Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma Suçları (TCK m. 220–221) ve Terörle Mücadele Kanunu

Makaleler/Ceza Hukuku/Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma Suçları (TCK m. 220–221) ve Terörle Mücadele Kanunu
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Suç Örgütü Kurma, Yönetme ve Üye Olma Suçları (TCK m. 220–221) ve Terörle Mücadele Kanunu

Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 11 Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 45 dakika

Suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçları, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla en az üç kişiden oluşan, hiyerarşik ve devamlı bir yapının kurulmasını, yönetilmesini veya bu yapıya katılmayı cezalandırır: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 220 uyarınca örgütü kuran veya yöneten beş yıldan on yıla, örgüte üye olan iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası alır. Bu miktarlar 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la yükseltilmiştir. Örgüt silahlıysa ceza yarısı oranında artar; Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerde TCK m. 314 ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu uygulanır. Örgüt suçlaması, işlenen diğer suçların cezasına eklenir, tutuklama ve gizli soruşturma tedbirlerinin yolunu açar, infaz oranını ağırlaştırır. Buna karşılık birlikte işlenen her suç örgüt faaliyeti değildir; üyelik, yardım, propaganda ve etkin pişmanlık (TCK m. 221) ayrı ölçütlere bağlıdır. LimanLegal Hukuk Bürosu olarak hazırladığımız bu rehberde ölçütler, kanun metinleri ile Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarından birebir alıntılarla açıklanmıştır.

Kısa cevaplar

  • Suç örgütü en az kaç kişiyle kurulur? En az üç kişiyle (TCK m. 220/1, son cümle). Sayı tek başına yetmez; hiyerarşik ilişki, devamlılık ve yapının amaç suçları işlemeye elverişli olması da aranır.
  • Örgüt kurmanın ve üyeliğin cezası kaç yıldır? Kurma veya yönetme beş yıldan on yıla (m. 220/1), üyelik iki yıldan beş yıla kadar hapistir (m. 220/2). Örgüt silahlıysa ceza yarısı oranında artırılır (m. 220/3). TCK m. 314'teki silahlı örgütte kurma veya yönetme on yıldan on beş yıla, üyelik beş yıldan on yıla kadar hapistir.
  • Örgüt ile iştirak arasındaki fark nedir? Belirli bir suçu işlemek için bir araya gelenler arasında iştirak vardır. Örgüt; belirsiz sayıda suç işlemek üzere kurulan, devamlılık gösteren ve içinde gevşek de olsa hiyerarşi bulunan yapıdır.
  • Örgüte yardım eden üye gibi mi cezalandırılır? Hiyerarşik yapıya dâhil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır; ceza, yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir (m. 220/7). Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre yardım eden, “örgüt mensubu suçlu” sayılmaz.
  • Örgüt adına suç işleme (m. 220/6) yürürlükte mi? Hayır. Anayasa Mahkemesi fıkrayı önce 26.10.2023'te, yeniden düzenlenen hâlini de 05.11.2024'te iptal etti; ikinci iptal 9/7/2025'te yürürlüğe girdi ve fıkra yeniden düzenlenmedi.
  • Sosyal medya paylaşımı veya beğeni terör propagandası sayılır mı? Yalnız terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteriyor, övüyor ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ediyorsa (3713 sayılı Kanun m. 7/2). Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
  • Etkin pişmanlık cezayı tamamen kaldırır mı? TCK m. 221/1-3 ile m. 221/4'ün ilk cümlesindeki koşullarda cezaya hükmolunmaz. Bilgi yakalandıktan sonra verilmişse örgüt suçundan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Hüküm bir kişi hakkında yalnız bir kez uygulanır (m. 221/6).
  • HAGB mümkün mü, infaz oranı nedir? Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür (CMK m. 231/5). Koşullu salıverilme oranı örgüt kurma, yönetme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda üçte iki (5275 sayılı Kanun m. 107/4), Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda dörtte üçtür (3713 sayılı Kanun m. 17).

Suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçu nedir, cezası kaç yıldır? (TCK m. 220)

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, amaç suçlardan hiçbiri henüz işlenmemiş olsa bile, suç işlemek üzere kurulmuş yapının kendisini cezalandırır. Kanun üç ayrı konumu ayırır: örgütü kuran, yöneten ve örgüte üye olan. Bunlara, hiyerarşik yapının dışında kalıp örgüte yardım eden (m. 220/7) ve örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin propagandasını yapan (m. 220/8) kişiler eklenir. Maddenin 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki metni şöyledir:

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 220

MADDE 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.

(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)

(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.

(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Ceza miktarları ne zaman, nasıl değişti?

Maddedeki cezalar son altı yılda iki kez ağırlaştırılmıştır: önce 14/4/2020 tarihli 7242 sayılı Kanun'la, ardından 24/12/2025 tarihinde kabul edilip 25/12/2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun'la (11. Yargı Paketi). 7571 sayılı Kanun ayrıca silahlı örgüt artırımını sabit orana bağlamış ve beşinci fıkraya çocukların araç olarak kullanılmasına ilişkin yeni bir cümle eklemiştir.

TCK m. 220'de ceza miktarlarının değişimi
Fıkra 7242 sayılı Kanun'dan önce 7242 sayılı Kanun'la (14/4/2020) 7571 sayılı Kanun'la (24/12/2025)
f. 1 – kurma veya yönetme İki yıldan altı yıla kadar hapis Dört yıldan sekiz yıla kadar hapis Beş yıldan on yıla kadar hapis
f. 2 – üye olma Bir yıldan üç yıla kadar hapis İki yıldan dört yıla kadar hapis İki yıldan beş yıla kadar hapis
f. 3 – örgütün silahlı olması Dörtte birinden yarısına kadar artırım Dörtte birinden yarısına kadar artırım Yarısı oranında artırım
f. 5 – çocukların araç olarak kullanılması Düzenleme yok Düzenleme yok Yöneticilerin cezası yarısından bir katına kadar artırılır

Hangi sütunun uygulanacağını suç tarihi belirler. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır (TCK m. 7/2); sonradan ağırlaştırılan ceza geçmişe yürütülemez. Bu nedenle iddianamede suç tarihinin nasıl gösterildiği, özellikle fiilin 7242 ve 7571 sayılı Kanunların yürürlüğe girmesinden önceye mi, sonraya mı düştüğü, savunmanın ilk kontrol edeceği noktalardan biridir.

Güncel ceza tablosu

Suç örgütü kurma 5–10 yıl, üyelik 2–5 yıl; silahlı örgüt kurma 10–15 yıl, silahlı örgüt üyeliği 5–10 yıl hapis gerektirir (TCK m. 220, 314).
Tablo: Örgüt suçlarında güncel ceza miktarları (Kaynak: TCK m. 220, 314, 315; 3713 sayılı Kanun m. 5, 7/2).

Örgüt suçlarında ceza; örgütün türüne (m. 220 veya m. 314), kişinin konumuna (kurucu, yönetici, üye, yardım eden) ve örgütün silahlı olup olmadığına göre değişir. Aşağıdaki tablo, 11 Ekim 2026 tarihinde yürürlükte olan metinlerdeki miktarları gösterir.

Örgüt suçlarında güncel ceza miktarları (11 Ekim 2026)
Fiil Dayanak Kanundaki ceza
Suç örgütü kurma veya yönetme TCK m. 220/1 Beş yıldan on yıla kadar hapis
Suç örgütüne üye olma TCK m. 220/2 İki yıldan beş yıla kadar hapis
Örgütün silahlı olması TCK m. 220/3 İlk iki fıkraya göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır (hesap sonucu: kurma veya yönetmede 7 yıl 6 ay – 15 yıl, üyelikte 3 yıl – 7 yıl 6 ay)
Çocukların araç olarak kullanılması (yöneticiler bakımından) TCK m. 220/5, ilk cümle Ceza yarısından bir katına kadar artırılır
Örgüte bilerek ve isteyerek yardım TCK m. 220/7 Örgüt üyesi olarak cezalandırılır; ceza “yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir”
Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin propagandası TCK m. 220/8 Bir yıldan üç yıla kadar hapis; basın ve yayın yoluyla işlenirse yarı oranında artırım
Silahlı örgüt kurma veya yönetme TCK m. 314/1 On yıldan on beş yıla kadar hapis
Silahlı örgüte üye olma TCK m. 314/2 Beş yıldan on yıla kadar hapis
Silahlı örgüte silah sağlama TCK m. 315 On yıldan on beş yıla kadar hapis
Terör suçlarında artırım 3713 sayılı Kanun m. 5 Hapis cezası yarı oranında artırılır (hesap sonucu: m. 314/1'de 15 yıl – 22 yıl 6 ay, m. 314/2'de 7 yıl 6 ay – 15 yıl)
Terör örgütü propagandası 3713 sayılı Kanun m. 7/2 Bir yıldan beş yıla kadar hapis; basın ve yayın yoluyla işlenirse yarı oranında artırım

Parantez içinde “hesap sonucu” olarak gösterilen aralıklar, kanundaki artırım oranının temel cezanın alt ve üst sınırına uygulanmasıyla elde edilmiştir; somut cezayı mahkeme belirler ve dosyadaki diğer artırım ve indirim nedenleri ayrıca uygulanır. Silahlı örgüte ilişkin TCK m. 314 ve m. 315 şöyledir:

Silâhlı örgüt ve silâh sağlama – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 314 ve m. 315

MADDE 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

MADDE 315- (1) Yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silah temin eden, nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

M. 314/4'teki atıf nedeniyle m. 220'nin yardım (f. 7), yöneticinin sorumluluğu (f. 5) ve işlenen suçlardan ayrıca ceza verilmesi (f. 4) gibi hükümleri ile m. 221'deki etkin pişmanlık silahlı örgütler bakımından da uygulanır. Bu atıf 7499 sayılı Kanun'dan önce maddenin üçüncü fıkrasındaydı; eski tarihli kararlarda “314/3” olarak geçen yollama bugünkü dördüncü fıkradır.

Suçun unsurları: bir yapı ne zaman “örgüt” sayılır?

Bir yapının TCK m. 220 anlamında örgüt sayılması için en az üç kişinin, belirsiz sayıda suç işlemek amacıyla, hiyerarşik ve devamlı biçimde, amaç suçları işlemeye elverişli bir güçle bir araya gelmesi gerekir. Bu koşullardan biri eksikse örgüt suçu oluşmaz; kişiler yalnızca birlikte işledikleri suçtan, iştirak hükümlerine göre sorumlu olur. Kanun, örgütle bağlantılı kişileri ayrıca tanımlamıştır:

Örgüt mensubu suçlu – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6/1-j

MADDE 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; (...)

j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun unsurları (TCK m. 220)
Unsur Açıklama
Korunan hukuki değer Kamu barışı ve kamu düzeni; suç, Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu Barışına Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir.
Fail Herkes fail olabilir. Kurucu, yönetici ve üye ayrı ayrı cezalandırılır; örgütün varlığı için en az üç kişi gerekir (m. 220/1).
Fiil Örgüt kurmak veya yönetmek (f. 1), örgüte üye olmak (f. 2). Ayrıca örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek (f. 7) ve örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin propagandasını yapmak (f. 8).
Örgütün varlık koşulları En az üç kişi; gevşek de olsa hiyerarşik ilişki; devamlılık; belirsiz sayıda suç işleme amacı; yapının, üye sayısının, araç ve gerecin amaç suçları işlemeye elverişli olması.
Manevi unsur Kast ve suç işleme amacı. Üye, katıldığı yapının niteliğini ve amacını bilmelidir; bilmeme hâlinde hata hükümleri (TCK m. 30) gündeme gelir.
Amaç suçun işlenmesi Aranmaz. Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenirse ayrıca o suçtan da ceza verilir (f. 4).
Nitelikli hâller Örgütün silahlı olması (f. 3); örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması (f. 5, yöneticiler bakımından).
Soruşturma usulü Maddede şikâyet koşulu yoktur; suç re'sen soruşturulur.
Etkin pişmanlık TCK m. 221; aşamaya göre cezasızlık veya üçte birden dörtte üçe kadar indirim.
Dava zamanaşımı Kurma veya yönetmede on beş yıl, üyelikte sekiz yıl (TCK m. 66/1-d ve e); örgüt silahlıysa üyelikte de on beş yıl (m. 66/3).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan özel dairenin silahlı terör örgütü üyeliğinden verdiği mahkûmiyet hükmünü oybirliğiyle onadığı kararında, TCK m. 220 kapsamında bir örgütün varlığı için “en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı olarak amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi” gerektiğini belirtmiş ve örgütü iştirakten şöyle ayırmıştır:

"Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırmaktadır. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Oluşturulan bu ilişki sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Bu nedenle niteliği itibarıyla devamlılık arzeden örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Buna karşın, kişilerin belirli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi hâlinde ise örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370

En az üç kişi

Örgütün varlığı için üye sayısının en az üç olması kanuni bir zorunluluktur (m. 220/1). İki kişinin anlaşması, ne kadar planlı ve uzun süreli olursa olsun, örgüt suçunu oluşturmaz. Öte yandan üç kişinin varlığı da tek başına yeterli değildir: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, araç satışı üzerinden işlendiği ileri sürülen dolandırıcılık eylemlerinde sayının yeterli olduğunu, ancak hiyerarşik ilişki kanıtlanamadığı için örgüt hükümlerinin uygulanamayacağını kabul ederek mahkûmiyetleri oybirliğiyle bozmuştur. Dairenin örgütün unsurlarına ilişkin özeti şöyledir:

"Sonuç olarak; 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi; örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması gerekir."— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352

Hiyerarşi

Hiyerarşi, örgütü sıradan suç ortaklığından ayıran temel ölçüttür. Katı bir emir–komuta zinciri şart değildir; ilişkinin “gevşek” olması da yeterlidir. Ancak kimin karar verdiği, kimin talimat aldığı ve bu ilişkinin kişilerden bağımsız olarak sürdüğü dosyadaki delillerle gösterilmelidir. Aynı kararda Daire, örgüt nitelemesinin kalıp cümlelerle yapılamayacağını da vurgulamıştır: “Suç örgütü kavramının klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip her eylemde uygulanması da isabetli olmaz. Her somut eylemin özelliklerinin birbirinden farklı olduğu ve ayrı değerlendirilmesinin gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.”

