Anayasa Mahkemesinin 16/9/2026 tarihli ve 2021/1112 başvuru numaralı kararı, 30 Ekim 2026 tarihli ve 33415 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı; Mahkeme bu kararda, eksik maaş davalarının süre aşımıyla reddedilmesiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karara konu olayda, Ankara'nın Haymana ilçesindeki Çalış Belediye Başkanlığında memur olarak çalışan dört başvurucu, 2002-2014 yılları arasında bazı aylarda eksik ödenen maaşları ve bunların faizleri için 2014 yılında belediye aleyhine ilamsız icra takipleri başlattı. Takipler sürerken Çalış Belediyesinin tüzel kişiliği kaldırıldı ve borçları Haymana Belediye Başkanlığına devredildi; ardından 25/8/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca icra müdürlüğü takiplerin düşmesine karar verdi. Başvurucular düşme kararları kesinleştikten sonra otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açtı, ancak davalar kısmen veya tamamen süre aşımından reddedildi ve istinaf başvuruları da kesin olarak reddedildi.
Tüzel kişiliği kaldırılan Çalış Belediyesinde çalışmış ve eksik maaş alacakları için dava açmış dört başvurucu kararın doğrudan muhatabıdır. Bunun yanında idari yargının görev alanına giren alacakları için 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname öncesinde ilamsız takip başlatan, takibi düşürüldükten sonra otuz gün içinde dava açan memurlar ve diğer alacaklılar ile bu davalarda davalı olan belediyeler ve diğer idareler etkilenebilir.
Karar, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkına dayanmaktadır. Uyuşmazlığın kaynağı, 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. ve 9. maddeleriyle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK) yapılan değişikliklerdir. Bu değişikliklerle İİK'nın 42. maddesine, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yapılamayacağı kuralı eklenmiştir. İlamsız takip, alacaklının elinde bir mahkeme kararı olmadan doğrudan icra dairesine başvurarak başlattığı takiptir.
İİK'ya eklenen geçici 13. madde, daha önce başlatılmış bu tür takiplerin talep üzerine düşürülmesini ve alacaklının düşme kararına karşı yedi gün içinde şikâyet yoluna, yani icra hukuk mahkemesine başvurabilmesini öngörmektedir. Aynı maddeye göre düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilir. İdare mahkemeleri bu süreyi yeterli görmemiş, eksik ödemelerin süreklilik göstermediği gerekçesiyle başvurucuların her eksik ödemeyi maaşın ödendiği ay öğrendiğini kabul etmiş ve 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 11. maddesindeki sürelere göre değerlendirme yapmıştır. Anayasa Mahkemesi ise Kararname'nin otuz günlük süreyi yeterli saydığını, İYUK'taki sürelerin ayrıca uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığını ve mahkemelerin takiplerin kesinleşip haciz aşamasına geldiğini dikkate almadığını belirlemiştir.
Mahkeme, idare mahkemelerinin dava açma süresinin başlangıcına ilişkin yorumunu başvurucular açısından öngörülemez ve katı bulmuş, yüklenen külfetin ölçüsüz olduğu sonucuna varmıştır. Kararın bir örneği, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere davaları karara bağlayan dört idare mahkemesine gönderilmiştir. Yeniden yargılama, mahkemenin davayı Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu ilkelere uygun biçimde tekrar ele alması ve ihlalin nedenini gidererek yeni bir karar vermesi anlamına gelir. Kararın, takibi aynı nedenle düşen ve otuz gün içinde dava açan benzer durumdaki alacaklıların davalarında da dikkate alınması beklenebilir.
Anayasa Mahkemesi, dava açma süresinin başlangıcını belirlemenin esasen derece mahkemelerinin görevi olduğunu ve kendi incelemesinin bu yorumun mahkemeye erişim hakkına etkisiyle sınırlı kaldığını hatırlatmıştır. Başvurucuların mülkiyet hakkı, eşitlik ilkesi, gerekçeli karar hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin iddiaları incelenmemiştir. Bu nedenle yeniden yargılamada alacakların esası hakkında nasıl bir sonuca varılacağı henüz belirsizdir.
Tüzel kişiliği kaldırılan bir belediyede memur olarak çalışan başvurucular, 2002-2014 yılları arasında bazı aylarda eksik ödenen maaşları için 2014 yılında ilamsız icra takipleri başlattı. Borca itiraz edilmediği için takipler kesinleşti ve haciz aşamasına geldi, ancak sonradan yürürlüğe giren düzenleme nedeniyle takipler düşürüldü. Başvurucular düşme kararlarının kesinleşmesinden sonra otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açtı, davalar ise kısmen veya tamamen süre aşımından reddedildi.
Anayasa Mahkemesi, davanın olağan bir idari işlem üzerine değil, düşen icra takiplerinin ardından açıldığını ve ilgili düzenlemenin otuz günlük süreyi yeterli saydığını belirtti. Mahkemeye göre idare mahkemeleri, düzenleme öncesinde bu tür alacaklar için ilamsız takip yapılabildiğini ve takiplerin haciz aşamasına geldiğini dikkate almadı. Her eksik ödemenin ilgili ay öğrenildiği kabulüne dayanan süre yorumu başvurucular için öngörülemez ve katı bulundu. Alacakların önemli bir kısmının elde edilmesini imkânsız hâle getiren bu müdahale ölçüsüz sayıldı.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesindeki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve kararın bir örneğini yeniden yargılama için davaları karara bağlayan dört idare mahkemesine gönderdi. Tazminat talepleri reddedildi, diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmedi. Başvuruculara toplam 41.950,40 TL yargılama giderinin müştereken ödenmesine hükmedildi.
- 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış ve idari yargının görev alanına giren ilamsız takiplerde, takibi düşürülen alacaklı düşme kararına karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurabilir ve kararın kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açabilir.
- İhlal kararı alacağın ödeneceği anlamına gelmez; idare mahkemeleri davaları Anayasa Mahkemesinin ilkelerine göre yeniden değerlendirecektir.
- Anayasa Mahkemesi süre başlangıcını belirlemenin derece mahkemelerine ait olduğunu vurguladığından, ihlal sonucunun her somut olayın koşullarına bağlı olduğu dikkate alınmalıdır.
İcra takibim idari yargının görev alanında olduğu için düşürüldü, dava açma süresi ne zaman başlar?
İİK'nın geçici 13. maddesine göre dava, düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda açılabilir. Anayasa Mahkemesi bu kararda, Kararname'nin bu süreyi yeterli gördüğünü ve İYUK'taki dava açma sürelerinin ayrıca uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır. Süre hesabı her dosyanın koşullarına göre değerlendirildiğinden otuz günlük sürenin kaçırılmaması önem taşır.
İhlal kararıyla başvurucular alacaklarını doğrudan alacak mı?
Hayır, karar alacakların ödenmesine hükmetmemiştir. Anayasa Mahkemesi davaların idare mahkemelerinde yeniden görülmesine karar vermiş, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Başvuruculara yalnızca 1.950,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.950,40 TL yargılama giderinin müştereken ödenmesine hükmedilmiştir.
Benzer bir davam süre aşımından reddedildi, bu karardan yararlanabilir miyim?
Kararın yeniden yargılama hükmü yalnızca bu başvuruya konu dört dava için verilmiştir. Ancak düşen bir ilamsız takibin ardından otuz gün içinde açılan davalarda, süre aşımına dayanan ret kararlarına karşı bu kararın gerekçesine dayanılması mümkün olabilir. Her dosyada takibin hangi aşamaya geldiği, kararların kesinleşme tarihleri ve davanın açıldığı tarih ayrıca incelenmelidir.
ChatGPT
Gemini
Claude
Grok
Perplexity