Başvurucu, kardeş üç erkek çocuğa yönelik eylemler nedeniyle çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince mahkûm edildi; çocukların soruşturmada Çocuk İzlem Merkezinde kayda alınan ifadeleri duruşmada yeniden alınmadı. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümler, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 12/12/2019 tarihli kararıyla kesinleşti ve bu suç yönünden ifade kayıtları duruşmada hiç izletilmedi. Cinsel istismar hükümleri Yargıtayca bozuldu; yeniden yargılamada mahkeme kayıtları başvurucu ve müdafiine izletti, aynı cezaları verdi ve Yargıtay 2/11/2022 tarihinde hükümleri onadı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, birleştirilen iki bireysel başvuruyu 24/2/2026 tarihli ve 2020/9807 başvuru numaralı kararıyla sonuçlandırdı ve yalnızca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar verdi; karar 22 Ekim 2026 tarihli ve 33408 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Karar, çocuk veya cinsel suç mağdurlarının ifadesine dayanan ceza davalarında yargılanan sanıkları ve müdafilerini doğrudan ilgilendiriyor. Ayrıca bu tür davalara bakan ağır ceza mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerini de ilgilendiriyor. Bağlantılı suçlardan biri istinafta kesinleşen, diğeri temyize giden dosyalarda hükümlü bulunan kişiler için de karar önem taşıyor.
Karar, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının bir parçası olan tanık sorgulama hakkına dayanıyor. Bu hak, sanığın aleyhine beyanda bulunan kişilere soru sorabilmesini ve onların güvenilirliğini sınayabilmesini güvence altına alıyor. Anayasa Mahkemesi, mağdurları da bu anlamda tanık sayıyor ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendine atıf yapıyor. Mağdur çocukların dinlenme usulünü düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesine 7188 sayılı Kanun'la eklenen fıkralar, söz konusu ifadelerin özel ortamda ve uzmanlar aracılığıyla alınmasını öngörüyor.
Mahkeme, tanığın duruşmaya getirilmemesinin geçerli bir nedeni olup olmadığını, sorgulanamayan beyanın tek veya belirleyici delil olup olmadığını ve savunmaya karşı dengeleyici güvence tanınıp tanınmadığını inceleyen üç aşamalı testi uyguladı. Karşı dengeleyici güvence, savunmanın uğradığı kaybı telafi eden usul imkânları anlamına geliyor. Mahkeme, çocukların kırılgan tanık, yani sanıkla yüz yüze gelmesi yeniden travma yaratabilecek tanık olarak duruşmaya getirilmemesini geçerli nedene dayalı buldu; beyanlarını ise tek olmasa da belirleyici delil saydı. Cinsel istismar suçunda kaydın izletilmesini, babanın duruşmada dinlenmesini ve psikolog olan adli görüşmecinin raporunu birlikte yeterli güvence olarak kabul etti; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise savunmaya yeterli karşı dengeleyici güvence tanınmadığı sonucuna vardı.
Mahkeme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun istinafta kesinleşmesi nedeniyle Yargıtayın bozma gerekçesinin bu suça yansıtılamadığını yapısal bir sorun olarak kaydetti. Karar, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesi uyarınca yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderildi; Mahkeme, ihlal kararının beraat veya mahkûmiyet yönünde bir tutum anlamına gelmediğini de vurguladı. Kararda ayrıca, mağdurların adli görüşme odası aracılığıyla dinlenmesinin daha üst düzeyde güvence sağlayacağı belirtildi; bu yöntemde mağdur adliyedeki ayrı bir odada uzman eşliğinde dinleniyor ve sorular Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden uzmana iletiliyor. Bu nedenle uygulamada ifade tutanaklarının yalnızca okunmasıyla yetinilmesinin ihlal riskini artıracağı değerlendirilebilir.
Kararda bir üyenin karşıoyu bulunuyor. Karşıoy yazısına göre iki suç aynı mağdurlara, aynı eylemlere ve aynı ispat temeline dayandığı için farklı sonuca varılması kararın iç tutarlılığını zedeliyor. Karşıoya göre yeniden yargılamada kayıt izletilerek aynı delil temeli üzerinde yeni hüküm kurulacak; böyle bir hükmün sonraki bir bireysel başvuruda nasıl değerlendirileceği ise henüz belirsiz.
Başvurucu, kardeş üç erkek çocuğa yönelik çocukların cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûm edildi. Çocukların soruşturmada Çocuk İzlem Merkezinde kayda alınan ifadeleri duruşmada yeniden alınmadı ve savunma çocuklara hiçbir aşamada soru soramadı. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hükümleri istinafta kesinleşti ve bu suç yönünden kayıtlar hiç izletilmedi. Cinsel istismar hükümleri ise Yargıtayın bozma kararı üzerine kayıtlar izletildikten sonra yeniden kuruldu ve onandı.
Mahkeme, çocukların korunması için duruşmaya getirilmemesini geçerli bir nedene dayalı buldu ve ifadelerini mahkûmiyette belirleyici delil saydı. Cinsel istismar suçunda kaydın izletilmesi, babanın duruşmada dinlenmesi, adli görüşmeci raporu ve duruşma tutanağının başvurucuya tebliği birlikte yeterli karşı dengeleyici güvence olarak kabul edildi. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ise kayıt izletilmedi ve mağdurların adli görüşme odası aracılığıyla neden dinlenmediği açıklanmadı. Mahkeme, bu durumun yargılamanın bütün olarak hakkaniyetini zedelediği sonucuna vardı.
Cinsel istismar suçu yönünden tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine oybirliğiyle karar verildi. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verildi. Karar, yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, bir örneği de Adalet Bakanlığına gönderildi. Başvurucuya 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.
- Mağdur beyanlarının çelişkili olduğu ileri sürülürken çelişkinin hangi noktada olduğu ve neden yeniden dinlemeyi gerektirdiği somut olarak açıklanmalıdır; Anayasa Mahkemesi bu açıklamanın yapılmamasını savunma aleyhine değerlendirdi.
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesine göre mağdur çocuğun ses ve görüntü kayıtları kimseye verilmez; buna karşılık kaydın yazılı tutanağı talep edilebilir ve kayıt soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde izletilebilir.
- Bağlantılı suçlardan biri istinaf aşamasında kesinleşirse o hüküm için bireysel başvuru imkânının ayrıca takip edilmesi önem taşır; Anayasa Mahkemesi bu dosyada istinafta kesinleşen suç için yapılan ayrı başvuruyu kabul edilebilir buldu.
Mağdur çocuk duruşmaya getirilmedi, bu tek başına hakkımın ihlali midir?
Hayır, tek başına ihlal sayılmaz. Anayasa Mahkemesi, çocuğun korunması amacıyla duruşmaya getirilmemesini geçerli bir neden olarak kabul edebiliyor. Ancak çocuğun beyanı mahkûmiyette belirleyici delil ise savunmaya bu eksikliği telafi eden güvenceler tanınması gerekiyor.
Çocuğun ifade kaydının duruşmada izletilmesi yeterli bir güvence midir?
Her davada kendiliğinden yeterli sayılmaz. Mahkeme, kaydın izletilmesini önemli bir güvence olarak görüyor ve bunu beyanları doğrulayan diğer delillerle birlikte değerlendiriyor. Kayıt hiç izletilmemişse ve mağdur başka bir yolla da sorgulanamamışsa ihlal sonucuna varılabiliyor.
Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse beraat eder miyim?
Hayır, ihlal kararı kendiliğinden beraat anlamına gelmez. Bu dosyada karar, yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildi; bu mahkeme ihlalin nedenlerini gidererek yeni bir karar verecek. Delilleri değerlendirme ve sonuca bağlama yetkisi yine yargılamayı yapan mahkemeye aittir.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity