CMK Madde 134 Kapsamında Elektronik Delillerde İmaj ve Hash Değeri ve Dijital Materyallerin Rızaya Dayalı Tesliminin Hukuka Uygunluğu

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/CMK Madde 134 Kapsamında Elektronik Delillerde İmaj ve Hash Değeri ve Dijital Materyallerin Rızaya Dayalı Tesliminin Hukuka Uygunluğu

Elektronik Deliller Hangi Şartlarda Hukuka Uygun Kabul Edilir?

Bilişim suçlarının artmasıyla birlikte ceza yargılamalarında dijital deliller, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında merkezi bir rol üstlenmiştir. Ancak dijital delillerin teknik yapısı, klasik delillerden farklı olarak son derece kırılgan, değiştirilebilir ve müdahaleye açık bir niteliğe sahiptir. Bu durum, dijital delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesini yalnızca teknik bir mesele olmaktan çıkarmış; doğrudan adil yargılanma hakkı, özel hayatın gizliliği ve silahların eşitliği ilkeleriyle bağlantılı hale getirmiştir. İşte bu nedenle Türk Ceza Muhakemesi Hukuku’nda dijital deliller, CMK 134 ile özel ve istisnai bir koruma rejimine tabi tutulmuştur.

1. Dijital delil nedir ve neden klasik delillerden farklıdır?

Dijital delil; bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler, harici veya dahili hard diskler, CD, DVD, USB bellekler ve benzeri dijital ortamlarda bulunan her türlü veriyi ifade eder. Bu veriler yalnızca aktif halde bulunan dosyalarla sınırlı değildir; silinmiş veriler, artık alanlar ve sistem kayıtları da dijital delil kapsamındadır.

Dijital delilleri klasik delillerden ayıran en temel özellik, tek bir tıklamayla dahi değiştirilebilir veya geri döndürülemez şekilde silinebilir olmalarıdır. Ayrıca dijital delillere yapılan bir müdahalenin, çoğu zaman kim tarafından, ne zaman ve nasıl yapıldığının tespit edilmesi de mümkün olmayabilir.

Bu nedenle dijital deliller, ceza muhakemesinde en fazla suistimale açık delil türü olarak kabul edilmektedir. Yargıtay’ın da açıkça ifade ettiği üzere, bu tür delillerin güvenilirliği ancak sıkı usul kurallarına uyulmasıyla sağlanabilir.

2. CMK 134 nedir ve neyi düzenler?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemlerini düzenlemektedir. Bu madde, CMK’nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenen genel arama ve el koyma hükümlerinin özel bir görünümüdür. Ancak bu “özel görünüm”, sıradan bir teknik ayrıntı değil; bilakis özel hayatın gizliliğine çok daha yoğun müdahale içeren istisnai bir koruma tedbiridir.

CMK 134’ün bu şekilde ayrıntılı düzenlenmiş olmasının temel nedeni, dijital cihazların yalnızca suç delillerini değil, kişinin tüm özel hayatını, kişisel verilerini, ticari sırlarını ve mahrem alanını barındırmasıdır. Bu nedenle kanun koyucu, dijital delillere yönelik müdahaleyi son çare (ultima ratio) olarak kabul etmiş ve genel arama hükümlerinden çok daha sıkı koşullara bağlamıştır.

3. İmaj (adli kopya) alma işlemi nedir?

İmaj alma işlemi, dijital bir medyanın bire bir aynasının alınmasıdır. Bu işlem sırasında yalnızca görünen dosyalar değil; silinmiş dosyalar, artık alanlar ve sistem dosyaları da dahil olmak üzere tüm veri yapısı eksiksiz şekilde kopyalanır. Teknik olarak imaj alma, dijital medyada bulunan tüm 0 ve 1’lerin, herhangi bir eksiklik veya değişiklik olmaksızın başka bir ortama aktarılmasıdır.

CMK 134 uyarınca asıl olan, arama mahallinde imaj alınmasıdır. Orijinal dijital medyaya mümkün olduğunca dokunulmaması, incelemenin imaj üzerinden yapılması ve böylece verilerin bütünlüğünün korunması hedeflenmiştir. Bu yaklaşım, hem delilin güvenilirliğini sağlamakta hem de şüphelinin özel hayatına yönelik müdahaleyi sınırlandırmaktadır.

4. Hash değeri nedir ve neden zorunludur?

Hash fonksiyonu, kriptografik bir fonksiyon olarak, herhangi bir uzunluktaki veriyi sabit uzunlukta bir özet değere dönüştürür. Bir başka ifadeyle, keyfi boyuttaki veriyi sabit boyuttaki veriye eşleyen matematiksel bir algoritmadır. Hash değeri, dijital verilerin bir bütün halinde kalıp kalmadığını ve sonradan değiştirilip değiştirilmediğini tespit etmeye yarar.

Bilgisayar medyasında bulunan tüm 0 ve 1’lerin belirli bir algoritma ile işlenmesi sonucunda elde edilen hash değeri; MD5 için 32 karakter, SHA-1 için 40 karakter uzunluğundadır. Dijital medyada yapılan en ufak bir değişiklik, hash değerinin tamamen farklı bir hale gelmesine neden olur. Bu nedenle hash değeri, dijital delillerin adeta parmak izi niteliğindedir.

CMK 134 kapsamında imaj alma işlemi sırasında hash değeri alınması, tutanağa bağlanması ve taraflara bildirilmesi zorunludur. Hash değeri alınmadan yapılan bir imaj işlemi, delilin bütünlüğü konusunda ciddi şüphe doğurur.

5. CMK 134’e göre imaj ve hash işlemleri nasıl yapılmalıdır?

CMK 134’e göre imaj alma işlemi sırasında, dijital medyanın bire bir kopyası alınmalı, bu işlem sırasında hash değeri oluşturulmalı ve tüm süreç ayrıntılı şekilde tutanağa geçirilmelidir. İşlemlerin şüpheli veya müdafiinin huzurunda yapılması, ayrıca imajdan bir kopyanın şüpheliye veya vekiline verilmesi gerekir. Bu düzenlemenin amacı, savunma makamının delili denetleyebilmesini ve olası manipülasyon iddialarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

İmaj alınmadan, hash değeri oluşturulmadan ve şüpheliye kopya verilmeden yapılan el koyma işlemleri, hukuka aykırı delil niteliğindedir ve hükme esas alınamaz.

6. Yargıtay elektronik delillerin aranması ve el konulması konusunda nasıl bir yaklaşım benimsemektedir?

Yargıtay, dijital delillerin elde edilmesi konusunda son derece katı ve istikrarlı bir içtihat geliştirmiştir. Özellikle Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararları, CMK 134’ün uygulama sınırlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2015/2056 E. – 2017/5023 K. ve 21.09.2017 tarihli ilamında elektronik delillerin suistimale açık niteliğine dikkat çekerek şu tespiti yapmıştır:

“CMK'nın 134. maddesinde düzenlenen ve özel hayatın gizliliğine daha fazla müdahale içermesi nedeniyle kanun koyucu tarafından genel arama ve elkoymadan daha sıkı koşullara tabi tutulan bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama ve elkoymanın bu özelliği gözardı edilmek suretiyle, aramayı gerçekleştiren kişilerce elkoyma işlemine geçildiği sırada sistemdeki verilerin yedeklemesi (imaj-adli kopya) yapılmadan ve yedekten bir kopya alınıp şüpheli veya vekiline verilmeden, ya da yukarıda yazılı nedenlerden dolayı mahalde yedekleme ve yedekten kopya verme olanağının bulunmadığının objektif olarak kabulünde zorunluluk bulunan hallerde, aramayı yapan kolluk birimince dijital delillere müdahaleyi önleyecek şekilde, seri numaraları tutanağa yazılmak suretiyle usulüne uygun olarak zapt edilip mühürlenmeden, şüpheli veya müdafiinin istemesi halinde nezaret etme ve denetleme imkanı sağlanarak inceleme mahalline kadar eşlik etmesi sağlanmadan ve bu yerde şüpheli veya müdafiinin hazır bulunmasına imkan verildikten sonra mümkün olan en kısa süre içinde mühür açılıp, dijital medyanın derhal imajının alınarak ilgilisine de imajlardan bir kopya ve orijinal medya teslim edilmeden, yine sanık veya müdafiinin mühür açma işlemi sırasında hazır bulunmasının mümkün olmadığı hallerde, mühür açma işleminin arama ve el koyma kararını veren hakimin huzurunda açılarak imaj alma işleminin bu sırada yapılması yoluna gidilmeden inceleme yapılması halinde arama ve elkoyma işleminin kanuna ve hukuka uygunluğundan bahsetmek mümkün olmadığı gibi bu yolla elde edilen delillerin de hukuka uygunluğu tartışılır hale gelecek ve yargılama makamınca hükme esas alınması mümkün olamayacaktır. Bu bakımdan bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yapılabilmesine dair CMK’nın 134. maddesi uyarınca açık bir ibare bulunmadığı halde, sanıkların ev veya iş yerlerinde yapılan aramalarda hard disk, bilgisayar kasası, CD ve DVD gibi dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, ilgilisine bir kopyası verilmeden ve kanuna uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanık bakımından hükme esas alınmasının CMK’nın 134 maddesine aykırı olduğu”

Kararda görüleceği üzere, imaj alınmadan, hash değeri oluşturulmadan ve kopya verilmeden yapılan el koyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Belirtilmesi gereken hususlardan biri de mahalde yedekleme işleminin mümkün olup olmadığı her bir somut olay nezdinde ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir. Yani, uygulamada genellikle mahal yerinde yedeklemenin (imaj işleminin) fiziki ve teknik sebeplerle mümkün olmadığı tutanağa geçirilse de kolluğun bu yöndeki yaklaşımının hukuken hiçbir geçerliliği yoktur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2020/6565 Esas 2021/2658 Karar ve 22/02/2021 tarihli ilamında da ilgili hükümler değerlendirilmiş; şifresi dahi olmayan bir hard-disk’in mahalde imajının alınmaması CMK madde 134’e aykırı bulunmuştur.

7. Elektronik cihazların rızaya dayalı olarak teslimi delili hukuka uygun hale getirir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koymayı özel ve istisnai bir koruma tedbiri olarak düzenlemiştir. Bu düzenleme, yalnızca şüphelinin rızasına değil; hâkim kararına, imaj alma zorunluluğuna, hash değerinin oluşturulmasına ve savunma haklarının korunmasına dayanmaktadır.

Bu nedenle şüphelinin veya sanığın dijital cihazını “rızasıyla teslim etmiş olması”, CMK 134’te öngörülen usul güvencelerini ortadan kaldırmaz. Aksi kabul, kanun koyucunun dijital deliller için getirdiği özel koruma rejimini işlevsiz hale getirir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2019/2637 E. – 2019/5904 K. ve 10.10.2019 tarihli ilamında da rızaya dayalı teslimin usule uygunluk şartlarını ortadan kaldırmayacağı açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/1821 Esas 2024/4126 Karar, 14/05/2024 tarihli kararında da sanığın rızası bulunsa dahi hakim kararı veya usule uygun savcılık emri olmaksızın yapılan incelemenin hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

8. Hukuka aykırı elde edilen dijital deliller hükme esas alınabilir mi?

Ceza muhakemesinde temel ilke, delillerin kanuna uygun şekilde elde edilmesidir. CMK 206 ve 217 uyarınca, hukuka aykırı deliller reddedilir ve hükme esas alınamaz. Dijital deliller bakımından CMK 134’e aykırı şekilde elde edilen verilerin, maddi gerçeğe ulaşma gerekçesiyle dahi olsa kullanılmasına izin verilmez.

Bu durum, özellikle bilişim suçları yargılamalarında beraat veya bozma sonucunu doğurabilecek niteliktedir.

9. Bilişim suçları alanında uzman avukat neden hayati öneme sahiptir?

Bilişim suçları, teknik ve hukuki bilginin iç içe geçtiği bir alandır. İmaj, hash, log, IP, baz istasyonu gibi teknik kavramlar, yalnızca yüzeysel hukuk bilgisiyle değerlendirilemez. Bilişim suçları alanında uzman avukat, CMK 134 uygulamalarını, Yargıtay içtihatlarını ve teknik süreçleri birlikte analiz edebilen uzmandır.

Usule aykırı alınmış bir imaj veya eksik bir hash işlemi, ancak bu alanda uzman bir avukat tarafından zamanında tespit edilebilir. Aksi halde hukuka aykırı delillerle mahkûmiyet riski doğabilir.

10. Sonuç: Dijital delillerde usul, esastan önce gelir

Dijital deliller, ceza yargılamasında güçlü olabilir; ancak bu güç, usule uygunlukla anlam kazanır. CMK 134, bir formalite değil; bireyin özel hayatını, savunma hakkını ve adil yargılanma güvencelerini koruyan temel bir güvence normudur.

İmaj alınmadan, hash değeri oluşturulmadan ve savunma makamına kopya verilmeden elde edilen dijital deliller, hukuken geçersizdir ve hükme esas alınamaz. Bu nedenle bilişim suçlarıyla ilgili her dosyada, sürecin başından itibaren uzman bir bilişim suçları alanında uzman avukat ile hareket edilmesi, geri dönülmesi mümkün olmayan hak kayıplarının önüne geçecektir.