Belirsiz Alacak Davası Kalktı: Tazminat Davası Nasıl Açılır? (Kısmi Dava, Talep Artırımı ve Yeni Faiz Kuralı)
Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 3 Kasım 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 17 dakika
Kısa cevap: Belirsiz alacak davası 31 Temmuz 2026 itibarıyla kaldırıldı. 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, HMK m. 107'yi yürürlükten kaldırdı. 31 Temmuz 2026 ve sonrasında tutarı dava açılırken tam bilinemeyen bir tazminat, kısmi dava olarak açılıyor. HMK m. 109'a eklenen dördüncü fıkra sayesinde talep, tahkikat sona erene kadar ve bir defaya mahsus (genellikle bilirkişi raporundan sonra) artırılabiliyor; artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinde kesilmiş sayılıyor. Aynı Kanun, iş gücü kaybı (çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi) ve destekten yoksun kalma tazminatında faizin başlangıcını da değiştirdi: kazancın bilindiği döneme ait tazminata olay tarihinden, bilinmeyen döneme ait tazminata karar tarihinden faiz işliyor (TBK m. 55). Kanuni faiz ise artık sabit değil, TCMB reeskont oranının yüzde sekseni; 31 Temmuz 2026'dan bu yana yıllık yüzde 31. Bu yazıyı, İstanbul'da tazminat davaları yürüten LimanLegal Hukuk Bürosu olarak kanun metinleri ve Yargıtay kararları üzerinden hazırladık.
Kısa cevaplar
- Belirsiz alacak davası kalktı mı? Evet. HMK m. 107, 7589 sayılı Kanun m. 19 ile 31.07.2026'da yürürlükten kaldırıldı.
- Açılmış davalar ne olacak? 31.07.2026'dan önce açılan belirsiz alacak davalarında m. 107 uygulanmaya devam eder (7589 s. K. geçici m. 1/10).
- Yeni davayı nasıl açacağım? Kısmi dava olarak; şimdilik bir tutar isteyip fazlaya ilişkin haklarınızı saklı tutarak.
- Talebi kaç kez artırabilirim? HMK m. 109/4 uyarınca bir kez, tahkikat sona erene kadar ve iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan.
- Artırılan kısım zamanaşımına uğrar mı? Kural olarak hayır; zamanaşımı artırılan kısım için de dava tarihinde kesilmiş sayılır.
- Faiz kuralı ne değişti? İş gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında bilinen dönem tazminatına olay tarihinden, bilinmeyen döneme karar tarihinden kanuni faiz işler; kural 31.07.2026'dan sonraki olaylara uygulanır.
- Kanuni faiz kaç? 31.07.2026'dan itibaren yıllık yüzde 31 (31.12.2025 reeskont oranı yüzde 38,75 × 0,80).
Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı, ne zamandan beri?
Evet. Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, yani kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak anılan 7589 sayılı Kanun, 16 Temmuz 2026'da kabul edildi ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun'un 19. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesini yürürlükten kaldırdı. Bu hüküm yayım günü yürürlüğe girdiği için 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan davalarda belirsiz alacak davası yoktur.
Değişiklik hükmü — 7589 sayılı Kanun m. 19
“12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.”
Kaldırılan madde, 2011'den bu yana tazminat ve işçilik davalarının en çok başvurulan aracıydı. Maddenin birinci fıkrası, davacıya alacağın tamamını bilmeden dava açma imkânı veriyordu:
Belirsiz alacak davası — HMK m. 107/1 (mülga)
“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”
Belirsiz alacak davasının davacıya sağladığı iki büyük avantaj vardı: Dava açıldığı anda zamanaşımı alacağın tamamı için kesiliyor ve bilirkişi raporundan sonra artırılan tutarlara da dava tarihinden faiz yürütülebiliyordu. Yargıtay bu ikinci sonucu şöyle ifade ediyordu:
“Alacağın belirsiz alacak davası yolu ile talep edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, dava tarihi ve miktar artırım tarihi şeklinde ayrım yapılmamalı, anılan alacaklarda hüküm altına alınacak tüm miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmelidir.” — Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.03.2024, E. 2023/21327, K. 2024/4711
Ne var ki uygulamada en çok tartışma da buradan çıktı: Hangi alacağın gerçekten “belirsiz” olduğu, davacının tutarı belirleyebilecek durumda olup olmadığı yıllarca dava şartı ve hukuki yarar tartışmalarına, usulden ret kararlarına yol açtı. Kanun koyucu bu ayrımı kaldırdı; tutarı dava açılırken bilinemeyen alacaklar için öngörülen yol artık kısmi davadır. Paketin bütününü merak ediyorsanız 12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanun Madde Madde Ne Getirdi? yazımıza bakabilirsiniz.
