Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu (TCK m. 136): Unsurları, Cezası ve Yargıtay Kararları
Av. Coşkun GENÇ – LimanLegal Hukuk Bürosu | İstanbul Barosu Sicil No: 71680 | Güncelleme: 28 Eylül 2026
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK m. 136), bir kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan herhangi bir bilginin — telefon numarası, T.C. kimlik numarası, adres, fotoğraf, HTS kaydı, hakkında verilmiş bir mahkeme kararı gibi — hukuka aykırı olarak başkasına verilmesini, yayılmasını ya da ele geçirilmesini iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlar. Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz; mağdurun sonradan vazgeçmesi davayı kural olarak sona erdirmez. Gündelik hayatta “bu bilgiyi zaten herkes biliyor”, “sadece gerçeği paylaştım” ya da “yalnızca merak edip baktım” diye başlayan pek çok davranış bu suçun sınırına dokunur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, gizli olmayan ve herkesçe bilinen verilerin de korunduğunu kabul etmekte; Yargıtay 12. Ceza Dairesi de şikâyet dilekçesindeki T.C. kimlik numarasının sosyal medyada paylaşılmasından eski eşin HTS kayıtlarının internete konulmasına, bir mahkeme kararının Facebook'ta yayımlanmasından polis sisteminden arkadaş ricasıyla sorgu yapılmasına kadar çok farklı olayları bu madde kapsamında değerlendirmektedir. Buna karşılık Ceza Genel Kurulu 21.06.2023 tarihli kararında, kendisine tanınan sorgu yetkisiyle bir kişinin kimlik ve adres bilgilerine merak saikiyle bakan, bilgileri kaydetmeyen ve kimseyle paylaşmayan memurun eylemini suç değil, disiplin konusu saymıştır. Bu rehberde İstanbul'da ceza hukuku ve bilişim suçları alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; TCK m. 136'nın korunan hukuki değerini, konusunu, seçimlik hareketlerini, manevi unsurunu, hukuka uygunluk nedenlerini, iştirak ve içtima sorunlarını, nitelikli hâllerini ve ceza, şikâyet, uzlaştırma, görevli mahkeme ve zamanaşımı rejimini kanun metinleri ve Yargıtay'ın 2014–2026 tarihli kararları ışığında anlatıyoruz. Sahte hesap dosyalarında failin tespitinde kullanılan IP delilini ise ayrı bir rehberde, IP Numarası Tek Başına Faili Gösterir mi? başlıklı yazımızda ele aldık.
Kısa cevaplar
- TCK 136'nın cezası nedir? Temel hâlde iki yıldan dört yıla kadar hapis; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Suç kamu görevlisi tarafından görev yetkisi kötüye kullanılarak veya bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında (TCK m. 137), suçun konusu CMK m. 236/5-6 uyarınca kayda alınan beyan ve görüntülerse bir kat artırılır (TCK m. 136/2).
- Herkesin bildiği bir bilgi de korunur mu? Evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre korunan değer “sır” değil, verinin ait olduğu kişinin kişilik haklarıdır; gizli olmayan ve herkesçe bilinen veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunur. Yargıtay, bununla birlikte suçun uygulama alanının aşırı genişlememesi için her olayın titizlikle değerlendirilmesini ister.
- Bir sistemden birinin bilgilerine sadece bakmak suç mu? Olaya göre değişir. Ceza Genel Kurulu 21.06.2023 tarihli, E. 2021/384, K. 2023/367 sayılı kararında (oy çokluğuyla), yetkili olduğu sistemde merakla sorgu yapıp bilgileri yalnızca okuyan memurun eylemini disiplin konusu saymıştır. 12. Ceza Dairesi ise 26.02.2025 tarihli kararında, arkadaşının ricasıyla POL-NET sisteminden sorgu yapan sanık ile sorguyu isteyen arkadaşın mahkûmiyetini onamıştır.
- “Kötü niyetim yoktu, aklandığımı göstermek istedim” savunması sonuç verir mi? Kural olarak hayır. Suç genel kastla işlenir; kanun belirli bir saik aramaz. 12. Ceza Dairesi 16.12.2024 tarihli kararında, hakkındaki takipsizlik kararını ve şikâyet dilekçesini katılanın T.C. kimlik numarası görünür biçimde Facebook'ta paylaşan sanığın mahkûmiyetini onamıştır.
- Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi, uzlaştırma var mı? Hayır. TCK m. 139, m. 136'yı şikâyet şartının dışında tutar; CMK m. 253'te de uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayılmaz. Aynı olay TCK m. 134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) olarak nitelendirilirse rejim tamamen değişir; bu yüzden suç vasfı belirleyicidir.
- Zamanaşımı ve görevli mahkeme? Temel hâlde dava zamanaşımı 8 yıl (TCK m. 66/1-e); m. 137 veya m. 136/2 hâllerinde üst sınır beş yılı aştığından 15 yıldır (m. 66/1-d, 66/3). Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
TCK 136 Nedir? Kanun Metni ve Değişiklikler
Türk Ceza Kanunu'nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” bölümünde yer alan m. 136, kişisel verilerin korunmasını ceza hukuku güvencesine bağlayan temel hükümdür. Maddenin başlığı “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” olsa da uygulamada çoğu zaman “kişisel verileri yayma suçu” olarak anılır. Metin, mevzuat.gov.tr'deki yürürlükteki hâliyle birebir aktarılmıştır:
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme – TCK m. 136
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Madde iki önemli değişiklik geçirmiştir. İlk hâlinde cezanın alt sınırı bir yıl iken, 06.03.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6526 sayılı Kanun ile iki yıla çıkarılmış; 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun ile de ikinci fıkra eklenmiştir. Bu tarih ayrımının uygulamada somut bir karşılığı vardır: 06.03.2014'ten önce işlenen fiillerde lehe kanun ilkesi (TCK m. 7/2) gereği bir yıllık alt sınır esas alınmalıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2010 yılında işlenen bir fiilde alt sınırdan ceza belirlendiği belirtildiği hâlde temel cezanın iki yıl olarak tayin edilmesini “fazla ceza tayini” sayarak bozmuştur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.01.2021, E. 2020/2131, K. 2021/28).
Korunan Hukuki Değer: “Sır” Değil, Kişilik Hakkı
TCK m. 136'nın anayasal dayanağı, 2010 yılında Anayasa'nın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20. maddesine eklenen kişisel verilerin korunması hakkıdır:
Özel hayatın gizliliği – Anayasa m. 20 (ilgili fıkralar)
Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga üçüncü cümle: 3/10/2001-4709/5 md.)
(...)
(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
Anayasa'nın son cümlesinde öngörülen kanun 2016'da 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) olarak çıkarılmıştır. KVKK, “kişisel veri” kavramını tanımlamış; ancak kişisel verilere ilişkin suçlar için ayrı bir suç tipi öngörmeyip doğrudan TCK'ya yollama yapmıştır:
Tanımlar ve suçlar – 6698 s. KVKK m. 3/1-d ve m. 17/1
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
(...)
d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,
(...)
ifade eder.
MADDE 17- (1) Kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı madde hükümleri uygulanır.
Bu yapının sonucu, aynı olayda iki ayrı yolun birlikte işleyebilmesidir: Veri sorumlusu bir kurum veya şirketse KVKK kapsamında veri sorumlusuna başvuru ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikâyet (KVKK m. 13–14) idari yaptırım yolunu açar; TCK m. 136 kapsamındaki ceza soruşturması ise verileri veren, yayan veya ele geçiren kişinin bireysel ceza sorumluluğunu konu alır. Suçun koruduğu hukuki değer konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu şu tespiti yapmıştır:
"TCK'nun 136. maddesinde korunan hukuki değer genel olarak kişilerin özel hayatı ve hayatın gizli alanı, özelde ise kişisel verilerdir. Bu düzenlemeler ile tüm kişisel veriler koruma altına alındığından kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır. Zira kişisel verilerin korunmasına ilişkin suçlarda korunan hukuki değer "sır" olmayıp, verinin ilgilisi olan kişinin kişilik haklarıdır.(Murat Volkan Dülger, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2014, 4. bası, s.579, 588-593)" — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı karar
Bu yaklaşımın pratik anlamı büyüktür: Bir kişinin telefon numarasını çevresindeki birçok kişinin bilmesi ya da fotoğrafını kendisinin herkese açık bir hesapta paylaşmış olması, o verinin rızası dışında başka bir bağlamda yayılmasını hukuka uygun hâle getirmez. Korunan şey bilginin gizliliği değil, kişinin kendi verisi üzerindeki kontrol hakkıdır.
Suçun Konusu: Hangi Bilgiler Kişisel Veridir?
Suçun konusu “kişisel veri”dir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, son dönem kararlarında bu kavramın kapsamını ayrıntılı bir liste hâlinde açıklamakta ve aynı paragrafta suçun sınırlarına ilişkin önemli bir uyarı da yapmaktadır:
"Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, 2012/1510 esas, 2014/331 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; TCK'nın 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiilleri TCK'nın 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Bu nedenle herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Ancak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, olayda herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun bulunup bulunmadığının saptanması ve sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da tespit edilmesi gerekir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.12.2024 tarihli, E. 2022/4834, K. 2024/8047 sayılı karar
Aynı tanım, Dairenin mahkeme kararının paylaşılmasına ilişkin 10.12.2024 tarihli kararında ve iş arkadaşlarının fotoğrafının paylaşılmasına ilişkin 16.09.2025 tarihli kararında da aynen yer almaktadır. Tanımın son cümlesi, savunma açısından da en az mağdur açısından olduğu kadar önemlidir: Yargıtay geniş bir “kişisel veri” kavramını benimserken, her paylaşımın otomatik olarak suç sayılmaması için hukuka uygunluk nedenlerinin ve failin hukuka aykırılık bilincinin ayrıca araştırılmasını şart koşmaktadır. Yargıtay'ın somut olaylarda kişisel veri saydığı bilgiler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Veri | Olay | Karar ve sonuç |
|---|---|---|
| Cep telefonu numarası | Katılanın numarasının rızası dışında bir tanığa verilmesi | 12. CD 19.06.2019, E. 2019/4236, K. 2019/7463 — beraat bozuldu |
| Telefon numarası (sahte profil) | Arkadaşlık sitesinde katılan adına profil açılıp numarasının yazılması | CGK 04.07.2017, E. 2017/12-829, K. 2017/363 — beraat bozuldu |
| T.C. kimlik numarası içeren dilekçe | Katılanın bir kuruma yazdığı dilekçenin kahvehanelerde dağıtılması | 12. CD 13.02.2019, E. 2018/8065, K. 2019/1863 — beraat bozuldu |
| T.C. kimlik numarası görünen şikâyet dilekçesi ve takipsizlik kararı | Sanığın “aklandığını” göstermek için Facebook'ta paylaşması | 12. CD 16.12.2024, E. 2022/1511, K. 2024/7579 — mahkûmiyet onandı |
| HTS (görüşme dökümü) kayıtları | Boşanılan eşin HTS kayıtlarının internette yayımlanması | 12. CD 25.03.2024, E. 2021/2118, K. 2024/1408 — m. 134 değil m. 136 |
| Görüşme detayları | GSM bayisi çalışanının müşterinin görüşme kayıtlarını üçüncü kişiye vermesi | 12. CD 11.01.2021, E. 2020/2131, K. 2021/28 — m. 136 kabulü isabetli |
| Mahkeme kararı (ad-soyad, mahkeme, esas no) | Katılan hakkındaki kısa kararın Facebook'ta paylaşılması | 12. CD 10.12.2024, E. 2021/7695, K. 2024/7333 — mahkûmiyet onandı |
| Fotoğraf | Katılanların kendi hesaplarında paylaştıkları fotoğrafın başka hesapta izinsiz yayımlanması | 12. CD 24.12.2024, E. 2022/4834, K. 2024/8047 ve 16.09.2025, E. 2023/3439, K. 2025/6519 — beraatler bozuldu |
| Kimlik ve adres bilgileri (POL-NET) | POL-NET erişimi bulunan sanığın arkadaşının ricasıyla sorgu yapması | 12. CD 26.02.2025, E. 2022/6728, K. 2025/2117 — mahkûmiyet düzeltilerek onandı |
| Kimlik ve adres bilgileri (KPS) | Memurun yetkili olduğu sistemde merakla sorgu yapıp bilgileri yalnızca okuması | CGK 21.06.2023, E. 2021/384, K. 2023/367 — suç oluşmadı, disiplin konusu (oy çokluğu) |
Herkese açık hesaptaki fotoğraf da korunur
Uygulamada en sık ileri sürülen savunmalardan biri, “fotoğrafı zaten kendisi herkese açık paylaşmıştı” savunmasıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu savunmayı kabul etmemektedir. Katılanların Instagram'daki birlikte çekilmiş fotoğrafını alıp kendi hesabında paylaşan sanık hakkında istinaf mahkemesinin verdiği beraat kararı şu gerekçeyle bozulmuştur:
"(...) katılanların bir arada bulunduğu fotoğrafı, katılanların şahsi kullanımındaki instagram hesabından ele geçirdikten sonra yine instagram hesabı olan ... kullanıcı ismiyle katılanların rızası hilafına paylaşan sanığın, katılanlara ait kamuya açık alanda çekilmiş ve kişisel veri niteliğindeki resimlerini daha önce kendi instagram hesabında yayımlamasının bu resimlerin kişisel veri olma özelliğini değiştirmeyeceği gibi üçüncü kişilere katılanların rızası dışında yayınlama hakkı da tanımayacağı gözetilmeden sanık hakkında zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, (...) hukuka aykırı" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.12.2024 tarihli, E. 2022/4834, K. 2024/8047 sayılı karar (oybirliği; kullanıcı adı tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Özel kanunlarla ayrıca korunan veriler: adli sicil ve genetik inceleme sonuçları
Bazı kişisel veriler, kimlere ve hangi amaçla verilebileceği özel kanunlarda sınırlandırılmış verilerdir. Bu verilerin kanunda gösterilen kişiler ve amaçlar dışında verilmesi, hukuka aykırılığı çok daha açık hâle getirir. Adli sicil kayıtları bunun tipik örneğidir:
Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği – 5352 s. Adli Sicil Kanunu m. 11
Madde 11 – (1) Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.
Buna göre adli sicil kaydını, kanunen bu bilgiyi almaya yetkili olmayan bir kişiye veren görevli; kaydı işe alım gibi belirli bir amaçla alıp başka bir amaçla çevresine dağıtan kişi veya kurum çalışanı ya da kaydı bulunduğu yerden izinsiz alan kişi, m. 136 kapsamında sorumlu olabilir. Ceza muhakemesinde yapılan genetik incelemelerin sonuçları da kanunda açıkça kişisel veri olarak nitelendirilmiştir:
Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği – CMK m. 80/1
Madde 80 – (1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez.
Dosyaya erişim yetkisi bulunan bir kişinin (örneğin taraf vekili, bilirkişi veya kalem personelinin) bu sonuçları başkasına vermesi, verme hareketinde verinin meşru yoldan elde edilmiş olmasının önem taşımaması nedeniyle m. 136'yı oluşturabilir. Aynı mantık bankaların müşteri kayıtları, hastanelerin hasta kayıtları, sigorta şirketlerinin sigortalı bilgileri ve alışveriş yapılan mağazaların müşteri listeleri için de geçerlidir: Kurumsal sistemlerde tutulan bu kayıtların hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi m. 136 kapsamındadır.
IP adresi de bir kişisel veridir
Kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilebildiği ölçüde bir internet bağlantısına ait IP adresi de kişisel veridir. Bu durumun iki yönü vardır: Bir yandan bir kişinin IP bilgisinin gelişigüzel yayılması ayrıca m. 136 tartışması doğurabilir; öte yandan sahte hesap ve veri yayma dosyalarında fail çoğu zaman bir IP kaydı üzerinden tespit edilmeye çalışılır. IP kaydının delil değerinin sınırlarını, Yargıtay'ın IP tespitinden sonra aradığı araştırmaları ve Ceza Genel Kurulu'nun IP delilini diğer delillerle birlikte mahkûmiyete yeterli bulduğu 2017 tarihli kararını IP Numarası Tek Başına Faili Gösterir mi? başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.
Suçun Faili ve Mağduru
TCK m. 136'daki suç herkes tarafından işlenebilir; failin belirli bir sıfat taşıması gerekmez. Fail kamu görevlisiyse ve suçu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak işlemişse ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmışsa, bu durum suçun oluşumunu değil cezanın miktarını etkiler ve TCK m. 137 uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Nüfus müdürlüğü, emniyet, sağlık kuruluşu, banka, GSM bayisi, kargo firması veya bilgisayar tamircisi çalışanlarının eriştikleri verileri üçüncü kişilere aktardığı olaylar bu kapsamdadır.
Suçun mağduru ise verisi hukuka aykırı olarak verilen, yayılan veya ele geçirilen gerçek kişidir. KVKK m. 3/1-d'deki tanım “gerçek kişiye ilişkin” bilgilerle sınırlı olduğundan, bir şirketin ticari bilgileri bu suçun değil, koşulları varsa ticari sır veya müşteri sırrının açıklanması gibi başka suçların konusu olabilir; ancak şirket kayıtlarında yer alan çalışan veya müşterilere ait bilgiler, o kişiler bakımından kişisel veridir. Kamuya mal olmuş kişiler de bu suçun mağduru olabilir. Ceza Genel Kurulu 2023 tarihli kararında, katılanın kamuya mal olmuş kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesini, somut olayda suçun oluşmadığı sonucuna varırken dikkate aldığı olgulardan biri saymıştır; ancak bu, kamusal figürlerin verilerinin korumasız olduğu anlamına gelmez.
Maddi Unsur: Vermek, Yaymak ve Ele Geçirmek
TCK m. 136 seçimlik hareketli bir suçtur: Kanunda sayılan üç hareketten herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir; birden fazlasının birlikte yapılması ayrı suçlar oluşturmaz. Ceza Genel Kurulu, her bir hareketin kapsamını şöyle açıklamıştır:
"TCK'nun 136. maddesindeki "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçu, seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin başkasına verilmesi, kişisel verilerin yayılması ve kişisel verilerin ele geçirilmesi şeklindeki seçimlik hareketlerin birinin gerçekleştirilmesiyle suç işlenmiş olacaktır.
"Kişisel verileri bir başkasına verme" seçimlik hareketinde, maddede geçen "başkası" gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilecek, veriler bu kişilere elden, posta ya da internet üzerinden elektronik posta ile vb. şekillerde verilebilecektir. (...) Bu seçimlik harekette verilerin hukuka uygun ya da aykırı yöntemle elde edilmiş olmasının önemi bulunmamakta olup, önemli olan husus verme eyleminin hukuka aykırı olmasıdır.
"Kişisel verileri yayma" seçimlik hareketi de çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilecektir. İnternet üzerindeki bir web sitesinde kişisel verileri yayınlamak, birçok kişiye elektronik posta ile ya da telefondan kısa mesajla göndermek, yazılı ya da görsel medyada yayınlamak gibi... Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde "yaymak"; "birçok kimseye duyurmak, çevreye dağılmasına sebep olmak" olarak açıklanmıştır.
"Kişisel verilerin ele geçirilmesi" seçimlik hareketi ise; kişisel verilerin kayıtlı olduğu belgelerin alınması ya da kayıtlı olduğu bilişim sisteminden ele geçirilmesi vb... şekillerde gerçekleştirilebilecektir. Ele geçirme fiili, başkasının hakimiyeti altında bulunan bir kişisel verinin, failin hakimiyeti altına girmesi ile gerçekleşmiş olacaktır.
Bu suçta herhangi bir neticenin gerçekleşmesi aranmadığından maddede sayılan seçimlik hareketlerin yapılmasıyla suç oluşacaktır. Bu açıdan TCK'nun 136. maddesindeki "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" soyut tehlike suçudur." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017 tarihli, E. 2017/12-829, K. 2017/363 sayılı karar
Suçun soyut tehlike suçu olması, mağdurun ayrıca zarar görmesinin, aranmasının, rahatsız edilmesinin veya itibarının zedelenmesinin gerekmediği anlamına gelir. Verinin başkasına ulaşması, kamuya duyurulması ya da failin hâkimiyetine girmesiyle suç tamamlanır. Aşağıda her hareketi, Yargıtay'ın somut olaylardaki değerlendirmeleriyle birlikte ele alıyoruz.
“Verme”: veriyi belirli bir kişiye ulaştırmak
Verme hareketi, kişisel verinin belirli bir veya birkaç kişiye aktarılmasıdır; aktarımın sözlü, yazılı, elektronik veya belge teslimi yoluyla yapılması arasında fark yoktur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın cep telefonu numarasını rızası dışında bir başkasına veren sanık hakkında kurulan beraat hükmünü bozmuştur:
"Uyulmasına karar verilen bozma ilamında vurgulandığı üzere; dosya kapsamına ve tanık ...’ın beyanına göre; sanığın katılanın kişisel veri kapsamındaki cep telefonu numarasını rızası dışında tanık ...’a vermesi şeklinde sübut bulan eyleminin TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde beraate karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, (...) BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.06.2019 tarihli, E. 2019/4236, K. 2019/7463 sayılı karar (oybirliği)
Verme hareketinin en tipik görünümü, bir kurumda çalışan kişinin iş gereği eriştiği veriyi dışarıdaki birine aktarmasıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.01.2021 tarihli kararına konu olayda, eşinin kimlerle görüştüğünü öğrenmek isteyen sanık, kardeşiyle birlikte bir GSM bayisine giderek orada çalışan diğer sanıktan eşine ait hattın görüşme detaylarını almış ve bu kayıtları sonradan boşanma davasında delil olarak sunmuştu. Daire, kayıtları üçüncü kişiye veren sanığın eylemini şu şekilde değerlendirmiştir:
"3- Sanık ...’nin katılana ait haberleşme içeriklerini bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişi konumunda bulunan sanık ...’e vermesi eyleminin TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında kaldığına dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ise de, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nıın 136/1. madde ve fıkrasında belirlenen ceza miktarının bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına gerektirdiği gözetilmeden (...) sanık hakkında fazla ceza tayini," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.01.2021 tarihli, E. 2020/2131, K. 2021/28 sayılı karar (oybirliği)
Aynı kararda, kayıtları alıp boşanma davasında delil olarak sunan eşin durumu ise farklı değerlendirilmiş ve beraat etmesi gerektiği kabul edilmiştir; bu ayrımı aşağıda “hukuka aykırılık bilinci” başlığında ele alıyoruz. Kayıtları veren çalışanın bu veriye iş gereği meşru olarak erişebilmesi sonucu değiştirmez; Ceza Genel Kurulu'nun belirttiği gibi verme hareketinde verinin nasıl elde edildiği değil, verme eyleminin hukuka aykırı olup olmadığı önemlidir.
“Yayma”: veriyi belirsiz sayıda kişiye duyurmak
Yayma, verinin belirli bir kişiye değil, birçok kişiye ya da belirsiz sayıda kişiye ulaşmasına yol açan harekettir. Sosyal medya paylaşımları, WhatsApp veya Telegram gruplarına gönderim, internet sitelerinde ilan ve forum iletileri bunun güncel örnekleridir; ancak yayma yalnızca dijital ortamda gerçekleşmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın bir bakanlığa yazdığı ve T.C. kimlik numarasını içeren dilekçeyi kahvehanelerde dağıtan sanıklar hakkındaki beraat kararlarını bozmuştur:
"Dosya kapsamına göre; sanıkların, katılanın ... Belediyesi tarafından kendisine eşitlik ilkesine aykırı olarak idari para cezası verildiği gerekçesi ile İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne hitaben yazdığı ve içerisinde T.C. kimlik numarası yazılı dilekçesini ele geçirerek ... ilçesinde bulunan kahvehanelerde dağıtmaları şeklindeki eylemleri nedeniyle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetlerine karar vermek gerekirken, katılanın dilekçesinin kişisel veri olamayacağına ilişkin dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,
Kanuna aykırı olup, (...) BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.02.2019 tarihli, E. 2018/8065, K. 2019/1863 sayılı karar (oybirliği; belediye ve ilçe adı tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Yayma hareketinin konusu, kişiyi doğrudan tanımlayan bilgilerle sınırlı değildir; kişinin iletişim alışkanlıklarını ortaya koyan kayıtlar da bu kapsamdadır. Boşandığı eşinin telefon hattına ait HTS kayıtlarını internette yayımlayan sanık hakkında yerel mahkeme özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134/1) suçundan hüküm kurmuş; Yargıtay suç vasfının yanlış belirlendiğini tespit etmiştir:
"Dosya kapsamına ve ikrar içeren savunmaya göre; boşandığı eşi olan katılanın kullandığı GSM numarasına ait kullanım bilgilerini içeren HTS kayıtlarını katılanın rızası dışında internet üzerinden yayınlanmasına konu olayda; katılanın kim ile ne zaman, hangi sıklıkla, hangi süreyle görüştüğüne ilişkin görüşme dökümlerini içerir HTS raporları kişisel veri kapsamında olup, kişisel veri niteliğindeki HTS raporlarını hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olarak internet üzerinden yayınlayan sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu ve bu suçtan sorumlu tutularak cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm kurulması,
Hukuka aykırı olup, (...) oy birliğiyle BOZULMASINA, ceza miktarı açısından aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 25.03.2024 tarihli, E. 2021/2118, K. 2024/1408 sayılı karar
Bir kişi hakkında verilmiş mahkeme kararının sosyal medyada paylaşılması da yayma hareketine örnektir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından mahkûm olduğu davanın kısa kararını, “hak yerini bulmuştur” notuyla Facebook'ta paylaşan sanığın mahkûmiyetini onamıştır:
"Sanığın ... dosyasının kısa kararını paylaştığı, karar içeriğinde katılanın adı-soyadı, yargılandığı mahkemenin adı, esas numarasının bulunduğu, yine ... İcra Dairesi vasıtasıyla 100.000 TL bono ile icra takibi yapılmasına ilişkin bilgilerin yer aldığı ve kararın alt kısmına (...) yazdığı anlaşılmış olup, bu bilgiler kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilgi mahiyetinde bulunması nedeniyle kişisel veri olarak kabul edilen ve bahse konu verileri paylaşan sanığa ilişkin TCK 136. maddesinde yaptırım altına alınan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun sübuta erdiğine dair mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiş olup Tebliğnamedeki bozma içeren görüşe iştirak edilememiştir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 10.12.2024 tarihli, E. 2021/7695, K. 2024/7333 sayılı karar (oybirliği; mahkeme ve icra dairesi bilgileri ile paylaşım metni tarafımızca gizlenmiştir)
Bu karar, “paylaştığım bilgi doğru ve bir mahkeme kararına dayanıyor” savunmasının m. 136 bakımından tek başına yeterli olmadığını gösterir. Duruşmalar kural olarak açık olsa da, bir bireyin yargılandığı dosyanın ve kişisel bilgilerinin kişisel bir sosyal medya hesabından yayılması bu dosyada m. 136 kapsamında görülmüştür.
“Ele geçirme”: verinin failin hâkimiyetine girmesi
Ele geçirme, verme ve yaymadan farklı olarak verinin başkasına aktarılmasını değil, failin kendisinin veri üzerinde hâkimiyet kurmasını ifade eder. Ceza Genel Kurulu 21.06.2023 tarihli kararında bu hareketin kapsamını, doktrindeki tartışmaları da aktararak ayrıntılı biçimde açıklamıştır:
"Kişisel verilerin ele geçirilmesi seçimlik hareketi ise kişisel verilerin kayıtlı olduğu belgelerin alınması ya da kayıtlı olduğu bilişim sisteminden ele geçirilmesi gibi şekillerde gerçekleştirilebilecektir. (...) Ele geçirme fiili, başkasının hâkimiyeti altında bulunan bir kişisel verinin, failin hâkimiyeti altına girmesi ile gerçekleşmiş olacaktır. Görüldüğü üzere ele geçirmek seçimlik hareketinde, önceki iki seçimlik hareketten farklı olarak fail tarafından bir başkasına kişisel veri aktarımı söz konusu değildir.
Kişisel verilerin ele geçirilmesi, bir başkasına ait kişisel veriler üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmamasına rağmen, bu kişisel verilerin üzerinde tasarruf edilebilecek şekilde edinilmesi anlamını taşır. (Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme, Yayma veya Ele Geçirme Suçu; Hasan Sınar, Kişisel Verileri Koruma Dergisi, Cilt 2, sayı 1, 2020, s. 47).
Ele geçirme hareketi, diğer seçimlik hareketlerde olduğu gibi, birçok değişik şekilde gerçekleştirilebilir. Kişisel verilerin yazılı olduğu belgenin veya kayıtlı olduğu CD, USB, hafıza kartı vb. cismani materyallerin fiilen bir yerden alınması veya kişisel verinin kayıtlı olduğu bilişim sistemine ulaşılarak sistemdeki verilerin kopyalanması veya başka bir ortama gönderilmesi hâlinde, ele geçirme hareketinden söz edilecektir. Ele geçirmenin mutlaka fizikî bir nitelik taşıması da gerekli değildir. Örneğin, inşaat şirketinin müşteri portföyündeki kişilerin kimlik ve iletişim bilgilerinin, açık bırakılan şirket bilgisayarından okunarak öğrenilmesi de ele geçirme kapsamındadır (Sınar, s. 47).
Kişisel verilerin ele geçirilmesi seçimlik hareketi özelinde doktrinde tartışmalı olan bir husus da kişisel verilerin ele geçirilmesi fiilinden, yalnızca öğrenmenin ele geçirmek anlamına gelip gelmeyeceğidir. Bazı yazarlara göre, yalnızca öğrenme eylemi, ele geçirme olarak kabul edilemez ayrıca öğrenilen verinin bir yere kaydedilmesi de gerekmektedir (Dülger, s. 353). Ancak bu görüş TCK’nın 135. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ayrıca düzenlenmiş olduğundan yerinde değildir. (...)" — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2023 tarihli, E. 2021/384, K. 2023/367 sayılı karar
Görüldüğü gibi Ceza Genel Kurulu, verinin bir yere kaydedilmesini ele geçirmenin zorunlu koşulu saymayan görüşe yakın durmuştur. Buna karşılık Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2025 tarihli kararında maddenin gerekçesinden hareketle verinin kaydedilmiş hâliyle ele geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır:
"5237 sayılı Kanunun 136/1. maddesinin, “Bu madde hükmü ile hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkalarına vermek, yaymak veya ele geçirmek, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.” şeklindeki gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, kişisel verilerin, “verildiği”, “yayıldığı” veya “ele geçirildiği”nin kabul edilebilmesi için, kişisel verilerin kaydedilmiş halde bulunması, kaydedilmiş haliyle başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekir.
Bu noktada belirtmek gerekir ki, kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş haliyle başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi, böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet, kişisel verileri “ele geçirme” kapsamında değerlendirilebilir." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.09.2025 tarihli, E. 2023/3439, K. 2025/6519 sayılı karar (oybirliği)
İki yaklaşımı birlikte okuduğumuzda şu pratik sonuca ulaşılabilir: Başkasının telefonundaki fotoğrafları kendi cihazına göndermek, rehberdeki numaraları kopyalamak, bir belgeyi fotoğraflamak veya bir kurum sisteminden sorgu sonucunu indirip saklamak ele geçirme hareketinin açık örnekleridir. Veriye yalnızca bakılması, gözle görülmesi veya hafızada tutulması ise sınır bölgesidir; bu durumlarda sonucu, somut olayın diğer olguları belirler. Bu sınır bölgesinin en önemli örneği, kurum sistemlerinde yapılan “yetkisiz sorgu”dur.
Kurum sisteminden sorgu yapmak: suç mu, disiplin mi?
Nüfus, adres, emniyet, sağlık veya banka sistemlerine erişim yetkisi bulunan görevlilerin iş dışı amaçlarla sorgu yapması, uygulamada çok sık karşılaşılan bir sorundur. Ceza Genel Kurulu'nun 2023 tarihli kararına konu olayda, gümrük idaresinde memur olarak çalışan sanık, kurumunun kendisine verdiği şifreyle Kimlik Paylaşım Sistemi'ne (KPS) girerek dönemin İçişleri Bakanının kimlik ve adres bilgilerini sorgulamıştı. Sanık, katılanın hemşehrisi olup olmadığını merak ettiğini, bilgileri hiçbir yere kaydetmediğini ve kimseye vermediğini savunmuştu. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın verilerini okumanın suçun unsurlarını oluşturduğunu belirterek beraat kararını oy çokluğuyla bozmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu şu sonuca varmıştır:
"Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine baktığının tespit edildiği olayda; sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir.
(...)
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 578-5427 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanığın eyleminin suç teşkil etmemesi nedeniyle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 939-28 sayılı beraat hükmünün ONANMASINA, (...) 07.06.2023 tarihli müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamaması üzerine 21.06.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğu ile karar verildi." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2023 tarihli, E. 2021/384, K. 2023/367 sayılı karar
Bu kararın kapsamı dikkatle belirlenmelidir. Ceza Genel Kurulu “sorgu yapmak hiçbir zaman suç değildir” dememiş; birden fazla olguyu birlikte değerlendirmiştir: Sorgu yetkisinin kurumca verilmiş olması, sisteme girmek için özel çaba harcanmaması, katılanın kamuya mal olmuş bir kişi olması, bilgilerin yalnızca okunup paylaşılmaması, hukuka aykırı bir amaç bulunmaması ve verinin kapsamı. Karar ilk müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ikinci müzakerede ve oy çokluğuyla verilmiş; bir üye ayrıntılı bir karşı oy yazısı kaleme almış, dokuz üye de eylemin suç oluşturduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Ayrıntılı karşı oyda, sanığın bilişim sistemlerini kullanmada ehil ve tecrübeli bir memur olduğu, bu nedenle erişimin hukuka aykırılığını bilebilecek durumda bulunduğu ve merak saikinin genel kastla işlenen bu suçta önem taşımadığı vurgulanmıştır.
Sorgunun bir başkası adına ve bir başkasına aktarılmak üzere yapıldığı olaylarda ise sonuç farklıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, POL-NET sistemine erişimi bulunan bir sanığın arkadaşının ricasıyla bu sistemden katılanın kişisel verilerini sorguladığı olayda, bölge adliye mahkemesinin iki sanık hakkında kurduğu mahkûmiyet hükmünü, yalnızca vekâlet ücreti yönünden düzelterek onamıştır:
"Bölge Adliye Mahkemesince, Sanık ...'in arkadaşı olan diğer sanığın ricası ve yönlendirmesi ile POL-NET sisteminden katılanın kişisel verilerini sorguladığını, diğer sanık ... ise, katılanın isim ve vatandaşlık numarasını vererek diğer sanıktan araştırma yapmasını istediğini tevilli olarak ikrar ettikleri cihetle İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanıkların verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
(...) eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, (...) hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 26.02.2025 tarihli, E. 2022/6728, K. 2025/2117 sayılı karar (sanıklar TCK m. 136/1 ve 137/1-b uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası almıştır)
| Ölçüt | CGK 21.06.2023 (E. 2021/384, K. 2023/367) | 12. CD 26.02.2025 (E. 2022/6728, K. 2025/2117) |
|---|---|---|
| Sorgunun amacı | Kişisel merak (hemşehrilik) | Bir arkadaşın ricası ve yönlendirmesi |
| Verinin akıbeti | Yalnızca okundu; kaydedilmedi, kimseyle paylaşılmadı | Katılanın bilgileri sorguyu isteyen kişi için araştırıldı |
| Fail sayısı | Tek fail | Sorguyu yapan görevli ve isteyen arkadaş |
| Sonuç | Suç oluşmadı; disiplin konusu (oy çokluğu) | TCK m. 136/1 ve 137/1-b uyarınca mahkûmiyet onandı |
Uygulama açısından çıkarılacak ders açıktır: Bir sistemde yetkili olmak, o sistemdeki verilere görev dışı amaçla erişmeyi hukuka uygun hâle getirmez. Sorgu sonucunun başkasına aktarılması, başkası adına sorgu yapılması, verilerin kaydedilmesi veya kullanılması hâllerinde m. 136 ve m. 137 gündeme gelir; Ceza Genel Kurulu'nun 2023 kararı ise istisnai olgulara dayanan, oy çokluğuyla verilmiş bir karardır ve her “merak” savunmasını kapsamaz.
Manevi Unsur: Genel Kast Yeterli, Saik Önemsiz
TCK m. 136 yalnızca kasten işlenebilir. Kanunda suçun taksirli hâli öngörülmediğinden, örneğin bir belgeyi yanlışlıkla başka bir kişiye e-postayla göndermek ya da bir dosyayı dikkatsizlikle ortak bir klasörde bırakmak bu suçu oluşturmaz (bu tür durumlar KVKK kapsamında veri güvenliği yükümlülüğü yönünden ayrıca değerlendirilebilir). Kastın kapsamını Ceza Genel Kurulu şöyle belirlemiştir:
"Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Buna göre, failin mağdura ait kişisel verileri bir başkasına verdiğini, yaydığını veya ele geçirdiğini bilerek ve isteyerek hareket etmiş olması, suçun oluşması için yeterlidir. Kanun’da suçun işlenmesi esnasında herhangi bir saik, amaç veya maksatla hareket edilmiş olması aranmadığı için, bu suç genel kast ile işlenebilen bir suçtur, ayrıca bir özel kastın varlığı aranmaz." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2023 tarihli, E. 2021/384, K. 2023/367 sayılı karar
Saikin önemsiz olmasının uygulamadaki en açık yansıması, “amacım veri yaymak değildi” savunmasının sınırlı etkisidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, aralarında husumet bulunan katılanın kendisi hakkında yaptığı şikâyet dilekçesini ve bu şikâyet üzerine verilen takipsizlik kararını, katılanın T.C. kimlik numarası görünür biçimde Facebook'ta paylaşan sanık hakkında ilk derece mahkemesinin, paylaşımın amacının çevreyi bilgilendirmek ve aklandığını göstermek olduğu gerekçesiyle verdiği beraat kararını kaldıran istinaf hükmünü onamıştır:
"II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, kendisine yapılan haksızlığı, kötü niyetli davranışı kapalı grup üyelerine göstermek amacıyla yaptığına, amacının kişisel verileri yaymak olmadığına ilişkindir.
(...)
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan duruşmalı yapılan inceleme sonunda; diyabetli çocuklar hakkında çalışma yaptığı katılan ile yaşadıkları anlaşmazlık nedeniyle katılanın hakkında yaptığı şikayet dilekçesini kişisel verisi olan T.C. Kimlik numarası gözükecek şekilde yayınlaması nedeniyle atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
(...) Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.12.2024 tarihli, E. 2022/1511, K. 2024/7579 sayılı karar (sanık 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, ceza ertelenmiştir)
Bu karar, özellikle sosyal medyada “haklılığını kanıtlamak” için karşı tarafın dilekçesini, ihtarnamesini, sözleşmesini veya mahkeme evrakını paylaşan kişiler için önemli bir uyarıdır: Paylaşılan belge doğru olsa, paylaşımın amacı kendini savunmak olsa ve paylaşım kapalı bir grupta yapılsa bile, belgede yer alan kimlik numarası gibi veriler karartılmadan yayımlanması m. 136'yı oluşturabilir. Güvenli yol, belge paylaşılacaksa karşı tarafa ait tüm kişisel verilerin önceden gizlenmesidir.
Hukuka aykırılık bilinci ve haksızlık yanılgısı
Kastın varlığı, failin eylemin hukuka aykırılığını bilmesini de kapsar. Yargıtay, yukarıda aktardığımız tanımında “sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun” ayrıca tespit edilmesini istemektedir. Failin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü istisnai durumlar ise TCK m. 30/4 kapsamında değerlendirilir:
Hata – TCK m. 30/4
Madde 30 – (...)
(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Yargıtay'ın hukuka aykırılık bilinci konusundaki iki kararı, sınırın nereden geçtiğini göstermesi bakımından birlikte okunmalıdır. İlk karar, GSM bayisinden eşinin görüşme kayıtlarını alan ve bunları yalnızca eşine karşı açtığı boşanma davasında delil olarak sunan sanığa ilişkindir:
"1- Katılanın tarafı olduğu haberleşme sürecinin taraflarını ve zamanını gösteren bilgileri üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanık ...’in, katılan ile arasındaki davada iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gözetilerek sanık hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.01.2021 tarihli, E. 2020/2131, K. 2021/28 sayılı karar (oybirliği)
İkinci karar ise ters yönde bir sonuca ulaşmıştır. İş arkadaşları olan katılanların kendi sosyal medya hesaplarında paylaştıkları ortak fotoğrafı alıp üzerine yorum ekleyerek kendi hesabından paylaşan sanık hakkında ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş; bölge adliye mahkemesi ise sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediğini kabul ederek beraat kararı vermişti. Yargıtay bu beraati bozmuştur:
"Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; sanığın katılanların görüntüsünü içeren fotoğrafı katılanın sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımdan alarak kendi sosyal medya hesabından katılanların bilgisi ve rızası dışında üçüncü kişilerin görebileceği şekilde paylaşması eylemi ile sanık hakkında zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, (...) Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.09.2025 tarihli, E. 2023/3439, K. 2025/6519 sayılı karar (oybirliği)
İki kararı ayıran ölçüt, verinin kimlere ve hangi bağlamda ulaştırıldığıdır. Birinci olayda kayıtlar yalnızca uyuşmazlığı çözecek mahkemeye, iddianın ispatı için sunulmuş; üçüncü kişilerle paylaşılmamıştır. İkinci olayda ise fotoğraf, katılanların kontrolü dışında, belirsiz sayıda kişinin görebileceği bir ortamda ve yorum eklenerek yeniden yayımlanmıştır. Sosyal medyada başkasına ait bir fotoğrafın paylaşılmasının olağan bir davranış olduğu düşüncesi, Yargıtay'a göre hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldırmaz.
Hukuka Uygunluk Nedenleri: Kanun Hükmü, Hakkın Kullanılması ve Rıza
TCK m. 136'daki “hukuka aykırı olarak” ibaresi, hukuka uygunluk nedenlerinin bu suçta özel bir önem taşıdığını gösterir. Uygulamada en sık tartışılan iki hukuka uygunluk nedeni şunlardır:
Kanunun hükmü; hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası – TCK m. 24/1 ve m. 26
Madde 24 – (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(...)
Madde 26 – (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
- Kanun hükmünü yerine getirme: Bir kurumun, savcılık veya mahkeme yazısı üzerine kanuni yetki çerçevesinde abone, hesap veya kimlik bilgilerini bildirmesi; bir işverenin çalışanına ilişkin bilgileri mevzuat gereği ilgili kuruma iletmesi gibi durumlarda verme hareketi hukuka uygundur. Ancak yetkinin sınırı aşılırsa — örneğin istenenden fazla veri gönderilirse ya da veri, veriliş amacı dışında kullanılırsa — hukuka uygunluk sona erer.
- Hakkın kullanılması (iddia ve savunma hakkı): Bir davada iddiayı ispat veya savunma için karşı tarafa ait bir belgenin ya da kaydın mahkemeye sunulması, Yargıtay tarafından kural olarak hukuka aykırılık bilinciyle hareket edilmediği şeklinde değerlendirilmektedir (12. CD 11.01.2021). Aynı belgenin mahkeme dışında, sosyal medyada veya iş çevresinde yayılması ise bu korumadan yararlanmaz (12. CD 16.12.2024).
- Haber verme hakkı: Basın ve yayın organlarının kamu yararı taşıyan, güncel ve gerçeğe uygun bir haberi verirken kişisel verilere yer vermesi, haber verme hakkının sınırları içinde kaldığı ölçüde hukuka uygun olabilir. Haberle bağlantısı olmayan kimlik numarası, açık adres veya iletişim bilgisi gibi verilerin yayımlanması ise bu sınırı aşabilir.
- İlgilinin rızası: Kişisel veriler, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği değerlerdendir; bu nedenle veri sahibinin açıkça verdiği rıza, rızanın kapsamıyla sınırlı olarak eylemi hukuka uygun kılar. Fotoğrafını bir arkadaşına göndermiş olmak, o arkadaşa fotoğrafı sosyal medyada yayma rızası vermek anlamına gelmez. Yargıtay'ın 24.12.2024 ve 16.09.2025 tarihli kararlarında da vurgulandığı üzere, kişinin fotoğrafını kendi hesabında herkese açık paylaşması, üçüncü kişilere o fotoğrafı rızası dışında yayma hakkı tanımaz.
Suçun Özel Görünüş Biçimleri: Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Teşebbüs
Seçimlik hareketlerin icra hareketlerine bölünebildiği durumlarda suça teşebbüs mümkündür. Örneğin kişisel verileri içeren bir dosyayı almak için arşive giren ancak dosyayı alamadan yakalanan kişi, ya da bir mesajlaşma grubuna başkasının kimlik fotokopisini göndermek üzereyken gönderimi teknik bir engel nedeniyle tamamlanamayan kişi bakımından teşebbüs hükümleri (TCK m. 35) gündeme gelebilir. Verinin karşı tarafa ulaştığı, yayımlandığı veya failin hâkimiyetine girdiği anda ise suç tamamlanmış olur.
İştirak: sorguyu isteyen ile yapan birlikte sorumludur
Suça iştirakin her türü (müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme) mümkündür. Uygulamada en sık görülen tablo, bir kurum çalışanının dışarıdan birinin isteği üzerine veri sorgulaması veya vermesidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yukarıda aktardığımız 26.02.2025 tarihli kararında, katılanın adını ve T.C. kimlik numarasını vererek sorgu yapılmasını isteyen sanık ile sorguyu yapan sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasını onamıştır. Müşterek faillik kabul edildiğinde uygulanacak hüküm şudur:
Faillik – TCK m. 37/1
Madde 37 – (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
Ancak iştirak, varsayımla kurulamaz. Sahte Facebook hesaplarıyla mağdurun fotoğraflarının ve telefon numarasının yayımlandığı bir olayda, hesapları açan sanığın o dönemki nişanlısı da müşterek fail olarak cezalandırılmıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, nişanlının iştirakine ilişkin kesin delil bulunmadığını belirterek bu hükmü bozmuş; aynı kararda zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması gerektiğine işaret etmiştir:
"(...) mağdur ...’nin 28 Ağustos 2013 tarihinde kendisi hakkında şikayetçi olmasından dolayı ona husumet besleyen sanık ...’in, mağdura ait facebook hesabındaki mağdurun kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını kullanarak 30 Haziran 2014 tarihinde “...” isimli sahte facebook hesabı açtığı, mağdurun bu nedenle 02 Eylül 2014 tarihinde ayrıca şikayetçi olmasının ardından da mağdurun adını ve soyadını taşıyan facebook hesabı üzerinden 2014 yılı Eylül ayı itibariyle paylaşımlarına devam ettiği, ancak, 2014 yılı Ağustos ayında sanık ... ile evlenmekten vazgeçtiği ve ondan ayrıldığı anlaşılan diğer sanık ...’nin, kesin olarak belirlenememekle birlikte sanık ... ile fiili birlikteliklerinin sona erdiği tarihlerde başlayıp, ondan tamamen ayrıldığı 2014 yılı Eylül ayının sonlarına kadar devam eden sanık ...’in eylemlerine iştirak ettiğine dair, savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ...’nin üzerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, (...)
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müşterek fail olarak suçu işledikleri kabul edilmesine rağmen TCK’nın 37/1. madde ve fıkrasının uygulama maddesi olarak gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
b) Mağdurun kişisel veri niteliğindeki fotoğrafları ile mağdurun kullanımındaki cep telefonu numarasının, farklı facebook hesapları üzerinden bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda yayımlanması nedeniyle zincirleme suç koşullarının oluştuğu ve sanıklar hakkında hükmedilen temel cezalarda TCK'nın 43/1. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümler kurularak sanıklara eksik ceza hükmolunması," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18.12.2019 tarihli, E. 2019/100, K. 2019/11960 sayılı karar (oybirliği; hesap adı ve kişi adları gizlenmiştir)
Kararın dikkat çekici yönü, Yargıtay'ın hesapları açan sanığın mağdura karşı önceden beslediği husumeti ve hesaplarda paylaşılan bilgilere nişanlısının yardımı olmadan da ulaşabileceğini tespit ederek, nişanlının sorumluluğu için ayrıca somut delil aramasıdır. Aynı hesabı kullanan ya da aynı çevrede bulunan herkesin otomatik olarak müşterek fail sayılamayacağı, bu kararın en önemli mesajıdır.
Zincirleme suç: aynı mağdur, farklı zamanlar ya da tek paylaşım, birden fazla mağdur
Sahte hesap ve sosyal medya dosyalarında paylaşımlar çoğu zaman günler veya haftalar boyunca sürer; bazen de tek bir paylaşımda birden fazla kişinin verisi yer alır. Bu durumların hangi içtima kuralına bağlanacağı, cezanın miktarını doğrudan etkiler:
Zincirleme suç – TCK m. 43
Madde 43 – (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, eski kız arkadaşı adına sahte hesap açıp bu hesapta onun fotoğraflarını ve babasının telefon numarasını farklı zamanlarda yayımlayan sanık hakkında, eylemin iki mağdura karşı “tek fiille” işlendiği kabul edilerek m. 43/2 uygulanmasını bozma nedeni yapmıştır:
"1- Sanık ...’ün, mağdur ... ile aralarındaki arkadaşlık ilişkisi sona erdikten sonra, mağdur ...’nin adını ve soyadını taşıyan sahte facebook hesabı açıp, bu hesap üzerinden, mağdur ...’nin günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resimlerini ve adı geçen mağdurun babası olan diğer mağdur ...’ın aktif kullanımında olan cep telefonu numarasını farklı zamanlarda yayımlaması eylemlerinden dolayı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mağdur sayısınca iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, aynı suçun mağdurlara karşı tek bir fiille işlendiğine ve TCK’nın 43/2. madde ve fıkrasının koşullarının oluştuğuna dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında TCK’nın 136/1. madde ve fıkrası uyarınca tek bir mahkumiyet hükmü kurulması,
(...)
c) İddianamede verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağdur sayısınca oluştuğu açıklanarak, sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması talep edilmediği halde, CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, sadece “Hakkınızda TCK'nın 136/1 düzenlemesi birlikteliğinde aynı yasanın 43 düzenlemesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındığı, ayrıca CMK'nın 195. maddesine göre tebliğe rağmen yapılacak duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verileceği tebliğ ve ihtar olunur.” biçimindeki meşruhatlı davetiyenin tebliğ edilmesi yeterli kabul edilerek, zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.09.2019 tarihli, E. 2018/8366, K. 2019/8625 sayılı karar (oybirliği; ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmuştur)
Buna karşılık iki kişinin birlikte göründüğü tek bir fotoğrafın tek bir paylaşımla yayılması, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesidir ve m. 43/2 uygulanır; Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.12.2024 ve 16.09.2025 tarihli kararlarında bu olaylar için “zincirleme şekilde” mahkûmiyet kurulması gerektiği belirtilmiştir.
| Olay | Uygulanacak kural | Dayanak karar |
|---|---|---|
| Aynı kişinin fotoğrafları ve telefon numarası, aynı suç işleme kararıyla farklı hesaplardan değişik zamanlarda yayımlanıyor | TCK m. 43/1 — tek ceza, 1/4–3/4 artırım | 12. CD 18.12.2019, E. 2019/100, K. 2019/11960 |
| İki kişinin birlikte göründüğü tek bir fotoğraf, tek paylaşımla yayılıyor | TCK m. 43/2 — tek ceza, 1/4–3/4 artırım | 12. CD 16.09.2025, E. 2023/3439, K. 2025/6519; 12. CD 24.12.2024, E. 2022/4834, K. 2024/8047 |
| Bir kişinin fotoğrafları ve başka bir kişinin (babasının) telefon numarası farklı zamanlarda yayımlanıyor | Mağdur sayısınca ayrı cezalar | 12. CD 11.09.2019, E. 2018/8366, K. 2019/8625 |
| Aynı paylaşım hem veri yayma hem hakaret niteliğinde | TCK m. 44 fikri içtima — en ağır ceza (m. 136) | CGK 17.06.2014, E. 2012/1510, K. 2014/331 |
Savunma açısından 11.09.2019 tarihli kararın (c) bendi ayrıca önemlidir: İddianamede zincirleme suç talep edilmemişse, m. 43'ün uygulanabilmesi için sanığa CMK m. 226 uyarınca usulüne uygun ek savunma hakkı tanınması gerekir; yalnızca meşruhatlı davetiye tebliği bu hakkı karşılamaz.
Fikri içtima: veri yayma ile hakaretin birleştiği olaylar
Kişisel verilerin yayıldığı paylaşım aynı zamanda mağdurun onur ve saygınlığını zedeleyen ifadeler içeriyorsa, iki ayrı suç tek bir fiille işlenmiş olabilir. Bu durumda uygulanacak kural şudur:
Fikri içtima – TCK m. 44
Madde 44 – (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Bu konudaki kilit karar, bir yerel gazetenin genel yayın yönetmeninin, gazetede köşe yazarlığı yapan katılanın gazetede kullanılan fotoğrafını, rızası olmadan bir arkadaşlık sitesine “erkek arkadaş arıyor” açıklamasıyla koymasına ilişkin Ceza Genel Kurulu kararıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı eylemin yalnızca basın yoluyla hakaret olduğunu savunmuş; Ceza Genel Kurulu çoğunluğu ise şu sonuca varmıştır:
"TCK'nun 135 ve 136. maddelerindeki kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerde sadece sır niteliğinde kişisel verilerin korunacağına ilişkin bir hükmün bulunmaması ve aksine 135. maddenin gerekçesinde gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi fiillerinin kanunun 136. maddesindeki suçu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu kapsamda somut olayda, sanığın genel yayın yönetmenliğini yaptığı gazetede köşe yazarı olarak çalışan katılanın yazdığı köşesinde kullanılan fotoğrafın, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sanık tarafından internetteki özel bir arkadaşlık sitesine kimlik, adres ve telefon bilgileri verilmeksizin ve erkek arkadaşı aradığı açıklamasıyla konulması eylemi, TCK'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturmaktadır.
Bununla birlikte sanığın eylemi, aynı zamanda katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olması nedeniyle TCK'nun 125. maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası uyarınca alenen hakaret suçunu da oluşturmaktadır.
Bu nedenle hukuki anlamda tek fiil sayılması gereken eylem ile hem TCK'nun 136. maddesinde düzenlenen kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçu, hem de aynı kanunun 125/1-4 maddesinde düzenlenen alenen hakaret suçu oluştuğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 44. maddesindeki farklı nev’iden fikri içtima hükümlerinin uygulanması ve oluşan suçlardan en ağır cezayı gerektiren kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçundan sanığa ceza tayin edilmesi gerekmektedir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2014 tarihli, E. 2012/1510, K. 2014/331 sayılı karar (esasa ilişkin kısım oyçokluğuyla)
Kararda karşı oy yazan üyeler, herkese açık bir fotoğrafın başka bir sitede yayımlanmasının kişisel verileri yayma suçunu oluşturmayacağını, eylemin yalnızca hakaret olduğunu savunmuştur. Çoğunluk bu görüşü kabul etmemiştir; ancak karşı oy gerekçeleri, önemsiz nitelikteki paylaşımlarda savunmanın başvurabileceği bir argüman kaynağı olmayı sürdürmektedir. Hakaret içeren paylaşımlar ile veri yayan paylaşımlar farklı zamanlarda ve ayrı fiillerle yapılmışsa, fikri içtima değil gerçek içtima söz konusu olur ve her suçtan ayrı ceza verilir.
TCK 136, 134 ve 135 Ayrımı: Sahte Hesap Açmak Hangi Suçtur?
Kişisel veri ve özel hayat suçlarında iddianameler çoğu zaman farklı maddelere dayanır: Aynı olay kimi dosyada özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), kimisinde kişisel verilerin kaydedilmesi (m. 135), kimisinde ise verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (m. 136) olarak nitelendirilir. Bu ayrım teorik değildir; şikâyet şartı, şikâyetten vazgeçmenin sonucu, uzlaştırma ve ceza miktarı doğrudan hangi maddenin uygulanacağına bağlıdır. Önce üç hükmü ve şikâyet rejimini birlikte görelim:
Özel hayatın gizliliğini ihlal – TCK m. 134
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi – TCK m. 135
Madde 135- (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Şikayet – TCK m. 139
Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Bu tabloya göre m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlıdır; m. 135 ve m. 136 ise re'sen soruşturulur. Ayrımın ölçütü paylaşılan içeriğin niteliğidir: Kişinin başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin görüntü veya seslerin ifşası m. 134/2'yi; özel yaşam alanına ilişkin olmayan, ancak kişiyi belirleyen fotoğraf, ad-soyad, telefon numarası, HTS kaydı gibi verilerin paylaşılması m. 136'yı oluşturur. Verinin başkasına aktarılmadan yalnızca bir listeye, dosyaya veya sisteme işlenmesi ise m. 135'in konusudur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.02.2026 tarihli kararı, bu ayrımın en güncel ve en net örneğidir. Olayda, katılanla bir süre birliktelik yaşayan sanık, ayrılıktan sonra katılanın fotoğraflarını kullanarak Instagram'da sahte hesaplar açmıştı. İstinaf mahkemesi eylemi m. 134 olarak nitelendirip katılanın şikâyetten vazgeçmesi üzerine davayı düşürmüş; Yargıtay bu kararı bozmuştur:
"Sanığın kovuşturma aşamasında ikrar içeren savunmasında da belirttiği üzere katılanın fotoğraflarını kullanarak sahte hesaplar açtığı, bu hesaplardan katılanın özel hayatına ilişkin görüntüler paylaştığı, paylaştığı görüntülerin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusu olacağı ancak iddianame anlatımında da yer alan katılanın fotoğraflarını kullanarak sahte hesap açma eyleminin katılanın kişisel verisi kapsamında olduğu, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle sanığın hukuka aykırı olarak katılanın rızası dışında sahte hesaplar açarak profil resmi yapması eyleminin Dairemiz yerleşik içtihatları gereği 5237 sayılı Kanunun 136. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanun'un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan değerlendirme yapılarak düşme kararına hükmedilmesi,
Hukuka aykırı olup, (...) BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.02.2026 tarihli, E. 2023/5777, K. 2026/1737 sayılı karar (oybirliği)
Kararın en önemli sonucu şudur: Sahte hesabın profil resmi olarak mağdurun fotoğrafının kullanılması tek başına m. 136 suçunu oluşturur ve bu suç şikâyete bağlı olmadığından mağdurun sonradan şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Aynı hesaptan ayrıca özel yaşam alanına ilişkin görüntüler paylaşılmışsa, bunlar m. 134 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Aynı yaklaşım, sahte Facebook hesabına ilişkin 27.11.2023 tarihli kararda da görülmektedir:
"(1) numaralı bozma nedenine uyulması ve suça konu hesabın sanık tarafından açıldığının tespit edilmesi halinde suça konu resmin katılan tarafından daha önce internet ortamında yayınlandığına ilişkin beyan nedeniyle katılanın özel yaşam alanına ilişkin, herkes tarafından bilinmesini istemeyeceği resim olmadığı ancak katılanın kişisel verisi kapsamında olduğu, katılana ait diğer kişisel verilerle birlikte hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olarak rızası dışında yayınlanması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 136 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanun'un 134 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirme yapılaması hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.11.2023 tarihli, E. 2021/2552, K. 2023/5107 sayılı karar
Bir başka dosyada ise iddianame, sahte hesap açılmasını m. 135 (kaydetme), fotoğrafın paylaşılmasını m. 134/2 (ifşa) olarak ikiye bölmüştü. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 12.10.2022 tarihli kararında, düğünde çekilmiş, kıyafetli bir fotoğrafın özel yaşam alanına ilişkin olmadığını, mağdurun adı-soyadıyla açılan sahte hesapta paylaşılmasının “bir bütün halinde TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı”nı belirterek eylemin vasıf yönünden bölünmesini bozma nedeni yapmıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.10.2022, E. 2022/4512, K. 2022/6716). Yukarıda aktardığımız 25.03.2024 tarihli karar da, HTS kayıtlarının internette yayımlanmasını m. 134/1 değil m. 136/1 kapsamında görmüştür.
| Somut olgu | Değerlendirilecek hüküm | Şikâyet / uzlaştırma |
|---|---|---|
| Mağdurun fotoğrafı profil resmi yapılarak adına sahte hesap açılması | TCK m. 136/1 (12. CD 24.02.2026) | Şikâyete bağlı değil; uzlaştırma yok |
| Sahte hesapta veya bir sitede mağdurun telefon numarası, adresi veya e-postasının paylaşılması | TCK m. 136/1 (CGK 04.07.2017) | Şikâyete bağlı değil; uzlaştırma yok |
| Mağdurun daha önce herkese açık paylaştığı fotoğrafın başka hesapta izinsiz yayımlanması | TCK m. 136/1 (12. CD 24.12.2024; 12. CD 16.09.2025) | Şikâyete bağlı değil; uzlaştırma yok |
| Eski eşin HTS (görüşme dökümü) kayıtlarının internette yayımlanması | TCK m. 136/1 (12. CD 25.03.2024) | Şikâyete bağlı değil; uzlaştırma yok |
| Özel yaşam alanına ilişkin görüntü veya seslerin (mahrem fotoğraf, gizli çekim) ifşası | TCK m. 134/2 | Şikâyete bağlı (m. 139); uzlaştırma kapsamında (CMK m. 253/1-a) |
| Paylaşımla birlikte mağdurun onur ve saygınlığını rencide eden ibareler | m. 136 + m. 125 hakaret; tek fiilse fikri içtima (TCK m. 44) — CGK 17.06.2014 | En ağır ceza (m. 136) esas alınır |
| Mağdurun verilerinin bilgisi dışında bir listeye, dosyaya veya sisteme kaydedilmesi | TCK m. 135/1 | Şikâyete bağlı değil; uzlaştırma yok |
| Kişilerin kendi aralarındaki konuşmanın gizlice kaydedilip paylaşılması | TCK m. 133 | Şikâyete bağlı (m. 139) |
Sahte hesap dosyalarında suç vasfının yanında ikinci kritik soru, hesabı kimin açtığıdır. Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2017 tarihli kararında, arkadaşlık sitesindeki sahte profilin sanığın adına kayıtlı internet hattından açıldığını gösteren IP kaydı; site ve servis sağlayıcı yazıları, bilirkişi raporu ve taraflar arasındaki husumetle birlikte değerlendirilerek mahkûmiyet gerektiği kabul edilmiştir. Buna karşılık Yargıtay, IP kaydının tek başına yeterli olmadığı pek çok dosyada eksik araştırma gerekçesiyle hükümleri bozmaktadır. IP delilinin sınırlarını ve soruşturmada yapılması gerekenleri IP Numarası Tek Başına Faili Gösterir mi? başlıklı yazımızda; sosyal medya suçlarında şikâyet ve delil temini sürecini Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Suçlar ve Delil Temini başlıklı yazımızda; konuşmaların kayda alınmasını ise TCK m. 133 başlıklı yazımızda ayrıca ele aldık.
Nitelikli Hâller ve Cezayı Etkileyen Nedenler
Kamu görevlisi ve meslek sahibi: TCK m. 137
Suçun belirli kişiler tarafından ve belirli imkânlar kullanılarak işlenmesi, cezayı yarı oranında artırır:
Nitelikli haller – TCK m. 137
Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Örneğin bir kurumda görevli personelin, kurum sisteminden eriştiği bir vatandaşın adres ve telefon bilgisini üçüncü kişiye vermesi (m. 137/1-a) ya da bir telefon tamircisinin onarım için bırakılan cihazdaki fotoğrafları kopyalaması (m. 137/1-b) nitelikli hâl kapsamında değerlendirilebilir. Yukarıda aktardığımız POL-NET sorgusuna ilişkin 26.02.2025 tarihli kararda, bölge adliye mahkemesi sanıklar hakkında m. 136/1 ile birlikte m. 137/1-b'yi uygulamış ve 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiş; Yargıtay bu hükmü yalnızca vekâlet ücreti yönünden düzelterek onamıştır. Nitelikli hâlin bulunması, aşağıda göreceğimiz gibi dava zamanaşımını da sekiz yıldan on beş yıla çıkarır.
Cinsel suç mağdurlarının kayıtları: TCK m. 136/2 ve CMK m. 236
7188 sayılı Kanun'la eklenen m. 136/2, cinsel saldırı ve cinsel istismar mağdurlarının soruşturma evresinde kayda alınan beyan ve görüntülerini ayrıca korumaktadır:
Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi – CMK m. 236 (ilgili fıkralar)
(5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.
(6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda alınmasında mağdurun rızası aranır.
(7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler alınır.
Bu kayıtlar dosyada saklansa da, yargılama süreci içinde taraflar ve vekilleri iddia ve savunma hakkı çerçevesinde bunlara erişebilir. Kayda meşru yoldan ulaşmış olmak, onları başkasına vermeyi veya yaymayı hukuka uygun hâle getirmez: Ceza Genel Kurulu'nun vurguladığı gibi verme hareketinde verinin nasıl elde edildiği değil, verme eyleminin hukuka aykırı olup olmadığı önemlidir. Dolayısıyla dosyaya erişimi olan bir kişinin bu kayıtları paylaşması ya da bu kayıtlara hukuken ulaşma imkânı olmayan birinin onları ele geçirmesi, cezası bir kat artırılmış m. 136/2 suçunu oluşturur.
Haksız tahrik: aradan geçen süre belirleyicidir
Mağdurun önceki haksız bir davranışına tepki olarak veri paylaşan fail, haksız tahrik indiriminden yararlanmak isteyebilir:
Haksız tahrik – TCK m. 29
Madde 29 – (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Ancak tahrikin etkisinin, haksız fiil ile suç arasında geçen süreyle bağlantılı olarak değerlendirildiği unutulmamalıdır. Katılan hakkındaki mahkûmiyet kararını Facebook'ta paylaşan sanığa ilişkin yukarıdaki dosyada ilk derece mahkemesi haksız tahrik indirimi uygulamış; bölge adliye mahkemesi bu indirimi kaldırmış, Yargıtay da bu hükmü onamıştır. Kararda aktarılan istinaf gerekçesi şöyledir:
"(...) katılanın sanığa yönelik 2014 yılında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik iddiası ile açılan kamu davasında üç yıl sonra 2017 yılında katılanın mahkumiyetine dair verilen kararın sosyal medyada kişisel verilerini yayacak şekilde paylaşması katılanın eylemi ile paylaşım arasındaki geçen süreler dikkate alındığında sanık hakkında haksız tahrik indirim şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, aksi yöndeki yerel mahkeme kabulünün yerinde olmadığı değerlendirilmiş ilk derece mahkemesinin haksız tahrike ilişkin indirimi kaldırılarak sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir" — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 10.12.2024 tarihli, E. 2021/7695, K. 2024/7333 sayılı karar (istinaf gerekçesinin aktarıldığı bölüm; hüküm oybirliğiyle onanmıştır)
TCK m. 136 bakımından cezada indirim sağlayan etkin pişmanlık gibi özel bir hüküm öngörülmemiştir. Failin paylaşımı kısa sürede kaldırması, mağdurdan özür dilemesi veya zararı gidermesi, ancak takdiri indirim (TCK m. 62) ve alt sınıra yakın ceza belirlenmesi bakımından dikkate alınabilir.
Kovuşturma, Görevli Mahkeme, Ceza ve Zamanaşımı
TCK m. 136/1'deki suçun cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Suç şikâyete bağlı olmadığından Cumhuriyet başsavcılığınca re'sen soruşturulur; ihbar, basına yansıyan bir haber veya başka bir dosyada ortaya çıkan bir olgu da soruşturmayı başlatabilir. Uzlaştırma kapsamında olmadığından (CMK m. 253) taraflar arasında uzlaşma ile dosya kapatılamaz. Cezanın üst sınırı nitelikli hâllerde dahi on yılı aşmadığından davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Dava zamanaşımı bakımından belirleyici hüküm TCK m. 66'dır:
Dava zamanaşımı – TCK m. 66 (ilgili fıkralar)
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
(...)
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(...)
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
Buna göre temel hâlde (üst sınır dört yıl) zamanaşımı sekiz yıldır. Nitelikli hâlde üst sınır altı yıla, m. 136/2 hâlinde sekiz yıla çıktığından, m. 66/3 uyarınca zamanaşımı on beş yıl olur. Suç şikâyete bağlı olmadığından altı aylık şikâyet süresi (TCK m. 73) uygulanmaz. Alt sınırdan belirlenen iki yıl hapis cezası, kanuni koşulları bulunduğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231) veya cezanın ertelenmesine (TCK m. 51) konu olabilir; yukarıda aktardığımız 16.12.2024 ve 10.12.2024 tarihli kararlarda da hükmedilen hapis cezaları ertelenmiştir.
| Hüküm | Fiil | Ceza | Dava zamanaşımı | Şikâyet |
|---|---|---|---|---|
| TCK m. 136/1 | Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma, ele geçirme | 2–4 yıl hapis | 8 yıl | Aranmaz |
| TCK m. 136/2 | Konunun CMK m. 236/5-6 kayıtları olması | Ceza bir kat artırılır | 15 yıl | Aranmaz |
| TCK m. 137 | Kamu görevlisi veya meslek/sanat kolaylığıyla işleme | Ceza yarı oranında artırılır | 15 yıl (m. 136 bakımından) | Aranmaz |
| TCK m. 135/1 | Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme | 1–3 yıl hapis | 8 yıl | Aranmaz |
| TCK m. 134/1 | Özel hayatın gizliliğini ihlal | 1–3 yıl hapis; görüntü veya ses kaydıyla ihlalde bir kat artırılır | 8 yıl (kayıtla ihlalde 15 yıl) | Gerekir |
| TCK m. 134/2 | Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri ifşa | 2–5 yıl hapis | 8 yıl | Gerekir |
Ceza yolunun yanında, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi hukuk mahkemesinde saldırının durdurulmasını ve manevi tazminat ödenmesini de talep edebilir (TMK m. 24–25, TBK m. 58). Ceza dosyasında failin ve eylemin kesin olarak tespit edilmesi, tazminat davasında da en güçlü delil hâline gelir.
Kişisel Verileriniz Paylaşıldıysa: Mağdur İçin 9 Adımlık Kontrol Listesi
- Paylaşımı kimliklendirin. İçeriğin tam bağlantısını (URL), paylaşan hesabın kullanıcı adını ve mümkünse değişmeyen hesap kimliğini (ID), mesajlaşma grubunun adını ve paylaşım tarih-saatini not edin.
- Delili içerik kaldırılmadan sabitleyin. Paylaşımın tarih-saatli ekran görüntülerini alın; mümkünse noter veya elektronik tespit hizmetiyle tespit ettirin. Paylaşım silinirse ispat güçleşir.
- Verinin nereden çıkmış olabileceğini düşünün. Paylaşılan bilgiye kimlerin erişebildiğini (bir kurum, bir bayi, eski bir eş, ortak bir WhatsApp grubu) belirleyin; kurum kaynaklı sızıntılarda sorumlu kişinin ve m. 137'nin tespiti buna bağlıdır.
- Gecikmeden şikâyette bulunun. Suç şikâyete bağlı olmasa da dijital kayıtların saklama süreleri sınırlıdır. Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruyu, içerik kaldırılmadan ve kayıtlar silinmeden yapın.
- Suç vasfını doğru gösterin. Kimlik numarası, telefon, adres, fotoğraf, HTS kaydı gibi verilerin paylaşıldığı olaylarda TCK m. 136'yı; özel yaşam alanına ilişkin görüntüler varsa ayrıca m. 134/2'yi, hakaret varsa m. 125'i, fail kamu görevlisi veya meslek sahibiyse m. 137'yi belirtin.
- Faile ulaştıracak somut talepte bulunun. Hesabın oluşturulduğu ve oturum açıldığı IP bilgilerinin, hesaba tanımlı e-posta ve telefonun, kurum sızıntısında sistem erişim (log) kayıtlarının istenmesini dilekçede açıkça yazın. IP kaydının sınırları için IP delili rehberimize bakınız.
- Veri sorumlusuna ve Kurula başvurmayı değerlendirin. Verileriniz bir kurum veya şirket sisteminden sızmışsa, veri sorumlusuna başvuru ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikâyet yolu (KVKK m. 13–14) ceza soruşturmasından bağımsız olarak işletilebilir.
- Takipsizliğe itiraz edin. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edin (CMK m. 173); itirazda yapılmayan araştırmaları tek tek sayın.
- İçerik ve tazminat yollarını ayrıca değerlendirin. Özel hayata ilişkin içerikler için erişim engeli, kişilik hakkı ihlali için manevi tazminat yolları ceza soruşturmasından bağımsız olarak işletilebilir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden internet içerikleri bakımından 5651 sayılı Kanun'da hızlı bir erişim engeli yolu düzenlenmiştir. Kişilik haklarının ihlali nedeniyle erişim engelini düzenleyen m. 9'un Anayasa Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarihli ve E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edildiğini, m. 9/A'nın ise yürürlükteki metinde yer aldığını hatırlatalım:
Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi – 5651 s. K. m. 9/A (ilgili fıkralar)
MADDE 9/A- (Ek: 6/2/2014-6518/94 md.)
(1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.
(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz.
(3) Başkan, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir.
(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.
(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Başkanlığa gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.
Dikkat: Erişim engeli, içeriğin Türkiye'den görüntülenmesini durdurur; failin kimliğini ortaya çıkarmaz ve ceza soruşturmasının yerine geçmez. Ayrıca m. 9/A yalnızca özel hayatın gizliliğine ilişkin içerikler için öngörülmüştür; yalnızca kimlik numarası, telefon veya olağan bir fotoğraf içeren bir paylaşımın bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği somut olaya göre değişir. Bu nedenle erişim engeli başvurusundan önce içerik mutlaka delil olarak tespit edilmelidir.
TCK 136 Soruşturmasında Şüpheli ve Sanık İçin 10 Savunma Noktası
- Suç vasfını denetleyin. İçerik özel yaşam alanına ilişkinse m. 134 (şikâyete bağlı, uzlaştırmaya tabi); verinin yalnızca kaydedildiği iddia ediliyorsa m. 135; başkasına verildiği, yayıldığı veya ele geçirildiği iddia ediliyorsa m. 136 söz konusudur.
- Verinin niteliğini tartışın. Yargıtay, suçun uygulama alanının aşırı genişlememesi için “somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılmasını” istemektedir; paylaşılan bilginin gerçekten kişiyi belirleyen bir veri olup olmadığı sorgulanmalıdır.
- Hareketin gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleyin. Veri başkasına ulaştı mı, yayıldı mı, kaydedilerek failin hâkimiyetine girdi mi? Ceza Genel Kurulu 2023 kararında yalnızca okuma ve paylaşmamayı, diğer olgularla birlikte, suçun oluşmadığı sonucunun dayanakları arasında saymıştır.
- Hukuka uygunluk nedenlerini ortaya koyun. Veri sahibinin açık rızası ve kapsamı, kanuni bir bildirim yükümlülüğü, iddia ve savunma hakkı kapsamında mahkemeye sunma; bu nedenler somut belgelerle desteklenmelidir.
- Hukuka aykırılık bilincini tartışın. Kayıtları yalnızca davada delil olarak sunan sanık bakımından Yargıtay beraat gerektiğini kabul etmiştir (12. CD 11.01.2021); kaçınılmaz hata iddiası TCK m. 30/4 çerçevesinde değerlendirilir.
- Saik savunmasının sınırını bilin. “Aklandığımı göstermek istedim”, “haklılığımı kanıtlamak istedim” gibi açıklamalar genel kastla işlenen bu suçu tek başına ortadan kaldırmaz (12. CD 16.12.2024); ancak ceza miktarı ve takdiri indirim bakımından dikkate alınabilir.
- İştirak iddiasında somut delil arayın. Aynı çevrede bulunmak veya hesaba erişim imkânı olmak müşterek faillik için yeterli değildir; Yargıtay somut ve kesin delil bulunmayan iştirak iddiasında beraat gerektiğini kabul etmektedir (12. CD 18.12.2019).
- İçtima ve ek savunma hakkını kontrol edin. Zincirleme suç (m. 43) veya mağdur sayısınca ayrı ceza uygulanacaksa, iddianamede talep yoksa CMK m. 226 uyarınca usulüne uygun ek savunma hakkı tanınmalıdır (12. CD 11.09.2019).
- Lehe kanun ve zamanaşımını hesaplayın. 06.03.2014'ten önce işlenen fiillerde bir yıllık eski alt sınır uygulanmalıdır; fiil tarihine göre sekiz veya on beş yıllık zamanaşımı ayrıca kontrol edilmelidir.
- Fail tespitini denetleyin. Eylem bir sahte hesap veya IP kaydı üzerinden size bağlanıyorsa, IP'nin türü, modem ve cihaz incelemesi, hattı kullanan diğer kişiler gibi Yargıtay'ın aradığı araştırmaların yapılıp yapılmadığını sorgulayın.
İfade öncesi uyarı: Kişisel veri suçlarında ilk ifadede söylenen “zaten herkes biliyordu”, “sadece gerçeği paylaştım” veya “merak edip baktım” gibi cümleler, suçun maddi ve manevi unsurlarını ikrar anlamına gelebilir. İfadeye gitmeden önce müdafi ile görüşme, isnadın içeriğini öğrenme ve gerektiğinde susma hakkını kullanma hakkınız vardır (CMK m. 147). Rıza, delil sunma amacı veya görev gereği erişim gibi savunmaların belgelerle desteklenmesi gerektiğinden, savunma stratejisi ifadeden önce belirlenmelidir.
Sonuç
TCK m. 136, kişisel verilerin korunmasını “sır” kavramından bağımsız olarak kişilik hakkı temelinde güvenceye alan, şikâyete bağlı olmayan ve uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçtur. Yargıtay'ın kararlarına göre telefon numarası, T.C. kimlik numarası, HTS kaydı, görüşme detayları, bir mahkeme kararındaki kimlik bilgileri ve herkese açık bir hesapta paylaşılmış fotoğraf da bu suçun konusu olabilir; paylaşımın amacının “gerçeği göstermek” veya “aklanmak” olması sonucu değiştirmez. Öte yandan suçun sınırları da belirgindir: Ceza Genel Kurulu, yetkili olduğu sistemde merakla bilgilere bakıp kimseyle paylaşmayan memurun eylemini disiplin konusu saymış; 12. Ceza Dairesi, karşı tarafa ait kayıtları yalnızca davada delil olarak sunan kişinin hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediğini kabul etmiştir. Bu nedenle her dosyada verinin niteliği, hareketin türü, hukuka uygunluk nedenleri, hukuka aykırılık bilinci ve içtima kuralları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mağdur için başarı, delili içerik kaldırılmadan sabitlemek ve suç vasfını doğru göstermekle; şüpheli için ise suç vasfını, hukuka uygunluk nedenlerini ve fail tespitinin sağlamlığını ilk ifadeden itibaren somut verilerle tartışmakla başlar.
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: Kişisel Veri Suçu Dosyaları Nerede Görülür?
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesine ilişkin şikâyetler, mağdurun bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir (CMK m. 158); dosya daha sonra yetkili başsavcılığa gönderilebilir. Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla gibi Anadolu Yakası ilçelerinde işlenen suçlara ilişkin soruşturmalar uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte, kovuşturma aşamasında ise dosyalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde yer alan asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir. Büromuzun Kartal Cevizli'de, adliyeye yakın konumda bulunması; ifade, itiraz ve dosya inceleme gibi süreye bağlı işlemlerde pratik bir avantaj sağlar. Diğer bilişim suçları için Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları rehberimize bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku ve bilişim suçları alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi ve yayılması, sahte hesap, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve kamu görevlilerinin yetkisiz sorgularına ilişkin dosyalarda hem mağdur ve katılan vekilliği hem de şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun metinleri mevzuat.gov.tr'deki yürürlükteki hâlleriyle; mahkeme kararları ise Yargıtay içtihat veri tabanlarındaki tam metinlerinden birebir alıntılanmış, kararlarda geçen kişisel veriler ve kişiyi belirlenebilir kılan bilgiler “...” ile gizlenmiştir.
Kişisel Veri Suçlarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu
Kişisel veri dosyalarında zaman ve doğru nitelendirme iki taraf için de belirleyicidir: mağdur için içerik kaldırılmadan delilin sabitlenmesi ve suç vasfının doğru gösterilmesi; şüpheli için ise hukuka uygunluk nedenlerinin, hukuka aykırılık bilincinin ve fail tespitinin ilk ifadeden itibaren somut verilerle tartışılması gerekir.
Kişisel verileriniz rızanız dışında paylaşıldıysa, bir kurum çalışanının bilgilerinizi sorguladığından veya başkasına verdiğinden şüpheleniyorsanız ya da TCK m. 136 kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldıysanız, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.
İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde kişisel veri suçları, bilişim suçları ve sosyal medya kaynaklı ceza dosyalarında mağdur vekilliği ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
TCK 136 nedir?
TCK m. 136, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngören “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu düzenler. Suç seçimlik hareketlidir; vermek, yaymak veya ele geçirmekten birinin yapılması yeterlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre bu suç soyut tehlike suçudur, yani mağdurun ayrıca zarara uğraması gerekmez. Korunan değer verinin gizliliği değil, kişinin kişilik haklarıdır.
Kişisel verileri yayma suçunun cezası nedir?
TCK m. 136/1 uyarınca ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir; adli para cezası seçimlik olarak öngörülmemiştir. Suç kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza TCK m. 137 uyarınca yarı oranında artırılır. Suçun konusu, cinsel suç mağdurlarının CMK m. 236/5-6 uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüleri ise ceza m. 136/2 uyarınca bir kat artırılır. Alt sınırdan verilen cezada koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme gündeme gelebilir.
Hangi bilgiler kişisel veri sayılır?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne göre kişisel veri, kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, onu diğer bireylerden ayıran her türlü bilgidir. T.C. kimlik numarası, ad-soyad, doğum yeri ve tarihi, anne-baba adı, adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, meslek, banka hesap bilgileri, telefon numarası, e-posta adresi, sağlık bilgileri ve biyolojik örnekler bu kapsamdadır. Yargıtay ayrıca fotoğrafları, HTS kayıtlarını, görüşme detaylarını ve bir kişi hakkındaki mahkeme kararında yer alan kimlik bilgilerini de kişisel veri saymıştır. Herkesçe bilinen bilgiler de korunur.
Başkasının telefon numarasını birine vermek suç mu?
Rıza ve hukuki bir dayanak yoksa suç oluşabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.06.2019 tarihli, E. 2019/4236, K. 2019/7463 sayılı kararında, katılanın cep telefonu numarasını rızası dışında bir tanığa veren sanığın eyleminin TCK m. 136/1'deki suçu oluşturduğunu belirterek beraat kararını bozmuştur. Telefon numarasının internette, bir sitede veya sahte profilde yayımlanması da Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.07.2017 tarihli kararında aynı madde kapsamında değerlendirilmiştir. Numaranın başkaları tarafından da biliniyor olması sonucu değiştirmez.
T.C. kimlik numarası görünen bir belgeyi paylaşmak suç mu?
Evet, suç oluşturabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 13.02.2019 tarihli kararında, katılanın T.C. kimlik numarasını içeren dilekçesini kahvehanelerde dağıtan sanıklar hakkındaki beraat kararlarını bozmuştur. Daire 16.12.2024 tarihli, E. 2022/1511, K. 2024/7579 sayılı kararında da, katılanın kimlik numarası görünür biçimde şikâyet dilekçesini ve takipsizlik kararını Facebook'ta paylaşan sanığın mahkûmiyetini onamıştır. Belge paylaşılacaksa karşı tarafa ait kimlik numarası, adres ve iletişim bilgileri önceden gizlenmelidir.
Eski eşin HTS kayıtlarını paylaşmak hangi suçtur?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 25.03.2024 tarihli, E. 2021/2118, K. 2024/1408 sayılı kararında, boşanılan eşin telefon hattına ait HTS kayıtlarının internette yayımlanmasını özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134/1) değil, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK m. 136/1) suçu olarak nitelendirmiştir. Kararda, kişinin kim ile ne zaman, hangi sıklıkla ve hangi süreyle görüştüğünü gösteren HTS raporlarının kişisel veri olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu ayrım şikâyet ve uzlaştırma rejimini de değiştirir.
Birinin mahkûmiyet kararını sosyal medyada paylaşmak suç mu?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 10.12.2024 tarihli, E. 2021/7695, K. 2024/7333 sayılı kararında, katılan hakkında verilen mahkûmiyet kararını “hak yerini bulmuştur” notuyla Facebook'ta paylaşan sanığın TCK m. 136'dan mahkûmiyetini onamıştır. Kararda, paylaşılan belgedeki ad-soyad, mahkeme adı ve esas numarası gibi bilgilerin kişiyi belirlenebilir kılan kişisel veriler olduğu vurgulanmıştır. Duruşmaların açık olması veya kararın gerçeğe uygun olması, kişisel bir hesaptan yapılan bu tür paylaşımları kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Herkese açık hesabımdaki fotoğrafı başkasının paylaşması suç mu?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne göre suç oluşturabilir. Daire 24.12.2024 tarihli, E. 2022/4834, K. 2024/8047 sayılı kararında, katılanların herkese açık Instagram hesabındaki fotoğrafı alıp kendi hesabında paylaşan sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştur. Fotoğrafın katılanlarca daha önce yayımlanmış olmasının kişisel veri niteliğini değiştirmeyeceği ve üçüncü kişilere rıza dışında yayınlama hakkı tanımayacağı vurgulanmıştır. Daire 16.09.2025 tarihli kararında iş arkadaşlarının fotoğrafını yorum ekleyerek paylaşan sanığın beraatini de bozmuştur.
Adıma sahte hesap açılması hangi suçtur?
Kişinin fotoğrafı, adı-soyadı veya telefon numarası kullanılarak sahte hesap açılması ve bu verilerin paylaşılması, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre TCK m. 136/1'deki suçu oluşturur. Daire 24.02.2026 tarihli, E. 2023/5777, K. 2026/1737 sayılı kararında, katılanın fotoğraflarıyla Instagram'da sahte hesaplar açılmasını şikâyete bağlı özel hayatın gizliliğini ihlal suçu sayarak davayı düşüren kararı bozmuştur. Hesaptan özel yaşama ilişkin görüntüler paylaşılmışsa m. 134/2, hakaret edilmişse m. 125 de gündeme gelir.
Bir sistemden birinin bilgilerine sadece bakmak suç mu?
Olayın özelliklerine göre değişir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.06.2023 tarihli, E. 2021/384, K. 2023/367 sayılı kararında, kurumunun verdiği şifreyle Kimlik Paylaşım Sistemi'nde dönemin İçişleri Bakanının kimlik ve adres bilgilerine merak saikiyle bakan, bilgileri kaydetmeyen ve kimseyle paylaşmayan memurun eylemini suç değil, disiplin konusu saymıştır. Karar oy çokluğuyla verilmiş ve on üye karşı oy kullanmıştır. Sorgunun başkası adına yapılması, sonucun aktarılması veya kaydedilmesi hâlinde ise TCK m. 136 ve 137 gündeme gelir.
Başkasının ricasıyla kimlik veya adres sorgulayan görevli ve sorguyu isteyen kişi ceza alır mı?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 26.02.2025 tarihli, E. 2022/6728, K. 2025/2117 sayılı kararında, arkadaşının ricası ve yönlendirmesiyle POL-NET sisteminden katılanın kişisel verilerini sorgulayan sanık ile katılanın adını ve T.C. kimlik numarasını vererek sorgu yapılmasını isteyen sanığın ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin istinaf hükmünü düzelterek onamıştır. Sanıklar TCK m. 136/1 ve 137/1-b uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası almıştır. Sorguyu isteyen kişi de iştirak kuralları çerçevesinde sorumlu tutulabilir.
İyi niyetle veya aklandığımı göstermek için paylaştım; yine de suç olur mu?
Kural olarak evet. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre TCK m. 136 genel kastla işlenir; kanun belirli bir saik veya amaç aramaz, bu nedenle failin verileri bilerek ve isteyerek vermesi, yayması veya ele geçirmesi yeterlidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 16.12.2024 tarihli kararında, amacının kendisine yapılan haksızlığı göstermek olduğunu savunan ve katılanın kimlik numarası görünür biçimde belgeleri Facebook'ta paylaşan sanığın mahkûmiyetini onamıştır. Saik yalnızca cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.
Karşı tarafın kayıtlarını davada delil olarak sunmak suç mu?
Yalnızca mahkemeye delil olarak sunmak, Yargıtay'a göre kural olarak hukuka aykırılık bilinciyle hareket edildiğini göstermez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 11.01.2021 tarihli, E. 2020/2131, K. 2021/28 sayılı kararında, eşinin görüşme kayıtlarını yalnızca boşanma davasında iddialarını ispat için sunan ve üçüncü kişilerle paylaşmayan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak kayıtları veren GSM bayisi çalışanının eylemi TCK m. 136 kapsamında görülmüştür. Kayıtların mahkeme dışında yayılması ayrıca değerlendirilir.
TCK 136 şikâyete bağlı mı, şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?
Hayır, TCK m. 136'daki suç şikâyete bağlı değildir. TCK m. 139, kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarını şikâyet şartının dışında tutmuştur. Bu nedenle mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi kural olarak davayı düşürmez; savcılık ve mahkeme yargılamaya re'sen devam eder. Buna karşılık aynı olay TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu olarak nitelendirilirse, bu suç şikâyete bağlı olduğundan vazgeçme davayı düşürebilir.
TCK 136 uzlaştırmaya tabi mi?
Hayır. CMK m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma şikâyete bağlı suçlarda uygulanır; m. 253/1-b'de ayrıca sayılan suçlar arasında ise TCK m. 136 yer almaz. Bu nedenle kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunda uzlaştırma yoluna gidilmez. Şikâyete bağlı olan TCK m. 134'teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ise uzlaştırma kapsamındadır. Suç vasfının doğru belirlenmesi, uzlaşma ve şikâyetten vazgeçme imkânlarını doğrudan etkiler.
TCK 134 ile TCK 136 arasındaki fark nedir?
TCK m. 134/2, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşasını cezalandırır; suç şikâyete bağlıdır ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. TCK m. 136 ise özel yaşam alanına ilişkin olmasa bile kişiyi belirleyen her türlü verinin hukuka aykırı olarak verilmesini, yayılmasını veya ele geçirilmesini cezalandırır ve şikâyete bağlı değildir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mahrem görüntüleri m. 134/2'ye; olağan fotoğrafları, ad-soyadı, telefon numarasını ve HTS kayıtlarını m. 136'ya bağlamaktadır.
Aynı kişinin verilerini farklı zamanlarda paylaşmak kaç suç oluşturur?
Paylaşımlar bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı yapılmışsa zincirleme suç hükümleri (TCK m. 43/1) uygulanır ve tek ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 18.12.2019 tarihli, E. 2019/100, K. 2019/11960 sayılı kararında, mağdurun fotoğrafları ve telefon numarasının farklı sahte hesaplardan değişik zamanlarda yayımlanmasında bu artırımın yapılmamasını bozma nedeni saymıştır. Farklı mağdurlara ait veriler farklı zamanlarda yayılırsa mağdur sayısınca ayrı ceza verilir.
Tek bir paylaşımla birden fazla kişinin verisi yayılırsa ne olur?
Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi hâlinde TCK m. 43/2 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır; tek ceza verilir ve bu ceza artırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 16.09.2025 tarihli, E. 2023/3439, K. 2025/6519 sayılı kararında, iki iş arkadaşının birlikte göründüğü fotoğrafı tek paylaşımla yayan sanık hakkında zincirleme şekilde mahkûmiyet kurulması gerektiğini belirtmiştir. Buna karşılık 11.09.2019 tarihli kararda, farklı zamanlarda iki ayrı mağdura ait veriler yayıldığı için iki ayrı ceza gerektiği kabul edilmiştir.
Paylaşımda hakaret de varsa hangi suçtan ceza verilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.06.2014 tarihli, E. 2012/1510, K. 2014/331 sayılı kararında, katılanın fotoğrafının rızası dışında arkadaşlık sitesine “erkek arkadaş aradığı” açıklamasıyla konulmasını hem TCK m. 136'daki kişisel verileri yayma hem de m. 125'teki alenen hakaret suçu olarak değerlendirmiştir. Eylem hukuken tek fiil olduğundan TCK m. 44'teki fikri içtima kuralı uygulanmış ve en ağır cezayı gerektiren m. 136 üzerinden ceza verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ayrı ayrı yapılan paylaşımlarda ise ayrı suçlar oluşabilir.
Kişisel verileri yayma suçunun nitelikli hâlleri nelerdir?
TCK m. 137 uyarınca suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak veya belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca 7188 sayılı Kanun'la eklenen m. 136/2 uyarınca suçun konusu, CMK m. 236'nın beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca cinsel suç mağdurlarından kayda alınan beyan ve görüntüler ise ceza bir kat artırılır. Bu hâllerde dava zamanaşımı da on beş yıla çıkar.
TCK 136'da zamanaşımı ne kadardır?
TCK m. 136/1'deki suçun üst sınırı dört yıl olduğundan TCK m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. Nitelikli hâl (m. 137) veya m. 136/2 bulunduğunda üst sınır beş yılı aştığından, m. 66/3 ve m. 66/1-d uyarınca zamanaşımı on beş yıl olur. Suç şikâyete bağlı olmadığından altı aylık şikâyet süresi uygulanmaz; ancak dijital kayıtların saklanma süreleri nedeniyle şikâyetin gecikmeden yapılması pratikte zorunludur. 06.03.2014 öncesi fiillerde bir yıllık eski alt sınır da dikkate alınmalıdır.
TCK 136 davasına hangi mahkeme bakar?
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun cezasının üst sınırı nitelikli hâllerde dahi on yılı aşmadığından, davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Soruşturma, suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür; şikâyet ise mağdurun bulunduğu yerdeki başsavcılığa veya kolluğa da yapılabilir ve dosya yetkili yere gönderilir. İstanbul'un Anadolu Yakası'ndaki dosyalar uygulamada çoğunlukla Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görülmektedir.
Mağdurun önceki davranışı nedeniyle haksız tahrik indirimi uygulanır mı?
Haksız tahrik (TCK m. 29), failin haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket etmesini gerektirir; bu nedenle haksız fiil ile paylaşım arasında geçen süre önemlidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 10.12.2024 tarihli kararında, katılanın yıllar önceki eylemine ilişkin mahkûmiyet kararını üç yıl sonra paylaşan sanık bakımından, aradan geçen süre nedeniyle haksız tahrik indirimini kaldıran istinaf hükmünü onamıştır. Tahrik iddiası somut ve yakın tarihli olgulara dayanmalıdır.
Kişisel verilerim paylaşıldı, ilk ne yapmalıyım?
Önce paylaşımın bağlantısını, paylaşan hesabın kullanıcı adını ve paylaşım tarihini kaydedin; tarih-saatli ekran görüntüleri alın ve mümkünse noter veya elektronik tespitle sabitleyin. Ardından gecikmeden Cumhuriyet başsavcılığına yazılı şikâyette bulunun ve TCK m. 136'yı, varsa m. 134, 125 ve 137'yi belirtin. Verinin kimlerin elinde olabileceğini ve failin kimliğine işaret eden olguları anlatın. Veri bir kurumdan sızmışsa KVKK kapsamında veri sorumlusuna ve Kurula başvuru da değerlendirilebilir.
Önemli: Her kişisel veri dosyasında verinin niteliği, paylaşımın bağlamı, taraflar arasındaki ilişki ve delil durumu farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Mağdurlar için delilin içerik kaldırılmadan sabitlenmesi ve suç vasfının doğru gösterilmesi; şüpheliler için ise hukuka uygunluk nedenlerinin ve hukuka aykırılık bilincinin ilk ifadeden itibaren somut verilerle ortaya konulması belirleyicidir. Bu nedenle gecikmeden bir avukattan destek almanızı öneririz.
Kaynaklar ve dayanaklar
— Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 24, 26, 29, 30, 37, 43, 44, 66, 134, 135, 136, 137, 139 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 80, 236, 253 (mevzuat.gov.tr)
— 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3, 13, 14, 17 (mevzuat.gov.tr)
— 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 11 (mevzuat.gov.tr)
— 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9, 9/A (mevzuat.gov.tr)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.06.2023, E. 2021/384, K. 2023/367
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.07.2017, E. 2017/12-829, K. 2017/363
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2014, E. 2012/1510, K. 2014/331
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.02.2026, E. 2023/5777, K. 2026/1737
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.09.2025, E. 2023/3439, K. 2025/6519
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 26.02.2025, E. 2022/6728, K. 2025/2117
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 16.12.2024, E. 2022/1511, K. 2024/7579
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.12.2024, E. 2022/4834, K. 2024/8047
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 10.12.2024, E. 2021/7695, K. 2024/7333
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 25.03.2024, E. 2021/2118, K. 2024/1408
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.11.2023, E. 2021/2552, K. 2023/5107
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.10.2022, E. 2022/4512, K. 2022/6716
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.01.2021, E. 2020/2131, K. 2021/28
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18.12.2019, E. 2019/100, K. 2019/11960
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.09.2019, E. 2018/8366, K. 2019/8625
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.06.2019, E. 2019/4236, K. 2019/7463
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 13.02.2019, E. 2018/8065, K. 2019/1863
— Anayasa Mahkemesi, 11.10.2023, E. 2020/76, K. 2023/172 (5651 s. K. m. 9'un iptali)
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