Devamlılık (süreklilik)

Örgüt, tek bir suçu işleyip dağılmak üzere değil, belirsiz sayıda suç işlemek üzere kurulur. Devamlılık, yapının bir süre ayakta kalmasını ve suç işleme iradesinin tek bir olayla sınırlı olmamasını ifade eder. Birkaç kişinin aynı gün içinde veya tek bir plan çerçevesinde birden fazla suç işlemesi bu unsuru kendiliğinden karşılamaz.

Elverişlilik

Kanun, örgütün “yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması”nı arar (m. 220/1). Elverişlilik, amaçlanan suçların niteliğine göre değerlendirilir: hedeflenen suçları gerçekleştirebilecek insan gücü, donanım, para ve iletişim imkânı yoksa, kâğıt üzerinde bir “anlaşma” bulunması örgütün varlığına yetmez.

Amaç suçun işlenmesi şart mı?

Hayır; örgüt suçu, amaç suçlar işlenmeden de tamamlanır. Anayasa Mahkemesi, m. 220/6 ve m. 314/3'ü iptal ettiği kararında örgüt kavramını açıklarken bu noktayı şöyle ifade etmiştir:

"Bu itibarla bir suç örgütünden bahsedilebilmesi için örgüt içinde hiyerarşik bir ilişkinin bulunması ve niteliği itibarıyla örgütün devamlılık arz etmesi zorunludur. Yine örgütün varlığı için suç işlemek amacıyla kişilerin bir araya gelmesi yeterli olup amaç suçun işlenmesine gerek bulunmamaktadır."— Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024, E. 2024/81, K. 2024/189, § 6

Bunun pratik sonucu iki yönlüdür. Savcılık, hiçbir amaç suç işlenmemiş olsa da örgüt suçundan dava açabilir. Buna karşılık amaç suçların hiç işlenmediği bir dosyada örgütün varlığı, yani üç kişi, hiyerarşi, devamlılık ve elverişlilik, başka delillerle kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmak zorundadır.

Suç örgütü ile iştirak arasındaki fark nedir?

Suç örgütü için en az üç kişi, hiyerarşi ve devamlılık gerekir; belirli bir suç için bir araya gelenler arasında ise iştirak vardır (TCK m. 220).
Tablo: Suç örgütü ile iştirak hâlinde suç işleme arasındaki farklar (Kaynak: TCK m. 37–40, m. 220).

Belirli bir suçu ya da suçları işlemek için bir araya gelen kişiler arasında iştirak ilişkisi vardır; örgütten ancak konu ve mağdur bakımından somutlaşmamış, belirsiz sayıda suçu işlemek üzere devamlı ve hiyerarşik bir birleşme varsa söz edilir. İştirakte herkes, birlikte işlenen suçtan sorumludur: “Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.” (TCK m. 37/1). Örgütte ise buna ek olarak, hiçbir suç işlenmese dahi, yapıya katılmanın kendisi cezalandırılır.

Ayrım uygulamada çoğu kez dolandırıcılık, tefecilik, kaçakçılık veya uyuşturucu dosyalarında, birden fazla sanığın birden fazla eylemi nedeniyle iddianameye örgüt suçlamasının eklenmesiyle gündeme gelir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, aralarında aile ilişkisi bulunan sanıkların araç satışı yoluyla dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla kurulan örgüt mahkûmiyetlerini bozduğu kararında iki kavramı şöyle ayırmıştır:

"Suç örgütü ile iştirak halinde suç işleme durumları zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır. Oysa kişilerin bir suç işlemek için bir araya gelmelerinde iştirak iradesinden bahsedilir. İştirak ilişkisinde suç ortakları nazarında suçun, konu veya mağduru bakımından somutlaşması gerekir. Suç örgütünde ise işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağduru itibariyle somutlaştırılması zorunlu değildir."— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352

Daire, somut olayda sanık sayısının yeterli olduğunu, ancak “sanıklar arasındaki ilişkinin aile ilişkisi kapsamında olması, sanıklar arasında emir ve komuta zincirinin bulunmaması ile hiyerarşik bir ilişkinin tespit edilememesi” karşısında örgüt kurma, yönetme, üyelik ve yardım suçlarından beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda şu tespit de yer alır: “Çete bağımsız bir suç tipi değildir.” Akrabalık, ortaklık veya arkadaşlık ilişkisi içinde birlikte suç işlenmesi, emir–komuta ilişkisi kanıtlanmadıkça örgüt sayılmaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi de kültür varlığı kaçakçılığı iddiasına dayanan bir dosyada, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırarak örgüt kurma ve yönetme suçundan mahkûmiyet kuran bölge adliye mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur. Kararda önce genel ölçüt, sonra telefon görüşmelerinin ispat değeri değerlendirilmiştir:

"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde tanımlanan örgütün varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket edilmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, devamlılık gösterilmesi gerekir. Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir."— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 09.05.2024, E. 2022/236, K. 2024/2202

Daireye göre sanıkların telefonda kültür varlıklarının nitelik ve değerini konuşmaları, “sadece bu olguların örgüt ilişkisinin varlığı açısından yeterli bir delil niteliğinde olmaması karşısında” mahkûmiyete dayanak yapılamaz; hiyerarşik yapılanmayı gösteren emir–komuta zinciri ile altlık–üstlük ilişkisinin varlığına dair kesin ve inandırıcı kanıt aranır. İletişim tespit tutanakları, kişilerin birbirini tanıdığını ve aynı konuyla ilgilendiğini gösterebilir; örgütü ise tek başına ispatlamaz.

İştirak ile suç örgütü arasındaki farklar
Ölçüt İştirak (TCK m. 37–40) Suç örgütü (TCK m. 220)
Kişi sayısı İki kişi yeterlidir. En az üç kişi gerekir (m. 220/1).
Amaç Konu veya mağdur bakımından somutlaşmış belirli suç ya da suçlar. Belirsiz sayıda suç; konu veya mağdurun somutlaşması zorunlu değildir.
Süre Birliktelik, suçun işlenmesiyle sınırlıdır. Devamlılık aranır.
İç yapı İş bölümü olabilir; emir–komuta ilişkisi aranmaz. Gevşek de olsa hiyerarşik ilişki zorunludur.
Suçun işlenmesi Sorumluluk için suçun en azından teşebbüs aşamasına varması gerekir (m. 40/3). Amaç suç işlenmese de örgüt suçu oluşur.
Sonuç Yalnız işlenen suçtan ceza verilir. Örgüt suçundan ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen her suçtan ayrı ayrı ceza verilir (m. 220/4).

Ayrımın sonuçları ağırdır. Örgüt nitelemesi kabul edildiğinde sanık, işlediği suçun cezasına ek olarak m. 220'den de cezalandırılır; birçok suçta “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme” ayrıca cezayı artıran nitelikli hâldir. Örneğin uyuşturucu madde ticaretinde örgüt faaliyeti ayrı bir artırım nedenidir; bu konu uyuşturucu madde ticareti ve kullanmak için bulundurma suçları yazısında açıklanmıştır. Bunlara tutuklama kataloğu, gizli soruşturma tedbirleri ve daha ağır infaz oranı eklenir. Bu nedenle örgüt suçlamasına karşı savunma, öncelikle örgütün varlık koşullarının her birinin somut delille karşılanıp karşılanmadığını sorgular.

Örgüt yöneticisi kimdir, üyelerin işlediği suçlardan nasıl sorumlu olur? (m. 220/4–5)

Örgüt yöneticisi, örgütü idare eden, emir ve talimat veren, karar verme gücünü elinde tutan kişidir; m. 220/5 uyarınca örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılır. Yöneticilik sıfatı unvana değil, yapının işleyişi üzerindeki fiilî hâkimiyete bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta Başsavcılık itirazını oybirliğiyle reddettiği kararında yönetme fiilini şöyle tanımlamıştır:

"Örgüt yönetme, örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58

Alıntının son cümlesi savunma bakımından belirleyicidir: tek bir eylemi planlayan veya o eylemde diğerlerini yönlendiren kişi, bu nedenle “örgüt yöneticisi” olmaz. Yönetici ile üye arasındaki fark, cezanın alt sınırını iki yıldan beş yıla çıkarır ve m. 220/5'teki ağır sorumluluğu doğurur.

Örgüt suçu ile amaç suç ayrı ayrı cezalandırılır (m. 220/4)

Örgütün faaliyeti çerçevesinde bir suç işlendiğinde, o suçu işleyen kişi hem örgüt suçundan hem de işlediği suçtan ceza alır. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin ifadesiyle: “Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.” Dolayısıyla örgüt suçundan beraat, amaç suçtan beraat anlamına gelmez; tersine, amaç suçtan mahkûmiyet de örgütün varlığını kendiliğinden kanıtlamaz.

Yöneticinin “bütün suçlardan” sorumluluğunun sınırı (m. 220/5)

M. 220/5'in ikinci cümlesi, yöneticiyi bizzat katılmadığı ve azmettirmediği suçlardan da fail gibi sorumlu tutar. Yargıtay bu sorumluluğu otomatik saymaz; yöneticinin somut suç ve onu işleyen üye üzerinde hâkimiyetinin bulunmasını arar:

"Örgüt yöneticisi bizzat, azmettiren olarak katılmadığında örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir komutanın bir sonucu olarak uygulanır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. TCK’nın 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Elbette bu durumda örgüt yöneticisinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin olması halinde uygulama alanı bulacaktır. Bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının veya yönlendirebilme konusuna yeterli hakimiyeti bulunması ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün ya da bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır."— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352

Bu ölçüte göre, örgütün bir kolunda veya bölgesinde yönetici olduğu kabul edilen kişi, bilgisi ve etki alanı dışında kalan suçlardan m. 220/5 yoluyla sorumlu tutulamaz. Mahkemenin, yöneticinin her bir suç bakımından müdahale edebilecek bilgi ve etkiye sahip olduğunu gerekçesinde göstermesi gerekir.

7571 sayılı Kanun, beşinci fıkranın başına yeni bir cümle eklemiştir: örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde, örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Bu artırım, 7571 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce işlenen fiillere uygulanamaz (TCK m. 7). Terör örgütleri bakımından ayrıca 3713 sayılı Kanun m. 7/1'in son cümlesi uygulanır: “Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.”

Örgüt üyeliği nasıl ispatlanır?

Örgüt üyeliği, kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek hiyerarşik yapıya dâhil olduğunun, kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerle ortaya konulmasıyla ispatlanır; sempati, düşünce yakınlığı veya tek tük temas üyelik için yeterli değildir. Kanun üyeliği tanımlamamış, “örgüte üye olanlar” demekle yetinmiştir (m. 220/2, m. 314/2). Ölçütleri içtihat geliştirmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bir sanık hakkındaki üyelik mahkûmiyetini onadığı, diğer sanık hakkındaki mahkûmiyeti ise eylemin üyelik değil yardım düzeyinde kaldığı gerekçesiyle bozduğu kararında üyeyi şöyle tanımlamıştır:

"Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur."— Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.09.2020, E. 2020/2108, K. 2020/4071

Aynı kararda üyeliğin alt sınırı da çizilmiştir. Bu pasaj, savunmalarda en sık dayanılan ölçütü içerir:

"Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir."— Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.09.2020, E. 2020/2108, K. 2020/4071

Anayasa Mahkemesi de üyelik mahkûmiyetlerini bireysel başvuruda aynı ölçütle denetler. Genel Kurul, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılımın üyelik delili sayılmasına ilişkin bir başvuruda, somut olay bakımından ihlal bulunmadığı sonucuna varmakla birlikte ispat standardını şöyle ortaya koymuştur:

"Terör örgütüne üye olma suçundan her türlü şüpheden uzak bir şekilde mahkûm edilebilmesi için -eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu dikkate alındığında- kişinin örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun yeterli bir gerekçe ile ispat edilmesi şarttır. (...) Bu bağlamda bir kişinin terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılması için örgüt faaliyeti çerçevesindeki eylemleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermelidir. O hâlde her biri örgüt üyeliğine ilişkin bir parçayı açıklayan ve delil olarak kabul edilen faaliyetlerin birleştirilerek olayın bütününün anlaşılması sağlanmalıdır."— Anayasa Mahkemesi, Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, § 67, 72

Aynı kararda üyeliğin manevi yönü de tanımlanmıştır: mahkûmiyet için kişinin “örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, örgütün bir parçası olmayı istemesi ve örgütün hayatta kalmasına, amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlı bir irade ile katkı sağlaması gerekir. Örgüte üye olmak, fiilî bir katılmadır.” (§ 62). Yargıtay Ceza Genel Kurulu da üyenin amaç suç işlemesinin şart olmadığını, ancak somut bir katkının arandığını belirtir:

"Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk aranır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58

Üyelik için aranan ve yeterli sayılmayan olgular

Yukarıdaki kararlardan çıkan ölçütler bir arada okunduğunda mahkemenin şu sorulara dosyadaki delillerle cevap vermesi gerekir:

  • Organik bağ: Kişi örgütten emir ve talimat alıyor mu; hiyerarşide bir konumu var mı?
  • Süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk: Eylemler bir süre devam etmiş, farklı türlerde ve belirli bir sıklıkta mı; yoksa tek veya dağınık temaslardan mı ibaret?
  • Bilme ve isteme: Kişi yapının niteliğini ve amacını biliyor muydu; katılma iradesi devamlı mıydı?
  • Somut katkı: Örgütün varlığına veya güçlenmesine nedensel bağ taşıyan maddi ya da manevi bir katkı gösterilebiliyor mu?
  • Yeterli sayılmayanlar: Sempati duymak, amaç veya ideolojiyi benimsemek, yayın okumak veya bulundurmak, lidere saygı duymak tek başına üyelik değildir.

Deliller ayrı ayrı zayıf olsa bile mahkeme bunları birlikte değerlendirebilir; ancak her bir delilin hukuka uygun elde edilmiş olması ve üyeliğin “bir parçasını” gerçekten açıklaması gerekir. Hukuka aykırı elde edilen deliller hükme esas alınamayacağından, birleştirilen parçalardan biri çıkarıldığında tablo değişebilir.

İtirafçı ve tanık beyanları, dijital deliller

Örgüt dosyalarında mahkûmiyetler çoğu kez örgüt içinden gelen beyanlara dayanır. Ceza Genel Kurulu bunun nedenini açıkça belirtmiştir: “Örgütsel faaliyetlerin büyük bir gizlilik içinde yürütülmesi nedeniyle örgüt mensuplarının ve eylemlerinin tespitinde önemli zorluklar yaşanmaktadır. Bu suçların ispat araçlarından birisi de bizzat örgüt mensuplarının beyanlarıdır.” Öğretide Ersan Şen ve Aysel Hazal Özşen, etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanlarının başka delillerle desteklenmeden tek başına mahkûmiyete dayanak yapılmaması gerektiğini savunur (“Örgüt Suçlarında ‘Pişmanlık’ Kriteri”). Savunma bakımından beyanın ne zaman, hangi koşullarda verildiği, aşamalar arasında tutarlı olup olmadığı ve yan delille doğrulanıp doğrulanmadığı sorgulanmalıdır.

Telefon, bilgisayar ve hesap kayıtları gibi dijital materyaller bakımından arama, kopyalama ve el koyma işlemlerinin usulüne uygun yapılması delilin geçerlilik koşuludur. Bu konu CMK m. 134'e göre elektronik delillerin hukuka uygunluğu yazısında ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Örgüte yardım (m. 220/7) ile örgüt üyeliği arasındaki fark nedir?

Örgüte yardım eden kişi hiyerarşik yapının dışındadır; üye ise o yapının içindedir. Kanun yardım edeni “örgüt üyesi olarak” cezalandırır, ancak verilecek ceza yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir (m. 220/7). Ayrımın ölçütü eylemin sayısı ve niteliğidir: bir veya birkaç kez yapılan, örgütün işini kolaylaştıran katkı yardımdır; süreklilik, çeşitlilik veya yoğunluk kazanan katkı üyeliğe dönüşebilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi yardım suçunun koşullarını şöyle sıralamıştır:

"Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (...) Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir."— Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.09.2020, E. 2020/2108, K. 2020/4071

Sınır nerede çizilir? Ceza Genel Kurulunun oy çokluğuyla verdiği karar

Üyelik ile yardım arasındaki sınır içtihatta tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki sanığın durumunu ayrı ayrı değerlendirdiği direnme kararında, süreklilik ve çeşitlilik taşıyan yardım eylemleri bulunan sanık hakkındaki üyelik mahkûmiyetini onamış (altı üye, eylemin yardım düzeyinde kaldığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır); tek bir yardım eylemi dışında aleyhine delil bulunmayan diğer sanık hakkındaki üyelik mahkûmiyetini ise eylemin yardım suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozmuştur (iki üye, üyelik görüşüyle karşı oy kullanmıştır). Kararın yardıma ilişkin genel açıklaması şöyledir:

"Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte, örgüte veya örgüt üyelerine bilerek ve isteyerek yukarıda sayılan hâller dışında barındırma, nakletme, istihbari bilgi sağlama, örgüt mensuplarının araştırılmasını ve yakalanmasını engellemeye yönelik imkan sağlama gibi örgütün faaliyetlerini kolaylaştırıcı ancak suç teşkil etmeyen her türlü faaliyet TCK'nın 314/3, 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesi kapsamında kalacaktır. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2021/295, K. 2022/59

Karardaki “314/3” yollaması, bugünkü m. 314/4'tür. Kurul manevi unsuru da ayrıca vurgulamıştır: “Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kastın yanında özel saik de gereklidir. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir.” Bu nedenle akrabalık, komşuluk, misafirperverlik veya acıma duygusuyla yapılan, örgütün amacına katkı iradesi taşımayan davranışlar yardım suçunu oluşturmaz; savunmanın bu saiki somut olgularla ortaya koyması gerekir.

Yardım eden “örgüt mensubu suçlu” değildir

Yardım edenin üye “olarak cezalandırılması”, onu üye yapmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, çıkar amaçlı bir suç örgütüne yardım eden sanıklar hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin uyuşmazlıkta itirazı bu yönden kabul etmiş ve hükmü oybirliğiyle düzelterek onamıştır:

"Anılan suça ilişkin kanuni düzenlemeler ve yapılan değişiklikler, bu değişikliğin hukuki mahiyeti ve gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinin kararı birlikte değerlendirildiğinde; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte yardım etme suçunun, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçunun seçimlik hareketlerinden biri olmayıp unsurları itibarıyla bağımsız bir suç tipi olduğu, yalnızca bu suça ilişkin temel cezanın belirlenmesi açısından örgüt üyeliğine ilişkin öngörülen cezaya atıf yapıldığı, dolayısıyla örgüte yardım eden kişinin TCK'nın 220. maddesinin ikinci fıkrası anlamında örgüt üyesi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296

Kurul aynı kararda yardım edenleri şöyle tarif eder: “Yardım edenler zamanlarının büyük bir bölümünü örgüte hasretmiş kişiler olmayıp kendi hayatlarının akışı içerisinde bazen örgüte ait işleri kabul eden şahıslardır.” Bu kabulün sonucu, yardım eden hakkında TCK m. 58/9'daki mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamamasıdır; konu aşağıda infaz bölümünde ele alınmıştır.

M. 220/7 Anayasa'ya ve Sözleşme'ye uygun mu?

M. 220/7 yürürlüktedir; Anayasa Mahkemesi 2013 yılında fıkranın iptali istemini reddetmiştir. İptal davasında fıkranın aynı fiilden iki kez cezalandırmaya yol açtığı ileri sürülmüş, Mahkeme bu iddiayı şu gerekçeyle yerinde görmemiştir:

"Dava konusu kuralda, örgütlü suçlarla etkin mücadele edilmesinin sağlanması amacıyla örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmasa bile örgütün amacına ulaşmasını sağlamak üzere örgüte bilerek ve isteyerek yardım edenler yönünden bağımsız bir suç tipi oluşturulmakta ve bu fiil örgüte üye olmakla ortaya çıkan tehlikeye eşdeğer görülerek, örgüt üyeliği suçuyla aynı şekilde cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla kuralda aynı eyleme ilişkin mükerrer bir yargılama ve cezalandırmanın söz konusu olmadığı açıktır."— Anayasa Mahkemesi, 04.07.2013, E. 2012/100, K. 2013/84

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise aynı fıkranın gösteriler bağlamındaki uygulanışını Sözleşme'nin 11. maddesi yönünden incelemiş ve toplantılara katılma ile konuşma yapma eylemleri nedeniyle m. 220/7 yollamasıyla m. 314/2'den verilen mahkûmiyette ihlal sonucuna oybirliğiyle varmıştır:

"Bu nedenle, Mahkemeye göre, hem Türk Ceza Kanunu’nun 220 § 7 maddesi içerisinde barındırdığı ifadelerin tanımlarından yoksun bir şekilde formüle edilmiş, hem de yerel mahkemeler gösteriler bağlamında bu hükmün tutarlı bir adli yorumunu geliştirememiştir. (...) Yukarıda verilen açıklama ve görüşler ışığında, Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nun 220 § 7 maddesinin uygulanışında “öngörülebilir” olmadığına, zira başvuranın Sözleşme’nin 11. maddesi ile korunan hakkına yönelik keyfi müdahaleye karşı başvurana yasal koruma sağlamadığı sonucuna varmıştır (...). Dolayısıyla, 220 § 7 maddesinin uygulanmasından kaynaklanan müdahale kanunla öngörülmemiştir."— AİHM, İmret/Türkiye (No. 2), B. No: 57316/10, 10.07.2018, § 53, 59

İki karar farklı sorulara cevap verir: Anayasa Mahkemesi fıkrayı mükerrer cezalandırma itirazı yönünden soyut olarak denetlemiş; AİHM ise fıkranın toplantı ve gösteri eylemlerine uygulanışını somut başvuruda öngörülebilir bulmamıştır. Bu nedenle özellikle toplantı, gösteri ve ifade açıklaması niteliğindeki eylemlerin “yardım” sayıldığı dosyalarda, AİHM'in öngörülebilirlik ölçütü savunmanın dayanabileceği başlıca içtihattır.

Örgüt üyeliği ile örgüte yardım arasındaki farklar
Ölçüt Üyelik (m. 220/2, m. 314/2) Yardım (m. 220/7)
Hiyerarşik yapı Yapıya dâhildir; emir ve talimat alır. Yapıya dâhil değildir.
Eylemlerin niteliği Kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterir. Bir kez veya birkaç kez gerçekleşir; devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk varsa üyelik gündeme gelir.
Manevi unsur Örgütün niteliğini ve amacını bilerek, devamlı bir iradeyle katılma. Yapının örgüt olduğunu ve yardımın örgüt yararına kullanılacağını bilme; örgütün amacına katkı saiki. İnsani mülahazayla yapılan yardım suç oluşturmaz.
Ceza Üyelik için öngörülen ceza. Üyelik cezası; yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
Örgüt mensubu suçlu sayılma (TCK m. 6/1-j, m. 58/9) Evet. Hayır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296).

Örgüt adına suç işleme (m. 220/6) bugün yürürlükte mi?

Hayır. Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiyi ayrıca cezalandıran TCK m. 220/6, Anayasa Mahkemesince iki kez iptal edilmiştir; ikinci iptal kararı 9/7/2025 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 11 Ekim 2026 itibarıyla fıkranın yerine yeni bir hüküm konulmamıştır. Aynı kararla, silahlı örgütler için getirilen m. 314/3 de iptal edilmiştir. Bugün, üye olmayan bir kişinin “örgüt adına suç işlediği” gerekçesiyle ayrıca bu fıkralardan cezalandırılması mümkün değildir.

TCK m. 220/6'nın tarihçesi: iki iptal kararı
Tarih Gelişme Sonuç
2/7/2012 6352 sayılı Kanun m. 85 ile m. 220'nin altıncı ve yedinci fıkraları yeniden yazıldı. Örgüt adına suç işleyen, işlediği suçun yanında örgüt üyeliğinden de cezalandırılıyordu.
11/4/2013 6459 sayılı Kanun m. 11 ile altıncı fıkraya cümle eklendi. Fıkra yalnız silahlı örgütler hakkında uygulanır hâle geldi.
14.11.2017 AİHM, Işıkırık/Türkiye, B. No: 41226/09, 14.11.2017 Sözleşme'nin 11. maddesi ihlal edildi; m. 220/6'nın uygulanışı öngörülebilir bulunmadı.
10/6/2021 Anayasa Mahkemesi, Hamit Yakut [GK], B. No: 2014/6548, 10/6/2021 Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verildi.
26.10.2023 Anayasa Mahkemesi, 26.10.2023, E. 2023/132, K. 2023/183 6352 sayılı Kanun'la getirilen altıncı fıkra iptal edildi (RG 8/12/2023-32393); iptal hükmünün yayımından dört ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
2/3/2024 7499 sayılı Kanun m. 10 ve m. 11 (RG 12/3/2024) M. 220/6 bağımsız suç olarak yeniden düzenlendi (iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis); m. 314'e üçüncü fıkra eklendi (beş yıldan on yıla kadar hapis).
05.11.2024 Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024, E. 2024/81, K. 2024/189 Yeni m. 220/6 ve m. 314/3 iptal edildi (RG 9/1/2025-32777); iptal hükümlerinin yayımdan altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
9/7/2025 İkinci iptal kararı yürürlüğe girdi. Fıkralar yürürlükten kalktı; yerlerine düzenleme yapılmadı.
10.07.2025 Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149 3713 sayılı Kanun m. 7'deki atıf değişikliğine yönelik iptal talebi hakkında, konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedildi (RG 31/12/2025-33124).
24/12/2025 7571 sayılı Kanun m. 20 M. 220'deki cezalar artırıldı; altıncı fıkra yeniden düzenlenmedi.

Anayasa Mahkemesi fıkrayı neden iptal etti?

İlk iptal kararının gerekçesi belirsizliktir: fıkra, “örgüt adına işlenen suç”un ne olduğunu tanımlamıyor, suçlar arasında ayrım yapmıyor ve üyeliğin unsurları aranmadan kişiyi örgüt üyesi gibi cezalandırıyordu. Mahkeme oybirliğiyle şu sonuca varmıştır:

"Kuralda yer alan örgüt adına işlenen suç kavramından ne anlaşılması gerektiğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği ve işlenen suçlar arasında bir ayrım yapılmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, niteliğine ya da ağırlığına bakılmaksızın, herhangi bir suçun örgüt üyesi olmayan bir kişi tarafından bir örgüt adına işlendiği değerlendirildiğinde, kişiler ayrıca örgüte üye olma suçundan da cezalandırılmaktadır. Bu durum son derece ağır bir itham ve ceza öngören bir suçun kapsamını ölçütleri belirsiz olacak biçimde genişletmektedir. Yargı makamlarının da örgüt adına işlenen suç kavramını her somut olayın özelliklerine göre farklı yorumladıkları ve belirliliğin yargısal yorumla da sağlanamadığı anlaşılmaktadır."— Anayasa Mahkemesi, 26.10.2023, E. 2023/132, K. 2023/183, § 28

Kanun koyucu 7499 sayılı Kanun'la fıkrayı bu kez bağımsız bir suç olarak ve ayrı bir ceza aralığıyla yeniden düzenlemiştir. Anayasa Mahkemesi, suçun unsurlarında bir değişiklik yapılmadığını saptayarak yeni hükmü de oybirliğiyle iptal etmiştir:

"Anılan değişiklikle birlikte kurallarla örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiillerinin bağımsız suçlar olarak düzenlendiği, kurallarda suçların yaptırımına da yer verildiği fakat iptal edilen cümleye konu suçun unsurlarının içerik ve kapsam bakımından aynı olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yasama organınca Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararındaki tespitler ışığında temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvenceler gözetilerek bir düzenleme yapılmadığı, bu nedenle kuralların iptal edilen hükümle aynı sonuçları doğuracağı kuşkusuzdur. Bu kapsamda kurallarda yer alan örgüt adına işlenen suç ibaresinin belirsiz olduğu ve kuralların kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır."— Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024, E. 2024/81, K. 2024/189, § 24

Bu iptallerin arka planında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin daha önce verdiği ihlal kararı vardır. Mahkeme, bir cenaze törenine ve gösteriye katılma nedeniyle m. 220/6 yollamasıyla m. 314/2'den verilen mahkûmiyeti incelemiş ve fıkranın kapsamını şöyle değerlendirmiştir:

"Özetle, başvuranın davasında görüldüğü üzere, TCK’nın 220 § 6 maddesi uyarınca hapis cezası biçimindeki ağır bir cezai müeyyidenin uygulanmasına yönelik potansiyel bir dayanak teşkil eden eylemler dizisi öyle geniştir ki; hükmün lafzı, bu hükmün yerel mahkemelerce kapsamlı biçimde yorumlanması da dâhil olmak üzere, kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı yeterli düzeyde koruma sağlamamaktadır."— AİHM, Işıkırık/Türkiye, B. No: 41226/09, 14.11.2017, § 67

İptalden sonra hukuki durum

İptal kararlarının üç pratik sonucu vardır.

Birincisi, üye olmayan kişi yalnız işlediği suçtan sorumlu tutulabilir. Dosyadaki eylemler üyeliğin koşullarını (organik bağ, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk) veya yardımın koşullarını (m. 220/7) karşılıyorsa bu suçlar ayrıca tartışılır; ancak “örgüt adına” nitelemesi, bu koşulların ispatını ortadan kaldıran bir kısa yol olarak kullanılamaz. Anayasa Mahkemesi ilk iptal kararında ölçütü hatırlatmıştır: kişinin üyelikten cezalandırılabilmesi için “örgütle organik bir bağının bulunduğu ve örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiği yeterli bir gerekçeyle gösterilmelidir” (§ 31).

İkincisi, iptal edilen fıkralara dayanan derdest davalar ve kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından iptalin lehe sonuçlarının değerlendirilmesi gündeme gelir. Öğretide Çetin Arslan ve Sefa Ata, ilk iptal kararı üzerine yazdıkları değerlendirmede iptalin yürürlüğünün ertelenmesini eleştirmiş, derdest dosyalarda ve kesinleşmiş hükümlerde uyarlama ihtiyacına dikkat çekmiştir. Ersan Şen ve Doğa Ceylan da ikinci iptalin ardından, yeni bir düzenleme yapılmadığı sürece üye olmayan kişinin örgüt adına suç işlediği gerekçesiyle ayrıca cezalandırılamayacağını belirtmiş; bağımsız bir suç yerine ağırlaştırıcı neden öngörülmesini önermiştir. Somut dosyada hangi yolun (istinaf veya temyiz aşamasında lehe kanun değerlendirmesi, kesinleşmiş hükümde uyarlama talebi) izleneceği, hükmün tarihine ve dayandığı fıkraya göre ayrı ayrı belirlenmelidir.

Üçüncüsü, mevzuatta iptal edilen hükümlere yapılan atıflar ve “örgüt adına suç işleme” ibareleri varlığını sürdürmektedir: TCK m. 6/1-j'deki örgüt mensubu suçlu tanımı, m. 221/4'teki etkin pişmanlık hükmü, 3713 sayılı Kanun m. 2/2 ve iptal edilen m. 314/3'e atıf yapan 3713 sayılı Kanun m. 7'nin son fıkrası bunlar arasındadır. Anayasa Mahkemesi son atfa yönelik iptal talebini, konusu kalmadığı gerekçesiyle esastan incelememiştir (Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149). Bu ibareler, iptal edilen suç tipini yeniden yürürlüğe sokmaz; yalnızca yorumda dikkate alınması gereken kalıntılardır.

Silahlı örgüt ve terör örgütü: TCK m. 314 ile Terörle Mücadele Kanunu m. 1–5 nasıl uygulanır?

Her suç örgütü terör örgütü değildir. TCK m. 220, kanunun suç saydığı herhangi bir fiili işlemek amacıyla kurulan her tür örgütü kapsar; TCK m. 314 yalnız Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütleri; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ise cebir ve şiddet yöntemiyle, m. 1'de sayılan amaçlara yönelen örgütleri konu alır. Bir örgütün hangi gruba girdiği cezayı, görevli mahkemeyi, uygulanabilecek tedbirleri ve infaz oranını değiştirir.

Suç örgütü (m. 220) ile silahlı terör örgütü (m. 314) karşılaştırması
Ölçüt Suç örgütü (TCK m. 220) Silahlı terör örgütü (TCK m. 314, 3713 sayılı Kanun m. 7)
Amaç Kanunun suç saydığı herhangi bir fiili işlemek (çoğu kez çıkar sağlamak). TCK'nın Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlara ilişkin bölümlerindeki suçları işlemek; 3713 sayılı Kanun m. 1'deki amaçlar.
Silah Zorunlu değildir; örgüt silahlıysa ceza yarısı oranında artırılır (m. 220/3). Suçun unsurudur.
Kurma veya yönetme Beş yıldan on yıla kadar hapis. On yıldan on beş yıla kadar hapis; 3713 sayılı Kanun m. 5 uyarınca yarı oranında artırılır.
Üyelik İki yıldan beş yıla kadar hapis. Beş yıldan on yıla kadar hapis; 3713 sayılı Kanun m. 5 uyarınca yarı oranında artırılır.
Yardım ve etkin pişmanlık M. 220/7 ve m. 221 doğrudan uygulanır. M. 314/4 yollamasıyla aynen uygulanır.
Görevli mahkeme Cezanın üst sınırına ve bağlantıya göre belirlenir (5235 sayılı Kanun m. 11, 12, 14). Ağır ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 12).
Koşullu salıverilme oranı Üçte iki (5275 sayılı Kanun m. 107/4, m. 108). Dörtte üç (3713 sayılı Kanun m. 17).

Örgüt ne zaman “silahlı” sayılır?

Örgütün silahlı sayılması için her üyenin silah taşıması gerekmez; örgütün gerektiğinde kullanabileceği silahlara sahip olması yeterlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ölçütü şöyle ifade eder: “Örgütün, silahlı örgüt vasfını kazanması için mensuplarının silah sahibi olmaları gerekmez. Silahlar üzerinde gerektiğinde tasarruf imkânının olması gerekli ve yeterlidir.” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58). TCK m. 6/1-f'deki silah tanımı da geniştir: ateşli silahlar ve patlayıcı maddelerin yanında, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici, delici veya bereleyici aletleri de kapsar. Bu nedenle m. 220/3'teki artırım, yalnız ateşli silahla donanmış yapılarla sınırlı değildir; ancak silahın örgüte ait olduğu, yani kişisel bir eşya olmayıp örgütün tasarrufunda bulunduğu gösterilmelidir.

Terör ve terör örgütü kanunda nasıl tanımlanır?

Terör tanımı – 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 1

MADDE 1- (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.

(Mülga ikinci ve üçüncü fıkralar: 29/6/2006-5532/17 md.)

Tanımın iki ayağı vardır: yöntem (cebir ve şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit) ve amaç (maddede sayılan siyasal hedefler). Ceza Genel Kurulu bu iki unsuru şöyle özetler:

"Yöntem: Terör örgütü, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle hareket eden bir örgüt tipidir. Amaç-Saik: Silahlı terör örgütü, siyasi maksatla faaliyet gösteren örgütleri ifade eder. Bu bakımdan 3713 sayılı Kanun'un birinci maddesinde sayılan amaca yönelik ve Devletin Anayasal düzenine veya güvenliğine karşı bir suç işlemek amacıyla faaliyet gösterir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58

Çıkar amacıyla kurulmuş, silahlı da olsa siyasal amaç taşımayan bir örgüt bu nedenle terör örgütü değildir; m. 220/3 kapsamında silahlı suç örgütüdür. Terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ve üyesi ise 3713 sayılı Kanun m. 7/1'in açık yollamasıyla TCK m. 314'e göre cezalandırılır.

Terör suçlusu, terör suçları ve terör örgütleri – 3713 sayılı Kanun m. 2, m. 3 ve m. 7/1

MADDE 2- Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır (…).

MADDE 3- (Değişik: 29/6/2006-5532/2 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.

MADDE 7- (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. (...)

Terör suçlarında ceza neden daha ağırdır? (3713 sayılı Kanun m. 4 ve m. 5)

3713 sayılı Kanun m. 5, m. 3 ve m. 4'te sayılan suçlarda hapis ve adli para cezalarının yarı oranında artırılmasını emreder. M. 3'teki suçlar (TCK m. 314 ve m. 315 dâhil) doğrudan terör suçudur. M. 4 ise başka amaçla da işlenebilen bir dizi suçu, “1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde” işlenmeleri hâlinde terör suçu sayar; kasten öldürme (TCK m. 81), kasten yaralama (m. 86), tehdit (m. 106), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (m. 109), yağma (m. 148, 149), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m. 188) ve resmî belgede sahtecilik (m. 204) bu listede yer alan suçlardandır.

Cezaların artırılması – 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 5

MADDE 5- (Değişik: 29/6/2006-5532/4 md.) 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.

(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.

Maddenin ikinci fıkrası çifte artırımı önler: bir suçun kendi maddesinde “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme” nedeniyle artırım öngörülmüşse, o artırım değil yalnız m. 5 uygulanır; ancak bu durumda artırım cezanın üçte ikisinden az olamaz. Üçüncü fıkra uyarınca çocuklar hakkında m. 5 artırımı yapılmaz.

Bir yapının terör örgütü olduğuna kim karar verir?

Bir yapının terör örgütü olduğu ancak yargı kararıyla saptanabilir. Anayasa Mahkemesi, terör örgütü propagandası suçundan verilen bir hükmü incelediği kararında bu konuyu şöyle açıklamıştır:

"Türk hukukunda bir yapının terör örgütü niteliğinde olup olmadığının tespitine ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemekle birlikte bir yapının terör örgütü olarak tespiti ancak kesinleşmiş bir yargı kararıyla mümkündür (...). Bu aşamada bir oluşumun terör örgütü olduğuna dair kesinleşmiş yargı kararının suçun unsurlarından biri olmadığının altını önemle çizmek gerekir."— Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aslan, B. No: 2021/23949, 6/10/2022, § 50

Bu tespit iki sonuç doğurur. Mahkeme, önündeki dosyada yapının m. 220 veya m. 314 anlamında örgüt olup olmadığını delillerle kendisi değerlendirmek zorundadır. Sanığın, o yapının örgüt olduğunu fiil tarihinde bilip bilmediği ise kast ve hata (TCK m. 30) kapsamında ayrıca incelenir; kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı döneme ilişkin fiillerde bu inceleme özel önem taşır.

Terör örgütü propagandası (TMK m. 7/2): sosyal medya paylaşımı, beğeni ve slogan suç mu?

Bir paylaşım, beğeni veya slogan ancak terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteriyor, övüyor ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ediyorsa propaganda suçunu oluşturur; haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç değildir. Suçun cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Hüküm, 2013 ve 2019 yıllarında ifade özgürlüğü lehine iki kez daraltılmıştır:

Terör örgütü propagandası – 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 7/2

MADDE 7- (...) (Değişik ikinci fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17/10/2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

2. Slogan atılması,

3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi. (...)

Suçun oluşması için hangi koşullar aranır?

Propaganda suçunda cezalandırılan, örgütün düşüncesini dile getirmek değil, şiddet yöntemlerini meşrulaştırmak, övmek veya teşvik etmektir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, beraat hükmünü oybirliğiyle onadığı kararında tipikliğin koşullarını ve hangi hâllerde suçun oluşmayacağını şöyle sıralamıştır:

"Terör örgütü propagandası yapmak suçunun TMK'nın 7/2 maddesinin 1. cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için ise; 1- "Propaganda" niteliğinde bir fiilin işlenmesi, 2-Yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla; -İşlenen fiil terör örgütü ile ilgili olmakla birlikte bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine ilişkin değilse, -İşlenen fiil terör örgütü ile ilgili ve bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri ilişkin olmakla bu yöntemleri bir başkasına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla işlenmiyorsa, -İşlenen fiilin konusu terör örgütü ile ilgili ve bu örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine ilişkin olmakla birlikte bu yöntemleri meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmaya teşvik edecek şekilde değilse tipiklik gerçekleşmeyecektir."— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 08.03.2023, E. 2022/21008, K. 2023/1060

Anayasa Mahkemesi de bu suçtan verilen mahkûmiyetleri ifade özgürlüğü yönünden denetlerken aynı ayrımı yapar. Genel Kurul bir yandan “terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da buna teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez” demiş (§ 61), diğer yandan bir toplantıda yapılan konuşma nedeniyle verilen mahkûmiyette ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verirken sınırı şöyle çizmiştir:

"İçinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan ve terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan düşünce açıklamaları sırf terör örgütünün ideolojisi, toplumsal veya siyasal hedefleri, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşlerine benzerlik gösterdiğinden bahisle terörizmin propagandası olarak kabul edilemez. (...) Bir düşünce açıklamasının terörün veya terör örgütünün propagandası olduğu iddia edildiğinde değerlendirilecek en önemli unsur ifadelerin şiddete yol açma potansiyelinin bulunup bulunmadığıdır."— Anayasa Mahkemesi, Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 65, 80

Mahkemeye göre bu değerlendirme, “açıklamanın yapıldığı bağlama, açıklamada bulunan kişinin kimliğine, açıklamanın zamanına ve muhtemel etkilerine, açıklamadaki diğer ifadelerin tamamına bir bütün olarak bakılarak” yapılmalıdır (§ 67). Dolayısıyla iddianamede tek bir cümlenin veya görselin bağlamından koparılarak sunulması hâlinde, açıklamanın tamamı, yapıldığı tarih ve ortam ile kaç kişiye ulaştığı savunma tarafından dosyaya kazandırılmalıdır.

Sosyal medyada beğeni tek başına suç oluşturur mu?

Beğeni, propaganda suçunun işlenme biçimlerinden biri olabilir; ancak her beğeni propaganda değildir. Anayasa Mahkemesi, bir sosyal medya platformunda içerik beğenmesi nedeniyle m. 7/2'den bir yıl üç ay hapis cezası verilen ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen başvurucunun ifade özgürlüğünün ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Kararda beğeninin niteliği şöyle açıklanır:

"Sosyal medya platformundaki beğeniler tıpkı paylaşımlar gibi ifade hürriyetinin çevrim içi olarak kullanılma şekillerinden biridir. Sosyal medya platformunda beğeniler, bireylerin paylaşılan içeriğe olan ilgilerini gösterme amacı taşıyabileceği gibi paylaşılan içerikleri onaylama amacı da taşıyabilir (...). Bu kapsamda beğenilerin onaylama yoluyla terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterme veya övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme amacıyla kullanılabileceğinde şüphe bulunmamaktadır."— Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aslan, B. No: 2021/23949, 6/10/2022, § 58

Aynı kararda iki güvence vurgulanmıştır. Birincisi kasttır: “failin kasten hareket ettiğinin kabulü için failin propagandasını yaptığı oluşumun bir terör örgütü olduğunu bilmesi gerekmektedir” (§ 51). İkincisi kanuniliktir: yargı organları, fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken “suç ve cezaların kanuniliği ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır” (§ 68). Beğenilen içeriğin ne olduğu, şiddet yöntemlerine ilişkin olup olmadığı ve beğenenin o tarihte yapının niteliğini bilip bilmediği mahkeme kararında tek tek tartışılmalıdır.

Sosyal medya paylaşımlarında Yargıtay hangi ölçütü uygular?

Yargıtay, paylaşımın içeriği kadar etkisini de değerlendirir. 3. Ceza Dairesi, bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen mahkûmiyeti oybirliğiyle bozduğu kararında şu gerekçeye dayanmıştır:

"Sanığın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımın ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığından sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 21.03.2024, E. 2022/10713, K. 2024/5093

Sosyal medya dosyalarında içerik kadar ispat da tartışılır: hesabın sanığa ait olup olmadığı, paylaşımın kim tarafından ve hangi cihazdan yapıldığı, ekran görüntüsünün nasıl elde edildiği ayrı ayrı incelenir. Bu konular sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ve delil temini yazısında ele alınmıştır.

Slogan, amblem ve işaret

M. 7/2'nin (b) bendi, toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, kişinin terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde örgüte ait amblem, resim veya işaretleri asmasını ya da taşımasını, slogan atmasını, ses cihazlarıyla yayın yapmasını ve örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin bulunduğu üniformayı giymesini de aynı fıkra hükümlerine göre cezalandırır. Bu fiillerde aranan, davranışın kişinin örgütün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek nitelikte olmasıdır. Aynı fıkradaki “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” kuralı ile Anayasa Mahkemesinin şiddete yol açma potansiyeline ilişkin ölçütü, slogan ve işaretlerin değerlendirilmesinde de savunmanın dayanağıdır; sloganın içeriği, atıldığı ortam ve doğurduğu tehlike somut olarak tartışılmalıdır.

Cezayı artıran hâller ve TCK m. 220/8 ile ilişkisi

Suç basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza yarı oranında artırılır; suça iştirak etmemiş yayın sorumluları hakkında ayrıca bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Maddenin devamı uyarınca terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır; propaganda suçunun dernek, vakıf, siyasi parti, işçi ve meslek kuruluşlarına ait yerlerde veya öğretim kurumlarında ya da öğrenci yurtlarında işlenmesi hâlinde cezanın iki katına hükmolunur. Terör örgütü niteliği taşımayan bir suç örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin propagandası ise TCK m. 220/8 kapsamındadır ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Etkin pişmanlık (TCK m. 221): kim, ne zaman, ne kadar yararlanır?

Etkin pişmanlıkta suça karışmadan ayrılana veya gönüllü teslim olup bilgi verene örgüt suçundan ceza verilmez; yakalanınca bilgi verene 1/3–3/4 indirim yapılır.
Tablo: Örgüt suçlarında etkin pişmanlıktan yararlanma koşulları ve sonuçları (Kaynak: TCK m. 221).

TCK m. 221, örgütten ayrılan ve bilgi veren kişiye, bulunduğu aşamaya göre ya hiç ceza verilmemesini ya da örgüt suçundan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılmasını sağlar. Hüküm, m. 314/4 yollamasıyla silahlı örgütler bakımından da uygulanır. Maddenin altı fıkrası farklı kişilere ve farklı aşamalara hitap eder:

Etkin pişmanlık – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 221

MADDE 221- (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.

(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.

(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.

TCK m. 221: fıkra fıkra etkin pişmanlık
Fıkra Kim yararlanır? Koşul Sonuç
f. 1 Kurucu veya yönetici Soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtmak veya verdiği bilgilerle dağılmasını sağlamak Cezaya hükmolunmaz
f. 2 Üye Örgüt faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmek Cezaya hükmolunmaz
f. 3 Yakalanan üye Herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanmak; pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermek Cezaya hükmolunmaz
f. 4, ilk cümle Kurucu, yönetici, üye, örgüt adına suç işleyen veya örgüte yardım eden Gönüllü olarak teslim olmak; örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermek Örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçundan cezaya hükmolunmaz
f. 4, ikinci cümle Aynı kişiler Bu bilgileri yakalandıktan sonra vermek Bu suçtan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim
f. 5 Etkin pişmanlıktan yararlanan herkes Ek koşul aranmaz; hükümle birlikte uygulanır Bir yıl denetimli serbestlik tedbiri; süre üç yıla kadar uzatılabilir
f. 6 Daha önce bu maddeden yararlanmış kişi Yeniden etkin pişmanlık talebi Hükümler birden fazla uygulanmaz

Tablodan iki sonuç çıkar. Birincisi, tam cezasızlık için ya hiçbir suça karışmamış olmak (f. 1–3) ya da gönüllü olarak teslim olmak (f. 4, ilk cümle) gerekir; yakalanan ve bir suça karışmış olan kişi ancak indirimden yararlanabilir. İkincisi, dördüncü fıkradaki cezasızlık ve indirim yalnız “örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçu” bakımındandır; örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen diğer suçların cezası bu fıkrayla ortadan kalkmaz.

Yakalandıktan sonra verilen bilgi: indirimin koşulları ve oranı

Uygulamada en sık karşılaşılan hâl, dördüncü fıkranın ikinci cümlesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yakalanan sanık bakımından bu cümleden yararlanmanın koşullarını şöyle belirlemiştir:

"Somut olayda sanığın güvenlik güçlerince yakalandığı anlaşılmakla hakkında uygunlanması söz konusu olabilecek TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır"— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58

Kişiden beklenen, bilmediği şeyi anlatması değil, örgüt içindeki konumuyla uyumlu ölçüde bildiğini eksiksiz ve tutarlı biçimde anlatmasıdır. İndirim oranının üçte bir ile dörtte üç arasında nasıl belirleneceği de aynı kararda gösterilmiştir:

"TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü hâlinde bu suçtan dolayı verilecek ceza miktarından 1/3’ten 3/4’e kadar indirim yapılacağı öngörülmektedir. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58

Aradaki fark büyüktür: örneğin on yıllık bir cezada üçte bir indirim cezayı altı yıl sekiz aya, dörtte üç indirim iki yıl altı aya düşürür. Bilginin erken aşamada, ayrıntılı ve doğrulanabilir biçimde verilmesi indirimi artırır.

İfadesinden dönen kişi etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Başsavcılık itirazını oybirliğiyle reddettiği kararında, maddenin “pişmanlık duyarak” ibaresini içermeyen fıkralarında da pişmanlığın ön koşul olduğunu ve sonradan beyanını inkâr eden kişinin indirimden yararlanamayacağını kabul etmiştir:

"Bununla birlikte, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren failin, vermiş olduğu bilgileri aşamalarda inkâr etmesi hâli, maddenin "failin örgütten koparılıp tekrar topluma kazandırılması ve örgüt faaliyeti çerçevesinde tekrar suç işlemesinin önlenmesi" şeklinde belirtilen amacıyla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla, faillerin yakalandıktan sonra usule uygun olarak verdikleri ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hususunda delil niteliği taşıyan itiraf içerikli beyanları hükme esas alınabilir ise de, bu beyanları sonradan reddeden faillerin pişmanlık duyduklarından söz edilemeyeceği, böylelikle maddede öngörülen amaca aykırı davrandıkları anlaşıldığından, haklarında TCK'nın 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.09.2021, E. 2021/42, K. 2021/399

Bu karar, etkin pişmanlık beyanının iki yönlü riskini gösterir: ilk beyan, sonradan geri alınsa bile delil olarak hükme esas alınabilir; buna karşılık geri alan kişi indirimi kaybeder. Kurul aynı kararda pişmanlığın nasıl anlaşılacağını da açıklamıştır: “Failin dışa yansıyan davranışının pişmanlığının tezahürü olarak kabul edilebilecek derecede iradi olması yeterli olup iç dünyasına bakılıp gerçekten samimi olup olmadığı aranmaz. Bu bakımdan sanığın davranışında cezadan kurtulma saiki de etkili olmuş olsa, önemli olan salt bu saikle hareket edilmemiş olmasıdır.” Öğretide Ersan Şen ve Aysel Hazal Özşen ise asıl ölçütün verilen bilginin yararlılığı olması gerektiğini savunur (“Örgüt Suçlarında ‘Pişmanlık’ Kriteri”).

Etkin pişmanlık en geç ne zaman ileri sürülebilir?

Hüküm kesinleşinceye kadar. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, temyiz aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ek beyan içeren dilekçe sunan sanık hakkındaki hükmü oybirliğiyle bozarken bunu açıkça belirtmiştir:

"Sanığın 08.09.2025 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlık hususunda ek beyanlarını içeren dilekçesini gönderdiğinin görülmesi karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri kapsamında uygulanan indirim oranı yönünden yeniden değerlendirme yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması"— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 25.09.2025, E. 2022/36980, K. 2025/22539

Aynı kararda, etkin pişmanlıktan yararlanan sanık hakkında m. 221/5 uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi de bozma nedeni sayılmıştır; tedbir mahkemenin takdirine bırakılmamıştır. Öğretide Cengiz Apaydın da etkin pişmanlığın hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada mümkün olduğunu belirtir (“Örgütlü Suçlarda Etkin Pişmanlık”). Yine de geç verilen bilgi, Ceza Genel Kurulunun yukarıdaki kıstasları gereği daha düşük bir indirim oranıyla karşılanabilir.

Duruşmaya kendiliğinden gelen sanık “gönüllü teslim” sayılır mı?

Bu soru içtihatta henüz çözülmemiştir. İddianame düzenlendikten sonra duruşmaya kendiliğinden gelen ve bilgi veren sanığın dördüncü fıkranın ilk cümlesinden (cezasızlık) mı, ikinci cümlesinden (indirim) mi yararlanacağı konusunda Yargıtay 3. Ceza Dairesinin çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı farklı görüştedir: Daire çoğunluğu cezaya hükmolunmaması gerektiğini, Başsavcılık ise ilk cümlenin yalnız soruşturma aşamasında kendiliğinden gelen kişi için uygulanabileceğini savunmuştur. Uyuşmazlık Ceza Genel Kuruluna taşınmış; Kurul, uyuşmazlık konusunu aşağıdaki şekilde belirledikten sonra dosyayı bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisine ilişkin bir usul sorunu üzerinden sonuçlandırmış, itirazı değişik gerekçeyle oybirliğiyle kabul etmiş ve esasa ilişkin soruyu cevaplamamıştır:

"silahlı terör örgütü üyesi olan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan sanık hakkında kendiliğinden gelme şartlarının mevcut olup olmadığı ve bu kapsamda TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilemeyeceğine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; aleyhe istinaf talebi bulunmayan ve asgari hadden uygulama yapılan dosyada, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin hükmün karıştırıldığından bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.06.2026, E. 2026/280, K. 2026/336

Bu nedenle hakkında yakalama kararı bulunan veya dava açılmış olan bir kişinin kendiliğinden başvurması hâlinde cezasızlık mı, indirim mi uygulanacağı bugün için kesin değildir. Bu durumdaki kişi, başvurudan önce her iki ihtimali müdafiiyle birlikte değerlendirmelidir.

Etkin pişmanlık beyanı verilmeden önce nelere dikkat edilmeli?

  • Kapsam: M. 221/4 yalnız örgüt suçunun cezasını kaldırır veya indirir. Beyanda anlatılan diğer suçlar bakımından ayrı ceza sorumluluğu doğabilir.
  • Tutarlılık: Beyan aşamalar boyunca sürdürülmelidir; sonradan inkâr indirimi ortadan kaldırır, ilk beyan ise dosyada kalır.
  • Yeterlilik: Bilgi, kişinin örgüt içindeki konumu ve kaldığı süreyle uyumlu olmalıdır; mahkeme bilgilerin doğruluğunu ve faydasını ilgili birimlerden sorar.
  • Tek hak: Hükümler bir kişi hakkında yalnız bir kez uygulanır (m. 221/6).
  • Müdafi: Beyanın müdafi huzurunda verilmesi, hem beyanın delil değerini hem de kişinin haklarını korur.

“Örgüt olduğunu bilmiyordum” savunması: hata hükümleri (TCK m. 30)

Katıldığı veya yardım ettiği yapının suç örgütü olduğunu bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz (TCK m. 30/1); fiilinin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşen kişi ise cezalandırılmaz (m. 30/4). Örgüt suçları ancak kasten işlenebildiğinden, bu savunma kabul edildiğinde kişi örgüt suçundan cezalandırılmaz. Savunmanın kabulü ise iddia edilen yanılgının somut olgularla desteklenmesine bağlıdır.

Hata – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 30

MADDE 30- (1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.

(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.

Birinci fıkra: yapının örgüt olduğunu bilmemek

Birinci fıkra, suçun maddi unsurlarına ilişkin yanılgıyı düzenler. Örgüt suçlarında bu unsur, yapının suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hukuki zeminde faaliyet gösteren ve amacını gizleyen yapılara katılan kişiler bakımından hata hükmünün değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir:

"Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun doğrudan kastla işlenebildiği gözetilerek, hukuki zeminde faaliyet gösteren ve nihai amacını gizli tutması nedeniyle açıkça bilinmeyen yapılara dahil olan örgüt mensuplarından bir kısmının, oluşumun bir terör örgütü olduğunu bilmediklerini iddia etmeleri durumunda, TCK'nun 30. maddesinin birinci fıkrasında yer alan hata hükmü uyarınca değerlendirme yapmak gerekecektir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370

Kurul aynı kararda bir yapının zaman içinde nitelik değiştirebileceğini de belirtmiştir: “Bir suç örgütü, baştan itibaren suç işlemek üzere kurulmuş illegal bir yapı olabileceği gibi, legal olarak faaliyet göstermekte olan bir sivil toplum örgütünün sonradan bir suç örgütüne, hatta terör örgütüne dönüşmesi de mümkündür.” Bununla birlikte Kurul, önündeki dosyada sanıklar hakkında birinci fıkranın uygulanma olanağı bulunmadığı sonucuna varmış ve mahkûmiyeti onamıştır. Karar, hata savunmasının ilke olarak mümkün olduğunu, ancak her sanığın kişisel durumuna göre ayrı ayrı incelendiğini gösterir.

Öğretide Ersan Şen ve Filiz Demirbüker, örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlarında failin örgütün varlığını ve amacını bilmesi gerektiğini, bu bilginin yokluğunda m. 30/1 uyarınca kastın oluşmayacağını; yasal görünümlü bir yapıyla kurulan olağan ilişkinin, yapının gizli amacını bilmeyi kendiliğinden göstermediğini belirtir (“Esaslı Hata ve Kaçınılmaz Hata”). Savunma bakımından önemli olan, sanığın yapının gerçek niteliğini ne zaman öğrenebilecek durumda olduğunun ve öğrendikten sonra nasıl davrandığının ortaya konulmasıdır.

Dördüncü fıkra: fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmemek

Dördüncü fıkra farklı bir yanılgıyı konu alır: kişi ne yaptığını bilmekte, ancak bunun hukuka aykırı olduğunu bilmemektedir. Ceza Genel Kurulu bu fıkrayı ve kaçınılmazlık ölçütünü şöyle açıklamıştır:

"Maddeye 5377 sayılı Kanun ile eklenen dördüncü fıkrada ise, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370

Hata kaçınılabilir nitelikteyse sonuç değişir. Kurulun ifadesiyle: “Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanması yönüyle kişinin kaçınılmaz bir hataya düşmesi şartı aranmakta olup, hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak, diğer bir ifadeyle fiilden dolayı sorumlu tutulacak, ancak bu hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.”

Örgüt suçlarında hata: TCK m. 30/1 ile m. 30/4 karşılaştırması
Ölçüt M. 30/1 M. 30/4
Yanılgının konusu Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlar (yapının örgüt olması, niteliği ve amacı) Fiilin haksızlık oluşturması (hukuka aykırılık bilinci)
Etkisi Kast oluşmaz; örgüt suçlarının taksirli hâli bulunmadığından ceza verilmez. Hata kaçınılmazsa kişi cezalandırılmaz.
Hata kaçınılabilir ise Fıkrada kaçınılmazlık koşulu aranmaz. Kişi sorumlu tutulur; hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
Savunmada öne çıkan olgular Sanığın yapıdaki konumu, ilişkinin süresi ve niteliği, yapının amacının dışarıdan anlaşılabilir olup olmadığı Kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre

Propaganda suçunda da aynı ilke geçerlidir: Anayasa Mahkemesine göre failin kasten hareket ettiğinin kabulü için propagandasını yaptığı oluşumun bir terör örgütü olduğunu bilmesi gerekir (Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aslan, B. No: 2021/23949, 6/10/2022, § 51). Hata savunması soyut bir “bilmiyordum” beyanıyla değil; ilişkinin başladığı tarih, yapının o tarihteki hukuki görünümü, sanığın eğitim ve mesleği, yapının niteliğine ilişkin kamuya açık bilgiler ve sanığın sonraki davranışları gibi olgularla kurulur.

Gözaltı, tutuklama, dinleme ve dosyaya erişim: örgüt soruşturmasında hangi tedbirler uygulanır?

Örgüt suçlaması, soruşturmayı sıradan bir dosyadan ayıran usul sonuçları doğurur: toplu suçlarda gözaltı süresi uzatılabilir, bazı örgüt suçları tutuklama kataloğundadır, iletişimin dinlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik takip tedbirlerine başvurulabilir, müdafiin dosyayı incelemesi kısıtlanabilir. Bu tedbirlerin her biri Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) sayılan suçlarla ve sürelerle sınırlıdır; sınırın aşılması tedbirle elde edilen delili tartışmalı hâle getirir.

Örgüt suçlarında koruma ve soruşturma tedbirleri (CMK)
Tedbir Dayanak Örgüt suçlarında kapsam ve süre
Gözaltı CMK m. 91/1, 91/3; m. 2/1-k Kural yirmi dört saattir. Üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen (toplu) suçlarda Cumhuriyet savcısı, her defasında bir günü geçmemek üzere, süreyi üç gün uzatabilir.
Müdafi ile görüşmenin kısıtlanması CMK m. 154/2 TCK m. 314 ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçların da aralarında bulunduğu sayılı suçlarda, savcının istemi üzerine hâkim kararıyla yirmi dört saat kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz.
Tutuklama CMK m. 100/3-a (10) ve (12) Katalogda: TCK m. 220 (ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralar hariç), m. 314, m. 315. Suç örgütü üyeliği (m. 220/2), yardım (m. 220/7) ve propaganda (m. 220/8) katalogda değildir.
Tutukluluk süresi CMK m. 102/2, 102/4 Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde en çok iki yıl; uzatma üç yılı, TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dört ila Yedinci Bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda beş yılı geçemez. Soruşturma evresinde süre bu suçlarda ve toplu suçlarda bir yıl altı aydır; altı ay daha uzatılabilir.
İletişimin dinlenmesi ve kayda alınması CMK m. 135/4, 135/8-a (9) ve (16) Katalogda: TCK m. 220/3 (silahlı örgüt) ve m. 314, m. 315. Süre en çok iki ay, bir ay uzatılabilir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere ek uzatma mümkündür.
Gizli soruşturmacı CMK m. 139/1, 139/5, 139/7-a (2) ve (3) Katalogda: TCK m. 220 (ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralar hariç), m. 314, m. 315. Hâkim kararı gerekir; soruşturmacı görevini yerine getirirken suç işleyemez.
Teknik araçlarla izleme CMK m. 140/1-a (6) ve (13), 140/3, 140/5 Katalogda: TCK m. 220/3 ve m. 314, m. 315. Süre en çok üç hafta, bir hafta uzatılabilir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere ek uzatma mümkündür. Konutta uygulanamaz.
Dosya inceleme yetkisinin kısıtlanması CMK m. 153/2-a (5) ve (7), 153/3, 153/4 TCK m. 220 ve m. 314, m. 315 katalogdadır. Şüphelinin ifade tutanağı ve bilirkişi raporları kısıtlanamaz; kısıtlama iddianamenin kabulüyle sona erer.

Örgüt suçlarında tutuklama zorunlu mudur?

Hayır; katalogda yer almak tutuklamayı zorunlu kılmaz, yalnızca kuvvetli suç şüphesi bulunan hâllerde tutuklama nedeninin var sayılabilmesine imkân verir. Katalog metni örgüt suçları bakımından ayrım yapar: CMK m. 100/3-a'nın (10) numaralı alt bendi “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220)” biçimindedir. Dolayısıyla silahsız bir suç örgütüne üyelik, yardım veya propaganda suçlamasında tutuklama kararı, kaçma ve delil karartma şüphesi gibi genel tutuklama nedenlerinin somut olgularla gösterilmesine bağlıdır. TCK m. 314 ve m. 315 ise katalogdadır.

Tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde dahi hâkim, tutuklama yerine adli kontrol altına alma kararı verebilir (CMK m. 109/1): yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak, konutunu veya belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek bu yükümlülükler arasındadır. Adli kontrolün ne kadar sürebileceği azami adli kontrol süresi yazısında açıklanmıştır.

Dinleme ve teknik takip kararları hangi örgüt suçlarında verilebilir?

İletişimin dinlenmesi (CMK m. 135) ve teknik araçlarla izleme (m. 140) kataloglarında TCK m. 220'nin tamamı değil, yalnız üçüncü fıkrası yer alır: “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç)”. Bu, silahsız bir çıkar amaçlı örgüt suçlamasının tek başına dinleme veya teknik takip kararına dayanak olamayacağı anlamına gelir; tedbir ancak örgütün silahlı olduğuna ilişkin kuvvetli şüphe varsa ya da soruşturulan amaç suçun kendisi katalogdaysa uygulanabilir. Gizli soruşturmacı (m. 139) kataloğu ise daha geniştir ve m. 220'nin ikinci, yedinci ve sekizinci fıkraları dışındaki hâllerini kapsar. Savunma, dosyadaki her tedbir kararında üç şeyi denetler: kararın dayandığı suç katalogda mı, karar hâkim tarafından ve süresi içinde mi verilmiş, uzatmalar kanundaki üst sınırı aşmış mı.

Kısıtlama kararı varken müdafi hangi belgeleri görebilir?

Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse, müdafiin dosyayı inceleme ve örnek alma yetkisi katalogdaki suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabilir (CMK m. 153/2); TCK m. 220 ve m. 314 bu katalogdadır. Kısıtlama mutlak değildir: yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları kısıtlama kapsamına girmez (m. 153/3), iddianamenin mahkemece kabulünden itibaren ise dosyanın tamamı incelenebilir (m. 153/4). Kısıtlama kararı bulunan dosyalarda tutukluluğa itiraz, tutuklama kararında ve sorguda açıklanan olgular üzerinden kurulur.

İfade ve müdafi

İfade ve müdafi – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148/4 ve m. 150/3

MADDE 148- (...) (4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

MADDE 150- (...) (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

M. 150/3'teki yollama, istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesine ilişkindir; alt sınırı on yıl olan silahlı örgüt kurma veya yönetme suçu (TCK m. 314/1) bu kapsamdadır. Suçlamanın türü ne olursa olsun şüpheli, ifadesi alınmadan önce müdafi yardımından yararlanma ve susma haklarını kullanabilir (CMK m. 147). Örgüt dosyalarında ilk ifade çoğu kez dosyanın tamamı görülmeden, kısıtlama kararı altında alınır; bu nedenle ifadenin müdafi huzurunda verilmesi ve isnat edilen fiilin ne olduğunun tutanağa açıkça geçirilmesi önemlidir.

HAGB, erteleme ve infaz: örgüt suçlarında cezaevinde ne kadar kalınır?

Hükmolunan hapis cezası iki yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231/5) ve erteleme (TCK m. 51/1) mümkündür; infazda ise örgüt kurma, yönetme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda koşullu salıverilme oranı üçte iki, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda dörtte üçtür. Örgüt suçlarını bu kurumların dışında bırakan özel bir yasak yoktur; sınırı ceza miktarı ve infaz oranları çizer.

Hangi örgüt suçlarında HAGB veya erteleme gündeme gelebilir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5

MADDE 231- (...) (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (...)

İki yıllık sınır, hükmolunan sonuç cezaya göre belirlenir. Buna göre:

  • Suç örgütüne üyelik (m. 220/2): Alt sınır iki yıldır; ceza alt sınırdan belirlenir veya indirim uygulanırsa HAGB ve erteleme mümkündür.
  • Örgüte yardım (m. 220/7): Üyelik cezası üzerinden yardımın niteliğine göre indirim yapılabildiğinden sonuç ceza çoğu kez iki yılın altında kalabilir.
  • Propaganda (m. 220/8 ve 3713 sayılı Kanun m. 7/2): Alt sınır bir yıldır; iki yıl veya daha az ceza verilen hâllerde HAGB ve erteleme uygulanabilir.
  • Örgüt kurma veya yönetme (m. 220/1) ve silahlı örgüt (m. 314): Alt sınırlar beş yıl ve üzerindedir; iki yıllık sınıra ancak m. 221/4'teki etkin pişmanlık indirimi gibi büyük oranlı indirimlerle inilebilir.

HAGB için ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması ve suçun doğurduğu zararın giderilmesi aranır (CMK m. 231/6); karar verildiğinde sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur (m. 231/8). CMK m. 231, 16/7/2026 tarihli 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılmıştır; değişikliğin ayrıntıları 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) yazısında açıklanmıştır. Erteleme için aranan koşullar ise kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşmasıdır (TCK m. 51/1).

Koşullu salıverilme oranları

Koşullu salıverilme – 5275 sayılı Kanun m. 107/4 ve 3713 sayılı Kanun m. 17

5275 sayılı Kanun MADDE 107- (...) (4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümle:14/4/2020-7242/48 md.) Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. (...)

3713 sayılı Kanun MADDE 17- (Değişik: 29/6/2006-5532/12 md.) Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/65 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır. (...)

Örgüt suçlarında koşullu salıverilme oranları
Mahkûmiyet Kurumda geçirilecek süre Dayanak
Suç örgütü kurma veya yönetme; örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suç Süreli hapis cezasının üçte ikisi 5275 sayılı Kanun m. 107/4
Örgüt mensubu suçlu (kurucu, yönetici, üye) Mükerrirlere özgü infaz rejimi: süreli hapis cezasının üçte ikisi; infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri TCK m. 58/9; 5275 sayılı Kanun m. 108/1-d, 108/4
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar (TCK m. 314, m. 315, 3713 sayılı Kanun m. 7/2 dâhil) Süreli hapis cezasının dörtte üçü 3713 sayılı Kanun m. 17
Ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis (örgüt kurma, yönetme veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç) Otuz altı yıl / otuz yıl 5275 sayılı Kanun m. 107/4
Örgüt kurma, yönetme, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkûm olan çocuklar Üçte iki 5275 sayılı Kanun m. 107/2

Koşullu salıverilme tarihine bir yıl veya daha az süre kalan, açık ceza infaz kurumunda bulunan iyi hâlli hükümlü, talebi üzerine cezasının kalan kısmını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edebilir (5275 sayılı Kanun m. 105/A/1). 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca bunun için, beş günden az olmamak üzere, koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin kurumda geçirilmiş olması gerekir.

İki basit hesap farkı gösterir. Suç örgütü üyeliğinden üç yıl hapis cezası alan kişi için üçte iki oranı iki yıl eder; bir yıllık denetimli serbestlik süresi düşüldüğünde kurumda geçirilecek süre bir yıla iner. Silahlı terör örgütü üyeliğinden dokuz yıl hapis cezası alan kişi için dörtte üç oranı altı yıl dokuz ay eder; bir yıl düşüldüğünde kurumda geçirilecek süre beş yıl dokuz aydır. Bu örnekler yalnız oranları göstermek içindir; tutuklulukta geçen sürenin mahsubu, iyi hâl değerlendirmesi ve açık kuruma ayrılma koşulları her dosyada ayrıca hesaplanır.

Örgüt mensubu suçlu ve mükerrirlere özgü infaz rejimi

Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular – 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 58/6 ve m. 58/9

MADDE 58- (...) (6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

(...) (9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.

Dokuzuncu fıkra nedeniyle örgüt mensubu suçlu, daha önce hiç mahkûmiyeti bulunmasa bile mükerrir gibi infaz rejimine tabi tutulur ve cezasının infazından sonra hakkında denetimli serbestlik uygulanır. Bu sonucun kime uygulanacağı TCK m. 6/1-j'deki tanıma bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, çıkar amaçlı bir örgüte yardım eden sanıklar bakımından şu sonuca varmıştır:

"(...) örgüte yardım eden kişinin aynı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde belirtilen örgüt mensubu suçlular arasında sayılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte yardım eden sanıkların özel tehlikelilik hâlinin varlığından bahsedilemeyeceğinden, örgüt mensubu olmayan sanıklar hakkında TCK'nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma imkânının bulunmadığının kabulü gerekmektedir."— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296

Kurul aynı kararda Terörle Mücadele Kanunu bakımından farklı bir sonuca işaret etmiştir: 3713 sayılı Kanun'da sayılan suçlar için “özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için örgüt mensubu suçlu olma şartının aranmadığı” belirtilmiştir. Başka bir deyişle, çıkar amaçlı bir suç örgütüne yardım eden kişi hakkında m. 58/9 uygulanmaz; terör suçlarında ise infaz oranını 3713 sayılı Kanun m. 17 doğrudan belirler. Hükümde m. 58/9'un yanlış uygulanması, istinaf ve temyizde ileri sürülmesi gereken, infaz süresini doğrudan değiştiren bir hukuka aykırılıktır.

Görevli mahkeme ve dava zamanaşımı

TCK m. 314–315 ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlara ağır ceza mahkemesi bakar; TCK m. 220'deki suçlarda görev, cezanın üst sınırına ve dosyadaki diğer suçlarla bağlantıya göre belirlenir. Dava zamanaşımı ise suçun cezasının üst sınırına göre sekiz veya on beş yıldır.

Ağır ceza mahkemesinin görevi – 5235 sayılı Kanun m. 12 ve m. 14

MADDE 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. (...)

MADDE 14- Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.

Örgüt davalarına hangi mahkeme bakar?

Silahlı örgüt (TCK m. 314), silah sağlama (m. 315) ve terör örgütü propagandası (3713 sayılı Kanun m. 7/2) suçlarında görevli mahkeme, m. 12'deki açık hüküm nedeniyle ağır ceza mahkemesidir. TCK m. 220 ise maddede adıyla sayılmamıştır ve Türk Ceza Kanunu'nun farklı bir kısmında yer alır; bu suçta görev genel ölçüte, yani “on yıldan fazla hapis” cezasını gerektirip gerektirmediğine göre belirlenir. M. 220/1'deki cezanın üst sınırı on yıl, m. 220/2'deki üst sınır beş yıl olduğundan, yalnız bu suçlardan açılan bir dava kural olarak asliye ceza mahkemesinin görevindedir (5235 sayılı Kanun m. 11). Örgütün silahlı olması (m. 220/3) hâlinde artırılmış cezanın görev hesabında dikkate alınıp alınmayacağı, 5235 sayılı Kanun m. 14 karşısında her dosyada ayrıca değerlendirilmesi gereken bir noktadır.

Uygulamada örgüt suçlaması nadiren tek başına iddianameye konu olur. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği ileri sürülen suçlardan biri ağır ceza mahkemesinin görevine giriyorsa, bağlantılı suçlar hakkında “birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir” (CMK m. 9); bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması bağlantı sayılır (CMK m. 8/1). Bu nedenle çıkar amaçlı örgüt dosyalarının büyük bölümü de ağır ceza mahkemelerinde görülür. Görev kamu düzenine ilişkindir; iddianamedeki nitelendirmenin yargılama sırasında değişmesi hâlinde görev sorunu yeniden değerlendirilir.

Örgüt suçlarında dava zamanaşımı kaç yıldır?

Örgüt suçlarında dava zamanaşımı (TCK m. 66)
Suç Cezanın üst sınırı Dava zamanaşımı
Suç örgütü kurma veya yönetme (m. 220/1) On yıl On beş yıl (m. 66/1-d)
Suç örgütüne üye olma (m. 220/2) Beş yıl Sekiz yıl (m. 66/1-e)
Silahlı suç örgütüne üye olma (m. 220/2 ve 220/3) Yedi yıl altı ay (hesap sonucu) On beş yıl (m. 66/1-d, 66/3)
Örgüt propagandası (m. 220/8) Üç yıl Sekiz yıl (m. 66/1-e)
Silahlı örgüt kurma veya yönetme (m. 314/1) On beş yıl On beş yıl (m. 66/1-d)
Silahlı örgüte üye olma (m. 314/2) On yıl On beş yıl (m. 66/1-d)
Terör örgütü propagandası (3713 sayılı Kanun m. 7/2) Beş yıl Sekiz yıl (m. 66/1-e)

Sürenin hesabında suçun kanundaki cezasının yukarı sınırı esas alınır (TCK m. 66/4); dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur (m. 66/3). Savcı huzurunda ifade alınması, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı zamanaşımını keser (m. 67/2); kesilme hâlinde süre, kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar (m. 67/4). Buna göre sekiz yıllık süre en çok on iki yıla, on beş yıllık süre en çok yirmi iki yıl altı aya ulaşabilir.

Örgüt üyeliği kesintisiz (mütemadi) bir suçtur; Ceza Genel Kurulunun ifadesiyle “Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk aranır.” Kesintisiz suçlarda zamanaşımı, kesintinin gerçekleştiği günden işlemeye başlar (TCK m. 66/6). Bu nedenle üyeliğin hangi tarihte sona erdiği hem zamanaşımının başlangıcını hem de uygulanacak ceza aralığını belirler. Ayrıca TCK m. 66/7 uyarınca, Kanun'un İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı olup on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz; silahlı örgüt kurma veya yönetme suçu (m. 314/1) bu hükmün kapsamındadır.

Hakkında örgüt soruşturması açılan kişi ne yapmalı?

Örgüt soruşturmasında ilk günlerde atılan adımlar, tutuklama kararından hükme kadar bütün süreci etkiler. Aşağıdaki sıra, şüpheli veya sanık konumundaki kişi ile yakınları için hazırlanmış genel bir yol haritasıdır; her adımın dayanağı yukarıdaki bölümlerde açıklanmıştır.

  1. Suçlamayı ve haklarınızı öğrenin. Gözaltına alındığınızda veya ifadeye çağrıldığınızda size isnat edilen suçun ne olduğunu sorun; susma ve müdafi yardımından yararlanma haklarınız size bildirilmek zorundadır (CMK m. 147).
  2. Müdafi olmadan ifade vermeyin. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4); yine de ilk ifadedeki çelişkiler dosyanın seyrini etkiler.
  3. Suçlamanın fıkrasını netleştirin. Kurma veya yönetme, üyelik, yardım ve propaganda ayrı suçlardır; ceza aralığı, tutuklama kataloğu, HAGB imkânı ve infaz oranı her biri için farklıdır.
  4. Suç tarihini kontrol edin. Cezalar 7242 sayılı Kanun (14/4/2020) ve 7571 sayılı Kanun (24/12/2025) ile iki kez ağırlaştırılmıştır; fiil tarihi lehe olan kanunun uygulanmasını belirler (TCK m. 7/2).
  5. Dosyaya erişimi zorlayın. Kısıtlama kararı olsa bile ifade tutanakları ve bilirkişi raporları incelenebilir (CMK m. 153/3); müdafiiniz bu belgelerin örneğini istemelidir.
  6. Örgütün varlık koşullarını tek tek sorgulayın. En az üç kişi, hiyerarşi, devamlılık ve elverişlilik delille gösterilmiş mi? Aile, iş veya arkadaşlık ilişkisi içinde birlikte hareket etmek örgüt değildir.
  7. Üyelik iddiasına karşı süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk ölçütünü ileri sürün. Tek veya dağınık temaslar, düşünce yakınlığı ve yayın bulundurma üyelik için yeterli değildir.
  8. Dinleme ve teknik takip kararlarını denetletin. Kararın dayandığı suç katalogda mı, karar hâkim tarafından ve süresinde mi verilmiş, uzatmalar üst sınırı aşmış mı? (CMK m. 135, 140).
  9. Dijital delillerin elde ediliş usulünü inceletin. Telefon ve bilgisayarlara el koyma, kopyalama ve inceleme işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı delilin değerini belirler.
  10. Paylaşım ve mesajların tamamını dosyaya sunun. Propaganda suçlamasında açıklamanın bağlamı, tarihi ve muhtemel etkisi belirleyicidir; bağlamından koparılmış tek bir cümle üzerinden savunma yapılmamalıdır.
  11. Yapının niteliğini bilmiyorsanız bunu olgularla ortaya koyun. İlişkinin başladığı tarih, yapının o tarihteki hukuki görünümü ve sonraki davranışlarınız hata savunmasının (TCK m. 30) temelidir.
  12. Tutukluluğa itiraz ve adli kontrol talebini gerekçelendirin. Sabit ikametgâh, iş, aile durumu ve delillerin toplanmış olması gibi olguları belgeleyin; katalog suç tutuklamayı zorunlu kılmaz.
  13. Etkin pişmanlığı müdafiinizle birlikte değerlendirin. M. 221 yalnız örgüt suçunun cezasını etkiler, bir kez uygulanır ve sonradan inkâr hâlinde indirim kaybedilir; karar aceleyle verilmemelidir.
  14. Hükümden sonra infaz hesabını ve m. 58/9 uygulamasını kontrol edin. Yardım edene mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanamaz; yanlış uygulama istinaf ve temyizde ileri sürülmelidir.

Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası'nda örgüt suçlarında ceza avukatı desteği

Suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarına ilişkin dosyalar; kalabalık sanık sayısı, kısıtlama kararları, uzun dinleme tutanakları ve dijital delillerle yürüyen, ilk günden itibaren müdafi desteği gerektiren yargılamalardır. LimanLegal Hukuk Bürosu, Kartal Cevizli'deki ofisinden Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde; Kartal'da bulunan İstanbul Anadolu Adliyesi'nde ve diğer adliyelerde görülen örgüt, silahlı örgüt, örgüte yardım ve terör örgütü propagandası dosyalarında gözaltı ve sorgu aşamasından istinaf, temyiz ve bireysel başvuruya kadar şüpheli ve sanık müdafiliği yapmaktadır.

Yazar Hakkında

Bu yazı, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) Av. Coşkun GENÇ tarafından hazırlanmıştır. Av. Coşkun GENÇ, LimanLegal Hukuk Bürosu'nda ceza hukuku ve ceza muhakemesi alanında çalışmaktadır. Yazıdaki kanun maddeleri resmî mevzuat metinlerinden, karar alıntıları ise Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tam metinlerinden birebir aktarılmıştır; kararlardaki kişi adlarına yer verilmemiştir.

Örgüt suçlamasıyla karşı karşıyaysanız

Örgüt kurma, yönetme, üyelik, yardım veya propaganda suçlamalarında ceza aralığı, tutuklama riski ve infaz oranı; suçlamanın hangi fıkraya dayandığına, suç tarihine ve dosyadaki delillerin niteliğine göre büyük ölçüde değişir.

İfade öncesinde hazırlık, kısıtlama kararına rağmen dosyaya erişim, tedbir kararlarının denetimi, etkin pişmanlık ve hata savunmasının değerlendirilmesi için dosyanızı birlikte inceleyebiliriz.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Suç örgütü en az kaç kişiyle kurulur?

Suç örgütü en az üç kişiyle kurulur; bu, TCK m. 220/1'in son cümlesindeki açık koşuldur. Ancak üç kişinin birlikte suç işlemesi tek başına örgüt sayılmaz. İçtihada göre ayrıca gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişki, devamlılık, belirsiz sayıda suç işleme amacı ve yapının amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352).

Suç örgütü kurmanın ve yönetmenin cezası kaç yıldır?

TCK m. 220/1 uyarınca suç örgütü kuran veya yöneten kişi beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu aralık 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la belirlenmiştir; önceki metinde ceza dört yıldan sekiz yıla kadardı. Örgüt silahlıysa ceza yarısı oranında artırılır (m. 220/3). TCK m. 314/1'deki silahlı örgütü kuran veya yöneten kişi ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası alır.

Suç örgütüne üye olmanın cezası nedir?

Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olan kişi TCK m. 220/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; örgüt silahlıysa bu ceza yarısı oranında artırılır. TCK m. 314/2 kapsamındaki silahlı örgüte üyeliğin cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir ve 3713 sayılı Kanun m. 5 gereğince yarı oranında artırılır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca ceza verilir.

Suç örgütü ile iştirak arasındaki fark nedir?

İştirakte kişiler belirli bir suçu işlemek için bir araya gelir ve yalnız o suçtan sorumlu olur. Örgütte ise en az üç kişi, konu ve mağdur bakımından somutlaşmamış belirsiz sayıda suçu işlemek üzere, devamlı ve hiyerarşik biçimde birleşir; hiçbir suç işlenmese de örgüt suçu oluşur. Bu ayrım içtihatta yerleşiktir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370).

Aile üyeleri veya arkadaş grubu suç örgütü sayılır mı?

Yalnızca akraba veya arkadaş olmak ve birlikte suç işlemek örgüt için yeterli değildir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352 sayılı kararda, sanıklar arasındaki ilişkinin aile ilişkisi kapsamında kaldığı, emir ve komuta zinciri ile hiyerarşik ilişkinin saptanamadığı bir dosyada örgüt mahkûmiyetleri bozulmuştur. Örgütten söz edebilmek için hiyerarşi, devamlılık ve elverişlilik delillerle gösterilmelidir.

Örgüt üyeliği hangi ölçütlerle ispatlanır?

Üyelik için kişinin örgütle organik bağ kurduğunun, hiyerarşik yapıya bilerek ve isteyerek dâhil olduğunun ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğunun ispatı gerekir. Örgüte sempati duymak, ideolojisini benimsemek, yayınlarını okumak veya bulundurmak üyelik için yeterli değildir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.09.2020, E. 2020/2108, K. 2020/4071). Anayasa Mahkemesi de bireysel başvurularda aynı ölçütü kullanır.

Örgüte yardım eden kişi üye gibi mi cezalandırılır?

TCK m. 220/7 uyarınca hiyerarşik yapıya dâhil olmadan örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır; ceza, yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. Bununla birlikte yardım bağımsız bir suç tipidir ve yardım eden örgüt mensubu suçlu sayılmaz; bu nedenle hakkında TCK m. 58/9 uygulanmaz (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296). İnsani mülahazayla yapılan yardım suç oluşturmaz.

Örgüt adına suç işleme suçu (TCK m. 220/6) yürürlükte mi?

Hayır. TCK m. 220/6 önce 26.10.2023 tarihinde, 7499 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen hâli ve m. 314/3 ise belirsizlik nedeniyle ikinci kez iptal edilmiştir (Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024, E. 2024/81, K. 2024/189). İkinci iptal 9/7/2025 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 11 Ekim 2026 itibarıyla yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Üye olmayan kişi yalnız işlediği suçtan sorumlu tutulabilir; üyelik veya yardımın koşulları ayrıca ispatlanmalıdır.

Örgüt yöneticisi üyelerin işlediği suçlardan sorumlu olur mu?

Evet; TCK m. 220/5 uyarınca örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılır. Yargıtay bu sorumluluğu otomatik saymaz: yöneticinin somut suç ve onu işleyen üye üzerinde hâkimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme gücünün bulunması aranır (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352). Yalnız tek bir suçun işlenmesini organize eden kişi örgüt yöneticisi sayılmaz.

Silahlı örgüt ile terör örgütü arasındaki fark nedir?

Silahlı olmak bir örgütü kendiliğinden terör örgütü yapmaz. Çıkar amacıyla kurulmuş silahlı örgüt TCK m. 220/3 kapsamındadır ve ceza yarısı oranında artırılır. Terör örgütü ise cebir ve şiddet yöntemiyle, 3713 sayılı Kanun m. 1'de sayılan amaçlara yönelen örgüttür; kurucuları, yöneticileri ve üyeleri TCK m. 314'e göre cezalandırılır ve cezalar 3713 sayılı Kanun m. 5 uyarınca yarı oranında artırılır.

Sosyal medyada paylaşım veya beğeni terör örgütü propagandası sayılır mı?

Yalnızca içerik terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteriyor, övüyor ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ediyorsa suç oluşur (3713 sayılı Kanun m. 7/2). Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amaçlı açıklamalar suç değildir. Beğeni nedeniyle verilen bir mahkûmiyette ifade özgürlüğünün ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir (Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aslan, B. No: 2021/23949, 6/10/2022).

Terör örgütü propagandasının cezası kaç yıldır?

3713 sayılı Kanun m. 7/2 uyarınca terör örgütü propagandasının cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir; suç basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Terör örgütü niteliği taşımayan bir suç örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinin propagandası ise TCK m. 220/8 kapsamındadır ve bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır. Her iki suçta da iki yıl veya daha az ceza verilirse HAGB mümkündür.

Etkin pişmanlıktan yararlanan kişi hiç ceza almaz mı?

Duruma göre değişir. TCK m. 221/1-3'teki koşullarda ve gönüllü olarak teslim olup bilgi veren kişi bakımından m. 221/4'ün ilk cümlesinde cezaya hükmolunmaz. Bilgi yakalandıktan sonra verilmişse örgüt suçundan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Bu sonuçlar yalnız örgüt kurma, yönetme veya üyelik suçuna ilişkindir; ayrıca bir yıl denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur (m. 221/5).

Etkin pişmanlık ifadesinden dönülürse ne olur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.09.2021, E. 2021/42, K. 2021/399 sayılı karara göre yakalandıktan sonra bilgi veren, ancak bu beyanını sonraki aşamalarda inkâr eden kişi pişmanlık duymuş sayılmaz ve TCK m. 221/4'ün ikinci cümlesindeki indirimden yararlanamaz. Buna karşılık usulüne uygun alınmış ilk beyan delil olarak hükme esas alınabilir. Bu nedenle etkin pişmanlık kararı müdafi ile birlikte ve aceleye getirilmeden verilmelidir.

Etkin pişmanlık en geç hangi aşamada ileri sürülebilir?

Hüküm kesinleşinceye kadar etkin pişmanlıkta bulunulabilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 25.09.2025, E. 2022/36980, K. 2025/22539 sayılı kararda, temyiz aşamasında ek beyan sunan sanığın dinlenmesi ve verdiği bilgilerin doğruluğu ile faydasının araştırılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Bununla birlikte indirim oranı belirlenirken beyanın hangi aşamada verildiği dikkate alınır; geç verilen beyan daha düşük bir indirimle sonuçlanabilir.

Örgüt olduğunu bilmeyen kişi cezalandırılır mı?

Yapının suç örgütü olduğunu bilmeyen kişi, suçun maddi unsurunda hataya düştüğü için kasten hareket etmiş sayılmaz (TCK m. 30/1). Hukuki zeminde faaliyet gösteren ve amacını gizleyen yapılara katılan kişiler bakımından bu hükmün değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370). Savunmanın kabulü, yanılgının somut olgularla desteklenmesine bağlıdır; aynı kararda sanıklar hakkında hata hükmü uygulanmamıştır.

Örgüt suçlarında tutuklama zorunlu mudur?

Hayır. CMK m. 100/3 kataloğunda TCK m. 220 (ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralar hariç), m. 314 ve m. 315 yer alır; katalog, tutuklama nedeninin var sayılabilmesine imkân verir ama tutuklamayı zorunlu kılmaz. Suç örgütü üyeliği, yardım ve propaganda katalogda değildir. Hâkim her durumda tutuklama yerine adli kontrol kararı verebilir (CMK m. 109/1); kaçma ve delil karartma şüphesi somut olgularla gösterilmelidir.

Örgüt üyeliğinde HAGB veya erteleme mümkün müdür?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231/5) ve erteleme (TCK m. 51/1) mümkündür. Suç örgütü üyeliğinde alt sınır iki yıl olduğundan bu ihtimal vardır; örgüte yardımda indirim nedeniyle daha sık gündeme gelir. Silahlı örgüt üyeliğinde alt sınır beş yıl olduğundan iki yıllık sınıra ancak etkin pişmanlık gibi büyük oranlı indirimlerle inilebilir.

Örgüt suçlarında infaz oranı nedir?

Suç örgütü kurma, yönetme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda süreli hapis cezasının üçte ikisi kurumda geçirilir (5275 sayılı Kanun m. 107/4). Örgüt mensubu suçlu hakkında ayrıca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır (TCK m. 58/9). Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda oran dörtte üçtür (3713 sayılı Kanun m. 17). Koşullu salıverilmeye bir yıl kala denetimli serbestlik gündeme gelebilir.

Örgüt davalarına hangi mahkeme bakar, zamanaşımı kaç yıldır?

TCK m. 314, m. 315 ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlara ağır ceza mahkemesi bakar (5235 sayılı Kanun m. 12). TCK m. 220'de görev cezanın üst sınırına ve bağlantılı suçlara göre belirlenir. Dava zamanaşımı suç örgütü kurma veya yönetmede on beş yıl, üyelikte sekiz yıl, silahlı örgüt üyeliğinde on beş yıldır (TCK m. 66/1). Üyelik kesintisiz suç olduğundan süre temadinin bittiği gün başlar.

Önemli: Bu yazı 11 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükte olan mevzuata ve bu tarihe kadar verilmiş kararlara göre hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir. TCK m. 220 ve ilgili usul hükümleri son yıllarda sık değişmiş, m. 220/6 ve m. 314/3 Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir; yeni bir yasal düzenleme veya içtihat değişikliği buradaki açıklamaları etkileyebilir. Her dosyanın suç tarihi, delil durumu ve usul geçmişi farklıdır; somut olayınız için bir avukattan hukuki destek alınız.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6/1-f ve j, 7, 30, 37, 40, 51, 58, 66, 67, 220, 221, 314, 315 (m. 220: 7571 sayılı Kanun m. 20 ile değişik)
— 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 1, 2, 3, 4, 5, 7, 17
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, 8, 9, 91, 100, 102, 109, 135, 139, 140, 147, 148, 150, 153, 154, 231 (m. 231: 7589 sayılı Kanun m. 15 ile değişik)
— 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107, 108
— 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12, 14
— Anayasa Mahkemesi, 10.07.2025, E. 2024/98, K. 2025/149 (3713 sayılı Kanun m. 7'deki atıf; karar verilmesine yer olmadığı)
— Anayasa Mahkemesi, 05.11.2024, E. 2024/81, K. 2024/189 (TCK m. 220/6 ve m. 314/3'ün iptali)
— Anayasa Mahkemesi, 26.10.2023, E. 2023/132, K. 2023/183 (TCK m. 220/6'nın iptali)
— Anayasa Mahkemesi, 04.07.2013, E. 2012/100, K. 2013/84 (TCK m. 220/7'ye yönelik iptal isteminin reddi)
— Anayasa Mahkemesi, Ahmet Aslan, B. No: 2021/23949, 6/10/2022 (beğeni; ifade özgürlüğü ve kanunilik ilkesi ihlali)
— Anayasa Mahkemesi, Hamit Yakut [GK], B. No: 2014/6548, 10/6/2021 (TCK m. 220/6; toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ihlali)
— Anayasa Mahkemesi, Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019 (propaganda; ifade özgürlüğü ihlali)
— Anayasa Mahkemesi, Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019 (üyelik ölçütleri; ihlal olmadığı)
— AİHM, İmret/Türkiye (No. 2), B. No: 57316/10, 10.07.2018 (TCK m. 220/7'nin uygulanışı; Sözleşme m. 11 ihlali)
— AİHM, Işıkırık/Türkiye, B. No: 41226/09, 14.11.2017 (TCK m. 220/6; Sözleşme m. 11 ihlali)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.06.2026, E. 2026/280, K. 2026/336 (m. 221/4; gönüllü teslim tartışması, usulden sonuç)
— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 25.09.2025, E. 2022/36980, K. 2025/22539 (etkin pişmanlık; m. 221/5; bozma)
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 09.05.2024, E. 2022/236, K. 2024/2202 (örgütün varlığı; bozma)
— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 21.03.2024, E. 2022/10713, K. 2024/5093 (sosyal medya paylaşımı; bozma)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.05.2023, E. 2020/403, K. 2023/296 (örgüte yardım; TCK m. 58/9)
— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 08.03.2023, E. 2022/21008, K. 2023/1060 (propaganda suçunda tipiklik; beraatin onanması)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2021/295, K. 2022/59 (üyelik–yardım ayrımı; oy çokluğu)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 27.01.2022, E. 2018/438, K. 2022/58 (yönetme, üyelik, silahlı terör örgütü, m. 221/4)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.09.2021, E. 2021/42, K. 2021/399 (etkin pişmanlıkta pişmanlık koşulu)
— Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.09.2020, E. 2020/2108, K. 2020/4071 (üyelik ve yardım ölçütleri)
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 05.04.2018, E. 2018/1362, K. 2018/2352 (örgüt–iştirak ayrımı; m. 220/4-5; bozma)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.09.2017, E. 2017/16.MD-956, K. 2017/370 (örgüt kavramı; hata, TCK m. 30)
— Ersan Şen – Doğa Ceylan, “Örgüt Adına Suç İşleme Suçunun Tekrar İptalinin Değerlendirilmesi”, Hukuki Haber, 09.01.2025
— Çetin Arslan – Sefa Ata, “‘Örgüt Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek Suçu’nun Düzenlendiği TCK'nin 220. Maddesi 6. Fıkrasının İptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı Üzerine Kısa Bir Değerlendirme”, Hukuki Haber, 12.12.2023
— Ersan Şen – Aysel Hazal Özşen, “Örgüt Suçlarında ‘Pişmanlık’ Kriteri”, Hukuki Haber, 22.07.2019
— Cengiz Apaydın, “Örgütlü Suçlarda Etkin Pişmanlık”, Hukuki Haber, 14.06.2024
— Ersan Şen – Filiz Demirbüker, “Esaslı Hata ve Kaçınılmaz Hata”, Hukuki Haber, 07.05.2019
— İleri okuma: Aykut Ersan, “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçu (TCK md. 220)”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. 71, S. 1, 2013, s. 381–409
— İleri okuma: Mehmet Savaş Özdağ, “Terörle Mücadele Kanunu Bağlamında İfade Hürriyeti ve Propaganda Kavramları Üzerine Değerlendirmeler”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 6, S. 2, 2023, s. 491–529

Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Tüm Ceza Hukuku makaleleri →