Malpraktis Davaları: Özel Hastaneye ve Üniversite Hastanesine Karşı Dava Açma, İspat, Tazminat ve Komplikasyon Rehberi
Av. Coşkun GENÇ · LimanLegal Hukuk Bürosu · 28 Ekim 2026 · Okuma süresi: yaklaşık 25 dakika
Kısa cevap: Malpraktis (tıbbi uygulama hatası) davasında önce hastanenin hukuki niteliğine bakılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne göre özel hastane ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesidir; 28.05.2014’ten sonra açılan davalarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Devlet veya vakıf üniversitesi hastanesi ise kamu hizmeti yürüttüğü için dava, idare aleyhine tam yargı davası olarak idare mahkemesinde açılır; bundan önce idareye başvurulur. Her iki yolda da kusuru, zararı ve aralarındaki illiyet bağını bilirkişi raporlarıyla hasta ortaya koyar; aydınlatma ve rızanın alındığını ise hekim ispat eder. Özel hastanede hekim, vekil sıfatıyla en hafif kusurundan sorumludur; hastane de yardımcı kişi ve organizasyon sorumluluğu çerçevesinde hesap verir. Komplikasyon, iyi yönetildiği sürece sorumluluk doğurmaz. Bu yüzden tıbbi kayıtları gecikmeden isteyin ve süreleri kaçırmayın.
Kısa cevaplar
- Özel hastane: tüketici mahkemesi; dava şartı arabuluculuk; hekim ve hastane birlikte davalı gösterilebilir.
- Üniversite hastanesi (devlet veya vakıf): idare mahkemesi; önce idareye başvuru (öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylemden itibaren 5 yıl); ret veya zımni ret sonrası dava süresi 60 gündür.
- İspat: kusur, zarar ve illiyet davacıdadır; aydınlatma ve rıza hekimdedir.
- Hafif kusur: özel hastanede vekil olan hekim en hafif kusurundan sorumludur; idari yargıda tazminat için ağır kusur aranmaz.
- Organizasyon: hastane personel seçimi, denetim, yetki dağılımı, cihaz ve acil müdahale düzeninden ayrıca sorumludur.
- Tazminat: tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi tazminat (TBK m. 54, 56, 58).
- Süre: vekâlet hükümlerinde 5 yıl; fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı gündeme gelebilir. Süre hesabını ilk günden yapın.
- Komplikasyon yaşadıysanız: tedaviyi sürdürün, dosyanızı ve rıza formlarınızı yazılı isteyin, ikinci görüş alın, delilleri koruyun.
Malpraktis nedir ve komplikasyondan farkı nedir?
Hekimlik faaliyetinin kusurlu biçimde yerine getirilmesine meslek hatası, yaygın adıyla malpraktis (tıbbi uygulama hatası) denir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kurallarına dayanarak malpraktisi komplikasyondan şu şekilde ayırmaktadır:
Hekimlik faaliyetinin kusurlu ifası meslek hatası olarak ifade edilmektedir. Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesine göre malpraktis bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesidir. Malpraktis, komplikasyon kavramından farklıdır. Komplikasyon hekimin tıbbi müdahaleyi gerçekleştirirken herşeyi doğru yapmasına rağmen yine de istenmeyen bir sonucun meydana gelmesidir ve komplikasyonun iyi ve doğru yönetilmiş olması kaydıyla, istenmeyen sonucun ortaya çıkmasında tıp ilminin genel kurallarının kusurlu ihlâli söz konusu olmadığından hekimin sorumluluğu doğmayacaktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/680, K. 2021/449, T. 08.04.2021
Bu ayrım davanın seyrini belirler. Ameliyat sonrası enfeksiyon, sinir hasarı, kanama ya da anestezi sorunu tıpta bilinen risklerdir; riskin gerçekleşmesi tek başına hekimi sorumlu kılmaz. Hukuki soru iki aşamalıdır: risk gerçekleşmeden önce hasta bu riskler hakkında gereği gibi bilgilendirildi mi, risk gerçekleştikten sonra ise zamanında fark edilip doğru yönetildi mi? Bilgilendirme eksikse ya da komplikasyon geç fark edilmiş veya yanlış yönetilmişse “komplikasyondur” savunması tek başına yeterli olmaz.
Uygulamada malpraktis iddiaları çoğunlukla şu başlıklarda toplanır:
- Yanlış veya geç konulan tanı, gerekli tetkikin yapılmaması;
- Cerrahi tekniğe, endikasyona veya ameliyat zamanlamasına ilişkin hata;
- Ameliyat sonrası izlemin, kontrol aralıklarının veya komplikasyon müdahalesinin yetersizliği;
- İlaç, enjeksiyon, anestezi ve kan ürünü hataları;
- Doğum ve yenidoğan bakımındaki gecikme veya ihmal;
- Aydınlatma ve rıza eksikliği;
- Hastane kaynaklı sorunlar: yetkisiz personel, hijyen ve enfeksiyon kontrolü, cihaz arızası, nöbet ve icap düzeni.
Malpraktis davası kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
Cevap, zararın doğduğu hastanenin özel mi yoksa kamu tüzel kişiliğine bağlı mı olduğuna göre değişir. Bu ayrım yanlış mahkemede dava açılması riskini doğurur; yanlış yargı kolunda geçen zaman da süre kaybı demektir. Aşağıdaki tablo iki yolu yan yana gösterir.
| Ölçüt | Özel hastane | Devlet veya vakıf üniversitesi hastanesi |
|---|---|---|
| Hukuki ilişki | Vekâlet sözleşmesi; hasta tüketici sayılır | Kamu hizmeti; idarenin hizmet kusuru |
| Davalı | Hastane işleticisi; gerektiğinde hekim de | İdare (üniversite); hekime rücu idare tarafından değerlendirilir |
| Görevli yargı | Tüketici mahkemesi (28.05.2014 sonrası davalar) | İdare mahkemesi; İYUK m. 2/1-b tam yargı davası |
| Ön şart | Dava şartı olarak arabuluculuk (TKHK m. 73/A) | İdareye başvuru: 1 yıl / 5 yıl (İYUK m. 13) |
| Süre | Vekâlette 5 yıl (TBK m. 147/5); suç oluşturan fiilde ceza zamanaşımı | Ret veya 30 gün sessizlik sonrası 60 gün dava süresi |
| Kusur ölçüsü | Vekilin en hafif kusuru (TBK m. 506/3) | Hizmet kusuru; ağır kusur aranmaz |

Devlet ve Sağlık Bakanlığı hastaneleri de kamu hizmeti yürüttüğü için üniversite hastaneleriyle aynı yolu izler: davalı idaredir ve dava idari yargıda açılır. Aşağıdaki iki bölümde özel hastane ve üniversite hastanesi yolunu ayrı ayrı inceliyoruz.
Özel hastaneye karşı dava: vekâlet, tüketici mahkemesi ve arabuluculuk
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik yaklaşımı, doktor ve özel hastane ile hasta arasındaki ilişkiyi vekâlet sözleşmesi olarak niteler:
Dava, yanlış tıbbi teşhis konulması iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince doktor ve özel hastane ile hasta arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı hususunda duraksama yoktur. Dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince vekalet sözleşmesinde zamanaşımı süresi 5 yıldır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2982, K. 2024/3055, T. 14.10.2024
Vekâlet sözleşmesi 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığı için, bu kanunun yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Daire bu sonucu şöyle ifade etmiştir:
Somut olayda; davacı ile davalı doktor ve özel hastane arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir. Vekalet akdi, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup, bu tarihten sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/6249, K. 2022/9604, T. 19.12.2022
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73 — Tüketici mahkemeleri
(1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
(5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.
Tüketici mahkemesinde açılacak davada şu noktalara dikkat edin:
- Arabuluculuk dava şartıdır. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilir; başvuru, mahkemeye gitmeden önce yapılmalıdır (TKHK m. 73/A).
- Tüketici hakem heyeti sınırı. Uyuşmazlık değeri TKHK m. 68’deki parasal sınırın altındaysa önce tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur; bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurulamaz. Sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırıldığı için güncel tutarı Ticaret Bakanlığı duyurularından kontrol edin.
- Yetki. Tüketici, kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de dava açabilir (TKHK m. 73/5); genel yetki kuralı davalının yerleşim yeridir (HMK m. 6), haksız fiile dayalı taleplerde fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer de yetkilidir (HMK m. 16).
- Davalılar. Uygulamada hekim ve hastane işleticisi birlikte davalı gösterilebilmektedir; hangi davalıya hangi hukuki temelle gidileceği (vekâlet veya adam çalıştıran sorumluluğu) dilekçenin en önemli kararlarından biridir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A — Dava şartı olarak arabuluculuk
(Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.
Üniversite hastanesine karşı dava: idari yargı, idareye başvuru ve süreler
Üniversite hastaneleri kamu tüzel kişiliğine sahip üniversitelere bağlıdır. Hizmet kusurundan doğan zararın giderilmesi için açılacak dava, idarenin eylemlerinden doğan tam yargı davasıdır ve görevli yargı kolu idari yargıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi bu sonucu şu gerekçeyle ortaya koymuştur:
… anılan idareye bağlı olan Hastanenin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının bendi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerleri görevlidir.Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2023/218 K. 2023/275 T. 17.04.2023
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 — İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı
1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:
a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.
Önemli bir ayrıntı: vakıf üniversitelerinin hastaneleri de bu kapsamdadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, adli yargıda açılan bir davada vakıf üniversitesi hastanesine karşı açılan davayı yargı yolu bakımından reddetmek gerektiğini, bu hastanenin de devlet üniversitesi hastanesi gibi değerlendirileceğini belirtmiştir:
Buna göre kamu tüzel kişisi olarak kanunla kuruldukları ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan vakıf üniversitesi hastanesinin, Devlet üniversitesi hastanesi gibi sağlık hizmetinin sunulmasından kaynaklanan zararlardan sorumlu olup olmadığına idari yargı yerince hizmet kusuru ilkesi kapsamında incelenerek karar verilmesi gerekir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2754, K. 2025/6487, T. 25.12.2025
İdari yargıda dava açmadan önce yapılacak başvuru, sürelerin en kritik halkasıdır. İdarenin eylemi nedeniyle hakkı ihlal edilen kişi, eylemi öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde, her durumda da eylem tarihinin üzerinden beş yıl geçmeden idareye yazılı başvuru yapmalıdır:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 — Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması
1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
İdarenin başvuruyu reddetmesi veya otuz gün içinde cevap vermemesi hâlinde dava süresi başlar. Dava açma süresi özel kanunda ayrı gösterilmediği sürece idare mahkemelerinde altmış gündür:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 7 — Dava açma süresi
1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
Uygulamada sık yapılan bir hata, üniversite hastanesine karşı asliye hukuk veya tüketici mahkemesinde dava açıp görevsizlik kararı alındıktan sonra idari yargıya gidilmeye çalışılmasıdır. İYUK m. 13/2 bu durumda bir kolaylık sağlar: idari yargıda açılması gereken tam yargı davası yanlışlıkla adli yargıda açılıp görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıya gidildiğinde idareye başvuru şartı aranmaz. Ancak bu güvenceye güvenerek yanlış mahkemeyi tercih etmek zaman kaybettirir; doğru yargı yoluyla baştan başlamak daha güvenlidir.
Devlet, vakıf ve birlikte kullanım hastanesi ayrımı, davalı idarenin belirlenmesi, idareye başvuru dilekçesi, süreler ve ilgili Danıştay kararları için Üniversite Hastanelerine Dava Açma Rehberi başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Hekimin kişisel sorumluluğu bakımından 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesi önemlidir. Madde, kamu ve özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensupları hakkındaki soruşturmalarda soruşturma iznini Mesleki Sorumluluk Kuruluna bırakır; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m. 53’teki soruşturma usulüne tabi olan devlet üniversitesi öğretim elemanlarını ve üniversitenin memurlarını ise bu kapsamın dışında tutar. İdarenin ödediği tazminat bakımından rücu kararını kural olarak aynı kurul verir; devlet üniversitelerinde görev yapanlar için nihai kararı, Kurul kararını dikkate alarak üniversite verir:
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m. 18 (birinci ve ikinci fıkralar)
Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir.
Hekim hafif kusurundan da sorumlu mudur?
Özel hastane ve hekim bakımından cevap, vekâlet hükümlerinde saklıdır. TBK m. 506, vekilin özen borcunun ölçüsünü “benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekil”in göstermesi gereken davranışa göre belirler:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 506 — a. Genel olarak
Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu ölçüyü hekim için sıkı uygular:
Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken, yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2156, K. 2024/214, T. 17.01.2024
Burada üç noktaya dikkat etmek gerekir. Birincisi, vekil sonucu garanti etmez; hasta iyileşmediği için değil, özen borcuna aykırı davranıldığı için tazminat alır. İkincisi, özen düzeyi mesleğin gerektirdiği düzeydir; uzman hekimden aranan özen, pratisyen hekimden aranandan yüksektir. Üçüncüsü, “hafif” kusur sorumluluğu ortadan kaldırmaz; ancak kusurun varlığı ve zararla bağlantısı yine bilirkişi incelemesiyle ortaya konur.
İdari yargıda ise ölçü farklıdır. Danıştay 10. Dairesi, sağlık hizmetinde idarenin sorumluluğunun asıl olarak hizmet kusuruna dayandığını, ağır kusurun şart olmadığını vurgulamaktadır:
… zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün hizmet kusuruna dayanması asli prensip olup idarenin zarardan sorumlu tutulabilmesi için ağır hizmet kusurunun varlığı aranmamaktadır.Danıştay 10. Daire, E. 2022/2489, K. 2025/4087, T. 24.09.2025
Sonuç olarak aynı olay bakımından özel hastanede hekim “en hafif kusurundan” sorumlu tutulurken, üniversite hastanesinde idarenin sorumluluğu hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi anlamındaki hizmet kusuruna dayanır. Her iki ölçüde de savunmanın merkezinde bilirkişi raporu bulunduğu için raporun kapsamı ve itirazların nasıl hazırlandığı sonucu belirler.
Hastanenin organizasyon yükümlülüğü ve yardımcı kişilerden sorumluluğu nedir?
Hastane yalnızca hekimin kusurundan değil, kendi organizasyonundan da sorumludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hastane işleticisinin yükümlülüklerini şu sözlerle ortaya koymaktadır:
Hastane işleticisinin “hastane bakımı” kavramı içinde yer alan edimleri konusunda her hâl ve şart için geçerli olabilecek kesin bir sayma yapmak mümkün değildir. Ancak, sözleşmede açıkça kararlaştırılmamış olsa bile hastanın sağlık durumu, hastalığın tipi ve ağırlığına göre dürüstlük ilkesinin zorunlu kıldığı bütün tedbirleri almak zorundadır. Aksi takdirde, gerekli testler yapılmadan hastalığın teşhisine gidilmesi, kan grubu tespitinde hata yapılması, cerrahi müdahalede kullanılan araç ve gereçlerin bozuk olması, ameliyatı takiben kullanılan kompresin gereğinden fazla sıcak olması ve yanıklara yol açması, ruh hastasının kontrol edilmemesi nedeniyle intiharı, yangına karşı gerekli tedbirlerin alınmaması, bozuk yiyecek verilmesi yüzünden zehirlenmelere yol açılması, yeterli ısıtma yapılmadığı için hastalığın ağırlaşması veya yeni hastalığa sebebiyet verilmesi gibi hâllerde hastane işleticisi oluşan zararı tazmin etmek zorundadır. Bunun dışında hastane yönetiminin somut organizasyon yükümlülükleri de bulunmaktadır. Öncelikle hekim dâhil bütün sağlık personelinin seçimi, denetlenmesi ve organizasyonuna ilişkin görevler, gereği gibi yerine getirilmelidir. Örneğin, bir görevin uzmanı olmayan bir kişiye verilmesi hâlinde organizasyon kusuru söz konusudur ve yönetimin tazminat sorumluluğu söz konusu olur .
Hasta, hastaneye kabul edilmekle hastane yetkililerinin himayesine girmiş olur ve haklı olarak kendisine mümkün olan en iyi tedavi ve bakım hizmetinin verilmesini ister. Hastane işletmecisinin “organizasyon yükümlülüğü” aslında onun hastanın şahsına göstermekle yükümlü olduğu özen borcunun bir görünüm tarzından ibarettir .Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/669, K. 2020/346, T. 04.06.2020
Aynı Kurul, hastanenin sağlık personelinin eylemlerinden de sorumlu olduğunu açıklamaktadır:
Davalı hastane elbette sunduğu sağlık hizmeti çerçevesinde yanında çalışan hekim, hemşire, hasta bakıcı gibi sağlık görevlilerinin eylemlerinden de sorumluluğa ilişkin şartların varlığı hâlinde mesul olacaktır. Hekimin ve sağlık personelinin hukuki sorumluluğu kusurlu eylem, zarar ve zarar ile kusurlu eylem arasında illiyet bağının varlığına bağlıdır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/144, K. 2024/565, T. 20.11.2024
Kanundaki dayanaklar iki yoldan gelir. Sözleşmeye dayalı yolda TBK m. 116, borçlunun borcun ifasını yardımcılarına bıraksa bile onların işi yürüttükleri sırada verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu söyler:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 116 — 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk
Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.
Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Üçüncü fıkra pratikte çok önemlidir. Hastane kabul formlarında sıkça rastlanan “doktorların kusurundan hastane sorumlu değildir” türü kayıtlar, uzmanlık gerektiren ve ancak izinle yürütülebilen sağlık hizmeti bakımından kesin hükümsüzdür. Haksız fiil yolunda ise TBK m. 66, işletme sahibini çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispat etmekle yükümlü kılar:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66 — 1. Adam çalıştıranın sorumluluğu
Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
Hastanenin hangi hukuki temelle sorumlu tutulacağı, zamanaşımı süresini de etkiler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bir kararında şunları belirtmiştir:
Davadaki talepler; davalı doktor ...nun vekalet görevini ifada, davalı şirketin işlettiği hastanenin ise gerek davalı doktoru seçmede gerekse doğum ve sonrasındaki diğer şartları hazırlamada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmaktadır. Bu nedenle, uyuşmazlığa davalı doktor ...yönünden vekalet hükümleri, davalı şirket yönünden ise haksız fiil hükümleri uygulanmalı ve doğal olarak, zamanaşımı süreleri ile bunun hangi tarihten itibaren başlayacağı sorunu da bu çerçevede değerlendirilmelidir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/5385, K. 2022/462, T. 26.01.2022
Organizasyon kusuruna ilişkin tipik iddialar şunlardır: ameliyatı ya da müdahaleyi yapmaya yetkisi olmayan personele görev verilmesi, icapçı veya nöbetçi uzmanın zamanında hastaneye ulaşmaması, yoğun bakım ve acil müdahale düzeninin yetersizliği, cihaz ve sarf malzemesi hatası, enfeksiyon kontrol eksikliği, hasta takibinin ve kayıt düzeninin zayıf olması, hekim seçiminde ve denetiminde özen eksikliği. Bu iddiaların her biri hastane kayıtları, nöbet çizelgeleri ve bilirkişi incelemesiyle desteklenmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 09.12.2025 tarihli kararına (E. 2025/2727, K. 2025/6009) konu olayda yerel mahkemeler, bilirkişi raporuna dayanarak tanısı konulmamış taşikardiye bağlı komplikasyonun yönetilmediğini, hekimin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve hastanenin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Bu örnek, komplikasyonun kendisi değil, yönetilme biçiminin sorumluluk doğurduğunu göstermektedir.
Malpraktis davasında ispat külfeti kimdedir?
Genel kural, ispat yükünün iddia ettiği olgudan lehine hak çıkaran tarafta olmasıdır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 — I. İspat yükü
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 — İspat yükü
(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Bu kural malpraktis davasında şu sonuçlara yol açar:
- Davacı hasta; tıbbi müdahalenin yapıldığını, özen borcuna aykırı davranıldığını (kusur), zararı ve kusur ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını ispatlar.
- Hekim veya hastane; aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ve hastanın rızasının alındığını, ayrıca iddia ettiği hukuka uygunluk sebeplerini ispatlar.
Sözleşmeye aykırılığa ilişkin genel hüküm olan TBK m. 112, borçlunun kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlü olduğunu söyler:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112 — 1. Genel olarak
Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
Ancak tıbbi müdahalelerde özen borcuna aykırılığın varlığı teknik bir konudur ve mahkeme bu soruyu bilirkişiye sorar:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 — Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller
(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.
Bu nedenle dosyanın kaderi çoğunlukla bilirkişi raporuyla belirlenir. Mahkemeler genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin ilgili ana bilim dallarından oluşan heyetlerden rapor alır; raporlar arasında çelişki varsa ya da itirazlar karşılanmamışsa yeni heyet veya üst kuruldan rapor istenir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2026 tarihli kararına (E. 2025/2755, K. 2026/112) konu dosyada, üniversite heyeti raporlarıyla önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK Üçüncü Üst Kurulu’ndan rapor alınmıştır. Dolayısıyla raporun yalnızca sonucuna değil, gerekçesine, hangi tıbbi kayıtlara dayandığına ve itirazları karşılayıp karşılamadığına bakılmalıdır.
Bilirkişi raporlarında kusur bulunmaması da dosyayı tek başına bitirmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 06.04.2026 tarihli kararında (E. 2025/643, K. 2026/1916), hukuk ve ceza yargılaması sırasında alınan raporlarda hekimin tüm müdahalelerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve kusur bulunmadığı mütalaa edilmiş olmasına rağmen, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin ayrıca tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar bir sonraki başlıkta ele alınmıştır.
Aydınlatılmış onam: rıza formu imzalandıysa dava biter mi?
Hayır. Rıza formunun imzalanmış olması, aydınlatmanın gereği gibi yapıldığını tek başına göstermez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, aydınlatmanın ispatının hekime ait olduğunu şu gerekçeyle açıklamıştır:
Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hususunda mevzuatta bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her tıbbî müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK’nin 24. maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır. Zira rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığına göre rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını savunan hekimin yasal karinenin aksi olan bu hususları ispatlaması gerekir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/643, K. 2026/1916, T. 06.04.2026
Aynı karar, komplikasyonun gerçekleşmesinin aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtmektedir:
Ne var ki; ortaya çıkan hasarın komplikasyon olması, aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gibi hastanın komplikasyonlar hakkında bilgilendirilmesi, aydınlatma yükümlülüğünün bir gereğidir. Bu nedenle hastaya aydınlatmanın yapılıp yapılmadığı hususunun kararda tartışılması gerekmektedir.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/643, K. 2026/1916, T. 06.04.2026
Hasta Hakları Yönetmeliği bu yükümlülüğün kapsamını ve usulünü belirler. Bilgilendirme yalnızca bir formun imzalatılması değil, sade ve anlaşılır, sözlü ve makul süre tanınarak yapılması gereken bir süreçtir:
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15 — Bilgilendirmenin Kapsamı
Hastaya;
a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
ç) Muhtemel komplikasyonları,
d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,
hususlarında bilgi verilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 18 — Bilgi Vermenin Usulü
Bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir.
Hasta, tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubunun farklı olmasını zorunlu kılan durumlarda, bu duruma ilişkin hastaya açıklama yapılmak suretiyle bilgilendirme yeterliliğine sahip başka bir sağlık meslek mensubu tarafından bilgilendirme yapılabilir.
Hastanın kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Hastanın kendisi yerine bir başkasının bilgilendirilmesini talep etmesi halinde, bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak kaydıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilir.
Hasta, aynı şikayeti ile ilgili olarak bir başka hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci bir görüş almayı talep edebilir.
Acil durumlar dışında, bilgilendirme hastaya makul süre tanınarak yapılır.
Bilgilendirme uygun ortamda ve hastanın mahremiyeti korunarak yapılır.
Hastanın talebi halinde yapılacak işlemin bedeline ilişkin bilgiler sağlık hizmet sunucusunun ilgili birimleri tarafından verilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 26 — Rıza Formu
Mevzuatta öngörülen durumlar ile uyuşmazlığa mahal vermesi tıbben muhtemel görülen tıbbi müdahaleler için sağlık kurum ve kuruluşunca 15 inci maddedeki bilgileri içeren rıza formu hazırlanır. Rıza formunda yer alan bilgiler; sözlü olarak hastaya aktarılarak rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Rıza formu iki nüsha olarak imza altına alınır ve bir nüshası hastanın dosyasına konulur, diğeri ise hastaya veya kanuni temsilcisine verilir. Acil durumlarda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmemesi durumunda, bu beyan imzalı olarak alınır, imzadan imtina etmesi halinde durum tutanak altına alınır. Rıza formu bilgilendirmeyi yapan ve tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından imzalanır. Verilen bilgilerin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumludur. Rıza formları arşiv mevzuatına uygun olarak muhafaza edilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 22 — Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama
Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.
Aydınlatma eksikliği davası kurarken şunları kontrol edin: formda sizin tıbbi işleme özgü riskler yazılı mı, yoksa genel hükümlerden mi oluşuyor; form müdahaleden önce makul süre tanınarak mı imzalatıldı; imza size mi ait; formu hekim mi imzaladı; ek bir müdahale yapıldıysa ona özgü bir rıza alındı mı; bilgilendirme yapan kişi müdahaleyi yapan hekim mi? Aydınlatma eksikliği, bilirkişi raporunda kusur bulunmasa bile ayrı bir tazminat konusu olabilir.
Malpraktis davasında hangi tazminat kalemleri istenebilir?
Bedensel zararlarda maddi tazminatın kapsamı TBK m. 54’te sayılmıştır:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54 — b. Bedensel zarar
Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bu kalemleri şu şekilde özetlemektedir:
Bedensel zararlara yönelik olarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesine ve ondan önceki 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 46 ncı maddesine göre, tazminat istemeyi gerektirecek bir olay sonucu yaralanan kişinin maddi zararları; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/506, K. 2024/7851, T. 18.09.2024
Manevi tazminat bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde TBK m. 56 ve kişilik hakkının zedelenmesi hâlinde TBK m. 58 ile düzenlenir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar da kendi manevi tazminatlarını isteyebilir:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 56 — d. Manevi tazminat
Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58 — 3. Kişilik hakkının zedelenmesi
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
| Kalem | Dayanak | Neleri kapsar? | Belge ve delil |
|---|---|---|---|
| Tedavi giderleri | TBK m. 54/1 | Düzeltici ameliyat, ilaç, yatış, kontrol, rehabilitasyon, gerekirse bakım ve estetik düzeltme | Fatura, makbuz, epikriz, tedavi planı, bilirkişi raporu |
| Kazanç kaybı | TBK m. 54/2 | Geçici iş göremezlik döneminde gelir kaybı | Bordro, vergi kaydı, işveren yazısı, istirahat raporları |
| Çalışma gücü kaybı | TBK m. 54/3 | Sürekli maluliyetin gelecekteki gelir etkisi | Maluliyet oranı (ATK veya sağlık kurulu), aktüerya hesabı |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | TBK m. 54/4 | Meslek, kariyer ve iş bulma imkânlarının azalması | Meslek, eğitim, yaş ve çalışma durumuna ilişkin belgeler |
| Manevi tazminat | TBK m. 56/1, m. 58 | Acı, sıkıntı, güven kaybı, aydınlatma eksikliği | Raporlar, tanık, psikolojik destek kayıtları |
| Yakınların manevi tazminatı | TBK m. 56/2 | Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar | Nüfus kayıtları, vefat ve yakınlık belgeleri |

Ölüm hâlinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı da gündeme gelir. Hesaplamada TBK m. 55 dikkate alınır; kanun, bedensel zararların sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağını ve hesaplanan tazminatın hakkaniyet düşüncesiyle artırılamayacağını belirtir. 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi), bu maddeye çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarında faiz ve mahsup bakımından iki yeni fıkra ekledi:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 55 — c. Belirlenmesi
Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.
(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Hukukihaber.net’te yer alan bir değerlendirmede, yeni fıkraların yalnızca 31.07.2026 ve sonrasında doğan olaylara uygulanacağı belirtilmektedir; geçiş hükümlerinin yargı kararlarıyla netleşmesi beklenmelidir. Bedensel zarar taleplerinde zararın tam miktarı başlangıçta bilinmediği için dava türü (belirsiz alacak davası veya kısmi dava), ıslah ve harç planlaması baştan birlikte değerlendirilmelidir.
Zamanaşımı ve dava açma süreleri nedir?
Hastane türüne göre süreler birbirinden farklıdır. Hak kaybına yol açan en önemli konu budur; olayın hemen ardından süre planı yapın.
| Dava türü | Süre | Notlar |
|---|---|---|
| Özel hastane ve hekim (vekâlet) | 5 yıl (TBK m. 147/5) | Yargıtay 3. HD, vekâlet sözleşmesinde 5 yıllık süreyi uygular |
| Haksız fiil temelli talep | 2 yıl (öğrenmeden) ve her hâlde 10 yıl (fiilden); TBK m. 72 | Hastane yönünden haksız fiil hükümleri uygulanırsa bu süreler gündeme gelebilir |
| Fiil suç oluşturuyorsa | Ceza kanunundaki daha uzun süre (TBK m. 72/1) | Taksirle yaralama (TCK m. 89) veya öldürme (TCK m. 85) ihtimalinde değerlendirilir |
| Üniversite veya devlet hastanesi | İdareye başvuru: öğrenmeden 1 yıl, eylemden 5 yıl; ret veya 30 gün sessizlik sonrası 60 gün (İYUK m. 13, m. 7) | Başvuru yazılı yapılmalı ve tarihi ispatlanabilmelidir |
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 — I. Kural
Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147 — II. Beş yıllık zamanaşımı
Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
…
5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, doktor hatası iddiasında sözleşme sorumluluğu ile haksız fiil sorumluluğunun yarıştığını ve fiilin suç oluşturması hâlinde ceza zamanaşımının uygulanabileceğini kabul etmiştir:
Hâl böyle olunca taraflar arasında vekâlet hükümlerine tabi sözleşme ilişkisi bulunmakla birlikte, davalı doktorun eylemi aynı zamanda suç teşkil eder mahiyette de olduğundan, yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere sözleşme sorumluluğu ve haksız fiil sorumluluğunun somut olayda yarıştığı ve dava tarihi itibariyle BK 60/2 maddesi hükmü gereğince zamanaşımının gerçekleşmemiş olduğu tartışmasızdır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/778, K. 2019/329, T. 21.03.2019
Zamanaşımının başlangıcı da önemlidir. Haksız fiilde iki yıllık süre, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği günden başlar (TBK m. 72/1). Sözleşmeye dayalı taleplerde başlangıç tarihi olayın özelliğine göre belirlenir; tedavi devam ediyor ve zararın kapsamı sonradan netleşiyorsa başlangıç tartışılabilir. Bu nedenle “nasılsa vaktim var” diyerek zaman geçirmeyin ve her zaman en kısa süreyi esas alarak hareket edin. Arabuluculuk sürecinin süreler üzerindeki etkisi 6325 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir; süre sonuna yakın başvurularda bu hesabı bir avukatla birlikte yapın.
Komplikasyon yaşandığında adım adım ne yapmalı?
Komplikasyon geliştiğinde hem sağlığınızı hem de hukuki haklarınızı korumanız gerekir. Aşağıdaki sıra, hasta ve yakınları için pratik bir yol haritasıdır. Tıbbi karar vermeden önce mutlaka sizi tedavi eden hekimlere danışın.
- Tedaviyi aksatmayın. Sağlığınız her zaman önceliktir. Komplikasyonun ilerlememesi için gereken tedaviyi sürdürün; tedaviyi bırakmak zarar azaltma yükümlülüğü bakımından aleyhinize yorumlanabilir.
- Tıbbi kayıtlarınızı yazılı isteyin. Hasta, sağlık durumu ile ilgili dosyayı ve kayıtları inceleyebilir ve bir suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem formu, laboratuvar ve görüntüleme sonuçları, rıza formlarının tamamı ve ilaç uygulama kayıtlarını isteyin.
- Başvurunuzu kayda geçirin. Dilekçeyi hastanenin evrak birimine verip kaşeli sureti alın; teslimin ispatı gerekiyorsa noter aracılığıyla da gönderebilirsiniz.
- İkinci görüş alın. Hasta aynı şikâyetiyle ilgili başka bir hekimden de sağlık durumu hakkında ikinci görüş alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 18). Raporları saklayın.
- Delilleri koruyun. Fotoğraf, mesaj, e-posta, ödeme belgeleri, randevu ve ilaç kutuları gibi delilleri saklayın; tarihli ve kronolojik bir olay notu hazırlayın. Kayıtların kaybolma riski varsa delil tespiti istenebilir.
- Tanıkları belirleyin. Hasta yakınlarını, olay sırasında yanınızda bulunanları ve sonradan tedavinizi üstlenen hekimleri not edin.
- Zarar kalemlerinizi belgeleyin. Tedavi masraflarını, işten kalma sürenizi ve gelir kaybınızı belgelerle takip edin.
- Yargı yolunu belirleyin. Özel hastane mi, üniversite veya devlet hastanesi mi olduğunu netleştirin; özel hastanede arabuluculuk, idari yargıda idareye başvuru için tarihleri hesaplayın.
- Başvuru kurumlarını değerlendirin. Hastanenin hasta hakları birimi, Sağlık Bakanlığı başvuru kanalları, meslek odası şikâyetleri ve savcılığa şikâyet. Her yolun hukuki sonucu ve süreye etkisi farklıdır.
Dava açılmadan önce delilin kaybolma tehlikesi varsa HMK m. 400 delil tespitine imkân tanır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400 — Delil tespitinin istenebileceği hâller
(1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.
(2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır.
Henüz dava açılmamışsa delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeden veya üzerinde keşif ya da bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenir (HMK m. 401/1).
Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16 — Kayıtları İnceleme
Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.

Dikkat: Hukuki sonuç doğurabilecek bir belgeyi (ibraname, sulh veya feragat metni, hastane tarafından hazırlanan “mutabakat” ya da “anlaşma” formu) incelemeden imzalamayın. Hastane yetkilileriyle yapılan konuşmaları ve verilen sözleri yazılı hâle getirin. Sosyal medyada hastane veya hekim hakkında ayrıntılı iddialar paylaşmadan önce hukuki sonuçlarını değerlendirin; hakaret ve kişilik hakkı hükümleri sizin paylaşımlarınız bakımından da uygulanabilir.
Ceza şikâyeti, soruşturma izni ve hukuk davası nasıl birbirini etkiler?
Tıbbi uygulama hatası aynı zamanda taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçunu oluşturabilir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85 — Taksirle öldürme
(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 89 — Taksirle yaralama
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Taksirle yaralamanın soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; basit yaralama dışındaki hâllerde suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz (TCK m. 89/5). Şikâyet süresi kural olarak fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 73). Taksirle öldürme ise şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcısı re’sen soruşturma yürütür. Sağlık meslek mensuplarının mesleki uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda, daha önce yer verdiğimiz 3359 sayılı Kanun ek m. 18 gereği soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulundan alınır ve bu kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilir. Devlet üniversitesi hastanesinde görev yapan öğretim elemanları ve üniversitenin memurları ise bu kapsamın dışındadır; onlar hakkında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m. 53’teki özel soruşturma usulü uygulanır ve itirazlar Danıştay’da incelenir. Her iki usul de ceza dosyasının süresini uzatabilir.
Hukuk davası ceza davasından bağımsızdır. TBK m. 74, hâkimin kusurun varlığına karar verirken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle bağlı olmadığını ve ceza hâkiminin beraat kararıyla da bağlı olmadığını söyler:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 74 — I. Ceza hukuku ile ilişkisinde
Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
Bu nedenle ceza dosyasında takipsizlik veya beraat kararı çıkması, hukuk veya idari yargıdaki tazminat davasını otomatik olarak sonlandırmaz. Buna karşılık ceza soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu, hukuk davasında delil olarak kullanılabildiği için iki dosyayı birlikte planlamak gerekir. Ceza şikâyetinin amacı tazminat değilse, ceza ve hukuk dosyalarının önceliği, zamanaşımı ve delil stratejisi birlikte değerlendirilmelidir.
Dava dilekçesinden önce kontrol listesi
- Yargı yolu: özel hastane (tüketici mahkemesi) mi, devlet veya vakıf üniversitesi veya kamu hastanesi (idare mahkemesi) mi?
- Ön şart: özel hastanede arabuluculuk, idari yargıda idareye başvuru yapıldı mı ve süre içinde mi?
- Tarihler: müdahale tarihi, zararı öğrenme tarihi, kayıt talep tarihi ve ret tarihi yazılı olarak belirlendi mi?
- Tıbbi dosya: epikriz, ameliyat ve anestezi notları, hemşire gözlem formları, görüntüleme, rıza formları ve ilaç kayıtları tam mı?
- Hukuki temel: hekim için vekâlet, hastane için TBK m. 116 veya m. 66, idari yargıda hizmet kusuru; her biri ayrı gerekçelendirildi mi?
- Kusur teorisi: hangi özen yükümlülüğü, hangi tarihte, hangi tıbbi standarda aykırı olarak ihlal edildi?
- Aydınlatma: rıza formunun kapsamı, zamanı ve imzası incelendi mi; aydınlatma eksikliği ayrıca dayanak yapıldı mı?
- Organizasyon: personel yetkisi, nöbet ve icap düzeni, cihaz ve izlem eksikleri iddia ediliyor mu?
- Tazminat: kalemler (TBK m. 54, 56, 58) ve belgeleri hazır mı; maluliyet için hangi kurul raporu alınacak?
- Delil: bilirkişi heyeti, tanık ve delil tespiti ihtiyacı belirlendi mi?
- Ceza yolu: şikâyet süresi (altı ay), soruşturma izni ve ceza-hukuk dosya ilişkisi değerlendirildi mi?
LimanLegal Hukuk Bürosu: tıbbi uygulama hatası ve tazminat davalarında hukuki destek
LimanLegal Hukuk Bürosu, Av. Coşkun GENÇ (İstanbul Barosu, Sicil No: 71680) yönetiminde, İstanbul Kartal Cevizli’deki bürosundan tazminat hukuku alanında hasta ve hasta yakını vekilliği yürütmektedir. Malpraktis ve komplikasyon dosyalarında verdiğimiz hukuki destek şunları kapsar:
- Büro: LimanLegal Hukuk Bürosu — sorumlu avukat Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu, Sicil No: 71680
- Adres: Hukukçular Towers, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, Cevizli, Seyitgazi Sokağı No:66/A, D:15, 34865 Kartal/İstanbul
- Telefon: +90 540 097 1035 · İletişim: limanlegal.com/iletisim · info@limanlegal.com
- Hizmet bölgesi: İstanbul geneli; Kartal, Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Tuzla; İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal). Dosya incelemesi ve idari başvurular ülke genelindeki hastalar için de yürütülebilir.
- Bu konudaki hizmetler: tıbbi dosya ve rıza formlarının incelenmesi; doğru yargı yolunun ve sürelerin belirlenmesi; hastane ve hekime karşı tüketici mahkemesi ve arabuluculuk süreçleri; üniversite ve devlet hastaneleri için idareye başvuru ve idari yargı davaları; bilirkişi ve ATK raporlarına itiraz; delil tespiti; tazminat kalemlerinin hesaplanması; ceza şikâyeti ve soruşturma izni sürecinin takibi.
- İlgili yazılarımız: Fon Dolandırıcılığında Bankaların Tazminat Sorumluluğu; Üniversite Hastanelerine Dava Açma Rehberi
Hiçbir avukat sonucu garanti edemez; sonuç, tıbbi kayıtlara, bilirkişi raporlarına ve sürelerin zamanında takibine bağlıdır. Hangi büroyla çalışırsanız çalışın, avukatın baro kaydını kontrol edin ve ücret konusunda yazılı sözleşme yapın.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 71680) bir avukattır ve LimanLegal Hukuk Bürosu’nun kurucusudur. Tazminat hukuku, ceza hukuku ve bilişim hukuku alanlarında dava ve soruşturma dosyaları yürütmekte; yasal değişiklikleri ve yüksek yargı kararlarını vatandaşların anlayabileceği bir dille limanlegal.com’da yayımlamaktadır.
Komplikasyon sonrası hukuki sürecinizi birlikte planlayalım
Elinizdeki rıza formlarını, epikriz ve raporları gönderin; hastanenin türüne göre doğru yargı yolunu, sürelerinizi ve zarar kalemlerinizi birlikte değerlendirelim.
Süre planı ilk günlerde yapıldığında hak kaybı riski azalır. LimanLegal Hukuk Bürosu, İstanbul Kartal’daki bürosundan bu süreçte sizinle birlikte hareket eder.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Malpraktis (tıbbi uygulama hatası) nedir?
Malpraktis, hekimlik faaliyetinin kusurlu yerine getirilmesi, yani bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu komplikasyondan ayırır: komplikasyonda hekim her şeyi doğru yapmasına rağmen istenmeyen sonuç ortaya çıkar ve komplikasyon iyi yönetilmişse hekimin sorumluluğu doğmaz.
Komplikasyon ile malpraktis arasındaki fark nedir?
Komplikasyon, tıbbi müdahalenin bilinen ve her türlü özene rağmen gerçekleşebilen riskidir; malpraktis ise özen borcuna aykırı hatalı uygulamadır. Komplikasyon sonrasında hastanın bilgilendirilmemesi, komplikasyonun geç fark edilmesi veya yanlış yönetilmesi ise ayrıca sorumluluk doğurabilir. Bu ayrım bilirkişi raporuyla ortaya konur.
Özel hastaneye karşı malpraktis davası hangi mahkemede açılır?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne göre özel hastane ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesidir ve 6502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TKHK m. 73/A).
Üniversite hastanesine karşı dava nerede açılır?
Devlet veya vakıf üniversitesi hastanesi kamu hizmeti yürüttüğü için hizmet kusurundan doğan zarar, idare aleyhine açılacak tam yargı davası (İYUK m. 2/1-b) ile idare mahkemesinde istenir. Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları, adli yargıda açılan bu tür davaların yargı yolu bakımından reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Üniversite hastanesinde dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mu?
Evet. İdari eylemden hakları ihlal edilenler, olayı öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelidir (İYUK m. 13). Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde dava süresi (genellikle 60 gün) işler.
Doktora doğrudan dava açılabilir mi?
Özel hastanede hekim ve hastane işleticisi birlikte davalı gösterilebilmektedir. Kamu hastanesi veya devlet üniversitesi hastanesinde ise zararın tazmini için dava idare aleyhine açılır (Anayasa m. 129/5). İdarenin hekime rücu edip etmeyeceğini 3359 sayılı Kanun ek m. 18 uyarınca Mesleki Sorumluluk Kurulu değerlendirir; devlet üniversitelerinde görev yapanlar için nihai kararı, Kurul kararını dikkate alarak üniversite verir.
Malpraktis davasında ispat yükü kimdedir?
Kusur, zarar ve illiyet bağını genel kurala göre davacı hasta ispatlar (TMK m. 6, HMK m. 190). Hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve hastanın rızasını aldığını ise hekim ispat eder; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu ilkeyi açıkça benimsemektedir. Pratikte dosyanın sonucu çoğunlukla bilirkişi raporlarıyla belirlenir.
Rıza formu imzaladıysam dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz. İmzalı form aydınlatmanın yapıldığını tek başına kanıtlamaz; formun müdahaleye özgü riskleri içerip içermediği, sözlü bilgilendirme yapılıp yapılmadığı ve makul süre tanınıp tanınmadığı incelenir. Yargıtay, komplikasyonun gerçekleşmesinin aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtmektedir.
Hekim hafif kusurundan da sorumlu mudur?
Özel hastanede vekil sıfatıyla çalışan hekim, benzer alandaki basiretli bir vekilin özenini göstermek zorundadır (TBK m. 506/3) ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’ne göre en hafif kusurundan bile sorumludur. İdari yargıda ise sağlık hizmetinde idarenin tazmin yükümlülüğü hizmet kusuruna dayanır ve ağır kusur aranmaz.
Hastanenin organizasyon yükümlülüğü nedir?
Hastane işleticisi; personelin seçimi, denetimi ve görev dağılımı, acil müdahale ve yoğun bakım düzeni, cihaz ve malzeme güvenliği, enfeksiyon kontrolü ve kayıt sistemi gibi alanlarda hastanın zarar görmemesi için gerekli tüm tedbirleri almak zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu yükümlülüğü hastaya karşı özen borcunun bir görünüm tarzı olarak tanımlar.
Hastane “sorumluluk kabul etmiyoruz” diyen bir form imzalattıysa geçerli olur mu?
Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluğun önceden yapılan anlaşmayla kaldırılması mümkün olsa da, uzmanlık gerektiren ve ancak izinle yürütülebilen sağlık hizmetinde bu yönde bir anlaşma TBK m. 116/3 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür. Her formun kapsamı ayrıca incelenmelidir.
Malpraktis davasında hangi tazminat kalemleri istenebilir?
Maddi tazminatta tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar (TBK m. 54); manevi tazminatta bedensel bütünlüğün zedelenmesi ve kişilik hakkı ihlali (TBK m. 56, 58) istenebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar da manevi tazminat isteyebilir.
Yakınımı kaybettim; manevi tazminat ve destekten yoksun kalma istenebilir mi?
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınları TBK m. 56/2 uyarınca manevi tazminat isteyebilir. Ölenin desteğinden yoksun kalanlar ayrıca destekten yoksun kalma zararının giderilmesini talep edebilir; bu hesaplama TBK m. 55 ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre yapılır.
Malpraktis davasında zamanaşımı süresi nedir?
Özel hastane ve hekim bakımından vekâlet hükümleri uygulanıyorsa süre 5 yıldır (TBK m. 147/5). Haksız fiil hükümleri uygulanırsa 2 yıl ve 10 yıllık süreler gündeme gelir; fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre uygulanabilir (TBK m. 72). Üniversite hastanesinde idareye başvuru süresi 1 yıl, eylemden itibaren 5 yıldır. Süreyi her zaman kısa süreye göre planlayın.
Özel hastaneye dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Evet. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TKHK m. 73/A). Tüketici hakem heyetinin görev alanındaki parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar için ise önce hakem heyetine başvurulur.
Komplikasyon yaşadığımda ilk ne yapmalıyım?
Önce tedavinizi sürdürün; ardından dosyanızı ve rıza formlarını yazılı isteyin (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16), ikinci görüş alın, delilleri ve tedavi giderlerini belgeleyin, sürelerinizi hesaplayın. Başvuru yollarını denerken süreyi kaçırmamak için erken aşamada bir avukattan destek alın.
Hasta dosyamı ve kayıtlarımı nasıl alırım?
Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgilerin bulunduğu dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Başvuruyu yazılı yapın, evrakı kayda geçirin. Vekil aracılığıyla başvuracaksanız vekâletname gerekir.
Bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarına itiraz edilebilir mi?
Evet. Raporlar eksik inceleme, çelişki veya gerekçe eksikliği içeriyorsa itiraz edilebilir ve yeni bir heyet veya üst kuruldan rapor istenebilir. Yargıtay kararlarında, itirazları karşılamayan veya çelişkili raporlara dayanılarak karar verilmesinin bozma nedeni sayıldığı görülmektedir.
Ceza şikâyeti yapmadan tazminat davası açabilir miyim?
Evet. Hukuk (veya idari yargı) davası ceza davasından bağımsızdır; TBK m. 74 uyarınca hâkim, ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. Taksirle yaralamanın basit hâli şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi altı aydır. Sağlık meslek mensuplarına ilişkin soruşturmalarda ayrıca soruşturma izni gerekir. Bu izni kamu ve özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde Mesleki Sorumluluk Kurulu verir (3359 sayılı Kanun ek m. 18); devlet üniversitesi öğretim elemanları için ise 2547 sayılı Kanun m. 53’teki usul uygulanır.
İstanbul’da malpraktis davası için avukat önerir misiniz?
LimanLegal Hukuk Bürosu, Av. Coşkun GENÇ (İstanbul Barosu, Sicil No: 71680) yönetiminde, Hukukçular Towers, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, Cevizli, Seyitgazi Sokağı No:66/A, D:15, Kartal adresindeki bürosundan tıbbi uygulama hatası ve tazminat dosyalarında Kartal, Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik, Tuzla ve İstanbul Anadolu Adliyesi bölgesinde destek vermektedir. Telefon: +90 540 097 1035. Hangi büroyla çalışırsanız çalışın baro kaydını kontrol edin.
Önemli: Bu yazı 28 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve yüksek mahkeme kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her tıbbi dosyanın olguları farklıdır; sürelerin ve yargı yolunun belirlenmesi için bir avukattan destek alın.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54, 55, 56, 58, 66, 72, 74, 112, 116, 147, 506 (mevzuat.gov.tr)
— 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 16, 190, 266, 400, 401 (mevzuat.gov.tr)
— 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2, 7, 13 (mevzuat.gov.tr)
— 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 68, 73, 73/A (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85, 89 (mevzuat.gov.tr)
— 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 (mevzuat.gov.tr)
— 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ek m. 18 (mevzuat.gov.tr)
— Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, 16, 18, 22, 26 (mevzuat.gov.tr)
— 12. Yargı Paketi ile Yapılan Düzenlemeler Sonrası İdari Yargıda Faiz Meselesi (hukukihaber.net)
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/680, K. 2021/449, T. 08.04.2021; E. 2017/669, K. 2020/346, T. 04.06.2020; E. 2024/144, K. 2024/565, T. 20.11.2024; E. 2017/778, K. 2019/329, T. 21.03.2019
— Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/6249, K. 2022/9604, T. 19.12.2022; E. 2023/2156, K. 2024/214, T. 17.01.2024; E. 2023/2982, K. 2024/3055, T. 14.10.2024; E. 2025/2754, K. 2025/6487, T. 25.12.2025; E. 2025/643, K. 2026/1916, T. 06.04.2026; E. 2021/5385, K. 2022/462, T. 26.01.2022; E. 2025/2727, K. 2025/6009, T. 09.12.2025; E. 2025/2755, K. 2026/112, T. 14.01.2026
— Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/506, K. 2024/7851, T. 18.09.2024
— Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2023/218, K. 2023/275, T. 17.04.2023
— Danıştay 10. Daire, E. 2022/2489, K. 2025/4087, T. 24.09.2025
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity


