Fon Dolandırıcılığında Bankaların Tazminat Sorumluluğu

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/Fon Dolandırıcılığında Bankaların Tazminat Sorumluluğu
•Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

Fon Dolandırıcılığında Bankaların Tazminat Sorumluluğu: TEFAS'ta Satım Talimatının Yolu ve Bankanın Hukuki Sorumluluğu

Fon dolandırıcılığında bankanın tazminat sorumluluğu, fonun değer kaybetmesinden kendiliğinden doğmaz; bankanın o işlemde üstlendiği role ve bu rolün gerektirdiği özen borcunu yerine getirip getirmediğine bağlıdır. Yatırım fonu katılma payını müşterisine satan banka, kural olarak fonun borçlusu değil, dağıtım kuruluşudur: satım (iade) talimatını Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletir, parayı ise fon öder. Takasbank'ın 20 Temmuz 2026'da uygulamaya aldığı TEFAS Uygulama Esasları'na göre satış işlemlerinde karşı taraf fonun operatör üyesidir ve bu yükümlülük için teminat alınmaz (m. 23/9). Buna karşılık banka; riskleri bildirmemişse, uygun olmayan ürünü önermişse, getiri vaadinde bulunmuşsa, talimatı hiç veya geç iletmişse ya da zarar kendi çalışanının veya güvenlik zafiyetinin sonucuysa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112, 116 ve 506. maddeleri uyarınca zararı gidermek zorundadır. Bu rehberde, İstanbul'da ceza, bilişim ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak; fon satım talimatının bankadan TEFAS'a ve fona uzanan teknik yolunu, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla başlayan tasfiye sürecini ve bankanın hangi hâllerde tazminat ödemekle yükümlü olduğunu kanun, tebliğ ve Yargıtay kararlarının birebir metinleriyle anlatıyoruz.

Kısa cevaplar

  • Banka, sattığı fonun zararından sorumlu mudur? Kendiliğinden hayır. Piyasa fiyat hareketinden doğan zarar yatırımcıya aittir. Banka; aydınlatma, risk bildirimi, uygunluk değerlendirmesi, talimata uygun ifa ve özen borçlarından birini ihlal etmiş ve zarar bu ihlalden doğmuşsa sorumlu olur (TBK m. 112, m. 506; III-39.1 sayılı Tebliğ m. 24–25, m. 33).
  • Fon satım talimatı verdiğimde parayı kim öder? Fon. TEFAS'ta satış işlemlerinde karşı taraf fonun operatör üyesidir (uygulamada kurucu portföy yönetim şirketi); banka talimatı ileten fon dağıtım kuruluşudur. Takasbank takasın tamamlanacağını garanti etmez (TEFAS Uygulama Esasları m. 11/3, m. 23/9).
  • Talimat saat kaça kadar verilirse o günün valörüne girer? TEFAS'ta ileri valörlü işlemler için valör atlatma saati tam iş günlerinde 13.30'dur; kurucu, izahnamede belirtmek kaydıyla daha erken bir saat belirleyebilir (Uygulama Esasları m. 12, m. 13).
  • 17 Eylül 2026'da verilen satım talimatlarına ne oldu? SPK'nın 28 Eylül 2026 tarihli duyurusuna göre o gün ilgili fonlar için TEFAS'a iletilen tüm talimatlar platform tarafından iptal edilmiştir; sahiplerine tasfiye bakiyesinden pay oranında ödeme yapılacaktır.
  • Bankanın “talimat verilmedi” savunması karşısında ispat yükü kimdedir? Sözlü ve elektronik emrin varlığını yatırım kuruluşu ispatlar; ancak emir verdiği hâlde işlem yapılmadığını ileri süren müşteri, emri verdiğini ispatla yükümlüdür (III-45.1 sayılı Tebliğ m. 8/3–4). Risk bildiriminin yapıldığını ispat yükü ise bankadadır (III-39.1 m. 25/6).
  • Yatırımcı Tazmin Merkezi fon zararını karşılar mı? Piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar tazmin kapsamında değildir (6362 sayılı Kanun m. 84/2).
  • Dava hangi mahkemede açılır? İçtihat yeknesak değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.05.2018 tarihli kararında finansal işlem amacıyla hizmet alan kişiyi tüketici saymamış; buna karşılık Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 04.12.2025 tarihli kararında yatırım hesabı açmanın ticari amaç anlamına gelmediğini kabul etmiştir. Her iki yolda da dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır.

“Fon Dolandırıcılığı” Hangi Olayları Anlatır? Bankanın Dört Farklı Rolü

“Fon dolandırıcılığı” kanunda tanımlanmış bağımsız bir suç ya da tek tip bir uyuşmazlık değildir. Kamuoyunda aynı adla anılan olaylar, bankanın konumu bakımından birbirinden tamamen farklı hukuki rejimlere tabidir. Tazminat davasında ilk yapılması gereken, bankanın o olaydaki rolünü doğru tespit etmektir; çünkü sorumluluğun dayanağı, ispat yükü ve zamanaşımı bu role göre değişir.

Fon uyuşmazlıklarında olay tipi, bankanın rolü ve sorumluluğun dayanağı
Olay tipi Bankanın rolü Sorumluluğun dayanağı
Fonun kendisinde sorun: fon portföyündeki varlıklar değer kaybeder veya nakde çevrilemez; iade talimatları karşılanamaz (Eylül 2026'da tasfiyesine karar verilen fonlar) Fon dağıtım kuruluşu (talimatı TEFAS'a ileten yatırım kuruluşu); bazı hâllerde portföy saklayıcısı Aydınlatma, risk bildirimi, uygunluk, talimata uygun ifa ve özen borcu (TBK m. 112, m. 505–506; III-39.1 m. 24–25, m. 33); saklayıcı için 6362 sayılı Kanun m. 56
Banka çalışanının suistimali: “fon işlemi için” alınan imzalı boş dekontla veya “özel fon” vaadiyle paranın zimmete geçirilmesi Adam çalıştıran ve borcunu yardımcı kişi eliyle ifa eden sözleşme tarafı TBK m. 66 ve m. 116; bankanın çalışanını seçme ve denetleme yükümlülüğü
Hesabın ele geçirilmesi: müşterinin hesabındaki fonların üçüncü kişilerce internet veya mobil bankacılık üzerinden bozdurulup paranın başka hesaba aktarılması Sistemi kuran, işleten ve hesaptaki varlığı korumakla yükümlü güven kurumu Sözleşmeden doğan özen borcu; müşterinin kusurunu ispat yükü bankada
Sahte fon veya izinsiz platform: gerçekte var olmayan bir “fon”a ya da SPK izni bulunmayan bir yapıya para gönderilmesi Yalnızca ödemeye aracılık eden kuruluş (gönderen veya alıcı hesabın bankası) Kural olarak ceza soruşturması ve hesabın askıya alınması yolu; bankanın sorumluluğu ancak kendi kusuru varsa

Bu yazı ağırlıklı olarak ilk üç duruma, yani bankanın bizzat müşterisine hizmet sunduğu hâllere odaklanmaktadır. Sahte platformlara para gönderilmesi ve olayın ceza hukuku boyutu için Fon Dolandırıcılığı ve Bu Kapsamda İşlenen Diğer Suçlar ile Banka ve Kripto Hesaplarının Askıya Alınması: CMK m. 128/A başlıklı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Yatırım Fonunun Hukuki Yapısı: Kurucu, Portföy Saklayıcısı ve Dağıtım Kuruluşu

Bankanın sorumluluğunu doğru çerçevelemek için önce fonun ne olduğunu ve fon etrafındaki aktörlerin kim olduğunu bilmek gerekir. Yatırım fonu bir şirket değildir; tüzel kişiliği bulunmayan, yatırımcılardan toplanan parayla oluşturulmuş bir malvarlığıdır.

Yatırım fonları – 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 52 (ilgili fıkralar)

MADDE 52 – (1) Bu Kanun hükümleri uyarınca tasarruf sahiplerinden fon katılma payı karşılığında toplanan para ya da diğer varlıklarla, tasarruf sahipleri hesabına, inançlı mülkiyet esaslarına göre Kurulca belirlenen varlık ve haklardan oluşan portföy veya portföyleri işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri tarafından fon iç tüzüğü ile kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan mal varlığına yatırım fonu adı verilir.

(2) Yatırım fonlarının kuruluş izni alabilmesi için, kurucunun portföy saklama hizmetini yürütmek üzere Kurulca yetkilendirilmiş bir kuruluş ile anlaşmış olması ve fon iç tüzüğünün Kurulca onaylanması gereklidir. (...)

(3) Portföy yönetim şirketi, fonu, yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil eder, yönetir veya yönetimini denetler. Portföy yönetim şirketi yatırım fonuna ait varlıklar üzerinde kendi adına ve fon hesabına mevzuat ve fon iç tüzüğüne uygun olarak tasarrufta bulunmaya ve bundan doğan hakları kullanmaya yetkilidir.

(4) Portföy yönetim şirketi ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkilere bu Kanunda, ilgili mevzuatta ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunmayan hâllerde 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 502 ila 514 üncü maddeleri hükümleri kıyasen uygulanır.

Fon mal varlığının ayrılığı – 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 53

MADDE 53 – (1) Fonun mal varlığı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşun mal varlığından ayrıdır.

(2) Fon mal varlığı, fon hesabına olması ve fon iç tüzüğünde hüküm bulunması şartıyla kredi almak, türev araç işlemleri, açığa satış işlemleri veya fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez. Fon mal varlığı portföy yönetim şirketinin ve portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşun yönetiminin veya denetiminin kamu kurumlarına devredilmesi hâlinde dahi başka bir amaçla tasarruf edilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere haczedilemez, üzerine ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.

(3) Fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir.

(4) Portföy yönetim şirketlerinin üçüncü kişilere olan borçları ve yükümlülükleri ile yatırım fonlarının aynı üçüncü kişilerden olan alacakları birbirlerine karşı mahsup edilemez.

Bu iki hükümden çıkan sonuç şudur: yatırımcı, katılma payı alarak bankaya ya da portföy yönetim şirketine borç vermiş olmaz; fon malvarlığına oransal olarak katılmış olur. Fon varlıkları kurucunun ve saklayıcının malvarlığından ayrıdır; kurucu şirketin mali durumu bozulsa dahi fon varlıklarına dokunulamaz. Ancak aynı ayrılık ters yönde de işler: fon portföyündeki varlıklar değer kaybettiğinde bu kayıp, kural olarak katılma payı sahiplerine yansır.

Bir fon işleminde yer alan aktörler ve görevleri
Aktör Kimdir? Yatırımcıya karşı konumu
Kurucu Fonu kuran ve yöneten portföy yönetim şirketi (6362 s. K. m. 52, m. 55; III-52.1 m. 9) Fonun temsili, yönetimi ve faaliyetlerinin içtüzük ile izahnameye uygunluğundan sorumludur; ilişkiye vekâlet hükümleri kıyasen uygulanır
Portföy saklayıcısı Fon varlıklarını ayrı hesapta saklayan, Kurulca yetkilendirilmiş banka veya aracı kurum ya da Takasbank (6362 s. K. m. 56; III-56.1) Yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zarardan sorumludur; portföyün yönetiminden ve fiyat hareketlerinden sorumlu değildir
Fon dağıtım kuruluşu (FDK) TEFAS'ta fon payı alım ve satım işlemine aracılık eden yatırım kuruluşu (banka, aracı kurum) veya portföy yönetim şirketi Müşterisiyle çerçeve sözleşme yapar, riskleri bildirir, talimatı alır ve platforma iletir; aracılık komisyonu fondan ödenir
Takasbank TEFAS'ı kuran ve işleten kuruluş Altyapıdan sorumludur; üyelerin yatırımcılarına karşı yükümlülüklerinden sorumlu tutulamaz, takası garanti etmez
Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) Katılma paylarının yatırımcı bazında kayden izlendiği kuruluş (6362 s. K. m. 13) Yatırımcının kaç pay sahibi olduğu MKK kayıtlarıyla belirlenir

Bankalar bu tabloda birden fazla sıfatla yer alabilir: aynı banka, bir fon bakımından yalnızca dağıtım kuruluşu, başka bir fon bakımından portföy saklayıcısı olabilir. Dağıtım kuruluşunun bu faaliyetten gelir elde ettiği de unutulmamalıdır. SPK'nın Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'ine göre TEFAS'ta katılma paylarının satışını gerçekleştiren dağıtım kuruluşuna ödenecek genel komisyon oranı ilgili fonun yönetim ücretinin %35'idir; kurucu ile dağıtım kuruluşu arasında fon paylarının aktif pazarlanmasına yönelik ikili özel anlaşma yapılmışsa bu oran yönetim ücretinin azami %65'ine kadar çıkabilir (Rehber, bölüm 6.8/e). Dağıtım kuruluşu, fon içtüzüğü ve izahnamesinde belirtilenler dışında yatırımcıdan komisyon veya ücret gibi adlarla ayrıca masraf alamaz. Bankanın hangi fonu öne çıkardığı değerlendirilirken bu gelir ilişkisi, aşağıda değineceğimiz çıkar çatışmasını açıklama yükümlülüğü bakımından önem taşır.

Fon Satım Talimatı Adım Adım: Bankadan TEFAS'a, TEFAS'tan Fona

TEFAS, Takasbank'ın tanımıyla, yatırım fonu katılma paylarının elektronik bir merkezi platformda fon kurucuları tarafından platformda yer alan dağıtım kuruluşları aracılığıyla satılmasına ve geri alınmasına imkân veren, takasın ve saklamanın Takasbank–MKK sistemiyle entegre biçimde gerçekleştirildiği elektronik bir platformdur. Hukuki dayanağı, Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği'nin (III-52.1) 15. maddesinin yedinci fıkrasıdır; işleyişi ise Takasbank'ın “Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu Uygulama Esasları” ile düzenlenmiştir. SPK'nın 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre bu Uygulama Esasları 17 Haziran 2026'da Kurul tarafından onaylanmış ve 20 Temmuz 2026'da Takasbank tarafından uygulamaya alınmıştır. Aşağıdaki anlatım bu güncel metne dayanmaktadır.

Katılma paylarının alımı-satımı – III-52.1 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği m. 15 (ilgili fıkralar)

MADDE 15 – (1) Katılma payı alımı, birim pay değerinin tam olarak nakden teslim edilerek ödenmesi; katılma payı satımı, yatırımcıların paylarının bilgilendirme dokümanlarında belirlenen esaslara göre fona iade edilmek suretiyle paraya çevrilmesi şartıyla gerçekleştirilebilir. (...)

(2) Katılma paylarının günlük olarak alım satımı esastır. Fon türü ve niteliği dikkate alınarak katılma paylarının günlük olarak alım satımına Kurulca istisna getirilebilir. (...)

(4) Katılma paylarının alım satımı Kurulun aracılık ve portföy yöneticiliği hizmetine ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde gerçekleştirilir.

(6) (Değişik:RG-12/3/2019-30712) Kurucu ve/veya yönetici tarafından katılma paylarının fon adına alım satımı esastır. Kurucu, fonun katılma paylarını kendi portföyüne dahil edebilir ve katılma paylarının satışına başlanmadan önce kurucu ve/veya yönetici tarafından fona avans tahsis edilebilir.

(7) Kurul, katılma paylarının alım satımının borsalar ve/veya takas kurumları nezdinde kurulmuş Kurulca uygun görülen merkezi bir fon dağıtım platformu aracılığıyla da gerçekleştirilebilmesini teminen, Kurulca uygun görülen tüm fonların bu platforma dahil edilmesine ve yatırım kuruluşları ve portföy yönetim şirketleri tarafından bu platformda işlem gören katılma paylarının alım satımına aracılık yapılmasına ilişkin düzenlemeler yapabilir.

Maddenin ilk fıkrasındaki ifade, sürecin özünü verir: katılma payının “satımı”, aslında payın fona iade edilerek paraya çevrilmesidir. Yatırımcı payını bankaya ya da başka bir yatırımcıya satmaz; fona geri verir ve karşılığını fondan alır. Bir satım talimatının izlediği yol şu aşamalardan oluşur:

  1. Talimatın bankaya verilmesi. Yatırımcı talimatını bankanın şubesinden, internet şubesinden veya mobil uygulamasından verir. Rehber'in 6.8/f bölümüne göre yatırımcı emirlerinin dağıtım kuruluşlarına iletiminde yatırım kuruluşlarının merkez ve şubeleri ile internet şubelerinin kullanılması zorunludur; ATM ve mobil uygulamalar üzerinden de platforma emir iletilebilir. Banka, telefonla alınan emirlerin ses kaydını, elektronik ortamda alınan emirlerde ise tarih, zaman, müşteri bazında IP numarası ve emri veren kaynağı gösteren log kayıtlarını tutmak zorundadır (III-45.1 m. 8/2).
  2. Talimatın TEFAS'a iletilmesi. Banka, fon dağıtım kuruluşu sıfatıyla talimatı Takasbank ekranlarından veya web servis üzerinden platforma iletir. Talimatlar müşteri bazında iletilir; adına talimat girilen müşteri hesabının MKK sisteminde tanımlı ve işlem yapabilir nitelikte olması gerekir (Uygulama Esasları m. 16/1, m. 16/5). Satım talimatları yalnızca adet üzerinden iletilebilir (m. 21/1).
  3. Eşleşme ve bloke. Talimat sisteme girildiği anda MKK sisteminde ilgili müşteri hesabında yeterli fon payı varsa paylar bloke edilerek talimat eşleştirilir (m. 21/7). Yani yatırımcı talimat verdikten sonra payları hâlâ kendi MKK hesabındadır, ancak blokelidir. Satış talimatları için dağıtım kuruluşundan limit veya teminat aranmaz (m. 20/3).
  4. Fiyatın belirlenmesi. Para piyasası fonları ile kısa vadeli borçlanma araçları fonları dışındaki fonlarda emir, verildiği andaki fiyattan değil, emrin verilmesini takip eden ilk hesaplamada bulunacak pay fiyatı üzerinden yerine getirilir (III-52.1 m. 14/5). Uygulamada “ileri fiyatlama” denilen bu kural nedeniyle yatırımcı, talimat verirken satış fiyatını bilemez. Platformda ileri valörlü işlemlerin gerçekleştirilmesinde “fiyat valörü” tarihindeki fon payı fiyatı dikkate alınır; sistemde fiyat bilgisi olmayan fonlar için talimat girişine ve işlem gerçekleşmesine izin verilmez (Uygulama Esasları m. 14/3–4).
  5. Valörün işlemesi. Talimatın hangi günün fiyatına ve hangi ödeme gününe tabi olacağını valör atlatma saati belirler. Bu saat platformda tam iş günlerinde 13.30'dur; bu saatten sonra iletilen talimat bir sonraki iş gününe ötelenir. Paranın talimattan kaç iş günü sonra ödeneceği ise fonun izahnamesinde ve yatırımcı bilgi formunda yazılıdır; operatör üye bu süreyi platforma “kısıt” olarak tanımlar ve kısıtların izahnameye uygunluğundan kurucu sorumludur (m. 12, m. 13/1).
  6. Valör günü takas. Eşleşerek sistemde bekleyen talimatların TL tutarları valör gününde saat 14.00 itibarıyla raporlanır; platform üyeleri işlem tutarları kadar borçlandırılır veya alacaklandırılır (m. 21/12). Satım talimatında borçlu taraf fonun operatör üyesidir; TL yükümlülüğünü saat 15.00'e kadar “TEFAS Nakit Borç Kapatma Hesabı”na yatırması gerekir (m. 22/3). Yeni düzenlemede üyelerin alacak ve borçları kural olarak netleştirmeye tabi tutulmaz; her talimatın nakdi ve payı ayrı ayrı izlenir (m. 22/2, m. 22/9).
  7. Nakdin yatırımcıya ulaşması. Operatör üye borcunu kapattıkça nakit, alacaklı olan dağıtım kuruluşuna aktarılır ve talimata konu fon payları yatırımcının hesabından çıkar (m. 22/9). Banka, kendisine ulaşan tutarı müşterisinin hesabına geçirir.
  8. Fonun ödeyememesi hâli. Operatör üye valör tarihinde saat 15.00 itibarıyla TL yükümlülüğünü yerine getirmezse ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşer (m. 23/1). Bu durumda fon payı aktarımı gerçekleştirilmez; ilgili talimatın nakdi yükümlülüğü tamamlanana kadar fon payları yatırımcı hesabında blokede kalmaya devam eder (m. 23/4-b). Bir ay içinde üç farklı iş gününde temerrüde düşen operatörün ilgili fonlarının TEFAS üzerinden satışı durdurulur ve Kurul'a bilgi verilir (m. 10/2-b).
TEFAS işlem saatleri (Uygulama Esasları m. 12 – 20.07.2026 tarihinde uygulamaya alınan metin)
İşlem türü İş günü Yarım iş günü
Talimat kabul – aynı gün valörlü işlemler 09.00–13.30 09.00–11.30
Talimat kabul – ileri valörlü işlemler 09.00–17.45 09.00–12.30
Eşleşmeyen talimatın otomatik iptali – aynı gün valörlü 13.35 11.35
Eşleşmeyen talimatın otomatik iptali – ileri valörlü 17.50 12.35
Valör atlatma saati (ileri valörlü işlemler) 13.30 11.30
Takas başlangıç saati (TL) 14.00 12.00
Temerrüt başlangıcı (TL) 15.00 12.30

Tablodaki saatler platformun genel çalışma saatleridir. Genel çalışma saatleri içinde kalmak ve Takasbank sistemine tanımlanmış olmak kaydıyla kurucu veya operatör üye, ilgili fonun alım satım işlemleri için farklı işlem saatleri belirleyebilir (m. 12/3). Bu nedenle bir fonun kesin saatleri için o fonun izahnamesine ve yatırımcı bilgi formuna bakılmalıdır; banka da müşterisine bu belgelerdeki saatleri doğru aktarmakla yükümlüdür.

Satım talimatında parayı kim öder? Takasbank ve bankanın konumu

Fon uyuşmazlıklarında en sık yanlış anlaşılan nokta budur. TEFAS'ta takasın tamamlanacağına dair bir kurum garantisi bulunmaz; platform, üyelerin birbirine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesine dayanır. Uygulama Esasları bu konuyu açık bir dille düzenlemiştir:

Takasbank'ın sorumluluğu – TEFAS Uygulama Esasları m. 11

MADDE 11- (1) Takasbank, fon paylarının fon kurucuları tarafından üye kuruluşlar aracılılığıyla satılmasına ve geri alınmasına imkân veren ve MKK sistemi ile entegre bir şekilde tam otomasyona dayalı olarak çalışan elektronik platforma ait alt yapının kurulması ve işletilmesinden sorumludur.

(2) Platform’a iletilen fon alım satım işlemleri nedeniyle oluşan yükümlülüklerin yerine getirilmesi ilgili üyenin sorumluluğundadır. Üyelerin Platform üzerinden gerçekleşen işlemleri kaynaklı diğer üyelere ve yatırımcılarına karşı olan yükümlülüklerinden Takasbank sorumlu tutulamaz.

(3) İşlemlerin takas tarihinde ve süresinde tamamlanması üyelerin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olup, Takasbank’ın takasın tamamlanmasına yönelik herhangi bir garantisi veya taahhüdü bulunmamaktadır.

Satış işlemlerinde karşı taraf – TEFAS Uygulama Esasları m. 23/9 ve m. 10/1-b

MADDE 23- (9) TEFAS’ta gerçekleştirilen fon payı satış işlemlerinde işlemin karşı tarafı Operatör üye olup, üyenin temerrüdü halinde yükümlülüklerinin ifası amacıyla teminat alınmamaktadır. Bu sebeple mütemerrit üye yükümlülüklerini ifa ettiği ölçüde ve tarihte alacaklı üyelere alacakları aktarılabilir.

MADDE 10- (1) (...) b) Kurucunun işlemlerindeki kısıtlama, Platform kanalıyla satışını yaptığı fon paylarını geri alma yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Öte yandan 6 ncı maddenin beş ve altıncı fıkraları hükümleri saklıdır.

Bu hükümler birlikte okunduğunda üç sonuç ortaya çıkar. Birincisi, satım talimatında nakit yükümlüsü fonun operatör üyesidir; Uygulama Esasları'na göre platformda işlem gören fona ilişkin tüm iş ve işlemlerin kurucu tarafından yerine getirilmesi esastır ve kurucu dışında bir kurum operatör üye tayin edilmişse onun işlemlerinden doğan sorumluluk müteselsilen kurucuya da aittir (m. 9/1–2). İkincisi, alım talimatlarında dağıtım kuruluşundan teminat aranırken satış tarafında fonun ödeme yükümlülüğü için teminat alınmaz; fon ödeyemezse dağıtım kuruluşuna, dolayısıyla yatırımcıya para aktarılamaz. Üçüncüsü, Takasbank ödemeyi garanti etmez.

Bu tablo, bankanın “ben yalnızca aracıyım” savunmasının hukuki zeminini oluşturur; ancak savunmanın kapsamı sınırlıdır. Banka, fonun ödeyeceği parayı kendi kasasından ödemeyi taahhüt etmiş değildir; buna karşılık kendi müşterisine karşı üstlendiği borçlar bakımından tam anlamıyla sorumludur. Sermaye piyasası mevzuatı da bu ayrımı benimser: alım satım aracılığı faaliyetine birden fazla yatırım kuruluşunun dâhil olması durumunda, her biri kendi yerine getirdiği işlemlerden dolayı genel hükümler çerçevesinde sorumludur (III-37.1 m. 31/1). Aşağıda önce güncel olayı, sonra bankanın kendi borçlarını ve bunların ihlalinin sonuçlarını ele alıyoruz.

Eylül 2026'da Ne Oldu? SPK Kararlarıyla Kronoloji

Aşağıdaki kronoloji yalnızca Sermaye Piyasası Kurulu'nun kendi bültenlerine ve basın duyurularına dayanmaktadır. Hakkında tedbir uygulanan kuruluşların ve soruşturulan kişilerin adlarına yer verilmemiştir; tasfiye kararı bir idari tedbirdir ve hiç kimse hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadıkça suçluluk sonucu çıkarılamaz. Süreç devam ettiğinden tablo, 5 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yayımlanmış kararları yansıtır.

SPK'nın resmî açıklamalarına göre süreç
Tarih Gelişme Kaynak
2025 yılı son çeyreği Belirli portföy yönetim şirketlerine ait fonların, fiili dolaşım oranı düşük paylarda ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlenmesi SPK açıklaması, 18.09.2026
2–18 Aralık 2025 Finansal İstikrar Komitesi'nin tavsiye kararı; Kurul bünyesinde çalışma grubu; nitelikli yatırımcı için aranan finansal varlık tutarının 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye çıkarılması SPK açıklaması, 18.09.2026
17 Haziran – 20 Temmuz 2026 TEFAS Uygulama Esasları'nın Kurulca onaylanması ve Takasbank tarafından uygulamaya alınması SPK açıklaması, 18.09.2026
28 Ağustos 2026 Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'in güncellenmesi (52/1589 sayılı Kurul kararı) SPK duyurusu, 28.08.2026; Rehber metni
17 Eylül 2026 Yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu ve katılma payları TEFAS'ta işlem gören tüm fonların alım ve satım yönünde işleme kapatılması; unvanı sayılan fonların tasfiye ettirilmesi (dayanak: 6362 s. K. m. 96/1) Kurul Bülteni 2026/60 (57/1706 ve 57/1707 sayılı kararlar)
17 Eylül 2026 Tasfiye usul ve esaslarının belirlenmesi; iki bankanın bu fonların portföy saklayıcısı olarak görevlendirilmesi ve tasfiye sürecinde yetkilendirilmesi; tasfiye listesinin güncellenmesi; TEFAS dışı dağıtım kanallarında da talimatların durdurulması Kurul Bülteni 2026/61 (57/1708 sayılı karar)
20–21 Eylül 2026 Tasfiye usul ve esaslarının A/8 maddesindeki üç aylık sürenin altı ay olarak değiştirilmesi 59/1710 sayılı karar; SPK duyurusu, 21.09.2026
23 Eylül 2026 Tasfiyesine karar verilen fon sayısının 131, bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 olarak açıklanması SPK açıklaması, 23.09.2026
28 Eylül 2026 16 ve 17 Eylül 2026 tarihlerinde TEFAS'a iletilen talimatların akıbetinin açıklanması SPK basın duyurusu, 28.09.2026
30 Eylül – 1 Ekim 2026 Yedi kurucudan dördünün fonları için “ara ödeme” yapılmasına ilişkin ek tasfiye usulü; diğer üç kurucunun fonları için tasfiye sırası Kurul Bülteni 2026/67 (64/1770 ve 64/1775 sayılı kararlar); SPK duyurusu, 01.10.2026

SPK, 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında Rehber değişikliğinin amacını şu sözlerle ortaya koymuştur: Rehber, “yatırım fonu sektöründe, özellikle para piyasası fonları ile hisse senedi serbest fonların, ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanma ve Borsa’da olağandışı fiyat hareketleri yoluyla oluşturdukları sistemik riskin finansal istikrara etkisini önlemek için hayata geçirilmiştir.” Aynı açıklamada, sürecin başında Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ve Takasbank tarafından TEFAS Uygulama Esasları'nın “mevcut netleştirme, takas ve alacak dağıtım esaslarının” Rehber'in yayımlanmasından önce kapsamlı şekilde değiştirilmesinin talep edildiği de belirtilmiştir. Yukarıda anlattığımız, alacak ve borçların netleştirilmediği ve fonun ödeme yükümlülüğünün fon bazında izlendiği yapı bu değişikliğin sonucudur.

Tasfiye nasıl yürüyor? Kurul Bülteni 2026/61

Tasfiyenin usulü, 17.09.2026 tarihli ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteni'nde dokuz madde hâlinde düzenlenmiştir. Yatırımcının alacağı tutarı ve ödeme sırasını belirleyen hükümler şunlardır:

Tasfiye usul ve esasları – SPK Bülteni 2026/61, A bölümü (5, 6 ve 8 numaralı maddeler)

5) Fon portföyünde yer alan finansal varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatları ile nakde dönüştürülür. Banka, varlığın türüne göre, fon hesabına doğrudan satış talimatı vermeye veya bir yatırım kuruluşu aracılığıyla talimat iletmeye yetkilidir. (...) Bankalar tarafından belirlenecek dönemler itibarıyla, belirtilen bu yöntemlerle elde edilen nakit, fon yatırımcılarının mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına fon katılma payı sahipliği oranında aktarılır.

6) İhbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13.30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları işbu tasfiye esasları kapsamındadır. Tasfiye kararı verilen fonlardan, Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilir ve banka tarafından yukarıdaki (5) nolu maddede yer verilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçlar ödenir.

8) İlgili fonların malvarlığının tasfiyesi, tasfiye duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla 3 aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona erer. Tasfiyenin sona ermesini takip eden ilk iş günü fon izahnamesinin nerede yayımlandığı hususu ticaret sicilinden terkin ettirilir. Kurulca uygun görülmesi halinde bu süre uzatılabilir.

TEFAS dışı dağıtım kanalları – SPK Bülteni 2026/61, B bölümü

B) Kurul Karar Organı’nın 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı kararı uyarınca TEFAS’ta alım ve satım yönünde işleme kapatılan fonlar için, TEFAS dışı işlemler kapsamında Kurucu ve diğer dağıtıcı kuruluşlar aracılığıyla katılma payı iade talimatları da gerçekleştirilmeyecektir. Aynı karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlar için de 17.09.2026 tarihinden itibaren TEFAS dışındaki dağıtım kanalları üzerinden herhangi bir katılma payı alım ve iade talimatı gerçekleştirilemez. 17.09.2026 tarihi ve öncesinde fon portföyüne ilişkin olarak verilen ve takası gerçekleşmemiş olan varlık ve işlem talimatları olağan süreci dahilinde gerçekleştirilir.

A/8 maddesindeki üç aylık süre, Kurul Karar Organı'nın 20.09.2026 tarihli ve 59/1710 sayılı kararıyla altı ay olarak değiştirilmiştir. SPK, 21 Eylül 2026 tarihli duyurusunda bu sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini, koşullara bağlı olarak daha erken tamamlanabileceğini belirtmiştir. Bültenin A/1 maddesinde ise tasfiyeyi yürüten bankaların, fon kurucusuna mevzuatla yüklenmiş bulunan ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için zorunlu olan iş ve işlemleri yerine getirmeye yetkili oldukları ve portföy saklama kuruluşu olmaktan kaynaklanan görev ve sorumluluklarının saklı olduğu ifade edilmiştir.

16 ve 17 Eylül 2026'da verilen talimatların akıbeti

Tasfiye kararından hemen önce satım talimatı veren yatırımcılar bakımından belirleyici metin, SPK'nın 28 Eylül 2026 tarihli basın duyurusudur. Duyurunun ilgili bölümü aynen şöyledir:

SPK Basın Duyurusu – 28 Eylül 2026 (ilgili paragraflar)

Bu kapsamda, söz konusu fonlara ilişkin sadece 16.09.2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilen alım ve satım yönündeki talimatlar işlem valörlerinde platformun olağan işleyişine dahil edilmiştir.

Öte yandan, 16.09.2026 tarihi saat 13.30 sonrası ve 17.09.2026 tarihi saat 13.30 öncesi talimatlar aynı fiyat valörüne tabi olduğundan, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteni’nde 17.09.2026 tarihi 13.30 öncesi sınırı ilan edilmiş olmakla birlikte, daha öncesinde kamuya duyurulan 17.09.2026 tarih ve 2026/60 sayılı Kurul Bülteni ile ilan edilen 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı Kurul kararına uygun olarak, 17.09.2026 tarihinde ilgili fonlar TEFAS platformunda işleme kapatıldığından, anılan fonlar için bu tarihte verilen tüm talimatlar TEFAS tarafından iptal edilmiştir.

Dolayısıyla, 17.09.2026 tarihinde tasfiyeye konu fonların TEFAS üzerinden alım ve satım işlemlerine kapatılması nedeniyle bu tarihte TEFAS’a iletilen ve platform tarafından 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı Kurul kararının gereğini yerine getirmek amacıyla iptal edilen talimatların sahiplerine; tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacaktır.

Diğer taraftan, 17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kurul Bülteni’nde ilan edilen tasfiye usul ve esaslarının A/6 hükmünün uygulanması bakımından, 16.09.2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar da tasfiye kapsamındadır.

Talimatın TEFAS'a iletildiği zamana göre hukuki durum (SPK'nın 28.09.2026 tarihli duyurusu ile 2026/61 sayılı Bülten)
Talimatın durumu SPK'nın açıkladığı sonuç Yatırımcının yapması gereken
16.09.2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş, valöründe gerçekleşmiş Platformun olağan işleyişine dâhil edilmiştir Hesap ekstresi ve işlem sonuç formuyla ödemenin yapıldığını teyit etmek
16.09.2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş, ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleşmemiş A/6 hükmünün uygulanması bakımından tasfiye kapsamındadır; A/6'ya göre gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığı tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilir ve öncelikli ödenir Talimatın TEFAS'a iletildiğini gösteren kaydı bankadan yazılı olarak istemek; MKK kaydındaki bloke pay adedini kontrol etmek
17.09.2026 günü TEFAS'a iletilmiş (saat 13.30'dan önce olsa dahi) TEFAS tarafından iptal edilmiştir; tasfiye bakiyesinden pay oranında ödeme yapılacaktır İptalin platform kaynaklı olduğunu, bankanın talimatı ne zaman ilettiğini belgelemek
Bankaya verilmiş ancak TEFAS'a hiç iletilmemiş veya geç iletilmiş SPK duyurusu bu durumu düzenlemez; talimat platforma ulaşmadığı için platform kayıtlarında yer almaz Banka ile müşteri arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde değerlendirilir (aşağıda “talimatın hiç veya geç iletilmesi” başlığı)

Dikkat: SPK'nın 28 Eylül 2026 tarihli duyurusu, 16 Eylül ve öncesinde iletilip gerçekleşmeyen talimatların “tasfiye kapsamında” olduğunu A/6 hükmüne atıfla belirtmekte; ancak bu grup için öncelikli ödemenin nasıl uygulanacağını ayrıca açıklamamaktadır. Somut talimatınızın hangi gruba girdiği, bankanızın ve tasfiyeyi yürüten bankanın yazılı cevabıyla netleştirilmelidir.

Ara ödeme

Kurul Karar Organı'nın 30.09.2026 tarihli ve 64/1775 sayılı kararıyla, yedi kurucudan dördünün fonları bakımından genel tasfiye esaslarına ek bir usul getirilmiştir. Karara göre mutabakatı tamamlanmış tüm katılma payı sahiplerine, tasfiye sonucunda hak kazanacakları ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacak; ara ödemeye esas tutarda MKK tarafından hesaplanacak “net yatırım tutarı” dikkate alınacak; net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olanlar için bu tutar, üzerinde olanlar için en fazla 1 milyon TL esas alınacak; uygulama para piyasası fonlarından başlayacak ve ara ödeme karşılığı katılma payı iadesi yapılmayacak, iade işlemleri nihai tasfiye ödemeleri sırasında gerçekleştirilecektir. SPK'nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusunda, her bir yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere ödenecek ara ödeme tutarının 1 milyon TL'yi aşmayacağı belirtilmiştir.

Ara ödeme, yatırımcının tazminat talebi bakımından iki sonuç doğurur. İlki, zararın henüz kesinleşmediğidir: nihai tasfiye ödemesi yapılmadan fondan ne kadar tahsil edileceği bilinemez. İkincisi, bankaya yöneltilecek bir tazminat talebinde fondan tahsil edilen ve edilecek tutarların zarardan düşüleceğidir; aynı zararın hem fondan hem bankadan tahsili mümkün değildir.

Banka Fon Zararından Sorumlu mu?

Sermaye piyasası aracına yatırım, doğası gereği risk içerir ve bu risk yatırımcıya aittir. Bankanın sorumluluğu, fonun zarar etmesinden değil, bankanın kendi borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesinden doğar. Hukuki dayanak üç katmanlıdır: Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri, sermaye piyasası mevzuatının yatırım kuruluşlarına yüklediği özel yükümlülükler ve Yargıtay'ın bankaları “güven kurumu” sayan yerleşik içtihadı.

Borcun ifa edilmemesi – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 112

MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

Talimata uygun ifa ve özen borcu – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 505 ve m. 506

MADDE 505- Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir.

Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz.

MADDE 506- Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.

Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.

Faaliyetler süresince uyulması gereken genel ilke ve esaslar – III-39.1 sayılı Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ m. 24

MADDE 24 – (1) Yatırım kuruluşları hizmet ve faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında aşağıdaki ilke ve esaslara uymak zorundadır. Bu kuruluşların;

a) Faaliyetlerini müşteriyle imzalanan çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, müşteri emrini en iyi şekilde gerçekleştirme yükümlülüğü ile özen ve sadakat borcu çerçevesinde yürütmeleri,

b) Faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında basiretli bir tacir gibi davranmaları, işin gerektirdiği mesleki dikkat ve özeni göstermeleri, bu kapsamda gerekli önlemleri almaları,

c) Faaliyetlerini sürdürmeleri için sahip oldukları kaynakları etkin bir biçimde kullanmaları,

ç) Müşterileriyle olan ilişkilerinde kaydi sistem ve yatırımcıyı korumaya ilişkin diğer düzenlemeler ile müşteriyi ilgilendiren tüm konularda yeterli bilgilendirme ve şeffaflığı sağlamaları

gerekir.

(2) Yatırım kuruluşları Birliğe üye olmak ve YTM’ye katılmak zorundadır.

Banka, fon katılma payı alım satımına aracılık ederken sermaye piyasası mevzuatı bakımından “yatırım kuruluşu”dur; dolayısıyla yukarıdaki Tebliğ hükmü bankalar için de geçerlidir. Tacir sıfatıyla ayrıca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/2).

Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerine göre banka “güven kurumu”dur

Yargı kararlarında bankaların özen borcu, sıradan bir vekilin özen borcundan daha ağır kabul edilmektedir. Bu yaklaşımın fon satışına uygulandığı en açık örneklerden biri, bankanın müşterisine yabancı yatırım fonları sattığı ve müşterinin zarar ettiği bir uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin verdiği karardır:

"Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka ancak, özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir."— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 11.05.2023, E. 2020/1284, K. 2023/818

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de bankanın müşteri talimatına aykırı işlem yaptığı bir olayda aynı ilkeyi adam çalıştıranın sorumluluğuyla birlikte ifade etmiş ve bankanın yalnızca kısmen sorumlu tutulmasını bozma nedeni saymıştır:

"Bankalar birer güven ve itimat kurumlarıdır. Davalı banka kendisine verilen talimata aykırı olarak, talimatta belirtilen kişiden başka bir kişiye ödeme yapmış ve bu şekilde davacının zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Bankalar adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludurlar (BK. m. 55;TBK. m. 66). Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir."— Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 28.05.2015, E. 2014/19941, K. 2015/7813 (hüküm davacı yararına bozulmuştur)

Bu iki karar birlikte okunduğunda ispat düzeni de ortaya çıkar: müşteri zararı ve bankanın borca aykırı davranışını ortaya koyar; banka, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Aşağıda, fon uyuşmazlıklarında bankanın sorumluluğunu doğuran altı tipik durumu ayrı ayrı inceliyoruz.

Bankanın Tazminat Sorumluluğunu Doğuran Altı Durum

1. Risklerin bildirilmemesi ve aydınlatma yükümlülüğünün ihlali

Banka, müşterisine fon satmadan önce iki ayrı bildirim yapmak zorundadır: çerçeve sözleşme imzalanmadan önce genel risk bildirimi ve işleme konu ürünün kendine özgü risklerine ilişkin bildirim. Bu bildirimlerin yapıldığını ispat yükü de bankadadır.

Müşteriye risklerin bildirilmesi yükümlülüğü – III-39.1 sayılı Tebliğ m. 25 (ilgili fıkralar)

MADDE 25 – (1) Yatırım kuruluşları, yatırım hizmet ve faaliyetleri kapsamında çerçeve sözleşme imzalamadan önce 31 inci maddede tanımlanan genel müşterilerine sermaye piyasası araçları ile yatırım hizmet ve faaliyetlerine ilişkin genel riskleri açıklamak ve bu amaçla asgari içeriği Kurulca belirlenmiş EK/1’de yer alan "Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Genel Risk Bildirim Formu"nun bir örneğini vermek ve bu formun okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak ve bir örneğini müşteriye vermek zorundadır.

(2) Yatırım kuruluşları alım satıma aracılık faaliyeti kapsamında genel müşterilerine hizmet sunmadan önce birinci fıkra uyarınca yapılan genel risk bildirimine ek olarak işleme konu sermaye piyasası araçlarının risklerini müşteriye açıklamak ve açıklamaların müşteri tarafından okunup anlaşıldığına dair yazılı bir beyan almak zorundadır. Söz konusu açıklamaların bir örneğinin müşteriye verilmesi zorunludur.

(3) İkinci fıkra kapsamında yapılacak açıklamaların asgari olarak,

a) İşlemlere ilişkin her türlü komisyon, ücret ve vergi tutar veya oranları,

b) İlgili sermaye piyasası aracının ikincil piyasasının olup olmadığı,

c) İşleme konu sermaye piyasası aracının karşı taraf riski, likidite riski ve piyasa riskini içerecek şekilde risk profili,

(...) hakkında bilgileri içermesi zorunludur. Yukarıdaki hususların genel ve muğlak ifadeler ya da düzenlemelere yapılan atıflar yerine mümkün olduğunca sayısal veya somut örnekler kullanılarak açıklanması esastır.

(6) Bu madde kapsamında yapılan açıklamaların yalın ve anlaşılır bir biçimde yapılması esastır. Bu açıklamaların ve gerekli güncellemelerin yapıldığına dair ispat yükü yatırım kuruluşuna aittir.

Maddenin üçüncü fıkrasındaki “likidite riski” ibaresi, Eylül 2026 olayları bakımından özel önem taşır: bir fonun iade talimatlarını zamanında karşılayamama ihtimali tam olarak budur. Bankanın, müşterisine sattığı fonun likidite riskini genel ve muğlak ifadelerle değil, somut biçimde anlatmış olması gerekir. Fonun kendisine ilişkin bilgilerin doğruluğundan ise kurucu sorumludur: yatırımcı bilgi formunun içtüzük ve izahname ile tutarlılığından, içeriğinin doğruluğundan, güncelliğinin sağlanmasından ve formdaki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan kurucu sorumlu tutulmuştur (III-52.1 m. 12/1).

Yukarıda aktardığımız İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararında, bankanın müşterisine sattığı yabancı yatırım fonları bakımından bilgilendirmede gerekli özeni göstermediği kabul edilmiş; ancak müşteri de tüm talimatları imzaladığı ve uzun süre hiçbir hukuki yola başvurmadığı için kusurlu bulunmuştur:

"Davacı tarafça, 2007 yılından 2012 yılına kadar davalı bankaya 24 adet yatırım fonu alış/satış talimatı, 10 adet alış ve 15 adet satış işlemi talimatı verdiği, bütün talimatlarda imzasının bulunduğu ve aradan geçen süreç içerisinde herhangi bir talep ve dava hakkını kullanmadığı, davalının ise TBK ve TTK hükümleri çerçevesinde müşteri olan davacının alım-satım kararında etkili olacak bilgilendirmede gerektiği özeni göstermediği anlaşıldığından her iki tarafın %50 kusurlu olduğu gerekçesi kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir."— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 11.05.2023, E. 2020/1284, K. 2023/818 (her iki tarafın istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir)

Aynı dosyada alınan bilirkişi raporlarında, bankaya izahnamenin gönderilmiş olmasının tek başına yatırımcının bilgilendirilmesi için yeterli olmadığı ve bankayı sorumluluktan kurtaran tek taraflı sorumsuzluk kayıtlarının güven kurumu konumundaki banka lehine kendiliğinden sonuç doğurmayacağı da belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunu da aynı sonuca varır: uzmanlığı gerektiren bir hizmet ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 116/3).

2. Uygunluk değerlendirmesi: fonlardaki istisna ve ispat yükü

Uygunluk testi, pazarlanan ürünün müşteriye uygun olup olmadığını anlamak için müşterinin bilgi ve tecrübesinin ölçülmesidir. Yatırım fonu katılma payları bakımından Tebliğ önemli bir istisna tanımıştır; ancak bu istisnanın şartları dardır ve ispatı bankaya aittir.

Uygunluk testi – III-39.1 sayılı Tebliğ m. 33 (ilgili fıkralar)

MADDE 33 – (1) Uygunluk testi, yatırım kuruluşu tarafından pazarlanan ya da müşteri tarafından talep edilen ürün ya da hizmetin müşteriye uygun olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla, müşterilerin söz konusu ürün veya hizmetin taşıdığı riskleri anlayabilecek bilgi ve tecrübeye sahip olup olmadıklarının tespit edilmesidir. Yatırım kuruluşları alım satıma aracılık ve halka arza aracılık faaliyetleri kapsamında yalnızca genel müşterilere uygunluk testi yapmakla yükümlüdür.

(2) Yatırım kuruluşunun, ürün veya hizmetin müşterinin kendi talebi doğrultusunda sunulması ve yatırım kuruluşunun uygunluk testi yapmakla yükümlü bulunmadığı hususunda müşterinin bilgilendirilmesi şartlarıyla;

a) Yatırım fonu katılma payları

b) Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilmiş borsalarda ve teşkilatlanmış diğer pazar yerlerinde işlem gören kamu borçlanma araçları

için uygunluk testi yapması zorunlu değildir. Bildirime ilişkin ispat yükü yatırım kuruluşuna aittir.

(9) Yatırım kuruluşu uygunluk testi sonucunda herhangi bir ürün ya da hizmetin müşteriye uygun olmadığı kanaatine ulaşırsa, müşteriyi yazılı olarak uyarır. Bu durumda yatırım kuruluşu söz konusu ürün ya da hizmete yönelik olarak müşteriye bire bir genel yatırım tavsiyesinde bulunamaz.

(10) Yatırım kuruluşunun hangi ürün ya da hizmetlerin müşteriye uygun olduğunun tespit edilmesine imkân bulunmadığına veya bir ürün ya da hizmetin müşteriye uygun olmadığına ilişkin uyarıda bulunmuş olmasına rağmen, müşterinin söz konusu hizmet ya da ürünü almak istemesi durumunda yatırım kuruluşu müşteriye söz konusu talep yönünde hizmet verip vermemek hususunda serbesttir.

Hükmün yatırımcı açısından anlamı şudur: banka, fon katılma payı için uygunluk testi yapmadığını savunuyorsa iki şeyi birlikte ispatlamalıdır; ürünün müşterinin kendi talebi doğrultusunda sunulduğunu ve müşterinin, bankanın uygunluk testi yapmakla yükümlü olmadığı konusunda bilgilendirildiğini. Fonu müşteriye banka önermişse, yani ürün “müşteri tarafından talep edilen” değil “yatırım kuruluşu tarafından pazarlanan” bir ürünse, istisnanın ilk şartı gerçekleşmez. Test yapılmış ve ürün müşteriye uygun bulunmamışsa, banka o ürüne yönelik bire bir tavsiyede bulunamaz.

Serbest fonlarda ek bir kontrol daha vardır. Serbest fonların katılma payları yalnızca nitelikli yatırımcılara satılabilir; satışı yapacak kuruluş, yatırımcının nitelikli yatırımcı vasfını taşıdığına dair bilgi ve belgeleri temin etmek ve satışın yeterli bilgi ve deneyime sahip personel tarafından yapılmasını sağlamak zorundadır (III-52.1 m. 25/4). TEFAS'ta işlem gören serbest fonlarda dağıtım kuruluşu, işlemden önce yatırımcının MKK nezdinde nitelikli yatırımcı olarak tanımlandığını kontrol etmekle yükümlüdür (Rehber, bölüm 6.8/ğ). Nitelikli yatırımcı olmayan bir kişiye serbest fon satılmışsa, bu başlı başına bankanın sorumluluğunu gündeme getiren bir mevzuata aykırılıktır.

3. Yönlendirme, getiri vaadi ve çıkar çatışmasının açıklanmaması

Bankanın müşterisine belirli bir fonu önermesi kural olarak yasak değildir. Sermaye piyasası mevzuatı, TEFAS'ta işlem gören fonlarla ilgili olarak müşterinin risk ve getiri tercihlerine göre verilen yönlendirici yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamı dışında tutmuş; ancak bu tavsiyelerin uyması gereken kuralları da açıkça belirlemiştir.

Fon tavsiyelerinde uyulacak esaslar – III-37.1 sayılı Tebliğ m. 45/6, m. 48/2 ve m. 50/1 (ilgili bentler)

MADDE 45 – (6) (Ek fıkra:RG-7/4/2022-31802) Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformunda veya Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım Platformunda işlem gören yatırım fonları veya emeklilik yatırım fonları ile para piyasası fonları (likit fonlar) ve kısa vadeli borçlanma araçları fonlarıyla ilgili olarak müşterilerin veya katılımcıların risk ve getiri tercihlerine göre verilen yönlendirici nitelikteki yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Ancak her durumda (a) bendi hariç olmak üzere 48 inci maddenin ikinci fıkrasında ve 50 nci maddede düzenlenen esaslara uyulması zorunludur.

MADDE 48 – (2) Yatırım danışmanlığı faaliyetinin yürütülmesi sırasında yatırım kuruluşları tarafından;

(...) b) Sunulan yorum ve tavsiyelerde yatırımcıları yanıltıcı, aldatıcı, bilgi ve tecrübe eksikliklerini istismar edici, yanlış, gerçek dışı veya “en sağlam”, “en iyi”, “en güvenilir” gibi subjektif ve abartılı ifadelere yer verilmemesi,

c) Yorum ve tavsiyelerin özenle hazırlanması ve objektif olması,

(...) e) Belirli bir getirinin sağlanacağına dair herhangi bir vaat veya taahhütte kesinlikle bulunulmaması,

(...) zorunludur.

MADDE 50 – (1) Yetkili kuruluşlar yatırım danışmanlığı faaliyeti sırasında sunulan yorum ve tavsiyelerin objektifliğini etkilemesi muhtemel nitelikteki tüm ilişki ve koşulları, özellikle yorum ve tavsiyenin ilgili olduğu sermaye piyasası aracına ilişkin önemli finansal çıkarlarını veya ihraççı ile olan önemli çıkar çatışmalarını müşteriye açıklamakla yükümlüdürler.

Reklam ve duyurular için de benzer bir sınır vardır: yatırım kuruluşları yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgilere dayalı ve müşterilerin tecrübe veya bilgi noksanlıklarını istismar edici yayın, ilan, duyuru ve reklam yapamaz; mevzuatın imkân verdiği hâller dışında mutlak getiri veya zarara karşı garanti taahhüdünde bulunamaz; bu esaslar müşterilere yönelik bire bir tanıtım ve bilgilendirmelerde de geçerlidir (III-39.1 m. 41/1, 2, 6).

Bu hükümler ışığında, bir fon zararında bankanın yönlendirmesinin hukuka uygun olup olmadığı şu sorularla denetlenir: Banka çalışanı müşteriye belirli bir getiri vaat etti mi? Fonu “en güvenli”, “en çok kazandıran” gibi abartılı ifadelerle mi tanıttı? Geçmiş getiriyi, gelecekte de sağlanacak bir getiri gibi mi sundu? Bankanın o fonun satışından elde ettiği komisyonu, özellikle kurucuyla arasında özel bir pazarlama anlaşması varsa, müşteriye açıkladı mı? Bu soruların cevabı, telefon ses kayıtları, mesajlaşma ve e-posta yazışmaları ile mobil uygulama ekran görüntüleriyle ortaya konur.

Yönlendirme, tavsiye sınırını aşıp müşteri adına karar vermeye dönüştüğünde sorumluluk daha da ağırlaşır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin onadığı bir bölge adliye mahkemesi kararında, risk bildirim formu imzalanmış olmasına rağmen, bütün yatırım kararlarının banka çalışanı tarafından verildiği ve müşterinin hesap bakiyesi hakkında yanlış bilgilendirildiği olayda banka zararın %60'ından sorumlu tutulmuştur:

"(...) hisse senedi alma- satma kararının yatırımcı tarafından verilmesi halinde, Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunu imzaladığı da dikkate alınarak, bu yatırım kararı nedeniyle (hisse senedinin değer kaybetmesi üzerine) oluşacak zarara da yatırımcının katlanmasının doğal olduğu, dava konusu olayda ise, bütün yatırım kararlarının davalı banka çalışanı tarafından verilmiş ve uygulanmış olduğundan davalı bankanın verdiği hizmetin, sermaye piyasası aracı alım- satımına aracılık faaliyeti değil, portföy yöneticiliği faaliyeti olduğu dikkate alındığında, davacının hesap bakiyesi hakkında yanlış bilgilendirilmiş olması nedeniyle davacıda oluşan güvenin devamı sağlanarak davacının başka bir kurumla çalışması engellendiğinden davalı banka gerçekleşen zarardan sorumlu olduğu (...)"— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23.03.2022, E. 2020/2384, K. 2022/2316 (kararda aktarılan ve onanan bölge adliye mahkemesi gerekçesi)

Bu karar iki yönüyle öğreticidir. Bir yandan, yatırım kararını yatırımcının kendisi vermişse değer kaybından doğan zarara yatırımcının katlanacağı ilkesini teyit eder. Diğer yandan, risk bildirim formunun imzalanmış olmasının, bankanın mesleki özen borcuna aykırı davranışlarını örtmediğini gösterir; aynı kararda müşteri, tasarruflarını yönlendirmeden önce araştırma yapmadığı için %40 oranında kusurlu sayılmıştır.

4. Talimatın hiç veya geç iletilmesi

Fon uyuşmazlıklarında bankanın en somut borcu, müşterinin talimatını zamanında ve doğru biçimde platforma iletmektir. Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür (TBK m. 505). Sermaye piyasası mevzuatı bu borcu şöyle somutlaştırır:

Müşteri emirlerinin yerine getirilmesi – III-37.1 sayılı Tebliğ m. 19/1-a ve m. 30/1

MADDE 19 (1) İşlem aracılığı faaliyetinin yürütülmesi sırasında yatırım kuruluşlarının aşağıdaki esaslara uymaları zorunludur:

a) Yatırım kuruluşları müşteri emirlerini, emir gerçekleştirme politikası, çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, müşteri emrini en iyi şekilde gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve sadakat borcu çerçevesinde kabul ederek yerine getirir.

MADDE 30 – (1) Yatırım kuruluşu, alım satım aracılığı faaliyetlerinin icrası sırasında müşterilerin fiyat, maliyet, hız, takas, saklama, karşı taraf ve benzeri hususlardaki tercihlerini göz önüne alarak emir gerçekleştirme politikası çerçevesinde müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmekle yükümlüdür.

Müşteri emirlerinde ispat – III-45.1 sayılı Tebliğ m. 8 (ilgili fıkralar)

MADDE 8 ‒ (1) Yatırım kuruluşları müşterilerden yazılı ya da sözlü olarak emir kabul edebilir.

(2) Müşterilerden seanstan önce veya seans sırasında telefon, faks, otomatik para çekme makinesi (ATM) kullanılmak suretiyle, elektronik ortamda ya da benzeri şekillerde imza alınmaksızın emir alınabilir. Bu emirler genel hükümler açısından sözlü emir niteliğindedir. (...)

(3) Sözlü alım satım emirlerine dayanılarak yapılan işlemlerde, sözlü emrin varlığını ispat yükü yatırım kuruluşuna aittir.

(4) Alım veya satım emri vermesine rağmen herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini iddia eden müşteri, emri verdiğini ispatla yükümlüdür.

Bankalar da yatırım hizmet ve faaliyetleriyle sınırlı olarak bu Tebliğ'deki belge ve kayıt düzenine uymak zorundadır (III-45.1 m. 31). Hükmün dördüncü fıkrası, “talimat verdim ama işleme alınmadı” diyen yatırımcı için kritik önemdedir: emri verdiğini yatırımcı ispatlayacaktır. Mobil uygulamadan verilen talimatta işlem onay ekranının görüntüsü, bankanın gönderdiği bildirim ve e-posta, şubeden verilen talimatta imzalı talimat örneği, telefonla verilen talimatta ise arama kaydı bu ispatın araçlarıdır. Bankanın kendi log kayıtlarını tutma yükümlülüğü bulunduğundan (m. 8/2), bu kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi de istenebilir. Çerçeve sözleşmelerde emirlerin ispatının müşteriye yüklenmesine ilişkin hükümlere yer verilemeyeceği de unutulmamalıdır (III-39.1 m. 26/5).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2025 tarihli kararı, fondan çıkış talebinin banka çalışanı tarafından geciktirilmesinin doğrudan tazminat sonucu doğurduğunu göstermektedir. Olayda müşteri, bireysel portföy yönetimi sözleşmesi kapsamında bir fonda bulunan parasının mevduat hesabına aktarılmasını telefonla istemiş; banka çalışanı çıkış için gereken yazılı beyana ilişkin e-postayı göndereceğini söylemiş, ancak geciktirmiştir. İlk derece mahkemesi yazılı talimat bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırmış ve Yargıtay kararı onamıştır:

"(...) davacının 25.07.2018 tarihinde kesin olarak çıkmak istediğini beyan ettiği halde davalı banka çalışanının çıkmaya yönelik olarak sözleşme kapsamında davalı bankaya sunması gereken yazılı beyana ilişkin e-maili davacıya göndereceğini söylemesine rağmen gönderme işini geciktirdiği, davacının da bu gecikmeye rağmen bankaya herhangi bir ihtar veya uyarı göndermediği, davalı bankaya bizzat müracaat etmediği, sistemden kendisine gelen e-mail doğrultusunda 13.08.2018 tarihinde çıkma yönünde yazılı beyanda bulunduğu, çıkma işleminin 16.08.2018 tarihi itibariyle gerçekleştirildiği, bu haliyle 89.628,67 USD zarardan davacı ve davalı bankanın dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının aksine eşit oranda kusurları bulunduğu, davalı bankanın kusuruna isabet eden zarar miktarı bulunan 44.814,33 USD'nin davalı bankadan tahsili gerektiği (...)"— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.05.2025, E. 2024/5013, K. 2025/3807 (kararda aktarılan ve onanan bölge adliye mahkemesi gerekçesi)

Karardan iki pratik sonuç çıkar. Banka, sözleşmede yazılı talimat şartı bulunsa dahi, müşterinin açık çıkış iradesini bildirdiği andan itibaren süreci geciktirmemekle yükümlüdür. Müşteri ise gecikmeyi fark ettiğinde sessiz kalmamalı, yazılı ihtarda bulunmalı veya şubeye bizzat başvurmalıdır; aksi hâlde zararın yarısı kendi üzerinde kalabilir.

Eylül 2026 talimatları bakımından değerlendirme: SPK'nın duyurusuna göre 17 Eylül 2026 günü ilgili fonlar için TEFAS'a iletilen talimatlar, Kurul kararının gereği olarak platform tarafından iptal edilmiştir. Bu iptal bankanın bir işlemi değildir; dolayısıyla salt bu iptal nedeniyle bankanın borcuna aykırı davrandığı söylenemez. Buna karşılık, yatırımcının 16 Eylül 2026 günü valör atlatma saatinden önce veya daha önceki günlerde bankaya verdiği bir talimatın, bankanın kendi sisteminde bekletilmesi, hatalı girilmesi ya da hiç iletilmemesi nedeniyle platforma ulaşmamış olması hâlinde durum farklıdır: bu takdirde yatırımcı, talimatı zamanında iletilseydi içinde bulunacağı durum ile fiilen içinde bulunduğu durum arasındaki farkı, bankanın borca aykırılığından doğan zarar olarak talep edebilir. Bu iddianın ispatı, talimatın bankaya ulaştığı an ile bankanın platforma iletim anını gösteren kayıtlara bağlıdır.

5. Banka çalışanının “fon işlemi” bahanesiyle yaptığı suistimal

Kamuoyunda “fon dolandırıcılığı” denildiğinde akla gelen bir diğer olay tipi, banka çalışanının müşterinin güvenini kötüye kullanmasıdır: “fon alım satımında kullanılacak” denilerek imzalı boş dekont alınması, yüksek getirili “özel fon” vaadiyle paranın çalışanın yönlendirdiği hesaba aktarılması veya müşteri hesabındaki fonun bozdurulup paranın çekilmesi. Bu hâllerde bankanın sorumluluğu iki ayrı hükme dayanır.

Adam çalıştıranın sorumluluğu – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 66

MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.

Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.

Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 116

MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür.

Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

İki hüküm arasındaki fark, bankaya tanınan kurtuluş imkânındadır. Madde 66'da adam çalıştıran gerekli özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir; madde 116'da ise böyle bir kurtuluş kanıtı yoktur. Banka ile müşteri arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğundan, Yargıtay bu tür olaylarda ikinci hükmü esas almaktadır. Fon satış işleminde kullanılmak üzere imzalanarak verilen boş fişin banka personelince para çekmek için kullanıldığı bir olayda, ilk derece mahkemesi müşterinin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; Yargıtay bu kararı bozmuştur:

"Davacı tarafça, fon satış işleminde kullanılmak üzere imzalanarak verilen boş fişin banka personelinin suistimali neticesi para çekilmiş gibi kullanıldığı iddia edilmekte olup, mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Her ne kadar mahkemece zararın oluşmasında bankaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, davalı bankanın çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi gerekir. Oysa dosya arasındaki idari soruşturma raporuna göre, banka personeli bir kısım mudi hesapları üzerindeki usulsüz işlemler ile toplamda 263.241,30 TL ve 40.000 USD'yi zimmetine geçirmiştir. Bankalar, mülga Borçlar Kanunu'nun 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından bile sorumlu olup, çalışanı tarafından verilen zarardan dolayı müşterilerine karşı yine mülga Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca sorumludur. Bu itibarla davanın kabulüne karar vermek gerekirken, boş fişe imza atılması nedeniyle bankanın sorumlu olmadığı yönündeki gerekçe doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir."— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.09.2013, E. 2012/17283, K. 2013/15399 (oybirliği)

Kararda anılan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 100. maddesinin karşılığı, bugün yürürlükteki TBK m. 116'dır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi aynı ilkeyi daha önceki bir kararında, banka çalışanının hesabına gönderilen paranın zimmete geçirildiği olayda şöyle açıklamış ve müşteriye müterafik kusur yükleyen kararı bozmuştur:

"Esasen, bankaların mudi ile olan sözleşme ilişkilerini, çalıştırdığı kişiler aracılığı ile yapması, diğer anlatımla, mudi ile çalışan arasında BK'nun 55. maddesinde olduğu gibi haksız eylem ilişkisi bulunmaması nedeniyle, bankalar, BK'nun kurtuluş kanıtı öngörmeyen 100. maddesine göre sorumlu olup, aynı Kanun’un 99/2. maddesi, 100/son maddesindeki kurtuluşu hafif kusurlar için dahi kaldırmaktadır."— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.02.2011, E. 2009/7753, K. 2011/1012 (oybirliği)

Daha yakın tarihli bir örnekte, müşterisini altına endeksli bir likit fona yönlendiren ve “fon alım satımında kullanılacağı” gerekçesiyle imzalı boş dekontlar alan banka çalışanının müşterinin parasını zimmetine geçirdiği olayda, bankanın davadan önce ödediği tutar düşüldükten sonra kalan zararın bankadan tahsiline ilişkin karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce 27.03.2024 tarihinde onanmıştır (E. 2023/5455, K. 2024/2521). Bu dosyada ceza mahkemesinin kesinleşen mahkûmiyet kararında tespit edilen maddi olgular hukuk mahkemesince esas alınmıştır; çalışan hakkındaki ceza dosyasının takibi, tazminat davasının ispatı bakımından da belirleyicidir.

6. Hesaptaki fonların üçüncü kişilerce bozdurulması

Üçüncü olay tipinde yatırımcı hiçbir talimat vermemiştir; hesabına internet veya mobil bankacılık üzerinden erişen kişiler fonları bozdurmuş ve parayı başka hesaplara aktarmıştır. Yargıtay, bu olaylarda sahtecilik işleminin bankaya karşı gerçekleştiğini ve sistemi kuran bankanın güvenlik zafiyetinden sorumlu olduğunu kabul etmektedir. Müşterinin hesabından internet üzerinden fon satışı yapılarak paranın EFT yoluyla başka hesaplara aktarıldığı bir olayda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bankanın sorumluluğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kabulüne yönelik tüm temyiz itirazlarını reddetmiş, bankanın karar düzeltme istemi de reddedilmiştir:

"Mahkemece, internet bankacılığı işlemleri yapılmasını sağlayan bankanın sistem hazırlayıcısı, işleticisi ve hakimi konumunda olması nedeniyle bu sistemdeki tüm eksiklik ve kusurlardan sorumlu olduğu, olayda davalı GSM şirketinin ve davacının kusurunun bulunmadığı, davalı bankanın etkin güvenlik önlemlerini almayarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediği (...) gerekçesiyle davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile 29.900,00 TL maddi tazminatın (...) tahsiline, diğer davalı aleyhine açılan davanın ve manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.03.2012 günlü ilamıyla davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek hüküm faiz yönünden davacı yararına bozulmuştur."— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.10.2012, E. 2012/10360, K. 2012/15156 (karar düzeltme isteminin reddi)

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2025 tarihli kararı, bu sorumluluğun yalnızca mevduatı değil yatırım araçlarını da kapsadığını ve müşterinin kusurunu ispat yükünün bankada olduğunu açıkça ifade etmektedir:

"İnternet ve mobil bankacılık sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk, olağan sebep sorumluluğu mahiyetinde olmakla, banka gerekli özeni göstermiş olsa bile zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi halinde, sorumluluktan kurtulabilir. Dava hesap sahibinin zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (...)"— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 27.02.2025, E. 2022/1304, K. 2025/316

Bu olay tipinde ceza soruşturması ile hukuk davası birlikte yürütülmelidir. Paranın aktarıldığı hesabın askıya alınması ve elkoyma için ilk saatlerde yapılması gerekenler CMK m. 128/A yazımızda, sahte yatırım platformlarına ilişkin deliller ise Forex Dolandırıcılığı yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Bankanın Sorumlu Olmadığı Hâller ve Müterafik Kusur

Dürüst bir hukuki değerlendirme, bankanın sorumlu tutulmadığı durumları da ortaya koymalıdır. Yargı kararlarında banka aleyhine açılan fon ve sermaye piyasası davalarının reddedildiği veya tazminatın önemli ölçüde indirildiği başlıca hâller şunlardır.

Yatırım kararını yatırımcı vermiş ve riskler bildirilmişse: Yukarıda aktardığımız 23.03.2022 tarihli kararda belirtildiği üzere, alım satım kararının yatırımcı tarafından verilmesi ve risk bildirim formunun imzalanmış olması hâlinde değer kaybından doğan zarara yatırımcı katlanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, banka çalışanının anapara kaybı olmayacağını söyleyerek kendisini yönlendirdiğini ileri süren müşterinin açtığı bir davada, ilk derece mahkemesinin çerçeve sözleşme ve risk bildirim formu bulunmadığı gerekçesiyle verdiği kabul kararını bozmuş; bozma gerekçesi daha sonra şöyle özetlenmiştir:

"Dairemizin 04.02.2020 tarih, 2019/1954 E. ve 2020/907 K. sayılı kararıyla, dava konusu uyuşmazlığın 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (2499 sayılı Kanun) mevzuatına tabi olduğu, kanunun işaret ettiği tebliğlere göre davalı bankanın, anılan işlemlerden önce düzenlemesi gereken çerçeve sözleşme ile risk bildirim formunun somut olayda bulunmadığı, alım talimatının ürün adı, vade ve cins gibi bilgilerden yoksun olduğu, bu nedenle bankanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeden işlem yaptığı ve bu işlem nedeniyle doğan zarardan sorumlu olduğu ancak, davacı tarafından imzalanan alış talimatında, ürün adının “121T2D” olarak yazıldığı, ayrıca altında 6 bent halinde işlem risklerinin belirtildiği, aynı şekilde satış talimatında da risklerin hatırlatıldığı, anapara kaybı riskinin de hatırlatılan risklerden olduğu; yine taraflar arasında imzalanan bireysel müşteri sözleşmesinin 57 nci maddesinden de davacının davalıyı sermaye piyasası işlemleri için yetkilendirdiği, davacının gerekli risk bildirimini aldığı, dosya içerisinde mevcut davalının delilleri arasındaki davacı hesap ekstresinde de tahvil alımının açıkça yazılı olduğu, davacının anılan işlemden sonra işlemler yaptığı ve yapılan işlemin riski alış talimatıyla açıklanan işleme uygun olduğu da gözetilerek davanın reddi gerektiğine işaret edilerek bozulmuştur."— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.05.2023, E. 2022/3927, K. 2023/3251 (bozmaya uyularak verilen ret kararı onanmıştır)

Bu karar, banka aleyhine dava açmayı düşünen yatırımcı için önemli bir uyarıdır: imzalanan alım talimatının üzerinde riskler, özellikle anapara kaybı riski açıkça yazılıysa ve yatırımcı işlemden sonra hesabını takip edip başka işlemler yapmışsa, “bana söylenmedi” savunmasının kabul görmesi zorlaşır. Dava öncesinde bankadan, imzalanan veya elektronik olarak onaylanan tüm talimat ve formların örneği mutlaka istenmelidir.

Zarar yalnızca piyasa hareketinden doğmuşsa: Banka gerekli bildirimleri yapmış, talimatı zamanında iletmiş ve müşteriyi yanıltıcı biçimde yönlendirmemişse, fonun portföyündeki varlıkların değer kaybetmesi ya da fonun likidite sorununa düşmesi bankaya yüklenebilecek bir kusur değildir. Bu durumda yatırımcının muhatabı, koşulları varsa fonun kurucusu ve portföy saklayıcısıdır.

Yatırımcının kendi kusuru zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa: Bankanın sorumluluğu kabul edilse dahi tazminat indirilebilir:

Tazminatın indirilmesi – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 52

MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.

Bu hüküm haksız fiiller için öngörülmüş olmakla birlikte, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır (TBK m. 114/2).

İncelenen kararlarda kusur paylaşımı
Karar Olay Müşteriye yüklenen kusur ve gerekçesi
İstanbul BAM 14. HD, 11.05.2023 Bankanın sattığı yabancı yatırım fonlarında bilgilendirme eksikliği %50 – tüm talimatlarda imzasının bulunması ve yıllarca talepte bulunmaması
Yargıtay 11. HD, 28.05.2025 Fondan çıkış talebinin banka çalışanınca geciktirilmesi %50 – gecikmeye rağmen ihtar göndermemesi, bankaya bizzat başvurmaması
Yargıtay 11. HD, 23.03.2022 Sözleşmesiz portföy yönetimi ve yanlış bakiye bildirimi %40 – tasarruflarını yönlendirmeden önce araştırma yapmaması
Yargıtay 11. HD, 11.09.2013 Fon işlemi için verilen imzalı boş fişin çalışanca kullanılması Kusur yüklenmedi – boş fişe imza atılması bankayı sorumluluktan kurtarmaz
Yargıtay 19. HD, 28.05.2015 Talimata aykırı olarak başka kişiye ödeme Kusur yüklenmedi – zararın tamamı bankadan istenebilir

Tablodan çıkan ortak ders şudur: mahkemeler, bankanın özen borcunu ağır tutmakla birlikte, yatırımcının da kendi yatırımını izlemesini ve bir aksaklık fark ettiğinde gecikmeden yazılı olarak itiraz etmesini beklemektedir. Sessiz kalınan her ay, kusur oranına yansıyabilir.

Portföy Saklayıcısı Bankanın ve Kurucunun Sorumluluğu

Banka, bir fonun dağıtımını yapmasa bile o fonun portföy saklayıcısı olabilir. Saklayıcı, fon varlıklarını ayrı bir hesapta saklamanın yanında; katılma paylarının ihraç ve itfa işlemlerinin, birim pay değerinin hesaplanmasının, fonun varlık alım satımlarının ve portföy yapısının mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğunun sağlanmasını da üstlenir (6362 sayılı Kanun m. 56/1). Sorumluluğu Kanun'da açıkça düzenlenmiştir.

Portföy saklama hizmetinden doğan sorumluluk – 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 56 (ilgili fıkralar)

MADDE 56 – (2) Bu madde kapsamında portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketi ve katılma payı sahiplerine, yatırım ortaklıklarında ise ortaklığa verdiği zararlardan sorumludur.

(3) Portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığı, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluştan; saklama hizmetini yürüten kuruluş da portföy yönetim şirketi veya yatırım ortaklığından, bu Kanun hükümlerinin ihlali nedeniyle doğan zararların giderilmesini talep etmekle yükümlüdür. Pay veya katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır.

(6) Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ile portföy yönetim şirketi aynı tüzel kişi olamaz. Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve portföy yönetim şirketi görevlerini yerine getirirken birbirlerinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdürler.

Portföy saklama hizmetinden doğan sorumluluk – III-56.1 sayılı Tebliğ m. 11

MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ kapsamında portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında Şirket ve katılma payı sahiplerine, yatırım ortaklıklarında ortaklığa verdiği zararlardan sorumludur.

(2) Şirket veya yatırım ortaklığı, portföy saklayıcısından; portföy saklayıcısı da Şirket veya yatırım ortaklığından, Kanun ve bu Tebliğ hükümlerinin ihlâli nedeniyle doğan zararların giderilmesini talep etmekle yükümlüdür. Pay veya katılma payı sahiplerinin Şirket, yatırım ortaklığı veya portföy saklayıcısına dava açma hakkı saklıdır.

(3) Portföy saklayıcısı, portföy saklama hizmeti verdiği portföylerin yönetiminden veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu değildir.

(4) Portföy saklama sözleşmesinde portföy saklayıcısının Kanun ve bu Tebliğ hükümleri ile belirlenmiş olan sorumluluklarının kapsamını daraltıcı hükümlere yer verilemez.

Bu hükümler yatırımcıya doğrudan dava hakkı tanımakta; ancak saklayıcının sorumluluğunu “yükümlülüklerini yerine getirmemesi” şartına bağlamakta ve portföyün yönetiminden ya da piyasadaki fiyat hareketlerinden doğan zararı kapsam dışında bırakmaktadır. Dolayısıyla bir saklayıcı bankaya yöneltilecek talepte, saklayıcının hangi kontrol yükümlülüğünü (örneğin birim pay değerinin değerleme esaslarına uygun hesaplanmasının veya portföy yapısının mevzuata uygunluğunun sağlanması) yerine getirmediğinin somut olarak ortaya konulması gerekir. Tasfiyesine karar verilen fonlar bakımından bu inceleme, fonun tasfiye öncesindeki saklayıcısı ile Kurul kararıyla sonradan görevlendirilen ve tasfiyeyi yürüten bankalar için ayrı ayrı yapılmalıdır; sonradan görevlendirilen bankanın sorumluluğu, görevlendirildiği tarihten sonraki işlemleriyle ilgilidir.

Kurucu portföy yönetim şirketinin sorumluluğu ise daha geniştir. Kurucu, fonun katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsili, yönetimi, yönetiminin denetlenmesi ile faaliyetlerinin içtüzük ve izahname hükümlerine uygun olarak yürütülmesinden sorumludur; portföy yöneticiliği dâhil dışarıdan hizmet alınması bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz (III-52.1 m. 9/1–2). Kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye vekâlet hükümleri kıyasen uygulandığından, kurucunun özen ve sadakat borcuna aykırı davranışı tazminat sorumluluğunu doğurur. Tazminat davasında banka ile birlikte kurucunun da davalı gösterilip gösterilmeyeceği, somut olaydaki kusur dağılımına ve tahsil kabiliyetine göre değerlendirilmelidir.

Yatırımcı Tazmin Merkezi Fon Zararını Karşılar mı?

Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM), yatırım kuruluşlarının yatırımcılara karşı nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüklerini yerine getirememesi hâlinde devreye giren bir güvencedir; yatırım zararını karşılayan bir sigorta değildir.

Yatırımcıların tazmini ve tazminin kapsamı – 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 82/1 ve m. 84 (ilgili fıkralar)

MADDE 82 – (1) Kurul, yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğinin veya kısa sürede yerine getiremeyeceğinin tespit edilmesi hâlinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Bu karar, durumun tespitinden itibaren üç ay içinde alınır. Kurulun, bu Kanun kapsamındaki tedbir yetkileri saklıdır.

MADDE 84 – (1) Tazminin kapsamını, yatırımcılara ait olan ve yatırım hizmeti ve faaliyeti veya yan hizmetler ile bağlantılı olarak yatırım kuruluşu tarafından yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme veya sermaye piyasası araçlarının teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan talepler oluşturur.

(2) Yatırımcıları tazmin kararı verilen kuruluşların yatırımcıları, bu madde kapsamında tazmin talep etme hakkına sahiptir. Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.

Bu hükümlere göre YTM'nin devreye girmesi için iki koşul gerekir: Kurul'un belirli bir yatırım kuruluşu hakkında tazmin kararı alması ve talebin, o kuruluşun yatırımcı adına sakladığı veya yönettiği nakdi ya da sermaye piyasası aracını teslim edememesinden kaynaklanması. Fon portföyündeki varlıkların değer kaybetmesinden doğan zarar, “piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zarar” olarak tazmin kapsamı dışındadır. SPK'nın 4 Ekim 2026 tarihli basın açıklaması yalnızca YTM malvarlığının korunmasına ilişkin hükmün geçmişine dairdir; açıklamada, bu hükmün 30.12.2012 tarihinden itibaren Kanun'da yer aldığı belirtilmiştir. İncelediğimiz 2026/60 ilâ 2026/68 sayılı Kurul bültenlerinde, tasfiyesine karar verilen fonların yatırımcıları için alınmış bir tazmin kararına rastlanmamıştır. Bu nedenle fon yatırımcısının gerçekçi tahsil kaynakları; tasfiye bakiyesi, kusuru bulunan kurucu, saklayıcı ve dağıtım kuruluşuna karşı açılacak tazminat davası ile ceza soruşturmasında elkonulan malvarlığı değerleridir.

Dava Hangi Mahkemede Açılır? Tüketici Mahkemesi mi, Asliye Ticaret Mahkemesi mi?

Fon zararı nedeniyle bankaya karşı açılacak tazminat davasında ilk usul sorunu görevli mahkemedir ve bu konuda yargı kararları yeknesak değildir. Görev kamu düzenindendir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanır ve aylar kaybedilir. Tartışmanın iki tarafındaki kanun hükümleri şunlardır:

Ticari davalar ve asliye ticaret mahkemesinin görevi – 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/1-f ve m. 5/1

MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

(...) f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. (...)

MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

Tüketici, tüketici işlemi ve tüketici mahkemesinin görevi – 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3/1-k, l; m. 73/1 ve m. 83/2

MADDE 3- (1) (...) k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,

l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,

MADDE 73- (1) Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.

MADDE 83- (2) Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.

Görüldüğü gibi her iki kanun da “bankacılık” işlemlerini kendi kapsamında saymaktadır. Belirleyici soru, yatırım amacıyla fon alan gerçek kişinin “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla” hareket edip etmediğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir bankayla yapılan opsiyon sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta bu soruyu yatırımcı aleyhine cevaplamış; tüketici mahkemesinin, asliye ticaret mahkemesini görevli sayarak verdiği görevsizlik kararındaki direnmesini onamıştır:

"Tüketici sözleşmesinde iki taraf mevcut olup, zıt amaçların güdülmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla satıcı ve sağlayıcı tanımında da yer verildiği gibi satıcı ve sağlayıcının işlem yaparken ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmesi, karşısında yer alan kişinin ise bunun tersine bir amaçla yani ticari veya mesleki olmayan amaçla (kâr elde etme amacı olmaksızın) hareket etmesi gerekir (...) Hâl böyle olunca davacının hizmeti davalı bankadan finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davacının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılması mümkün değildir."— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.05.2018, E. 2017/11-22, K. 2018/1102 (direnme kararı onanmıştır)

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 07.07.2022 tarihli kararında bu yaklaşımı daha ince bir ayrımla uygulamıştır. Daire, birikimini bir yatırım hesabında değerlendiren kişi ile hisse senedi ve diğer yatırım araçlarının alım satımını bizzat yapan ve bu konuda yatırım danışmanlığı hizmeti alan kişiyi birbirinden ayırmaktadır:

"Salt kazanç elde etme gayesiyle hareket edilmiş olması davacının tüketici sayılmasına engel olmamakla birlikte, burada yapılan faaliyetin niteliği önem arz etmektedir. Bankada yatırım hesabı açarak birikimini değerlendiren kişi, elbetteki şartları varsa tüketici kabul edilir. Ancak somut olayda, davcının tasarrufunu bir yatırım hesabında değerlendirmesinden oldukça farklı bir durum vardır. Davacı, parasıyla hisse senetleri ve diğer yatırım araçlarının alım satımını bizzat yapmakta, bu konuda davalıdan yatırım danışmanlık hizmeti almaktadır. O halde davacının, yasada tanımlanan tüketici tanımına uymadığı, ticari amaçla hareket eden bir kişi konumunda olduğu sonucuna varılmaktadır."— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 07.07.2022, E. 2022/1169, K. 2022/1000 (asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararı kaldırılmıştır)

Buna karşılık Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, hesabındaki hisselerin rızası dışında satıldığını ileri süren gerçek kişinin bankaya karşı açtığı davada, asliye ticaret mahkemesinin işin esasına girerek verdiği kararı kaldırmış ve tüketici mahkemesini görevli saymıştır:

"(...) hesap sahibi davacının gerçek kişi tüketici olduğu dikkate alındığında artık davacı tüketici ile banka arasında kurulan ilişkinin bir sözleşme ilişkisi olduğunun kabulü gerekeceği, davanın açıldığı 11/11/2022 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının yatırım hesabı açmasının ticari amaçla hareket ettiği şeklinde yorumlanamayacağı dikkate alındığından davanın ticari veya mesleki olan amaçlarla hareket etmemesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işlemlerinin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir."— Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 04.12.2025, E. 2025/758, K. 2025/1479

Vadeli işlem ve opsiyon piyasası işlemlerinden doğan bir uyuşmazlıkta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ise 12.02.2024 tarihli kararında (E. 2023/2335, K. 2024/541) Hukuk Genel Kurulu kararına atıf yaparak asliye ticaret mahkemesini görevli yargı yeri olarak belirlemiştir. Yukarıda incelediğimiz fon dosyaları da iki yönü birlikte gösterir: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2023 tarihli kararına konu dava, tüketici mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine asliye ticaret mahkemesinde görülmüş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.05.2025 tarihli kararına konu dava ise tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlanmıştır.

Görevli mahkemenin belirlenmesinde kararlarda öne çıkan ölçütler
Ölçüt Tüketici mahkemesi yönünde Asliye ticaret mahkemesi yönünde
İşlemin niteliği Birikimin bir yatırım hesabında veya fonda değerlendirilmesi Opsiyon ve vadeli işlem sözleşmeleri; hisse senedi ve diğer yatırım araçlarının bizzat alınıp satılması
Yatırımcının rolü Bankanın sunduğu ürünü alan, kararı ağırlıklı olarak bankanın yönlendirmesiyle veren kişi Alım satımı bizzat yapan, yatırım danışmanlığı hizmeti alan kişi
Davacının sıfatı Ticari veya mesleki amaç taşımayan gerçek kişi Tacir, şirket veya işlemi ticari işletmesiyle ilgili olan kişi
Dayanılan karar Ankara BAM 21. HD, 04.12.2025 Yargıtay HGK, 16.05.2018; İstanbul BAM 14. HD, 07.07.2022; İstanbul BAM 37. HD, 12.02.2024

Bu tablo karşısında, birikimini bankasının önerdiği bir fona yatıran ve başka bir sermaye piyasası işlemi bulunmayan gerçek kişi bakımından tüketici mahkemesinin görevli olduğu yönünde güçlü gerekçeler bulunmaktadır; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 07.07.2022 tarihli kararındaki “bankada yatırım hesabı açarak birikimini değerlendiren kişi” ifadesi de bu sonucu destekler. Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu'nun “hizmetin alınma amacı” ölçütü nedeniyle aksi yönde karar verilmesi ihtimali her dosyada hesaba katılmalıdır. Görevli mahkeme, somut olaydaki işlem geçmişi incelenerek ve davanın açılacağı yerdeki bölge adliye mahkemesi dairesinin güncel uygulaması araştırılarak belirlenmelidir.

Arabuluculuk her iki yolda da dava şartıdır

Görevli mahkeme hangisi olursa olsun, bankaya karşı para alacağına ilişkin dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.

Dava şartı olarak arabuluculuk – 6102 sayılı Kanun m. 5/A, 6502 sayılı Kanun m. 73/A/1 ve 6325 sayılı Kanun m. 18/A (ilgili fıkralar)

6102 sayılı Kanun MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

6502 sayılı Kanun MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (...)

6325 sayılı Kanun MADDE 18/A- (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. (...) Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

(15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Tüketici mahkemesinin görevli olduğu kabul edilirse, tüketici davası tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m. 73/5). Genel hükümlere göre ise yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir; bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6/1, m. 14/1). Tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu ise yalnızca Kanun'da öngörülen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklar içindir; bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvurulamaz (6502 sayılı Kanun m. 68/1, m. 68/4). Fon zararları çoğu zaman bu sınırın üzerinde kaldığından, başvuru öncesinde güncel tutar kontrol edilmelidir.

Zamanaşımı ve İspat Yükü

Bankaya karşı ileri sürülecek talebin zamanaşımı, talebin hukuki dayanağına göre değişir. Banka ile müşteri arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan kural olarak sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanır; banka çalışanının suç oluşturan fiili veya hesabın üçüncü kişilerce boşaltılması gibi hâllerde haksız fiil hükümleri de gündeme gelir.

Zamanaşımı süreleri – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72/1, m. 146 ve m. 147/5

MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:

(...) 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

Mevduat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda on yıllık genel zamanaşımı uygulanmaktadır; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2025 tarihli kararı bu yöndedir. Fon alım satımına aracılık ilişkisi ise yargı kararlarında vekâlet veya vekâlet benzeri sözleşme olarak nitelendirildiğinden, bankalar bu davalarda m. 147/5'teki beş yıllık zamanaşımı savunmasını ileri sürmektedir. İhtiyatlı yaklaşım, sözleşmeye dayalı talepler için beş yıllık sürenin, yalnızca haksız fiile dayanılan hâllerde ise zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık sürenin esas alınmasıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A/15).

Tasfiyesine karar verilen fonlar bakımından ayrı bir sorun, zararın henüz kesinleşmemiş olmasıdır: tasfiye süresi tasfiye duyuru tarihinden itibaren altı aya kadar uzatılmıştır ve yatırımcının fondan ne kadar tahsil edeceği nihai tasfiye ödemesiyle belli olacaktır. Bu durum, dava açmak için tasfiyenin sonunu beklemeyi zorunlu kılmaz; ancak talep sonucunun ve dava zamanlamasının zarar miktarındaki bu belirsizlik gözetilerek kurgulanmasını gerektirir. Buna karşılık delillerin korunması ve bankaya yazılı başvuru için beklemek için hiçbir neden yoktur.

Fon uyuşmazlığında kim neyi ispatlar?
İspat konusu İspat yükü Dayanak
Genel ve ürüne özgü risk bildiriminin yapıldığı Banka III-39.1 m. 25/6
Fonun müşterinin kendi talebiyle alındığı ve uygunluk testi yapılmayacağının bildirildiği Banka III-39.1 m. 33/2
Sözlü veya elektronik emre dayanılarak yapılan işlemde emrin varlığı Banka III-45.1 m. 8/3
Emir verildiği hâlde işlem yapılmadığı iddiasında emrin verildiği Müşteri III-45.1 m. 8/4
İşlem sonuç formunun müşteriye gönderildiği Banka III-45.1 m. 16/2
Bankanın borcun ifa edilmemesinde kusurunun bulunmadığı Banka TBK m. 112
Müşterinin zararın doğmasında veya artmasında kusurunun bulunduğu Banka İstanbul BAM 12. HD, 27.02.2025
Zararın varlığı, miktarı ve bankanın davranışıyla zarar arasındaki nedensellik bağı Müşteri Genel ispat kuralı (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6)

Tablodaki dağılım, yatırımcının elinin sanıldığından güçlü olduğunu gösterir: bildirim, uygunluk ve kayıt düzenine ilişkin ispat yükünün büyük bölümü bankadadır ve çerçeve sözleşmeye emirlerin ispatının müşteriye yüklenmesine ilişkin hüküm konulamaz (III-39.1 m. 26/5). Yatırımcı, bu belgeleri dava açmadan önce de isteyebilir:

Müşteri hakları – 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 76/1

MADDE 76 – Bankalar, müşterilerinin, verilen hizmetlerden kaynaklanan her türlü sorularına cevap verecek bir sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlüdür. Bankalar, kredi sözleşmelerinin onaylı bir örneğini müşterilerine vermek zorundadır. Talepleri hâlinde müşteri ile yapılan diğer işlemlere ilişkin her türlü belgenin bir örneği de müşterilere verilir.

Vekilin hesap verme borcu da aynı sonuca götürür: vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermekle ve vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini ödemekle yükümlüdür (TBK m. 508). Banka belgeleri vermekten kaçınırsa, dava sırasında mahkemeden belgenin ibrazı için kesin süre verilmesi istenebilir; ibraz yükümlülüğünü kabul edilebilir bir mazeret olmaksızın yerine getirmeyen taraf bakımından mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (6100 sayılı Kanun m. 219, m. 220).

Fon Yatırımcısı İçin 12 Adımlık Yol Haritası

  1. Rolü belirleyin. Bankanız o fon bakımından yalnızca dağıtım kuruluşu mu, aynı zamanda portföy saklayıcısı mı? Fonun kurucusu kim? Bu bilgiler fonun izahnamesinde ve yatırımcı bilgi formunda yazılıdır.
  2. Talimat kayıtlarını saklayın. Mobil uygulamadaki işlem onay ekranı, bankanın gönderdiği bildirim, SMS ve e-postalar; talimatın bankaya verildiği günü, saati ve adedi gösteren her kayıt.
  3. Belgeleri yazılı olarak isteyin. Çerçeve sözleşme, genel risk bildirim formu, ürüne özgü risk açıklaması, uygunluk testi veya test yapılmayacağına dair bildirim, alım ve satım talimatları, işlem sonuç formları ve hesap ekstresi (5411 sayılı Kanun m. 76/1).
  4. Talimatın TEFAS'a iletim zamanını sorun. Bankadan, satım talimatınızın platforma hangi gün ve saatte iletildiğini, iletilmediyse nedenini yazılı olarak bildirmesini isteyin.
  5. Yönlendirmeyi belgeleyin. Fonu size kim, hangi sözlerle önerdi? Telefon görüşmelerinin tarihleri, mesajlaşmalar, e-postalar, uygulama içi öneri ve kampanya ekranları. Bankadan ses kayıtlarının saklanmasını yazılı olarak talep edin.
  6. MKK kaydınızı kontrol edin. Hesabınızdaki katılma payı adedini ve bloke durumunu teyit edin; tasfiye ödemeleri pay sahipliği oranına göre yapılacaktır.
  7. Bankaya yazılı ihtarda bulunun. Talebinizi, dayandığınız olguları ve istediğiniz belgeleri içeren ihtar; hem delil oluşturur hem de sessiz kalmanın müterafik kusur sayılması riskini azaltır.
  8. Tasfiye sürecini izleyin. SPK'nın bültenlerini ve basın duyurularını takip edin; ara ödeme ve nihai tasfiye ödemesi olarak aldığınız tutarları belgeleyin. Bu tutarlar bankadan isteyebileceğiniz zarardan düşülecektir.
  9. Şikâyet yollarını kullanın. Bankanın müşteri şikâyet birimine başvurun; yatırım kuruluşları, şikâyetlerin yöneltilebileceği birimlerin iletişim bilgilerine müşterilere gönderilen belgelerde ve internet sitelerinde yer vermek zorundadır (III-45.1 m. 28/3). Mevzuata aykırılık iddialarınızı SPK'ya da bildirebilirsiniz.
  10. Ceza boyutunu ayrıca değerlendirin. Banka çalışanının suistimali veya hesabınıza izinsiz erişim söz konusuysa gecikmeden Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunun; ceza dosyasındaki tespitler tazminat davasında belirleyici olabilir.
  11. Görevli mahkemeyi ve davalıları belirleyin. İşlem geçmişinize göre tüketici mahkemesi veya asliye ticaret mahkemesi; kusur dağılımına göre banka, kurucu ve saklayıcı.
  12. Arabulucuya başvurun ve süreleri izleyin. Dava şartı olan arabuluculuk tamamlanmadan dava açılamaz; zamanaşımı hesabını en kısa süreye göre yapın.

Kadıköy, Kartal ve Anadolu Yakası'nda Fon ve Banka Uyuşmazlıkları

Fon zararından doğan uyuşmazlıklar; sermaye piyasası mevzuatını, bankacılık uygulamasını ve çoğu zaman bir ceza soruşturmasını aynı dosyada buluşturur. İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, yani Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla'da yerleşik yatırımcılar bakımından tüketici mahkemesinde açılacak davalarda tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; bu ilçelerin bağlı olduğu İstanbul Anadolu Adliyesi Kartal'dadır. LimanLegal Hukuk Bürosu, Kartal Cevizli'deki ofisinden; bankaya ve kurucuya yöneltilecek ihtar ve belge taleplerinin hazırlanması, arabuluculuk görüşmeleri, tazminat davaları ve bağlantılı ceza soruşturmalarında müşteki vekilliği konularında destek vermektedir.

Yazar Hakkında

Av. Coşkun GENÇ, İstanbul Barosu'na kayıtlı (Sicil No: 71680) avukat olarak ceza hukuku, bilişim suçları ve sermaye piyasası kaynaklı uyuşmazlıklar alanlarında çalışmaktadır. LimanLegal Hukuk Bürosu'nda banka ve yatırım kuruluşlarının sorumluluğundan doğan tazminat taleplerinde ve bu taleplerle bağlantılı dolandırıcılık soruşturmalarında vekillik yürütmektedir. Bu rehberdeki kanun ve tebliğ hükümleri resmî mevzuat metinlerinden, SPK kararları Kurul bültenleri ile basın duyurularından, TEFAS kuralları Takasbank'ın 20 Temmuz 2026'da uygulamaya aldığı Uygulama Esasları'ndan, mahkeme kararları ise karar tam metinlerinden birebir aktarılmıştır.

Fon Zararında Bankanın Sorumluluğu İçin Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu

Fon uyuşmazlıklarında sonucu çoğu zaman ilk haftalarda toplanan belgeler belirler: talimatın bankaya verildiği an, platforma iletildiği an, imzalanan formlar ve yönlendirme kayıtları.

Satım talimatınız gerçekleşmediyse, bankanızın önerdiği fonda zarar ettiyseniz ya da hesabınızdaki fonlar bilginiz dışında bozdurulduysa, gecikmeden hukuki değerlendirme almanızı öneririz.

İstanbul Kartal Cevizli'de bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu; Kadıköy, Ataşehir, Kartal, Maltepe, Ümraniye, Üsküdar, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere İstanbul genelinde banka ve yatırım kuruluşlarına karşı tazminat talepleri ile bağlantılı ceza dosyalarında hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Banka, sattığı fonun zarar etmesinden sorumlu mudur?

Kendiliğinden sorumlu değildir. Fon portföyündeki varlıkların değer kaybetmesinden doğan zarar kural olarak yatırımcıya aittir. Banka; riskleri bildirmemişse, uygun olmayan ürünü önermişse, getiri vaadinde bulunmuşsa, talimatı hiç veya geç iletmişse ya da zarar kendi çalışanının fiilinden veya güvenlik zafiyetinden doğmuşsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 112, 116 ve 506. maddeleri ile III-39.1 sayılı Tebliğ'in 24, 25 ve 33. maddeleri uyarınca zararı gidermekle yükümlü olur. Banka, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.

Fon satım talimatı verdiğimde paramı kim öder?

Parayı fon öder. Katılma payının satımı, hukuken payın fona iade edilerek paraya çevrilmesidir (III-52.1 sayılı Tebliğ m. 15/1). TEFAS Uygulama Esasları'nın 23/9. maddesine göre platformda gerçekleştirilen fon payı satış işlemlerinde işlemin karşı tarafı fonun operatör üyesidir ve bu yükümlülük için teminat alınmaz. Banka, talimatı platforma ileten fon dağıtım kuruluşudur; fon ödeme yaptığında tutarı müşterisinin hesabına geçirir. Takasbank'ın takasın tamamlanmasına yönelik bir garantisi bulunmaz (m. 11/3).

TEFAS nedir ve fon satım talimatı nasıl işler?

TEFAS, Takasbank tarafından işletilen ve yatırım fonu katılma paylarının dağıtım kuruluşları aracılığıyla alınıp satılmasını sağlayan elektronik platformdur. Yatırımcı talimatını bankasına verir; banka talimatı müşteri bazında platforma iletir; Merkezi Kayıt Kuruluşu sisteminde yeterli pay varsa paylar bloke edilerek talimat eşleştirilir. Fiyat, talimatı izleyen ilk hesaplamada belirlenir. Valör günü fonun operatör üyesi borcunu saat 15.00'e kadar kapatır; nakit bankaya, oradan yatırımcının hesabına aktarılır ve paylar hesaptan çıkar.

Fon satım talimatı saat kaça kadar verilmelidir?

TEFAS Uygulama Esasları'nın 12. maddesine göre ileri valörlü işlemlerde valör atlatma saati tam iş günlerinde 13.30, yarım iş günlerinde 11.30'dur. Bu saatten sonra platforma iletilen talimat bir sonraki iş gününe ötelenir. Kurucu veya operatör üye, genel çalışma saatleri içinde kalmak kaydıyla fon için farklı işlem saatleri belirleyebilir. Bu nedenle kesin saat için fonun izahnamesine ve yatırımcı bilgi formuna bakılmalı, bankanın talimatı platforma ilettiği saat ayrıca teyit edilmelidir.

Fon iade taleplerini ödeyemezse ne olur?

Fonun operatör üyesi valör tarihinde saat 15.00 itibarıyla nakit yükümlülüğünü yerine getirmezse ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düşer (TEFAS Uygulama Esasları m. 23/1). Bu durumda fon payı aktarımı yapılmaz; ilgili talimatın nakdi yükümlülüğü tamamlanana kadar paylar yatırımcının hesabında blokede kalır. Satış işlemlerinde fonun ödeme yükümlülüğü için teminat alınmadığından, alacaklı dağıtım kuruluşuna ve dolayısıyla yatırımcıya ödeme, fon yükümlülüğünü yerine getirdiği ölçüde ve tarihte yapılabilir.

17 Eylül 2026'da verdiğim satım talimatı neden gerçekleşmedi?

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Eylül 2026 tarihli basın duyurusuna göre, tasfiyeye konu fonlar 17 Eylül 2026 tarihli ve 57/1707 sayılı Kurul kararı uyarınca aynı gün TEFAS'ta alım ve satım işlemlerine kapatılmış ve bu fonlar için o gün verilen tüm talimatlar platform tarafından iptal edilmiştir. Duyuruda, iptal edilen talimatların sahiplerine tasfiye bakiyesinden, fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Bu iptal bankanın değil platformun işlemidir.

16 Eylül 2026 ve öncesinde verdiğim talimat gerçekleşmediyse durumum nedir?

SPK'nın 28 Eylül 2026 tarihli duyurusuna göre 16 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar da tasfiye kapsamındadır. 2026/61 sayılı Kurul Bülteni'nin A/6 maddesi, TEFAS üzerinden verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığındaki tutarın fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirileceğini ve elde edilen nakitle öncelikli olarak bu borçların ödeneceğini öngörür. Talimatın platforma iletildiğini gösteren kaydı bankanızdan yazılı olarak isteyin.

Tasfiye ne kadar sürecek ve ara ödeme nedir?

2026/61 sayılı Kurul Bülteni'nde üç ay olarak belirlenen tasfiye süresi, 20 Eylül 2026 tarihli ve 59/1710 sayılı Kurul kararıyla altı aya çıkarılmıştır; SPK bu sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini açıklamıştır. 30 Eylül 2026 tarihli ve 64/1775 sayılı kararla, yedi kurucudan dördünün fonları için mutabakatı tamamlanmış yatırımcılara nihai ödemeye mahsuben ara ödeme yapılması öngörülmüştür. SPK'nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusuna göre ara ödeme, her yatırımcı ve her fon için ayrı ayrı 1 milyon TL'yi aşamaz.

Bankaya talimat verdim ama banka TEFAS'a iletmedi; ne yapabilirim?

Banka, müşteri emrini özen ve sadakat borcu çerçevesinde yerine getirmek zorundadır (III-37.1 sayılı Tebliğ m. 19/1-a); vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m. 505). Talimat bankanın kusuruyla hiç veya geç iletilmişse, zamanında iletilseydi içinde bulunacağınız durum ile fiilî durum arasındaki farkı talep edebilirsiniz. Ancak emir verdiği hâlde işlem yapılmadığını ileri süren müşteri, emri verdiğini ispatla yükümlüdür (III-45.1 sayılı Tebliğ m. 8/4); onay ekranı, bildirim ve yazışmaları saklayın.

Banka çalışanı bu fonu bana önerdi; banka sorumlu olur mu?

Öneride bulunmak tek başına sorumluluk doğurmaz; ancak önerinin kurallara uygun olması gerekir. III-37.1 sayılı Tebliğ'in 48/2. maddesi uyarınca yorum ve tavsiyelerde yanıltıcı, abartılı ifadelere yer verilemez ve belirli bir getirinin sağlanacağına dair vaat veya taahhütte kesinlikle bulunulamaz; 50/1. madde uyarınca tavsiyenin objektifliğini etkileyebilecek çıkar ilişkileri müşteriye açıklanmalıdır. Getiri garantisi verilmiş, riskler gizlenmiş veya çalışan yatırım kararlarını müşteri yerine vermişse bankanın sorumluluğu gündeme gelir.

Risk bildirim formunu imzaladım; yine de dava açabilir miyim?

Açabilirsiniz, ancak imzaladığınız belgelerin içeriği sonucu doğrudan etkiler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2022 tarihli kararıyla onanan hükümde, risk bildirim formu imzalanmış olmasına rağmen yatırım kararlarını banka çalışanının verdiği ve müşterinin yanlış bilgilendirildiği olayda banka zararın yüzde altmışından sorumlu tutulmuştur. Buna karşılık aynı Dairenin 24.05.2023 tarihli kararında, alış talimatında anapara kaybı dâhil risklerin açıkça yazılı olduğu ve müşterinin sonradan işlem yapmayı sürdürdüğü olayda davanın reddi onanmıştır.

Banka, fon satarken uygunluk testi yapmak zorunda mıdır?

III-39.1 sayılı Tebliğ'in 33/2. maddesine göre yatırım fonu katılma payları için uygunluk testi yapılması, iki şartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde zorunlu değildir: ürünün müşterinin kendi talebi doğrultusunda sunulması ve bankanın uygunluk testi yapmakla yükümlü olmadığı konusunda müşterinin bilgilendirilmesi. Bu bildirimin yapıldığını ispat yükü bankadadır. Fonu müşteriye banka pazarlamışsa ilk şart gerçekleşmez. Serbest fonlarda ayrıca yatırımcının nitelikli yatırımcı olduğunun belgelenmesi gerekir (III-52.1 sayılı Tebliğ m. 25/4).

Banka çalışanı “fon işlemi” diyerek paramı zimmetine geçirdi; banka öder mi?

Evet, kural olarak banka sorumludur. Banka, borcunu yardımcı kişileri eliyle ifa ettiğinden, çalışanının işi yürütürken müşteriye verdiği zararı gidermekle yükümlüdür (Türk Borçlar Kanunu m. 116); ayrıca adam çalıştıran sıfatıyla da sorumludur (m. 66). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, fon satış işleminde kullanılmak üzere verilen imzalı boş fişin banka personelince para çekmek için kullanıldığı olayda, boş fişe imza atılmasının bankayı sorumluluktan kurtarmayacağına hükmetmiştir (11.09.2013, E. 2012/17283, K. 2013/15399).

Hesabımdaki fonlar bilgim dışında bozdurulup para aktarıldı; kim sorumlu?

İnternet ve mobil bankacılık sistemini kuran ve işleten banka, bu sistemdeki güvenlik zafiyetlerinden sorumludur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2025 tarihli kararına göre banka, müşterinin kastını, kötü niyetini veya suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan ve diğer yatırım araçlarından güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur; hesap sahibinin kusurunu ispat yükü bankadadır. Bu durumda bankaya bildirim ve savcılığa şikâyet aynı gün yapılmalıdır.

Yatırımcı Tazmin Merkezi fon zararımı karşılar mı?

Kural olarak hayır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 84. maddesine göre tazminin kapsamı, yatırım kuruluşunun yatırımcı adına sakladığı veya yönettiği nakit ya da sermaye piyasası araçlarını teslim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden doğan taleplerdir ve Kurul'un o kuruluş hakkında tazmin kararı almış olması gerekir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, yatırım danışmanlığından veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararların tazmin kapsamında olmadığını açıkça belirtir. Fon portföyündeki değer kaybı bu kapsam dışındadır.

Portföy saklayıcısı bankaya karşı dava açabilir miyim?

6362 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur ve katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır. Ancak III-56.1 sayılı Tebliğ'in 11/3. maddesine göre saklayıcı, portföyün yönetiminden veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu değildir. Bu nedenle davada, saklayıcının hangi kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediğinin somut olarak ortaya konulması gerekir.

Fon zararı için bankaya karşı dava hangi mahkemede açılır?

İçtihat yeknesak değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.05.2018 tarihli kararında, bankadan finansal işlemler için hizmet alan kişinin tüketici sayılamayacağını kabul etmiş ve asliye ticaret mahkemesini görevli saymıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi ise 04.12.2025 tarihli kararında, gerçek kişinin yatırım hesabı açmasının ticari amaç anlamına gelmediğini belirterek tüketici mahkemesini görevli bulmuştur. Görevli mahkeme, işlemin niteliği ve yatırımcının işlem geçmişi incelenerek her dosyada ayrıca belirlenmelidir.

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?

Evet. Konusu bir miktar para olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A); tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda da aynı kural geçerlidir (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur (6325 sayılı Kanun m. 18/A).

Bankaya karşı tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?

Süre, talebin dayanağına göre değişir. Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre genel zamanaşımı on yıldır; ancak 147. maddenin beşinci bendi vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık süre öngörür ve bankalar fon aracılığı ilişkisinde bu savunmayı ileri sürmektedir. Yalnızca haksız fiile dayanılan hâllerde süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır (m. 72). İhtiyatlı olan, en kısa süreye göre hareket etmektir.

Bankanın sorumluluğu kabul edilirse zararımın tamamını alabilir miyim?

Her zaman değil. Zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması hâlinde hâkim tazminatı indirebilir (Türk Borçlar Kanunu m. 52). İncelenen kararlarda, tüm talimatları imzalayıp yıllarca itiraz etmeyen ya da gecikmeye rağmen bankaya ihtar göndermeyen müşteriye yüzde elli, tasarrufunu yönlendirmeden önce araştırma yapmayan müşteriye yüzde kırk kusur yüklenmiştir. Ayrıca tasfiyeden ve ara ödemeden tahsil edilen tutarlar zarardan düşülür. Bu nedenle aksaklık fark edildiğinde gecikmeden yazılı itirazda bulunulmalıdır.

Önemli: Bu yazı 5 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yayımlanmış mevzuata, SPK karar ve duyurularına dayanmaktadır; tasfiye süreci devam etmekte olup yeni Kurul kararlarıyla usul ve tarihler değişebilir. Yazıda hiçbir kuruluş veya kişi hakkında suçluluk değerlendirmesi yapılmamıştır. Her fon uyuşmazlığının olguları, imzalanan belgeleri ve işlem kayıtları farklıdır; buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez.


Kaynaklar ve dayanaklar
— 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 13, 52, 53, 55, 56, 82, 84, 96 (mevzuat.gov.tr)
— 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 52, 66, 72, 112, 114, 116, 146, 147, 505, 506, 508 (mevzuat.gov.tr)
— 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4, 5, 5/A, 18 (mevzuat.gov.tr)
— 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, 68, 73, 73/A, 83 (mevzuat.gov.tr)
— 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 76 (mevzuat.gov.tr)
— 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A (mevzuat.gov.tr)
— 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6, 14, 219, 220 (mevzuat.gov.tr)
— III-52.1 sayılı Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği m. 9, 12, 14, 15, 25 (SPK Mevzuat Sistemi)
— III-39.1 sayılı Yatırım Kuruluşlarının Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ m. 24, 25, 26, 33, 41 (SPK Mevzuat Sistemi)
— III-37.1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ m. 19, 30, 31, 45, 48, 50 (SPK Mevzuat Sistemi)
— III-45.1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ m. 8, 16, 28, 31 (SPK Mevzuat Sistemi)
— III-56.1 sayılı Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği m. 11 (SPK Mevzuat Sistemi)
— SPK, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber (28.08.2026 tarihli ve 52/1589 sayılı Kurul kararıyla güncellenen metin), bölüm 6.8
— Takasbank, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu Uygulama Esasları (20.07.2026) m. 9, 10, 11, 12, 13, 14, 16, 20, 21, 22, 23
— SPK Kurul Bülteni 2026/60 (17.09.2026; 57/1706 ve 57/1707 sayılı kararlar)
— SPK Kurul Bülteni 2026/61 (17.09.2026; 57/1708 sayılı karar – tasfiye usul ve esasları)
— SPK Kurul Bülteni 2026/67 (64/1770 ve 64/1775 sayılı kararlar)
— SPK Basın Duyurusu, 28.08.2026 (Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'in güncellenmesi)
— SPK, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Düzenleme Sürecine İlişkin Açıklama, 18.09.2026
— SPK, Tasfiye Konusu Fonlara İlişkin Süre Düzenlemesi, 21.09.2026 (59/1710 sayılı karar)
— SPK, Tasfiye Konusu Fonlardaki Yatırımcı Sayısına İlişkin Açıklama, 23.09.2026
— SPK, Tasfiye Süresine İlişkin Basın Duyurusu, 28.09.2026
— SPK, Tasfiyedeki Fonlara İlişkin Ara Ödeme Duyurusu, 01.10.2026
— SPK Basın Açıklaması, 04.10.2026
— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.05.2018, E. 2017/11-22, K. 2018/1102
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.05.2025, E. 2024/5013, K. 2025/3807
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.03.2024, E. 2023/5455, K. 2024/2521
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 24.05.2023, E. 2022/3927, K. 2023/3251
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23.03.2022, E. 2020/2384, K. 2022/2316
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11.09.2013, E. 2012/17283, K. 2013/15399
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.10.2012, E. 2012/10360, K. 2012/15156
— Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 01.02.2011, E. 2009/7753, K. 2011/1012
— Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 28.05.2015, E. 2014/19941, K. 2015/7813
— Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 04.12.2025, E. 2025/758, K. 2025/1479
— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 27.02.2025, E. 2022/1304, K. 2025/316
— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 12.02.2024, E. 2023/2335, K. 2024/541
— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 11.05.2023, E. 2020/1284, K. 2023/818
— İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 07.07.2022, E. 2022/1169, K. 2022/1000

Bu yazı Av. Coşkun GENÇ tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için LimanLegal Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.