Israrlı Takip Suçu ve Siber Israrlı Takip (Cyberstalking): TCK m. 123/A, Cezası, Şikâyet ve Yargıtay Kararları
Engellediğiniz hâlde her gün yeni bir hesaptan gelen mesajlar, cevap vermediğiniz onlarca arama, iş çıkışında “tesadüfen” karşınıza çıkan aynı kişi, arkadaşlarınız üzerinden gönderilen haberler… Bu davranışların her biri tek başına masum görünebilir; ancak bir araya geldiklerinde hayatı daraltan, insanı telefonunu, güzergâhını, hatta evini değiştirmeye iten bir baskıya dönüşür. Türk hukukunda bu tablonun adı 27 Mayıs 2022'den bu yana ısrarlı takip suçudur (TCK m. 123/A). Suç; fiziken takip edilerek işlenebildiği gibi telefon, mesajlaşma uygulamaları, e-posta ve sosyal medya üzerinden de işlenebilir; bu ikinci görünüm uygulamada siber ısrarlı takip (cyberstalking) olarak adlandırılır. Temel hâlin cezası altı aydan iki yıla, nitelikli hâllerin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; suç şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamı dışındadır. Bu rehberde İstanbul'da ceza ve bilişim hukuku alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; ısrarlı takip suçunun unsurlarını, “ısrar”ın kaç davranışla oluştuğunu, sosyal medyada hangi eylemlerin bu suçu, hangilerinin cinsel taciz, tehdit veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu, uzaklaştırma kararının cezaya etkisini ve hem mağdurun hem şüphelinin atması gereken adımları kanun metinleri ile Yargıtay'ın 2018–2026 tarihli kararları ışığında anlatıyoruz. Yazının en güncel tespiti şudur: Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli kararında, ayrı yaşadığı eşini mesaj atarak ve 20 kez arayarak rahatsız eden sanık hakkında uzaklaştırma tedbiri bulunduğu hâlde temel hâlden ceza verilmesini eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.
Kısa cevaplar
- Israrlı takip suçu nedir? Bir kimseyi ısrarlı biçimde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak onunla temas kurmaya çalışmak suretiyle, o kişide ciddi bir huzursuzluk oluşmasına veya kendisinin ya da yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olmaktır (TCK m. 123/A-1).
- Cezası ne kadar? Temel hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis. Suç çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenirse, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olursa veya hakkında uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbiri bulunan kişi tarafından işlenirse bir yıldan üç yıla kadar hapis (m. 123/A-2).
- Sosyal medyadan mesaj atmak ısrarlı takip sayılır mı? Tek bir mesaj sayılmaz. Karşı tarafın istemediği açık olmasına rağmen tekrarlanan mesajlar, aramalar, takip istekleri, engel sonrası açılan yeni hesaplar suçun “haberleşme ve iletişim araçları” ile “bilişim sistemleri” kullanılarak işlenen biçimidir. Mesajlar cinsel içerik taşıyorsa cinsel taciz (m. 105), saldırı bildirimi içeriyorsa tehdit (m. 106) ayrıca gündeme gelir.
- Kaç mesaj veya arama “ısrar” sayılır? Kanunda sayı yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre kesin bir sayı belirlemek mümkün değildir; sayı, süre, zaman dilimi ve mağdurun rahatsızlığını bildirmesinden sonra devam edilip edilmediği birlikte değerlendirilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli kararında mesaj ve 20 arama içeren bir olayda mahkûmiyeti esas yönünden yerinde bulmuştur.
- Şikâyet süresi ve uzlaşma var mı? Suç şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 73). Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Buna karşılık ısrarlı takip, şikâyete bağlı olmasına rağmen uzlaştırma kapsamında değildir (CMK m. 253/3).
- Uzaklaştırma kararı varken devam ederse ne olur? İki ayrı sonuç doğar: Ceza bir yıldan üç yıla çıkar (m. 123/A-2-c) ve aile mahkemesi, fiil suç oluştursa bile üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verebilir (6284 s. K. m. 13).
- 27 Mayıs 2022'den önceki davranışlar için bu suçtan ceza verilir mi? Hayır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 11.09.2024 ve 07.04.2025 tarihli kararlarıyla, madde yürürlüğe girmeden önceki eylemler nedeniyle m. 123/A'dan kurulan kesinleşmiş mahkûmiyetleri kanun yararına bozmuştur. Bu eylemler ancak kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (m. 123) bakımından değerlendirilebilir.
Israrlı Takip Suçu Nedir? TCK m. 123/A
Israrlı takip (stalking), bir kişinin iradesine aykırı olarak yinelenen biçimde izlenmesi veya kendisiyle temas kurulmaya çalışılmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nda uzun süre bağımsız bir suç olarak yer almamış; bu tür eylemler olayın özelliğine göre kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (m. 123), tehdit (m. 106), cinsel taciz (m. 105) veya özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134) hükümleriyle karşılanmaya çalışılmıştır. Bu hükümlerin hiçbiri, tek tek bakıldığında hafif görünen ama süreklilik kazandığında mağdurun gündelik hayatını felce uğratan davranış örüntüsünü tam olarak kapsamıyordu. Boşluk, 12.05.2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle giderilmiş; madde 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Hüküm, Kanun'un “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde, 123. maddenin hemen ardına yerleştirilmiştir:
Israrlı takip – TCK m. 123/A (Ek: 12/5/2022-7406/8 md.)
Madde 123/A- (1) Israrlı bir şekilde; fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Suçun;
a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi,
b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması,
c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi,
hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.
Madde gerekçesinde, düzenlemenin neden özellikle iletişim teknolojileriyle ilişkilendirildiği açıkça ortaya konulmuştur:
“Teknolojideki hızlı gelişmeler, haberleşme ve iletişim araçları ve bilişim sistemlerinin çok yoğun ve yaygın kullanımı, bireylerin bu araçlar üzerinden bağlantı kurmasını ve birbirini takibini kolaylaştırmıştır. Ne var ki bu araçlar, ısrarlı takip eylemlerinde de sıklıkla kullanılmaktadır. Özellikle bilişim sistemleri alanında üretilen yeni araçlar, faillerin mağdurla iletişime geçme imkân ve yöntemlerini her geçen gün artırmaktadır. Böylece mektup, faks, kısa mesaj veya e-posta gönderme ya da telefon etmenin yanı sıra failler internet üzerinden oluşturulan programlar, uygulamalar ve sosyal mecralar aracılığıyla söz konusu iletişimi kolaylıkla sağlayabilmektedir.” — 7406 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (TCK m. 123/A) gerekçesinden
Gerekçenin bir başka bölümünde düzenlemenin amacı, “mağdurun maddi ve manevi kişiliğine veya vücut bütünlüğüne yönelik daha ağır fiiller ortaya çıkmadan önceki aşamada ısrarlı takip fiillerinin orantılı bir yaptırıma bağlanması” olarak açıklanmıştır. Bu ifade, hükmün koruduğu hukuki değeri de gösterir: Korunan yalnızca kişinin huzuru değil; karar verme ve hareket etme özgürlüğü, özel hayatı ve beden ile ruh bütünlüğüdür. Suç bu nedenle, şiddete dönüşebilecek bir sürecin erken aşamasına müdahale eden önleyici bir koruma sağlar.
Israrlı Takip Suçunun Unsurları
Madde üç ayrı koşulun birlikte gerçekleşmesini arar: (1) kanunda sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması, (2) bu hareketin ısrarlı biçimde yapılması ve (3) mağdurda ciddi bir huzursuzluğun ya da güvenlik endişesinin doğması. Bunlardan biri eksikse suç oluşmaz; aşağıda her birini ayrı ayrı ele alıyoruz.
1. Seçimlik hareketler: fiziken takip ve temas kurmaya çalışma
Kanun, suçun iki ana işleniş biçimini saymıştır. Bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir; fail farklı zamanlarda farklı biçimlere de başvurabilir.
- Fiziken takip etmek: Mağdurun peşinden gitmek bunun en bilinen örneğidir; ancak bedensel bir temas ya da sürekli adım adım izleme şart değildir. Mağdurun evinin, iş yerinin veya okulunun önünde beklemek, sürekli aynı yerlerde karşısına çıkmak, aracıyla evinin çevresinde dolaşmak da bu kapsamdadır.
- Haberleşme ve iletişim araçlarını kullanarak temas kurmaya çalışmak: Telefonla aramak, kısa mesaj veya e-posta göndermek, mektup ya da istenmeyen hediye bırakmak. Burada cezalandırılan, temasın kurulması değil, kurulmaya çalışılmasıdır; mağdurun aramalara cevap vermemesi veya mesajları okumaması suçun oluşmasını engellemez.
- Bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışmak: Sosyal medya mesajları, takip ve arkadaşlık istekleri, yorumlar, etiketlemeler, mesajlaşma uygulamaları, oyun ve sohbet platformları üzerinden yapılan girişimler. Bu biçim aşağıda “siber ısrarlı takip” başlığında ayrıntılı olarak incelenmektedir.
- Üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak: Fail mağdura doğrudan ulaşamadığında onun arkadaşlarını, akrabalarını, iş arkadaşlarını ya da hiç tanımadığı kişileri araya sokabilir; haber gönderebilir, onlar üzerinden bilgi toplayabilir. Kanun bu dolaylı yolu da açıkça saymıştır.
Haberleşme araçları ile bilişim sistemleri arasındaki sınır bugün büyük ölçüde silinmiştir; bir akıllı telefon hem arama yapılan bir haberleşme aracı hem de bir bilişim sistemidir. Kanun koyucu her iki kavramı birlikte sayarak, hangi teknolojinin kullanıldığına ilişkin tartışmanın suçun oluşumunu etkilemesini önlemiştir. “Haberleşme” kavramının kapsamını görmek için Elektronik Haberleşme Kanunu'ndaki tanıma bakmak yeterlidir:
Elektronik haberleşme tanımı – 5809 s. K. m. 3/1-h
h) Elektronik haberleşme: Elektriksel işaretlere dönüştürülebilen her türlü işaret, sembol, ses, görüntü ve verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesini, gönderilmesini ve alınmasını,
2. “Israr” unsuru: kaç mesaj, kaç arama, kaç karşılaşma?
Maddenin ilk kelimesi suçun kaderini belirler: Hareketler ısrarlı bir şekilde yapılmış olmalıdır. Kanun bir sayı vermemiştir; “üç mesaj suç değildir, on mesaj suçtur” gibi bir kural yoktur. Israr kavramı, TCK m. 123'teki kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun da unsuru olduğundan, Yargıtay'ın bu suça ilişkin yerleşik içtihadı ısrarlı takip bakımından da yol göstericidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kavramı şu şekilde açıklamıştır:
"Suç işlenirken gerçekleştirilen hareketlerin ısrarlı olması gerekliliği, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun bir diğer özelliğini oluşturmaktadır. Israr, Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde direnme, ayak direme, üsteleme, üstünde durma anlamına gelmektedir. Madde metninde geçen “ısrarla” ifadesi ile de ısrarlı bir biçimde hareket etme durumu kastedilmektedir. Anılan kavramın süreklilik unsurunu da içinde barındırması nedeniyle madde metninde belirtilen hareketlerin bir defadan ibaret gerçekleştirilmesi hâlinde, mağdurun huzur ve sükûnu bozulmuş olsa dahi, suçun oluştuğundan söz edilemeyecektir. Yapılan bir hareket nedeniyle mağdur rahatsızlığını dile getirdikten sonra hareketlerin devam etmesi hâlinde ise ısrarın varlığını kabul etmek gerekmektedir. (...) Uygulamada, çok sayıda telefon edilmesi veya mesaj gönderilmesi ısrar olarak kabul edilmekteyse de, ısrarın oluşup oluşmadığına ilişkin kesin bir sayı belirlemek mümkün değildir. Bu anlamda, olayın özelliklerine göre bir değerlendirme yapılması, aramaların sayısının yanı sıra arama süreleri ve aramaların yapıldığı zaman dilimlerinin de göz önünde bulundurulması maddi unsurun oluşup oluşmadığının tespiti bakımından önem arz etmektedir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.02.2018 tarihli, E. 2014/821, K. 2018/45 sayılı karar (oybirliği; TCK m. 123'e ilişkindir)
Aynı kararda Genel Kurul, iki ayrı günde ikişer arama ve bir kısa mesajdan ibaret olan, üstelik katılanın da sanığı arayıp mesaj gönderdiği bir olayda ısrarın bulunmadığı sonucuna varmış ve beraat hükmünün onanmasına ilişkin kararı yerinde bulmuştur. Karardan savunma ve iddia bakımından üç ölçüt çıkar: sayı tek başına belirleyici değildir; süre ve zaman dilimi (örneğin gece yarısı aramaları) önemlidir; iletişimin tek taraflı mı karşılıklı mı olduğu mutlaka incelenir.
Israrın her zaman “farklı günlerde tekrar” anlamına gelip gelmediği ise ayrı bir sorudur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hareketin niteliğine göre bir ayrım yapmıştır:
"TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurlarından birisi de ısrar öğesidir. Bazı hareketler yapıları gereği temadiye uygun değildir bu hareketlerin birkez yapılması ile suçun ısrar öğesi oluşmaz ancak bir çok kez tekrarı ile oluşur. Ancak temadiye elverişli hareketler bakımından ise suçun oluşması için birden çok kez tekrarını aramak hükmün konuluş amacı ve korunan hukuki yarara hizmet etmez. Temadiye elverişli hareketler yönünden olgusal bir değerlendirme yaparak hukuka aykırı davranışın kişinin huzur ve sükununu bozacak yoğunluğa yani ısrar boyutuna gelip gelmediği belirlenmelidir." — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.11.2020 tarihli, E. 2020/20823, K. 2020/17891 sayılı karar (oybirliği)
Bu ayrımın pratik karşılığı şudur: Bir mesaj göndermek “bir anda olup biten” bir harekettir ve ısrar ancak tekrarla oluşur. Buna karşılık birini uzun bir güzergâh boyunca izlemek, kendi içinde süreklilik taşıyan bir harekettir; tek bir olay içinde de yoğunluk kazanabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.01.2025 tarihli kararı bu tartışmanın güncel örneğidir. Olayda sanık, akşam saatlerinde yolda yürüyen çocuk yaştaki mağduru yaklaşık 300 metre boyunca yakından izlemiş, cevap alamamasına rağmen sorular sormayı sürdürmüştür. İlk derece mahkemesi çocuğa karşı ısrarlı takipten (m. 123/A-2-a) bir yıl hapis cezası vermiş; istinaf mahkemesi ısrar unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Yargıtay bu beraati bozmuştur:
"Sanığın olay günü akşam 19:15 sıralarında yolda yürüdüğünü gördüğü yaşı küçük mağdureyi yakın mesafeden takip etmeye başladığı, etrafta oyun oynayan çocukları kastederek ''korktun mu çocuklardan'' diyerek katılan ile konuşmaya çalıştığı, akabinde katılan sessiz kalmasına rağmen devamla katılana ''nerelisin, senin ne işin var burada, niye buralara geldiniz, ne iş yapıyorsun'' şeklinde sorular sorduğu, sanığın alkolü olduğunu hisseden ve kendisine fiziksel temasta bulunabileceğini düşünen katılanın kaçarak olay yerinden uzaklaştığı, sanığın katılanı yaklaşık 300 metrelik yol boyunca yakından takip edip kendisiyle iletişim kurmaya zorladığı, akabinde katılanı geçerek yeniden katılanın yanına yaklaştığı, katılan cevap vermemesine karşın sorular sormayı sürdürdüğü, bu itibarla sanığın eylemine ilişkin TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu yönünden değerlendirme yapılması yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, (...) oy birliğiyle BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.01.2025 tarihli, E. 2023/5745, K. 2025/181 sayılı karar (oybirliği)
Kararın dikkat çekici yanı, Dairenin tek bir olaydan ibaret bu eylemi ısrarlı takip (m. 123/A) olarak değil, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (m. 123) bakımından değerlendirilmesi gereken bir fiil olarak görmesidir. Dosya bozmadan sonra bu yönde sonuçlanmış; ancak bu kez uzlaştırma hükümleri uygulanmadığı için hüküm 23.03.2026'da yeniden bozulmuştur (bu karara aşağıda uzlaştırma başlığında değineceğiz). Buradan çıkan sonuç şudur: Tek seferlik bir izleme, ısrarlı takip suçunun “ısrar” unsurunu karşılamayabilir; ancak cezasız kalacağı anlamına da gelmez.
| Olay | Değerlendirme | Karar |
|---|---|---|
| Ayrı yaşanan eşe mesaj çekme ve 20 kez arama | Haberleşme araçlarıyla ısrarlı temas girişimi; m. 123/A'dan mahkûmiyet esas yönünden yerinde | 12. CD 19.01.2026, E. 2024/1352, K. 2026/566 |
| İki ayrı günde ikişer arama ve bir kısa mesaj; katılan da sanığı aramış | Israr yok; m. 123 oluşmaz | CGK 13.02.2018, E. 2014/821, K. 2018/45 |
| 23 dakika içinde gönderilen 4 mesaj | Israr unsurunun nasıl gerçekleştiği açıklanmadan mahkûmiyet kurulamaz | 4. CD 20.09.2022, E. 2020/16738, K. 2022/17301 |
| Çocuk mağdurun 300 metre boyunca izlenmesi ve cevap alınamamasına rağmen soru sorulması | Beraat bozuldu; m. 123 yönünden değerlendirme yapılmalı | 12. CD 07.01.2025, E. 2023/5745, K. 2025/181 |
| Uyarıya ve tedbir kararına rağmen mesaj atmaya devam etme | “Barışma çabası” savunması kabul edilmedi; beraat bozuldu | 12. CD 12.02.2024, E. 2023/1375, K. 2024/550 |
| Mesaj, arkadaşlık isteği ve ardından iş yerine gidip izleme | Eylem bir bütün olarak m. 123 kapsamında; mahkûmiyet onandı | 12. CD 27.05.2025, E. 2024/4405, K. 2025/4952 |
Uygulama notu: Ceza Genel Kurulu'nun “mağdur rahatsızlığını dile getirdikten sonra hareketlerin devam etmesi hâlinde ısrarın varlığını kabul etmek gerekir” tespiti, mağdur için en önemli pratik sonucu doğurur. Rahatsızlığınızı bir kez, açık ve yazılı biçimde bildirin (“Benimle iletişim kurmanı istemiyorum”) ve bu mesajın ekran görüntüsünü saklayın. Bu bildirimden sonraki her girişim, ısrar unsurunun en güçlü delili olur. Karşılıklı tartışmaya girmek ise iletişimin “tek taraflı” niteliğini zayıflatabilir.
3. Netice: ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesi
Israrlı takip bir netice suçudur. Failin davranışları ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın, mağdurda “ciddi bir huzursuzluk” oluşmamış ya da mağdur kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymamışsa suç tamamlanmaz. Kanun koyucu “ciddi” sıfatını bilinçli olarak kullanmıştır: Sıradan bir rahatsızlık, can sıkıntısı veya hoşnutsuzluk yeterli değildir.
Bu unsurun tespitinde iki soru birlikte sorulur. Birincisi objektif sorudur: Aynı koşullardaki makul bir kişi bu davranışlar karşısında ciddi bir huzursuzluk duyar mıydı? İkincisi sübjektif sorudur: Somut olayda mağdur gerçekten böyle bir huzursuzluk veya korku yaşamış mıdır? Mağdurun beyanı tek başına yeterli sayılmamalı; beyan, dış dünyaya yansıyan olgularla desteklenmelidir. Uygulamada bu olgular şunlardır: mağdurun faile rahatsızlığını bildirmesi, hesabı engellemesi, telefon numarasını veya sosyal medya hesabını değiştirmesi, yakınlarına durumu anlatması, yalnız dışarı çıkmaktan kaçınması, güzergâhını değiştirmesi, kolluğa başvurması, koruma tedbiri istemesi, psikolojik destek alması.
İkinci seçimlik netice olan güvenlik endişesi, mağdurun kendisiyle sınırlı değildir; “yakınlarından biri” için duyulan endişe de yeterlidir. Kanun “yakın” kavramını akrabalıkla sınırlamamıştır; mağdurun çocuğu, anne ve babası, kardeşi kadar nişanlısı, birlikte yaşadığı kişi veya yakın arkadaşı da bu kapsamda değerlendirilebilir. Failin, mağdurun çocuğunu okul çıkışında izlemesi ya da anne ve babasının iş yerinin fotoğrafını çekip mağdura göndermesi bu neticenin tipik örnekleridir.
4. Manevi unsur: kast yeterlidir, özel bir amaç aranmaz
Suç kasten işlenir; fail, ısrarla takip ettiğini veya temas kurmaya çalıştığını bilmeli ve bunu istemelidir. Kanun bunun ötesinde bir amaç aramamıştır. Bu, ısrarlı takibi m. 123'ten ayıran en önemli farktır: Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda fail “sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla” hareket etmelidir; ısrarlı takipte ise failin saiki önemsizdir. Fail mağduru “sevdiği”, “barışmak istediği”, “açıklama yapmak istediği” veya “merak ettiği” için aramış olabilir; bu saikler suçun oluşmasını engellemez. Madde gerekçesinde de failin mağdura temas kurma veya kendisini hissettirme çabasının duygusal nedenlerden kaynaklanabileceği gibi mağduru korkutmak ya da baskı altına almak amacıyla da gerçekleşebileceği belirtilmiştir.
Fail herkes olabilir; mağdurla aralarında aile bağı veya geçmiş bir ilişki bulunması şart değildir. Uygulamada dosyaların büyük bölümü eski eş, eski partner veya reddedilen kişilere ilişkin olsa da, hiç tanışmayan kişiler arasında, iş ilişkisi içinde ya da çevrim içi ortamda tanışanlar arasında da suç işlenebilir.
Siber Israrlı Takip (Cyberstalking): Sosyal Medyada Hangi Davranışlar Suç Oluşturur?
Siber ısrarlı takip, ısrarlı takibin internet ve dijital iletişim araçlarıyla işlenen biçimidir. TCK'da “cyberstalking” adıyla ayrı bir suç yoktur; bu eylemler, m. 123/A-1'deki “haberleşme ve iletişim araçlarını” veya “bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışmak” ibaresi kapsamında cezalandırılır. Dijital ortam, ısrarlı takibi üç nedenle kolaylaştırır ve ağırlaştırır: Fail mağdura günün her saatinde ve her yerden ulaşabilir; anonim veya sahte hesaplarla kimliğini gizleyebilir; tek bir tuşla sınırsız sayıda girişimde bulunabilir. Mağdur açısından ise failin kim olduğunu ve ne kadar yakında bulunduğunu bilememek, endişeyi fiziki takipten daha yoğun hâle getirebilir.
Uygulamada karşılaşılan başlıca davranış biçimleri ve bunların hukuki değerlendirmesi aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Tablonun üçüncü sütunu önemlidir: Çevrim içi ısrarlı takip çoğu zaman tek başına gelmez; aynı davranış dizisi başka suçları da oluşturabilir.
| Davranış | TCK m. 123/A bakımından | Birlikte gündeme gelebilecek hükümler |
|---|---|---|
| İstenmediği hâlde tekrarlanan mesaj, arama, sesli mesaj | Haberleşme ve iletişim araçlarıyla temas kurmaya çalışma; ısrar ve netice varsa suç oluşur | İçeriğe göre hakaret (m. 125), tehdit (m. 106), cinsel taciz (m. 105) |
| Engellendikten sonra yeni hesap veya yeni numara ile yazmaya devam etme | Israrın en açık göstergesi; mağdurun iradesinin bilindiğini ortaya koyar | Başkasının kimliğiyle hesap açılmışsa ayrıca ilgili suçlar değerlendirilir |
| Sürekli takip isteği, yorum, etiketleme, hikâyelere tepki | Bilişim sistemleri kullanılarak temas kurmaya çalışma | Aleni yorumlarda hakaret (m. 125/4) |
| Mağdurun arkadaşlarına, ailesine, iş yerine yazma | Üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışma | İçeriğe göre hakaret, iftira, kişisel verilerin yayılması |
| Mağdurun sosyal medya veya e-posta hesabına girme | Tek başına “temas kurmaya çalışma” değildir; ancak takip örüntüsünün parçası olarak değerlendirilir | Bilişim sistemine girme (m. 243), haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132) |
| Konum paylaşımlarını izleyip “tesadüfen” aynı yerde bulunma | Dijital izleme ile birleşen fiziken takip | — |
| Telefona casus yazılım yükleme, eve dinleme veya kayıt cihazı yerleştirme | Takibin aracı olabilir; asıl suç çoğu zaman başka hükümdedir | Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (m. 133), m. 243 |
| Mağdurun adresini, telefonunu, fotoğraflarını yayma veya yaymakla korkutma | Takip örüntüsünün ağırlaşmış biçimi | Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (m. 136), şantaj (m. 107), m. 134/2 |
Engellendiği hâlde yeni hesaplarla yazmaya devam etmek
Sosyal medya platformlarındaki “engelle” işlevi, mağdurun iletişim istemediğini faile bildirmesinin en açık yoludur. Engeli aşmak için yeni hesap açan fail, hem mağdurun iradesini bildiğini hem de buna rağmen devam ettiğini kendi eliyle belgelemiş olur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, madde yürürlüğe girmeden önceki bir olaya ilişkin 14.02.2023 tarihli kararı bu davranış kalıbının nasıl değerlendirildiğini gösterir. Olayda sanık, simaen tanıdığı katılana yaklaşık bir yıl boyunca Facebook üzerinden mesaj göndermiş; katılan engelledikçe farklı adlarla yeni hesaplar açmıştır. O tarihte m. 123/A yürürlükte olmadığından ve mesajların içeriği cinsel taciz olarak nitelendirildiğinden mahkûmiyet m. 105'ten kurulmuş, Yargıtay hükmü onamıştır:
"Sanığın cinsel taciz suçu oluşmadığına ilişkin temyiz isteği yönünden; dosya kapsamı ile sanığın katılan ...'e yönelik cep telefonu ve facebook paylaşımlarının tespit edildiği, sanığın katılana yönelik ısrarla atmış olduğu mesajların ve paylaşımların içeriği itibarıyla cinsel taciz suçunu oluşturduğu, katılanın sanığın paylaşımlarından dolayı sosyal medyadan engellemesine karşın değişik isimlerde yeni hesaplar açarak eylemlerine devam ettiği, katılanın sanığın eylemlerinden dolayı yaşamakta olduğu yeri terk ederek başka bir il'e yerleştiği, mahkemece sanık hakkında taktiri indirim nedeninin uygulandığı, sanığın eylemlerini posta ve haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle birden çok kez gerçekleştirdiği, yine mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği üzere sanığın eylemini gerçekleştirmekteki ısrarı ile kastının yoğunluğu, kullandığı araçlar dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininde hukuka aykırılık bulunmamıştır." — Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 14.02.2023 tarihli, E. 2021/15562, K. 2023/635 sayılı karar (oybirliği; katılanın adı tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Bu olay bugün yaşansaydı, tablo iki yönden farklı olurdu. Mesajlar cinsel içerik taşımasaydı bile, engele rağmen yeni hesaplarla sürdürülen temas girişimi m. 123/A-1'i oluştururdu; mağdurun yaşadığı ili terk etmek zorunda kalması ise m. 123/A-2-b'deki nitelikli hâli gündeme getirirdi.
Mesaj, arkadaşlık isteği ve iş yerine kadar gelme: çevrim içi takibin fiziki takibe dönüşmesi
Siber ısrarlı takip çoğu zaman ekranda kalmaz. Karşılık bulamayan fail, mağdurun çalıştığı yere, evinin önüne veya düzenli olarak gittiği mekânlara gelmeye başlar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu tür bir olayda eylemin parçalara bölünmeden bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Dairenin 20.02.2023 tarihli bozma ilamı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bozmadan sonra kurulan mahkûmiyeti onayan kararında şu şekilde aktarılmıştır:
"...sanığın katılana telefon ve sosyal paylaşım sitesinden mesaj ve arkadaşlık isteği gönderdiği, katılanın karşılık vermemesi üzerine çalıştığı kuruma giderek katılanı izlediği tüm dosya kapsamında anlaşıldığından mevcut haliyle eylemin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuş..." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.05.2025 tarihli, E. 2024/4405, K. 2025/4952 sayılı kararda aktarılan Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilamı (bozma sonrası m. 123'ten kurulan mahkûmiyet oybirliğiyle onanmıştır)
Karardaki olay da m. 123/A'dan önceki bir tarihe ait olduğu için m. 123 uygulanmıştır. Aynı davranış dizisi 27.05.2022'den sonra gerçekleştiğinde, hem “bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışma” hem de “fiziken takip” seçimlik hareketlerini bir arada içeren tipik bir ısrarlı takip olayıdır.
Konum takibi, takip cihazı ve casus yazılım
Mağdurun aracına takip cihazı yerleştirmek, telefonuna konum paylaşan bir uygulama kurmak ya da hesaplarına girerek yazışmalarını okumak, ısrarlı takibin “görünmez” biçimleridir. Bu davranışlar m. 123/A-1'deki “temas kurmaya çalışma” tanımına her zaman doğrudan oturmaz; çünkü fail çoğu zaman mağdurla temas kurmaktan özellikle kaçınır. Bu nedenle uygulamada bu eylemler öncelikle özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), bilişim sistemine girme (m. 243) ve haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132) hükümleri bakımından değerlendirilir; elde edilen bilginin mağdurun karşısına çıkmak için kullanılması hâlinde ise ısrarlı takip ayrıca oluşur.
Bu alanda sınırı gösteren bir karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 21.05.2024 tarihli, E. 2020/1326, K. 2024/2542 sayılı kararıdır. Olayda sanık, ortağı olduğu şirkete ait aracı katılanlara teslim etmeden önce araca takip cihazı taktırmıştır. İstinaf mahkemesi; sanığın aracın maliki olan şirketin ortağı olarak aracı denetlemekte hukuki yararının bulunduğu, cihazın yalnızca güzergâh bilgisi verdiği, aracı kullanan kişinin kiminle görüştüğünü veya hangi binaya girdiğini göstermediği gerekçesiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat kararı vermiş, Yargıtay bu kararı onamıştır. Karar, şirket aracı gibi hukuki yararın bulunduğu bir duruma ilişkindir; eski eşin veya partnerin kişisel aracına gizlice cihaz yerleştirilmesi hâlinde aynı sonuca varılacağı söylenemez. Ses ve görüntü kaydı boyutu için Kişiler Arasındaki Konuşmanın Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m. 133) başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Sahte ve anonim hesaplar: failin kim olduğu nasıl ispatlanır?
Siber ısrarlı takipte en büyük ispat sorunu, hesabın arkasındaki kişinin belirlenmesidir. Mesajların içeriğinden failin kim olduğu anlaşılsa bile, mahkûmiyet için hesabın sanık tarafından kullanıldığının teknik verilerle veya başka delillerle ortaya konulması gerekir. Bu aşamada hesabın oluşturulma ve oturum açma IP kayıtları, hesaba tanımlı telefon numarası ve e-posta adresi, mesajların gönderildiği saatlerde şüphelinin konumu, yazım üslubu ve yalnızca belirli bir kişinin bilebileceği ayrıntılar birlikte değerlendirilir. IP kaydının tek başına neyi gösterip neyi göstermediği konusunu IP Adresi Tek Başına Faili Gösterir mi?; sosyal medya şikâyetlerinde delil toplama sürecini ise Sosyal Medya Üzerinden İşlenen Suçlar ve Delil Temini başlıklı yazılarımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Nitelikli Hâller: Ceza Ne Zaman Bir Yıldan Üç Yıla Çıkar?
Maddenin ikinci fıkrası üç durumda cezayı bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirlemiştir. Bu hâllerden birinin varlığı yeterlidir; birden fazlasının birlikte gerçekleşmesi ayrı ayrı artırım yapılmasını gerektirmez, ancak temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınabilir.
a) Suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi
TCK m. 6/1-b uyarınca çocuk, “henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi”dir; mağdurun evlenmiş ya da mahkeme kararıyla ergin kılınmış olması bu tanımı değiştirmez. Bentteki ikinci grup, hakkında ayrılık kararı verilen veya boşanılan eştir. Kanun metni dar yazılmıştır: Fiilen ayrı yaşayan ancak hakkında mahkemece ayrılık kararı verilmemiş eşler ile boşanma davası süren eşler bu bendin kapsamına girmez; ceza hukukunda kıyas yasağı nedeniyle bent genişletilerek uygulanamaz. Aynı nedenle eski nişanlı, eski sevgili veya birlikte yaşanan kişi de (a) bendinde sayılmamıştır. Bu kişilere karşı işlenen ısrarlı takipte nitelikli hâl ancak (b) veya (c) bentlerinin koşulları varsa uygulanır.
b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olunması
Bu bent, ısrarlı takibin mağdurun hayatında yarattığı somut ve ölçülebilir sonucu esas alır. Mağdurun taşınması, işinden ayrılması, başka bir şubeye tayin istemesi veya okulunu bırakması ile failin eylemleri arasında nedensellik bağı kurulabilmelidir; kira sözleşmesinin feshi, tayin dilekçesi, istifa yazısı, okul kayıt belgeleri ve tanık beyanları bu bağın delilleridir. Bentte sayılan sonuçlar sınırlıdır: Mağdurun telefon numarasını değiştirmesi, sosyal medya hesabını kapatması veya spor salonunu bırakması bu bent kapsamında değildir; bu olgular temel hâldeki “ciddi huzursuzluk” unsurunun ispatında ve cezanın belirlenmesinde değerlendirilir.
c) Suçun, hakkında uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi
Uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli hâl budur. Fail hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbiri verilmişse ve fail buna rağmen ısrarlı takibi sürdürüyorsa ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026 tarihli kararında bu bendin uygulanmamasını bozma nedeni yapmıştır:
"İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; fiilen ayrı yaşadığı ve aralarında anlaşmazlık bulunan eşi katılana mesaj çekmek ve 20 kez aramak suretiyle ısrarlı hareket ederek haberleşme ve iletişim araçlarını kullanarak temas kurmaya çalışan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 123/A-1 maddesindeki ısrarlı takip suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. (...)
... Aile Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararı ile katılana karşı hakkında uzaklaştırma tedbiri uygulanan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 123/A-2,c maddesi uyarınca mahkumiyete karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı Kanun'un 123/A-1 maddesi uyarınca mahkumiyete karar verilmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
Hukuka aykırı olup, (...) oy birliğiyle BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026 tarihli, E. 2024/1352, K. 2026/566 sayılı karar (oybirliği; aile mahkemesinin adı ve dosya numarası tarafımızca gizlenmiştir)
Bu karar iki açıdan önemlidir. Birincisi, taraflar fiilen ayrı yaşayan eşler olduğu için (a) bendi uygulanmamış; nitelikli hâl uzaklaştırma tedbiri üzerinden, yani (c) bendiyle kurulmuştur. İkincisi, Yargıtay temyiz edenin ileri sürdüğü diğer nedenleri reddederek mesaj ve 20 aramadan oluşan eylemin ısrarlı takip suçunu oluşturduğuna ilişkin kabulü yerinde bulmuştur.
Aynı gün verilen ikinci bir karar, nitelikli hâlin ceza miktarına etkisini gösterir. Olayda sanık, birlikteliği sona erdirmek isteyen katılana yaklaşık üç hafta boyunca tehdit içerikli mesajlar ve ses kayıtları göndermiştir. İlk derece mahkemesi her iki suçtan verdiği cezaları haksız tahrik indirimi uygulayarak adli para cezasına çevirmiş; istinaf mahkemesi bu hükmü kaldırarak sanığı ısrarlı takipten 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. İstinaf mahkemesinin gerekçesi kararda şöyle aktarılmıştır:
"(...) kadına karşı tehdit suçunun cezasının alt sınırının 9 ay olduğu, buna rağmen temel cezanın 6 ay olarak belirlenmesinin yerinde olmadığı, katılandan sanığa yönelik haksız tahrik oluşturacak herhangi bir davranış bulunmadığı halde, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı, sanığın adli sicil kaydına göre, sanık hakkında verilen cezaların adli para cezasına çevrilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlesindeki tehdit ve aynı Kanun'un 123/A-2. cümlesindeki ısrarlı takip suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
(...) eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, (...) oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026 tarihli, E. 2024/393, K. 2026/565 sayılı karar (oybirliği)
Sanığın temyizde ileri sürdüğü “ayrılmak istemesini kabul etmedim, yuvamız bozulmasın diye ısrar ettim” savunması sonuç vermemiştir. Karardan çıkan üç sonuç vardır: Ayrılığı kabullenememe haksız tahrik oluşturmaz; mesajların içeriği tehdit niteliğindeyse fail hem tehditten hem ısrarlı takipten ayrı ayrı cezalandırılır; sabıkalı sanık bakımından hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi beklenmemelidir.
| Hâl | Dayanak | Ceza | Tutuklama |
|---|---|---|---|
| Temel hâl | TCK m. 123/A-1 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis | Üst sınır iki yılı aşmadığından tutuklama kararı verilemez (CMK m. 100/4); adli kontrol uygulanabilir |
| Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı | m. 123/A-2-a | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis | Koşulları varsa mümkün |
| Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesi; okulunu veya işini bırakması | m. 123/A-2-b | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis | Koşulları varsa mümkün |
| Uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbirine rağmen | m. 123/A-2-c | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis; ayrıca zorlama hapsi (6284 s. K. m. 13) | Koşulları varsa mümkün |
Uzaklaştırma Kararı ve Zorlama Hapsi: 6284 Sayılı Kanun'un Israrlı Takipteki Rolü
Ceza soruşturması zaman alır; ısrarlı takip mağdurunun ise çoğu zaman o gün korunmaya ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı karşılayan araç, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Kanun'un adı yanıltıcı olabilir: Koruma yalnızca aile bireyleriyle sınırlı değildir. Kanun'un birinci maddesi “tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri” açıkça kapsamına almıştır; Uygulama Yönetmeliği de bu kavramı, taraflar arasında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın tanımlamıştır. Dolayısıyla eski sevgili, iş arkadaşı, komşu veya hiç tanınmayan bir kişi tarafından takip edilen herkes, cinsiyetine bakılmaksızın tedbir isteyebilir.
Amaç ve hâkim tarafından verilecek önleyici tedbirler – 6284 s. K. m. 1/1 ve m. 5 (ilgili bentler)
Madde 1 – (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Madde 5 – (1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
(...)
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
(...)
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
(...)
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
(...)
(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
Uygulama Yönetmeliği'nin 3. maddesinin (ş) bendinde tek taraflı ısrarlı takip; aralarında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, şiddet uygulayanın şiddet mağduruna yönelik olarak, güvenliğinden endişe edecek şekilde fiziki veya psikolojik açıdan korku ve çaresizlik duygularına sebep olacak biçimde, içeriği ne olursa olsun fiili, sözlü, yazılı olarak ya da her türlü iletişim aracını kullanarak ve baskı altında tutacak her türlü tutum ve davranışı olarak tanımlanmıştır (RG 18.01.2013, 28532).
Siber ısrarlı takip bakımından en işlevsel tedbir (f) bendidir: Failin mağduru “iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi”. Bu tedbir; aramayı, mesajı, sosyal medya üzerinden yazmayı ve üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşmayı kapsayacak biçimde istenmelidir. Tedbir kararı en çabuk ulaşılabilen aile mahkemesi hâkiminden, mülki amirden veya kolluktan talep edilebilir; ilk defasında en çok altı ay için verilir ve tehlikenin sürdüğü anlaşılırsa uzatılabilir (m. 8). Karara uyulmaması hâlinde uygulanacak yaptırım şudur:
Tedbir kararlarına aykırılık – 6284 s. K. m. 13
Madde 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.
(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.
(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.
Maddedeki “fiili bir suç oluştursa bile” ibaresi, zorlama hapsi ile ceza yargılamasının birbirinden bağımsız yürüdüğünü gösterir. Tedbire rağmen mesaj atmaya devam eden kişi bakımından iki ayrı süreç işler: Aile mahkemesi zorlama hapsine karar verir; Cumhuriyet savcılığı ise m. 123/A-2-c'den soruşturma yürütür. Mağdur açısından pratik sonuç şudur: Tedbir kararının bir örneği ve şüpheliye tebliğ edildiğini gösteren belge şikâyet dilekçesine eklenmelidir; aksi hâlde yukarıdaki kararda olduğu gibi ceza temel hâl üzerinden belirlenebilir.
Tedbir kararına rağmen iletişimi sürdürmenin “barışma çabası” olarak savunulması da sonuç vermemektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, madde yürürlüğe girmeden önceki bir olayda, boşanma aşamasındaki eşini aramaya ve mesaj atmaya devam eden sanık hakkındaki beraat kararını şu gerekçeyle bozmuştur:
"Hakkında ... Aile Mahkemesinin 23.02.2015 tarihli ve ... Esas sayılı dosyası üzerinden 6284 sayılı Kanun'un 5/1-a-c-f maddeleri gereğince tedbir kararı verilen ve dosya arasında bulunan mesaj içeriklerine göre katılanın kendisine mesaj atmaması yönünde uyarıda bulunmasına rağmen mesaj atmaya devam eden sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
(...) Hukuka aykırı olup, (...) oy birliğiyle BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.02.2024 tarihli, E. 2023/1375, K. 2024/550 sayılı karar (oybirliği; aile mahkemesinin adı ve dosya numarası tarafımızca gizlenmiştir)
Benzer Suçlarla Farkı: Huzur ve Sükûnu Bozma, Cinsel Taciz, Tehdit, Özel Hayatın Gizliliği
Israrlı takip şikâyetlerinde en sık yapılan hata, eylemin yanlış suç tipine oturtulmasıdır. Nitelendirme yalnızca cezayı değil; şikâyet koşulunu, uzlaştırmayı, yargılama usulünü ve zamanaşımını da değiştirir. Aşağıda ısrarlı takibin en çok karıştırıldığı dört suçla ilişkisini ele alıyoruz.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (TCK m. 123)
Kişilerin huzur ve sükununu bozma – TCK m. 123
Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
İki suç da “ısrar” unsurunu paylaşır; ancak aralarında dört önemli fark vardır. Birincisi saiktir: m. 123 “sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadı” arar; m. 123/A'da bu maksat aranmaz. İkincisi neticedir: m. 123'te mağdurun huzurunun gerçekten bozulup bozulmadığı araştırılmaz; Ceza Genel Kurulu'nun ifadesiyle hareketin huzuru bozmaya elverişli olması yeterlidir. Israrlı takipte ise ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesinin gerçekleşmesi gerekir. Üçüncüsü cezadır: m. 123'te üç aydan bir yıla, m. 123/A'da altı aydan iki yıla kadar hapis. Dördüncüsü uzlaştırmadır: m. 123 uzlaştırma kapsamındadır, m. 123/A değildir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, m. 123'ün “genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suç” olduğunu, bu suçun oluşması için eylemin Kanun'da ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiğini belirtmektedir (25.10.2023 tarihli, E. 2023/1481, K. 2023/4396 sayılı karar). Aynı kararda Daire, suçun yalnızca telefonla aramayla değil mesaj atmak şeklindeki eylemle de gerçekleşebileceğini vurgulamış ve kısa mesajların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği gerekçesine dayanan beraat hükmünü bozmuştur. Bu ilişkinin sonucu şudur: 27.05.2022'den sonraki eylemlerde m. 123/A'nın unsurları oluşmuşsa özel hüküm olarak o uygulanır; unsurları oluşmamışsa (örneğin netice ispatlanamamışsa) eylemin m. 123 bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Cinsel taciz (TCK m. 105)
Cinsel taciz – TCK m. 105
Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun;
a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
e) Teşhir suretiyle,
işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
Ayırıcı ölçüt cinsel amaçtır. Mesajlar cinsel içerik taşımıyorsa, ne kadar ısrarlı olursa olsun cinsel taciz oluşmaz; eylem ısrarlı takip veya huzur ve sükûnu bozma kapsamında kalır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu ayrımı, tek bir dosyada iki suçun birlikte bulunabileceğini göstererek ortaya koymuştur:
"Dosya kapsamına göre sanığın şikayetçiyi telefon ile üç ayrı gün boyunca değişik saatlerde ısrarla arayıp mesaj çekerek rahatsız ettiği ve "Çok tatlısın" şeklinde cinsellik içeren söz söylediği iddia ve kabul edilen olayda; sanığın ısrarlı bir biçimde telefon ile arayıp mesaj göndermesi şeklindeki eyleminin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu ve "Çok tatlısın" mesajının da cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın ısrar ile şikayetçiyi araması ve mesaj çekmesinin, cinsel taciz suçunun unsuru kabul edilerek hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek, cinsellik içeren başka bir mesaj olmamasına rağmen cinsel taciz suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 27.02.2023 tarihli, E. 2021/15900, K. 2023/937 sayılı karar (oybirliği)
Sınırın her olayda net olmadığını da belirtmek gerekir. Aynı Daire, aynı gün verdiği bir başka kararında, tanımadığı kişiye birkaç dakika arayla “Sevdim seni”, “Aşık oldum sana” içerikli mesajlar gönderilmesinde mesajların cinsellik içermediğini ve eylemin m. 123 kapsamında kaldığını belirtmiş (27.02.2023 tarihli, E. 2021/16909, K. 2023/945 sayılı karar); yukarıda aktardığımız 14.02.2023 tarihli kararında ise engele rağmen sürdürülen yoğun aşk mesajlarını içerikleri itibarıyla cinsel taciz saymıştır. Bu nedenle şikâyet dilekçesinde mesajların tamamı, tarih ve saatleriyle birlikte sunulmalı; nitelendirme tek bir mesaja değil bütüne dayandırılmalıdır.
İki suç arasındaki ayrımın şikâyet bakımından çok önemli bir sonucu vardır. Cinsel tacizin elektronik haberleşme araçlarıyla işlenmesi (m. 105/2-d) nitelikli hâldir ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na göre bu hâlde suç şikâyete bağlı değildir:
"Bir suç hakkında ilgili kanunda şikâyetle ilgili bir düzenleme yoksa o suçun resen takibi gereken suç olduğu anlaşılır. Bir suçun temel şeklinin şikâyete tabi olması, aynı suçun nitelikli hâllerinin de şikâyete tabi olduğu anlamına gelmez. (...)
(...) TCK'nın 105. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cinsel taciz suçunun nitelikli hâllerinin gerçekleştiği durumlarda, soruşturma ve kovuşturma yapılmasının mağdurun şikâyetine bağlı olmadığı kabul edilmelidir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.01.2025 tarihli, E. 2023/563, K. 2025/8 sayılı karar (bu uyuşmazlık yönünden oyçokluğu)
Bu karara konu olayda sanık, nişanlı olduğunu bildiği mağdura bir ay boyunca mesajlar göndermiş, çalıştığı iş yerine gitmişti; mağdur duruşmada şikâyetinden vazgeçmiş, yerel mahkeme düşme kararı vermişti. Genel Kurul, nitelikli cinsel tacizde vazgeçmenin davayı düşürmeyeceğini kabul etmiş; ancak aradan geçen sürede sekiz yıllık dava zamanaşımı dolduğundan kamu davası bu nedenle düşmüştür. Israrlı takipte durum farklıdır: m. 123/A-3, “bu maddede düzenlenen suçun” şikâyete bağlı olduğunu söylediğinden, nitelikli hâller de şikâyete bağlıdır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Dolayısıyla aynı mesaj dizisinin m. 105/2-d olarak mı yoksa m. 123/A olarak mı nitelendirildiği, mağdurun vazgeçme beyanının sonuç doğurup doğurmayacağını belirler.
Tehdit (TCK m. 106)
Tehdit – TCK m. 106/1
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Tehdit bir kötülüğün bildirilmesidir ve tek bir beyanla oluşur; ısrarlı takipte ise mağdura herhangi bir kötülük bildirilmesi gerekmez, korkuyu yaratan davranışın sürekliliğidir. “Seni seviyorum, cevap ver” yazan yüz mesajda tehdit yoktur ama ısrarlı takip vardır; “bu işin sonu kötü olacak” yazan tek bir mesajda ısrarlı takip yoktur ama tehdit vardır. İkisi bir arada bulunduğunda, yukarıdaki 19.01.2026 tarihli (E. 2024/393) kararda görüldüğü gibi fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır.
Özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134)
Özel hayatın gizliliğini ihlal – TCK m. 134
Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, tek bir gözetleme veya kayıt eylemiyle oluşur; ısrar ve mağdurda belirli bir netice aranmaz. Israrlı takip ise mağdurun özel alanına girilmese de, kamuya açık alanlarda sürdürülen bir izleme ile işlenebilir. Failin mağduru gizlice fotoğraflaması, evinin içini gözetlemesi veya özel görüntülerini yayması hâlinde m. 134; bu davranışların sürekli bir izleme ve temas girişimiyle birleşmesi hâlinde ayrıca m. 123/A gündeme gelir.
| Suç | Belirleyici unsur | Ceza (temel hâl) | Şikâyet | Uzlaştırma |
|---|---|---|---|---|
| Israrlı takip (m. 123/A) | Israr + ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi; özel maksat aranmaz | 6 ay – 2 yıl hapis | Bağlı (nitelikli hâller dâhil) | Yok (CMK m. 253/3) |
| Huzur ve sükûnu bozma (m. 123) | Israr + sırf huzur ve sükûnu bozma maksadı | 3 ay – 1 yıl hapis | Bağlı | Var |
| Cinsel taciz (m. 105) | Cinsel amaç; tek davranış yeterli | 3 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası | Temel hâl bağlı; m. 105/2 değil (CGK 08.01.2025) | Yok (CMK m. 253/3) |
| Tehdit (m. 106/1, ilk cümle) | Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa saldırı bildirimi | 6 ay – 2 yıl hapis; kadına karşı alt sınır 9 ay | Bağlı değil | Var (CMK m. 253/1-b-3) |
| Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134/1) | Özel yaşam alanına müdahale; ısrar aranmaz | 1 – 3 yıl hapis | Bağlı (m. 139) | Var |
27 Mayıs 2022'den Önceki Eylemler: Israrlı Takipten Ceza Verilebilir mi?
Israrlı takip suçu 27.05.2022'de yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önceki davranışlar nedeniyle m. 123/A'dan ceza verilmesi, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırıdır:
Zaman bakımından uygulama – TCK m. 7/1-2
Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
Uygulamada bu kuralın gözden kaçtığı görülmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Adalet Bakanlığının istemi üzerine, 2021 yılının Aralık ayı ile 2022 yılının Ocak ayındaki eylemler nedeniyle basit yargılama usulüyle verilip kesinleşen bir ısrarlı takip mahkûmiyetini kanun yararına bozmuştur:
"(...) bahse konu somut olay tarihlerinde sanığın üzerine atılı ısrarlı takip eyleminin ceza mevzuatımızda suç tipi olarak düzenlenmemiş olduğu, sanığın ayrıldığı sevgilisi olan müştekiye karşı gerçekleştirdiği eylemlerin 5237 sayılı Kanunun 123/1. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu kapsamında olup olmadığı hususunda yapılacak değerlendirme neticesinde sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken yazılı şekilde suç tarihi itibariyle ceza mevzuatında suç tipi olarak düzenlenmemiş ısrarlı takip suçundan mahkumiyet hükmü kurulması Kanuna aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2025 tarihli, E. 2023/5834, K. 2025/3410 sayılı karar (oybirliği; kanun yararına bozma)
Aynı Daire 11.09.2024 tarihli, E. 2024/167, K. 2024/4106 sayılı kararında da 09.12.2021 tarihli bir eylem nedeniyle m. 123/A'dan kurulan mahkûmiyeti aynı gerekçeyle kanun yararına bozmuştur. Daha eski tarihli bir kararda ise eylem m. 123 bakımından da suç oluşturmadığı için beraat yerinde görülmüştür:
"5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu ve suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip eyleminin suç olarak düzenlenmediği gözetildiğinde, somut olayda sanık ile katılanın eskiden evli oldukları, boşandıktan sonra sanığın katılanın evde olmadığı vakitte 7 kez katılanın yaşadığı apartmana girip çıkması şeklinde gerçekleşen olayda, Bölge Adliye Mahkemesince ısrarlı takip suçundan yargılanan sanığın eyleminin suç tarihinde Kanunda suç olarak düzenlenmediği ve eylemin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu da oluşturmadığı kabulü ile beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır." — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 31.10.2023 tarihli, E. 2023/5655, K. 2023/4563 sayılı karar
Bu son karardaki olay 26.02.2022 tarihlidir; yani madde yürürlüğe girmeden yalnızca üç ay öncesine aittir. İlk derece mahkemesi, sanık hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğunu ve mağdurun boşanılan eş olduğunu gözeterek m. 123/A-2-a ve c'den mahkûmiyet kurmuş; ancak fiil tarihinde suç tanımı bulunmadığı için bu hüküm ayakta kalmamıştır. Sonuç olarak, eylemler 27.05.2022'den önce başlayıp sonra da devam etmişse, ısrarlı takip bakımından yalnızca bu tarihten sonraki davranışlar dikkate alınabilir; iddianamede ve şikâyet dilekçesinde tarihlerin tek tek gösterilmesi bu nedenle zorunludur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de 29.12.2022 tarihli, E. 2022/12556, K. 2022/12283 sayılı kararında, eski tarihli bir kovalama eyleminde m. 123 ile m. 123/A'nın birlikte değerlendirilerek lehe kanunun belirlenmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Şikâyet, Uzlaştırma, Tutuklama ve Yargılama Usulü
Şikâyet süresi altı aydır; vazgeçme davayı düşürür
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar – TCK m. 73 (ilgili fıkralar)
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (...)
(...)
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
Israrlı takip, nitelikli hâlleri de dâhil olmak üzere şikâyete bağlıdır. Sürenin başlangıcı için fiilin ve failin birlikte öğrenilmesi gerekir; bu, anonim veya sahte hesaplarla işlenen siber ısrarlı takipte önemlidir, çünkü hesabın arkasındaki kişi belirlenmeden süre işlemeye başlamaz. Bununla birlikte failin kim olduğu bilinen olaylarda “belki kendiliğinden vazgeçer” düşüncesiyle aylarca beklenmesi, ilk eylemler bakımından sürenin kaçırılması tartışmasına yol açabilir; ayrıca dijital kayıtların saklama süreleri de sınırlıdır.
Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür ve vazgeçen kişi sonradan bu kararından dönemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun, sonradan davaya katılma kararı verilmiş olsa bile düşme kararını temyiz edemeyeceğine hükmetmiştir:
"Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan 5237 sayılı TCK'nın 123/A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçuna yönelik olarak mağdur ...'nın soruşturma sırasında 27.12.2022 tarihli olup 28.12.2022 havale tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla 5271 sayılı TCK'nın 237/1. maddesi uyarınca açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hatalı olarak davaya katılmasına karar verilmesinin temyiz hak ve yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesi gereğince oy birliğiyle REDDİNE," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.02.2026 tarihli, E. 2025/1439, K. 2026/1678 sayılı karar (oybirliği; mağdurun adı tarafımızca “...” ile gizlenmiştir; karar metnindeki “5271 sayılı TCK” yazımı aynen korunmuştur)
Vazgeçmeden önce düşünün: Şikâyetten vazgeçme çoğu zaman failin “bir daha yapmayacağım” sözüne ya da çevre baskısına dayanır. Vazgeçme beyanı geri alınamaz; aynı eylemler nedeniyle yeniden şikâyetçi olunamaz. Eylemler devam ederse ancak vazgeçmeden sonraki yeni davranışlar için şikâyette bulunulabilir. Karar vermeden önce bir avukatla görüşmeniz ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirin devamını ayrıca değerlendirmeniz önerilir.
Israrlı takipte uzlaştırma yoktur
Uzlaştırma – CMK m. 253/3
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Şikâyete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırmaya tabidir; ısrarlı takip bu kuralın açık istisnasıdır. Kanun koyucu, mağdurun faille aynı masaya oturmaya zorlanmasının bu suçun doğasıyla bağdaşmadığını kabul etmiştir. Fıkranın ikinci cümlesi ise uygulamada sıkça gözden kaçan bir sonuç doğurur: Israrlı takip, uzlaştırmaya tabi başka bir suçla (örneğin tehdit) birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, o suç bakımından da uzlaştırma yapılmaz.
Bu engel, ısrarlı takip yönünden dava sona erdiğinde ortadan kalkar. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 15.04.2025 tarihli, E. 2025/360, K. 2025/4024 sayılı kararında; ısrarlı takip ve tehdit suçlarından açılan davada ısrarlı takip yönünden şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verildikten sonra, tehdit suçu bakımından uzlaştırma engelinin kalmadığını, uzlaştırma işlemleri yapılmadan kurulan mahkûmiyetin hukuka aykırı olduğunu kabul ederek kesinleşmiş hükmü kanun yararına bozmuştur. Benzer bir sonuç, suç vasfının değişmesi hâlinde de ortaya çıkar. Yukarıda aktardığımız çocuğun 300 metre boyunca izlenmesi olayında, bozmadan sonra sanık m. 123'ten mahkûm edilmiş; Yargıtay bu kez şu gerekçeyle hükmü yeniden bozmuştur:
"5237 sayılı TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun 5271 CMK'nın 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabî olduğu, değişen suç vasfına göre Bölge Adliye Mahkemesinin uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına ilişkin eksikliği gidermediği anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, (...) oy birliğiyle BOZULMASINA," — Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.03.2026 tarihli, E. 2025/8800, K. 2026/2730 sayılı karar (oybirliği)
Savunma açısından bu iki karar önemli bir denetim noktası gösterir: İddianame ısrarlı takipten düzenlenmiş olsa bile, yargılama sonunda suç vasfı m. 123'e dönüşürse veya ısrarlı takip yönünden dava düşerse, uzlaştırma yapılmadan hüküm kurulamaz.
Tutuklama, adli kontrol ve mağdurun avukat hakkı
Tutuklama yasağı – CMK m. 100/4 ve mağdurun avukat isteme hakkı – CMK m. 234/1-a-3
Madde 100 – (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Madde 234 – (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:
a) Soruşturma evresinde;
(...)
3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
Temel hâlde cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan, yalnızca m. 123/A-1 kapsamındaki bir isnat nedeniyle tutuklama kararı verilemez; ancak adli kontrol hükümleri uygulanabilir (CMK m. 109/2). Nitelikli hâllerde üst sınır üç yıl olduğundan tutuklama yasağı işlemez; kuvvetli suç şüphesi ile mağdur üzerinde baskı kurma girişimi gibi bir tutuklama nedeninin varlığı hâlinde tutuklama kararı verilebilir. Mağdur bakımından ise iki önemli hak vardır: Vekili yoksa barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilir ve kovuşturma aşamasında kamu davasına katılabilir.
Görevli ve yetkili mahkeme, yargılama usulü, zamanaşımı
Israrlı takip suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; ancak CMK m. 12/6 uyarınca bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Bu hüküm, failin başka bir şehirde veya nerede olduğu bilinmeyen bir yerde bulunduğu siber ısrarlı takip olaylarında mağdurun kendi bulunduğu yerde şikâyetçi olmasını ve davayı orada takip etmesini kolaylaştırır.
Temel hâlin üst sınırı iki yıl olduğundan asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir (CMK m. 251/1). Bu usulde duruşma yapılmaz, taraflardan iki hafta içinde yazılı beyan istenir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Yukarıda aktardığımız iki kanun yararına bozma kararına konu mahkûmiyetler de bu usulle verilmiştir. Hem mağdur hem sanık açısından dikkat edilmesi gereken nokta, yazılı beyan süresinin kaçırılmamasıdır; duruşma yapılmadığı için dosyaya sunulmayan delil mahkemenin önüne hiç gelmeyebilir.
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ise, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231/5) veya cezanın ertelenmesine (TCK m. 51) karar verilebilir; bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları ise adli para cezasına ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir (TCK m. 50). Bu kurumların hiçbiri otomatik değildir: 19.01.2026 tarihli (E. 2024/393) kararda görüldüğü gibi, istinaf mahkemesi sanığın adli sicil kaydını gözeterek adli para cezasına çevirmeyi hukuka aykırı bulmuş ve doğrudan hapis cezasına hükmetmiştir. Dava zamanaşımı, her iki hâlde de sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e).
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Şikâyet | Şikâyete bağlı (nitelikli hâller dâhil); süre fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay | TCK m. 123/A-3, m. 73 |
| Şikâyetten vazgeçme | Davayı düşürür; vazgeçen mağdur davaya katılamaz ve hükmü temyiz edemez | TCK m. 73/4; 12. CD 23.02.2026 |
| Uzlaştırma | Yok; birlikte işlenen uzlaştırmaya tabi suç bakımından da uygulanmaz | CMK m. 253/3 |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi | 5235 s. K. m. 11 |
| Yetkili mahkeme | Suçun işlendiği yer; bilişim sistemi araç olarak kullanılmışsa mağdurun yerleşim yeri de | CMK m. 12/1, m. 12/6 |
| Basit yargılama usulü | Temel hâlde uygulanabilir; nitelikli hâllerde uygulanmaz | CMK m. 251/1 |
| Tutuklama | Temel hâlde yasak; nitelikli hâllerde koşulları varsa mümkün | CMK m. 100/4 |
| Mağdura baro tarafından avukat | Vekili yoksa talep üzerine görevlendirilir | CMK m. 234/1-a-3, b-5 |
| Dava zamanaşımı | Sekiz yıl | TCK m. 66/1-e |
| Yürürlük | 27.05.2022; önceki eylemlere uygulanmaz | 7406 s. K. m. 8; TCK m. 7/1 |
Mesajlarda Hakaret, Tehdit veya Cinsel İçerik Varsa: Suçların İçtimaı ve Zincirleme Suç
Israrlı takip sürecinde gönderilen mesajlar çoğu zaman başka suçların da unsurlarını taşır. Bu durumda hangi suçtan kaç ceza verileceği, içtima kurallarına göre belirlenir. Yargıtay kararlarından çıkan tablo şöyledir:
- Israrlı takip ve tehdit: Mesajların bir kısmı saldırı bildirimi içeriyorsa fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 19.01.2026 tarihli (E. 2024/393, K. 2026/565) kararında tehditten ve ısrarlı takipten ayrı ayrı kurulan mahkûmiyetler onanmıştır.
- Israrlı arama ve mesajlar ile cinsel içerikli mesaj: Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 27.02.2023 tarihli (E. 2021/15900) kararında, ısrarlı arama ve mesajların huzur ve sükûnu bozma, cinsellik içeren tek mesajın ise cinsel taciz suçunu oluşturduğu; ısrarlı aramaların cinsel tacizin unsuru sayılarak ayrıca hüküm kurulmamasının hatalı olduğu belirtilmiştir.
- Hakaret içeren mesajlar: Hakaret suçu, ısrarlı takipten bağımsız olarak ayrıca oluşur. Hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle işlenmesi de cezalandırılır (TCK m. 125/2).
İkinci soru, farklı günlere yayılan mesaj ve aramalar nedeniyle cezanın zincirleme suç hükümleriyle (TCK m. 43) ayrıca artırılıp artırılmayacağıdır. Yargıtay, tekrarın zaten suçun unsuru olduğu hâllerde bu artırımı kabul etmemektedir:
"Sanığın, katılana hakaret ve cinsel taciz içerikli mesajlar göndermesinin dışında farklı zamanlarda ve birden çok kez cep telefonunu araması ve mesaj göndermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu bakımından “Israr” unsuru kapsamında kalması karşısında, suç kastının yoğunluğunun temel cezanın belirlenmesi sırasında göz önünde tutulması ile yetinilmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan zincirleme suç hükümlerinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 13.06.2023 tarihli, E. 2021/19712, K. 2023/4236 sayılı karar (TCK m. 123'e ilişkindir)
Aynı mantık ısrarlı takip bakımından da geçerlidir: Suçun varlığı zaten tekrara bağlı olduğundan, tekrarlanan davranışların her biri ayrı bir suç sayılarak m. 43 ile artırım yapılması, aynı olgunun iki kez cezalandırılması anlamına gelir. Nitekim 19.01.2026 tarihli (E. 2024/393) kararda ilk derece mahkemesinin ısrarlı takip cezasına uyguladığı m. 43/1 artırımına, istinaf mahkemesinin kurduğu ve Yargıtay'ca onanan hükümde yer verilmemiştir. Tekrarın yoğunluğu, temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınır.
Mağdur İçin 10 Adım: Israrlı Takibi Nasıl Belgeler ve Durdurursunuz?
- Rahatsızlığınızı bir kez, yazılı olarak bildirin. “Benimle hiçbir şekilde iletişim kurmanı istemiyorum” içerikli tek bir mesaj gönderin ve ekran görüntüsünü alın. Ceza Genel Kurulu'na göre bu bildirimden sonra devam eden hareketler ısrarın varlığını gösterir.
- Cevap vermeyi ve tartışmayı bırakın. Karşılıklı yazışma, iletişimin tek taraflı olduğu yönündeki iddiayı zayıflatabilir; Yargıtay kararlarında mesajlaşmanın karşılıklı olup olmadığı ayrıca incelenmektedir.
- Engelleyin, ama silmeyin. Engellemeden önce yazışmaların tamamını, hesabın profil bağlantısını (URL) ve kullanıcı adını kaydedin. Engel sonrası açılan her yeni hesabı aynı şekilde belgeleyin; bu hesaplar ısrarın en güçlü delilidir.
- Olay günlüğü tutun. Her mesajı, aramayı, karşılaşmayı tarih, saat, yer ve varsa tanıklarıyla birlikte not edin. Suç tek bir olaya değil bir örüntüye dayandığından, kronolojik bir liste dosyanın omurgasıdır.
- Dijital delilleri bozmadan saklayın. Mesajlaşma uygulamalarının “sohbeti dışa aktar” özelliğini kullanın; arama kayıtlarının ekran görüntüsünü alın; sesli mesajları ve e-postaları silmeyin. Dijital delilin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ve korunması için CMK Madde 134'e Göre Elektronik Delillerin Hukuka Uygunluğu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
- Fiziki takibi görüntüyle destekleyin. Evinizin, iş yerinizin veya çevredeki iş yerlerinin kamera kayıtları kısa sürede silinir; kayıtların saklanmasını gecikmeden talep edin ve tanıkların iletişim bilgilerini not edin.
- Hayatınızda yaptığınız değişiklikleri belgeleyin. Taşınma, iş veya okul değişikliği, numara değişikliği, psikolojik destek; bunlar hem “ciddi huzursuzluk” unsurunun hem de m. 123/A-2-b'deki nitelikli hâlin delilidir.
- 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir isteyin. Yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbirlerini birlikte talep edin. Tedbir kararının tebliğinden sonraki her girişim cezayı bir yıldan üç yıla çıkarır ve zorlama hapsine yol açar.
- Altı ay içinde şikâyetçi olun. Şikâyet dilekçesinde eylemleri tarih sırasıyla yazın; mesajları, günlüğü, tedbir kararını ve tebliğ belgesini ekleyin. Hesabın sahibi bilinmiyorsa platformdan hesap bilgileri ile IP kayıtlarının istenmesini açıkça talep edin.
- Baro avukatı talep edin ve vazgeçme kararını aceleyle vermeyin. Vekiliniz yoksa barodan avukat görevlendirilmesini isteyebilirsiniz (CMK m. 234). Şikâyetten vazgeçme geri alınamaz.
Şüpheli ve Sanık İçin 10 Maddelik Savunma Kontrol Listesi
Israrlı takip, mağdur beyanının ağırlıklı olduğu ve sınırları henüz içtihatla çizilmekte olan bir suçtur. Bu durum hatalı nitelendirme ve eksik araştırma riskini artırır. Savunmada aşağıdaki noktaların her biri ayrı ayrı denetlenmelidir:
- Eylem tarihleri. İsnat edilen davranışlardan hangileri 27.05.2022'den öncedir? Bu tarihten önceki eylemler nedeniyle m. 123/A'dan hüküm kurulamaz; Yargıtay bu yöndeki kesinleşmiş mahkûmiyetleri kanun yararına bozmaktadır.
- Israr unsuru. Kaç arama, kaç mesaj, hangi tarih ve saatlerde? Tek bir olaydan veya kısa bir zaman dilimine sıkışmış birkaç mesajdan ibaret eylemde ısrarın nasıl oluştuğu gerekçede gösterilmek zorundadır.
- İletişimin karşılıklı olup olmadığı. Şikâyetçi de aramış, mesajlara cevap vermiş, görüşmeyi kendisi başlatmış mıdır? İletişim kayıtlarının (HTS) ve yazışmaların tamamının dosyaya getirilmesini isteyin; Ceza Genel Kurulu 13.02.2018 tarihli kararında katılanın da sanığı aramış olmasını beraat gerekçeleri arasında saymıştır.
- Netice. Ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yalnızca soyut beyana mı dayanıyor? Şikâyetçinin bu süreçte faille görüşmeyi sürdürmesi, şikâyetin eylemlerden çok sonra yapılması gibi olgular netice unsurunu tartışmalı hâle getirebilir.
- Meşru bir temas nedeni. Ortak çocukla kişisel ilişki, ödenmeyen bir alacak, ortak iş veya kira ilişkisi gibi nedenlerle kurulan ve amacıyla orantılı iletişim, ısrarlı takip olarak nitelendirilmemelidir. Bu savunma, iletişimin içeriği ve sıklığı ile desteklenmelidir.
- Hesabın veya hattın size ait olup olmadığı. Sosyal medya hesabı, telefon hattı veya IP kaydı başkası tarafından kullanılmış olabilir. Abonelik kaydı tek başına fiili kullanıcıyı göstermez; teknik inceleme talep edin.
- Tedbir kararının tebliği. m. 123/A-2-c'nin uygulanabilmesi için hakkınızda tedbir kararı verilmiş olması gerekir. Kararın size ne zaman ve nasıl tebliğ edildiğini, isnat edilen eylemlerin bu tarihten sonra olup olmadığını denetleyin.
- Nitelikli hâlin koşulları. Şikâyetçi “ayrılık kararı verilen veya boşanılan eş” midir, yoksa fiilen ayrı yaşanan eş veya eski partner mi? Mağdurun taşınması veya işten ayrılması ile eylemler arasında nedensellik bağı kurulabiliyor mu?
- Doğru suç vasfı ve uzlaştırma. Eylem m. 123 kapsamında kalıyorsa uzlaştırma zorunludur; ısrarlı takip yönünden dava düşmüşse birlikte yargılanan tehdit suçu bakımından da uzlaştırma yapılmalıdır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığını ayrıca kontrol edin.
- Basit yargılama usulünde süre. Tebligattan itibaren iki haftalık yazılı savunma süresini kaçırmayın; delillerinizi ve tanıklarınızı bu sürede bildirin. Gerekirse duruşma açılmasını talep edin.
İfade öncesi uyarı: Soruşturma başladıktan sonra şikâyetçiyle “konuşup halletmek” amacıyla iletişim kurmayı denemek, hem ısrar unsurunu güçlendirir hem de tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma girişimi olarak değerlendirilerek adli kontrol veya tutuklama talebine gerekçe yapılabilir. Hakkınızda tedbir kararı varsa bu girişim ayrıca zorlama hapsine yol açar. İfadeye gitmeden önce müdafi ile görüşme, isnadın içeriğini öğrenme ve susma hakkınız vardır (CMK m. 147).
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: Israrlı Takip Şikâyeti Nereye Yapılır?
Şikâyet, en yakın Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimine yapılabilir (CMK m. 158). Suç sosyal medya veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden işlenmişse, CMK m. 12/6 uyarınca mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkili olduğundan, failin nerede bulunduğunu araştırmak için zaman kaybetmeye gerek yoktur. Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla gibi Anadolu Yakası ilçelerinde yaşayan mağdurların şikâyetleri uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte, davalar Kartal'daki İstanbul Anadolu Adliyesi'nde görülmektedir. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir talepleri ise aile mahkemelerine, acil hâllerde kolluğa yapılır. Büromuzun Kartal Cevizli'de, adliyeye yakın konumda bulunması; tedbir talebi, ifade ve itiraz gibi süreye bağlı işlemlerde pratik bir avantaj sağlar. Diğer bilişim suçları için Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları rehberimize bakabilirsiniz.
Sonuç
Israrlı takip suçu, tek tek bakıldığında önemsiz görünen davranışların toplamını cezalandırır. Suçun oluşması için üç koşulun birlikte ispatı gerekir: kanunda sayılan hareketlerden biri, bu hareketin ısrarla yapılması ve mağdurda ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi doğması. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden işlenen siber ısrarlı takip, maddenin “haberleşme ve iletişim araçları” ile “bilişim sistemleri” ibareleri kapsamındadır; engel sonrası açılan yeni hesaplar ve mağdurun açık uyarısından sonra süren girişimler ısrarın en güçlü göstergeleridir. Yargıtay'ın 2024–2026 tarihli kararları üç noktada netleşmiştir: Madde 27.05.2022'den önceki eylemlere uygulanamaz; uzaklaştırma tedbirine rağmen sürdürülen takipte ceza nitelikli hâl üzerinden belirlenmelidir; suç vasfı m. 123'e dönüştüğünde veya ısrarlı takip yönünden dava düştüğünde uzlaştırma yeniden gündeme gelir. Mağdur için başarı, rahatsızlığını açıkça bildirip her girişimi belgelemekle; şüpheli için ise tarihlerin, ısrar unsurunun ve iletişimin karşılıklı olup olmadığının somut verilerle ortaya konulmasıyla başlar.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku ve bilişim suçları alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda ısrarlı takip, tehdit, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal ve sosyal medya kaynaklı ceza dosyalarında hem mağdur ve katılan vekilliği hem de şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun metinleri resmî mevzuat bilgi sistemindeki güncel konsolide hâlleriyle; mahkeme kararları ise içtihat veri tabanlarındaki tam metinlerinden birebir alıntılanmış, kararlarda geçen kişi adları ile bazı mahkeme ve dosya bilgileri “...” ile gizlenmiştir.
Israrlı Takip ve Siber Takip Dosyalarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu
Israrlı takipte zaman iki taraf için de belirleyicidir: mağdur için altı aylık şikâyet süresi işler ve dijital kayıtlar silinebilir; şüpheli için ise soruşturma sırasında atılan her yanlış adım isnadı ağırlaştırabilir.
Sosyal medya, telefon veya fiziki takip yoluyla rahatsız ediliyorsanız, uzaklaştırma kararı almak istiyorsanız ya da ısrarlı takip isnadıyla ifadeye çağrıldıysanız, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.
İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde ısrarlı takip, siber suçlar ve sosyal medya kaynaklı ceza dosyalarında mağdur vekilliği ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Israrlı takip suçu nedir?
Israrlı takip suçu, TCK m. 123/A'da düzenlenmiştir. Bir kimseyi ısrarlı biçimde fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak onunla temas kurmaya çalışmak suretiyle, o kişide ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olmaktır. Madde 7406 sayılı Kanun'la eklenmiş ve 27.05.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Suçun oluşması için hareketin ısrarlı olması ve mağdurda bu neticenin doğması birlikte aranır.
Israrlı takip suçunun cezası nedir?
Temel hâlde ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir (TCK m. 123/A-1). Suçun çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması veya hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir (m. 123/A-2). Kanunda adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir.
Siber ısrarlı takip (cyberstalking) nedir, suç mudur?
Siber ısrarlı takip, ısrarlı takibin telefon, e-posta, mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya gibi dijital araçlarla işlenen biçimidir. Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç adı olarak yer almaz; ancak m. 123/A-1'deki haberleşme ve iletişim araçlarını veya bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışmak ibaresi bu davranışları kapsar. Tekrarlanan mesajlar, aramalar, takip istekleri ve engel sonrası açılan yeni hesaplar, mağdurda ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratmışsa ısrarlı takip suçunu oluşturur.
Sosyal medyadan sürekli mesaj atmak ısrarlı takip suçu oluşturur mu?
Oluşturabilir. Karşı tarafın istemediği anlaşılmasına rağmen Instagram, WhatsApp, Facebook veya benzeri platformlardan tekrarlanan mesajlar, bilişim sistemlerini kullanarak temas kurmaya çalışma niteliğindedir. Suçun oluşması için mesajların ısrarlı olması ve mağdurda ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi yaratması gerekir; tek bir mesaj veya karşılıklı sürdürülen bir yazışma bu unsurları karşılamaz. Mesajlar cinsel içerik taşıyorsa cinsel taciz, saldırı bildirimi içeriyorsa tehdit suçu ayrıca gündeme gelir.
Kaç mesaj veya kaç arama ısrarlı takip sayılır?
Kanunda bir sayı belirlenmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 13.02.2018 tarihli, E. 2014/821, K. 2018/45 sayılı kararında ısrarın oluşup oluşmadığına ilişkin kesin bir sayı belirlemenin mümkün olmadığını; aramaların sayısının yanında sürelerinin ve yapıldıkları zaman dilimlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı karara göre mağdur rahatsızlığını dile getirdikten sonra hareketlerin devam etmesi hâlinde ısrarın varlığı kabul edilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli kararında mesaj ve 20 arama içeren olayda mahkûmiyeti esas yönünden yerinde bulmuştur.
Engellediğim kişi yeni hesap açıp yazmaya devam ediyor, ne yapmalıyım?
Engelleme, iletişim istemediğinizi karşı tarafa açıkça bildirir; buna rağmen yeni hesap açılması ısrar unsurunun en güçlü göstergelerinden biridir. Her yeni hesabın profil bağlantısını, kullanıcı adını ve mesajlarını tarih ve saatiyle kaydedin, mesajları silmeyin. Altı aylık süre içinde Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunun ve hesap bilgileri ile IP kayıtlarının platformdan istenmesini talep edin. Ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbiri isteyebilirsiniz.
Israrlı takip suçu şikâyete bağlı mıdır, şikâyet süresi ne kadardır?
Evet. TCK m. 123/A-3 uyarınca bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır; bu kural nitelikli hâlleri de kapsar. TCK m. 73 uyarınca şikâyet, fiilin ve failin kim olduğunun öğrenildiği günden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Sahte veya anonim hesapla işlenen eylemlerde fail belirlenmeden süre işlemeye başlamaz. Bununla birlikte dijital kayıtların saklama süreleri sınırlı olduğundan şikâyetin geciktirilmemesi delil bakımından önemlidir.
Israrlı takip suçunda uzlaşma var mıdır?
Hayır. CMK m. 253/3 uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) uzlaştırma yoluna gidilemez. Aynı fıkraya göre uzlaştırma kapsamındaki bir suç, bu kapsama girmeyen bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse o suç bakımından da uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Buna karşılık eylem kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçuna (m. 123) dönüşürse uzlaştırma zorunludur; Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.03.2026 tarihli kararında bu eksikliği bozma nedeni yapmıştır.
Şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?
Evet. Israrlı takip şikâyete bağlı olduğundan, TCK m. 73/4 uyarınca suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Vazgeçme geri alınamaz ve aynı eylemler için yeniden şikâyetçi olunamaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.02.2026 tarihli, E. 2025/1439, K. 2026/1678 sayılı kararında, soruşturma sırasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığına karar vermiştir. Eylemler sürerse ancak vazgeçmeden sonraki yeni davranışlar için şikâyette bulunulabilir.
Uzaklaştırma kararı varken beni aramaya devam ederse ne olur?
İki ayrı sonuç doğar. Birincisi, ısrarlı takip suçunun nitelikli hâli oluşur ve ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olur (TCK m. 123/A-2-c). Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli, E. 2024/1352, K. 2026/566 sayılı kararında, uzaklaştırma tedbiri bulunduğu hâlde temel hâlden ceza verilmesini eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur. İkincisi, 6284 sayılı Kanun m. 13 uyarınca fiil suç oluştursa bile hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsi uygulanır; tekrarında süre on beş günden otuz güne çıkar.
Aramızda evlilik veya akrabalık yok; yine de uzaklaştırma kararı alabilir miyim?
Evet. 6284 sayılı Kanun'un 1. maddesi, tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri açıkça koruma kapsamına almıştır. Uygulama Yönetmeliği'ndeki tanıma göre taraflar arasında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaz. Bu nedenle eski sevgili, iş arkadaşı, komşu veya tanımadığınız bir kişi tarafından takip ediliyorsanız, cinsiyetinize bakılmaksızın aile mahkemesinden, acil hâllerde kolluktan yaklaşmama ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme tedbirlerini talep edebilirsiniz. Tedbir ilk defasında en çok altı ay için verilir.
Israrlı takip ile kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu arasındaki fark nedir?
Her iki suç da ısrar unsurunu taşır; ancak m. 123 failin sırf huzur ve sükûnu bozmak maksadıyla hareket etmesini ararken, m. 123/A'da özel bir maksat aranmaz. Israrlı takipte mağdurda ciddi bir huzursuzluk veya güvenlik endişesinin gerçekleşmesi gerekir; m. 123'te hareketin huzuru bozmaya elverişli olması yeterlidir. Cezalar da farklıdır: m. 123'te üç aydan bir yıla, m. 123/A'da altı aydan iki yıla kadar hapis. Ayrıca m. 123 uzlaştırma kapsamındadır, ısrarlı takip değildir.
Israrlı takip ile cinsel taciz arasındaki fark nedir?
Ayırıcı ölçüt cinsel amaçtır. Cinsel taciz (TCK m. 105) cinsel amaçlı tek bir davranışla oluşabilir; ısrarlı takipte ise cinsel amaç aranmaz, ısrar ve netice aranır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 27.02.2023 tarihli, E. 2021/15900, K. 2023/937 sayılı kararında, ısrarlı arama ve mesajların huzur ve sükûnu bozma, cinsellik içeren tek mesajın ise cinsel taciz suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Önemli bir fark da şudur: Elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen cinsel taciz şikâyete bağlı değildir; ısrarlı takip ise nitelikli hâlleriyle birlikte şikâyete bağlıdır.
27 Mayıs 2022'den önceki eylemler için ısrarlı takipten ceza verilir mi?
Hayır. TCK m. 7/1 uyarınca işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 11.09.2024 tarihli, E. 2024/167, K. 2024/4106 ve 07.04.2025 tarihli, E. 2023/5834, K. 2025/3410 sayılı kararlarıyla, madde yürürlüğe girmeden önceki eylemler nedeniyle m. 123/A'dan kurulan kesinleşmiş mahkûmiyetleri kanun yararına bozmuştur. Bu eylemler yalnızca kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (m. 123) bakımından değerlendirilebilir.
Israrlı takip suçundan tutuklama kararı verilir mi?
Temel hâlde verilemez. CMK m. 100/4 uyarınca vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez; ısrarlı takibin temel hâlinde üst sınır iki yıldır. Bu durumda adli kontrol hükümleri uygulanabilir. Nitelikli hâllerde ise üst sınır üç yıl olduğundan, kuvvetli suç şüphesi ve mağdur üzerinde baskı kurma girişimi gibi bir tutuklama nedeni varsa tutuklama kararı verilebilir.
Israrlı takip davasına hangi mahkeme bakar, şikâyet nereye yapılır?
Davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Şikâyet en yakın Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimine yapılabilir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; ancak CMK m. 12/6 uyarınca bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Bu nedenle sosyal medya veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden takip edilen kişi, failin bulunduğu yeri araştırmak zorunda kalmadan kendi yerleşim yerinde şikâyetçi olabilir.
Mesajlarda tehdit veya hakaret de varsa ayrıca ceza verilir mi?
Evet. Israrlı takip sürecinde gönderilen mesajlar tehdit veya hakaret içeriyorsa bu suçlar ayrıca oluşur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli, E. 2024/393, K. 2026/565 sayılı kararında, ayrılmak isteyen partnerine tehdit içerikli mesajlar ve ses kayıtları gönderen sanık hakkında hem tehdit hem ısrarlı takip suçundan ayrı ayrı kurulan mahkûmiyetleri onamıştır. Aynı kararda ısrarlı takipten 1 yıl 3 ay hapis cezası verilmiş, haksız tahrik indirimi ve adli para cezasına çevirme kabul edilmemiştir.
Israrlı takibi nasıl ispat ederim, hangi delilleri saklamalıyım?
Suç bir davranış örüntüsüne dayandığından kronolojik bir kayıt tutmak belirleyicidir. Mesajların ve arama kayıtlarının ekran görüntüleri, sohbetlerin dışa aktarılmış kopyaları, hesapların profil bağlantıları ve kullanıcı adları, sesli mesajlar, e-postalar, kamera kayıtları ve tanıkların bilgileri saklanmalıdır. Rahatsızlığınızı bildirdiğiniz mesaj ile engelleme kayıtları ısrarı; taşınma, iş değişikliği, numara değişikliği ve psikolojik destek belgeleri ise ciddi huzursuzluk unsurunu gösterir. Tedbir kararı varsa kararın ve tebliğ belgesinin örneği de eklenmelidir.
Eski eşimi çocuğumuzla ilgili arıyorum; bu ısrarlı takip sayılır mı?
Ortak çocukla kişisel ilişki, nafaka veya okul gibi konularda kurulan, amacıyla sınırlı ve orantılı iletişim tek başına ısrarlı takip oluşturmaz. Ancak iletişimin sıklığı ve içeriği bu amacı aşıyorsa, karşı taraf açıkça istemediğini bildirdiği hâlde özel hayata ilişkin mesajlar sürüyorsa veya hakkınızda iletişim kurmama tedbiri varsa durum değişir. Boşanılan eşe karşı işlenen ısrarlı takip nitelikli hâldir. Çocukla ilgili iletişimi mümkünse yazılı ve yalnızca konuyla sınırlı tutmanız, tedbir kararı varsa mahkemenin belirlediği yöntemi izlemeniz gerekir.
Hakkımda ısrarlı takip şikâyeti var, ifadeye çağrıldım; ne yapmalıyım?
İfadeden önce müdafi ile görüşün ve isnat edilen eylemlerin tarihlerini öğrenin. Şikâyetçiyle aranızdaki yazışmaların ve arama kayıtlarının tamamını, özellikle onun sizi aradığı veya yazdığı kayıtları hazırlayın; iletişimin karşılıklı olması ve meşru bir nedene dayanması savunmanın temelini oluşturabilir. Soruşturma sürerken şikâyetçiyle iletişim kurmaya çalışmayın; bu, isnadı güçlendirir ve tedbir kararı varsa zorlama hapsine yol açar. CMK m. 147 uyarınca susma ve müdafi yardımından yararlanma hakkınız vardır.
Önemli: Her ısrarlı takip dosyasının olguları, taraflar arasındaki ilişki ve delil durumu farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Mağdurlar için altı aylık şikâyet süresi ve dijital kayıtların silinme riski; ısrarlı takip isnadıyla karşılaşan kişiler için ise ilk ifade ve soruşturma sürecindeki davranışlar belirleyicidir. Bu nedenle gecikmeden bir avukattan destek almanızı öneririz.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 7, 43, 50, 51, 66, 73, 105, 106, 123, 123/A, 125, 134 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 100, 109, 147, 158, 231, 234, 251, 253 (mevzuat.gov.tr)
— 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 1, 5, 8, 13 (mevzuat.gov.tr)
— 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu m. 3 (mevzuat.gov.tr)
— 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 8 ve madde gerekçesi (RG 27.05.2022, 31848)
— 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği m. 3 (RG 18.01.2013, 28532)
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.03.2026, E. 2025/8800, K. 2026/2730
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.02.2026, E. 2025/1439, K. 2026/1678
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/1352, K. 2026/566
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 19.01.2026, E. 2024/393, K. 2026/565
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 27.05.2025, E. 2024/4405, K. 2025/4952
— Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 15.04.2025, E. 2025/360, K. 2025/4024
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2025, E. 2023/5834, K. 2025/3410
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.01.2025, E. 2023/563, K. 2025/8
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.01.2025, E. 2023/5745, K. 2025/181
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.09.2024, E. 2024/167, K. 2024/4106
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.05.2024, E. 2020/1326, K. 2024/2542
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 12.02.2024, E. 2023/1375, K. 2024/550
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 31.10.2023, E. 2023/5655, K. 2023/4563
— Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 25.10.2023, E. 2023/1481, K. 2023/4396
— Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 13.06.2023, E. 2021/19712, K. 2023/4236
— Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 27.02.2023, E. 2021/15900, K. 2023/937
— Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 27.02.2023, E. 2021/16909, K. 2023/945
— Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 14.02.2023, E. 2021/15562, K. 2023/635
— Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 29.12.2022, E. 2022/12556, K. 2022/12283
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 20.09.2022, E. 2020/16738, K. 2022/17301
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.11.2020, E. 2020/20823, K. 2020/17891
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13.02.2018, E. 2014/821, K. 2018/45
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity



