22 Ekim 2026 gündeminden

Anayasa Mahkemesi, darbe girişimi davasında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine hükmetti

Hukuk Gündemi/Anayasa Mahkemesi, darbe girişimi davasında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine hükmetti
Ceza HukukuAYM kararı
Yayın tarihi: •Hazırlayan: Av. Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle
Kaynak: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 5/3/2026 tarihli ve 2021/7687 başvuru numaralı kararı, 22 Ekim 2026 tarihli ve 33408 sayılı Resmî Gazete, Yargı Bölümü, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/10/20261022-8.pdf.
Ne oldu

Anayasa Mahkemesinin 5/3/2026 tarihli ve 2021/7687 başvuru numaralı kararı, bir astsubayın bireysel başvurusuna ilişkindir. Bu astsubay, darbe girişimi gecesi Ankara'ya takviye kuvvet olarak götürülmesi planlanan komando birliğiyle Çardak Askeri Havaalanı'na intikal etmişti. Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2/1/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar verdi ve istinaf başvurusu 27/12/2018 tarihinde esastan reddedildi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 6/11/2019 tarihinde eylemin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım etme suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmü bozdu. Yeniden yapılan yargılamada başvurucu 3/2/2020 tarihinde 13 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi ve hüküm 7/10/2020 tarihinde onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu mahkûmiyete karşı yaptığı itirazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21/3/2023 tarihinde oybirliğiyle reddetti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu ise 5/3/2026 tarihinde, dört üyenin karşıoyuyla, gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

Kimi etkiler

Karar en çok, darbe girişimi kapsamındaki davalarda emir-komuta zinciri içinde eğitim faaliyetine katıldığını savunduğu hâlde mahkûm edilen asker sanıkları ve müdafilerini ilgilendiriyor. Bilirkişi raporu veya tahkikat raporu gibi lehe delillerin karar gerekçesinde tartışılmadığını düşünen ceza davası sanıkları da kararı dikkate almalıdır. Kararın tarafsızlık değerlendirmesi, dosyası Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşınan sanıklar bakımından da önem taşıyabilir.

Hukuki mahiyeti

Başvuru, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına dayanıyor; Anayasa Mahkemesi bu hakkı, mahkeme kararlarının gerekçeli yazılmasını öngören Anayasa'nın 141. maddesiyle birlikte yorumluyor. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinde düzenlenen yardım etme yoluyla katılmaktan mahkûm edildi; yardım etme, suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurmayan bir katkı biçimidir. Mahkûmiyete karşı ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesindeki itiraz yoluna başvurmuştu; bu yol, Başsavcılığın ceza dairesi kararlarını Ceza Genel Kurulu önüne taşımasını sağlıyor.

Anayasa Mahkemesine göre gerekçeli karar hakkı, ileri sürülen her iddiaya ayrıntılı yanıt verilmesini gerektirmez; bununla birlikte, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek iddiaların ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanması gerekir. İlk derece mahkemesinin karşılamadığı bir iddia kanun yolu merciince de değerlendirilmezse ihlal oluşur. Çoğunluk, başvurucunun tartışılmadığını ileri sürdüğü bilirkişi raporunun ve diğer hususların Ceza Genel Kurulunca itiraz incelemesinde olgusal bağlamıyla birlikte ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini kabul etti. Bu nedenle yargılamanın bütünü dikkate alındığında mahkûmiyetin yeterli gerekçeye dayandığı sonucuna ulaştı.

Karar, gerekçe denetiminde yalnızca ilk derece kararına değil, kanun yolu aşamaları dâhil yargılamanın bütününe bakıldığını gösteriyor. Buna göre lehe bir delil ilk derece kararında tartışılmamış olsa bile, üst merci aynı konuyu ayrıntılı biçimde ele almışsa bu durum ihlal sonucuna götürmeyebilir. Tarafsızlık şikâyetinde ise çoğunluk şu noktaları dikkate aldı: Temyiz incelemesine katılan daire üyelerinin Ceza Genel Kuruluna katılmasını sınırlayan bir kanun hükmü yoktu, bu üyelerden biri itiraza konu onama kararına katılmamıştı ve Kurul 25 üyeyle oybirliğiyle karar vermişti. Bu yaklaşım, benzer şikâyetlerin bireysel başvuruda kabul edilebilirlik aşamasını geçmesini zorlaştırabilir.

Dört üye her iki sonuca da karşıoy yazdı; karşıoylara göre, bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği hiçbir aşamada somut biçimde açıklanmadı. Ayrıca beraat hükmünü bozan dairenin başkanının Ceza Genel Kuruluna başkanlık etmesi nesnel tarafsızlıkla, yani mahkemenin dışarıdan bakıldığında tarafsız görünmesi ilkesiyle bağdaşmıyordu. Karşıoylardan biri CMK'nın 23. maddesindeki yargılamaya katılamayacak hâkim kuralına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye hakkında verdiği benzer bir ihlal kararına dayandı. Bu görüş ayrılığı, kurul hâlinde karar veren yüksek yargı organlarında önceki aşamada görev almış üyelerin durumunun ileride yeniden tartışılabileceğini düşündürüyor.

Olay

Bir komando tugayında astsubay olarak görev yapan başvurucu, darbe girişimi gecesi Ankara'ya takviye kuvvet olarak götürülmesi planlanan birlikle havaalanına intikal etti; uçaklar iniş yapamayınca ve alınan önlemler nedeniyle birlik Ankara'ya gönderilemeyince teslim oldu. İlk derece mahkemesi, eğitim faaliyeti olarak algılanan emirleri yerine getirdiğini değerlendirerek başvurucunun beraatine karar verdi. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararından sonra başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım etmekten 13 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu mahkûmiyete karşı yaptığı itiraz Yargıtay Ceza Genel Kurulunca reddedildi.

Gerekçe

Çoğunluk, gerekçeli karar hakkının her iddiaya ayrıntılı yanıt verilmesini gerektirmediğini, ancak sonuca etkili iddiaların karşılanması gerektiğini hatırlattı. Başvurucunun dayandığı bilirkişi raporu ve diğer hususlar itiraz incelemesinde Ceza Genel Kurulunca olgusal bağlamıyla ayrıntılı biçimde değerlendirilmişti. Tarafsızlık şikâyetinde ise önceki aşamalarda görev alan iki üyenin Kurula katılmasını sınırlayan bir kanun hükmü bulunmadığı ve Kurulun 25 üyeyle oybirliğiyle karar verdiği dikkate alındı.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkına ilişkin iddiayı oyçokluğuyla, diğer iddiaları ise oybirliğiyle kabul edilemez buldu. Başvurucunun adli yardım talebini kabul ederek onu yargılama giderlerinden tamamen muaf tuttu. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine hükmetti.

Dikkat edilmesi gerekenler
  • Gerekçe eksikliğine dayanan bir bireysel başvuruda, lehe delilin hangi aşamada ileri sürüldüğünün ve her üst merciin bu delili nasıl ele aldığının ayrı ayrı gösterilmesi, bu kararın yaklaşımı dikkate alındığında önem taşır.
  • Önceki aşamada görev yapmış bir hâkimin kurulda yer almasına tek başına dayanan tarafsızlık şikâyeti, bu kararın yaklaşımına göre açıkça dayanaktan yoksun sayılabilir; hâkimin kişisel tutumuna ilişkin somut olgular varsa bunların ayrıca ileri sürülmesi önem taşır.
  • Bu dosyada makul sürede yargılanma, müdafi yardımı ve eğitim hakkına ilişkin şikâyetler başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle incelenmedi; bu tür şikâyetler için önce iç hukuktaki yolların kullanılması gerekir.
Sık sorulanlar

Lehime olan bilirkişi raporu kararda tartışılmazsa hakkım ihlal edilmiş olur mu?

Her durumda ihlal sonucu doğmaz. Anayasa Mahkemesi sonucu etkileyebilecek iddiaların yeterli gerekçeyle karşılanmasını arar, ancak bu değerlendirmeyi yargılamanın bütününe bakarak yapar. Bu kararda çoğunluk, bilirkişi raporu ve diğer hususların Yargıtay Ceza Genel Kurulunca ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini kabul ederek ihlal bulmadı. Üst merci de iddiayı hiç ele almamışsa sonuç farklı olabilir.

Beni mahkûm eden dairede görev yapmış bir hâkim Ceza Genel Kurulunda da yer alabilir mi?

Anayasa Mahkemesi çoğunluğuna göre bu dosyanın koşullarında bu durum tarafsızlık ihlali oluşturmadı. Çoğunluk, buna engel olan bir kanun hükmü bulunmadığını ve onama kararını veren heyetin başkanının Kurulda daire kararından farklı oy kullanabildiğini dikkate aldı. Kurulun 25 üyeyle oybirliğiyle karar vermesi de değerlendirmede rol oynadı. Dört üye ise bu iki üyenin önceki aşamalardaki rolleri ve Kuruldaki konumları nedeniyle nesnel tarafsızlığın zedelendiği görüşündeydi.

Benzer bir davada mahkûm oldum, bu karar benim için ne ifade ediyor?

Karar başvurucunun mahkûmiyetini değiştirmedi. İhlal bulunmadığı için yeniden yargılama veya tazminat gibi bir giderim kararı da verilmedi. Anayasa Mahkemesinin benzer dosyalarda gerekçe denetimini yargılamanın bütününe bakarak yapması beklenebilir. Bu nedenle her dosyada lehe delillerin hangi aşamada ve nasıl değerlendirildiğinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Hazırlayan: Av. Coşkun Genç, İstanbul Barosu, LimanLegal Hukuk Bürosu. Bu sayfadaki bilgiler resmî mevzuata, Resmî Gazete'ye, yüksek mahkeme kararlarına, kurul bültenlerine ve kurum açıklamalarına dayanmaktadır. Basın kaynaklarına yalnızca resmî açıklamaların erişilebilir kaydı olarak atıf yapılmıştır.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. İçeriklere dayanılarak yapılan işlemlerden doğabilecek sonuçlardan LimanLegal Hukuk Bürosu sorumlu değildir. Somut olayınıza ilişkin profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Etiketler:Anayasa Mahkemesi663 sayılı KHK md. 45/Abireysel başvurutanık sorgulama hakkıetkili başvuru hakkıeğitim hakkıKVKK md. 12piyasa dolandırıcılığı