ele geçen madde her durumda, suçta kullanılan eşya ve suçtan elde edilen kazanç ise koşulları varsa müsadere edilir, mahkûmiyet adli sicile işlenir, kamu görevi ve sürücü belgesi bakımından ayrı sonuçlar ortaya çıkar.
Eşya ve kazanç müsaderesi – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 54 ve m. 55 (ilgili fıkralar)
m. 54 – (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
m. 55 – (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
Uyuşturucu taşınan araç müsadere edilir mi?
Her durumda değil. Araç iyiniyetli bir üçüncü kişiye aitse müsadere edilemez; faile ait olsa bile müsaderenin işlenen suça göre daha ağır sonuç doğuracağı ve hakkaniyete aykırı olacağı hâllerde mahkeme müsadereye hükmetmeyebilir (TCK m. 54/1 ve 54/3). Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.07.2023, E. 2023/7753, K. 2023/6318 sayılı kararında, başkası adına kayıtlı aracın müsaderesine ilişkin hükmü düzelterek aracın iadesine karar vermiştir:
"Malen sorumlu ...'in üzerine kayıtlı olduğu anlaşılan ve müsaderesine karar verilen ... plakalı aracın, suçta kullanılacağına dair bilgisi olduğunun tespit edilmemesi karşısında, olayda iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunun kabulüyle; araçta uyuşturucu taşımak için yapılmış gizli bölüme rastlanmaması, aracın bu amaçla özel olarak tahsis edilmemesi, müsaderenin daha ağır sonuçlar doğuracağı ve hakkaniyete aykırı olduğu anlaşıldığından, aracın iadesi yerine müsaderesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür."— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.07.2023, E. 2023/7753, K. 2023/6318
Kararda öne çıkan olgular, araç sahibinin suçtan haberdar olup olmadığı, araçta taşıma için hazırlanmış özel bir bölme bulunup bulunmadığı ve aracın bu işe tahsis edilip edilmediğidir. Satıştan elde edildiği ispatlanan para kazanç müsaderesine konu olur (TCK m. 55/1); üzerinde bulunan her para için bu sonuca kendiliğinden varılamaz, paranın suçla bağı ortaya konulmalıdır. Soruşturma sırasında taşınmaza, araca veya banka hesabına elkoyma ise ancak hâkim kararıyla ve m. 188 gibi katalog suçlar bakımından mümkündür (CMK m. 128).
Uyuşturucu suçu sabıka kaydına işler mi, memuriyete engel olur mu?
Kesinleşen mahkûmiyet adli sicile kaydedilir; kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ise yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenildiğinde verilmek üzere ayrı bir sisteme kaydedilir (5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4 ve m. 6). Bu iki karar mahkûmiyet hükmü değildir. Cezanın infazı tamamlandığında kayıt arşive alınır (m. 9); arşiv kaydının silinme süresi mahkûmiyetin türüne göre değişir (m. 12).
Devlet memurluğuna alınmanın şartlarından biri, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamaktır (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5); memurluk sırasında bu şartın kaybedilmesi memurluğu sona erdirir (m. 98/b). Uyuşturucu madde ticaretinden verilen her mahkûmiyet bu sınırın üzerindedir. Kullanmak için bulundurma suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya HAGB ile sonuçlanan dosyalar bu hüküm anlamında mahkûmiyet oluşturmaz; ancak disiplin mevzuatı ve özel kanunlardaki güvenlik soruşturması hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan hak yoksunlukları da cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürer (TCK m. 53).
Uyuşturucu kullandığı tespit edilen sürücünün ehliyeti ne olur?
Sürücü belgesi iptal edilir ve 150.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır; bu idari yaptırım ceza soruşturmasından bağımsızdır. Hüküm 12 Şubat 2026 tarihli 7574 sayılı Kanun'la ağırlaştırılmıştır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisinde araç sürme – 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48 (sekizinci ve dokuzuncu fıkralar)
(Değişik sekizinci fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.
(Değişik dokuzuncu fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır.
Fıkradaki “ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır” ifadesi gereği trafikteki tespit m. 191 kapsamında bir soruşturmaya da yol açar; bu soruşturmada ilk kez işlem gören kişi hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
Uyuşturucu Suçlamasıyla Karşılaşan Kişi İçin Hukuki Yol Haritası
Aşağıdaki adımlar, şüpheli veya sanığın kanundan doğan haklarını ve dosyada denetlenmesi gereken hukuki noktaları sıralar; her dosyanın kendine özgü koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
- Müdafi yardımından yararlanın. m. 188 kapsamındaki suçlamada müdafi zorunludur (CMK m. 150/3); müdafi olmadan kollukta alınan ifade, hâkim önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4).
- Suçlamanın hangi maddeye dayandığını öğrenin. Aynı madde miktarı, delil durumuna göre m. 191 veya m. 188/3 kapsamında değerlendirilebilir; görevli mahkeme, tutuklama ve infaz rejimi buna göre değişir.
- Arama işleminin dayanağını inceletin. Arama kararının veya yazılı emrin varlığı, tarihi, saati ve kapsamı ile arama tutanağı, hukuka aykırı delil itirazının temelidir (CMK m. 116–119, 217/2).
- Uzmanlık raporunu denetleyin. Maddenin türü ve net miktarı kriminal raporla belirlenir; tür m. 188/4-a artırımını, miktar ise bulundurma amacına ilişkin değerlendirmeyi doğrudan etkiler.
- Bulundurma amacına ilişkin lehe delilleri dosyaya kazandırın. Kullanıcı olunduğunu gösteren tıbbi rapor, gelir durumu ve maddenin bulunduruluş biçimi Ceza Genel Kurulunun ölçütleri arasındadır.
- Tanık ve alıcı beyanlarının duruşmada sınanmasını isteyin. Beyan sahiplerinin ve tutanak düzenleyen görevlilerin duruşmada dinlenmesi ve kendilerine soru sorulması savunma hakkının parçasıdır.
- İletişim kayıtlarının usulünü ve içeriğini sorgulayın. Dinleme kararı, süresi, sesin kime ait olduğu ve konuşmanın somut bir olayla örtüşüp örtüşmediği ayrı ayrı incelenmelidir.
- İki yüz metre artırımının koşullarını kontrol edin. Mesafenin keşifle ölçülmesi, yerin umumi veya umuma açık olması ve fiil ile yer arasında bağ kurulması gerekir (m. 188/4-b, m. 191/10).
- Etkin pişmanlığı müdafinizle değerlendirin. Bilginin doğru, somut ve sonuca etkili olması gerekir; kapsamı ve zamanı indirimin uygulanıp uygulanmayacağını belirler (m. 192).
- Erteleme kararı verildiyse yükümlülükleri izleyin. Denetimli serbestlik çağrılarına ve sevk kararlarına uyulmalı, adres değişikliği bildirilmeli, uyulamayan hâllerde mazeret belgelenmelidir (m. 191/3–4).
- Tedavi imkânını kullanın. Bağımlılık bir sağlık sorunudur; soruşturma başlamadan yapılan tedavi başvurusu cezasızlık sağlar (m. 192/4), soruşturma sırasında da tedavi tedbiri adli kontrol olarak uygulanabilir (CMK m. 109/3-e).
- Tutukluluğun ölçülülüğünü denetletin. Katalog suçta dahi tutuklama zorunlu değildir; adli kontrolün yeterli olup olmadığı her incelemede yeniden değerlendirilir (CMK m. 100 ve 109).
- Elkoyma ve müsadereye karşı haklarınızı kullanın. İyiniyetli üçüncü kişiye ait araç müsadere edilemez; paranın suçla bağı ispatlanmalıdır (TCK m. 54–55).
- Kanun yolu sürelerini kaçırmayın. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra istinaf ve temyiz başvurusu süresinde ve gerekçeli olarak yapılmalıdır.
