Fon Dolandırıcılığı ve Bu Kapsamda İşlenen Diğer Suçlar: Piyasa Dolandırıcılığı (SPKn m. 107), Suç Gelirlerinin Aklanması (TCK m. 282) ve Nitelikli Dolandırıcılık
Fon dolandırıcılığı, yatırım fonu adı, yapısı veya görüntüsü kullanılarak tasarruf sahiplerinin zarara uğratıldığı eylemlerin ortak adıdır; Türk Ceza Kanunu'nda veya Sermaye Piyasası Kanunu'nda bu isimle düzenlenmiş bağımsız bir suç yoktur. Aynı başlık altında birbirinden çok farklı üç olgu toplanır: (1) gerçek ve Kurul kaydındaki bir fonun portföyündeki paylarda yapay fiyat oluşturulması ve fon fiyatının bu yolla şişirilmesi, (2) hiç var olmayan veya izinsiz bir “fon” adına para toplanması, (3) fonu tasfiyeye giren yatırımcılara “paranızı kurtarırız” vaadiyle yapılan ikinci dalga dolandırıcılık. Birincisinde isnat, piyasa dolandırıcılığı (6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 107) ve çoğu zaman bununla birlikte suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m. 282) suçudur; ikincisinde ve üçüncüsünde ise nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (SPKn m. 109) öne çıkar. Sermaye Piyasası Kurulu'nun 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun TEFAS'ta işleme kapatılarak tasfiyeye alınması ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının piyasa dolandırıcılığı ile aklama suçlarından yürüttüğü soruşturma, bu ayrımı çok sayıda yatırımcı için güncel bir soruya dönüştürmüştür. Bu rehberde, İstanbul'da ceza hukuku ve bilişim suçları alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; fon dolandırıcılığının hangi suçları oluşturduğunu, piyasa dolandırıcılığı ile klasik dolandırıcılığın nasıl ayrıldığını, her para hareketinin neden aklama sayılmadığını, soruşturmanın neden Kurul'un yazılı başvurusuna bağlı olduğunu, malvarlığı tedbirlerinin hangi kanuna dayandığını ve mağdur yatırımcı ile şüphelinin atması gereken adımları kanun metinleri ve Yargıtay'ın 2012–2026 tarihli kararları ışığında anlatıyoruz.
Kısa cevaplar
- Fon dolandırıcılığı hangi suçtur? Tek bir suç değildir. Gerçek bir fonun portföyündeki paylarda yapay fiyat oluşturulmuşsa piyasa dolandırıcılığı (SPKn m. 107), elde edilen gelir gizlenmiş veya yurt dışına çıkarılmışsa aklama (TCK m. 282), fona emanet edilen varlık amacı dışında kullanılmışsa güveni kötüye kullanma (SPKn m. 110), sahte veya izinsiz bir “fon” adına para toplanmışsa nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (SPKn m. 109) gündeme gelir.
- Piyasa dolandırıcılığının cezası nedir? İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında (m. 107/1) üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası verilir; adli para cezası elde edilen menfaatten az olamaz. Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığında (m. 107/2) ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Alt sınır, 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanun'la iki yıldan üç yıla çıkarılmıştır.
- Kara para aklamanın cezası nedir? TCK m. 282/1 uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası. Suç, belli bir meslek sahibi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenirse hapis cezası yarı oranında; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenirse bir kat artırılır.
- Fonum değer kaybetti; bu dolandırıcılık mı? Tek başına hayır. Piyasa riskinden doğan zarar suç değildir. Suçtan söz edebilmek için yapay fiyat oluşturma, yanıltıcı bilgi, emanet varlığın amaç dışı kullanımı veya hileyle para toplama gibi bir fiilin ortaya konması gerekir.
- Savcılığa doğrudan şikâyet edebilir miyim? Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçlarda soruşturma, Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır (SPKn m. 115); bu başvuru muhakeme şartıdır. Bu nedenle manipülasyon şüphesi önce SPK'ya bildirilir. Sahte fon, sahte uygulama veya “para kurtarma” vaadiyle dolandırıldıysanız nitelikli dolandırıcılıktan doğrudan savcılığa başvurabilirsiniz.
- Her para transferi aklama mıdır? Hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 25.03.2026 tarihli kararında, suçtan elde edilen paranın yalnızca başka bir kişinin hesabına yatırılmasını aklama saymamış; paranın yurt dışına çıkarılması ya da kaynağını gizlemek veya meşru gösterme maksadıyla işleme tabi tutulmasını aramıştır.
- Tasfiye edilen fondaki param ne olacak? Fon malvarlığı, portföy yönetim şirketinin ve saklama kuruluşunun malvarlığından ayrıdır; tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir (SPKn m. 53). Ödenecek tutar, tasfiye bakiyesindeki payınıza göre belirlenir. Bu süreçte “paranızı eksiksiz alırız” diyerek ön ödeme isteyen kişilere karşı dikkatli olun.
Fon Dolandırıcılığı Nedir? Aynı Adın Altındaki Üç Farklı Olgu
“Fon dolandırıcılığı” kamuoyunda ve basında kullanılan bir ifadedir; kanunda karşılığı olan bir suç adı değildir. Bu nedenle bir olayın hukuki değerlendirmesi, “dolandırıldım” duygusundan değil, somut olarak ne yapıldığından başlamalıdır. Uygulamada bu başlık altında toplanan olaylar üç gruba ayrılır ve her grubun suç tipi, soruşturma usulü, görevli mahkemesi ve mağdur açısından sonuçları farklıdır.
1. Gerçek fon üzerinden işlenen eylemler
Bu grupta fon gerçektir: Sermaye Piyasası Kurulu'ndan izin almış bir portföy yönetim şirketi tarafından kurulmuş, katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) üzerinden veya dağıtım kanallarıyla satılmıştır. Hukuka aykırılık, fonun nasıl yönetildiğinde ortaya çıkar. Tipik iddialar şunlardır: fon portföyüne alınan sığ ve az işlem gören payların fiyatının, fonun ve bağlantılı hesapların alımlarıyla yapay biçimde yükseltilmesi; yükselen pay fiyatının fonun birim pay değerini şişirmesi ve bu getirinin yeni yatırımcı çekmek için kullanılması; fon kaynaklarının yöneticilerle ilişkili kişi ve şirketlerin elindeki payların yüksek fiyattan devralınmasında kullanılması; fonların birbirlerinin paylarını veya aynı payları karşılıklı alıp satması. İade talepleri arttığında portföydeki payların gerçek piyasada o fiyattan satılamadığı görülür ve fon, katılma payı sahiplerine ödeme yapamaz hâle gelir.
Bu olgular kural olarak piyasa dolandırıcılığı (SPKn m. 107), güveni kötüye kullanma ve örtülü kazanç aktarımı (SPKn m. 110 ve m. 21), elde edilen gelirin dolaştırılması hâlinde aklama (TCK m. 282) ve yapı süreklilik ve hiyerarşi gösteriyorsa suç örgütü kurma/örgüte üye olma (TCK m. 220) hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
2. Sahte veya izinsiz “fon” adına para toplanması
Bu grupta ortada gerçek bir fon yoktur. Failler tanınmış bir portföy yönetim şirketinin, bankanın veya aracı kurumun adını ve logosunu kullanır; mesajlaşma gruplarında “özel fon”, “halka arz tahsisi”, “kurumsal fon sepeti” gibi adlarla yüksek ve garantili getiri vaat eder; para, şahıs veya alakasız şirket hesaplarına gönderilir. Bir başka görünüm, bir banka veya aracı kurum çalışanının müşterilerine kurum kayıtlarında bulunmayan “özel hesap” veya “gizli fon” vaat etmesidir. Bu eylemler nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158), izinsiz olarak portföy yöneticiliği veya yatırım danışmanlığı yapılıyorsa izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (SPKn m. 109/2), “kâr payı” vaadiyle halktan süreklilik arz edecek şekilde para toplanıyorsa ayrıca izinsiz mevduat veya katılım fonu toplama (5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 150) yönünden incelenir. Bu grubun kaldıraçlı işlem (forex) görünümünü Forex Dolandırıcılığı başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
3. Fon mağdurlarına yönelik “ikinci dalga” dolandırıcılık
Büyük bir fon krizinin ardından, zarar gören yatırımcıların sosyal medya gruplarında toplanması yeni bir dolandırıcılık alanı doğurur. Basına yansıyan haberlere göre, tasfiye kararının ardından kendisini avukat, mali danışman, sigortacı veya kamu görevlisi olarak tanıtan kişiler yatırımcılara ulaşarak “paranızı eksiksiz alabiliriz” demekte, “dosya masrafı” veya “başvuru bedeli” adı altında ön ödeme istemekte ve ödeme yapıldıktan sonra ortadan kaybolmaktadır. Bu eylem, önceki fon olayından bağımsız, yeni ve ayrı bir nitelikli dolandırıcılık suçudur; mağdur açısından en hızlı müdahale aracı da CMK m. 128/A uyarınca hesabın 48 saate kadar askıya alınmasıdır.
| Görünüm | Tipik olgu | Değerlendirilecek hüküm |
|---|---|---|
| Gerçek fon – portföydeki paylarda yapay fiyat | Fon ve bağlantılı hesapların alımlarıyla sığ payların fiyatının yükseltilmesi, karşılıklı işlemler, fon fiyatının şişmesi | SPKn m. 107/1 (işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı); suç oluşmuyorsa m. 104 (piyasa bozucu eylem – idari para cezası) |
| Gerçek fon – yanıltıcı bilgi ve yönlendirme | Sosyal medya, grup mesajları veya raporlarla fon ve pay hakkında yalan, yanlış, yanıltıcı bilgi yayılması ve bu yolla menfaat sağlanması | SPKn m. 107/2 (bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı) |
| Gerçek fon – kaynağın ilişkili kişilere aktarılması | Fonun, yöneticilerle ilişkili kişilerden emsaline aykırı fiyatla varlık devralması; fona tevdi edilen varlığın amaç dışı kullanılması | SPKn m. 21 ve m. 110/1 (güveni kötüye kullanmanın nitelikli hâli; TCK m. 155/2'ye göre ceza, üç yıldan az olamaz) |
| Suç gelirinin dolaştırılması | Elde edilen gelirin dövize, kripto varlığa, taşınmaza çevrilmesi, paravan şirketlere veya yurt dışına aktarılması | TCK m. 282 (aklama); 5549 sayılı Kanun m. 17 (elkoyma) |
| Sahte fon / kurum adı kullanma | Tanınmış kurum adıyla mesajlaşma grubu, sahte uygulama, şahıs veya paravan şirket hesabına ödeme | TCK m. 158/1-f, h, l; m. 158/3; SPKn m. 109/2 |
| “Kâr payı” ile para toplama | Yeni katılanların parasıyla eskilere ödeme yapılan, süreklilik arz eden para toplama düzeni | TCK m. 157–158; 5411 sayılı Kanun m. 150 |
| İkinci dalga: “para kurtarma” vaadi | Fon mağdurundan avukat veya görevli gibi davranılarak ön ödeme alınması | TCK m. 158/1-f, l; CMK m. 128/A |
Zarar ile suç aynı şey değildir. Bir fonun değer kaybetmesi, hatta tasfiye edilmesi, tek başına dolandırıcılık anlamına gelmez; pay, tahvil veya emtia fiyatlarındaki düşüşten doğan zarar yatırımın olağan riskidir. Ceza hukuku bakımından belirleyici olan, zararın arkasında yapay fiyat oluşturma, yanıltıcı bilgilendirme, emanet varlığın amaç dışı kullanımı veya hile bulunup bulunmadığıdır. Aynı şekilde, bir portföy yönetim şirketinde çalışmış veya bir fonda yöneticilik yapmış olmak da tek başına suça katılma anlamına gelmez; ceza sorumluluğu kişiseldir ve kast ister.
Eylül 2026 Fon Süreci: Kamuya Yansıyan Bilgiler
Bu yazının yayım tarihi itibarıyla fon dolandırıcılığı tartışmasının merkezinde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Eylül 2026'da aldığı kararlar ve bunu izleyen ceza soruşturması bulunmaktadır. Aşağıdaki kronoloji yalnızca Kurul'un duyurularına ve Anadolu Ajansı ile ulusal basında yer alan haberlere dayanmaktadır. Soruşturma sürmektedir; hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlar bakımından masumiyet karinesi geçerlidir ve bu nedenle yazıda şirket veya kişi adına yer verilmemiştir.
| Tarih | Gelişme | Hukuki dayanak / anlamı |
|---|---|---|
| 17.09.2026 | Kurul, yedi portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun TEFAS'ta alım satım işlemlerine kapatılmasına ve tasfiye sürecine alınmasına karar vermiştir (2026/60 ve 2026/61 sayılı Kurul Bültenleri). | SPKn m. 96: sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyet veya işlemlerinde Kurul'un tedbir yetkisi |
| 17–21.09.2026 | Tasfiyenin Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası eliyle yürütüleceği duyurulmuş; başlangıçta azami üç ay olarak belirlenen tasfiye süresi, fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri gerekçesiyle altı aya çıkarılmıştır. | SPKn m. 54: fonların sona ermesine ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi |
| 26–27.09.2026 | İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının piyasa dolandırıcılığı ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından yürüttüğü soruşturmada malvarlığı tedbirleri uygulanmış; basına yansıyan bilgilere göre şirketler ve fonlar yönünden tedbirler Kurul'un değerlendirmesi üzerine kaldırılmış, gerçek kişiler yönünden sürdürülmüştür. | SPKn m. 107; TCK m. 282; 5549 sayılı Kanun m. 17 |
| 28.09.2026 | Kurul, 17 Eylül günü TEFAS'a iletilen ve iptal edilen alım satım talimatlarının sahiplerine, tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını açıklamıştır. | SPKn m. 53/3: tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir |
| 30.09.2026 | Basına yansıyan bilgilere göre soruşturma kapsamında otuz gerçek kişi hakkında, sermaye piyasası araçları, banka hesapları, taşınmazlar ve taşıtları kapsayan malvarlığı tedbiri uygulanmıştır. | 5549 sayılı Kanun m. 17; CMK m. 128'deki usul |
Kurul'un tasfiye kararının dayanağı olan hüküm şöyledir:
Sermaye piyasası kurumlarının hukuka aykırı faaliyet veya işlemlerinde uygulanacak tedbirler – 6362 s. SPKn m. 96
MADDE 96 – (1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde; ilgililerden aykırılıkların Kurulca belirlenen bir sürede giderilmesini ve kanuna, işletme amaç ve ilkelerine uygunluğun sağlanmasını istemeye ya da doğrudan bu kurumların faaliyetlerinin kapsamını sınırlandırmaya veya geçici olarak durdurmaya, tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkilerini iptal etmeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkilidir.
(2) Kurul, hukuka aykırı faaliyet veya işlemlerde sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların sahip oldukları lisansları geçici veya sürekli olarak iptal etmeye, haklarında suç duyurusunda bulunulması kararından itibaren yargılama sonuçlanıncaya kadar imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya, hukuka aykırılıkta veya gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu mahkeme kararıyla tespit edilen yönetim kurulu üyelerini görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerini atamaya yetkilidir. Banka yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması yönünde işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır.
Bu tablodan çıkarılması gereken ilk hukuki sonuç şudur: idari süreç ile ceza süreci birbirinden bağımsızdır. Kurul'un bir fonu işleme kapatması veya tasfiyeye alması idari bir tedbirdir ve bir suçun işlendiğinin yargı kararıyla tespiti anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu, ancak soruşturma ve kovuşturma sonunda, her şüpheli bakımından ayrı ayrı ve kesinleşmiş mahkûmiyetle ortaya çıkar. Öte yandan mağdur yatırımcı açısından da iki süreç ayrı izlenmelidir: tasfiyeden yapılacak ödeme idari süreçte, sorumluların cezalandırılması ve suçtan elde edilen kazancın geri alınması ise ceza ve hukuk yargılamasında gerçekleşir.
Yatırım Fonunun Hukuki Yapısı: Para Kimin, Kim Sorumlu?
Fon dolandırıcılığı iddialarını doğru değerlendirebilmek için yatırım fonunun hukuki yapısını bilmek gerekir. Yatırım fonu bir şirket değildir; tasarruf sahiplerinin parasıyla oluşturulan, tüzel kişiliği bulunmayan bir malvarlığıdır. Fonu portföy yönetim şirketi kurar ve yönetir; fon varlıkları ise yönetim şirketinden bağımsız bir portföy saklama kuruluşu nezdinde saklanır.
Yatırım fonları – 6362 s. SPKn m. 52 (ilgili fıkralar)
MADDE 52 – (1) Bu Kanun hükümleri uyarınca tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para ya da diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre Kurulca belirlenen varlık ve haklardan oluşan portföy veya portföyleri işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından fon iç tüzüğü ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığına yatırım fonu adı verilir.
(...)
(3) Portföy yönetim şirketi, fonu, yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder, yönetir veya yönetimini denetler. Portföy yönetim şirketi yatırım fonuna ait varlıklar üzerinde kendi adına ve fon hesabına mevzuat ve fon iç tüzüğüne uygun olarak tasarrufta bulunmaya ve bundan doğan hakları kullanmaya yetkilidir.
(4) Portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkilere bu Kanunda, ilgili mevzuatta ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunmayan hâllerde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 502 ila 514 üncü maddeleri hükümleri kıyasen uygulanır.
Fon mal varlığının ayrılığı – 6362 s. SPKn m. 53
MADDE 53 – (1) Fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığından ayrıdır.
(2) Fon mal varlığı, fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Fon mal varlığı portföy yönetim şirketinin ve portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşun yönetiminin veya denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi hâlinde dahi başka bir amaçla tasarruf edilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.
(3) Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.
(4) Portföy yönetim şirketlerinin üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile yatırım fonlarının aynı üçüncü kişilerden olan alacakları birbirlerine karşı mahsup edilemez.
Bu iki hükmün yatırımcı açısından üç sonucu vardır. Birincisi, fon portföyündeki varlıklar yönetim şirketinin değil, katılma payı sahiplerinin hesabına tutulan ayrı bir malvarlığıdır; yönetim şirketinin borçları veya yöneticilerinin kişisel sorumluluğu nedeniyle fon varlıklarına el uzatılamaz ve tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. İkincisi, bu koruma varlığın mülkiyetine ilişkindir, değerine değil: portföydeki payların gerçek piyasa değeri kayıtlı değerinin altındaysa, tasfiyeden yapılacak ödeme de buna göre azalır. Asıl uyuşmazlık da burada, yani kayıtlı değer ile gerçekleşebilir değer arasındaki farkın kimin kusuruyla oluştuğu noktasında doğar. Üçüncüsü, yönetim şirketi ile yatırımcı arasındaki ilişkiye vekâlet hükümleri kıyasen uygulandığından, yönetim şirketinin özen ve sadakat borcuna aykırılığı tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Portföy saklama hizmeti ve bundan doğan sorumluluk – 6362 s. SPKn m. 56 (ilgili fıkralar)
MADDE 56 – (...)
(2) Bu madde kapsamında portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketi ve katılma payı sahiplerine, yatırım ortaklıklarında ise ortaklığa verdiği zararlardan sorumludur.
(3) Portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığı, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluştan; saklama hizmetini yürüten kuruluş da portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığından, bu Kanun hükümlerinin ihlali nedeniyle doğan zararların giderilmesini talep etmekle yükümlüdür. Pay veya katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır.
(...)
(6) Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve portföy yönetim şirketi görevlerini yerine getirirken birbirlerinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler.
Saklama kuruluşunun görevi yalnızca varlıkları muhafaza etmek değildir; maddenin birinci fıkrası uyarınca birim pay değerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygun hesaplanmasının ve fonun varlık alım satımlarının, portföy yapısının mevzuata uygunluğunun sağlanması da saklama hizmetinin kapsamındadır. Bu nedenle fon zararlarına ilişkin hukuk davalarında sorumluluk tartışması çoğu zaman yönetim şirketiyle sınırlı kalmaz. Ceza sorumluluğu bakımından ise durum farklıdır: bir kurumun denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması, çalışanlarının piyasa dolandırıcılığına veya aklamaya kasten katıldığı anlamına gelmez; bu, her kişi için ayrıca ispatlanması gereken bir husustur.
Piyasa Dolandırıcılığı Suçu (SPKn m. 107): Fon Dosyalarının Çekirdek İsnadı
Gerçek bir fonun portföyündeki paylar üzerinden yürütülen soruşturmalarda temel isnat, kamuoyunda “manipülasyon” olarak bilinen piyasa dolandırıcılığıdır. Suç, 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde iki ayrı fıkrada, iki farklı tip olarak düzenlenmiştir:
Piyasa dolandırıcılığı – 6362 s. SPKn m. 107
MADDE 107 – (1) Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanlar, emir verenler, emir iptal edenler, emir değiştirenler veya hesap hareketleri gerçekleştirenler üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak, bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz.
(2) (Değişik: 27/3/2015-6637/11 md.) Sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.
(3) Birinci fıkrada tanımlanan suçu işleyen kişi pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktarı kadar parayı, Hazineye;
a) Henüz soruşturma başlamadan önce ödediği takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
b) Soruşturma evresinde ödediği takdirde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir.
c) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
Maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki hapis cezasının alt sınırı, 20/2/2020 tarihli ve 7222 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle “iki” yıldan “üç” yıla çıkarılmıştır. Bu değişikliğin uygulamadaki sonucu ağırdır: alt sınırdan ceza verilip takdiri indirim uygulansa dahi sonuç ceza kural olarak iki yılın üzerinde kalacağından, 7222 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra işlenen fiillerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi imkânı, üçüncü fıkradaki etkin pişmanlık indirimleri dışında, büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Değişiklikten önce işlenen fiillerde ise TCK m. 7/2 uyarınca lehe olan eski alt sınır uygulanır; aşağıda aktaracağımız 2019 tarihli Yargıtay kararlarında madde metninin “iki yıldan beş yıla kadar” şeklinde yer almasının nedeni budur.
İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/1): unsurlar ve göstergeler
Birinci fıkradaki suç, sermaye piyasası aracının fiyatı, fiyat değişimi veya arz ve talebi hakkında yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yapmak, emir vermek, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya hesap hareketi gerçekleştirmektir. Suç, bu amaçla hareket edilmesiyle oluşur; fiyatın gerçekten yükselmiş veya failin kazanç elde etmiş olması aranmaz. Elde edilen menfaat yalnızca adli para cezasının alt sınırını ve etkin pişmanlık tutarını belirler. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, suçun unsurlarını ve uygulamada aranan göstergeleri şöyle açıklamıştır:
"Buna göre, maddenin eski halinde alım satım eylemi olan suçun maddi unsuruna alım satım işleminin yanı sıra "...emir vermek iptal etmek veya değiştirmek veya hesap hareketi gerçekleştirmek..." seçimlik hareketleri de eklenmiştir.
Suçun manevi unsuru, faillerin piyasada gerçekleştirdikleri alım, satım, emir verme, iptal etme veya değiştirme ile hesap hareketi yapma yönündeki eylemleri;
- sermaye piyasası araçlarının arz ve talebini etkilemek,
- veya aktif bir piyasanın var olduğu izlenimini (yanlış veya yanıltıcı izlenim) uyandırmak,
- veya fiyatları aynı seviyede tutmak, artırmak veya azaltmak suretiyle, yani özel bir kastla yapmalarıdır.
İşleme dayalı manipülasyon suçunun en önemli göstergesinin mülkiyette değişiklik yaratmayan, kendinden kendine/karşılıklı işlemler olduğu, bu işlemlerin yapılma amacının, yatırımcı grubunun aracı kurumlara ödenecek komisyon masrafına katlanmayı göze alarak aslında zarar ediyormuş gibi gösterip piyasayı etkilemek olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan bu amaçla yapılan karşılıklı işlemlerin farklı hesaplardan yapılması durumunda birbirinden haberdar olmayan diğer yatırımcıların aslında gerçekte aktif olmayan bir arz talep piyasası olduğunu anlamaları da engellenebilmektedir.
İşleme dayalı manipülasyon suçunun önemli bir diğer göstergesi ise aralarında birlikte hareket etme iradesi olan yatırımcı grubunun yaptığı fiyat yükseltici alım işlemlerinin, bu grubun hakim olduğu piyasadaki hisse senedi fiyatını bir üst seviyeye taşıyıp taşımadığı veya fiyat oluşumuna etkisi olup olmadığıdır." — Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 11.02.2019 tarihli, E. 2018/7815, K. 2019/4066 sayılı karar (oybirliği; “suç kastı bulunmadığı” gerekçesiyle verilen beraat hükümleri bozulmuştur)
Aynı kararda Daire, sanıkların birlikte hareket ettiğini gösteren olguları da saymıştır: inceleme döneminden kısa süre önce aralarında gerçekleşen para transferleri, aynı IP kayıtlarından ve aynı bilgisayar ağı üzerinden işlem yapılması, bir dakika içinde aynı fiyattan binlerce “yön değiştiren emir” oluşturulması, grubun toplam alım satımının piyasadaki işlemlerin yaklaşık üçte ikisine ulaşması ve gruptan hiç kimsenin zarar etmemesi. Fon dosyalarında bu göstergelerin karşılığı; fonların ve bağlantılı gerçek kişi hesaplarının aynı paylarda eş zamanlı işlem yapması, fonlar arasındaki karşılıklı işlemler, işlemlerin aynı terminal veya IP üzerinden iletilmesi ve hesaplar arasındaki para akışıdır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 27.04.2026 tarihli kararı, bu ölçütlerin güncel uygulamasını gösterir. Olayda ilk derece mahkemesi iki sanığı 3 yıl 9 ay ve 2 yıl 11 ay hapis ile toplamda 86 milyon TL'yi aşan adli para cezasına mahkûm etmiş, bölge adliye mahkemesi ise beraat kararı vermişti; katılan vekilinin temyizinde aktarıldığına göre beraat gerekçesinde bu tür işlemlerin yapılmasının yasak olmadığı belirtilmişti. Denetleme raporuna göre, inceleme döneminde endeks %0,37 düşerken pay fiyatı %186,90 artmış; iki sanığın emirleri toplam emirlerin %58,76'sına, iptal edilen alım emirlerindeki payları %74,67'ye ulaşmış; sanıkların kendinden kendine ve karşılıklı işlemleri alımların %41,55'ini oluşturmuştu. Daire beraat kararını şu gerekçeyle bozmuştur:
"Sanıklar tarafından oluşturulan grup tarafından verilen alım ve satım emirleri, emir iptalleri ve kendi kendine/ karşılıklı işlemlere yönelik tespitler, inceleme dönemi başında sanık ...'ın elinde iddianameye konu payın bulunmaması, sanık ... tarafından yıllardan beri yatırım yaptığı, dönem dönem satış yapmış ise de manevi bağı olduğu için uygun fiyattan alıp yerine koyduğunu belirttiği iddianameye konu paylar bakımından 21.02.2018-05.03.2018 tarih aralığında kendi adına alım gerçekleştirilme imkânı olmasına rağmen, kendi hesabından gönderilen paralar ile sanık ... tarafından payların alınması, sanık ... tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yaklaşık %57,93 lük kısmında karşıda yatırımcı olarak sanık ... 'in bulunduğu yönündeki tespit, her iki sanığın birbirlerine göre alım ve satıma yönelik işlem hacim miktarları, özel durum açıklamalarının tarihleri ve bu tarihlerdeki pay hareketlerine ilişkin tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, karı- koca olan sanıklar tarafından oluşturulan grup ile gerçekleştirilen işlemlerin sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, mahkûmiyetleri yerine, sanıklar haklarında hatalı kabul ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur." — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli, E. 2024/1452, K. 2026/5390 sayılı karar (oybirliği; kişi adları kaynakta gizlenmiştir)
Bu karardan savunma ve iddia açısından iki sonuç çıkar. İddia bakımından, kendi kendine işlem yapmak tek başına yasak olmasa da, işlemlerin yoğunluğu, zamanlaması ve hesaplar arasındaki para akışı birlikte değerlendirildiğinde amaç unsuru ispatlanmış sayılabilmektedir. Savunma bakımından ise sanıkların ileri sürdüğü “fiyat artışı şirketin özel durum açıklamalarından kaynaklandı” savunması ciddiye alınmış ve tarihler karşılaştırılarak çürütülmüştür; yani fiyat hareketinin meşru bir ekonomik nedeni olduğunun somut verilerle gösterilmesi, bu suçta en güçlü savunma hattıdır. Fon yöneticileri bakımından bunun karşılığı, alımların fonun yatırım stratejisine, içtüzüğüne ve yazılı yatırım komitesi kararlarına dayandığının belgelenmesidir.
Manipülasyon “özel bir dolandırıcılık türüdür”: Yargıtay'ın fonlar üzerinden işlenen manipülasyon kararı
Fon dolandırıcılığı tartışmasında en öğretici Yargıtay kararı, bugünkü dosyalarla şaşırtıcı ölçüde benzer bir olaya ilişkindir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 21.11.2013 tarihli kararına konu davada; sanıkların örgütlü biçimde hareket ederek bazı halka açık şirketlerin yöneticileri ve hâkim ortaklarıyla anlaştıkları, pay fiyatlarını yapay biçimde yükselttikleri, bu işlemlerden habersiz küçük yatırımcılara payları yüksek fiyattan sattıkları ve yurt dışında kurulmuş fonlar üzerinden yapılan manipülasyonla elde edilen geliri dövize çevirerek yurt dışındaki hesaplara aktardıkları iddia edilmişti. İddianame eylemleri nitelikli dolandırıcılık, suç örgütü ve aklama olarak nitelendirmişti:
"Sanıkların örgütlü bir şekilde hareket ederek sermaye piyasasında işlem gören halka açık bir kısım şirketlerin yöneticileri ile egemen söz sahibi ortakları ile bir araya gelerek İstanbul Menkul Kıymet Borsası'nda işlem gören hisse senetlerinin fiyatlarını etkileyerek söz konusu anlaşmalı işlemlerden haberi olmayan çok sayıda yatırımcıya bu hisse senetlerini cazip göstermek suretiyle öncelikle bu kişilerin bu piyasalara girmelerini sağlayıp istedikleri fiyat seviyelerinden, hisseleri piyasa giren yatırımcılara satmak suretiyle haksız menfaat elde ettikleri, bu şekilde kamu kurumu niteliğindeki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nı aracı kılmak suretiyle iyi niyetli küçük yatırımcıları dolandırdıkları ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak için bu suçu işlemek amacıyla örgüt kurarak, karapara akladıkları,bir kısım sanıkların da bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına dolandırıcılık ve kara paranın aklanması suçlarına iştirak ettiklerinin iddia edildiği somut olayda; (...)
Sanıkların İMKB de işlem yaparak, arz ve talebi etkileyerek, ... Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi' hisselerinde yapay alım satım yaparak oluşturdukları yapay fiyatlarla hisse senedi alıp satarak yaptıkları bilgi ve işlem manipilasyonuyla aktif bir piyasanın varlığı izlenimi uyandırarak haksız yarar sağlamak şeklinde anlatılan eylemlerinin, sermaye piyasası araçları üzerinde gerçekleştirilebilen özel bir dolandırıcılık türü olan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinde ( suç tarihi itibariyle 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47. maddesinde) düzenlenen borsa manipülasyonu suçunu oluşturduğu anlaşılmaktaysa da; hangi sanıklar hakkında borsa manipülasyonu suçundan dava olduğu ,hakkında borsa manipülasyonu suçundan dava açılmayan sanık bulunup bulunmadığı ayrı ayrı araştırılarak tespit edilip, açılan davaların konusunun sanıkların temyiz incelemesine konu dosyadaki eylemleri ile aynı olup olmadığı belirlendikten sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, tüm sanıklar hakkında incelemeye konu davadaki eylemleri nedeniyle borsa manipülasyonu suçundan dava açıldığı ve mükerrer yargılama bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde ret kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, (...)" — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.11.2013 tarihli, E. 2013/25051, K. 2013/18189 sayılı karar (oybirliği; karar metninde madde numarası “10” olarak geçmektedir, piyasa dolandırıcılığı 6362 sayılı Kanun'un 107. maddesinde düzenlenmiştir)
Kararın fon dosyaları bakımından önemi şuradadır: Yargıtay, borsada yapay fiyat oluşturup payları habersiz yatırımcılara satma eylemini Türk Ceza Kanunu'ndaki dolandırıcılık olarak değil, sermaye piyasası araçları üzerinde işlenebilen özel bir dolandırıcılık türü olan manipülasyon olarak nitelendirmiştir. Bunun pratik sonuçları büyüktür. Özel norm uygulandığında ceza üç yıldan beş yıla kadar hapistir; nitelikli dolandırıcılıkta ise üç yıldan on yıla kadar, bazı bentlerde alt sınır dört yıl ve üç veya daha fazla kişiyle işlenmesi hâlinde yarı oranında artırımlıdır. Özel normda soruşturma Kurul'un yazılı başvurusuna bağlıdır; dolandırıcılıkta böyle bir şart yoktur. Özel normda dava zamanaşımı sekiz yıl, nitelikli dolandırıcılıkta on beş yıldır. Bu nedenle eylemin hangi norma girdiği, hem mağdur vekilinin hem müdafinin ilk çözmesi gereken sorudur. Aynı kararın aklamaya ilişkin bölümünü aşağıda ayrıca ele alıyoruz.
Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/2): “menfaat sağlama” şartı
İkinci fıkradaki suç, sermaye piyasası araçlarının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi vermek, söylenti çıkarmak, haber vermek, yorum yapmak, rapor hazırlamak veya bunları yaymaktır. Sosyal medya hesapları, mesajlaşma grupları ve video platformları üzerinden yapılan “bu fon her gün tavan yapıyor”, “kurumsal alım geliyor” türü yönlendirmeler bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Ancak birinci fıkradan farklı olarak burada kanun açıkça bir sonuç aramaktadır: fail “bu suretle menfaat sağlamış” olmalıdır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 20.04.2026 tarihli kararı bu unsurun ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Halka açık bir şirket hakkında gazetede yapılan haberler nedeniyle ilk derece mahkemesi sanığı 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm etmiş; bölge adliye mahkemesi, yanıltıcı haberler sonucunda somut bir menfaat temin edildiği tespit edilemediği için beraat kararı vermişti. Kararda temyiz nedeni olarak aktarılan ifade ve Dairenin değerlendirmesi şöyledir:
"Sanığın, yanıltıcı haberler neticesinde somut bir menfaat temin ettiği yönünde bir tespit bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise de, kanun metninde geçen ve unsur olarak kabul edilen menfaatin ne olduğu, maddi ve manevi yönünün olup olmadığı, kapsamının ne olduğu hususunda araştırma yapılıp karar yerinde tartışılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulduğuna, (...)
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır." — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 20.04.2026 tarihli, E. 2024/3800, K. 2026/4673 sayılı karar (oybirliği; ilk bölüm bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedeninin, ikinci bölüm Dairenin değerlendirmesinin aktarımıdır; beraat hükmü onanmıştır)
Fon ve pay tavsiyesi veren hesaplar bakımından bu, şu anlama gelir: paylaşımın yanıltıcı olduğunun yanında, paylaşımı yapanın bundan nasıl bir menfaat sağladığının (örneğin önceden aldığı payı takipçilerine satması, abonelik veya komisyon geliri elde etmesi) ortaya konması gerekir. Menfaat ispatlanamıyorsa fiil, suç oluşturmadığı ölçüde, Kurul'un idari yaptırım alanında kalabilir.
Suç mu, idari yaptırım mı? Piyasa bozucu eylemler (m. 104) ve Kurul'un tedbirleri (m. 101)
Piyasa bozucu eylemler – 6362 s. SPKn m. 104
MADDE 104 – (1) Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.
Aynı işlem kalıbı, yanıltıcı izlenim uyandırma amacının ispatlanıp ispatlanamamasına göre suç veya kabahat olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Kurul, m. 101/1 uyarınca 104, 106 ve 107. maddelerdeki fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında borsalarda geçici veya sürekli işlem yasağı dâhil çeşitli tedbirler alabilir. İşlem yasağı bir ceza değil idari tedbirdir; mahkûmiyet şartına bağlı değildir ve idari yargıda dava konusu edilebilir.
| Hüküm | Fiil ve belirleyici unsur | Yaptırım |
|---|---|---|
| SPKn m. 107/1 İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı |
Yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım, emir verme, iptal, değiştirme veya hesap hareketi; menfaat elde edilmesi şart değil | 3–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası; para cezası menfaatten az olamaz |
| SPKn m. 107/2 Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı |
Fiyatı, değeri veya yatırımcı kararını etkilemek amacıyla yalan, yanlış, yanıltıcı bilgi, söylenti, haber, yorum veya rapor; menfaat sağlanması şart | 3–5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası |
| SPKn m. 107/3 Etkin pişmanlık |
Yalnızca birinci fıkra için; en az 500.000 TL olmak üzere menfaatin iki katının Hazineye ödenmesi | Soruşturmadan önce: ceza verilmez; soruşturmada: yarı oranında; hükümden önce: üçte bir oranında indirim |
| SPKn m. 104 Piyasa bozucu eylem |
Makul ekonomik gerekçeyle açıklanamayan ve piyasanın güven içinde çalışmasını bozan, suç oluşturmayan eylemler | 20.000–500.000 TL idari para cezası; menfaat varsa iki katından az olamaz |
| SPKn m. 101/1 Tedbirler |
104, 106 ve 107. maddelerdeki fiillere ilişkin makul şüphe | Borsalarda geçici veya sürekli işlem yasağı ve diğer idari tedbirler |
Bu suç kimi korur? Yatırımcının konumu
Piyasa dolandırıcılığının mağdurunun kim olduğu sorusu, yatırımcının kamu davasına katılıp katılamayacağını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlarda “zararın giderilmesi” şartının nasıl yerine getirileceğini belirler. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 11.09.2019 tarihli kararında korunan hukuki yararı şöyle tarif etmiştir:
"Sermaye piyasası araçlarına yönelik aldatıcı hareketlerden birisi olarak piyasa dolandırıcılığının suç olarak düzenlenmesiyle, bütünü itibariyle milli ekonomiye kaynak yaratan borsanın ve borsada faaliyet gösteren veya bu alanda ileride faaliyet göstermek isteyen yatırımcıların sahip olduğu veya olabilecekleri sermaye piyasası araçlarının değerlerinin yapay şekilde etkilenmesi tehlikesi önlenmek suretiyle, bir bütün olarak milli ekonominin korunması yanında bireysel yatırımcıların mali hakları da korunmak istemektedir. Dar anlamda yani suçun doğrudan mağdurunun ise sermaye piyasalarının ve dolayısıyla ekonominin etkin ve rekabetçi kurallar çerçevesinde yürümesinde çıkarı bulunan tüm bireyler ile suça konu halka açık ortaklık nezdindeki karları veya malvarlıkları azaltılan ya da artması engellenen kişiler olduğu kuşkusuzdur. (...)
(...) atılı suçtan bireysel yatırımcılar, halka açık ortaklıklar ve milli ekonominin de bir bütün olarak zarar gördüğü nazara alındığında, suçtan doğan zararın ülkenin ekonomik varlığının mümessili olan Hazine’ye ödenmesinin zorunluluk arzettiği, (...)" — Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 11.09.2019 tarihli, E. 2019/30364, K. 2019/11098 sayılı karar (oybirliği; kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir)
Karar, bir yandan bireysel yatırımcıların mali haklarının da bu suçla korunduğunu kabul etmekte; öte yandan zararın, tek tek yatırımcılara değil Hazine'ye ödenmesini aramaktadır. Bu ikili yapı, aşağıda “katılma” başlığında göreceğimiz üzere, yatırımcının ceza davasındaki konumunu tartışmalı hâle getirmektedir.
Fon Yönetimi Bakımından Diğer Sermaye Piyasası Suçları
Piyasa dolandırıcılığı, fon dosyalarında tek başına gelmez. Fon kaynaklarının kimin lehine ve hangi fiyatla kullanıldığına göre aşağıdaki suçlar da iddianamelerde yer alabilir. Bu suçların tamamında soruşturma, Kurul'un yazılı başvurusuna bağlıdır (SPKn m. 115).
Güveni kötüye kullanma ve örtülü kazanç aktarımı (SPKn m. 110 ve m. 21)
Güveni kötüye kullanma ve sahtecilik – 6362 s. SPKn m. 110
MADDE 110 – (1) Aşağıdaki fiiller güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlini oluşturur; ancak bu durumda 5237 sayılı Kanunun 155 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmolunacak ceza üç yıldan az olamaz:
a) Yatırım kuruluşuna, 58 inci madde kapsamındaki fon kuruluna ve 59 uncu madde kapsamındaki teminat sorumlularına; sermaye piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek için veya teminat olarak veya her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veya teslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymeti kendisinin veya başkasının menfaatine satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek veya inkâr etmek
b) Yönetim, denetim veya sermaye bakımından dolaylı veya dolaysız olarak ilişkili bulunduğu diğer bir teşebbüs veya şahısla emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, ücret ve bedel uygulamak (…) örtülü işlemlerde bulunarak halka açık ortaklıkların kârını veya mal varlığını azaltmak
c) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel, şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunarak kârlarını veya malvarlıklarını azaltmak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engellemek
(2) Yatırım kuruluşu, 58 inci madde kapsamındaki fon kurulu ve 59 uncu madde kapsamındaki teminat sorumluları bünyesinde tutulan kayıtları bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan kişiler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak 5237 sayılı Kanunun belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerinden mahkûmiyete bağlanan kanuni sonuçlar, bu suçtan mahkûm olanlar hakkında da uygulanır.
(3) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri kapsamına giren güveni kötüye kullanma suçunu işleyen kişi, etkin pişmanlık göstererek 21 inci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan ödemenin yanı sıra bunun iki katı parayı Hazineye;
a) Henüz soruşturma başlamadan önce ödediği takdirde, hakkında cezaya hükmolunmaz,
b) Soruşturma evresinde ödediği takdirde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir,
c) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
Maddenin (c) bendi, fon dosyaları bakımından özellikle önemlidir; çünkü hüküm “kolektif yatırım kuruluşları”nı açıkça saymaktadır ve Kanun'un 3. maddesi bu kavramı “yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları” olarak tanımlar. Bir fonun, yöneticileriyle ilişkili kişilerden emsaline aykırı fiyatla varlık devralması, ilişkili taraflarla karşılıklı işlem hacmi üretmesi veya fonun kârını azaltan anlaşmalar yapması, bu bent kapsamında örtülü kazanç aktarımı tartışmasını doğurur. Yasağın kendisi 21. maddede düzenlenmiştir:
Örtülü kazanç aktarımı yasağı – 6362 s. SPKn m. 21/1
MADDE 21 – (1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.
Bu suçta unsurların dar yorumlandığını gösteren önemli bir karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli, E. 2019/140, K. 2021/477 sayılı kararıdır. Halka açık bir şirketin yöneticilerinin, şirkete olan kira borcunu ödemeyen ilişkili bir şirkete ayrıca veresiye mal satması nedeniyle örtülü kazanç aktarımından verilen mahkûmiyet Özel Dairece onanmıştı. Genel Kurul, somut olayda “emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, ücret ve bedel” uygulaması bulunup bulunmadığını tartışmış; sonuçta sanıkların eylemlerinin Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki özel suçu değil, TCK m. 155/2'deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna ve bu suç sonradan uzlaştırma kapsamına alındığı için uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiğine karar vererek hükmü bozmuştur (ön soruna ilişkin birinci uyuşmazlık bakımından oy çokluğu, ikinci uyuşmazlık bakımından oy birliği). Fon dosyaları bakımından ders şudur: her “ilişkili taraf işlemi” örtülü kazanç aktarımı değildir; emsal fiyatın ne olduğu ve fonun malvarlığının gerçekten azalıp azalmadığı bilirkişi incelemesiyle ortaya konmadan mahkûmiyet kurulamaz.
Portföy yöneticisinin kendi hesabına işlem yapması: soyut iddia yetmez
Fon ve portföy yöneticilerine yöneltilen bir başka iddia, yönettikleri portföyün alım satımlarından önce kendi veya yakınlarının hesabına işlem yaparak kazanç sağlamaktır (“front-running”). Yargıtay 15. Ceza Dairesi, bir yatırım ortaklığının portföyünü yöneten sanığın eşinin hesabı üzerinden bu tür işlemler yaptığı iddiasıyla nitelikli dolandırıcılık, nitelikli güveni kötüye kullanma ve Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırılıktan açılan davada verilen beraat kararını onamıştır:
"Katılan bankanın ... Yönetimi Birimi'ne yönetici olarak atanarak 10/01/2007 tarihinden itibaren bankanın iştiraki ve halka açık bir şirketi olan .... Yatırım Ortaklığı A.Ş. ünvanlı şirketin porföyünü yönetmekle görevlendirildiği bildirilen sanığın, suç tarihleri arasında, vekaletnameli vekili olduğu eşi adına ... Menkul Değerler A.Ş. nezdinde açılmış hesaptan, yöneticisi olduğu Yatırım ortaklığı A.Ş. Portföyü hesabına alım gerçekleştirmeden önce hisse senetlerini kendi (eşi) hesabına satın alması veya şirket portföyünün hesabında mevcut hisse senetlerini satmasından önce kendi (eşi) hesabındaki hisse senetlerine dair satış işlemi gerçekleştirmesi (Front-runnig) eylemleriyle haksız kazançlar sağlanmasına neden olmasının “nitelikli dolandırıcılık”; “nitelikli güveni kötüye kullanma”; “Sermaye Piyasası Kanununa aykırılık” suçlarını oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanığın eşinin hesabını kullanarak, hiçbir yatırımcının ulaşamayacağı ve ulaşmaması gereken nitelikli bilgilerin kullanılarak, aynı gün içinde satmak amacıyla hisse senedi almadığı şeklindeki iddianın kanıtlanamadığı, sanık tarafından yönetilen hesaplar ile eşine ait hesap arasında herhangi bir transferin, menkul kıymet ya da para alışverişinin bulunmadığı, yöneticisi olduğu kurumu temsilen kendisine tevdii edilen para, fon ve hisse senetleri üzerinde güveni kötüye kullanma niteliğinde bir eyleminin saptanamadığı, alım-satım emirlerinin karşılaşmasının ve eşleşmesinin piyasanın kendi koşulları içinde mümkün olduğu, bu karşılaşmanın ve eşleşmesinin sanık tarafından yapılan işlemler ve bilinçli olarak oluşturulduğunun soyut iddiadan öteye geçmediği, sanığın atılı suçu ve özel kanunda tanımlanan suçları işlediğine dair savunmanın aksine kanıtlayıcı mahkumiyete yeterli kesin delil bulunmadığı, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir." — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 14.11.2013 tarihli, E. 2012/7544, K. 2013/17597 sayılı karar (oybirliği; beraat hükmü onanmıştır)
Karar, portföy yöneticilerinin savunmasında nelerin belirleyici olduğunu gösterir: yönetilen portföy ile kişisel veya yakın hesaplar arasında para ve menkul kıymet akışının bulunmaması, emirlerin eşleşmesinin piyasa koşullarında olağan olması ve iddianın teknik veriyle desteklenmemesi. Tersinden okunduğunda, hesaplar arasında açıklanamayan transferler ve sistematik eşleşmeler bulunan bir dosyada aynı ölçütler mahkûmiyete götürür.
İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti (SPKn m. 109): “fon yönetiyoruz” diyerek para toplamak
Usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti – 6362 s. SPKn m. 109
MADDE 109 – (1) Onaylı izahname yayımlama yükümlülüğünü yerine getirmeksizin sermaye piyasası araçlarını halka arz edenler ya da onaylı ihraç belgesi olmaksızın sermaye piyasası araçlarını satanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar.
(2) Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Bu kişiler, bu suçun icrası kapsamında aynı zamanda birinci fıkrada tanımlanan suçu da işledikleri takdirde, sadece bu fıkrada tanımlanan suçtan dolayı cezaya hükmedilir ve ceza yarı oranında artırılır.
Yatırım fonlarını kuracak ve yönetecek portföy yönetim şirketinin kurulması ve faaliyete geçmesi Kurul iznine tabidir (SPKn m. 55/1); portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı da ancak Kurul'ca yetkilendirilen kuruluşların yapabileceği sermaye piyasası faaliyetleridir. İzni olmayan bir kişinin veya şirketin, başkalarının birikimlerini “fon gibi” yöneteceğini söyleyerek para toplaması, ortada gerçek bir işlem olsa bile izinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçunu oluşturur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu konuda şu olayda mahkûmiyeti onamıştır:
"Dosya kapsamına göre, sanığın, yatırım yapmak isteyen ve çeşitli yollarla kendilerine ulaşan vatandaşlara, yurtdışında büyük miktarda portföy yönettiklerini, bu şekilde yatırımlarını işletebileceklerini belirterek temin ettiği müşteriler ile sözleşme akdettiği, paraların İngiltere'de mukim ... isimli şirketin yine İngiltere'deki hesaplarına aktarıldığı, ancak portföy yönetimi ve sermaye piyasasında faaliyet göstermek için Sermaye Piyasası Kurulu'ndan alınmış izinlerinin olmadığı tespit edilmiş (...)
Tüm dosya kapsamına göre sanığın Sermaye Piyasası Kurulundan izni olmadığı halde portföy yönetimi faaliyetleri yürüterek piyasadan para topladığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip, hakkında sonradan yürürlüğe giren ve lehe hükümler içeren 6362 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır." — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 14.10.2024 tarihli, E. 2024/768, K. 2024/8652 sayılı karar (oybirliği; şirket ve kişi adları tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Sanığın “şirketim yurt dışında, oradaki mevzuata uygun çalışıyorum” savunması kabul görmemiştir. İzinsiz faaliyete para toplayarak aracılık edenler de sorumluluktan kurtulamaz: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/18152, K. 2025/7328 sayılı kararında, başkalarından topladıkları paraları izinsiz faaliyet yürüten kişiye gönderen sanıklar hakkında “izni olmadığını bilmiyorlardı” gerekçesiyle verilen beraat kararlarını bozmuş ve TCK m. 39/2-b uyarınca yardım eden sıfatıyla sorumluluk gerektiğini belirtmiştir.
İzinsiz faaliyet ile dolandırıcılık arasındaki sınır, paranın akıbetine göre çizilir. Toplanan para gerçekten sermaye piyasası araçlarına yatırılıyorsa suç kural olarak m. 109/2'dir. Para hiçbir yatırıma konu edilmeden alıkonuluyor ve yatırımcıya sahte bakiye gösteriliyorsa, eylem nitelikli dolandırıcılığa döner. İki durumun iç içe geçtiği dosyalarda, paraların hangi hesaba gittiği ve gerçek işlem yapılıp yapılmadığı bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir.
| Hüküm | Fiil | Ceza |
|---|---|---|
| SPKn m. 110/1-a | Yatırım kuruluşuna tevdi veya teslim edilen sermaye piyasası aracını, nakdi veya kıymeti kendisinin veya başkasının menfaatine satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek veya inkâr etmek | TCK m. 155/2'ye göre (bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası); ceza üç yıldan az olamaz |
| SPKn m. 110/1-b, c | Örtülü kazanç aktarımı: ilişkili kişilerle emsale aykırı işlemlerle halka açık ortaklığın veya kolektif yatırım kuruluşunun kârını ya da malvarlığını azaltmak | Aynı ceza; m. 110/3 uyarınca aktarılan tutarın iadesi ve iki katının Hazineye ödenmesiyle cezasızlık veya indirim |
| SPKn m. 110/2 | Yatırım kuruluşu bünyesinde tutulan kayıtları bozmak, yok etmek, değiştirmek veya erişilmez kılmak | 2–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası |
| SPKn m. 106 | Bilgi suistimali: kamuya duyurulmamış ve fiyatı etkileyebilecek bilgiye dayanarak emir vermek ve menfaat sağlamak | 3–5 yıl hapis veya adli para cezası; adli para cezası menfaatin iki katından az olamaz |
| SPKn m. 109/1 | Onaylı izahname veya ihraç belgesi olmaksızın sermaye piyasası aracı halka arz etmek veya satmak | 2–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası |
| SPKn m. 109/2 | Sermaye piyasasında izinsiz faaliyette bulunmak (izinsiz fon kurma, portföy yöneticiliği, yatırım danışmanlığı) | 2–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası |
| SPKn m. 111 | Kurul'un istediği bilgi, belge ve kayıtları vermemek; denetimi engellemek | Bilgi vermeme: 1–3 yıl; denetimi engelleme: 6 ay–2 yıl hapis |
| SPKn m. 112 | Defter ve kayıtları usulüne uygun tutmamak veya saklamamak; gerçeği yansıtmayan finansal tablo, gerçeğe aykırı hesap, muhasebe hilesi | Birinci fıkra: 6 ay–2 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası; ikinci fıkra: TCK'nın ilgili hükümlerine göre |
Suç Gelirlerinin Aklanması (TCK m. 282): “Kara Para” İsnadı Ne Zaman Doğar?
Fon soruşturmalarında piyasa dolandırıcılığının yanında neredeyse her zaman ikinci bir isnat yer alır: kamuoyunda “kara para aklama” olarak bilinen, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, “aklama suçu”nu doğrudan TCK m. 282'ye atıfla tanımlar (m. 2/1-g). Suçun kanuni tanımı şöyledir:
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama – TCK m. 282
Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.
(4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
Maddeden üç unsur çıkar. Birincisi bir öncül suçtur: malvarlığı değeri, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanmalıdır. Piyasa dolandırıcılığının alt sınırı üç yıl, nitelikli dolandırıcılığın üç (bazı bentlerde dört) yıl, izinsiz sermaye piyasası faaliyetinin iki yıl olduğundan, bu suçların tamamı öncül suç olabilir. İkincisi aklama hareketidir: değerin yurt dışına çıkarılması ya da çeşitli işlemlere tabi tutulması. Üçüncüsü özel maksattır: işlemler, değerin gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru yolla elde edildiği kanaatini uyandırmak için yapılmış olmalıdır.
Fonlar üzerinden elde edilen gelirin yurt dışına çıkarılması: aklama mahkûmiyeti onandı
Yukarıda manipülasyona ilişkin bölümünü aktardığımız Yargıtay 15. Ceza Dairesi kararı, fon yapısı kullanılarak elde edilen gelirin aklanmasına ilişkin en açık örneklerden biridir. Daire önce aklamanın öncül suçtan bağımsız bir suç olduğunu vurgulamış, ardından bir sanık hakkındaki aklama mahkûmiyetini onamıştır:
"Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunda ise ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin, yurtdışına transfer edilmesi veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. (Gerekçe, TCK md. 282) Kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur. Anılan karapara aklama suçu ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları ile birden fazla hukuki yarar korunmaktadır, nitekim doktrinde, bu suçla korunan hukuki yarar, ‘…suçun finansmanının önlenmesi, organize suç ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, suç örgütlerinin ekonomik gücünün çökertilmesi, bunların elebaşlarına ve faillere ulaşılabilmesi yani kamu düzeninin korunması, finansal sistemin ve kuruluşların ekonomik denge ve istikrarının, bütünlüğünün, saygınlığının korunması, rüşvetin ve kirlenmenin yaygınlaşmasının ve suç örgütlerinin arz ettikleri tehlikeler sebebiyle demokratik değerlerin tahribinin önlenmesi’ olarak ifade edilmektedir. (...)
Sanık ...'nun yurtdışında kurulmuş olan ... Ltd ve ... Ltd isimli fonlar üzerinden borsa manipülasyonu yoluyla elde ettiği parayı, Fonların görünürdeki yetkili temsilcisi huzurdaki davanın sanıklarından ...'yı kullanarak, ... Menkul Değerler AŞ' de görevli ... ve ... Menkul Değerler AŞ Genel Müdürü ...'a verdiği talimatlarla Amerikan Doları'na çevirip adı geçen şirketlerin yurt dışında bulunan ....daki hesabına transfer edildiği anlaşılmakla, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir." — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.11.2013 tarihli, E. 2013/25051, K. 2013/18189 sayılı karar (oybirliği; aklama suçundan mahkûmiyet onanmıştır; kişi adları tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
Kararda aklama hareketi iki adımda somutlaşmıştır: manipülasyondan elde edilen paranın dövize çevrilmesi ve yurt dışındaki hesaplara aktarılması. Dikkat çeken bir başka ayrıntı, fonların “görünürdeki yetkili temsilcisi” ifadesidir: Yargıtay, fon yapısının arkasındaki gerçek karar vericiyi fail olarak kabul etmiştir. Aklama mahkûmiyeti onanırken, bu suçun kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suç olduğu da açıkça vurgulanmıştır.
Öncül suç davası sonuçlanmadan aklama hükmü kurulabilir mi?
Aklamanın bağımsız suç olması, öncül suçun hiç araştırılmayacağı anlamına gelmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, yabancı bir fonun Türkiye temsilcisi hakkındaki dosyada, öncül suç olan manipülasyondan açılan davanın sonucunun beklenmesini istemiştir:
""... Manegment Services İnc." isimli yabancı fonun Türkiye temsilcisi olan sanık ...'in diğer sanık ...'nin hesaplarından işlemler yaparak adı geçen fon adına aracı kurumlar nezdinde açılan hesapları kullanılarak "İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında ... Ticaret A.Ş." hisse senetleri üzerinde 13.03.2006 - 29.03.2006 döneminde Sermaye Piyasası Kanununun 47/I-A-2 maddesine aykırı olarak manipülatif nitelikli işlemler ile yapay fiyat ve yapay piyasa oluşumuna neden olduğu ve bu işlemler sonucunda 259.162 TL menfaat elde edildiğinin iddia edilmesi, sanıklar hakkında, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun öncül suçu olan 2499 sayılı Yasaya aykırılıktan açılan ve ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen dava sonucunda 13.10.2009 tarihinde beraat kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, anılan mahkeme kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre, malvarlığı değerinin yurtdışına çıkarılıp çıkarılmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde araştırılması, bu dava dosyası içerisindeki SPK ve MASAK raporları içerikleri de tartışılarak tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanıkların hukuksal durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı katılan Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA," — Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.11.2012 tarihli, E. 2011/6541, K. 2012/27728 sayılı karar (oybirliği; yerel mahkeme adı ve dosya numarası tarafımızca “...” ile gizlenmiştir)
İki karar birlikte okunduğunda uygulamadaki denge ortaya çıkar: aklama suçundan hüküm kurulabilmesi için öncül suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet şart değildir; ancak öncül suç hakkında derdest bir dava varsa sonucu beklenmeli, malvarlığı değerinin suçtan kaynaklandığı ve aklama hareketine konu edildiği kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konmalıdır. Fon dosyalarında bu, aklama isnadının kaderinin büyük ölçüde piyasa dolandırıcılığı isnadının ispatına bağlı olduğu anlamına gelir: yapay fiyat oluşturulduğu ispatlanamazsa, elde edilen kazancın “suç geliri” olduğu da söylenemez.
Her para hareketi aklama değildir
Uygulamada sık yapılan hata, suçtan elde edildiği düşünülen paranın her transferini, harcanmasını veya başkasının hesabına yatırılmasını aklama saymaktır. Yargıtay'ın iki güncel kararı bu yaklaşımı reddeder. 5. Ceza Dairesi'nin 25.03.2026 tarihli kararına konu olayda, bir kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak elde ettiği menfaati yakınının hesabına yatırması yerel mahkemece aklama olarak nitelendirilmiş; Daire bu mahkûmiyeti bozmuştur:
"Sanık ...'ın iddianamede yer verilen (1) numaralı eylemden elde ettiği maddi menfaati sanık ...'nun hesabına yatırmasından ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 282/1. maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu oluşturabilmesi için sanıkların suça konu parayı yurt dışına çıkarmaları, kaynağını gizlemeleri veya meşru yolla edinildiği hususunda kanaat oluşturmak maksadıyla işleme tabi tutmaları şeklindeki hareketlerden birini gerçekleştirmiş olmalarının arandığı gözetildiğinde, suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediği nazara alınarak sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmesi," — Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 25.03.2026 tarihli, E. 2021/15986, K. 2026/5148 sayılı karar (oybirliği; rüşvet isnadına ilişkin bir dosyada verilmiştir; kişi adları kaynakta gizlenmiştir)
3. Ceza Dairesi de, mahkûmiyet kararında gelirin hangi aklama işlemine tabi tutulduğunun gösterilmemesini ve failin kastının tartışılmamasını bozma nedeni yapmıştır:
"Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama suçunun oluşabilmesi için failin, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini, yurt dışına çıkarması veya gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutması ve bu doğrultuda öngörülen bu seçimlik hareketlerin gerçekleştiği anda ilgili malvarlığı değerinin suçtan elde edildiğini bilerek bu kastla hareket etmesinin gerektiği, dosya kapsamının incelenmesinden; elde edilen gelirlerin veya malvarlığı değerlerinin ne tür aklama işlemlerine tabi tutulduklarına yönelik bir tespit ve değerlendirme bulunmadığından mevcut delil durumuna göre sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi," — Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 29.12.2022 tarihli, E. 2022/1394, K. 2022/10271 sayılı karar (oybirliği; çalıntı araçlara ilişkin bir dosyada verilmiştir)
| Olgu | Değerlendirme | Dayanak |
|---|---|---|
| Gelirin dövize çevrilip yurt dışındaki hesaba aktarılması | “Yurt dışına çıkarma” seçimlik hareketi; aklama mahkûmiyeti onanmıştır | 15. CD 21.11.2013 |
| Gelirin paravan şirketler, katmanlı transferler, kripto varlık veya taşınmaz alımıyla dolaştırılması | Kaynağı gizleme veya meşru gösterme maksadı ispatlanırsa aklama; işlemlerin tek tek gösterilmesi gerekir | TCK m. 282/1; 3. CD 29.12.2022 |
| Paranın yalnızca bir yakının hesabına yatırılması | Tek başına aklama değildir; yurt dışına çıkarma veya gizleme/meşrulaştırma maksatlı işlem aranır | 5. CD 25.03.2026 |
| Suç gelirini, niteliğini bilerek kabul eden, bulunduran veya kullanan üçüncü kişi | Aklamaya iştirak etmese de m. 282/2 uyarınca sorumlu olabilir; “bilerek” unsuru ispatlanmalıdır | TCK m. 282/2 |
| Öncül suç davası derdest veya beraatle sonuçlanmış | Kararın kesinleşmesi beklenmeli; değerin suçtan kaynaklandığı kuşkusuz biçimde ortaya konmalıdır | 4. CD 27.11.2012 |
| Fiilin portföy yöneticisi, aracı kurum çalışanı gibi meslek sahibi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenmesi | Hapis cezası yarı oranında artırılır | TCK m. 282/3 |
Aklama isnadı, sermaye piyasası çalışanları bakımından ayrı bir ağırlık taşır. 5549 sayılı Kanun m. 2/1-d uyarınca sermaye piyasaları alanında faaliyet gösterenler “yükümlü”dür ve m. 4 uyarınca, nezdlerinde veya aracılıklarıyla yapılan işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine dair bilgi veya şüphe bulunması hâlinde bunu Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirmek zorundadırlar. Bildirim yükümlülüğünün ihlali tek başına aklama suçunu oluşturmaz, idari para cezası gerektirir; ancak şüpheli işlemleri bilerek gerçekleştiren ve bildirmeyen bir çalışan bakımından bu olgu, kastın değerlendirilmesinde aleyhe delil olarak kullanılabilir. Öte yandan TCK m. 282/6, kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya yerini haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında cezaya hükmolunmayacağını öngörür; bu hüküm, yapının alt basamaklarında yer alan ve durumu sonradan fark eden kişiler bakımından ciddi bir çıkış yoludur.
Malvarlığı Tedbirleri: Elkoyma, İşlem Yasağı ve Müsadere
Fon soruşturmalarında şüphelilerin en erken ve en ağır hissettiği sonuç, malvarlığına yönelik tedbirlerdir. Burada sık gözden kaçan teknik bir nokta vardır: CMK m. 128'de taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoymanın uygulanabileceği suçlar sınırlı sayıda sayılmıştır ve bu listede dolandırıcılık (TCK m. 157, 158) yer almakla birlikte, Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçlar yer almaz. Malvarlığına elkoymanın kapısını açan, aklama isnadıdır; çünkü 5549 sayılı Kanun, aklama suçu bakımından CMK m. 128'deki usule atıf yapmaktadır:
Koruma tedbirleri – 5549 s. Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m. 17
MADDE 17- (1) Aklama ve terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hallerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesindeki usûle göre malvarlığı değerlerine elkonulabilir.
(2) (Değişik:27/12/2020-7262/24 md.) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da elkoyma kararı verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim en geç yirmi dört saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verir. Hâkimin onaylaması hâlinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinde belirtilen değere ilişkin rapor üç ay içinde alınır ve tekrar hâkim onayına sunulur. Onaylanmama veya raporun üç ay içinde alınamaması hâlinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalır.
(3) (Ek:27/12/2020-7262/24 md.) Aklama suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, Ceza Muhakemesi Kanununun 139 uncu maddesinde yer alan hükümlere göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilir ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir.
Bu hükmün savunma açısından üç denetim noktası vardır. (1) Kuvvetli şüphe: elkoyma için aklama suçunun işlendiğine dair somut olgulara dayanan kuvvetli şüphe gerekir; yalnızca piyasa dolandırıcılığı şüphesi, aklama hareketine ilişkin olgu gösterilmeden yeterli değildir. (2) Onay süreleri: savcının gecikmesinde sakınca bulunan hâlde verdiği karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmalı, hâkim de yirmi dört saat içinde karar vermelidir. (3) Değer raporu: hâkim onayından sonra, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor üç ay içinde alınıp yeniden hâkim onayına sunulmalıdır; rapor üç ay içinde alınamazsa savcılık kararı hükümsüz kalır. CMK m. 128/1 uyarınca bu rapor, ilgisine göre Sermaye Piyasası Kurulu veya Mali Suçları Araştırma Kurulu gibi kurumlardan alınır. Elkoyma kararına karşı CMK'daki itiraz yolu açıktır ve itirazda, el konulan değer ile isnat edilen suçtan elde edildiği ileri sürülen menfaat arasındaki oran da denetlenmelidir.
Fonlar bakımından ayrıca hatırlanması gereken hüküm, yukarıda aktardığımız SPKn m. 53/2'dir: fon malvarlığı başka bir amaçla tasarruf edilemez, haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz. Eylül 2026 sürecinde basına yansıyan bilgilere göre şirketler ve fonlar yönünden uygulanan tedbirler kısa sürede kaldırılmış, gerçek kişiler yönünden tedbirler sürdürülmüştür. Yatırımcı açısından bunun anlamı, tasfiye sürecinin ceza soruşturmasındaki tedbirlerden etkilenmeden yürütülmesinin amaçlanmasıdır.
Yargılama sonunda gündeme gelecek kurum ise kazanç müsaderesidir:
Kazanç müsaderesi – TCK m. 55 (ilgili fıkralar)
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
Birinci fıkranın son cümlesi mağdur bakımından önemlidir: müsadere, menfaatin mağdura iade edilemediği hâllerde söz konusu olur. Dolandırıcılık gibi mağduru belirli suçlarda öncelik iadedir. Piyasa dolandırıcılığında ise, Yargıtay'ın yukarıda aktardığımız yaklaşımı zararın Hazine'ye ödenmesi yönünde olduğundan, bireysel yatırımcının zararını ceza davası içinde değil, ayrıca açacağı hukuk davasıyla talep etmesi gerekebilir.
Sahte Fon ve “Fon” Adı Altında Para Toplama: Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m. 158)
Ortada Kurul kaydında gerçek bir fon yoksa veya para, fonun kendisine değil faillerin kontrolündeki hesaplara gidiyorsa, uygulanacak hükümler Türk Ceza Kanunu'ndaki dolandırıcılık hükümleridir. Bu suçlarda Kurul'un yazılı başvurusu aranmaz; mağdur doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir.
Dolandırıcılık – TCK m. 157
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık – TCK m. 158
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
(4) (Ek:16/7/2026-7589/13 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Sahte fon dosyalarında en sık uygulanan bentler şunlardır: mesajlaşma grupları, sahte uygulamalar ve banka havaleleriyle işlenen eylemlerde (f); faaliyetin bir şirket adına ve ticari faaliyet görüntüsü altında yürütülmesinde (h); failin kendisini bir bankanın, sigorta veya kredi kurumunun çalışanı ya da onlarla ilişkili gibi tanıtmasında (l); yanıltıcı reklam ve yayınların kullanılmasında (g); gerçek bir mali müşavir, avukat veya benzeri serbest meslek sahibinin mesleğinden doğan güveni kötüye kullanmasında (i) bendi.
Banka veya kurum çalışanının “özel hesap”, “gizli fon” vaadi
Fon dolandırıcılığının en çok zarar veren görünümlerinden biri, mağdurun güvendiği bir kurumun mevcut veya eski çalışanının, kurum kayıtlarında yer almayan bir “özel ürün” vaat etmesidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi şu olayda mahkûmiyeti onamıştır:
"08.10.2004 tarihinde istifasına kadar ...Bankası'nda işlem yetkilisi olarak çalışan sanığın, anılan tarihten sonra da çalışmakta olduğu izlenimini vererek adı geçen bankada ‘referans hesap’ ismi altında kayıt dışı gizli (özel) bir hesabının bulunduğunu, bu hesapta parasını değerlendirenlerin yüksek faiz elde ettiklerini söyleyip yakın çevresinde inanç sağladığı, gerçekte olmayan referans hesabına yatıracağı ve vadesinde yüksek faiz vereceği vaadiyle gerçek kişilerin parasını elden teslim aldığı veya çeşitli bankalardaki gerçek şahsi hesaplarına havalesini sağlayıp çektiği şeklinde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir." — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 31.05.2016 tarihli, E. 2016/1376, K. 2016/5608 sayılı karar (oybirliği; mahkûmiyet hükmü onanmıştır)
Aynı Dairenin 08.04.2021 tarihli, E. 2017/36675, K. 2021/4320 sayılı kararında ise, bir bankanın genel müdürlük biriminde çalışan sanığın, bankada %200 getirili bir tahvil oluşturulduğunu söyleyerek aldığı parayı kendi hesabına geçirmesi ve gerçeği yansıtmayan bir internet şubesi ekran görüntüsü vermesi, bankanın araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) sayılmış ve mahkûmiyet onanmıştır. Kararda bankanın temyiz istemi, bankanın bu eylemden “katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan doğruya zarar görmediği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu iki karar birlikte, kurum çalışanının kişisel hesabına para istemesinin ve kurumun resmî kanalları dışında belge vermesinin en açık dolandırıcılık göstergeleri olduğunu ortaya koyar. Kurumun hukuki sorumluluğu ise ayrı bir hukuk davasının konusudur.
“Araştırmadan para göndermiş, basit yalan” gerekçesiyle takipsizlik verilemez
Sahte fon ve yatırım hesabı şikâyetlerinde mağdurların en sık karşılaştığı sorun, soruşturmanın “mağdur, Kurul'un yetkili kuruluş listesini kontrol edebilirdi; bu basit yalandır” gerekçesiyle kapatılmasıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli kararında bu gerekçeyi kanun yararına bozma yoluyla hukuka aykırı bulmuştur. Olayda şikâyetçi, telefonla arayarak kendilerini finans uzmanı ve yatırım danışmanı olarak tanıtan kişilerin yönlendirmesiyle bir uygulamadaki “yatırım hesabına” eklenmek üzere toplam 730.000 TL göndermiş; savcılık, sahte lisanslara inanmak yerine Kurul'dan bilgi alınabileceğini belirterek takipsizlik vermişti:
"Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, telefonla arayarak kendilerini finans uzmanı ve yatırım danışmanı olarak tanıtan şüphelilerin yönlendirmesi üzerine, ... isimli uygulamadaki hesabına eklenmek üzere kendisine bildirilen hesap numaralarına farklı zamanlarda toplam 730.000,00 TL para yatırdığının, bir süre sonra hesabından para çekmek istediğinde şüphelilerin kendisini oyalayarak çeşitli bahanelerle para istediklerinin ve bu şekilde dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçinin olayla ilgili olarak ayrıntılı şekilde beyanına başvurulması, paranın gönderildiği banka hesaplarının ve şikâyetçiyi arayan tüm GSM hatlarının sahipleri ile ... Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., ...Ltd. Şti. ve ... Danışmanlık Reklam ... Ticaret Ltd. Şti. yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, adı geçen şirketlerin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca yatırım danışmanlığı yapma hususunda herhangi bir yetkinliğe sahip olup olmadıklarının belirlenmesi, ... isimli uygulama kullanılarak benzer şekilde gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerine ilişkin başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, (...) şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür." — Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli, E. 2025/5760, K. 2026/4544 sayılı karar (oybirliği; kanun yararına bozma; şirket ve uygulama adları kaynakta gizlenmiştir)
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 15.06.2026 tarihli, E. 2026/536, K. 2026/6495 sayılı kararında da “güvenilir şirket hisseleri alınacağı” söylenerek mağaza dışı bir uygulama yükletilen benzer bir olayda aynı sonuca varmıştır. Bu kararlar, mağdur vekilinin şikâyet ve itiraz dilekçesinde talep edeceği araştırmaların listesini doğrudan verir: alıcı hesapların sahipleri, arayan hatların aboneleri, şirket yetkilileri, şirketlerin Kurul nezdinde yetkisinin bulunup bulunmadığı ve aynı uygulamaya ilişkin diğer dosyalar. Takipsizlik kararına karşı itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK m. 173/1).
“Kâr payı” vaadiyle para toplama düzenleri: Bankacılık Kanunu m. 150
“Fon” adı altında yürütülen bazı düzenlerde paralar gerçekten toplanır, bir süre düzenli “kâr payı” ödenir ve sistem yeni katılanların parasıyla ayakta kalır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, bu tür olaylarda dolandırıcılığın yanında bir başka suçun da tartışılması gerektiğine işaret etmiştir:
"Sanıkların, 2002 yılından 2008 yılına kadar katılanlardan uzun bir süreç içerisinde "kar payı" karşılığında paralar topladıkları, bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere hesap hareketlerinin izlenebildiği, bir çok kez mağdurlara kar payı adı altında geri ödemelerin de yapıldığı, bir kısım mağdurların sonuç itibariyle kazançlarının da tespit edilmesi karşısında; sanıkların "....izin almaksızın banka gibi faaliyet gösteren ya da mevduat kabul eden yahut katılım fonu toplayan gerçek kişiler..." olarak fiillerinin Bankacılık Kanununun 150.maddesinde tanımlanan "İzinsiz Faaliyette Bulunmak" suçunu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılarak varılacak sonuca göre hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması," — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 10.03.2016 tarihli, E. 2014/14001, K. 2016/2493 sayılı karar (oybirliği; dolandırıcılıktan kurulan mahkûmiyet hükümleri bozulmuştur)
İzinsiz faaliyette bulunmak – 5411 s. Bankacılık Kanunu m. 150 (ilgili fıkralar)
Madde 150- Bu Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın banka gibi faaliyet gösteren ya da mevduat kabul eden yahut katılım fonu toplayan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu suçun bir işyeri bünyesinde işlenmesi hâlinde bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir.
Bu Kanuna göre alınması gereken izinleri almaksızın ticaret unvanlarında, her türlü belge, ilân ve reklamlarında veya kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda banka adını ya da banka gibi faaliyet gösterdikleri ya da banka gibi mevduat veya katılım fonu topladıkları izlenimini uyandıracak söz ve deyimleri kullanan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin görevlileri, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, bu işyerlerinin bir aydan bir yıla kadar, tekerrür hâlinde ise sürekli olarak kapatılmasına karar verilebilir.
Bu ayrımın savunma bakımından önemi büyüktür: dolandırıcılıkta fail başından itibaren parayı iade etmeme kastıyla hareket eder; izinsiz mevduat veya katılım fonu toplamada ise suç, izin alınmadan para toplanmasıyla oluşur ve ceza üç yıldan beş yıla kadar hapistir. Bankacılık Kanunu'ndaki suçlarda da soruşturma, ilgili kurumun yazılı başvurusuna bağlıdır.
İkinci dalga: “paranızı kurtarırız” diyenlere karşı hızlı müdahale
Fonu tasfiyeye giren yatırımcıya ulaşıp ön ödeme isteyen kişiler bakımından uygulanacak hüküm, çoğunlukla TCK m. 158/1-f ve, fail kendisini kamu görevlisi veya banka çalışanı olarak tanıtmışsa, (l) bendidir. Bu iki bent, 25.12.2025'te yürürlüğe giren CMK m. 128/A'nın kapsamındadır:
Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma – CMK m. 128/A (ilgili fıkralar)
Madde 128/A – (1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e),
b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent f ve l),
c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde 245),
suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.
(...)
(5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.
Tasfiye ödemesi için kimseye ön ödeme yapmayın. Tasfiyeden yapılacak ödeme, Kurul'un duyurduğu usulle ve tasfiyeyi yürüten kuruluşlar eliyle yapılır; bu ödemeyi hızlandırmak veya artırmak için “başvuru bedeli”, “dosya masrafı” ya da “vergi” adı altında şahıs hesabına para gönderilmesini gerektiren bir işlem yoktur. Size ulaşan kişi avukat olduğunu söylüyorsa baro sicil numarasını isteyin ve kayıtlı olduğunu söylediği baronun resmî kanallarından doğrulayın. Para gönderdiyseniz aynı gün bankanıza ve Cumhuriyet başsavcılığına başvurun; hesabın askıya alınabileceği süre 48 saattir.
Örgüt, İştirak ve İçtima: Kim, Hangi Suçtan Sorumlu Olur?
Büyük fon dosyalarında şüpheli sayısı onlarla ifade edilir: şirket ortakları, yönetim kurulu üyeleri, portföy yöneticileri, operasyon ve uyum çalışanları, aracı kurum personeli, hesabını kullandıran yakınlar ve sosyal medya hesabı yönetenler. Bu kişilerin sorumluluğu aynı değildir ve her biri için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Suç örgütü (TCK m. 220)
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma – TCK m. 220 (ilgili fıkralar)
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(...)
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(...)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
Örgüt isnadı iki yönden cezayı ağırlaştırır: ayrı bir suç olarak cezalandırılır ve amaç suçun cezasını artırır. Nitelikli dolandırıcılıkta örgüt faaliyeti çerçevesinde işleme hâlinde ceza bir kat (m. 158/3), aklamada yine bir kat (m. 282/4) artırılır. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinde ise örgüt faaliyeti çerçevesinde işlemeye bağlı bir artırım öngörülmemiştir. Bir şirkette görev almak örgüt üyeliği için yeterli değildir; süreklilik, hiyerarşi ve kişinin iradesini bu yapıya bağlaması ayrıca ispatlanmalıdır. Ücretli çalışanların örgüt üyeliği ve “haberim yoktu” savunması bakımından Yargıtay'ın aradığı ölçütleri Forex Dolandırıcılığı yazımızda, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 02.12.2025 tarihli kararı ışığında ayrıntılı olarak ele aldık; aynı ölçütler fon şirketlerinin çalışanları bakımından da geçerlidir.
Hesabını veya adını kullandıranlar
Manipülasyon dosyalarında işlemlerin önemli bir bölümü, asıl karar vericilerin değil, yakınlarının veya çalışanlarının adına açılmış hesaplardan yapılır. Hesap sahibinin sorumluluğu, hesabın ne amaçla kullanılacağını bilip bilmediğine bağlıdır: yanıltıcı izlenim uyandırma amacını bilerek hesabını tahsis eden kişi, katkısının ağırlığına göre fail (TCK m. 37) veya yardım eden (TCK m. 39) olarak sorumlu olur; hesabının bu amaçla kullanıldığını bilmeyen kişi bakımından ise kast yoktur. Burada sık yapılan bir hataya dikkat çekmek gerekir: TCK m. 158/4'teki yarı oranında indirim yalnızca 157 ve 158. maddelerdeki dolandırıcılık suçlarına iştirak bakımından geçerlidir. Hesabını piyasa dolandırıcılığında kullandıran kişi bu hükümden yararlanamaz; onun bakımından indirim ancak TCK m. 39'daki yardım etme hükümleriyle sağlanabilir. Hesap ve kart kullandırmaya ilişkin indirimin kapsamını TCK m. 158/4 Kapsamı ve Etkin Pişmanlık Sorunu yazımızda inceledik.
İçtima: hangi suçlardan birlikte ceza verilir?
| Birlikte gündeme gelen suçlar | İlişki | Sonuç |
|---|---|---|
| Piyasa dolandırıcılığı (SPKn m. 107) ve aklama (TCK m. 282) | Aklama, öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur (15. CD 21.11.2013) | Her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir |
| Piyasa dolandırıcılığı ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) | Borsada yapay fiyat oluşturup payları yatırımcıya satma, sermaye piyasası araçları üzerinde işlenen “özel bir dolandırıcılık türü”dür (15. CD 21.11.2013) | Aynı fiil bakımından özel norm olan m. 107 uygulanır; borsa dışında ayrı bir hileyle para alınmışsa m. 158 ayrıca değerlendirilir |
| İzinsiz faaliyet (SPKn m. 109/2) ve izahnamesiz halka arz (m. 109/1) | Kanun'da açık hüküm | Yalnızca m. 109/2'den ceza verilir ve ceza yarı oranında artırılır |
| İzinsiz faaliyet ve dolandırıcılık | Paranın gerçekten yatırıma konu edilip edilmediğine göre değişir | Gerçek işlem varsa m. 109/2; para hiç yatırıma konu edilmeden alıkonulmuşsa m. 158; iç içe hâllerde somut olaya göre değerlendirilir |
| Dolandırıcılık ve belgede sahtecilik (sahte dekont, sahte lisans, sahte sözleşme) | TCK m. 212: sahte belgenin başka bir suçun işlenmesi sırasında kullanılması | Hem sahtecilikten hem ilgili suçtan ayrı ayrı ceza verilir |
| Suç örgütü (TCK m. 220) ve amaç suçlar | TCK m. 220/4 | Örgüt suçundan ayrı, işlenen suçlardan da ceza verilir; m. 158/3 ve m. 282/4'teki artırımlar uygulanır |
| Farklı paylarda veya dönemlerde yinelenen işlemler | Zincirleme suç (TCK m. 43) ve davaların birleştirilmesi | Aynı suç işleme kararı kapsamındaki fiiller için tek ceza verilip artırım yapılması gündeme gelir; aynı sanıklar hakkındaki farklı dosyaların araştırılması gerekir |
İçtima – TCK m. 212
Madde 212- (1) Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.
Soruşturma ve Kovuşturma Usulü: SPK Başvurusu, Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Katılma
Kurul'un yazılı başvurusu olmadan soruşturma yapılamaz (SPKn m. 115)
Yazılı başvuru ve özel soruşturma usulleri – 6362 s. SPKn m. 115
MADDE 115 – (1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.
(2) Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.
(3) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı, Kurul meslek personelinden yararlanabilir. Bu suçlardan dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir.
(4) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi hâlinde, Kurul bu karara karşı itiraza yetkilidir.
(5) 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi, 109 uncu maddede yer alan suçlar bakımından da uygulanır.
Görev ve yetki – 6362 s. SPKn m. 116
MADDE 116 – (1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği asliye ceza mahkemeleri yetkilidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu şartın niteliğini şöyle özetlemiştir:
"Mülga 2499 sayılı Kanun’un 49. maddesinde; Kanun’un 47. maddesi kapsamına giren suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının, Kurul tarafından Cumhuriyet savcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı olduğu, bu başvuru ile Kurul’un aynı zamanda katılan sıfatını kazanacağı, 6362 sayılı Kanun’un 115. maddesinde ise; bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılmasının, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlı ve bu başvurunun muhakeme şartı niteliğinde olduğu, başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneğinin Kurula tebliğ edileceği ve Kurul’un aynı zamanda katılan sıfatını kazanacağı kabul edilmiştir." — Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.10.2021 tarihli, E. 2019/140, K. 2021/477 sayılı karar
Bu kuralın yatırımcı ve şüpheli açısından sonuçları şunlardır:
- Yatırımcı için: Piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali, güveni kötüye kullanma (m. 110) ve izinsiz faaliyet şüphesinde bireysel şikâyet, Kurul'un yazılı başvurusunun yerine geçmez. Bu şüpheler önce Kurul'a bildirilmelidir. Buna karşılık nitelikli dolandırıcılık ve aklama Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiştir; bu suçlar bakımından Kurul başvurusu aranmaz ve doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunulabilir.
- Şüpheli için: Müdafinin ilk denetleyeceği husus, Kurul'un yazılı başvurusunun bulunup bulunmadığı ve başvurunun hangi kişileri ve hangi fiilleri kapsadığıdır. Başvuruda yer almayan bir kişi veya fiil bakımından muhakeme şartının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca tartışılmalıdır.
- Vasıf değişikliği: Eylemin Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki özel suçu değil genel hükümlerdeki bir suçu oluşturduğu sonucuna varılırsa usul de değişir. Ceza Genel Kurulu'nun yukarıdaki kararında eylemin TCK m. 155/2 kapsamında kaldığı kabul edilince, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Görevli mahkeme ve zamanaşımı
| Suç | Soruşturma şartı | Görevli mahkeme | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| SPKn m. 107 | Kurul'un yazılı başvurusu (m. 115) | İhtisas mahkemesi olarak görevlendirilen asliye ceza mahkemesi (m. 116) | 8 yıl (üst sınır 5 yıl; TCK m. 66/1-e) |
| SPKn m. 109 | Kurul'un yazılı başvurusu | İhtisas asliye ceza mahkemesi | 8 yıl |
| SPKn m. 110/1 | Kurul'un yazılı başvurusu | İhtisas asliye ceza mahkemesi | 15 yıl (TCK m. 155/2'nin üst sınırı 7 yıl; TCK m. 66/1-d) |
| TCK m. 282/1 | Başvuru veya şikâyet şartı yok; resen soruşturulur | Asliye ceza mahkemesi | 15 yıl (üst sınır 7 yıl) |
| TCK m. 158 | Şikâyet şartı yok; resen soruşturulur | 25.12.2025'ten sonra açılan davalarda kural olarak asliye ceza mahkemesi (7571 sayılı Kanun) | 15 yıl (üst sınır 10 yıl) |
| TCK m. 220/1–2 | Resen soruşturulur | Asliye ceza mahkemesi | Kurma ve yönetme: 15 yıl; üyelik: 8 yıl |
| 5411 s. K. m. 150 | İlgili kurumun yazılı başvurusu | Asliye ceza mahkemesi | 8 yıl |
Zamanaşımı farkı, eylemin nitelendirilmesini uygulamada belirleyici kılar: aynı olgu piyasa dolandırıcılığı olarak nitelendirildiğinde sekiz, nitelikli dolandırıcılık veya aklama olarak nitelendirildiğinde on beş yıllık süre işler. Dava zamanaşımının hesabında suçun kanundaki cezasının üst sınırı esas alınır ve dosyadaki deliller itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller de gözetilir (TCK m. 66/3–4). Nitelikli dolandırıcılıkta görevli mahkemeye ilişkin değişikliğin ayrıntıları ve derdest dosyalara etkisi için Forex Dolandırıcılığı yazımızdaki “Görevli Mahkeme” bölümüne bakabilirsiniz.
Yatırımcı ceza davasına katılabilir mi?
Kamu davasına katılma – CMK m. 237/1
Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
Kurul, iddianamenin kabulüyle birlikte kanun gereği katılan sıfatını kazanır (SPKn m. 115/2). Bireysel yatırımcının piyasa dolandırıcılığı davasına katılması ise tartışmalıdır; çünkü Yargıtay “suçtan zarar görme” kavramını suçtan doğrudan doğruya zarar görme olarak anlamaktadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, yukarıda aktardığımız 21.11.2013 tarihli kararında, yalnızca belirli bir şirketin paylarındaki manipülatif hareketlerden zarar gördüğünü belirten küçük yatırımcıların, o paylarda işlem yaptığı iddia edilmeyen sanıklar bakımından davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığına karar vermiştir:
"Katılanlar vekilinin 03.12.2008 tarihli katılma talebini içeren dilekçe içeriğine göre müvekkillerinin sadece ... Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki manipülatif hareketlerden zarar gören küçük yatırımcılar olduğunu belirtmesi karşısında; haklarında adı geçen şirket hisseleri üzerinde usulsüz işlemler yaptığı iddiası bulunmayan sanıklar (...)'in eylemlerinden doğrudan zarar görmediği anlaşılmaktadır. (...)
(...) sanıklara yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen müştekilerin kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin (...) REDDİNE," — Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.11.2013 tarihli, E. 2013/25051, K. 2013/18189 sayılı karar (oybirliği)
Aynı kararda, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ret kararına yönelik yatırımcılar vekilinin temyizi ise incelenmiş ve hüküm bu temyiz üzerine bozulmuştur; yani Daire, yatırımcıların katılan sıfatını toptan reddetmemiş, zararın sanığın eylemiyle doğrudan bağını aramıştır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi de 27.04.2026 tarihli kararında, piyasa dolandırıcılığı davasında katılma talebi reddedilen bir şirketin temyizini şu gerekçeyle reddetmiştir:
"Yargılama konusu suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gören sıfatının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, ... A.S. vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE," — Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli, E. 2024/1452, K. 2026/5390 sayılı karar (şirket adı kaynakta gizlenmiştir)
Bu kararlardan çıkan pratik sonuç şudur: fon mağduru yatırımcının katılma talebi, zararı ile sanığın somut eylemi arasında doğrudan bağ kurulabildiği ölçüde kabul şansı taşır. Talepte hangi fonun katılma payına, hangi tarihte, hangi fiyattan sahip olunduğu; isnat edilen işlemlerin o fonun portföyündeki hangi paylara ilişkin olduğu ve zararın bu işlemlerden nasıl doğduğu somut olarak gösterilmelidir. Nitelikli dolandırıcılık isnadının bulunduğu sahte fon dosyalarında ise parasını kaptıran kişi suçun doğrudan mağdurudur ve katılma hakkı tartışmasızdır. Katılma talebi reddedilse dahi yatırımcının tazminat davası açma hakkı etkilenmez.
Mağdur Yatırımcı Ne Yapmalı? Tasfiye, Şikâyet ve Tazminat Yolları
Fonu işleme kapatılan veya sahte bir “fon” için para gönderen yatırımcının önünde birbirini dışlamayan dört yol vardır: idari süreç (tasfiye ve Kurul'a başvuru), ceza süreci (şikâyet ve katılma), hukuk süreci (tazminat) ve varsa hızlı koruma tedbirleri. Hangi yolun öncelikli olduğu, olayın yukarıda açıkladığımız üç görünümden hangisine girdiğine bağlıdır.
| Yol | Muhatap | Ne sağlar? |
|---|---|---|
| Tasfiye sürecinin takibi | Tasfiyeyi yürüten kuruluş; katılma payını aldığınız banka veya aracı kurum; Kurul duyuruları | Tasfiye bakiyesinden katılma payı oranında ödeme (SPKn m. 53/3) |
| Kurul'a şikâyet ve bilgi verme | Sermaye Piyasası Kurulu | İnceleme ve denetim; Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusu (m. 115); idari tedbir ve yaptırımlar |
| Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet | Cumhuriyet başsavcılığı | Nitelikli dolandırıcılık ve aklama bakımından doğrudan soruşturma; delil toplanması; malvarlığı tedbirleri |
| Hesabın askıya alınması | Banka, ödeme kuruluşu, kripto varlık hizmet sağlayıcısı | Sahte fon ve “para kurtarma” dolandırıcılığında 48 saate kadar askıya alma ve iade (CMK m. 128/A) |
| Kamu davasına katılma | Davaya bakan mahkeme | Dosyayı inceleme, delil ve tanık talebi, kanun yoluna başvurma; doğrudan zarar şartı aranır (CMK m. 237) |
| Tazminat davası | Görevli hukuk mahkemesi | Portföy yönetim şirketi, saklama kuruluşu ve kusuru bulunan kişilerden zararın tazmini (SPKn m. 52/4, m. 56) |
Yatırımcı Tazmin Merkezi zararı karşılar mı?
Fon mağdurlarının en sık sorduğu soru, zararın Yatırımcı Tazmin Merkezi'nden (YTM) karşılanıp karşılanmayacağıdır. Kanun'un tazmine ilişkin hükümleri şöyledir:
Yatırımcıların tazmini ve tazminin kapsamı – 6362 s. SPKn m. 82/1 ve m. 84 (ilgili fıkralar)
MADDE 82 – (1) Kurul, yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğinin veya kısa sürede yerine getiremeyeceğinin tespit edilmesi hâlinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Bu karar, durumun tespitinden itibaren üç ay içinde alınır. Kurulun, bu Kanun kapsamındaki tedbir yetkileri saklıdır.
MADDE 84 – (1) Tazminin kapsamını, yatırımcılara ait olan ve yatırım hizmeti ve faaliyeti veya yan hizmetler ile bağlantılı olarak yatırım kuruluşu tarafından yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme veya sermaye piyasası araçlarının teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan talepler oluşturur.
(2) Yatırımcıları tazmin kararı verilen kuruluşların yatırımcıları, bu madde kapsamında tazmin talep etme hakkına sahiptir. Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.
(3) 106 ncı ve 107 nci maddelerde yer alan suçlardan veya suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan mahkûm olan yatırımcılara ait talepler, söz konusu eylemlerle ilgili alacaklarla sınırlı olmak üzere, tazmin kapsamı dışındadır. Söz konusu suçlardan dolayı hakkında suç duyurusunda bulunulan kişilere yapılacak ödemeler anılan suçlara ilişkin soruşturmanın başlamasından mahkeme kararının kesinleşmesine kadar durur.
(...)
(5) Hak sahibi her bir yatırımcıya ödenecek azami tazmin tutarı yüz bin Türk Lirasıdır. Bu tutar her yıl ilan edilen yeniden değerleme katsayısı oranında artırılır. Kurulun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından toplam tazmin tutarı beş katına kadar artırılabilir. Bu sınır, hesap sayısı, türü ve para birimine bakılmaksızın, bir yatırımcının aynı kuruluştan olan taleplerinin tümünü kapsar. YTM tarafından ödenecek azami tutarın üzerinde kalan tutarın başka bir yatırımcıya ödenmesi amacıyla devredilmiş olması hâlinde devralana YTM tarafından ödeme yapılmaz.
Bu hükümlerden çıkan sonuç ihtiyatlı olmayı gerektirir. Tazmin sistemi, bir yatırım kuruluşunun yatırımcıya ait nakdi veya sermaye piyasası aracını teslim edememesi hâlinde ve Kurul'un tazmin kararı almasıyla devreye girer; piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar kapsam dışıdır (m. 84/2) ve ödenecek tutar yeniden değerleme oranında artırılan bir üst sınırla sınırlıdır. Bu nedenle fon portföyündeki varlıkların değer kaybından doğan zararın YTM'den karşılanması kural olarak beklenmemeli; Kurul'un bu yönde bir karar alıp almadığı resmî duyurulardan takip edilmelidir. Maddenin üçüncü fıkrası da dikkat çekicidir: piyasa dolandırıcılığı veya aklama nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulan kişilere yapılacak ödemeler, soruşturmanın başlamasından kararın kesinleşmesine kadar durur.
Tazminat davasında zamanaşımı
Haksız fiilden doğan tazminat istemlerinde zamanaşımı – 6098 s. TBK m. 72/1
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Haksız fiile dayanan taleplerde, fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanunlarındaki daha uzun zamanaşımı uygulanır. Yönetim şirketiyle aradaki ilişkiye vekâlet hükümlerinin kıyasen uygulanması (SPKn m. 52/4) nedeniyle sözleşmeye dayalı talepler bakımından süreler ayrıca hesaplanmalıdır. Tazminat davasında zararın miktarı tasfiye tamamlanmadan kesinleşmeyeceğinden, davanın zamanlaması ve türü (belirsiz alacak, kısmi dava veya tasfiye sonucunun beklenmesi) her yatırımcının durumuna göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Mağdur yatırımcı için 10 adımlık kontrol listesi
- Olayı sınıflandırın. Paranız Kurul kaydındaki gerçek bir fonda mı, yoksa fon adı kullanılarak gösterilen bir şahıs veya şirket hesabında mı? İlk durumda süreç tasfiye ve Kurul üzerinden, ikinci durumda doğrudan savcılık üzerinden işler.
- Belgeleri sabitleyin. Katılma payı alım satım dekontları, hesap ekstreleri, fonun adı ve kodu, işlem tarihleri ve fiyatları; yatırımı yaptığınız kanalın (banka, aracı kurum, platform) kayıtları.
- Size yapılan yönlendirmeleri saklayın. Fonu öneren kişi veya hesap, mesajlaşma grubu yazışmaları, sosyal medya paylaşımları, reklamlar; mesajları medya dâhil dışa aktarın.
- Resmî duyuruları takip edin. Tasfiyeye ilişkin usul, süre ve ödeme bilgilerini yalnızca Kurul'un, tasfiyeyi yürüten kuruluşun ve katılma payını aldığınız kurumun resmî kanallarından öğrenin.
- Kurul'a yazılı başvuruda bulunun. Manipülasyon, yanıltıcı yönlendirme veya ilişkili taraf işlemi şüphenizi somut verilerle (pay, tarih, hesap, paylaşım) bildirin; ceza soruşturması Kurul'un başvurusuna bağlıdır.
- Dolandırıcılık varsa aynı gün savcılığa ve bankaya başvurun. Sahte fon veya “para kurtarma” vaadiyle para gönderdiyseniz hesabın askıya alınması için 48 saatlik süre işlemektedir.
- Delil taleplerinizi yazılı sunun. Alıcı hesapların sahipleri ve hareketleri, arayan hatların aboneleri, şirketlerin Kurul nezdindeki yetkisi, benzer dosyalar; CMK m. 234 uyarınca delillerin toplanmasını isteme hakkınız vardır.
- Katılma talebinizi somutlaştırın. Hangi fonda, hangi tarihte, ne kadar katılma payına sahip olduğunuzu ve zararınızın isnat edilen işlemlerle bağını gösterin.
- Tazminat hakkınızı değerlendirin. Yönetim şirketinin, saklama kuruluşunun ve satışa aracılık eden kurumun sorumluluğunu, zamanaşımı sürelerini ve tasfiye sonucunu gözeterek hukuki değerlendirme alın.
- İkinci kez mağdur olmayın. Ön ödeme isteyen, sonuç garantisi veren veya kimliğini doğrulayamadığınız kişilere para göndermeyin; kişisel verilerinizi ve hesap bilgilerinizi paylaşmayın.
Şüpheli ve Sanık İçin: Fon Yöneticisi, Çalışan ve Hesap Sahibinin Savunması
Fon soruşturmalarında şüpheli sıfatını alan kişilerin büyük bölümü, kararları veren az sayıdaki kişinin çevresindeki çalışanlar, imza yetkilileri ve hesap sahipleridir. Bu kişilerin savunmasında başlangıç noktası, ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve piyasa dolandırıcılığı ile aklamanın yalnızca kasten işlenebildiğidir; birinci suçta yanıltıcı izlenim uyandırma amacı, ikincisinde ise kaynağı gizleme veya meşru gösterme maksadı ayrıca ispatlanmalıdır.
- Muhakeme şartını denetleyin. Kurul'un yazılı başvurusu var mı; başvuru sizi ve size isnat edilen fiili kapsıyor mu? Kapsamıyorsa bu husus ilk aşamada ileri sürülmelidir.
- İsnadı ayrıştırın. Hangi fon, hangi pay, hangi dönem ve hangi işlemler nedeniyle; SPKn m. 107/1 mi, 107/2 mi, m. 110 mu, TCK m. 282 mi, örgüt mü? Her isnadın unsurları ve delilleri farklıdır.
- Rolünüzü belgeleyin. Görev tanımı, imza sirküleri, yetki matrisi, yatırım komitesi ve yönetim kurulu kararları; işlem kararını kimin verdiği, emri kimin ilettiği.
- İşlemlerin ekonomik gerekçesini ortaya koyun. Alım satımların fon içtüzüğüne, yatırım stratejisine ve yazılı kararlara dayandığını; fiyat hareketinin kamuya açıklanmış gelişmelerle örtüştüğünü tarihleriyle gösterin. Yargıtay bu savunmayı tarih karşılaştırmasıyla denetlemektedir.
- Kurul raporunu teknik olarak inceleyin. İnceleme dönemi, “birlikte hareket eden grup” tanımı, kendinden kendine ve karşılıklı işlem oranları, fiyat yükseltici işlem hesabı; bu tespitlere karşı uzman görüşü ve bilirkişi incelemesi talep edin.
- Para akışını açıklayın. Kişisel ve yakın hesaplarınız ile fon ve bağlantılı hesaplar arasındaki transferlerin kaynağı ve nedeni; Yargıtay, hesaplar arasında açıklanamayan para akışını birlikte hareket iradesinin göstergesi saymakta, akış bulunmamasını ise lehe değerlendirmektedir.
- Aklama isnadını somutlaştırın. Hangi işlem aklama hareketi olarak gösteriliyor? Gelirin yalnızca bir hesaba yatırılması veya olağan harcanması tek başına aklama değildir; gizleme veya meşrulaştırma maksadının ispatını isteyin.
- Elkoyma kararını denetleyin. Kuvvetli şüphe gerekçesi, yirmi dört saatlik onay süreleri, üç aylık değer raporu ve el konulan değer ile isnat edilen menfaat arasındaki oran; gerekiyorsa itiraz edin.
- Etkin pişmanlık seçeneklerini zamanında değerlendirin. SPKn m. 107/3 ve m. 110/3'teki indirim oranları soruşturma ve kovuşturma evresine göre değişir; TCK m. 282/6 ise kovuşturma başlamadan önce malvarlığının ele geçirilmesini sağlayana cezasızlık tanır. Bu yollar isnadın kabulü anlamına gelebileceğinden kararı müdafiinizle birlikte verin.
- İdari süreçleri ayrıca takip edin. İşlem yasağı, lisans iptali ve idari para cezaları ceza davasından bağımsızdır; bu işlemlere karşı kanun yollarına süresi içinde başvurulmalıdır.
- Dijital delilin hukuka uygunluğunu sorgulayın. Bilgisayar ve telefonlarda yapılan arama ve kopyalama işlemlerinin CMK m. 134'e uygunluğu için CMK Madde 134'e Göre Elektronik Delillerin Hukuka Uygunluğu yazımıza bakabilirsiniz.
- İfadeden önce dosyayı öğrenin. Müdafi ile görüşmeden ve isnadın içeriğini öğrenmeden ifade vermeyin; şirketin işleyişine ilişkin genellemeler kendi bilginizin delili olarak okunabilir. Susma ve müdafi yardımından yararlanma hakkınız vardır (CMK m. 147).
Ceza ve Yaptırım Tablosu
Etkin pişmanlık – TCK m. 168 (ilgili fıkralar)
Madde 168- (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(...)
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
| Hüküm | Fiil | Ceza | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| SPKn m. 107/1 | İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı | 3–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası; para cezası menfaatten az olamaz | 8 yıl |
| SPKn m. 107/2 | Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı (menfaat sağlama şartıyla) | 3–5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası | 8 yıl |
| SPKn m. 110/1 | Güveni kötüye kullanma; örtülü kazanç aktarımı | TCK m. 155/2'ye göre; hapis cezası 3 yıldan az olamaz (üst sınır 7 yıl) | 15 yıl |
| SPKn m. 109/2 | İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti | 2–5 yıl hapis ve 5.000–10.000 gün adli para cezası | 8 yıl |
| TCK m. 282/1 | Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama | 3–7 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası | 15 yıl |
| TCK m. 282/2 | Suç gelirini bilerek satın alma, kabul etme, bulundurma, kullanma | 2–5 yıl hapis | 8 yıl |
| TCK m. 282/3–4 | Mesleğin icrası sırasında / örgüt faaliyeti çerçevesinde aklama | Hapis cezası yarı oranında / ceza bir kat artırılır | Nitelikli hâl dikkate alınır |
| TCK m. 158/1 | Nitelikli dolandırıcılık (sahte fon, kurum adı kullanma) | 3–10 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası; (f) ve (l) bentlerinde alt sınır 4 yıl, para cezası menfaatin iki katından az olamaz | 15 yıl |
| TCK m. 158/3 | Üç veya daha fazla kişiyle / örgüt faaliyeti çerçevesinde dolandırıcılık | Ceza yarı oranında / bir kat artırılır | Nitelikli hâl dikkate alınır |
| 5411 s. K. m. 150 | İzinsiz mevduat kabulü veya katılım fonu toplama | 3–5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası | 8 yıl |
| TCK m. 220/1–2 | Suç örgütü kurma, yönetme / üyelik | 5–10 yıl / 2–5 yıl hapis | 15 yıl / 8 yıl |
| SPKn m. 104 | Piyasa bozucu eylem (suç oluşturmayan) | 20.000–500.000 TL idari para cezası | İdari yaptırım |
Etkin pişmanlık bakımından üç ayrı rejim bulunduğuna dikkat edilmelidir. Nitelikli dolandırıcılıkta mağdurun zararının giderilmesi cezayı indirir (TCK m. 168). İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında ve örtülü kazanç aktarımında ödeme Hazine'ye yapılır ve soruşturma başlamadan önce yapılan ödeme cezasızlık sağlar (SPKn m. 107/3, m. 110/3). Aklamada ise ödeme değil, suç konusu malvarlığının ele geçirilmesinin sağlanması aranır (TCK m. 282/6). Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/2) için kanunda özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir.
Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası: Fon Dosyaları Nerede Yürütülür?
Sermaye piyasası suçlarında soruşturmalar, Kurul'un yazılı başvurusunu yaptığı Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür; portföy yönetim şirketlerinin ve aracı kurumların büyük bölümünün merkezi İstanbul'da bulunduğundan bu dosyalar uygulamada çoğunlukla İstanbul'da toplanmaktadır. Kovuşturma, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendirdiği asliye ceza mahkemelerinde görülür. Sahte fon ve “para kurtarma” dolandırıcılığında ise mağdur şikâyetini bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapabilir (CMK m. 158); Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla gibi Anadolu Yakası ilçelerinde yaşayanların şikâyetleri uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmaktadır. Büromuzun Kartal Cevizli'de, İstanbul Anadolu Adliyesi'ne yakın konumda bulunması; ifade, elkoyma kararına itiraz ve hesabın askıya alınması gibi saatlerle sınırlı işlemlerde pratik bir avantaj sağlar. Bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarına ilişkin genel çerçeve için Bilişim Suçu Avukatı: Kadıköy ve İstanbul'da Bilişim Suçları rehberimize bakabilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku, bilişim suçları ve ekonomik suçlar alanlarında çalışmakta; LimanLegal Hukuk Bürosu'nda nitelikli dolandırıcılık, sermaye piyasası suçları, suç gelirlerinin aklanması ve örgüt isnatlarını içeren dosyalarda hem mağdur ve katılan vekilliği hem de şüpheli ve sanık müdafiliği yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun metinleri resmî mevzuat bilgi sistemindeki konsolide hâlleriyle; mahkeme kararları ise karar veri tabanlarındaki tam metinlerinden birebir alıntılanmış, kararlarda geçen kişi ve şirket adları “...” ile gizlenmiştir. Eylül 2026 fon sürecine ilişkin bilgiler, Kurul'un duyurularına ve basına yansıyan haberlere dayanmaktadır; soruşturma sürdüğünden bu bilgiler yazının güncelleme tarihi itibarıyla geçerlidir.
Fon Dolandırıcılığı Dosyalarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu
Fon dosyalarında zaman her iki taraf için de belirleyicidir: yatırımcı için delillerin sabitlenmesi, Kurul'a ve savcılığa başvuru ile tazminat sürelerinin takibi; şüpheli için ise ilk ifade, malvarlığı tedbirlerine itiraz ve etkin pişmanlık sürelerinin doğru yönetilmesi.
Fonunuz tasfiyeye alındıysa, sahte bir fon veya “para kurtarma” vaadi nedeniyle para gönderdiyseniz ya da bir portföy yönetim şirketi veya aracı kurumla bağlantınız nedeniyle ifadeye çağrıldıysanız, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.
İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde nitelikli dolandırıcılık, sermaye piyasası suçları ve suç gelirlerinin aklanması dosyalarında mağdur vekilliği ve müdafilik hizmeti sunmaktadır.
Hemen İletişime GeçinSıkça Sorulan Sorular (SSS)
Fon dolandırıcılığı nedir?
Fon dolandırıcılığı, yatırım fonu adı, yapısı veya görüntüsü kullanılarak tasarruf sahiplerinin zarara uğratıldığı eylemlerin ortak adıdır; kanunda bu isimle düzenlenmiş bağımsız bir suç yoktur. Üç görünümü vardır: gerçek bir fonun portföyündeki paylarda yapay fiyat oluşturulması, hiç var olmayan veya izinsiz bir fon adına para toplanması ve fonu tasfiyeye giren yatırımcılardan para kurtarma vaadiyle ön ödeme alınması. Her birinde uygulanacak suç tipi ve başvuru yolu farklıdır.
Fon dolandırıcılığı hangi suçu oluşturur?
Olayın niteliğine göre değişir. Gerçek bir fonun portföyündeki paylarda yapay fiyat oluşturulmuşsa 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 107'deki piyasa dolandırıcılığı; elde edilen gelir gizlenmiş veya yurt dışına çıkarılmışsa TCK m. 282'deki aklama; fon kaynakları ilişkili kişilere aktarılmışsa SPKn m. 110'daki güveni kötüye kullanma; sahte veya izinsiz bir fon adına para toplanmışsa TCK m. 158'deki nitelikli dolandırıcılık ve SPKn m. 109'daki izinsiz sermaye piyasası faaliyeti gündeme gelir. Yapı hiyerarşik ve sürekliyse TCK m. 220 de uygulanabilir.
Fonum değer kaybetti, bu dolandırıcılık mıdır?
Tek başına hayır. Fon portföyündeki pay, tahvil veya diğer varlıkların fiyatının düşmesinden doğan zarar, yatırımın olağan riskidir ve suç oluşturmaz. Ceza hukuku bakımından belirleyici olan, zararın arkasında yapay fiyat oluşturma, yalan veya yanıltıcı bilgilendirme, fona emanet edilen varlığın amaç dışı kullanımı ya da hileyle para toplama gibi bir fiilin bulunup bulunmadığıdır. Bu tür olgular varsa önce Sermaye Piyasası Kurulu'na, dolandırıcılık söz konusuysa doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına başvurulmalıdır.
Piyasa dolandırıcılığı (manipülasyon) nedir?
Piyasa dolandırıcılığı, 6362 sayılı Kanun m. 107'de düzenlenen ve kamuoyunda manipülasyon olarak bilinen suçtur. Birinci fıkraya göre sermaye piyasası araçlarının fiyatı, fiyat değişimi veya arz ve talebi hakkında yanlış ya da yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yapmak, emir vermek, emir iptal etmek, emir değiştirmek veya hesap hareketi gerçekleştirmek suçtur. İkinci fıkra ise yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, söylenti, haber, yorum ya da raporla fiyatı veya yatırımcı kararını etkileyip menfaat sağlamayı cezalandırır.
Piyasa dolandırıcılığının cezası nedir?
İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığında (SPKn m. 107/1) ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezasıdır; adli para cezası suçun işlenmesiyle elde edilen menfaatten az olamaz. Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığında (m. 107/2) ceza üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Hapis cezasının alt sınırı, 20.02.2020 tarihli 7222 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle iki yıldan üç yıla çıkarılmıştır; önceki fiillerde lehe olan eski sınır uygulanır.
İşlem bazlı ve bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı arasındaki fark nedir?
İşlem bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/1) borsadaki işlemlerle işlenir: yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yapmak, emir vermek, iptal etmek veya değiştirmek yeterlidir ve failin menfaat elde etmesi şart değildir. Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/2) ise yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi, haber, yorum veya raporla işlenir ve kanun failin bu suretle menfaat sağlamasını arar. Yargıtay 7. Ceza Dairesi 20.04.2026 tarihli kararında, somut menfaat tespit edilemediği için verilen beraat kararını onamıştır.
Sosyal medyada fon veya hisse tavsiyesi vermek suç mudur?
Her tavsiye suç değildir. SPKn m. 107/2'ye göre suçun oluşması için paylaşımın yalan, yanlış veya yanıltıcı olması, sermaye piyasası aracının fiyatını, değerini veya yatırımcıların kararını etkilemek amacıyla yapılması ve paylaşımı yapanın bu suretle menfaat sağlaması gerekir. Örneğin önceden alınan payın takipçilere satılması bu menfaati gösterebilir. Ayrıca yatırım danışmanlığı Kurul iznine tabi olduğundan, izinsiz ve ücret karşılığı kişiye özel yönlendirme yapılması izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (m. 109/2) bakımından da değerlendirilir.
Piyasa dolandırıcılığı ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 21.11.2013 tarihli, E. 2013/25051, K. 2013/18189 sayılı kararında borsa manipülasyonunu sermaye piyasası araçları üzerinde gerçekleştirilebilen özel bir dolandırıcılık türü olarak tanımlamıştır. Borsada yapay fiyat oluşturulmuşsa özel norm olan SPKn m. 107 uygulanır; ceza üç yıldan beş yıla kadar hapistir, soruşturma Kurul'un yazılı başvurusuna bağlıdır ve zamanaşımı sekiz yıldır. Sahte fon veya hileyle doğrudan para alınmışsa TCK m. 158 uygulanır; ceza üç yıldan on yıla kadar hapistir, başvuru şartı yoktur ve zamanaşımı on beş yıldır.
Kara para aklama suçu nedir ve cezası ne kadardır?
TCK m. 282/1'e göre alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini yurt dışına çıkaran ya da gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru yolla elde edildiği kanaatini uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suç belli bir meslek sahibi tarafından mesleğin icrası sırasında işlenirse hapis cezası yarı oranında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza bir kat artırılır.
Suç gelirini başkasının hesabına yatırmak aklama mıdır?
Tek başına değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 25.03.2026 tarihli, E. 2021/15986, K. 2026/5148 sayılı kararında, suçtan elde edilen menfaatin yalnızca başka bir sanığın hesabına yatırılmasını aklama saymamış; sanıkların parayı yurt dışına çıkarmaları, kaynağını gizlemeleri veya meşru yolla edinildiği kanaatini oluşturmak maksadıyla işleme tabi tutmaları gerektiğini belirterek mahkûmiyeti bozmuştur. 3. Ceza Dairesi de 29.12.2022 tarihli kararında, gelirin hangi aklama işlemine tabi tutulduğu gösterilmeden mahkûmiyet kurulamayacağını kabul etmiştir.
Aklama suçundan ceza verilmesi için öncül suçtan mahkûmiyet şart mıdır?
Yargıtay'a göre aklama, kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur. Bununla birlikte malvarlığı değerinin bir suçtan kaynaklandığı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 27.11.2012 tarihli, E. 2011/6541, K. 2012/27728 sayılı kararında, yabancı bir fonun temsilcisi hakkındaki dosyada, öncül suç olan manipülasyondan açılan davada verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesini ve Kurul ile MASAK raporlarının tartışılmasını istemiştir. Öncül suç ispatlanamazsa aklama isnadı da dayanaksız kalır.
Fon dolandırıcılığında savcılığa doğrudan şikâyet edebilir miyim?
Suçun türüne bağlıdır. Sermaye Piyasası Kanunu'nda tanımlanan piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali, güveni kötüye kullanma ve izinsiz faaliyet suçlarında soruşturma, Kurul'un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır (m. 115); bireysel şikâyet bu başvurunun yerine geçmez, bu nedenle şüpheler önce Kurul'a bildirilmelidir. Sahte fon, sahte uygulama veya para kurtarma vaadiyle dolandırıldıysanız nitelikli dolandırıcılık söz konusudur ve doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa şikâyette bulunabilirsiniz.
SPK başvurusu olmadan sermaye piyasası suçlarından soruşturma yapılabilir mi?
Hayır. SPKn m. 115/1'e göre bu Kanun'da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır ve bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 14.10.2021 tarihli, E. 2019/140, K. 2021/477 sayılı kararında bu niteliği açıkça vurgulamıştır. Başvuru üzerine dava açılırsa Kurul, iddianamenin kabulüyle katılan sıfatını kazanır. Aklama ve nitelikli dolandırıcılık suçları ise bu şarta tabi değildir.
Fon dolandırıcılığı davasına hangi mahkeme bakar?
Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçlarda görevli mahkeme, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendirdiği asliye ceza mahkemeleridir (SPKn m. 116). Aklama suçunda da cezanın üst sınırı yedi yıl olduğundan kural olarak asliye ceza mahkemesi görevlidir. Nitelikli dolandırıcılık, 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun'la ağır ceza mahkemesinin görev listesinden çıkarıldığından, bu tarihten sonra açılan davalar kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür.
Fon dolandırıcılığında zamanaşımı ne kadardır?
Dava zamanaşımı, suçun kanundaki cezasının üst sınırına göre belirlenir (TCK m. 66). Piyasa dolandırıcılığında ve izinsiz sermaye piyasası faaliyetinde üst sınır beş yıl olduğundan süre sekiz yıldır. Aklamada üst sınır yedi yıl, nitelikli dolandırıcılıkta on yıl ve SPKn m. 110'un atıf yaptığı TCK m. 155/2'de yedi yıl olduğundan bu suçlarda süre on beş yıldır. Bu fark nedeniyle eylemin hangi suç olarak nitelendirildiği zamanaşımını doğrudan etkiler.
Tasfiye edilen fondaki param ne olacak?
SPKn m. 53 uyarınca fonun malvarlığı, portföy yönetim şirketinin ve saklama kuruluşunun malvarlığından ayrıdır; haczedilemez ve tasfiyede yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. Ödenecek tutar, portföydeki varlıkların paraya çevrilmesiyle oluşan tasfiye bakiyesindeki payınıza göre belirlenir; bu nedenle varlıkların gerçekleşen değeri kayıtlı değerin altındaysa ödeme de azalır. Tasfiye usulü ve süresi Kurul tarafından belirlenir; bilgileri yalnızca resmî duyurulardan takip edin.
Yatırımcı Tazmin Merkezi fon zararını öder mi?
Kural olarak beklenmemelidir. SPKn m. 82 ve 84'e göre tazmin sistemi, bir yatırım kuruluşunun yatırımcıya ait nakdi veya sermaye piyasası aracını teslim yükümlülüğünü yerine getirememesi ve Kurul'un tazmin kararı alması hâlinde devreye girer. Kanun, yatırımcıların piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlarının tazmin kapsamında olmadığını açıkça belirtir (m. 84/2) ve ödenecek tutar için üst sınır öngörür. Kurul'un bu yönde bir karar alıp almadığı resmî duyurulardan takip edilmelidir.
Fon mağduru yatırımcı ceza davasına katılabilir mi?
Katılma için suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olmak gerekir (CMK m. 237). Yargıtay 15. Ceza Dairesi 21.11.2013 tarihli kararında, belirli bir paydaki manipülasyondan zarar gören küçük yatırımcıların, o payda işlem yaptığı iddia edilmeyen sanıklar bakımından katılma hakkı bulunmadığına karar vermiştir. 7. Ceza Dairesi de 27.04.2026 tarihli kararında bir şirketin katılma talebini aynı gerekçeyle yerinde görmemiştir. Bu nedenle talepte zarar ile sanığın somut eylemi arasındaki bağ gösterilmelidir. Sahte fon dolandırıcılığında ise katılma hakkı tartışmasızdır.
Portföy yönetim şirketi ve saklama kuruluşu zarardan sorumlu mudur?
Hukuki sorumlulukları gündeme gelebilir. SPKn m. 52/4 uyarınca portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye vekâlet hükümleri kıyasen uygulanır; m. 55/6 şirketin katılma payı sahiplerinin çıkarlarını gözetmesini zorunlu kılar. M. 56/2'ye göre saklama kuruluşu, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur ve katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır. Sorumluluğun kapsamı, kusur ve zarar miktarı her dosyada ayrıca ispatlanmalıdır.
Fon soruşturmasında malvarlığıma neden el konuldu, itiraz edebilir miyim?
CMK m. 128'deki elkoyma kataloğunda Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki suçlar yer almaz; malvarlığına elkoyma çoğunlukla aklama isnadına ve 5549 sayılı Kanun m. 17'ye dayanır. Bu hükme göre aklama suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe gerekir; savcının gecikmesinde sakınca bulunan hâlde verdiği karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur ve suçtan elde edilen değere ilişkin rapor üç ay içinde alınmazsa karar hükümsüz kalır. Karara karşı itiraz edilebilir; itirazda şüphenin dayanağı ve el konulan değerin ölçülülüğü tartışılmalıdır.
Portföy yönetim şirketinde çalışıyordum, sorumlu olur muyum?
Otomatik olarak hayır. Piyasa dolandırıcılığı ve aklama yalnızca kasten işlenebilir; bir şirkette çalışmış olmak, yanıltıcı izlenim uyandırma amacını veya paranın suçtan kaynaklandığını bildiğiniz anlamına gelmez. Sorumluluk, görev tanımınıza, işlem kararını kimin verdiğine, emirleri kimin ilettiğine, kişisel hesaplarınız ile fon hesapları arasında para akışı bulunup bulunmadığına göre belirlenir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 14.11.2013 tarihli kararında, portföy yöneticisi hakkındaki soyut iddiaya dayanan davada beraat kararını onamıştır.
Hesabımı başkasına kullandırdım, piyasa dolandırıcılığından sorumlu olur muyum?
Hesabınızın yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla kullanılacağını bilerek tahsis ettiyseniz, katkınızın ağırlığına göre fail veya yardım eden olarak sorumlu olabilirsiniz; bunu bilmiyorsanız kast yoktur. TCK m. 158/4'teki yarı oranında indirim yalnızca 157 ve 158. maddelerdeki dolandırıcılık suçlarına iştirak bakımından geçerlidir; piyasa dolandırıcılığında uygulanmaz. Bu suçta indirim ancak TCK m. 39'daki yardım etme hükümleriyle sağlanabilir. Hesap açılış belgeleri, vekâletnameler, IP kayıtları ve para akışı savunmada belirleyicidir.
Piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık var mıdır?
Yalnızca işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı (m. 107/1) için vardır. SPKn m. 107/3'e göre fail, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazineye öderse; soruşturma başlamadan önce ödemede cezaya hükmolunmaz, soruşturma evresinde ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar üçte bir oranında indirilir. Bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı için böyle bir hüküm yoktur. Aklamada ise TCK m. 282/6 ayrı bir cezasızlık nedeni öngörür.
Sahte fon veya sahte yatırım grubuna para gönderdim, ne yapmalıyım?
Aynı gün üç adım atın: kendi bankanıza ve parayı gönderdiğiniz hesabın bankasına yazılı bildirimde bulunun, Cumhuriyet başsavcılığına dekont, IBAN, işlem saatleri ve yazışmalarla birlikte şikâyette bulunun ve tüm mesajları, grup adlarını, uygulama ve hesap bilgilerini silinmeden kaydedin. CMK m. 128/A uyarınca nitelikli dolandırıcılığın (f) ve (l) bentleri kapsamındaki eylemlerde banka veya ödeme kuruluşu suçta kullanılan hesabı kırk sekiz saate kadar askıya alabilir; el konulan para mağdura ait olduğu anlaşılırsa soruşturma evresinde iade edilir.
Paranızı kurtarırız diyerek ön ödeme isteyenler dolandırıcı mıdır?
Büyük olasılıkla evet. Tasfiye ödemesi, Kurul'un duyurduğu usulle ve tasfiyeyi yürüten kuruluşlar eliyle yapılır; bu ödemeyi hızlandırmak veya artırmak için şahıs hesabına başvuru bedeli, dosya masrafı ya da vergi adı altında para gönderilmesini gerektiren bir işlem yoktur. Basına yansıyan haberlere göre fon mağdurlarına kendisini avukat, danışman veya görevli olarak tanıtan kişiler ulaşmakta ve ön ödeme aldıktan sonra kaybolmaktadır. Bu eylem ayrı bir nitelikli dolandırıcılık suçudur; para gönderdiyseniz aynı gün bankanıza ve savcılığa başvurun.
Savcılık basit yalan diyerek takipsizlik verdi, ne yapabilirim?
Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilirsiniz (CMK m. 173/1). Yargıtay 11. Ceza Dairesi 27.04.2026 tarihli, E. 2025/5760, K. 2026/4544 sayılı kararında, yatırım danışmanı gibi arayan kişilerin yönlendirmesiyle para gönderen şikâyetçinin araştırma yapmadığı gerekçesiyle verilen takipsizliğe yönelik itirazın reddini kanun yararına bozmuş; hesap ve hat sahiplerinin, şirket yetkililerinin, şirketlerin Kurul nezdindeki yetkisinin ve benzer dosyaların araştırılmasını istemiştir. İtirazda bu araştırmalar tek tek talep edilmelidir.
Banka çalışanı özel fon veya gizli hesap vaadiyle paramı aldı, hangi suç oluşur?
Yargıtay bu tür eylemleri dolandırıcılık olarak kabul etmektedir. 15. Ceza Dairesi 31.05.2016 tarihli kararında, bankada kayıt dışı gizli bir referans hesap bulunduğunu ve yüksek faiz verildiğini söyleyerek para toplayan eski banka çalışanının mahkûmiyetini onamış; 08.04.2021 tarihli kararında ise bankada yüksek getirili bir tahvil oluşturulduğunu söyleyerek aldığı parayı kendi hesabına geçiren çalışanın eylemini bankanın araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) saymıştır. Bankanın hukuki sorumluluğu ayrıca hukuk davasında değerlendirilir.
İzinsiz fon yönetmek veya başkalarının parasını yönetmek suç mudur?
Evet. Portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı Kurul iznine tabidir; izinsiz olarak sermaye piyasasında faaliyette bulunanlar SPKn m. 109/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi 14.10.2024 tarihli, E. 2024/768, K. 2024/8652 sayılı kararında, yurt dışında portföy yönettiğini söyleyerek müşterilerle sözleşme yapan ve paraları yurt dışındaki şirket hesabına aktaran sanığın mahkûmiyetini onamıştır. Para hiç yatırıma konu edilmemişse eylem dolandırıcılığa döner.
SPK'nın işlem yasağı bir ceza mıdır?
Hayır, idari bir tedbirdir. SPKn m. 101/1 uyarınca Kurul, piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı fiillerini işlediğine dair makul şüphe bulunan kişiler hakkında borsalarda geçici veya sürekli işlem yapılmasının yasaklanması dâhil çeşitli tedbirler alabilir. Bu tedbir mahkûmiyet şartına bağlı değildir ve ceza davasından bağımsızdır. Ayrıca fiil suç oluşturmuyorsa m. 104 uyarınca yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilebilir.
Kadıköy veya Kartal'da yaşıyorum; fon dolandırıcılığı için nereye başvurmalıyım?
Sahte fon veya para kurtarma vaadiyle dolandırıldıysanız şikâyetinizi bulunduğunuz yerdeki Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapabilirsiniz (CMK m. 158); Kadıköy, Kartal, Ataşehir, Maltepe, Üsküdar, Ümraniye, Pendik ve Tuzla'da yaşayanların şikâyetleri uygulamada çoğunlukla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmaktadır. Gerçek bir fona ilişkin manipülasyon şüphesinde ise başvuru Sermaye Piyasası Kurulu'na yapılmalıdır. Hesabın askıya alınabileceği süre kırk sekiz saat olduğundan dolandırıcılıkta aynı gün başvurmak önemlidir.
Önemli: Her fon dosyasının olguları, işlem kayıtları ve delil durumu farklıdır. Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel hukuki görüş ve yatırım tavsiyesi yerine geçmez. Yazıda değinilen soruşturma sürmektedir; hakkında işlem yapılan kişi ve kuruluşlar bakımından masumiyet karinesi geçerlidir. Yatırımcılar için başvuru ve zamanaşımı süreleri, şüpheliler için ise ifade, elkoymaya itiraz ve etkin pişmanlık süreleri sonuca doğrudan etki eder; bu nedenle gecikmeden bir avukattan destek almanızı öneririz.
Kaynaklar ve dayanaklar
— 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 3, 21, 52, 53, 54, 55, 56, 82, 84, 96, 101, 104, 106, 107, 109, 110, 111, 112, 115, 116 (mevzuat.gov.tr)
— 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 37, 39, 43, 55, 66, 155, 157, 158, 168, 212, 220, 282 (mevzuat.gov.tr)
— 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 128, 128/A, 134, 147, 158, 173, 234, 237 (mevzuat.gov.tr)
— 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun m. 2, 4, 13, 17 (mevzuat.gov.tr)
— 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 150 (mevzuat.gov.tr)
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 (mevzuat.gov.tr)
— 7222 sayılı Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun m. 38 (RG 25.02.2020)
— 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG 25.12.2025, S. 33118)
— Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.10.2021, E. 2019/140, K. 2021/477
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 27.04.2026, E. 2024/1452, K. 2026/5390
— Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.04.2026, E. 2025/5760, K. 2026/4544
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 20.04.2026, E. 2024/3800, K. 2026/4673
— Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 25.03.2026, E. 2021/15986, K. 2026/5148
— Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 15.06.2026, E. 2026/536, K. 2026/6495
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/18152, K. 2025/7328
— Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 14.10.2024, E. 2024/768, K. 2024/8652
— Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 29.12.2022, E. 2022/1394, K. 2022/10271
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 08.04.2021, E. 2017/36675, K. 2021/4320
— Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 11.09.2019, E. 2019/30364, K. 2019/11098
— Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 11.02.2019, E. 2018/7815, K. 2019/4066
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 31.05.2016, E. 2016/1376, K. 2016/5608
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 10.03.2016, E. 2014/14001, K. 2016/2493
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 21.11.2013, E. 2013/25051, K. 2013/18189
— Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 14.11.2013, E. 2012/7544, K. 2013/17597
— Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 27.11.2012, E. 2011/6541, K. 2012/27728
— Sermaye Piyasası Kurulu, 2026/60 ve 2026/61 sayılı Kurul Bültenleri (spk.gov.tr)
— Anadolu Ajansı, “SPK, fonların tasfiyesinde süreyi 6 aya çıkardı”, 21.09.2026
— Habertürk, “SPK'dan tasfiye edilen fonlar için ödeme açıklaması”, 28.09.2026
— Cumhuriyet, fon soruşturmasındaki tedbirlere ilişkin haber, 28.09.2026
— Haber7, fon soruşturmasında malvarlığı tedbirine ilişkin haber, 30.09.2026
— Türkiye gazetesi, fon mağdurlarına yönelik ikinci dalga dolandırıcılığa ilişkin haber, 22.09.2026
Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity