6 Kasım 2026 gündeminden

Anayasa Mahkemesi yol süresi dâhil 4 gün 12 saatlik gözaltı sınırı aşılmadığı için ihlal bulmadı

Hukuk Gündemi/Anayasa Mahkemesi yol süresi dâhil 4 gün 12 saatlik gözaltı sınırı aşılmadığı için ihlal bulmadı
Ceza HukukuAYM kararı
Yayın tarihi: •Hazırlayan: Av. Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 30/4/2026 tarihli ve 2022/103359 başvuru numaralı kararı, 6 Kasım 2026 tarihli ve 33422 sayılı Resmî Gazete'nin Yargı Bölümünde yayımlanmıştır, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/11/20261106-6.pdf.
Ne oldu

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmada başvurucu, aralarında kendisinin de bulunduğu dokuz şüpheliyle birlikte 13/12/2021 günü saat 14.00'te yakalanarak dört gün süreyle gözaltına alındı. Başvurucu 17/12/2021 günü saat 09.27'de adliyeye sevk edildi, ifade tutanağı saat 14.52'de oluşturuldu, tutuklamaya sevk yazısı ise saat 18.18'de sulh ceza hâkimliği kâtibince okundu ve başvurucu aynı gün tutuklandı. Başvurucu 23/12/2021 tarihinde, gözaltı süresinin yaklaşık 6 saat 45 dakika aşıldığı iddiasıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak 5.000 TL manevi tazminat davası açtı; Bafra Ağır Ceza Mahkemesi 20/4/2022 tarihinde davayı reddetti, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi de 24/10/2022 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 30/4/2026 tarihli ve 2022/103359 başvuru numaralı kararında yol süresi dâhil azami gözaltı süresinin 4 gün 12 saat olduğunu belirterek bu sürenin aşılmadığına ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine beş üyenin karşı oyuyla karar verdi; karar 6 Kasım 2026 tarihli ve 33422 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.

Kimi etkiler

Kararda uygulanan hesap yöntemi, toplu olarak işlenen suçlar ve terör örgütü üyeliği gibi suçlar nedeniyle gözaltına alınan şüpheliler ile müdafileri bakımından önem taşır. Gözaltı süresinin aşıldığı iddiasıyla CMK'nın 141. maddesine göre tazminat davası açmayı düşünenler ve bu davalara bakan ağır ceza mahkemeleri de bu yöntemi dikkate alabilir.

Hukuki mahiyeti

Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasına göre yakalanan kişi, en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda ise en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılmalıdır; aynı maddenin dokuzuncu fıkrası, bu esaslara aykırı işlem nedeniyle doğan zararın Devletçe ödenmesini güvenceye alır. CMK'nın 91. maddesine göre gözaltı süresi yirmi dört saati geçemez; toplu suçlarda, yani aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçlarda, Cumhuriyet savcısı bu süreyi her defasında bir günü aşmamak üzere üç gün uzatabilir. Aynı maddeye göre yol süresi, yani kişinin yakalandığı yere en yakın hâkime götürülmesi için zorunlu süre, on iki saatten fazla olamaz. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 19. maddesi ise silahlı terör örgütüne üye olma suçunda gözaltı süresini kırk sekiz saat, toplu suçlarda dört gün olarak belirler.

Mahkeme, aynı başvurucunun önceki başvurusunda verdiği 17/4/2025 tarihli ve 2021/25399 başvuru numaralı kararını hatırlatarak yol süresinin dört günlük gözaltı süresine ayrıca eklendiğini, böylece toplam azami sürenin 4 gün 12 saat olduğunu belirtti. Somut olayda sürenin başlangıcı olarak tutanağın düzenlendiği saat 15.30 değil, fiili yakalama saati olan 14.00 esas alındı. Bitiş olarak ise başvurucunun savcı önüne çıkarıldığı an değil, tutuklamaya sevk yazısının hâkimlik kâtibince okunduğu ve dosyanın sulh ceza hâkimliğinin uhdesine, yani sorumluluk alanına geçtiği saat 18.18 dikkate alındı. Bu hesaba göre azami süre aşılmadığından Mahkeme ihlal bulmadı; ağır ceza mahkemesinin de farklı saatleri esas almakla birlikte başvurucunun kanuni gözaltı süresi içinde hâkimlik önüne çıkarıldığı sonucuna ulaştığını ve iddiaları gerekçeli şekilde reddettiğini kaydetti.

Karar, gözaltı süresinin hesabında tutanağın düzenlendiği saatin değil, kişinin fiilen yakalandığı anın esas alınabileceğini göstermektedir. Bitiş anının belirlenmesinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) işlem kütüğündeki kayıtların, özellikle dosyanın hâkimliğe geçtiği saate ilişkin kaydın belirleyici olabileceği değerlendirilebilir. Mahkeme ayrıca, asıl ceza davası sürse bile CMK'nın 141. maddesindeki tazminat davasının bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu yönündeki içtihadını uyguladı.

Başvurucu yol süresine ilişkin ayrı bir şikâyette bulunmadığı için Mahkeme, bu sürenin somut olayda keyfi kullanılıp kullanılmadığını incelemedi; bu nedenle 12 saatlik yol süresinin her olayda tam olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorusunun bu kararda yanıtlanmadığı değerlendirilebilir. Karşı oy yazan üyelerden ikisi yol süresinin her olayda otomatik olarak azami ölçüde uygulanamayacağını, diğer ikisi gözaltının ancak fiilen hâkim önüne çıkarılmakla sona ereceğini ve fazladan geçen sürenin zorunluluğunun gösterilmediğini savundu. Bir üye ise toplu suçlarda yol süresinin dört günlük süreye dâhil olduğu görüşünü tekrarladı.

Olay

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dört gün süreyle gözaltına alınan başvurucu, gözaltının son günü adliyeye sevk edildi ve aynı gün tutuklandı. Başvurucu, kanuni süre dolduğu hâlde yaklaşık 6 saat 45 dakika daha tutulduğunu ileri sürerek tazminat davası açtı, ancak dava ve istinaf başvurusu reddedildi.

Gerekçe

Mahkeme, toplu suçlarda dört günlük gözaltı süresine en fazla 12 saatlik yol süresinin eklenebileceğini ve azami sürenin 4 gün 12 saat olduğunu hatırlattı. Sürenin başlangıcı olarak tutanak saati yerine fiili yakalama saati olan 14.00'ü, bitişi olarak dosyanın sulh ceza hâkimliğine geçtiği 18.18'i esas aldı ve azami sürenin aşılmadığını tespit etti. Yol süresinin keyfi kullanıldığına ilişkin bir şikâyet bulunmadığından bu yönü incelemedi.

Sonuç

Mahkeme, Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrasıyla bağlantılı olarak dokuzuncu fıkrası kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi; beş üye karşı oy kullandı. Adli yardım talebi kabul edilen başvurucuyu yargılama giderlerinden tamamen muaf tuttu ve kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine hükmetti.

Dikkat edilmesi gerekenler
  • Gözaltı süresinin aşıldığını düşünen kişinin, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudan önce CMK'nın 141. maddesine göre tazminat davası açması gerekir.
  • Yol süresinin gereksiz veya keyfi biçimde kullanıldığı iddiası ayrıca ve açıkça ileri sürülmezse Anayasa Mahkemesi bu yönü incelemeyebilir.
  • Yakalama, savcılık işlemleri ve hâkimliğe sevk saatlerinin tutanak ve UYAP kayıtlarıyla belgelenmesi, sürenin aşılıp aşılmadığının ispatında önem taşır.
Sık sorulanlar

Toplu suçlarda en fazla ne kadar gözaltında tutulabilirim?

Toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı süresi en çok dört gündür. Anayasa Mahkemesine göre bu süreye, en yakın hâkime götürülmek için gereken ve en fazla 12 saat olabilen yol süresi eklenebilir. Böylece toplam azami süre 4 gün 12 saattir. Mahkeme, yol süresinin soruşturma makamlarına verilmiş bir açık çek olmadığını ve keyfi olarak kullanılamayacağını da vurgulamaktadır.

Gözaltı süresi hangi andan itibaren hesaplanır ve ne zaman sona erer?

Gözaltı süresi, kişinin fiilen ya da yetkili merciin emriyle yakalandığı anda başlar. Bu kararda Mahkeme, tutanağın düzenlendiği saat yerine fiili yakalama saatini esas aldı. Bitiş anı olarak da başvurucunun savcı önüne çıkarıldığı anı değil, dosyanın sulh ceza hâkimliğine geçtiği saati dikkate aldı.

Gözaltı süresi aşıldıysa tazminat isteyebilir miyim?

Evet, CMK'nın 141. maddesine göre kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan kişi maddi ve manevi zararını Devletten isteyebilir. Anayasa Mahkemesi bu davayı, asıl ceza davası bitmemiş olsa bile bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken etkili bir yol olarak kabul etmektedir. Bu olayda ise ağır ceza mahkemesi gözaltı süresinin aşılmadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddetti, Anayasa Mahkemesi de ihlal bulmadı.

Hazırlayan: Av. Coşkun Genç, İstanbul Barosu, LimanLegal Hukuk Bürosu. Bu sayfadaki bilgiler resmî mevzuata, Resmî Gazete'ye, yüksek mahkeme kararlarına, kurul bültenlerine ve kurum açıklamalarına dayanmaktadır. Basın kaynaklarına yalnızca resmî açıklamaların erişilebilir kaydı olarak atıf yapılmıştır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. İçeriklere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek sonuçlardan LimanLegal Hukuk Bürosu sorumlu değildir. Somut olayınıza ilişkin profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Etiketler:TMK 734. maddeÖn alım hakkıAnayasa MahkemesiCMK 91. maddeGözaltı süresiYargılamanın yenilenmesiÜst hakkıRekabet Kurulu