Belirsiz alacak davasının yerine ne geldi? Kısmi davada talep artırımı (HMK m. 109/4)
7589 sayılı Kanun'un 20. maddesi, HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine yeni bir dördüncü fıkra ekledi. Maddenin güncel hâli şöyledir:
Kısmi dava — HMK m. 109
“(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)
(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.
(4) (Ek:16/7/2026-7589/20 md.) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

Yeni fıkra dört ayrı şey söylüyor ve her biri dava stratejisini doğrudan etkiliyor:
- Yalnız alacağın bir kısmı dava edilmişse uygulanır. Dilekçede alacağın tamamının istendiği açıkça belirtilmişse (“tam eda” davası) bu imkânın kullanılıp kullanılamayacağı tartışmalıdır; bu davalarda güvenli yol ıslahtır.
- Bir defaya mahsustur. Talep iki kez kademeli olarak artırılamaz. İlk bilirkişi raporuna göre artırım yapıp itiraz sonrası ek raporla ikinci bir artırım yapma imkânı bu fıkradan doğmaz.
- İddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir ve tahkikatın sonuna kadar yapılabilir. Karşı tarafın rızası aranmaz; ancak mahkeme tahkikatı bitirip sözlü yargılamaya geçtikten sonra artırım yapılamaz.
- Artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Kısmi davanın en zayıf noktası olan “ıslahla artırılan kısım zamanaşımına uğradı” savunması, bu artırım bakımından büyük ölçüde etkisizleşir.
Son nokta, eski içtihatla karşılaştırıldığında değişikliğin önemini gösterir. Kısmi davada ıslahla yapılan artırımlarda Yargıtay, zamanaşımının yalnız dava edilen tutar için kesildiğini kabul ediyordu:
“Davanın kısmi dava olarak açıldığı ve zamanaşımının dava edilen tutarlar yönünden kesildiği gözetildiğinde ıslah tarihine göre davalıların süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin gözetilmemesi hatalı olmuştur.” — Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16.12.2025, E. 2025/8456, K. 2025/9945
HMK m. 109/4, bu sonucu kısmi davada yapılan tek artırım için tersine çeviriyor. Ancak dikkat: Fıkra, dava açıldığı gün zaten dolmuş bir zamanaşımını canlandırmaz; yalnız dava tarihinde henüz dolmamış olan sürenin, artırılan kısım için de o tarihte kesildiğini kabul eder. Fıkra yalnız zamanaşımından söz ettiğinden, hak düşürücü süreler bakımından aynı korumanın sağlanıp sağlanmayacağı belirsizdir.
| Konu | Belirsiz alacak davası (HMK m. 107, mülga) | Kısmi dava + HMK m. 109/4 | Islah (HMK m. 176–177) |
|---|---|---|---|
| Kimler için? | 31.07.2026'dan önce açılmış davalar | 31.07.2026 ve sonrasında açılan davalar | Her dava; usul işleminin düzeltilmesi |
| Dava açılırken ne istenir? | Asgari bir miktar | Alacağın bir kısmı (şimdilik istenen tutar) | — |
| Miktar ne zaman artırılır? | Mahkemenin verdiği iki haftalık kesin süre içinde | Tahkikat sona erene kadar, bir kez | Tahkikat sona erene kadar, bir kez |
| Artırılan kısımda zamanaşımı | Dava tarihinde kesilmiş sayılır | Dava tarihinde kesilmiş sayılır | Kısmi davada ıslah tarihine göre değerlendirilir |
| Artırılan kısma faiz | Tüm miktara dava tarihinden (Yargıtay 9. HD) | Temerrüt tarihine göre; HMK m. 109/4 faizi düzenlemez | Temerrüt tarihine göre |
| Belirsizlik şartı aranır mı? | Evet; usulden ret riski vardı | Hayır | Hayır |
Talep artırımı ile ıslah aynı şey mi?
Hayır. Islah, tarafın yaptığı bir usul işlemini düzeltmesine imkân veren genel bir kurumdur ve HMK'da ayrıca düzenlenmiştir:
Islah — HMK m. 176 ve m. 177/1
“Madde 176 – (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.
(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Madde 177 – (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.”
HMK m. 109/4'teki artırım ise yalnız kısmi davaya özgüdür, sadece dava edilen miktarı yükseltir ve zamanaşımı bakımından özel bir koruma getirir. İki kurumun ortak yanı, ikisinin de bir kez ve tahkikat sona erene kadar kullanılabilmesidir. Kanun, 109/4 uyarınca yapılan artırımın ıslah hakkını tüketip tüketmediğini açıkça düzenlemiyor. Fıkranın ıslaha hiç atıf yapmaması ve kendi şartlarını ayrıca sayması, iki ayrı imkân olarak görülmesine elverişlidir; ancak bu konuda henüz yerleşmiş bir Yargıtay uygulaması yoktur.
Pratik öneri: Artırım dilekçesinin başlığına “HMK m. 109/4 uyarınca talep artırım dilekçesi” yazın ve dilekçede ıslah kelimesini kullanmayın. Böylece işlemin niteliği tartışma konusu olmaz; ıslah hakkınızı ise gerçekten bir usul işlemini düzeltmeniz gerektiğinde (örneğin dava sebebini veya talep kalemini değiştirmek için) kullanırsınız.
Daha önce açılmış belirsiz alacak davaları ne olacak?
Kanun koyucu derdest davalar için açık bir geçiş hükmü koydu:
Geçiş hükmü — 7589 sayılı Kanun geçici m. 1/10
“(10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.”
Dolayısıyla 31 Temmuz 2026'dan önce belirsiz alacak davası olarak açılmış bir dosyada hiçbir şey değişmez. Bu dosyalar için önemli bir güncel karar da vardır: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.05.2026 tarihli ve oy çokluğuyla verdiği kararında (E. 2025/249, K. 2026/335), belirsiz alacak davasının da bir eda davası olduğunu, alacağın belirli veya belirsiz olmasının başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmayacağını belirtti ve somut olayda belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunduğunu kabul etti. Bu dosyalarda, 2020'de 7251 sayılı Kanun'la yeniden yazılan ikinci fıkra uygulanmaya devam eder:
Talebin belirlenmesi — HMK m. 107/2 (mülga; derdest davalarda uygulanır)
“(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.”
Daha zor soru, 31 Temmuz 2026'dan önce kısmi dava olarak açılmış ve hâlâ tahkikat aşamasında olan dosyalardır. Geçici madde yalnız mülga m. 107'den söz ediyor; m. 109/4'ün bu dosyalarda uygulanıp uygulanmayacağını düzenlemiyor. HMK m. 448 usul kurallarının tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağını öngördüğünden, henüz tahkikatı bitmemiş kısmi davalarda m. 109/4 uyarınca artırım yapılabileceği savunulabilir. Ancak artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması maddi hukuku da ilgilendiren bir sonuç olduğundan, karşı tarafın itirazıyla karşılaşma ihtimali yüksektir. Bu dosyalarda zamanaşımı süresi dolmadan artırım yapmak hâlâ en güvenli yoldur.
| Dava türü ve açılış tarihi | Uygulanacak kural | Miktar nasıl artırılır? | Artırılan kısımda zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Belirsiz alacak davası, 31.07.2026'dan önce | HMK m. 107 (geçici m. 1/10) | İki haftalık kesin süre içinde | Dava tarihinde kesilmiştir |
| Kısmi dava, 31.07.2026'dan önce, tahkikat sürüyor | HMK m. 109 + m. 448 tartışması | Islah veya m. 109/4 (tartışmalı) | Tartışmalı; süre dolmadan artırın |
| Kısmi dava, 31.07.2026 ve sonrası | HMK m. 109/4 | Bir kez, tahkikat sonuna kadar | Dava tarihinde kesilmiş sayılır |
| “Belirsiz alacak davası” başlıklı dava, 31.07.2026 sonrası | Kanunda dava türü yok; büyük ihtimalle kısmi dava sayılır | m. 109/4 (dilekçe kısmi dava gibi yazılmalı) | Nitelendirmeye bağlı; risklidir |
Tazminat davası artık nasıl açılır? Adım adım rehber
Trafik kazası, iş kazası, tıbbi hata ya da herhangi bir haksız fiilden doğan tazminat davalarında zararın tutarı çoğu zaman ancak bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkar. Yeni düzende izlenecek yol şöyledir:

- Zamanaşımını hesaplayın. Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suçsa o süre uygulanır (TBK m. 72). Sözleşmeden doğan taleplerde kural olarak on yıllık süre uygulanır (TBK m. 146); TBK m. 147'deki beş yıllık süreler ve ayıp gibi özel süreler saklıdır. Alacak zamanaşımı hesaplama aracımız ilk kontrol için kullanılabilir.
- Dava öncesi zorunlu başvuruları tamamlayın. Uyuşmazlığın türüne göre arabuluculuğa ya da sigorta şirketine önceden başvurmak dava şartı olabilir. Bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir ve zaman kaybedilir.
- Delilleri toplayın. Kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, hastane kayıtları, maluliyet raporu, gelir belgeleri, SGK kayıtları ve yapılan ödemelerin dekontları. Delilin kaybolma tehlikesi varsa dava açılmadan önce delil tespiti istenebilir.
- Dava dilekçesini kısmi dava olarak yazın. “Belirsiz alacak davası” başlığını kullanmayın. Her zarar kalemi için şimdilik istenen tutarı ayrı ayrı gösterin ve dava edilmeyen kısmı açıkça saklı tutun.
- Faiz talebini dava dilekçesinde açıkça yazın. Faizin türünü (kanuni faiz, ticari işte avans faizi) ve her kalem için başlangıç tarihini belirtin. Olay 31.07.2026'dan sonraysa TBK m. 55'in yeni faiz ayrımına uygun talep kurun.
- Harcı dava edilen tutar üzerinden yatırın. Dava harcı hesaplama aracımızla tahmini tutarı görebilirsiniz.
- Bilirkişi raporunu bekleyin ve rapora itirazınızı yapın. Artırım hakkı tek kullanımlık olduğundan, itiraz sonucunda ek rapor alınacaksa artırımı bu rapordan sonra yapmak çoğu zaman daha doğrudur. Ancak tahkikatın bitmesini beklemeyin.
- HMK m. 109/4 uyarınca talebi artırın ve harcı tamamlayın. Artırım dilekçesinde artırılan tutarı kalem kalem gösterin, faiz talebini tekrarlayın ve artırılan kısım üzerinden harcı mahkemenin verdiği süre içinde tamamlayın. Islah ve artırım harcı hesaplama aracı bu aşamada yardımcı olur.
“Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, maddi tazminat yönünden davamızın kısmi dava olarak kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatı, 5.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.000,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 17.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden (sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden) itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen; manevi tazminat yönünden 300.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline; HMK m. 109/4 uyarınca talep artırım hakkımızın saklı tutulmasına; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz.”
Not: Tutarlar örnektir. Olay 31.07.2026'dan sonra gerçekleştiyse sürekli iş göremezlik ve destekten yoksun kalma kalemlerinde faiz başlangıcı TBK m. 55/3'teki dönem ayrımına göre ayrıca yazılmalıdır; tedavi gideri gibi diğer kalemlerde genel kural (olay veya temerrüt tarihi) geçerlidir. Manevi tazminat bölünemediğinden kısmi dava ile istenemez; tutarı dava açılırken tam olarak belirlenir. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı manevi tazminattan sorumlu tutulamaz.
Kısmi davada artırılan kısım için faiz ne zaman başlar?
HMK m. 109/4 yalnız zamanaşımından söz ediyor; faizin başlangıcını düzenlemiyor. Bu nedenle faiz bakımından iki soruyu ayrı ayrı cevaplamak gerekir: Artırılan kısım için faiz istenmiş sayılır mı ve hangi tarihten işler?
İlk sorunun cevabı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararındadır. Karar ıslah için verilmiş olsa da gerekçesinin HMK m. 109/4 artırımına da kıyasen uygulanması beklenir:
“Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğine 24.05.2019 tarihinde yapılan üçüncü görüşmede üçte ikiyi aşan çoğunlukla karar verildi.” — Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 24.05.2019, E. 2017/8, K. 2019/3
İkinci sorunun cevabı ise borçlunun temerrüdüne bağlıdır. Belirsiz alacak davasında Yargıtay, artırılan tutarlar dâhil tüm alacağa dava tarihinden faiz yürütülmesini kabul ediyordu. Kısmi davada ise faiz, dava edilen kısım için dava tarihinden, artırılan kısım için kural olarak artırım tarihinden işletiliyordu; meğer ki borçlu daha önce temerrüde düşmüş olsun. Haksız fiilden doğan tazminatlarda bu istisna belirleyicidir: Haksız fiil sorumlusu kural olarak olay tarihinde temerrüde düşmüş sayıldığından (TBK m. 117/2), faiz talep edilmişse hem dava edilen hem artırılan kısım için olay tarihinden faiz işletilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ise gerekli belgelerle yapılan başvurudan itibaren sekiz iş günü sonunda, başvuru yoksa dava tarihinde temerrüde düşer (KTK m. 99); 31.07.2026 sonrası olaylarda TBK m. 55'teki dönem ayrımı da saklıdır. Sözleşmeden doğan alacaklarda ise vade, ihtar veya dava tarihine bakılır. HMK m. 109/4 artırımında faizin nasıl işletileceği henüz Yargıtay içtihadıyla netleşmemiştir.
Dikkat: Kısmi davaya geçişle birlikte, temerrüdü dava tarihinden önce gerçekleşmemiş alacaklarda (ör. ihtar çekilmemiş sözleşme alacakları) artırılan kısım için faiz kaybı doğabilir. Dava açmadan önce karşı tarafa tam tutarı içeren bir ihtarname göndermek, borçluyu bu tarihte temerrüde düşürerek faiz başlangıcını öne çeker.
Yeni faiz kuralı: TBK m. 55'e eklenen fıkralar ne getirdi?
7589 sayılı Kanun'un 18. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesini düzenleyen 55. maddesine iki yeni fıkra ekledi. Bu fıkralar yalnız çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalmayı kapsar; tedavi giderleri, geçici kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi diğer bedensel zarar kalemleri (TBK m. 54) bu kuralın dışındadır. Maddenin güncel hâli şöyledir:
Destekten yoksun kalma ve bedensel zararların belirlenmesi — TBK m. 55
“Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.
(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.”

Bilinen dönem ve bilinmeyen dönem ne demek?
İş gücü kaybı ve destek tazminatı hesabında bilirkişi, zararı iki parçaya ayırır. Kazancın bilindiği dönem (uygulamada “işlemiş dönem”), olay tarihinden hesap tarihine kadar geçen ve gerçekleşmiş gelir verileriyle hesaplanan kısımdır. Kazancın bilinemediği dönem (“işleyecek dönem”) ise hesap tarihinden sonrasıdır; burada gelecekteki kazanç tahminle hesaplanır ve gelecekte elde edilecek bir değerin bugüne getirilmesi söz konusudur. Gelecekteki bir kayba olay tarihinden faiz işletilmesi öğretide ve uygulamada eleştiriliyordu; yeni fıkra bu kısım için faizi karar tarihine bağladı.
Basit bir örnek
1 Eylül 2026'da trafik kazası geçiren ve çalışma gücünün bir kısmını kaybeden bir kişi düşünelim. Mahkeme 1 Eylül 2028'de karar veriyor; bilirkişi bilinen dönem için 400.000 TL, bilinmeyen dönem için 1.600.000 TL iş gücü kaybı tazminatı hesaplıyor. Yeni kurala göre 400.000 TL'ye 1 Eylül 2026'dan, 1.600.000 TL'ye ise 1 Eylül 2028'den itibaren kanuni faiz işler. Kanuni faizin iki yıl boyunca yıllık yüzde 31'de kaldığı varsayılırsa, bilinen dönem için karar tarihine kadar yaklaşık 248.000 TL faiz doğar (400.000 × 0,31 × 2). Örnek basitleştirilmiştir; uygulamada bilinen dönem genellikle bilirkişi hesap tarihinde sona erer. Eski uygulamada 1.600.000 TL'ye de olay tarihinden faiz istenebildiğinden, aynı dosyada karar tarihine kadar yaklaşık 992.000 TL ek faiz söz konusu olabiliyordu. Fark, özellikle uzun süren davalarda tazminatın toplam değerini ciddi biçimde etkiler.
Yürürlük — 7589 sayılı Kanun geçici m. 1/9
“(9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”
Yani belirleyici olan dava tarihi değil, olay tarihidir. 31 Temmuz 2026'dan önce gerçekleşen kaza ve ölümlerde, dava bugün açılsa bile eski faiz uygulaması devam eder. Yürürlük günü olan 31 Temmuz 2026'da gerçekleşen olaylar bakımından ise lafzi bir boşluk vardır; değişiklik yayım günü yürürlüğe girdiğinden, o gün gerçekleşen olaylara yeni hükmün mü eski hükmün mü uygulanacağı tartışmalıdır. Bu nedenle dava dilekçesinde olay tarihini ve buna bağlı faiz rejimini açıkça göstermek gerekir.
Ödemeler tazminattan nasıl düşülecek?
Son fıkra, sigorta şirketinin veya sorumlunun dava öncesinde ya da yargılama sırasında tahkikat başlamadan yaptığı ödemelerin mahsubunu da değiştirdi. Önceki uygulamada dava öncesi ödemeler ödeme tarihinden hesap tarihine kadar kanuni faizle güncellenerek, dava sonrası ödemeler ise tutar olarak düşülüyordu. Hükmün ilk yorumuna göre, tahkikat başlayıncaya kadar yapılan ödeme, ödeme tarihine göre hesaplanan tazminatın hangi oranını karşılıyorsa, karar tarihindeki tazminattan da o oranda mahsup ediliyor. Örneğin ödeme günü hesaplanan tazminat 1.000.000 TL iken 250.000 TL ödenmişse, tazminatın yüzde 25'i ödenmiş sayılır; karar tarihinde tazminat 3.000.000 TL'ye yükselmişse bundan 750.000 TL düşülür. Bu yöntem ödemenin karşıladığı zarar payını sabitler; tazminatın sonradan büyüdüğü dosyalarda zarar görenin alacağı net tutarı eski yönteme göre azaltabilir. Bu nedenle dava öncesi ödemenin hangi tarihte ve hangi hesaba göre yapıldığı bilirkişi raporunda ayrıca denetlenmelidir.
Kanuni faiz oranı kaç? 3095 sayılı Kanun'daki yeni sistem
TBK m. 55'teki yeni kural “kanuni faiz” işletilmesini öngörüyor. Kanuni faizin oranı da aynı Kanun'la değişti. 7589 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesi şu şekilde yeniden düzenlendi:
Kanuni faiz — 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1
“(Değişik:16/7/2026-7589/10 md.) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.”
| Dönem | Yıllık oran | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2006 – 31.05.2024 | %9 | 2005/9831 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı |
| 01.06.2024 – 30.07.2026 | %24 | 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı |
| 31.07.2026 ve sonrası | %31 (31.12.2025 reeskont oranı %38,75 × 0,80) | 3095 sayılı Kanun m. 1 (7589 s. K. m. 10) |
30.06.2026 tarihindeki reeskont oranı 31.12.2025 tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklı olmadığından 2026'nın ikinci yarısında da yüzde 31 uygulanır; 2027 oranı 31.12.2026 tarihli reeskont oranına göre yeniden belirlenecektir. Değişiklik için ayrı bir geçiş hükmü bulunmadığından faiz dönemsel hesaplanır: 2025'te gerçekleşmiş bir kazada olay tarihinden 30 Temmuz 2026'ya kadar yüzde 24, sonrasında yüzde 31 uygulanır. Ticari işlerde temerrüt faizi bakımından 3095 sayılı Kanun m. 2'deki avans faizi imkânı korunmuştur. Dönemsel hesabı yasal faiz hesaplama aracımızla yapabilirsiniz.
Hangi tazminat davalarında bu değişiklikler daha çok önem taşıyor?
| Dava türü | Tipik belirsizlik | Yeni düzende dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Trafik kazası (maluliyet, destekten yoksun kalma) | Maluliyet oranı, gelir, bakiye ömür, kusur | Kısmi dava + bir kez artırım; olay 31.07.2026 sonrasıysa TBK m. 55 faiz ayrımı ve oransal mahsup |
| İş kazası ve meslek hastalığı | Maluliyet, SGK'nın rücu edilemeyen ödemeleri, kusur oranları | SGK ödemelerinin mahsubu ve TBK m. 55; artırımı kusur ve hesap raporundan sonra yapmak |
| Tıbbi hata (malpraktis) | Kusur ve illiyet, tedavi süreci, kalıcı zarar | Adli Tıp ve bilirkişi raporlarının sonunu beklemek; malpraktis davası rehberimiz |
| İşçilik alacakları | Fazla çalışma, tatil ücretleri, giydirilmiş ücret | Artırılan kısma dava tarihinden faiz işlememe riski var (içtihat henüz netleşmedi); temerrüt ve ihtar tarihlerini belgelemek |
| Sözleşmeye aykırılık ve ayıp | Değer kaybı, kâr kaybı, onarım bedeli | Davadan önce tam tutarlı ihtar çekerek temerrüt tarihini öne almak |
Tazminat hukukuna ilişkin diğer yazılarımızı Tazminat Hukuku kategorisinde bulabilirsiniz.
Yeni düzende en sık yapılacak hatalar
- Dilekçeye alışkanlıkla “belirsiz alacak davası” yazmak. Dava türü kalktığı için mahkemenin nitelendirmesine bağlı kalırsınız; dilekçeyi baştan kısmi dava olarak kurun.
- Artırım hakkını erken kullanmak. İlk rapora göre artırım yapıp itiraz sonucunda tutar yükselirse, m. 109/4 ikinci kez kullanılamaz.
- Artırımı tahkikat bitene kadar ertelemek. Mahkeme sözlü yargılamaya geçtikten sonra artırım yapılamaz; ara kararları ve duruşma tutanaklarını yakından izleyin.
- Harcı zamanında tamamlamamak. Artırılan kısım üzerinden harç verilen süre içinde yatırılmazsa o kısım incelenmez.
- Faiz başlangıcını tek tarih olarak yazmak. Olay 31.07.2026 sonrasıysa iş gücü kaybı ve destek tazminatında bilinen ve bilinmeyen dönem için ayrı faiz başlangıcı söz konusudur.
- Dava öncesi ödemeyi tutar olarak düşmek. Yeni kurala tabi olaylarda mahsup oransal yapılır; bilirkişi raporunun buna uygun hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol edin.
LimanLegal Hukuk Bürosu: tazminat davalarında hukuki destek
LimanLegal Hukuk Bürosu, Av. Coşkun GENÇ (İstanbul Barosu, Sicil No: 71680) yönetiminde, İstanbul Kartal Cevizli'deki bürosundan trafik kazası, iş kazası, tıbbi hata ve haksız fiilden doğan tazminat davalarında zarar gören ve davalı vekilliği yürütmektedir. Belirsiz alacak davasının kalkmasıyla değişen düzende verdiğimiz destek aşağıdaki işleri kapsar:
- Büro: LimanLegal Hukuk Bürosu — sorumlu avukat Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu, Sicil No: 71680
- Adres: Hukukçular Towers, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, Cevizli, Seyitgazi Sokağı No:66/A, D:15, 34865 Kartal/İstanbul
- Telefon: +90 540 097 1035 · İletişim: limanlegal.com/iletisim · info@limanlegal.com
- Hizmet bölgesi: İstanbul geneli; Kartal, Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Tuzla; İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal). Dosya değerlendirmesi ülke genelindeki müvekkiller için de yapılabilir.
- Bu konudaki hizmetler: zamanaşımı ve dava öncesi başvuru kontrolü; arabuluculuk ve sigorta başvuruları; kısmi dava dilekçesinin hazırlanması; bilirkişi raporlarına itiraz; HMK m. 109/4 uyarınca talep artırımı; TBK m. 55'e göre faiz ve mahsup hesabının denetimi; görülmekte olan belirsiz alacak davalarının takibi.
- İlgili yazılarımız: 12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanun Madde Madde Ne Getirdi? ve Malpraktis Davası: Özel ve Üniversite Hastanesine Dava.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) bir avukattır ve LimanLegal Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. Tazminat davaları, bilişim suçları, nitelikli dolandırıcılık, banka ve kripto hesaplarına ilişkin koruma tedbirleri ile kişisel verilerin korunması alanlarında soruşturma ve kovuşturma dosyaları yürütmekte; bu alandaki yasal değişiklikleri ve Yargıtay kararlarını vatandaşların anlayabileceği bir dille limanlegal.com'da yayımlamaktadır.
Tazminat davası açmadan önce dosyanızı birlikte değerlendirelim
Belirsiz alacak davasının kalkmasıyla dilekçenin kuruluşu, artırımın zamanı ve faiz talebi her zamankinden önemli. Kaza tarihini, elinizdeki raporları ve yapılan ödemeleri bize iletin; zamanaşımını, faiz rejimini ve dava stratejisini birlikte belirleyelim.
Görülmekte olan bir davanız varsa, artırım hakkınızı kullanmadan önce dosyanızı inceleyelim. LimanLegal Hukuk Bürosu, İstanbul Kartal'daki bürosundan bu süreçte sizinle birlikte hareket eder.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı?
Evet. HMK'nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi, 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı ve bu hüküm yayım günü yürürlüğe girdi. 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan davalarda belirsiz alacak davası diye bir dava türü bulunmuyor.
Belirsiz alacak davasının yerine ne geldi?
Yerine kısmi davaya yeni bir imkân eklendi. HMK m. 109'a eklenen dördüncü fıkraya göre alacağın yalnız bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına takılmadan tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır.
Kısmi davada talep kaç kez artırılabilir?
HMK m. 109/4'teki artırım hakkı aynı davada yalnız bir kez kullanılabilir. Bu nedenle artırımı, bilirkişi raporu gibi alacağın tutarını ortaya koyan delil dosyaya girdikten sonra ve mümkün olduğunca tam tutar üzerinden yapmak gerekir.
Talep artırımı ne zamana kadar yapılabilir?
Tahkikatın sona ermesine kadar. Mahkeme tahkikatın bittiğini bildirip sözlü yargılamaya geçtikten sonra HMK m. 109/4 uyarınca artırım yapılamaz. Bilirkişi raporuna itirazlar sonuçlanıp tutar netleştiğinde, ancak mahkeme tahkikatın sona erdiğini bildirmeden önce artırım dilekçesini vermek ve harcı tamamlamak en güvenli yoldur.
Kısmi davada artırılan kısım zamanaşımına uğrar mı?
Yeni düzenlemeyle kural olarak uğramaz. HMK m. 109/4 son cümlesine göre artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Eski uygulamada ise kısmi davada ıslahla artırılan kısım için zamanaşımı ıslah tarihine göre değerlendiriliyordu. Dava açıldığı gün zaten dolmuş olan bir zamanaşımı ise artırımla kurtarılamaz.
Talep artırımı ile ıslah aynı şey mi?
Hayır. Islah, HMK m. 176 ve 177'de düzenlenen ve bir usul işleminin düzeltilmesine imkân veren genel bir kurumdur; aynı davada bir kez kullanılır ve zamanaşımı bakımından kendi başına koruma sağlamaz. HMK m. 109/4 ise yalnız kısmi davaya özgü, zamanaşımı korumalı bir miktar artırımıdır. Kanun ikisinin birbirini tüketip tüketmediğini açıkça söylemediği için uygulamanın netleşmesi beklenmelidir.
Görülmekte olan belirsiz alacak davam ne olacak?
7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış davalarda HMK m. 107 uygulanmaya devam eder. Bu davalarda mahkeme, alacak belirlenebilir hâle geldiğinde iki haftalık kesin süre verir ve davacı talebini bu süre içinde tam ve kesin olarak belirleyebilir; süre kaçırılırsa dava dilekçedeki miktar üzerinden karara bağlanır.
31 Temmuz 2026'dan sonra belirsiz alacak davası açarsam ne olur?
Kanunda artık böyle bir dava türü bulunmadığından, dilekçede belirtilen miktar dava edilen kısım olarak kabul edilecek ve dava büyük ihtimalle kısmi dava hükümlerine göre görülecektir. Bu belirsizliğe düşmemek için dilekçeyi baştan kısmi dava olarak yazmak, dava edilmeyen kısmın saklı tutulduğunu açıkça belirtmek gerekir.
Tazminat dava dilekçesine ne yazmalıyım?
