Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 30/4/2026 tarihli ve 2021/29667 başvuru numaralı kararıyla üç başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi. Başvurucular, 17 Mart 2008 tarihinde, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış, içlerinden biri ayrıca terör örgütü propagandası suçundan 10 ay hapis cezası almıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 23 Haziran 2020 tarihli kararında mahkûmiyete dayanak olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasının kanunilik şartını sağlamadığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti; başvurucuların bu karara dayanan yargılamanın yenilenmesi talebini ise Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi kanun hükmünün hâlen yürürlükte olduğu gerekçesiyle reddetti, itirazı da Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi 19 Nisan 2021 tarihinde reddetti. Anayasa Mahkemesi, kararın bir örneğini yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine ve Adalet Bakanlığına gönderdi, tazminat talebini reddetti ve 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine hükmetti.
Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrası uyarınca mahkûm olup lehine AİHM ihlal kararı bulunan kişiler bakımından bu karar özellikle önem taşır. AİHM kararına dayanan yargılamanın yenilenmesi taleplerini inceleyen ağır ceza mahkemelerinin ve bu dosyalarda görev yapan müdafilerin kararda ortaya konan inceleme ölçütünü dikkate alması beklenebilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi, ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olarak verildiğinin AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesini, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedeni sayar. Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir hükmün kanunda sayılan nedenlerle yeniden ele alınması demektir. CMK'nın 318. ve 319. maddelerine göre talebi hükmü veren mahkeme inceler ve talebin kabule değer olup olmadığına karar verir. Anayasa Mahkemesi, incelemesini Anayasa'nın 148. maddesindeki bireysel başvuru yetkisine ve 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine dayandırdı.
AİHM, mahkûmiyetin dayanağı olan kuralın kanunilik şartını, yani müdahalenin yeterince açık ve öngörülebilir bir kanuna dayanması şartını karşılamadığını tespit etmişti. Anayasa Mahkemesine göre ağır ceza mahkemesi bu tespiti salt kanun metninden kaynaklanan bir öngörülemezliğe indirgedi ve hükmün hâlen yürürlükte olduğu gerekçesiyle yenileme şartlarının oluşmadığını kabul etti. Anayasa Mahkemesi ise AİHM'in öngörülemezliği kanunun lafzından çok, hükmün uygulamada yorumlanma biçimine bağladığını vurguladı. Bu nedenle ağır ceza mahkemesinin, yorumdan kaynaklanan eksikliğin somut olayda giderilip giderilmediğini değerlendirmek üzere yargılamanın yenilenmesine karar vermesi gerektiği sonucuna ulaştı.
Karar, AİHM ihlal kararına dayanan yenileme taleplerinde "kanun hâlen yürürlükte" gerekçesinin tek başına ret için yeterli görülmeyebileceğini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılamanın ihlali ve sonuçlarını gidermek için yeterli olduğunu belirterek ayrıca tazminata hükmetmedi. Benzer dosyalarda mahkemelerin, AİHM kararının gerekçesini ve ihlalin niteliğini ayrıntılı biçimde incelemesi beklenebilir.
Kararda üç ayrı görüş bulunmaktadır. İki üye ek gerekçede, ihlalin kanundan kaynaklandığını kabul ederek derece mahkemesinin Anayasa'nın 152. maddesindeki itiraz yoluna, yani kuralın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurma yoluna gitmesi gerektiğini belirtti; bir üye de farklı gerekçede kuralın yeniden norm denetimine taşınmasını önerdi. Karşı oy yazan iki üye ise ihlalin ancak yasal düzenlemeyle giderilebileceğini ve Anayasa Mahkemesinin daha önce aynı kuralı kanunilik yönünden yeterli bulduğunu belirterek başvurunun kabul edilemez olması gerektiğini savundu. Bu görüşler, kuralın ileride somut norm denetimine konu olup olmayacağı sorusunu açık bırakmaktadır.
Üç başvurucu, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildi. AİHM, mahkûmiyete dayanak olan Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin (7) numaralı fıkrasının kanunilik şartını sağlamadığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Başvurucuların bu karara dayanan yargılamanın yenilenmesi talebi, kanun hükmünün hâlen yürürlükte olduğu gerekçesiyle reddedildi ve itirazları da sonuçsuz kaldı.
Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini sınırlı bir incelemeyle denetleyebileceğini hatırlattı. Mahkemeye göre AİHM, öngörülemezliği yalnızca kanunun metnine değil, hükmün uygulamadaki yorumuna dayandırmıştı. Ağır ceza mahkemesi ise ihlali salt kanun metnine indirgeyerek talebi reddetti; bu değerlendirme AİHM kararıyla örtüşmedi ve gerekli özeni taşımadı.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Anayasa'nın 26. maddesindeki ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi. Kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, bir örneği de Adalet Bakanlığına gönderildi. Tazminat talebi reddedildi ve 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine hükmedildi.
- CMK'nın 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendine göre AİHM kararına dayanan yargılamanın yenilenmesi, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenmelidir.
- Bu karar ışığında yenileme talebinde, AİHM kararının ihlali neye dayandırdığının, özellikle kanunun metnine mi yoksa uygulamadaki yorumuna mı bağladığının açıkça gösterilmesi yararlı olabilir.
- Anayasa Mahkemesi bu dosyada yeniden yargılamayı yeterli giderim saydığından, benzer başvurularda ayrıca tazminat talebinin kabul edilmeyebileceği dikkate alınmalıdır.
Lehime AİHM ihlal kararı var; mahkeme kanun hâlâ yürürlükte diyerek yenileme talebimi reddedebilir mi?
Anayasa Mahkemesi bu kararda bu gerekçeyi tek başına yeterli görmedi. Kararın gerekçesine göre AİHM ihlali kanunun uygulamadaki yorumuna bağladığında, derece mahkemesinden bu eksikliğin somut olayda giderilip giderilmediğini yeniden yargılama yoluyla değerlendirmesi beklenmektedir. Her dosyanın AİHM kararındaki gerekçeye göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
AİHM kararından sonra yargılamanın yenilenmesini ne zamana kadar istemeliyim?
Talep, AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Bu süre Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendinde açıkça düzenlenmiştir. Talep, hükmü veren mahkemeye sunulur.
Yenileme talebim haksız yere reddedilirse tazminat alabilir miyim?
Bu dosyada Anayasa Mahkemesi tazminat talebini reddetti. Mahkeme, ihlalin ve sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasının yeterli olduğunu kabul etti. Bununla birlikte başvuruculara 40.487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verildi.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity