Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçu Nedir? (TCK 245)

Makaleler/Siber Suçlar Hukuku/Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçu Nedir? (TCK 245)

Günümüzde dijital bankacılık sistemlerinin ve elektronik ödeme araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, banka ve kredi kartları günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak bu yaygın kullanım, kart bilgilerinin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi, sahte kart üretilmesi veya başkasına ait kartların rıza dışı kullanılması gibi ciddi ceza hukuku sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Özellikle internet alışverişleri, mobil bankacılık uygulamaları ve POS cihazları üzerinden gerçekleştirilen işlemler, bu suç tipinin uygulamada sıkça karşılaşılan bir bilişim suçu olarak karşımıza çıkmasına neden olmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu; yalnızca klasik anlamda “dolandırıcılık” olarak değerlendirilemeyecek, kendine özgü unsurları ve yaptırımları bulunan özel bir suç tipidir. Aşağıda, bu suçun hukuki niteliği, seçimlik hareketleri, cezai sonuçları ve Yargıtay içtihatları ışığında uygulamadaki görünümü ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Kredi kartı dolandırıcılığı ve hırsız

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu nedir?

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu, başkasına ait banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı biçimde kullanılması ya da başkası adına sahte kart üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi suretiyle işlenen bir bilişim suçudur. Bu suç tipi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde düzenlenmiştir.

Uygulamada bu suç, halk arasında sıklıkla “kredi kartı dolandırıcılığı” olarak adlandırılmaktadır. Ancak hukuki nitelendirme bakımından suçun kapsamı, yalnızca dolandırıcılık fiilleriyle sınırlı değildir.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu hangi suç grubunda yer alır?

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu, Türk Ceza Kanunu’nda “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.

Bilişim suçları; bilgisayar, cep telefonu, tablet, POS cihazları ve benzeri elektronik sistemler aracılığıyla işlenen suçları ifade eder. Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması fiilleri de, bu sistemler vasıtasıyla gerçekleştirildiği için bilişim suçu niteliği taşımaktadır.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu kaç şekilde işlenebilir?

Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesinde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu üç farklı seçimlik hareket şeklinde düzenlenmiştir:

  1. Başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartının kötüye kullanılması (TCK 245/1)

  2. Sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek (TCK 245/2)

  3. Sahte banka veya kredi kartını kullanarak yarar sağlamak (TCK 245/3)

Her bir fıkra, suçun farklı bir görünüm biçimini düzenlemektedir.

Başkasına ait gerçek banka veya kredi kartının kullanılması suçu nedir? (TCK 245/1)

Başkasına ait gerçek bir banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu, kartın fail tarafından ele geçirilerek, kart sahibinin rızası dışında kullanılması ve bu suretle failin kendisine veya üçüncü bir kişiye yarar sağlaması halinde oluşur.

Bu suç bakımından, banka veya kredi kartının failin eline hangi yolla geçtiği önem taşımaz. Kartın hukuka uygun ya da hukuka aykırı yollarla elde edilmesi sonucu değiştirmez.

Hangi durumlarda TCK 245/1 suçu oluşur?

Aşağıdaki hallerde başkasına ait banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu gerçekleşmiş sayılır:

  • Kartın, kart sahibinin rızasıyla verilmiş olmasına rağmen rızaya aykırı şekilde iade edilmeyerek kullanılması,

  • Banka veya kredi kartının hırsızlık yoluyla ele geçirilmesi ve kullanılması,

  • Kartın herhangi bir yerde bulunarak kullanılması,

  • ATM cihazına düzenek kurularak kartın elde edilmesi ve kullanılması.

Bu hallerin tamamında suçun maddi unsurları gerçekleşmiş olur.

TCK 245/1 suçunun oluşabilmesi için hangi şartlar gerekir?

Kanuni düzenleme uyarınca TCK 245/1 kapsamındaki suçun oluşması için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,

  • Kart sahibinin veya kartın verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,

  • Failin kendisine veya başkasına hukuka aykırı yarar sağlaması.

Kanunda geçen “her ne suretle olursa olsun” ibaresiyle, kartın hukuka uygun yollarla ele geçirilmiş olması ihtimali de kapsama alınmıştır.

Kartın hukuka uygun şekilde ele geçirilmesi suçu ortadan kaldırır mı?

 Banka veya kredi kartının hukuka uygun şekilde ele geçirilmiş olması suçun oluşmasına engel değildir. Kart sahibinin rızasıyla kartı elde eden kişinin, bu kartı rızaya aykırı şekilde kullanması halinde de banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2022 tarihli kararında kartın hukuka uygun şekilde ele geçirilmesi durumunda TCK madde 245’in unsurlarının oluşup oluşmayacağı ele alınmış ve aynen “TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile de banka veya kredi kartının yasalarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile yasa koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek duraksamaları gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl: 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.).” değerlendirmesi yapılarak “kötüye kullanımın” yaptırıma bağlandığının altı çizilmiştir.

Hırsızlıkla kart ele geçirilirse ayrıca ceza verilir mi?

Evet. Fail, banka veya kredi kartını hırsızlık suçu işleyerek ele geçirmiş ve ardından bu kartı kullanmışsa hem hırsızlık suçundan hem de TCK 245/1 kapsamında banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.

Nitekim tam da bu konuda Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 15/11/2021 tarihli bir kararında aynen;

“Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli 2014/8-412 Esas 2018/160 sayılı Kararında; "Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara kanunda öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak fail her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Banka veya kredi kartının kanunlarda suç olarak düzenlenen eylemlerle ele geçirilmesi ve şartların varlığı hâlinde, TCK'nın 245/1. maddesindeki suçun yanında ayrıca hırsızlık, dolandırıcılık ya da yağma gibi suç oluşabileceği kabul edilmelidir." şeklinde belirtildiği hususu da nazara alındığında; oluşa ve dosya kapsamına göre, Kurye Net Motorlu Kuryecilik ve Dağıtım Hizmetleri adlı işyerinde dağıtım elemanı olarak çalışan sanığın, Finansbank tarafından gönderilen kredi kartını müşteriye teslim etmek üzere aldığı ancak teslim etmeyerek kullandığı, sanığın devir olgusunu inkar etmek suretiyle çalıştığı şirket aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediği anlaşılmakla, TCK.nın 155/2. maddesi uyarinca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde Ceza Tertibine yer olmadığına karar verilmesi” değerlendirilmesi yapılmıştır.

Sahte banka veya kredi kartı üretmek veya satmak suçu nedir? (TCK 245/2)

TCK 245/2 kapsamında düzenlenen suç, sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek fiillerinden herhangi birinin işlenmesiyle oluşur.

Ceza hukukunda bu tür fiiller bağlı seçimlik hareketler olarak adlandırılmaktadır. Seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi, suçun oluşması için yeterlidir.

Sahte kart suçunda hangi şart aranır?

Bu suçun oluşabilmesi için sahte olarak üretilen veya devredilen kartın, başkasına ait gerçek bir banka hesabıyla ilişkilendirilmiş olması gerekir. Çünkü sahte kartın kullanılması ve yarar sağlanması, ancak kartın gerçek bir hesapla bağlantılı olması halinde mümkündür.

Gerçek bir hesapla ilişkilendirilmeyen sahte kartlar bakımından suçun oluşması mümkün değildir.

Sahte banka veya kredi kartını kullanarak yarar sağlama suçu nedir? (TCK 245/3)

TCK 245/3 kapsamında düzenlenen suç, sahte bir banka veya kredi kartının kullanılması suretiyle failin kendisine veya başkasına yarar sağlaması halinde oluşur.

Sahte kartın yalnızca kullanılması yeterli değildir. Failin bu kullanım sonucunda fiilen bir yarar elde etmesi gerekir. Yarar sağlanamamışsa fiil, teşebbüs aşamasında kalır.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun cezaları nelerdir?

TCK 245 kapsamında öngörülen cezalar şu şekildedir:

  • TCK 245/1:
    3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası

  • TCK 245/2:
    3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 10.000 güne kadar adli para cezası

  • TCK 245/3:
    4 yıldan 8 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası

TCK madde 245/2 ve 245/3’te sayılan suçların ikisi de işlenmişse sanığa hangi maddeden ceza verilecektir?

Söz konusu suça ilişkin düzenlenen kanun maddesi (TCK madde 245) incelendiği zaman maddenin üçüncü fıkrasında yer alan suçun işlenebilmesi için ikinci fıkradaki suçun işlenmiş olması gerekmektedir. Bir diğer ifadeyle, ikinci fıkradaki suç üçüncü fıkradaki suçun geçit suçu niteliğindedir. Bu durumlarda söz konusu suçların her birinden ayrı ayrı ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olup TCK madde 245/3’ün de söz konusu olduğu durumlarda geçit suç niteliğindeki TCK madde 245/2’den ayrıca hüküm kurulması mümkün değildir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09/05/2017 tarihli kararında da bu husus;

“Sanığın, mağdur …… adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle katılan bankayla sahte bir kredi kartı sözleşmesi yaptığı, bu sözleşmeye istinaden mağdur adına sahte bir kredi kartının üretilmesini sağlayıp eline geçirdiği sahte kredi kartıyla, farklı zamanlarda nakit para çekmek ve alışveriş yapmak suretiyle kendisine yarar sağladığı olayda; sanığın kastının başlangıçtan itibaren sahte oluşturulan kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine yarar sağlama suçunu işlemeye yönelmiş olması, bu suçu işleyebilmek için daha hafif nitelikte olan TCK'nun 245/2. maddesindeki sahte kredi kartının üretilmesi suçunu işlemek zorunda kalması hususları birlikte değerlendirildiğinde, TCK'nun 245/3. maddesindeki sahte oluşturulan kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine yarar sağlama suçunu işlemeyi kasteden sanık bakımından TCK'nun 245/2. maddesindeki sahte kredi kartı üretme suçunun geçit suçu niteliğinde olduğu, bu nedenle, sanığın mağdura ait banka hesabı ile ilişkilendirilerek oluşturulmasını sağladığı sahte kredi kartını, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez kullanmak suretiyle kendisine yarar sağlaması şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme biçimde TCK'nun 245/3. maddesindeki suçu oluşturduğu, sanığın ayrıca geçit suçu niteliğindeki TCK'nun 245/2. maddesindeki suçtan cezalandırılamayacağı kabul edilmelidir.” şeklinde ifade edilerek geçit suç kavramının altı çizilmiştir.

Fakat belirtmek gerekir ki, 11/06/2019 tarihli bir başka Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında kurul başkanının ilgili karara sunduğu karşı oy yazısında “geçitli suç” ayrımına dair yukarıdaki görüş benimsenmemiştir.

11/06/2019 tarihli karşı oy yazısına göre;

“TCK’nın 245/2 ve 245/3 arasında geçit suç ilişkisinin bulunduğunu söyleyebilmek için ise 3. fıkrada yer alan suçun mutlaka 2. fıkrada yer alan seçimlik hareketlerden birisi gerçekleştirilerek işlenmesini gerektiği, ancak TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında seçimlik hareketlerden biri olarak belirtilen 'kabul etmek' eyleminin aynı fıkrada sayılan devretme eyleminin karşılığı olarak düzenlenmesi ve Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde de; 'Sunulan bir şeyi alma' şeklinde tanımlandığından yolda bulduğu beyaz karta kopyalanmış sahte banka veya kredi kartını kullanan failin eylemi kanunilik ilkesi gereğince TCK'nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmaz ise de aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı, ayrıca banka dışında kalan diğer finans kuruluşlarının çıkarttıkları kredi kartlarında sahtecilik hâlinde de başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirme söz konusu olamayacağından kanunilik ilkesi gereğince aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suç oluşmasa da daha geniş sahtecilik eylemlerini kapsayan aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki suçun oluşacağı, diğer taraftan failin her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemek amacıyla hareket etmeyebileceği, 5377 sayılı Kanun'un 27. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi sahte kartları ticari amaçla piyasaya sürme saikiyle de hareket etmiş olabileceği, yani failin amacının her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemeye yönelik olmayabileceği, bu anlamda TCK’nın 245/3. maddesinde düzenlenen suçun işlenebilmesi için ikinci fıkrada düzenlenen suçun işlenmesi zorunlu olmadığından bu iki suç arasında 'geçitli suç' ilişkisi bulunmadığı kabul edilmelidir.” (Aynı kararda başka kurul üyeleri de bu görüştedir)

Nihayetinde denebilir ki; Yargıtay’ın güncel görüşü TCK madde 245/2 ve madde 245/3 arasında geçitli suç ilişkisinin olduğu yönündedir.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunda şahsi cezasızlık hali var mıdır?

TCK 245/4 uyarınca, bazı yakın akrabalar bakımından şahsi cezasızlık hali öngörülmüştür.

Suçun;

  • Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eş,

  • Üstsoy, altsoy, kayın hısımlar veya evlat edinen–evlatlık,

  • Aynı konutta yaşayan kardeş, aleyhine işlenmesi halinde faile ceza verilmez.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunda etkin pişmanlık uygulanır mı?

Etkin pişmanlık hükümleri, yalnızca TCK 245/1 kapsamında uygulanabilir. Sahte kartlara ilişkin 245/2 ve 245/3 fıkralarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz.

Zararın giderilmesi halinde:

  • Soruşturma aşamasında giderim → 2/3’e kadar indirim

  • Kovuşturma aşamasında giderim → 1/2’ye kadar indirim yapılabilir. Bu durumda TCK 168 hükümleri uygulanır.

Burada önemle altının çizilmesi gereken husus şudur: TCK madde 245/1 kapsamında işlenen bir suça ilişkin yürütülen adli süreçte, sanık soruşturma aşamasında değil de kovuşturma aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmış olsa da soruşturma aşamasında sanığın zararı giderip gidermeyeceğinin sorulmaması, süre verilmemesi veya hatırlatılmaması durumlarında mağdurun zararı kovuşturma aşamasında giderilmiş olsa bile sanki soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanılmış gibi 2/3 oranında indirim yapılmak zorundadır. Yargıtay’ın emsal uygulaması da bu yöndedir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 17/01/2019 tarihli ilamında malvarlığına karşı işlenen suçların etkin pişmanlık hükmü niteliğindeki TCK madde 168 kapsamında yapılan bir değerlendirme de;

“05/07/2012 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi halinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zararın giderilmemesinin dava şartı olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında şüpheliye, belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirimde bulunulup, makul bir süre tanınması ve soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde ise dava açılması gerekmektedir. Ancak anılan şekilde soruşturma aşamasında kurum zararı bilirkişiye tespit ettirilmeden ve tespit ettirilse dahi usulünce bildirimde bulunulmadan sanık hakkında dava açılması halinde sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen giderirse, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, ayrıca sanığın 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun'un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir.” şeklindedir.

Banka ve Kredi Kartlarını Kötüye Kullanma Suçu’nun mağduru ve zarar göreni kimdir?

Banka ve Kredi Kartlarını Kötüye Kullanma Suçu’nu düzenleyen TCK madde 245’e göre suçun mağduru kart hamilidir. Kartın sahibi olan banka ve kredi kuruluşları ise suçun Zarar Gören’i konumundadırlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2022 tarihli kararında da “Bu suçun mağduru kredi veya banka kartı hamilidir. Ayrıca birinci fıkrada; “kartın kendisine verilmesi gereken kişi”den söz edilmekte olup bu kişi de esasen kart hamilidir. Banka veya kredi kurumları ise “suçtan zarar gören” konumundadır.” değerlendirmesi yapılarak bu husus açıklanmıştır.

Bu suçta HAGB, erteleme veya adli para cezasına çevirme mümkün mü?

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu nedeniyle verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilemez.

Ancak etkin pişmanlık uygulanması halinde ceza miktarı düştüğünden;

  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya

  • Ceza ertelemesi uygulanabilir hale gelebilir.

Bu suç şikâyete tâbi midir, uzlaşma mümkün mü?

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu şikâyete tabi değildir ve savcılık tarafından resen soruşturulur.

Ayrıca bu suç, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir. Şikâyetten vazgeçme, ceza davasının düşmesine yol açmaz.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunda zamanaşımı süresi nedir?

TCK 245/1 ve 245/2 fıkraları bakımından olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içerisinde suç her zaman soruşturulabilir. Süre geçtikten sonra soruşturma yapılamaz.

Bu suçta görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.

Yetkili mahkeme ise;

  • Haksız menfaatin temin edildiği yer veya

  • Mağdurun yerleşim yeri mahkemesidir.