Davanın kısmi dava olarak açıldığını, maddi tazminat kalemleri (tedavi gideri, iş gücü kaybı, destekten yoksun kalma gibi) için şimdilik istenen tutarı ayrı ayrı, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, faiz türünü ve başlangıç tarihini ve HMK m. 109/4 uyarınca artırım hakkının saklı tutulduğunu açıkça yazın. Manevi tazminat ise bölünemediğinden kısmi davaya konu edilmez; tutarı dava açılırken tam olarak belirlenir.
Artırılan kısım için faiz istemek gerekir mi?
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.05.2019 tarihli kararına göre, kısmi davada dava dilekçesinde faiz istenmişse, ıslahla artırılan miktar için de bu talebe bağlı olarak faize hükmedilir. Karar ıslah için verilmiştir; HMK m. 109/4 artırımına da kıyasen uygulanması beklenir. Yine de artırım dilekçesinde faiz türünü ve başlangıç tarihini yeniden yazmak, sonradan doğabilecek tartışmaları önler.
Kısmi davada artırılan kısma faiz hangi tarihten işler?
HMK m. 109/4 yalnız zamanaşımını düzenler; faizin başlangıcını değiştirmez. Faiz başlangıcı borçlunun ne zaman temerrüde düştüğüne göre belirlenir. Haksız fiilde sorumlu kural olarak olay tarihinde temerrüde düşmüş sayılır (TBK m. 117/2); bu nedenle faiz talep edilmişse olay tarihinden işletilmesi gerektiği kabul edilir. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ise gerekli belgelerle yapılan başvurudan itibaren sekiz iş günü sonunda, başvuru yoksa dava tarihinde temerrüde düşer (KTK m. 99); 31.07.2026 sonrası bedensel zarar ve destek tazminatında TBK m. 55'teki dönem ayrımı ayrıca uygulanır. Sözleşmeden doğan alacaklarda ihtar, vade veya dava tarihine bakılır. HMK m. 109/4 artırımında faiz başlangıcı henüz içtihatla netleşmemiştir.
TBK m. 55'e eklenen yeni faiz kuralı nedir?
İş gücü kaybı (çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi) ve destekten yoksun kalma tazminatında, kazancın bilindiği döneme ait tazminata olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ait tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Yani tazminatın tamamına olay tarihinden faiz yürütülmesi dönemi bu iki zarar kalemi için sona ermiştir.
Yeni faiz kuralı eski kazalara da uygulanır mı?
Hayır. 7589 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre TBK m. 55'teki değişiklik, 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen haksız fiiller ve zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Daha önce gerçekleşen kazalarda eski hükümler uygulanmaya devam eder.
Kanuni faiz oranı şu an kaç?
3095 sayılı Kanun m. 1'in 7589 sayılı Kanun ile değişen yeni hâline göre kanuni faiz, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden hesaplanır. 31.12.2025 tarihli reeskont oranı yüzde 38,75 olduğundan, 31 Temmuz 2026'dan itibaren kanuni faiz yıllık yüzde 31'dir. Önceki dönemler için yüzde 9 ve yüzde 24 oranları ayrı ayrı uygulanır.
Kazadan sonra sigortanın veya karşı tarafın yaptığı ödeme tazminattan nasıl düşülür?
TBK m. 55'e eklenen son fıkraya göre iş gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Yani ödeme, ödendiği gün hesaplanan tazminatın hangi oranını karşılıyorsa, karar tarihindeki tazminattan da o oranda düşülür. Tazminatın kanuni faizden hızlı büyüdüğü dosyalarda bu yöntem, ödemenin faizle güncellenerek düşüldüğü eski uygulamaya göre daha büyük bir tutarın düşülmesi sonucunu doğurabilir.
Kısmi davada harç nasıl ödenir?
Dava açılırken dava edilen tutar üzerinden nispi harcın dörtte biri peşin olarak ödenir. HMK m. 109/4 uyarınca talep artırıldığında artırılan kısım üzerinden harç tamamlanır; mahkemenin verdiği süre içinde ödenmeyen harç, artırılan kısmın incelenmesini engeller.
Önemli: Bu yazı 3 Kasım 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve Yargıtay kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. HMK m. 109/4 ve TBK m. 55'teki yeni fıkralar hakkında henüz yerleşmiş Yargıtay uygulaması bulunmadığından, yazıdaki bazı değerlendirmeler ilk yorum niteliğindedir. Somut durumunuz için bir avukattan destek alın.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 10, 18, 19, 20 ve geçici m. 1/9-10 (RG 31.07.2026, S. 33326)
— 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 107 (mülga), 109, 141, 176, 177, 448
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54, 55, 72, 117, 146, 147
— 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1, 2
— Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 24.05.2019, E. 2017/8, K. 2019/3
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2026, E. 2025/249, K. 2026/335 (HMK m. 107/1 metni)
— Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.03.2024, E. 2023/21327, K. 2024/4711
— Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16.12.2025, E. 2025/8456, K. 2025/9945
— TCMB reeskont oranı (31.12.2025: %38,75) ve buna göre hesaplanan kanuni faiz oranı
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity


