Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarda Zimmet Suçu (SPKn m. 110/A): Unsurları, Cezası ve Soruşturma Usulü
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarda zimmet suçu, bir kripto varlık platformunun veya saklama kuruluşunun yönetim kurulu başkanı, üyeleri ya da diğer mensuplarının; görevleri nedeniyle kendilerine bırakılan veya korumak, saklamak ve gözetmekle yükümlü oldukları parayı, para yerine geçen evrak ve senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendilerinin ya da bir başkasının malvarlığına geçirmesidir. Suç, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na (SPKn) 7518 sayılı Kanun'la eklenen 110/A maddesinde düzenlenmiştir ve temel hâlinde sekiz yıldan on dört yıla, hileli davranışlarla işlendiğinde on dört yıldan yirmi yıla, faaliyet izni kaldırılan bir kuruluşun yönetimini veya kontrolünü elinde tutan ortaklar bakımından ise on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapis cezası gerektirir. Bu rakamlar, Türk hukukunda zimmet için öngörülen en ağır ceza aralıklarıdır: aynı fiil bir kamu görevlisi tarafından işlendiğinde beş yıldan on iki yıla (TCK m. 247), bir banka mensubu tarafından işlendiğinde altı yıldan on iki yıla (5411 sayılı Kanun m. 160) kadar hapis öngörülmüştür. Düzenleme henüz çok yenidir ve doğrudan bu maddeye ilişkin yerleşik bir Yargıtay içtihadı oluşmamıştır; ancak madde, Bankacılık Kanunu'ndaki zimmet hükmü örnek alınarak yazıldığından, Yargıtay'ın banka zimmetine ilişkin kararları uygulamanın nasıl şekilleneceğini büyük ölçüde göstermektedir. Bu rehberde İstanbul'da ceza hukuku ve kripto varlık hukuku alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; suçun failini, konusunu, nitelikli hâllerini, etkin pişmanlık indirimini, 115/A maddesindeki özel soruşturma usulünü ve hem müşterinin hem de şüpheli yönetici veya çalışanın izlemesi gereken yolu, kanun metinleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 7. Ceza Dairesi'nin kararları ışığında anlatıyoruz. Lisans, sermaye ve saklama kuralları için Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıları: 7518 Sayılı Kanun ve SPK Tebliğleriyle Kurulan Yeni Rejim başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Kısa cevaplar
- Kripto borsasında zimmet suçu hangi maddede düzenlenir? 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 110/A maddesinde. Madde, 26.06.2024'te kabul edilen ve 02.07.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7518 sayılı Kanun'la eklenmiştir.
- Cezası nedir? Temel hâlde 8–14 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası; zimmetin açığa çıkmamasına yönelik hileli davranışlarla işlenirse 14–20 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası; faaliyet izni kaldırılan kuruluşun yönetim veya kontrolünü elinde bulunduran gerçek kişi ortaklar için 12–22 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası. Son iki hâlde adli para cezası, kuruluşun ve müşterilerin zararının üç katından az olamaz.
- Bu suçu kim işleyebilir? Yalnızca kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları (ve üçüncü fıkrada gerçek kişi ortaklar). Suç bir özgü suçtur; dışarıdan katılan kişiler ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olur (TCK m. 40/2).
- Parayı iade edersem ceza iner mi? Evet. Zimmete geçirilen değer aynen iade edilir veya zarar tamamen giderilirse; soruşturma başlamadan önce cezanın üçte ikisi, kovuşturma başlamadan önce (gönüllü olarak) yarısı, hükümden önce üçte biri indirilir.
- Davaya hangi mahkeme bakar? Fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesi (SPKn m. 115/A-3). Sermaye Piyasası Kurulu, iddianamenin kabulüyle birlikte katılan sıfatını kazanır.
- Müşteri parasını nasıl geri alır? Ceza davası tek başına tahsilat sağlamaz. Müşteri varlıkları kuruluşun malvarlığından ayrıdır (SPKn m. 35/C-7); elkoyma ve kayyım tedbirleri (m. 115/A-6), kuruluşun ve mensuplarının hukuki sorumluluğu (m. 99/B) ve Kurul'un talebiyle sorumluların şahsen iflası (m. 110/B) birlikte işletilmelidir. Kripto varlıklar Yatırımcı Tazmin Merkezi güvencesine tabi değildir.
- Hükümlü ne zaman tahliye olur? 110/A'dan mahkûm olanlar, Hazine'ye olan borçlarını ve tazminatları ödemedikçe veya bunlar malvarlıklarından tahsil edilemedikçe koşullu salıverilmeden yararlanamaz (SPKn m. 115/A-5).
Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılarda Zimmet Suçu Nedir? Düzenlemenin Arka Planı
Kripto varlık alım satım platformları, 2024 yılına kadar Türkiye'de herhangi bir kuruluş veya faaliyet iznine tabi olmadan çalışıyordu. Müşteri, platforma gönderdiği parayı ve satın aldığı kripto varlığı çoğu zaman kendi cüzdanında değil, platformun kontrolündeki cüzdanlarda tutuyordu; özel anahtar platformdaydı, müşterinin elinde ise yalnızca bir hesap ekranı vardı. Bu yapı, platformu yönetenlerin müşteri varlıkları üzerinde fiilen tek başına tasarruf edebilmesi anlamına geliyordu. Platformun kapanması, kurucusunun yurt dışına çıkması veya varlıkların başka amaçlarla kullanılması hâlinde ortaya çıkan tablo, ceza hukuku bakımından dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma hükümleriyle karşılanmaya çalışılıyordu.
7518 sayılı Kanun bu boşluğu iki yönden doldurdu. Bir yandan kripto varlık hizmet sağlayıcıları Sermaye Piyasası Kurulu'nun izin ve denetimine bağlandı; diğer yandan bu kuruluşlara özgü iki yeni suç tipi ile bir şahsi sorumluluk hükmü getirildi: izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı (m. 109/A), kripto varlık hizmet sağlayıcılarda zimmet (m. 110/A) ve zimmet sayılan işlemlerden doğan şahsi sorumluluk (m. 110/B). Kanun'un gerekçesinde, müşterilere ait varlıkların onların bilgisi dışında kullanılması sonucunda yükümlülüklerini yerine getiremez duruma düşen yurt dışındaki ve Türkiye'deki platform örneklerine açıkça atıf yapılmış; kripto varlık işlemlerinin geri döndürülemez niteliği ve varlıkların izinin sürülmesindeki güçlük, cezaların diğer finansal kuruluşlara göre daha ağır tutulmasının nedeni olarak gösterilmiştir.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarda zimmet – 6362 s. SPKn m. 110/A
Madde 110/A – (Ek:26/6/2024-7518/13 md.) (1) Kripto varlık hizmet sağlayıcı görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş olan veya koruma, saklama ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacakları gibi kripto varlık hizmet sağlayıcının zararını tazmine mahkûm edilirler.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on dört yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Ancak, adli para cezasının miktarı kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamaz.
(3) Faaliyet izni kaldırılan bir kripto varlık hizmet sağlayıcının; hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kripto varlık hizmet sağlayıcının ya da müşterilerinin kaynaklarını, her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcının emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kripto varlık hizmet sağlayıcıyı veya müşterilerini zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir. Bu fiilleri işleyenler hakkında on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur; ancak, adli para cezasının miktarı kripto varlık hizmet sağlayıcının ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca, meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir.
(4) Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin, diğer malların veya kripto varlıkların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
(5) Kovuşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin, diğer malların veya kripto varlıkların gönüllü olarak aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı indirilir. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.
(6) Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların veya kripto varlıkların suçun işlendiği tarihteki değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.
(7) Bu maddenin uygulanmasında kontrol, 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde tanımlanan kontrolü ifade eder.
Madde, kelime kelime denebilecek ölçüde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinden uyarlanmıştır. İki hüküm arasındaki farklar ise şunlardır: suçun konusuna kripto varlıklar eklenmiş; yükümlülük “koruma ve gözetim” yanında saklama ile genişletilmiş; ceza aralıkları yükseltilmiş; nitelikli hâllerde adli para cezasının alt sınırı belirlenirken kuruluşun yanında müşterilerin uğradığı zarar da ölçü alınmış ve üçüncü fıkrada “müşterilerin kaynakları” açıkça anılmıştır. Bu son fark, aşağıda göreceğimiz gibi, müşterinin ceza davasındaki konumu bakımından önemlidir.
Kimler “kripto varlık hizmet sağlayıcı” sayılır?
Suçun faili ve konusu, Kanun'un tanımlar maddesine eklenen kavramlara göre belirlenir:
Tanımlar – 6362 s. SPKn m. 3/1 (ilgili bentler)
aa) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Cüzdan: Kripto varlıkların transfer edilebilmesini ve bu varlıkların ya da bu varlıklara ilişkin özel ve açık anahtarların çevrim içi veya çevrim dışı olarak depolanmasını sağlayan yazılım, donanım, sistem ya da uygulamaları,
bb) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık: Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları,
cc) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık hizmet sağlayıcı: Platformları, kripto varlık saklama hizmeti sağlayan kuruluşları ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerde kripto varlıkların ilk satış ya da dağıtımı dâhil olmak üzere kripto varlıklarla ilgili olarak hizmet sağlamak üzere belirlenmiş diğer kuruluşları,
çç) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık saklama hizmeti: Platform müşterilerinin kripto varlıklarının veya bu varlıklara ilişkin cüzdandan transfer hakkı sağlayan özel anahtarların saklanmasını, yönetimini veya Kurulca belirlenecek diğer saklama hizmetlerini,
dd) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Platform: Kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşları,
Bu tanımlardan üç sonuç çıkar. Birincisi, halk arasında “kripto borsası” denilen alım satım platformları kadar, yalnızca saklama hizmeti veren kuruluşlar da kapsamdadır. İkincisi, saklamanın konusu yalnızca kripto varlığın kendisi değil, o varlık üzerinde tasarruf imkânı veren özel anahtardır; dolayısıyla özel anahtarı elinde bulunduran veya ona erişimi olan mensup, suçun konusunu “korumak, saklamak ve gözetmekle” yükümlü kişidir. Üçüncüsü, kripto varlık “gayri maddi varlık” olarak tanımlandığından, kanun koyucu “diğer mallar” ibaresiyle yetinmeyip kripto varlıkları madde metninde ayrıca saymıştır; böylece kripto varlığın eşya sayılıp sayılmayacağına ilişkin tartışma, bu suç bakımından önemini yitirmiştir. Kavramın ayrıntıları için Kripto Varlık Nedir? ve Kripto Varlık Eşya Mıdır? başlıklı yazılarımıza bakabilirsiniz.
Korunan hukuki değer
Zimmet, öğretide çok hukuki konulu bir suç olarak kabul edilir. Burada da iki değer birlikte korunmaktadır: müşterinin ve kuruluşun malvarlığı ile kripto varlık piyasasının güven içinde işleyişi. Sermaye Piyasası Kanunu'nun amaç maddesi, piyasanın güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işlemesini ve yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını hedef olarak gösterir (SPKn m. 1). Kripto varlıkların merkezî bir kayıt kuruluşu olmadan, saniyeler içinde ve geri alınamaz biçimde el değiştirebilmesi, bu güvenin ancak hizmet sağlayıcının sadakat yükümlülüğüyle ayakta durabileceği anlamına gelir. Zimmet hükmü, bu yükümlülüğün ceza hukuku eliyle güvence altına alınmasıdır.
Suçun Unsurları: Fail, Mağdur, Konu ve Fiil
Fail: yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile “diğer mensuplar”
110/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki suçu yalnızca kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri ve diğer mensupları işleyebilir. “Diğer mensuplar” ibaresi, Bankacılık Kanunu'ndaki karşılığında olduğu gibi geniş bir kavramdır: genel müdür, saklama ve cüzdan operasyonlarını yürüten personel, hazine ve muhasebe çalışanları, bilgi sistemleri yöneticileri ve müşteri hesaplarına erişimi bulunan diğer çalışanlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak unvan tek başına yeterli değildir. Suçun oluşması için failin, zimmete geçirilen değer bakımından görevi nedeniyle tevdi ilişkisi içinde bulunması ya da o değeri korumak, saklamak ve gözetmekle yükümlü olması gerekir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, banka zimmetine ilişkin bir kararında, virman, havale ve EFT yapma yetkisi ile para muhafaza sorumluluğu bulunmayan bir portföy yöneticisi hakkında bu bağ tartışılmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur:
"(...) banka portföy yöneticisi sanık ...'in bankaya ait para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları korumak ve gözetmekle yükümlü olduğu veya dava konusu paraların mahkemece kabul edilen “sanığın geçici ziliyetinde bulunduğunu” gösteren nedenler karar yerinde yeterince tartışılıp açıklanmadan, eylemin zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi (...)" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 15.01.2014 tarihli, E. 2013/15591, K. 2014/274 sayılı karar (5411 sayılı Kanun m. 160'a ilişkindir; kişi adları tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Aynı ölçüt kripto varlık hizmet sağlayıcılarına uyarlandığında, savunma ve iddia bakımından sorulması gereken ilk soru şudur: Şüphelinin, zimmete geçirildiği ileri sürülen cüzdan, özel anahtar veya banka hesabı üzerinde görevinden doğan bir tasarruf yetkisi ya da koruma, saklama ve gözetim yükümlülüğü var mıydı? Çok imzalı (multi-sig) cüzdan yapılarında imza yetkisinin kimde olduğu, sıcak ve soğuk cüzdan erişim matrisleri, transfer onay hiyerarşisi ve görev tanımları bu sorunun cevabını belirler. Yetkisi bulunmayan bir çalışanın sistem açığından yararlanarak varlık aktarması hâlinde zimmet değil, bilişim sistemleri aracılığıyla hırsızlık veya ilgili diğer suçlar gündeme gelir.
Üçüncü fıkrada ise fail çevresi değişir: burada fail, faaliyet izni kaldırılan kuruluşun hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarıdır. “Fiilen” ibaresi, ticaret sicilinde ortak veya yönetici olarak görünmeyen, ancak kuruluşu perde arkasından yöneten kişileri de kapsar. Kontrol kavramı için yedinci fıkra Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesine gönderme yapar; buna göre kontrol, sermayenin çoğunluğuna doğrudan veya dolaylı olarak sahip olmanın yanında, imtiyazlı paylar veya diğer ortaklarla yapılan anlaşmalar yoluyla oy haklarının çoğunluğu üzerinde tasarruf edebilmeyi ya da yönetim kurulu üyelerinin karara esas çoğunluğunu atayabilme veya görevden alma gücünü elde bulundurmayı da içerir.
Mağdur ve suçtan zarar gören: müşteri davaya katılabilir mi?
Bu soru, banka zimmeti içtihadı ile yeni düzenleme arasındaki en önemli farkın görüldüğü noktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, banka zimmetinde mudilerin suçtan doğrudan zarar görmediğini kabul etmekte ve onların kamu davasına katılan olarak kabul edilmesini bozma nedeni saymaktadır:
"Eylemin 5411 sayılı yasanın 160.maddesinde öngörülen zimmet suçunu oluşturduğu kabul edildiği halde, bu suçun niteliği gereği, atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen mudilerin müdahilliklerine karar verilip lehlerine nisbi ve maktu vekalet ücretine hükmolunması (...)" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 15.01.2014 tarihli, E. 2013/15591, K. 2014/274 sayılı karar
Bu yaklaşımın arkasındaki düşünce, mudinin bankaya yatırdığı paranın bankanın mülkiyetine geçmesi ve mudinin bankaya karşı yalnızca bir alacak hakkına sahip olmasıdır; zimmete geçirilen para bankanın parasıdır ve mudinin alacağı varlığını sürdürür. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında ise hukuki yapı farklıdır. Kanun, müşteri varlıklarının kuruluşun malvarlığına karışmadığını açıkça hükme bağlamıştır:
Müşteri varlıklarının saklanması ve ayrılığı – 6362 s. SPKn m. 35/C (6. ve 7. fıkralar)
(6) Platformların müşterilerine ait kripto varlıkların müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulması esastır. Müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurmayı tercih etmedikleri kripto varlıklara ilişkin saklama hizmetinin, Kurul tarafından yapılacak düzenleme uyarınca yetkilendirilmiş ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından uygun görülen bankalarca veya Kurulca kripto varlık saklama hizmeti sunma konusunda yetkilendirilmiş diğer kuruluşlarca sunulması ve müşterilere ait nakitlerin bankalarda tutulması zorunludur. Bankalar nezdinde saklanan kripto varlıklar ile müşterilere ait bu kapsamdaki nakitler 5411 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde düzenlenen mevduat ve katılım fonunun sigortalanması hükümlerine tabi değildir. Kurul, her bir kripto varlık için veya bunların dayandığı teknolojik özellikler ya da kripto varlıkların nitelik ve nicelikleri kapsamında saklama konusunda ayrı esaslar belirlemeye yetkilidir.
(7) Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar, kripto varlık hizmet sağlayıcıların mal varlığından ayrı olup, kayıtlar da bu hükme uygun olarak tutulur. Müşterilerin her ne suretle olursa olsun kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan nakit ve kripto varlıkları, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının borçları nedeniyle, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mal varlığı ise müşterilerin borçları nedeniyle kamu alacakları için olsa dahi haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından müşteri nakitlerinin bankalarda tutulmasına ilişkin olarak bu Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları kripto varlık hizmet sağlayıcıları bakımından da uygulanır.
Müşteriye ait nakit ve kripto varlık kuruluşun malvarlığından ayrı olduğuna göre, zimmete geçirilen değer çoğu olayda doğrudan müşterinin malvarlığıdır. 110/A maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında “müşterilerinin uğradığı zarar”ın ve “müşterilerinin kaynakları”nın açıkça anılması da bunu teyit eder. Bu nedenle kanaatimizce, banka mudileri için geliştirilen “doğrudan zarar görmeme” içtihadı kripto varlık müşterilerine aynen taşınmamalı; varlığı zimmete geçirilen müşteri, CMK m. 237 uyarınca suçtan zarar gören sıfatıyla kamu davasına katılabilmelidir. Uygulamanın bu yönde gelişip gelişmeyeceğini ise ilk yargı kararları gösterecektir. Kuruluşun tüzel kişiliği suçtan zarar gören; Sermaye Piyasası Kurulu ise iddianamenin kabulüyle birlikte kanun gereği katılandır (m. 115/A-1).
Suçun konusu: para, evrak, diğer mallar ve kripto varlıklar
Madde dört tür değeri sayar: para (müşterinin platforma gönderdiği Türk lirası veya döviz), para yerine geçen evrak veya senetler, diğer mallar ve kripto varlıklar. Bu değerlerin faile “görevi nedeniyle tevdi edilmiş” olması veya failin bunları “koruma, saklama ve gözetimle yükümlü” bulunması gerekir. Kripto varlıklar bakımından suçun konusu iki biçimde ortaya çıkabilir: zincir üzerindeki varlığın kendisi başka bir adrese aktarılabilir ya da varlık yerinde kalmakla birlikte ona hükmetmeyi sağlayan özel anahtar yetkisiz biçimde kullanılabilir veya devredilebilir. Kanun'daki “kripto varlık saklama hizmeti” tanımının özel anahtarların saklanmasını ve yönetimini de kapsaması, ikinci ihtimalin de madde kapsamında değerlendirilmesine imkân verir.
Kanun'un yalnızca belirli kripto varlıklara uygulanması da gözden kaçırılmamalıdır. SPKn m. 35/B-8 uyarınca, aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen nitelikteki kripto varlıklar ile listeleme esasları çerçevesinde platformlarda işlem gören kripto varlıklar dışındaki kripto varlıklara Kanun uygulanmaz. Buna karşılık suçun konusu yalnızca kripto varlık değildir; müşterinin platform nezdindeki nakdi de aynı korumadan yararlanır.
Fiil: “zimmete geçirme” ne demektir?
Zimmete geçirme, failin kendisine bırakılan veya korumakla yükümlü olduğu değer üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunması, yani onu kendisinin veya bir başkasının malvarlığına katmasıdır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında bu fiil tipik olarak şu görünümlerde ortaya çıkar:
- Müşteri cüzdanlarındaki veya havuz cüzdanındaki kripto varlıkların, yöneticinin veya yakınlarının kişisel cüzdanlarına ya da başka platformlardaki hesaplarına aktarılması,
- Müşterilere ait nakdin kuruluşun işletme giderlerinde, yöneticilerin kişisel harcamalarında veya ilişkili şirketlere borç olarak kullanılması,
- Müşteri varlıklarının, müşterinin bilgisi ve talimatı olmadan teminat gösterilmesi, ödünç verilmesi veya kuruluşun kendi hesabına yaptığı işlemlerde kullanılması,
- Platform kayıtlarında müşteri bakiyesi görünürken zincir üzerindeki karşılığın başka adreslere çıkarılmış olması.
Buna karşılık her kayıp zimmet değildir. Zimmet kasten işlenebilen bir suçtur; taksirli hâli cezalandırılmamıştır. Bir siber saldırı, özel anahtarın kaybı, hatalı transfer veya yetersiz iç kontrol nedeniyle müşteri varlıklarının azalması, sorumluların varlığı mal edinme iradesi bulunmadıkça zimmet suçunu oluşturmaz. Bu hâllerde kuruluşun ve mensuplarının hukuki sorumluluğu gündeme gelir; Kanun, bilişim sistemlerinin işletilmesinden, siber saldırılardan ve personelin davranışlarından kaynaklanan kripto varlık kayıplarında kuruluşu Türk Borçlar Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sorumlu tutmuştur (SPKn m. 99/B-4). Ceza soruşturmasında savcılığın ve mahkemenin asıl işi, kaybın bir ihmal mi yoksa bir mal edinme mi olduğunu, zincir üstü transfer kayıtları, erişim logları ve para akışıyla ortaya koymaktır.
Kullanma zimmeti indirimi yok: TCK m. 247/3, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere zimmete geçirilmesi hâlinde cezanın yarı oranına kadar indirilebileceğini öngörür. 110/A maddesinde böyle bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla “müşteri varlıklarını kısa süreliğine kullandım, yerine koyacaktım” savunması bu suç bakımından kanuni bir indirim nedeni değildir; iade ancak dördüncü ve beşinci fıkralardaki etkin pişmanlık koşulları gerçekleşirse sonuç doğurur.
Nitelikli Hâller ve Cezalar
Zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlar (m. 110/A-2)
İkinci fıkra, suçun “zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla” işlenmesini ağırlaştırıcı neden saymış ve cezayı on dört yıldan yirmi yıla çıkarmıştır. Aynı ifade TCK m. 247/2'de ve Bankacılık Kanunu m. 160/2'de de yer aldığından, basit ve nitelikli zimmet ayrımı Yargıtay'ın yıllardır uyguladığı ölçüte göre yapılacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ölçütü şöyle ifade etmektedir:
"Bu noktada, hile kavramı ile 5411 sayılı Kanun'un 160. maddesinin 2. fıkrasında cezayı ağırlaştırıcı bir neden olarak düzenlenen; "Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" hâli üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır.
(...) Eğer hileli davranışlar eylemin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik değilse ya da zimmet veya miktarı ilk bakışta olağan ve basit bir iç denetim, araştırma veya karşılaştırma ile kolayca ve kesin bir biçimde ortaya çıkabilecek durumda ise eylemin basit zimmet, aksi hâlde nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.03.2024 tarihli, E. 2023/596, K. 2024/127 sayılı karar (5411 sayılı Kanun m. 160/2'ye ilişkindir)
Ölçütün özü şudur: zimmet, olağan ve basit bir iç denetimle hemen fark edilebiliyorsa basit; fark edilmesi için özel bir inceleme gerekiyorsa niteliklidir. Banka zimmetinde bu ayrım çoğunlukla sahte imzalı fişler, müşterinin bilgisi dışında düzenlenen talimatlar ve gerçeğe aykırı kayıtlar üzerinden yapılmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin şu kararı tipik bir örnektir:
"Sanığın KOBİ portföy yönetici yardımcısı olarak çalıştığı banka şubesinde mudileri kandırıp boş fişlere imzalarını aldıktan sonra bu fişleri doldurarak müşteri hesaplarından bilgileri dışında para çekmek, mudilerin bilgisi dışında imzalı talimata istinaden havale yapmak, şemsiye fon almak, başka hesaplara havale yapıp çekmek, müşterinin bilgisi dışında kredi kullandırmak ve bir kısım mudinin yerine sahte imza atmak suretiyle toplam 73.111TL'yi zimmetine geçirdiği, anılan eylemlerin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlar olup sanığın 5411 sayılı yasanın 160/2. maddesinde düzenlenen nitelikli zimmet suçunu işlediği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçelerle basit zimmet suçundan yazılı şekilde hüküm tesisi (...)" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 04.06.2014 tarihli, E. 2012/27993, K. 2014/12562 sayılı karar
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarında hileli davranışın görünümleri farklı olacaktır; ancak sorulacak soru aynıdır: Açık, kuruluşun olağan mutabakat ve iç kontrol süreçlerinde kendiliğinden görünür müydü? Müşteri bakiyelerini gösteren veri tabanı kayıtlarının gerçeği yansıtmayacak biçimde değiştirilmesi, zincir üstü bakiye ile müşteri yükümlülükleri arasındaki mutabakat raporlarının sahte olarak düzenlenmesi, rezerv kanıtı olarak gösterilen cüzdanların başkasına ait olması, çıkışların “müşteri çekimi” gibi kaydedilmesi, transferlerin karıştırıcı servisler veya paravan hesaplar üzerinden yapılması gibi olgular, nitelikli hâlin tartışılmasını gerektirir. Buna karşılık yöneticinin müşteri havuz cüzdanından kendi adına kayıtlı cüzdana, herhangi bir gizleme çabası olmadan ve kayıtlara yansıyan biçimde transfer yapması, yukarıdaki ölçüte göre basit zimmet olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, işlemlerin çokluğu hâlinde her bir işlemin ayrı ayrı basit mi nitelikli mi olduğunun, bankacılık konusunda uzman bilirkişi görüşüyle belirlenmesini aramaktadır (7. Ceza Dairesi, 11.11.2019, E. 2017/10643, K. 2019/36994); kripto dosyalarında bu inceleme, adli bilişim ve blokzincir analizi uzmanlığını da gerektirecektir.
İkinci fıkranın bir özelliği daha vardır: adli para cezası, kuruluşun ve müşterilerinin uğradığı zararın üç katından az olamaz. Yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüş olsa da, zarar büyüdükçe alt sınır bu tavanın çok üzerine çıkabilir; bu nedenle zararın miktarının ve hesaplandığı tarihin belirlenmesi, hapis cezası kadar önemli bir yargılama konusudur.
Faaliyet izni kaldırılan kuruluşta ortakların zimmeti (m. 110/A-3)
Üçüncü fıkra, klasik zimmet tanımından farklı, kendine özgü bir suç tipidir. Burada bir malın zimmete geçirilmesi aranmaz; kanun, belirli kişilerin belirli bir sonuca yol açan davranışlarını “zimmet olarak kabul eder”. Unsurlar şunlardır:
- Ön koşul: Kuruluşun faaliyet izni kaldırılmış olmalıdır.
- Fail: Kuruluşun hukuken veya fiilen yönetimini veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklar.
- Fiil: Kuruluşun veya müşterilerinin kaynaklarını, kuruluşun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde, doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin ya da başkalarının menfaatine kullandırmak.
- Netice: Kuruluşun veya müşterilerinin zarara uğraması.
Faaliyet izninin hangi hâllerde kaldırılabileceği 99/A maddesinde düzenlenmiştir:
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinde uygulanacak tedbirler – 6362 s. SPKn m. 99/A (2. fıkra)
(2) Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcıların faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kısa sürede yerine getiremeyeceği ya da bunlardan bağımsız olarak mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti hâlinde, üç ayı geçmemek üzere verilecek uygun süre içinde mali yapılarının güçlendirilmesini istemeye ya da herhangi bir süre vermeksizin doğrudan kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya; faaliyet yetkilerini kaldırmaya; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların imza yetkilerini sınırlamaya veya kaldırmaya yetkilidir. Bu fıkra uyarınca faaliyetleri geçici olarak durdurulan kripto varlık hizmet sağlayıcıları için bu Kanunun 97 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Üçüncü fıkranın uygulamada en çok tartışılacak yönü, kapsamının ön koşula bağlı olmasıdır. Ceza hukukunda kanunilik ilkesi gereği, faaliyet izni kaldırılmamış bir kuruluşun ortakları bakımından bu fıkra uygulanamaz; onların eylemleri birinci ve ikinci fıkralar (yönetim kurulu üyesi veya mensup sıfatı varsa) ya da genel hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Geçiş döneminde, Kanun'un geçici 11. maddesi uyarınca Kurul'a beyanda bulunarak faaliyetini sürdüren ancak henüz yetki belgesi almamış kuruluşlar bakımından “faaliyet izninin kaldırılması” koşulunun nasıl yorumlanacağı ise açık bir sorudur ve somut olayda Kurul'un tesis ettiği işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bir kuruluşun güncel yetki durumu, Kurul'un internet sitesinde ilan ettiği listelerden kontrol edilmelidir.
Fıkranın yaptırımı da ağırdır: on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapis, zararın üç katından az olmayan adli para cezası ve zararın faillere müteselsilen ödettirilmesi. Ayrıca bu fıkradaki suç bakımından Bankacılık Kanunu'nun 166. maddesindeki özel soruşturma kuralları uygulanır; bu konuya aşağıda döneceğiz.
Değer azlığı (m. 110/A-6)
Altıncı fıkra, suçun konusunu oluşturan değerin suçun işlendiği tarihteki değerinin azlığı hâlinde cezanın üçte birden yarıya kadar indirilmesini öngörür. “Suçun işlendiği tarihteki değer” ibaresi, fiyatı gün içinde bile büyük ölçüde değişebilen kripto varlıklar bakımından bilinçli bir tercihtir: varlığın sonradan değer kazanması failin aleyhine, değer kaybetmesi ise lehine sonuç doğurmaz. Uygulamada bu, transferin yapıldığı an itibarıyla varlığın piyasa değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini gerektirir. Zincirleme biçimde işlenen eylemlerde her bir transferin tarihi ve o tarihteki değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
| Fıkra | Fail | Hapis cezası | Adli para cezası | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|---|
| 110/A-1 Basit zimmet |
Yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensuplar | 8–14 yıl | 5.000 güne kadar | 15 yıl (TCK m. 66/1-d) |
| 110/A-2 Hileli davranışlarla zimmet |
Aynı kişiler | 14–20 yıl | 20.000 güne kadar; zararın üç katından az olamaz | 20 yıl (TCK m. 66/1-c) |
| 110/A-3 İzni kaldırılan kuruluşta ortakların zimmeti |
Yönetimi veya kontrolü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortaklar | 12–22 yıl | 20.000 güne kadar; zararın üç katından az olamaz | 20 yıl (TCK m. 66/1-c) |
| 110/A-6 Değer azlığı |
— | Ceza üçte birden yarıya kadar indirilir | — | — |
Zamanaşımı süreleri, TCK m. 66/4 uyarınca suçun kanundaki cezasının yukarı sınırı esas alınarak belirlenir. Birinci fıkrada yukarı sınır on dört yıl olduğundan “beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlar” için öngörülen on beş yıllık süre; ikinci ve üçüncü fıkralarda yukarı sınır yirmi yıl ve üzerinde olduğundan “yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlar” için öngörülen yirmi yıllık süre uygulanır. TCK m. 66/3 gereğince, dosyadaki deliller nitelikli hâle işaret ediyorsa süre buna göre hesaplanır.
Üç zimmet hükmü yan yana: TCK m. 247, Bankacılık Kanunu m. 160 ve SPKn m. 110/A
| Ölçüt | TCK m. 247 | 5411 s. K. m. 160 | SPKn m. 110/A |
|---|---|---|---|
| Fail | Kamu görevlisi | Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensupları | Kripto varlık hizmet sağlayıcı yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensupları |
| Temel ceza | 5–12 yıl hapis | 6–12 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası | 8–14 yıl hapis + 5.000 güne kadar adli para cezası |
| Hileli davranışla işlenme | Ceza yarı oranında artırılır | 12 yıldan az olmamak üzere hapis + 20.000 güne kadar adli para cezası | 14–20 yıl hapis + 20.000 güne kadar adli para cezası |
| İzni kaldırılan kuruluşta hâkim ortaklar | — | 10–20 yıl hapis (m. 160/3) | 12–22 yıl hapis (m. 110/A-3) |
| Kullanma zimmeti indirimi | Var (m. 247/3) | Yok | Yok |
| Etkin pişmanlık | TCK m. 248: 2/3 – 1/2 – 1/3 | m. 160: 2/3 – 1/2 – 1/3 | m. 110/A-4, 5: 2/3 – 1/2 – 1/3 |
| Görevli mahkeme | Ağır ceza mahkemesi | Ağır ceza mahkemesi | İlin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesi (m. 115/A-3) |
Etkin Pişmanlık: Zararın Giderilmesi Cezayı Ne Kadar İndirir?
110/A maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, zimmete geçirilen değerin aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde cezada zorunlu indirim öngörür. İndirimin oranı, iadenin muhakemenin hangi aşamasında yapıldığına göre değişir:
| İade veya tazminin zamanı | İndirim oranı | Dikkat edilecek nokta |
|---|---|---|
| Soruşturma başlamadan önce (m. 110/A-4) | Cezanın üçte ikisi indirilir | Fıkrada “gönüllü olarak” ibaresi yer almaz |
| Kovuşturma başlamadan önce (m. 110/A-5, birinci cümle) | Cezanın yarısı indirilir | İadenin “gönüllü olarak” yapılması aranır |
| Hükümden önce (m. 110/A-5, ikinci cümle) | Cezanın üçte biri indirilir | Zararın tamamı giderilmiş olmalıdır |
Bu kademeli yapı Bankacılık Kanunu m. 160'ın aynısı olduğundan, Yargıtay'ın o maddeye ilişkin dört tespiti burada da yol gösterecektir:
- “Soruşturmanın başlaması” ne zaman gerçekleşir? Yargıtay 7. Ceza Dairesi, CMK m. 2/e'ye göre soruşturmanın, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre olduğunu belirterek, zararın Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmasından önce ödendiği bir dosyada üçte bir yerine üçte iki oranında indirim yapılması gerektiğine karar vermiştir (7. Ceza Dairesi, 11.11.2010, E. 2010/3908, K. 2010/15891). Kuruluşun kendi iç denetiminin veya Kurul incelemesinin başlamış olması, tek başına ceza soruşturmasının başladığı anlamına gelmez.
- Soruşturma öncesi iadede gönüllülük aranır mı? Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Bankacılık Kanunu m. 160'ın dördüncü fıkrasında, soruşturma başlamadan önceki iade veya tazmin bakımından gönüllü olma koşulunun aranmadığına işaret etmiştir (Ceza Genel Kurulu, 08.05.2012, E. 2011/429, K. 2012/181). 110/A-4'ün metni de aynı yapıdadır.
- Kısmi ödeme yeterli midir? Hayır. Kanun “tamamen tazmin” aradığından, zararın bir kısmının ödenmesi etkin pişmanlık indirimini sağlamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, TCK m. 248 bakımından, zimmet miktarının tamamı ödenmeden indirim yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur (5. Ceza Dairesi, 28.12.2021, E. 2018/6189, K. 2021/7422).
- Zincirleme suçta sıra nedir? Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne göre, cezada artırım gerektiren zincirleme suç hükümleri etkin pişmanlık indiriminden önce uygulanmalıdır (7. Ceza Dairesi, 04.06.2014, E. 2012/27993, K. 2014/12562). Sıranın değişmesi sonuç cezayı etkiler.
Kripto varlıklara özgü asıl sorun ise “aynen iade” ile “zararın tazmini” arasındaki farktan doğar. Zimmete geçirilen 10 birim kripto varlığın aynı tür ve miktarda iadesi aynen iadedir; varlığın o tarihteki fiyatının düşmüş veya yükselmiş olması bu sonucu değiştirmez. Aynen iade mümkün değilse zararın tamamen tazmini gerekir; bu durumda zararın hangi tarihteki fiyat üzerinden hesaplanacağı (zimmet tarihi, iade tarihi veya hüküm tarihi) belirleyici hâle gelir. Kanun değer azlığı indiriminde açıkça suç tarihini esas almış, etkin pişmanlıkta ise bir tarih göstermemiştir. Müdafi bakımından güvenli yol, mümkün olan her durumda aynen iadeyi tercih etmek; mümkün değilse ödemenin kapsamını Kurul'un ve müşterilerin zarar hesabıyla karşılaştırarak belgelemek ve iadenin tarihini tartışmasız biçimde dosyaya yansıtmaktır.
Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Teşebbüs
Zimmet, icra hareketleri bölünebildiği ölçüde teşebbüse elverişlidir. Kripto varlıklarda fiil çoğu zaman tek bir transfer işlemiyle tamamlandığından teşebbüs alanı dardır; yine de çok imzalı bir cüzdanda transferin imzalanıp diğer imza sahiplerince durdurulması, çekim talimatının sisteme girilip onay aşamasında engellenmesi veya özel anahtarın kopyalanıp henüz kullanılmadan ele geçirilmesi gibi durumlarda teşebbüs hükümleri tartışılabilir. Transfer zincire işlendiği ve fail varlık üzerinde tasarruf imkânı elde ettiği anda suç tamamlanır; varlığın sonradan iade edilmesi suçu ortadan kaldırmaz, yalnızca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını sağlar.
İştirak: özgü suçta dışarıdan katılanların durumu
110/A maddesindeki suç, ancak kanunda sayılan sıfatı taşıyan kişilerce işlenebilen bir özgü suçtur. Bu sıfatı taşımayan kişilerin (örneğin varlıkların aktarıldığı cüzdanın sahibi olan yakınlar, işlemleri kurgulayan danışmanlar, paravan şirket yetkilileri) suça katılması hâlinde bağlılık kuralı devreye girer:
Bağlılık kuralı – TCK m. 40
Madde 40 – (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, banka zimmetinde bu kuralı tereddütsüz uygulamakta ve banka görevlisi olmayan sanığın sıfatının hükümde açıkça gösterilmesini aramaktadır:
"Mahkemece sabit görülen banka zimmeti suçunun 5237 sayılı TCK.nun 40/2.maddesinde belirtilen özgü suçlardan olduğu ve anılan maddedeki düzenleme ile özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabileceği, bu suçların işlenişine iştirak eden kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulacağı öngörüldüğü cihetle banka görevlisi olmayan sanık ...'ın dosya kapsamına göre olaylardaki fonksiyonu gözetildiğinde 5237 sayılı TCK.nun 40/2.maddesi uyarınca, azmettiren olarak sorumlu tutulması ve karar yerinde bu hususun açıkça belirtilmesi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesi (...)" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 15.01.2014 tarihli, E. 2013/15591, K. 2014/274 sayılı karar (kişi adı tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür: yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulan kişinin cezası TCK m. 39 uyarınca yarı oranında indirilir ve sekiz yılı geçemez. Bu nedenle kuruluşla organik bağı bulunmayan şüpheliler bakımından, iddianamede “müşterek fail” olarak nitelendirme yapılmışsa bunun 40/2'ye aykırılığı ilk savunmada ileri sürülmelidir. Zimmete geçirilen varlığı yalnızca devralan ve aklanmasına aracılık eden kişiler bakımından ise suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m. 282) hükümleri ayrıca değerlendirilir.
İçtima: zincirleme suç, birden fazla müşteri ve sahtecilik
Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda yapılan transferler bakımından TCK m. 43 uyarınca tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır; kanun, suçun temel şekli ile nitelikli şekillerini aynı suç sayar ve tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenen suçlarda da aynı kuralı uygular. Müşteri varlıklarının havuz cüzdanlarında birlikte tutulduğu yapılarda tek bir transferin onlarca müşteriyi etkilemesi olağandır; bu durumda zincirleme suç hükümlerinin nasıl uygulanacağı, mağdur sayısı ve fiil sayısı ayrı ayrı belirlenerek tartışılmalıdır.
Zimmetin sahte belge düzenlenerek işlenmesi hâlinde ayrıca sahtecilik suçundan ceza verilip verilmeyeceği de önemli bir sorudur. TCK m. 212, sahte belgenin başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde her iki suçtan ayrı ayrı cezaya hükmolunacağını öngörür. Yargıtay 7. Ceza Dairesi ise banka zimmetinde farklı bir sonuca varmaktadır:
"(...) 4389 ve 5411 sayılı Bankacılık Yasalarında zimmet suçu yanında sahtecilik suçundan ayrıca cezaya hükmolunacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında sanığın zimmet eylemlerini gerçekleştirirken sahte belge tanzim etmesi fiilinin zimmet suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerekmekte ise de, (...)" — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 04.06.2014 tarihli, E. 2012/27993, K. 2014/12562 sayılı karar (aynı yönde: 7. Ceza Dairesi, 06.07.2011, E. 2011/4182, K. 2011/15824)
Sermaye Piyasası Kanunu'nda da 110/A bakımından sahtecilikten ayrıca ceza verileceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından, aynı gerekçenin kripto varlık hizmet sağlayıcılardaki zimmete de uygulanması, yani zimmetin gizlenmesi için düzenlenen sahte kayıt ve belgelerin ayrı bir suç değil nitelikli zimmetin unsuru sayılması beklenebilir. Öğretide bu sonucu fikri içtima (TCK m. 44) üzerinden açıklayan görüşler de vardır. Savunma açısından önemli olan, sahtecilikten ayrı bir mahkûmiyet talep edildiğinde bu içtihadın hatırlatılmasıdır.
Zimmet mi, dolandırıcılık mı, izinsiz faaliyet mi?
Kripto varlık kayıplarına ilişkin her şikâyet 110/A kapsamına girmez. Doğru hükmün belirlenmesi, cezanın yanında görevli mahkemeyi, Kurul'un rolünü ve zamanaşımını da değiştirir:
| Dosyadaki olgu | Değerlendirilecek hüküm | Ayırt edici unsur |
|---|---|---|
| Kripto varlık hizmet sağlayıcının yöneticisi veya çalışanı, görevi gereği elinde bulunan müşteri varlığını kendi veya başkasının cüzdanına aktarmış | SPKn m. 110/A-1 veya 2 | Görevden doğan tevdi veya koruma, saklama, gözetim yükümlülüğü; mal edinme kastı |
| Faaliyet izni kaldırılan kuruluşun hâkim ortağı, kuruluşun veya müşterilerin kaynaklarını kendi şirketlerine aktarmış | SPKn m. 110/A-3 | İznin kaldırılmış olması; yönetim veya kontrol; zarar |
| Kurul'dan izin almadan platform işleten kişi müşterilerden para ve kripto varlık toplamış | SPKn m. 109/A (üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası); olaya göre ayrıca dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma | İzin yokluğu; varlıkların akıbetine göre ek suçlar |
| Sahte platform, gerçek bir alım satım yok; müşteri hileyle para göndermeye ikna edilmiş | TCK m. 158/1-f (nitelikli dolandırıcılık) | Baştan itibaren hile; teslim iradesinin aldatmayla elde edilmesi |
| Kişiler arasında “senin adına yatırım yapayım” denilerek teslim alınan kripto varlığın iade edilmemesi | TCK m. 155 (güveni kötüye kullanma) | Fail kripto varlık hizmet sağlayıcı mensubu değil; zilyetlik rızayla devredilmiş |
| Siber saldırı veya ihmal sonucu varlık kaybı; mal edinme yok | Ceza sorumluluğu saldırgan bakımından; kuruluş için hukuki sorumluluk (SPKn m. 99/B-4) | Kast yokluğu |
İzinsiz faaliyet gösteren bir yapının mensuplarının 110/A kapsamında fail sayılıp sayılamayacağı ise tartışmaya açıktır. Kanun'daki tanım, kripto varlık hizmet sağlayıcıyı faaliyetine göre tanımlamakta, izin koşulunu tanımın içine almamaktadır; öte yandan zimmet, hukuken tanınan bir “görev” ve bu görev nedeniyle kurulan tevdi ilişkisi üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle izinsiz yapılarda soruşturmaların ağırlıklı olarak 109/A ile birlikte dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma hükümleri üzerinden yürütülmesi beklenebilir. Sahte yatırım platformlarına ilişkin değerlendirmelerimiz için Forex Dolandırıcılığı başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Soruşturma ve Kovuşturma Usulü: SPKn m. 115/A
Kanun koyucu, kripto varlıkların çok kısa sürede el değiştirebilmesini ve izlerinin gizlenebilmesini dikkate alarak bu suç için ayrı bir usul maddesi öngörmüştür:
Kripto varlıkların zimmet suçuna özel soruşturma usulü – 6362 s. SPKn m. 115/A
Madde 115/A – (Ek:26/6/2024-7518/15 md.) (1) Bu Kanunun 110/A maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturmalar Kurulun yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca görülen hâllerde resen Cumhuriyet savcılarınca yapılır ve Kurul haberdar edilir. Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.
(2) Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca başlatılan soruşturmalar neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilirse, bu karar ilgisine göre Kurula ve soruşturmanın tarafı ilgililere tebliğ edilir. Kurul ve ilgililer kendisine tebliğ edilen bu kararlara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa göre itiraza yetkilidir. Kamu davası açılması hâlinde, iddianamenin bir örneği Kurula tebliğ edilir.
(3) Bu Kanunda tanımlanan zimmet suçuna ait davalar, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir.
(4) Bu Kanunun 110/A maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına giren suçların soruşturma ve kovuşturmalarında 5411 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinde yer alan hükümler tatbik olunur.
(5) Bu Kanunun 110/A maddesinde yazılı suçlardan dolayı mahkûm olanlar, Hazineye olan borçları ve tazminatları ödemediği veya bu borçlar ve tazminatlar malvarlıklarından tahsil olunamadığı sürece, bunlar hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(6) Bu Kanunun 110/A maddesinde tanımlanan suç bakımından, 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinde yer alan elkoyma ve 133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir.
Soruşturma nasıl başlar? Kurul'un başvurusu şart mı?
Bu sorunun cevabı fıkraya göre değişir ve uygulamada en çok karıştırılan konudur.
Üçüncü fıkradaki suç (izni kaldırılan kuruluşta ortakların zimmeti) bakımından 115/A-1 açıktır: soruşturma Kurul'un yazılı bildirimi üzerine başlar; ancak gecikmesinde sakınca görülen hâllerde Cumhuriyet savcısı resen de harekete geçebilir ve Kurul'u haberdar eder. Varlıkların saatler içinde yurt dışındaki cüzdanlara aktarılabildiği bir alanda bu istisnanın sık kullanılması beklenir.
Birinci ve ikinci fıkralardaki suçlar bakımından ise 115/A'da özel bir başlatma kuralı yoktur. Bu durumda genel kural devreye girer: SPKn m. 99/B-6, kripto varlık hizmet sağlayıcıları hakkında Kanun'un 111, 112, 113 ve 115. maddelerinin uygulanacağını açıkça belirtir; 115. maddenin birinci fıkrasına göre de Kanun'da tanımlanan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Kanaatimizce bu hükümler birlikte okunduğunda, yönetici ve mensupların zimmeti bakımından da Kurul'un yazılı başvurusu aranacaktır.
Bu yapı, mağdur müşteri açısından iki sonuç doğurur. Birincisi, şikâyetin yalnızca savcılığa değil aynı anda Kurul'a da yapılması gerekir; savcılığa yapılan şikâyet muhakeme şartı nedeniyle Kurul'a iletilecektir. İkincisi, Kurul başvuruda bulunmamaya karar verirse bu karar denetimsiz değildir. Danıştay 13. Dairesi, 115. maddedeki başvuru şartının Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını değerlendirirken şu tespiti yapmıştır:
"Sermaye piyasası alanının düzenlenmesi ve denetlenmesi için özel olarak yetkilendirilen Kurul'a soruşturma yapılabilmesi için başvuru yapma yetkisi verilmiş, böylece ortaklıkları ve kurumları titizlikle izleyen Kurulun etkinliği arttırılmıştır. Aynı zamanda soruşturma açılmadan önce makul bir şüphenin bulunup bulunmadığının Kurul'ca denetlenmesi sermaye piyasası aktörlerinin gereksiz soruşturmalara muhatap olmasını önleyerek, sermaye piyasası aktörleri açısından da usulî güvence oluşturmaktadır. Bununla birlikte, suç işlendiği iddiasında olan kişiler, Kurul'ca 6362 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca "başvuruda bulunmama kararına" karşı ve 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca piyasa bozucu eylem olarak nitelenen fiillere karşı da idari yargı yoluna başvurabileceklerdir." — Danıştay 13. Dairesi, 20.11.2023 tarihli, E. 2019/142, K. 2023/4908 sayılı karar
Öte yandan aynı olgular dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi Türk Ceza Kanunu'ndaki suçları da oluşturuyorsa, bu suçlar bakımından Kurul başvurusu aranmaz; savcılık doğrudan soruşturma yürütür. Bu nedenle şikâyet dilekçesinde olguların yalnızca 110/A'ya değil, ihtimal dâhilindeki diğer suç tiplerine göre de anlatılması, soruşturmanın muhakeme şartı beklenirken zaman kaybetmesini önler.
Görevli mahkeme ve Kurul'un katılan sıfatı
110/A'daki suçlara ilişkin davalar, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesinde görülür. Örneğin İstanbul'un herhangi bir ilçesinde işlenen fiil bakımından dava, il adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır; Hâkimler ve Savcılar Kurulu gerekli gördüğü yerlerde başka ağır ceza mahkemelerini de görevlendirebilir. Kurul, iddianamenin kabulüyle birlikte kendiliğinden katılan sıfatını kazanır ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz edebilir. Müşterilerin katılma talepleri ise CMK m. 237 çerçevesinde, suçtan zarar görme ölçütüne göre mahkemece değerlendirilir.
Koruma tedbirleri: elkoyma, kayyım ve Bankacılık Kanunu m. 166
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesindeki taşınmaz, hak ve alacaklara elkoyma ile 133. maddesindeki şirket yönetimi için kayyım tayini tedbirleri, kanunda sayılan katalog suçlarla sınırlıdır. Her iki katalogda da Türk Ceza Kanunu'ndaki zimmet (m. 247) ve bankacılık zimmeti yer almakta, Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki zimmet ise sayılmamaktadır. 115/A-6 bu eksikliği özel bir hükümle gidermiş ve her iki tedbirin 110/A'daki suç bakımından uygulanabileceğini açıkça düzenlemiştir. Böylece şüphelilerin taşınmazlarına, araçlarına, banka ve diğer malî kurumlardaki hesaplarına, şirket paylarına ve diğer malvarlığı değerlerine elkonulabilir; suçun kuruluşun faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğuna dair kuvvetli şüphe varsa yönetime kayyım atanabilir.
Üçüncü fıkradaki suç bakımından ise tedbirler daha da genişler; çünkü 115/A-4, Bankacılık Kanunu'nun 166. maddesine gönderme yapmaktadır:
Özel soruşturma ve kovuşturma – 5411 s. Bankacılık Kanunu m. 166 (ilgili bentler)
Madde 166 – 160 ıncı maddenin üçüncü fıkrası kapsamına giren suçların soruşturma ve kovuşturmalarında aşağıdaki hükümler tatbik olunur:
a) Soruşturma, iş bölümü ilişkilerine göre, Cumhuriyet başsavcılarınca veya görevlendireceği Cumhuriyet savcılarınca bizzat yürütülür. Bu suçlar, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsalar bile, Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.
b) Bu suçların soruşturma ve kovuşturmalarında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 ilâ 138 inci maddeleri de uygulanır.
(...)
f) Soruşturmanın sonuçlanmasına kadar, bu suç faillerinin her türlü mal, alacak, para ve sair eşyalarına hâkim kararı, gecikmesinde sakınca olunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile el konulur. Bu suçlara iştirak edenler ile suç faillerinin bu suçlar nedeniyle elde ettiği her türlü haksız kazanımın transferi sonucu elde edilen, kan ve kayın hısımlar ile üçüncü şahıslar nezdindeki mal, alacak veya sair her türlü şeylere de Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile el konulur.
g) El koyma kararı yirmidört saat içinde yetkili ve görevli sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim kırksekiz saat içinde kararını açıklar. Aksi halde el koyma hükümsüz kalır.
Bu gönderme sayesinde, izni kaldırılan kuruluşun hâkim ortakları hakkındaki soruşturmada iletişimin tespiti ve dinlenmesi tedbirlerine başvurulabilir; faillerin malvarlığına gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle elkonulabilir ve haksız kazancın aktarıldığı hısımlar ile üçüncü kişiler nezdindeki değerler de tedbir kapsamına alınabilir. Savunma bakımından denetlenmesi gereken noktalar ise sürelerdir: savcının emri yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmalı, hâkim kırk sekiz saat içinde karar vermelidir; aksi hâlde elkoyma hükümsüz kalır.
Elkonulan kripto varlıkların nerede tutulacağı da Kanun'da düzenlenmiştir: müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara adli makamlarca elkonulması hâlinde, bu varlıkların Kurul'ca yetkilendirilmiş saklama kuruluşları nezdinde oluşturulan cüzdanlarda muhafazası için gerekli işlemler adli makamlarca tesis edilir (SPKn m. 99/B-7). Bu hüküm, elkonulan varlığın soruşturma süresince kaybolmasını veya değerini yitirecek biçimde elden çıkarılmasını önlemeyi amaçlar.
CMK m. 128/A ile karıştırılmamalı: Banka, ödeme kuruluşu ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesapların 48 saate kadar askıya alınmasına imkân veren CMK m. 128/A, yalnızca nitelikli hırsızlık (TCK m. 142/2-e), nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f ve l) ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK m. 245) suçları için öngörülmüştür; SPKn m. 110/A bu listede yer almaz. Olay aynı zamanda nitelikli dolandırıcılık şüphesi taşıyorsa askıya alma yolu ayrıca işletilebilir. Ayrıntılar için Banka ve Kripto Hesaplarının Askıya Alınması (CMK m. 128/A) başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Koşullu salıverilme engeli
115/A-5, infaz aşamasına ilişkin çok önemli bir kural içerir: 110/A'dan mahkûm olanlar, Hazine'ye olan borçlarını ve tazminatları ödemedikleri veya bunlar malvarlıklarından tahsil edilemediği sürece koşullu salıverilmeden yararlanamaz. Hükümlü bakımından bu, zararın giderilmemesi hâlinde cezanın tamamının infaz kurumunda çekilmesi anlamına gelebilir. Dolayısıyla zararın giderilmesi, yalnızca yargılama aşamasında etkin pişmanlık indirimi için değil, mahkûmiyetten sonra da infaz rejimi bakımından belirleyicidir.
Müşterinin Parasını Geri Alması: Hukuki Sorumluluk ve Şahsi İflas
Ceza davası, failin cezalandırılmasını sağlar; müşterinin varlığına kavuşması ise ayrı hukuki araçların işletilmesine bağlıdır. Kanun bu konuda üç katmanlı bir yapı kurmuştur.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıların sorumluluğu – 6362 s. SPKn m. 99/B (3. ve 4. fıkralar)
(3) Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının hukuka aykırı faaliyetleri ile nakit ödeme ve/veya kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getirememesinden kaynaklanan zararlardan kripto varlık hizmet sağlayıcıları sorumludur. Zararın kripto varlık hizmet sağlayıcılarından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde; kripto varlık hizmet sağlayıcı mensupları kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararlar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olup, şahsi sorumlulukla ilgili olarak bu Kanunun 110/B maddesi uygulanır.
(4) Kripto varlık hizmet sağlayıcıları bilişim sistemlerinin işletilmesi, her türlü siber saldırı, bilgi güvenliği ihlalleri gibi fiillerden veya personelin her türlü davranışından kaynaklanan kripto varlık kayıplarından 6098 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında sorumludur. Kayıpların kripto varlık hizmet sağlayıcılarından tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde; kripto varlık hizmet sağlayıcı mensupları kusurlarına ve durumun gereklerine göre kayıplar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olup, şahsi sorumlulukla ilgili olarak bu Kanunun 110/B maddesi hükümleri uygulanır. Kripto varlık hizmet sağlayıcıların kusuru olmaksızın sunulan hizmetlerde yaşanan kesintilerden kaynaklanan, geçici bir süre emir iletilememesi ya da işlem/transfer yapılamaması hâlleri ve benzeri hâllerde ortaya çıkan zararlar bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.
Kripto varlıklara ilişkin şahsi sorumluluk – 6362 s. SPKn m. 110/B
Madde 110/B – (Ek:26/6/2024-7518/14 md.) (1) Kripto varlık hizmet sağlayıcının bu Kanunun 110/A maddesi kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemler gerçekleştirdiği tespit edilen yönetim kurulu başkan ve üyeleri, diğer mensupları, hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak zimmete geçirildiği tespit edilen tutardan öncelikli olarak karşılanmasını sağlamak amacıyla şahsi sorumlulukları yoluna gidilerek, Kurulun talebi üzerine doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilir. Bu karar ve işlemler, üçüncü kişilere menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden kişiler hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden uygulanır. Haklarında şahsi iflas kararı verilenlerin aktiflerinden nakit olanlar doğrudan doğruya, olmayanlar ise paraya çevrilmek suretiyle, müşterilerin zararlarının ödenmesinde kullanılır. Aktiflerden öncelikle müşteri zararları ödenir. Müşteri zararlarının tamamının karşılanamaması hâlinde garameten ödeme yapılır. Müşteri zararları tamamen karşılandıktan sonra artan kısım haklarında şahsi iflas kararı verilenlere iade edilir. Bu madde hükmüne göre iflası istenenler hakkında mahkemece 2004 sayılı Kanunun 257 nci ve izleyen maddeleri hükümleri uygulanır.
Bu hükümlerden müşteri bakımından çıkan sonuçlar şunlardır:
- Birinci muhatap kuruluştur. Müşteri, nakit ödeme veya kripto varlık teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan zararını öncelikle kuruluştan talep eder. Kuruluşun müşteriye karşı sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan sözleşme hükümleri geçersizdir (SPKn m. 35/C-1).
- İkinci muhatap mensuplardır. Zararın kuruluştan tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde, mensuplar kusurları ölçüsünde sorumlu olur.
- Şahsi iflas yolu Kurul'un talebine bağlıdır. 110/B uyarınca zimmet sayılan karar ve işlemleri gerçekleştirenlerin doğrudan şahsen iflası, Kurul'un talebi üzerine mahkemece kararlaştırılabilir; iflas masasında öncelik müşteri zararlarındadır ve tamamı karşılanamazsa garameten ödeme yapılır. Menfaat sağlayan üçüncü kişiler de sağladıkları menfaatle sınırlı olarak bu hükmün kapsamındadır.
- Devlet güvencesi yoktur. SPKn m. 35/C-4'e göre platformlara faaliyet izni verilmiş olması işlemlerin kamunun güvencesi altında olduğu anlamına gelmez ve kripto varlıklar yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir.
Kuruluşların sermaye, saklama ve sorumluluk rejiminin ayrıntılarını kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin rehberimizde ayrıca ele aldık. 110/A maddesinin hukuk davalarında da davacılar tarafından dayanak olarak gösterilmeye başlandığı görülmektedir; örneğin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.12.2025 tarihli, E. 2025/963, K. 2025/1073 sayılı kararına konu davada davacı, hesabındaki varlıkların akıbetinin belirsiz olduğunu ileri sürerken bu maddeye atıf yapmıştır.
Müşteri İçin 9 Adımlık Yol Haritası
- Kayıtları hemen dışa aktarın. Platformdaki hesap dökümünü, işlem geçmişini, bakiye ekranlarını, yatırma ve çekme taleplerini tarih ve saatleriyle birlikte kaydedin. Platform erişime kapandığında bu veriler çoğu zaman elde edilemez.
- Zincir üstü izleri saklayın. Varlık gönderdiğiniz ve size tahsis edilen cüzdan adreslerini, işlem kimliklerini (TXID) ve ağ bilgisini not edin; bu veriler varlığın nereye aktarıldığının bilirkişi tarafından izlenmesinin ön koşuludur.
- Yazılı talepte bulunun. Çekim veya transfer talebinizi platformun resmî kanallarından yazılı olarak iletin ve cevabı saklayın. Talebin karşılanmadığının belgelenmesi, hem hukuki sorumluluk hem ceza soruşturması bakımından delildir.
- Kuruluşun yetki durumunu kontrol edin. Kuruluşun Kurul'un ilan ettiği listelerde yer alıp almadığını ve hakkında bir tedbir kararı bulunup bulunmadığını öğrenin; uygulanacak hüküm (110/A, 109/A veya dolandırıcılık) buna göre değişir.
- Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurun. 110/A'daki suçlarda Kurul'un yazılı başvurusu veya bildirimi belirleyici olduğundan, şikâyetin Kurul'a da yapılması soruşturmanın önünü açar.
- Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunun. Dilekçede olguları yalnızca zimmet olarak değil, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma ihtimallerini de kapsayacak biçimde anlatın; şüphelilerin malvarlığına elkonulmasını ve gerekiyorsa kuruluşa kayyım atanmasını talep edin (SPKn m. 115/A-6).
- Kovuşturmaya katılın. Dava açıldığında, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunuzu bildirerek katılma talebinde bulunun (CMK m. 237) ve zararınızın miktarını belgeleriyle sunun.
- Hukuk yolunu eş zamanlı işletin. Kuruluşa ve kusurlu mensuplara karşı tazminat ve iade taleplerinizi, ceza davasının sonucunu beklemeden değerlendirin; müşteri varlıklarının kuruluşun malvarlığından ayrı olduğunu ve iflas masasına girmeyeceğini (SPKn m. 35/C-7) talebinizin dayanağı yapın.
- Zarar hesabını tarihleriyle yapın. Varlığınızın miktarını ve talep tarihindeki, zimmet tarihindeki ve dava tarihindeki değerini ayrı ayrı gösterin; ceza davasında adli para cezasının alt sınırı ve etkin pişmanlık, hukuk davasında ise tazminatın kapsamı bu hesaba bağlıdır.
Şüpheli Yönetici veya Çalışan İçin 9 Savunma Başlığı
- Fail sıfatı. İsnat edilen tarihte yönetim kurulu üyesi veya mensup muydunuz? Üçüncü fıkra isnat ediliyorsa ortaklık, yönetim ve kontrol olguları ile faaliyet izninin kaldırıldığına dair Kurul işlemi dosyada mı?
- Tevdi ve yükümlülük bağı. Söz konusu cüzdan, özel anahtar veya hesap üzerinde görevinizden doğan tasarruf yetkiniz ya da koruma, saklama ve gözetim yükümlülüğünüz var mıydı? Görev tanımı, yetki matrisi ve imza sirküleri bu sorunun cevabıdır.
- Mal edinme kastı. Kayıp bir siber saldırıdan, hatalı işlemden veya üst yönetimin talimatıyla yapılan kurumsal bir işlemden mi kaynaklandı? Varlığın sizin veya yakınlarınızın malvarlığına girdiğine dair bir iz var mı?
- Para ve varlık akışı. Zincir üstü analiz raporu kim tarafından, hangi yöntemle hazırlandı? Adres kümelendirmesi ve sahiplik atıfları denetlenebilir mi? Gerekirse bağımsız bir uzman mütalaası (CMK m. 67/6) sunulmalıdır.
- Basit–nitelikli ayrımı. İsnat edilen eylem, kuruluşun olağan mutabakat süreçlerinde görünür müydü? Her bir işlem bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmasını ve uzman bilirkişi incelemesini talep edin.
- Dijital delillerin hukuka uygunluğu. Sunucu, bilgisayar ve telefonlardan elde edilen veriler imaj ve hash güvencesiyle mi alındı? Ayrıntılar için CMK Madde 134'e Göre Elektronik Delillerin Hukuka Uygunluğu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
- Muhakeme şartı. Kurul'un yazılı başvurusu veya bildirimi dosyada var mı, hangi fiilleri ve hangi kişileri kapsıyor? Kapsam dışındaki isnatlar bakımından şartın gerçekleşmediği ileri sürülmelidir.
- Zarar ve değer hesabı. Zarar hangi tarihteki fiyat üzerinden hesaplandı? Değer azlığı indirimi (m. 110/A-6) suç tarihindeki değere göre tartışıldı mı?
- Etkin pişmanlık zamanlaması. İade veya tazmin düşünülüyorsa, indirimin oranı aşamaya göre üçte ikiden üçte bire düştüğünden karar geciktirilmemeli; ödeme, tarihi ve kapsamı tartışmasız olacak biçimde belgelenmelidir. Aynı ödeme, mahkûmiyet hâlinde koşullu salıverilme bakımından da belirleyicidir.
İfade öncesi uyarı: Bu suçta cezanın alt sınırı sekiz yıldır; dolayısıyla soruşturma ve kovuşturmada müdafi bulunması zorunludur (CMK m. 150/3). Kuruluşun iç işleyişine, yetki dağılımına ve transfer onay süreçlerine ilişkin ilk ifadede yapılan genellemeler, sonradan tevdi bağının ve kastın kanıtı olarak kullanılabilir. İfadeden önce müdafi ile görüşme, isnadın içeriğini öğrenme ve gerektiğinde susma hakkınız vardır (CMK m. 147).
Sonuç
SPKn m. 110/A, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını banka ve aracı kurumlarla aynı sadakat yükümlülüğü altına sokan, ancak onlardan daha ağır yaptırımlarla donatılmış bir hükümdür. Suç yalnızca kuruluşun yöneticileri, mensupları ve (izin kaldırıldıktan sonra) hâkim ortakları tarafından işlenebilir; dışarıdan katılanlar azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olur. Basit ve nitelikli zimmet ayrımı, Yargıtay'ın banka zimmetinde geliştirdiği “olağan ve basit bir iç denetimle ortaya çıkabilme” ölçütüne göre yapılacak; etkin pişmanlık indirimi ise iadenin zamanına göre üçte ikiden üçte bire kadar değişecektir. Usul bakımından Kurul'un başvurusu, (1) numaralı ağır ceza mahkemesinin görevi, elkoyma ve kayyım tedbirleri ile koşullu salıverilme engeli, bu suçu sıradan bir malvarlığı suçundan ayıran özelliklerdir. Müşteri açısından başarı, kayıtların erişim kapanmadan toplanmasına ve ceza, idare ve hukuk yollarının birlikte işletilmesine; şüpheli açısından ise tevdi bağının, kastın ve zarar hesabının teknik verilerle tartışılmasına bağlıdır. Madde henüz yeni olduğundan, yukarıdaki değerlendirmelerin bir kısmı banka zimmeti içtihadına dayanan öngörülerdir; Yargıtay'ın bu maddeye ilişkin ilk kararlarıyla birlikte yazı güncellenecektir.
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: Kripto Varlık Dosyaları Nerede Yürütülür?
Kripto varlık kaybına ilişkin şikâyet, en yakın Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılabilir (CMK m. 158); dosya daha sonra yetkili başsavcılığa gönderilir. Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla gibi Anadolu Yakası ilçelerinde yaşayan müşterilerin başvuruları uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmaktadır. 110/A kapsamındaki davalarda ise görev, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemesindedir. Büromuz Kartal Cevizli'de, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne yakın konumdadır; ifade, tutuklama ve elkoyma itirazı gibi süreye bağlı işlemlerde bu yakınlık pratik bir avantaj sağlar. Diğer bilişim ve finans suçları için Siber Suçlar Hukuku yazılarımıza bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku, bilişim suçları ve ekonomik suçlar alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda kripto varlık, sermaye piyasası ve dolandırıcılık dosyalarında hem mağdur ve katılan vekilliği hem de şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun metinleri Adalet Bakanlığı mevzuat bilgi sistemindeki konsolide hâlleriyle; mahkeme kararları ise içtihat veri tabanlarındaki metinlerinden birebir alıntılanmış, kararlarda geçen kişi adları “...” ile gizlenmiştir. Banka zimmetine ilişkin kararlar, SPKn m. 110/A'nın örnek aldığı 5411 sayılı Kanun m. 160 bakımından verilmiştir ve yeni maddenin yorumunda yol gösterici olarak aktarılmıştır.
Kripto Varlık ve Sermaye Piyasası Suçlarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu
Kripto varlık dosyalarında zaman iki taraf için de belirleyicidir: müşteri için platform kayıtlarının ve zincir üstü izlerin erişim kapanmadan toplanması, tedbir taleplerinin gecikmeden yapılması; şüpheli yönetici veya çalışan için ise ilk ifadeden önce yetki, görev ve varlık akışına ilişkin belgelerin hazırlanması gerekir.
Bir kripto varlık platformundan varlığınızı çekemiyorsanız ya da bir kripto varlık hizmet sağlayıcısındaki göreviniz nedeniyle hakkınızda soruşturma başlatıldıysa, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.
İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde kripto varlık, sermaye piyasası ve bilişim suçları dosyalarında mağdur vekilliği ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarda zimmet suçu nedir?
Kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkanı, üyeleri veya diğer mensuplarının; görevleri nedeniyle kendilerine tevdi edilen ya da korumak, saklamak ve gözetmekle yükümlü oldukları parayı, para yerine geçen evrak veya senetleri, diğer malları veya kripto varlıkları kendilerinin ya da başkasının zimmetine geçirmesidir. Suç, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na 7518 sayılı Kanun'la eklenen 110/A maddesinde düzenlenmiştir.
Kripto borsasında zimmet suçunun cezası kaç yıldır?
SPKn m. 110/A'ya göre temel hâlde sekiz yıldan on dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir. Suç, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenirse ceza on dört yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Faaliyet izni kaldırılan kuruluşun yönetim veya kontrolünü elinde bulunduran gerçek kişi ortaklar için ceza on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapistir.
Bu suçu kimler işleyebilir?
Suç özgü suçtur. Birinci ve ikinci fıkralarda fail, kripto varlık hizmet sağlayıcının yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarıdır; üçüncü fıkrada ise faaliyet izni kaldırılan kuruluşun hukuken veya fiilen yönetim veya kontrolünü elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarıdır. Bu sıfatı taşımayan kişiler suça katılmışsa TCK m. 40/2 uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Kripto varlık hizmet sağlayıcı kimdir?
SPKn m. 3'e göre kripto varlık hizmet sağlayıcı; platformları, kripto varlık saklama hizmeti sağlayan kuruluşları ve Kanun'a dayanılarak yapılacak düzenlemelerde kripto varlıkların ilk satış ya da dağıtımı dâhil olmak üzere kripto varlıklarla ilgili hizmet sağlamak üzere belirlenmiş diğer kuruluşları ifade eder. Halk arasında kripto borsası denilen alım satım platformları ile yalnızca saklama hizmeti veren kuruluşlar bu kapsamdadır.
Basit zimmet ile nitelikli zimmet nasıl ayrılır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2024 tarihli, E. 2023/596, K. 2024/127 sayılı kararına göre, hileli davranışlar eylemin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik değilse ya da zimmet veya miktarı olağan ve basit bir iç denetim, araştırma veya karşılaştırmayla kolayca ve kesin biçimde ortaya çıkabilecek durumdaysa eylem basit zimmettir; aksi hâlde nitelikli zimmettir. Bu ölçüt Bankacılık Kanunu m. 160/2 için verilmiştir; SPKn m. 110/A-2 aynı ifadeyi kullanır.
Platform hacklendi ve varlıklar kayboldu; yöneticiler zimmetten sorumlu olur mu?
Zimmet kasten işlenebilen bir suçtur; taksirli hâli cezalandırılmamıştır. Siber saldırı veya ihmal sonucu oluşan kayıpta, yöneticilerin varlığı mal edinme iradesi yoksa zimmet suçu oluşmaz. Ancak kuruluş, siber saldırılardan ve personelin davranışlarından kaynaklanan kripto varlık kayıplarından SPKn m. 99/B-4 uyarınca Türk Borçlar Kanunu m. 71 kapsamında hukuken sorumludur; zarar kuruluştan tahsil edilemezse mensuplar kusurları ölçüsünde sorumlu olur.
Zimmete geçirilen kripto varlık iade edilirse ceza indirilir mi?
Evet. SPKn m. 110/A-4 ve 5'e göre zimmete geçirilen değerin aynen iadesi veya zararın tamamen tazmini hâlinde; soruşturma başlamadan önce cezanın üçte ikisi, kovuşturma başlamadan önce gönüllü olarak yapılırsa yarısı, hükümden önce yapılırsa üçte biri indirilir. Zararın yalnızca bir kısmının ödenmesi indirim sağlamaz; kanun zararın tamamen giderilmesini arar.
“Varlıkları geçici olarak kullandım, yerine koyacaktım” savunması cezayı azaltır mı?
TCK m. 247/3, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere zimmete geçirilmesinde cezanın yarı oranına kadar indirilebileceğini öngörür; ancak SPKn m. 110/A'da böyle bir hüküm yoktur. Bu nedenle geçici kullanma savunması kripto varlık hizmet sağlayıcılardaki zimmette kanuni bir indirim nedeni değildir. İade, yalnızca etkin pişmanlık koşulları gerçekleşirse ve aşamasına göre cezayı indirir.
Faaliyet izni kaldırılan kuruluşun ortakları hangi hâlde sorumlu olur?
SPKn m. 110/A-3'e göre, faaliyet izni kaldırılan kuruluşun yönetimini veya kontrolünü elinde bulundurmuş gerçek kişi ortakların; kuruluşun veya müşterilerin kaynaklarını, kuruluşun emin biçimde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde kendilerinin veya başkalarının menfaatine kullandırarak kuruluşu veya müşterilerini zarara uğratmaları zimmet sayılır. Ceza on iki yıldan yirmi iki yıla kadar hapistir ve zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir.
Soruşturma için Sermaye Piyasası Kurulu'nun başvurusu gerekir mi?
Üçüncü fıkradaki suçta soruşturma, Kurul'un yazılı bildirimi üzerine veya gecikmesinde sakınca görülen hâllerde Cumhuriyet savcısınca resen yapılır (SPKn m. 115/A-1). Birinci ve ikinci fıkralardaki suçlar bakımından ise SPKn m. 99/B-6'nın yollamasıyla m. 115 uygulanır; buna göre soruşturma, Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartıdır. Bu nedenle şikâyetin Kurul'a da yapılması önemlidir.
Kripto zimmet davasına hangi mahkeme bakar?
SPKn m. 115/A-3'e göre Kanun'da tanımlanan zimmet suçuna ait davalar, fiilin işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu, gerekli görülen yerlerde diğer ağır ceza mahkemelerini de görevlendirebilir. Sermaye Piyasası Kurulu, iddianamenin kabulüyle birlikte katılan sıfatını kazanır.
Kripto zimmet suçunda dava zamanaşımı ne kadardır?
TCK m. 66'ya göre süre, cezanın yukarı sınırına göre belirlenir. Birinci fıkradaki basit zimmette yukarı sınır on dört yıl olduğundan dava zamanaşımı on beş yıldır. İkinci fıkradaki hileli zimmette (yukarı sınır yirmi yıl) ve üçüncü fıkradaki ortakların zimmetinde (yukarı sınır yirmi iki yıl) zamanaşımı yirmi yıldır. Dosyadaki deliller nitelikli hâle işaret ediyorsa süre buna göre hesaplanır.
Şüphelilerin malvarlığına elkonulabilir mi, şirkete kayyım atanabilir mi?
Evet. SPKn m. 115/A-6, 110/A'daki suç bakımından CMK m. 128'deki elkoyma ve m. 133'teki şirket yönetimi için kayyım tayini tedbirlerinin uygulanabileceğini açıkça düzenler. Üçüncü fıkradaki suçta ayrıca Bankacılık Kanunu m. 166 uygulanır; buna göre gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle elkonulabilir ve haksız kazancın aktarıldığı hısımlar ile üçüncü kişiler nezdindeki değerler de kapsama girer.
Mahkûm olan kişi koşullu salıverilmeden yararlanabilir mi?
SPKn m. 115/A-5'e göre 110/A maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanlar, Hazine'ye olan borçlarını ve tazminatları ödemedikleri veya bu borç ve tazminatlar malvarlıklarından tahsil edilemediği sürece koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamaz. Bu nedenle zararın giderilmesi yalnızca yargılama aşamasında değil, infaz aşamasında da belirleyicidir.
Müşteri ceza davasına katılabilir mi?
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, banka zimmetinde mudilerin suçtan doğrudan zarar görmediğini kabul etmektedir (15.01.2014, E. 2013/15591, K. 2014/274). Ancak kripto varlık hizmet sağlayıcılarında müşteri varlıkları kuruluşun malvarlığından ayrıdır (SPKn m. 35/C-7) ve 110/A müşterilerin zararını açıkça anar. Bu nedenle kanaatimizce varlığı zimmete geçirilen müşteri CMK m. 237 uyarınca davaya katılabilmelidir; uygulamayı ilk kararlar belirleyecektir.
Platform batarsa müşterinin kripto varlığı iflas masasına girer mi?
Hayır. SPKn m. 35/C-7'ye göre müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar kuruluşun malvarlığından ayrıdır; kuruluşun borçları nedeniyle haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ve üzerlerine ihtiyati tedbir konulamaz. Ancak varlıklar fiilen zimmete geçirilmişse bu koruma tek başına tahsilat sağlamaz; ceza, idare ve hukuk yollarının birlikte işletilmesi gerekir.
Kripto varlıklar devlet güvencesi veya yatırımcı tazmin sistemi kapsamında mı?
Hayır. SPKn m. 35/C-4'e göre platformlara Kurul tarafından faaliyet izni verilmiş olması, işlemlerin kamunun güvencesi altında olduğu anlamına gelmez ve kripto varlıklar Kanun'un 82. maddesindeki yatırımcı tazmin hükümlerine tabi değildir. Bankalarda saklanan kripto varlıklar ve müşteri nakitleri de mevduat sigortası kapsamında değildir (m. 35/C-6).
Şahsi iflas (SPKn m. 110/B) nedir?
110/A kapsamında zimmet sayılan karar ve işlemleri gerçekleştirdiği tespit edilen yönetim kurulu üyeleri, mensuplar ve yönetimi veya kontrolü elinde bulundurmuş ortaklar hakkında, müşterilere verdikleri zararla sınırlı olarak, Kurul'un talebi üzerine mahkemece doğrudan şahsen iflas kararı verilebilir. Aktiflerden öncelikle müşteri zararları ödenir; tamamı karşılanamazsa garameten ödeme yapılır. Menfaat sağlayan üçüncü kişiler de sağladıkları menfaat ölçüsünde kapsama girer.
İzinsiz çalışan bir platformun sahibi de zimmetten mi yargılanır?
İzin almadan kripto varlık hizmet sağlayıcılığı yapmak SPKn m. 109/A uyarınca ayrı bir suçtur ve üç yıldan beş yıla kadar hapis ile beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Müşteri varlıklarının akıbetine göre ayrıca nitelikli dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gündeme gelir. İzinsiz yapılarda 110/A'nın uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır; somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Kripto platformundan varlığımı çekemiyorum, ilk ne yapmalıyım?
Hesap dökümünüzü, işlem geçmişinizi, cüzdan adreslerini ve işlem kimliklerini hemen kaydedin; çekim talebinizi yazılı olarak iletin. Kuruluşun Kurul listelerindeki durumunu kontrol edin, Sermaye Piyasası Kurulu'na ve Cumhuriyet başsavcılığına başvurun; şüphelilerin malvarlığına elkonulmasını talep edin. Ceza davasının sonucunu beklemeden kuruluşa ve kusurlu mensuplara karşı hukuki taleplerinizi de bir avukatla değerlendirin.
Önemli: SPKn m. 110/A yeni bir hükümdür ve doğrudan bu maddeye ilişkin yerleşik bir Yargıtay içtihadı henüz oluşmamıştır; yazıdaki değerlendirmelerin bir kısmı Bankacılık Kanunu m. 160'a ilişkin kararlara dayanan öngörülerdir. Açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Kuruluşların yetki durumu ve Kurul düzenlemeleri değişebildiğinden, somut olayınız için güncel mevzuat ve Kurul duyuruları ayrıca kontrol edilmelidir.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 1, 3, 35/B, 35/C, 99/A, 99/B, 109/A, 110/A, 110/B, 115, 115/A, geçici m. 11 (mevzuat.gov.tr)
— 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (kabul: 26.06.2024; RG 02.07.2024, S. 32590)
— 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 3, 160, 166 (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 39, 40, 43, 44, 66, 155, 212, 247 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 128, 128/A, 133, 237 (mevzuat.gov.tr)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.03.2024, E. 2023/596, K. 2024/127
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 08.05.2012, E. 2011/429, K. 2012/181
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 11.11.2019, E. 2017/10643, K. 2019/36994
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 04.06.2014, E. 2012/27993, K. 2014/12562
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 15.01.2014, E. 2013/15591, K. 2014/274
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 06.07.2011, E. 2011/4182, K. 2011/15824
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 11.11.2010, E. 2010/3908, K. 2010/15891
— Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 28.12.2021, E. 2018/6189, K. 2021/7422
— Danıştay 13. Dairesi, 20.11.2023, E. 2019/142, K. 2023/4908
— İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 08.12.2025, E. 2025/963, K. 2025/1073
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity