Marka İhlalinde Şirketlerin Alması Gereken Hukuki Aksiyonlar

Makaleler/Fikri Mülkiyet Hukuku/Marka İhlalinde Şirketlerin Alması Gereken Hukuki Aksiyonlar

Marka ihlali durumları şirketlerin ticari haklarını ve itibarını tehdit eder. Bu gibi durumlarda, hızla harekete geçerek gerekli hukuki süreçleri başlatmak büyük önem taşır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), markaların korunmasını düzenleyerek çeşitli hukuki ve cezai koruma yolları sunar. Marka haklarının korunmasında, ihlalin önlenmesi ve oluşan zararların telafi edilmesi adına farklı dava türleri açılabilir. İşte, marka ihlaliyle karşılaşıldığında başvurulabilecek yasal yollar ve dava türleri:

Identifying Trademark Infringement and Safeguarding Your Brand

1. Tecavüzün Ref’i Davası

Tecavüzün Ref’i Davası Nedir? Tecavüzün ref’i davası, bir marka sahibinin mali veya manevi haklarının ihlal edildiği ve bu ihlalin devam ettiği durumlarda açılabilen bir hukuk davasıdır. FSEK, hak sahibine eseri üzerindeki mali ve manevi haklarını koruma amacıyla tecavüzün ref’i davası açma hakkı tanır. Ayrıca, bu davayla ihlalin sona erdirilmesi ve oluşan zararın giderilmesi amaçlanır. Marka sahibi, bu davada üç katına kadar tazminat talep etme hakkına sahiptir.

Tecavüzün Ref’i Davasında Aranan Koşullar Marka ihlali iddiasında, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa ve devam eden bir haksız fiil bulunuyorsa tecavüzün ref’i davası açılabilir. FSEK, genel haksız fiil şartları olan “kusur” ve “zarar” unsurlarını tecavüzün ref’i davasında aramaz, ancak ihlalin maddi tazminat gerektiren boyutlarında bu unsurlar önem kazanır. Hak sahibi, mali ve manevi hakların ihlali sonucu meydana gelen zararları talep edebilir.

Taraflar Davanın davacısı, marka veya eser sahibidir. FSEK m.80 uyarınca, eserin mali veya manevi haklarını koruyan herkes (bağlantılı hak sahipleri ve meslek birlikleri dahil) tecavüzün ref’i davası açma hakkına sahiptir. Davalı ise ihlali gerçekleştiren kişi veya kuruluştur. Eğer ihlal bir şirketin temsilcisi veya çalışanı tarafından yapılmışsa, şirket sahibi de davalı olarak gösterilebilir.

Yetkili Mahkeme ve Zaman Aşımı Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri, marka ihlali davalarında görevli mahkemelerdir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi davaya bakar. Zamanaşımı süresi ise FSEK’te özel olarak düzenlenmemiştir, bu yüzden Türk Borçlar Kanunu’ndaki (TBK) zamanaşımı hükümleri uygulanır. Bu hükümlere göre, haksız fiilin öğrenilmesinden itibaren iki yıl, fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılabilir.

Tazminatın Belirlenmesi Tecavüzün ref’i davasında talep edilebilecek tazminat miktarı, marka sahibinin ihlal olmasaydı elde edeceği rayiç bedel üzerinden hesaplanır. Sözleşme yapılması halinde istenebilecek bedel, genellikle hak sahibinin aldığı veya benzer eserler için almakta olduğu ücretler dikkate alınarak belirlenir.

Yargıtay Uygulaması Yargıtay, tecavüzün ref’i davasında üç kat bedel talebini desteklemektedir. Mahkeme, üç katı tutarındaki tazminatı uygun bulur ve talebi değiştirmemekle yükümlüdür. Ancak, ihlal durumu TBK kapsamındaki bir haksız fiilden kaynaklanıyorsa, mahkeme ortak kusur durumunu da dikkate alarak tazminat miktarında indirime gidebilir.

2. Tecavüzün Men’i Davası

Tecavüzün Men’i Davası Nedir? Tecavüzün men’i davası, gerçekleşmiş değil, gerçekleşme tehlikesi olan ihlalleri önlemek amacıyla açılır. Tecavüzün men’i davasında amaç, muhtemel ihlal eylemlerinin önlenmesi ve marka sahibinin haklarının korunmasıdır. Tecavüzün men’i davası açıldığında, ihlalin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması talep edilir.

Tecavüzün Men’i Davasında Aranan Koşullar Tecavüzün men’i davasında, ihlalin henüz gerçekleşmemiş olması ancak gerçekleşme tehlikesinin bulunması aranır. İhlal eyleminde bulunan kişinin kusurlu olup olmadığı önemli değildir. Ancak mahkeme, olası ihlal eylemlerini değerlendirirken ihlalin büyüklüğünü, taraflar arasındaki ilişkiyi ve men’in karşı tarafta yaratacağı olası zararları dikkate alarak karar verir.

3. Tazminat Davaları

3.1 Manevi Tazminat 

Marka ihlali nedeniyle eserin manevi hakları zarara uğramışsa, marka sahibi manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminat davası, ihlalin manevi zarara yol açması durumunda açılır. Marka sahibinin ayrıca bir zarar ispatı sunmasına gerek yoktur. Manevi hakların ihlali durumunda ihlali gerçekleştiren kişinin kusurlu olması gerekmez.

3.2 Maddi Tazminat 

Marka sahibinin mali hakları ihlal edildiğinde maddi tazminat talep edebilir. Bu durumda ihlali gerçekleştiren kişinin kusuru aranır ve maddi zararın ispatlanması gerekir. Maddi tazminat talepleri, markanın mali haklarının ihlal edilmesinden kaynaklanan zararı kapsar. Bu zararlar, doğrudan malvarlığında meydana gelen azalma veya hak sahibinin elde edemediği kazanç kayıplarını içerir.

3.3 Elde Edilen Kârın İadesi 

Marka ihlaline konu olan eylem sonucu elde edilen kazanç, marka sahibine iade edilmelidir. Hak sahibi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanında, ihlal sonucu elde edilen kârın iadesini de isteyebilir. Eğer marka sahibi, tazminat olarak üç katı bedel talep etmişse bu bedel elde edilen kazançtan düşülerek geri kalan tutar kendisine iade edilir.

Sonuç

Marka ihlali, şirketlerin ticari haklarına yönelik ciddi bir tehdit oluşturur. Bu nedenle, marka sahipleri ihlale karşı FSEK çerçevesinde hızla harekete geçmeli ve gerekli davaları açmalıdır. Bu davalar, marka ihlalinin tespiti, ihlalin önlenmesi, ihlal sonucunda meydana gelen zararların giderilmesi ve elde edilen kazancın iadesini sağlar.