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası'nda Uyuşturucu Suçlarında Ceza Avukatı Desteği
Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla'da başlatılan uyuşturucu soruşturmaları İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür; uyuşturucu madde ticareti davalarına Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesinde ağır ceza mahkemeleri, kullanmak için bulundurma davalarına asliye ceza mahkemeleri bakar. Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, gözaltı aşamasındaki ifade ve sorgudan tutukluluğa itiraza, arama ve elkoyma işlemlerinin denetiminden kamu davasının açılmasının ertelenmesi sürecinin takibine, kovuşturmadan istinaf ve temyiz başvurularına kadar ceza yargılamasının her aşamasında müdafilik hizmeti verir.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosuna kayıtlı avukattır (Sicil No: 71680) ve LimanLegal Hukuk Bürosunda ceza hukuku ile ceza muhakemesi hukuku alanlarında çalışmaktadır. Bu yazıdaki kanun maddeleri resmî mevzuat metinlerinden, karar alıntıları ise Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının tam metinlerinden birebir aktarılmış; kararlardaki kişi adlarına yer verilmemiş, öğreti görüşleri yazar ve eser adı belirtilerek özetlenmiştir.
Uyuşturucu Suçlamasında Hukuki Destek
Uyuşturucu madde ticareti ile kullanmak için bulundurma arasındaki fark, on yılı aşan bir hapis cezası ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi arasındaki farktır. Bu ayrım çoğu dosyada ilk ifadede, arama tutanağında ve uzmanlık raporunda belirlenir.
Hakkınızda ya da bir yakınınız hakkında yürütülen soruşturma veya davada dosyanın delil durumunu, arama işlemlerinin hukuka uygunluğunu ve etkin pişmanlık ile tedavi seçeneklerini birlikte değerlendirmek için büromuzla görüşebilirsiniz.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Uyuşturucu madde ticaretinin cezası kaç yıldır?
Ülke içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan ya da ticaret amacıyla bulunduran kişi on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 188/3). İmal, ithal ve ihraç fiillerinde ceza yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır (TCK m. 188/1).
Uyuşturucu kullanmanın veya kullanmak için bulundurmanın cezası nedir?
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da bu maddeleri kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m. 191/1). Fiil okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın umumi ya da umuma açık bir yerde işlenirse ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 191/10). İlk soruşturmada ise dava açılmaz, erteleme kararı verilir.
İlk kez uyuşturucu ile yakalanan kişiye ne olur?
Fiil kullanmak için bulundurma veya kullanma niteliğindeyse Cumhuriyet savcısı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir; bu süre içinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır ve gerek görülürse kişi tedaviye tabi tutulur (TCK m. 191/2–3). Kişi erteleme süresinde yükümlülüklerine uyar ve yeniden madde kullanmazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir (TCK m. 191/7). Fiil ticaret niteliğindeyse bu hükümler uygulanmaz.
Kaç gram uyuşturucu ticaret sayılır?
Türk Ceza Kanunu'nda ticaret ile kullanma arasında gram olarak belirlenmiş bir sınır yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8 sayılı kararında beş ölçüt sayar: satma veya devretme yönünde davranış, maddenin bulundurulduğu yer ve biçim, maddenin çeşidi ve miktarı, kullanıcılığın tıbbi raporla saptanıp saptanmadığı, kişinin ekonomik ve sosyal durumu. Şüphe yenilemezse bulundurmanın kullanma amacıyla yapıldığı kabul edilir.
Arkadaşına bedelsiz uyuşturucu vermek suç mudur?
Evet. TCK m. 188/3 yalnızca satmayı değil, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi başkalarına vermeyi de cezalandırır; karşılığında para alınması aranmaz. Bu nedenle maddeyi arkadaşına ikram eden kişi, satış yapan kişiyle aynı fıkraya göre on yıldan az olmamak üzere hapis cezasıyla karşılaşabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/18550, K. 2023/10674 sayılı kararında, kendisine yardım eden kişilere madde ikram ettiğini söyleyen sanığın mahkûmiyetini onamıştır.
Erteleme süresi içinde tekrar yakalanan kişi hakkında ne yapılır?
Erteleme süresinde yeniden kullanmak veya kullanmak için bulundurmak ayrı bir soruşturma konusu yapılmaz; ertelemenin ihlali sayılır ve ilk dosyadan kamu davası açılır (TCK m. 191/4–5). Kamu davası açıldıktan sonra suçun bir kez daha işlendiği iddia edilirse artık erteleme kararı verilemez; yeni fiil ayrıca soruşturulur (TCK m. 191/6). Anayasa Mahkemesi, 24.09.2024, E. 2024/56, K. 2024/166 sayılı kararıyla, erteleme süresinde şüphelinin yılda en az iki kez ilgili kuruma sevk edilmesini öngören m. 191/3'teki kurala yönelik itirazı oybirliğiyle reddetmiştir.
Eroin, kokain, metamfetamin veya bonzai hâlinde ceza artar mı?
Evet. Maddenin eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 188/4-a). Sentetik katinon, sentetik opioid ve amfetamin türevleri listeye 05.04.2023'te yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'la eklenmiştir; Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 03.11.2025, E. 2025/4300, K. 2025/10981 sayılı kararında bu tarihten önceki fiile artırım uygulanmasını bozma nedeni saymıştır.
Okul veya hastane yakınında yakalanmak cezayı artırır mı?
Fiil okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan bina ve tesislerin sınırlarına iki yüz metreden yakın, umumi veya umuma açık bir yerde işlenmişse ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 188/4-b ve m. 191/10). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/197, K. 2022/731 sayılı kararında, bir okula 131 metre mesafedeki parkta satışa hazır madde bulunduran sanık hakkında bu artırımın uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur.
Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlıktan nasıl yararlanılır?
Suç resmî makamlarca öğrenilmeden önce suç ortaklarını veya maddenin saklandığı yeri bildiren ve yakalamayı ya da ele geçirmeyi sağlayan kişiye ceza verilmez (TCK m. 192/1–2). Suç öğrenildikten sonra gönüllü olarak suçun ortaya çıkmasına ve faillerin yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişinin cezası dörtte birden yarısına kadar indirilir (TCK m. 192/3). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2023/54, K. 2026/50 sayılı kararında belirsiz ve yanıltıcı bilgiyi yeterli görmemiştir.
Tedavi için hastaneye başvuran kullanıcı hakkında işlem yapılır mı?
Hayır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz (TCK m. 192/4). Aynı fıkra uyarınca bu durumda kamu görevlilerinin ve sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz. Madde bağımlılığı tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur; Kanun, tedavi arayan kişinin ceza kaygısı taşımadan başvurabilmesini amaçlar.
İdrar veya kan testinde uyuşturucu çıkması tek başına ceza gerektirir mi?
Pozitif test sonucu kullanma fiilinin delilidir ve TCK m. 191 kapsamında soruşturma başlatılmasına yol açar; ilk soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Test sonucu tek başına ticaret suçunu ispatlamaz. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.03.2021, E. 2020/8528, K. 2021/3482 sayılı kararında, madde ele geçmeyen ve kullanımı teknik yöntemle belirlenmeyen sanığın soyut beyana dayanılarak mahkûm edilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Arama kararı olmadan araçta bulunan uyuşturucu delil sayılır mı?
Hukuka aykırı aramada ele geçirilen madde hükme esas alınamaz (Anayasa m. 38, CMK m. 206/2-a ve 217/2). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8 sayılı kararında, arama kararı veya yazılı emir olmadan araçtaki bez torbada bulunan net 405 gram maddeyi değerlendirme dışı bırakmıştır. Ancak aynı kararda sanığın kendiliğinden teslim ettiği maddeler hukuka uygun delil sayılmış ve mahkûmiyet bu delillere dayandırılmıştır.
Evde bulunan uyuşturucudan evde yaşayan herkes sorumlu olur mu?
Hayır. Ceza sorumluluğu şahsidir; ortak kullanılan bir evde bulunan maddeden yalnızca o maddeyle bağı şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanan kişi sorumlu tutulabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51 sayılı kararında, sanığın yakalandığı yerin yakınındaki metruk binada bulunan maddelerle bağının kesin delille ortaya konulamadığını belirterek fiili yalnızca üzerinde ele geçen madde bakımından kullanmak için bulundurma saymıştır.
Kenevir ekmenin cezası nedir?
Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş yüz günden on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır; yalnızca kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla ekim yapan kişinin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (2313 sayılı Kanun m. 23/5). Hasat edilip kurutulan esrarın bulundurulması ise ayrıca TCK m. 191 veya m. 188 kapsamında değerlendirilir.
Uyuşturucu ticareti suçlamasında tutuklama zorunlu mudur?
Hayır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, tutuklama nedeninin var sayılabildiği katalog suçlardandır (CMK m. 100/3-a-9); ancak bu hüküm tutuklamayı zorunlu kılmaz. Hâkim kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilleri, tutuklamanın ölçülü olup olmadığını ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını her dosyada ayrıca değerlendirir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır ve uzatma toplam üç yılı geçemez (CMK m. 102/2).
Uyuşturucu suçunda HAGB veya erteleme kararı verilebilir mi?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasına bağlıdır (CMK m. 231/5, TCK m. 51/1). Uyuşturucu madde ticaretinde alt sınır on yıl olduğundan bu kurumlar uygulamada gündeme gelmez. Kullanmak için bulundurma suçunda ise mümkündür; ayrıca ticaret suçundan açılan davada fiilin kullanmak için bulundurma olduğu anlaşılırsa mahkeme TCK m. 191/8 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verir.
Uyuşturucu ticaretinden hükümlü kişi cezasının ne kadarını infaz kurumunda geçirir?
TCK m. 188'deki suçtan süreli hapis cezasına mahkûm olan yetişkin hükümlü bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üçtür (5275 sayılı Kanun m. 108/9). Alt sınırdan verilen on yıllık bir cezada bu oran yedi yıl altı aya karşılık gelir. Kullanmak için bulundurma suçundan hükümlü kişi için genel oran olan cezanın yarısı uygulanır (m. 107/2). Tekerrür ve geçici hükümler sonucu değiştirebildiğinden infaz süresi her dosyada ayrıca hesaplanır.
Uyuşturucu suçu sabıka kaydına işler mi, memuriyete engel olur mu?
Kesinleşen mahkûmiyet adli sicile kaydedilir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahkûmiyet değildir; yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenildiğinde verilmek üzere ayrı bir sisteme kaydedilir (5352 sayılı Kanun m. 6). Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûm olmak memurluğa engeldir ve görevdeki memurun memurluğunu sona erdirir (657 sayılı Kanun m. 48/A-5 ve m. 98/b).
Uyuşturucu kullandığı tespit edilen sürücünün ehliyeti ne olur?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücüye 150.000 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir; yeniden belge alabilmek için iptalden itibaren en az beş yıl geçmesi gerekir (2918 sayılı Kanun m. 48/8). Tespit için ölçüm yaptırmayan sürücüye de 150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır (m. 48/9). Ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu suçlarında dava zamanaşımı kaç yıldır?
Kullanmak için bulundurma ve kullanma suçunda asli dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde en fazla on iki yıldır (TCK m. 66/1-e ve m. 67/4); Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51 sayılı kararında bu sürenin dolması nedeniyle davanın düşmesine karar vermiştir. Kolaylaştırma ve özendirme suçunda süre on beş yıl, imal, ithal ve ihraç suçu ile ticaret suçunda yirmi yıldır (TCK m. 66/1-c).
Önemli: Bu yazı 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte olan mevzuat ve erişilebilen yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Uyuşturucu suçlarında sonuç; maddenin türüne ve miktarına, delillerin nasıl elde edildiğine, suç tarihine ve kişinin durumuna göre değişir. Yazı, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin temini ya da kullanımı hakkında bilgi içermez; madde kullanımına bağlı bir sağlık sorunu yaşayanların bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 20, 43, 44, 49–55, 58–62, 66, 67, 188–192, 279, 280
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 75, 91, 100, 102, 109, 116, 119, 128, 134, 135, 139, 140, 148, 150, 171, 206, 217, 223, 231, 286
— 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107, 108
— 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun m. 23
— Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 38
— 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu m. 9
— 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 12, 14
— 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 4, 6, 9, 12
— 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48, 98
— 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48
— 7445 sayılı Kanun (28.03.2023), 7574 sayılı Kanun (12.02.2026) ve 7589 sayılı Kanun (16.07.2026) ile yapılan değişiklikler
— Anayasa Mahkemesi, 24.09.2024, E. 2024/56, K. 2024/166
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 04.06.2026, E. 2026/5162, K. 2026/7691
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026, E. 2025/632, K. 2026/253
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.02.2026, E. 2025/91, K. 2026/117
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2025/533, K. 2026/51
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026, E. 2023/54, K. 2026/50
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 07.01.2026, E. 2023/509, K. 2026/8
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 03.11.2025, E. 2025/4300, K. 2025/10981
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 30.10.2025, E. 2025/180, K. 2025/445
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.06.2025, E. 2024/232, K. 2025/261
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.05.2025, E. 2025/681, K. 2025/5663
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 13.03.2025, E. 2024/20181, K. 2025/2113
— Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 11.02.2025, E. 2024/16689, K. 2025/1008
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.05.2024, E. 2021/5086, K. 2024/19161
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024, E. 2020/301, K. 2024/108
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.01.2024, E. 2021/4520, K. 2024/732
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 06.12.2023, E. 2023/18550, K. 2023/10674
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.07.2023, E. 2023/7753, K. 2023/6318
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 31.05.2023, E. 2023/3076, K. 2023/4994
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 10.04.2023, E. 2023/4942, K. 2023/3248
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2022/197, K. 2022/731
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2022, E. 2020/20, K. 2022/730
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.10.2022, E. 2020/475, K. 2022/608
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 13.06.2022, E. 2020/10627, K. 2022/7656
— Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.03.2021, E. 2020/8528, K. 2021/3482
— Mete Çelik, “1,64 Gram Ticaret, 78 Gram Kullanma: Ceza Genel Kurulu'nun Uyuşturucu Dosyalarında Miktara Biçtiği Yer”, Hukuki Haber, 10.08.2026
— Metin Kaplan, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma, Satın Alma, Kabul Etme veya Bulundurma Suçlarında Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı ve Tekrardan Erteleme Kararı Verilemeyeceği Kuralının Güncel İçtihatlar Kapsamında Değerlendirilmesi”, Ankara Barosu Dergisi, 2026/1
— Burakhan Çalışkan, “Uyuşturucu Suçlarında Kişisel Kullanım ve Ticaret Kriterleri”, Hukuki Haber, 05.10.2022
— Ziya Koç, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Kişisel Kullanım Amacının Belirlenmesi (TCK m. 188/3 - TCK m. 191)”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 23, S. 2, 2021, s. 1143–1191
— Mete Kağan Korkut, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma Suçu ile Uyuşturucu Madde Kullanma Suçu Ayrımının Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirilmesi ve Uyuşturucu Madde Ticaretinde Etkin Pişmanlık”, Hukuki Haber, 22.04.2020
— Hüseyin Turan / Osman Kodal, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçları Yönünden Kamu Görevlisi ile Sağlık Meslek Mensuplarının Suçu Bildirmemesine Yönelik Düzenlemenin Etkin Pişmanlık Kurumuna Etkisi”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2019, S. 13, s. 501–522
— Suat Çalışkan, “Erteleme Süresi İçinde Tekrar Uyuşturucu Kullanma veya Bulundurma Suçunun İşlenmesi”, Hukuki Haber, 07.11.2018
— Enes Yılmaz, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma ve Özendirme Suçları (TCK m.190)”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2018, s. 345–366
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



