Anayasa Mahkemesinin 2/4/2026 tarihli ve 2021/40650 başvuru numaralı kararına konu olayda, ceza infaz kurumunda hükümlü olan başvurucuya Adalet Bakanlığına yazdığı bir dilekçedeki ifadeler nedeniyle 31/12/2007 tarihinde 12 gün hücreye koyma disiplin cezası verildi ve bu ceza 21/7/2008 ile 2/8/2008 tarihleri arasında infaz edildi. Aynı eylem nedeniyle ceza alan başka bir hükümlünün talebiyle kanun yararına bozma yoluna, yani kesinleşmiş kararların hukuka aykırılık nedeniyle Yargıtayca bozulmasını sağlayan olağanüstü kanun yoluna başvuruldu. Bu süreç sonunda Yargıtay 1. Ceza Dairesi 5/3/2021 tarihinde infaz hâkimliğinin başvurucunun şikâyetini reddeden 21/2/2008 tarihli kararını bozdu; Tekirdağ İnfaz Hâkimliği de 2/7/2021 tarihinde başvurucunun disiplin cezasını iptal etti. Başvurucunun uğradığı zararların giderilmediğine ilişkin itirazını Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2/8/2021 tarihinde kesin olarak reddetti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 2/4/2026 tarihinde etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi, başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine hükmetti; karar 22 Ekim 2026 tarihli ve 33408 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Ceza infaz kurumlarında hücreye koyma gibi bir disiplin cezası alan ve bu cezası infaz edildikten sonra hukuka aykırı bulunarak kaldırılan hükümlüler ile tutuklular karardan doğrudan etkilenir. Anayasa Mahkemesinde benzer bireysel başvurusu bulunan kişiler ile infaz hâkimlikleri ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemeleri de bu kararın sonuçlarıyla karşılaşacaktır.
Karar, Anayasa'nın 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetiyle bağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkına dayanır. Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişinin iddiasını inceletebileceği ve ihlalin sonuçlarını giderebilecek erişilebilir bir yola başvurabilmesi anlamına gelir. Başvurucuya verilen ceza, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesine dayanır; bu madde hücreye koymayı, hükümlünün bir günden yirmi güne kadar tek başına bir hücrede tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılması olarak düzenler.
Mahkemeye göre 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 6. maddesi infaz hâkimine yalnızca şikâyeti reddetme, işlemi iptal etme ya da faaliyeti durdurma veya erteleme yetkisi verir; tazminata hükmetme yetkisi bu hükümden açıkça anlaşılamaz. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. ve devamı maddelerindeki tazminat yolu koruma tedbirleri, yani soruşturma ve kovuşturma sırasında başvurulan yakalama, tutuklama ve arama gibi geçici önlemler için öngörülmüştür; infaz sırasında verilen disiplin cezası bu kapsama girmez. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesindeki tam yargı davası, yani idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararın tazmini için açılan dava da hücre cezasının infaz hâkiminin onayı ve denetimiyle uygulanması nedeniyle yeterli giderim sağlamaya elverişli görülmemiştir. Mahkeme ayrıca Yargıtay, Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları arasında görevli yargı yolu konusunda uygulama birliği bulunmadığını tespit etmiştir.
Mahkeme, ihlalin mağduriyeti giderecek bir karar verilmesini düzenleyen açık bir kanun hükmünün bulunmamasından kaynaklandığını belirlemiş ve yasal düzenleme yapılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulamıştır. Bu nedenle karar Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmiş, bir örneği de Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Mahkeme, benzer başvurular bakımından kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda yapısal sorunun çözülüp çözülmediğine göre yeni bir değerlendirme yapılmasını uygun bulmuştur. Yasal düzenleme yapılana kadar, kaldırılan disiplin cezası nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürenlerin hangi mercie başvuracağı konusundaki belirsizliğin süreceği değerlendirilebilir.
Olası bir düzenlemenin tazminat yetkisini infaz hâkimliğine, ağır ceza mahkemesine veya idari yargıya verip vermeyeceği henüz bilinmemektedir. Dört aylık süre içinde düzenleme yapılmaması hâlinde Mahkemenin bekleyen benzer başvurularda nasıl bir yol izleyeceği de açık değildir.
Ceza infaz kurumunda hükümlü olan başvurucuya, Adalet Bakanlığına yazdığı bir dilekçedeki ifadeler nedeniyle 12 gün hücreye koyma disiplin cezası verildi ve bu ceza infaz edildi. Aynı eylem nedeniyle ceza alan başka bir hükümlünün talebiyle yürütülen kanun yararına bozma süreci sonunda infaz hâkimliği 2021 yılında başvurucunun cezasını iptal etti. Başvurucunun uğradığı zararların giderilmediğine ilişkin itirazı ağır ceza mahkemesince bu konuda değerlendirme yapılmadan reddedildi.
Mahkemeye göre hücreye koyma disiplin cezalarının en ağırıdır; hükümlüyü izolasyona maruz bırakır ve iyi hâlin kazanılması, açık ceza infaz kurumuna ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme gibi konularda sonuç doğurur. Bu nedenle cezanın sonradan iptal edilmesi, geçmişteki mağduriyeti tek başına gidermez. İnfaz hâkimliğinin tazminat yetkisi açıkça düzenlenmemiştir, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki tazminat yolu yalnızca koruma tedbirlerini kapsar ve idari yargıdaki tam yargı davası da yeterli giderim sunmaya elverişli görülmemiştir. Yargı kararları arasında görevli merci konusunda uygulama birliği de bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvurucunun adli yardım talebini kabul etti ve Anayasa'nın 26. maddesiyle bağlantılı olarak 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Yapısal sorunun çözümü için kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine, bir örneğinin de Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verdi. Benzer başvurular için kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda yeni bir değerlendirme yapılmasını uygun buldu.
- — Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun karar tarihi
- — Kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih
- Benzer başvuruların yeniden değerlendirilmesi: kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda
- Anayasa Mahkemesi, benzer başvurulara ilişkin yeni değerlendirmeyi kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonuna bağlamıştır; bu süre içinde yapılacak yasal düzenlemenin takip edilmesi gerekir.
- Manevi tazminatın ödenmesi için başvurucunun karar tebliğ edildikten sonra Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurması gerekir; ödeme bu başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmazsa yasal faiz işler.
- İnfazdan sonra kaldırılan bir disiplin cezası nedeniyle zarara uğrayan kişilerin, Mahkemenin mevcut yolların hiçbirini etkili bulmadığını göz önünde tutarak başvuracakları merci ve süreleri dikkatle değerlendirmesi önem taşır.
Hakkımdaki hücre cezası infazdan sonra kaldırıldı, zararımı nereden isteyebilirim?
Anayasa Mahkemesine göre bu zararın giderilmesi için mevzuatta açıkça belirlenmiş etkili bir yol şu anda bulunmamaktadır. Mahkeme, infaz hâkimliğini, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminat yolunu ve idari yargıdaki tam yargı davasını bu bakımdan yeterli görmemiştir. Bu nedenle yasal düzenlemenin takip edilmesi ve somut durumun hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Anayasa Mahkemesi başvurucuya ne kadar tazminat ödenmesine karar verdi?
Mahkeme, başvurucuya net 40.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Ödeme, karar tebliğ edildikten sonra başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvurduğu tarihten itibaren dört ay içinde yapılacaktır. Gecikme olursa bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanır.
Anayasa Mahkemesinde benzer bir başvurum bekliyorsa ne olur?
Mahkeme, aynı yapısal sorunun benzer başvurularda da ihlal kararına yol açabileceğini belirtti. Bu nedenle kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda, sorunun yasal düzenlemeyle çözülüp çözülmediğine bağlı olarak konuyu yeniden değerlendirmeyi uygun buldu. Bu süre içinde bir düzenleme yapılıp yapılmaması, bekleyen başvuruların sonucunu etkileyebilir.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity