NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE
DAVACI: [Davacı Adı Soyadı] (T.C. Kimlik No: ...) [Adres]
VEKİLİ: Av. [Adı Soyadı] [Adres]
DAVALI: [Davalı Adı Soyadı] [Adres]
KONU: Davalının sosyal medya üzerinden müvekkilin kişilik haklarına, mesleki itibarına ve onuruna yönelik ağır saldırıları nedeniyle;
- Hukuka aykırı saldırının tespiti ve men’i,
- Müvekkilin uğradığı ağır manevi zararın tazmini amacıyla [Tazminat Miktarı] TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili,
- Söz konusu hukuka aykırı içeriklerin 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi ve TMK m. 25 uyarınca yayından kaldırılması/erişimin engellenmesi talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
1. OLAYLARIN ÖZETİ VE MÜVEKKİLİN STATÜSÜ Müvekkil, özel bir şirkette üst düzey yönetici olarak görev yapmakta olup, iş çevresinde ve toplum nezdinde saygınlığı, güvenilirliği ve mesleki başarısı ile tanınan bir şahsiyettir. Davalı ile müvekkil arasında geçmişte yaşanan ticari bir uyuşmazlık sonrasında, davalı taraf husumeti şahsileştirerek hukuk dışı yollara başvurmuş ve müvekkili kamuoyu önünde küçük düşürmeyi amaçlayan bir karalama kampanyası başlatmıştır.
2. HUKUKA AYKIRI EYLEMLER VE KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI Davalı, kendisine ait sosyal medya hesapları üzerinden, halka açık ve herkesin erişebileceği şekilde müvekkili hedef göstermiştir. Davalı, müvekkil hakkında hiçbir somut delile dayanmayan, tamamen kurgu ve iftiradan ibaret olan “dolandırıcılık yaptığı”, “güvenilmez kişi olduğu” ve “şirket parasını zimmetine geçirdiği” şeklinde son derece ağır ithamlarda bulunmuştur.
Bu paylaşımlar, eleştiri sınırlarını fersah fersah aşan, müvekkilin onur, şeref ve haysiyetini ayaklar altına alan, TCK anlamında suç teşkil eden ve TBK kapsamında haksız fiil niteliğindeki eylemlerdir.
Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, sosyal medya üzerinden yapılan bu tür asılsız isnatlar kişilik haklarına ağır bir saldırı niteliğindedir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/5710 E., 2023/7238 K. ve 30.05.2023 tarihli kararında; "davalının sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından paylaştığı twitler ile davacının kişilik haklarına saldırılması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir" denilerek, bu tür eylemlerin manevi tazminatı gerektirdiği ve "davaya konu twitlerin davalı tarafından atıldığı ve bu şekilde davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit görüldüğünden" hükmün onanması gerektiği vurgulanmıştır.
3. SOMUT OLGU İSNADI VE İTİBAR SUİKASTI Davalı, paylaşımlarında genel bir eleştiri yapmamış, müvekkili doğrudan "dolandırıcılık" ve "zimmet" gibi yüz kızartıcı suçlarla itham etmiştir. Bu durum, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde "somut olgu isnadı" olarak kabul edilmekte ve ağır kusur sayılmaktadır.
Emsal nitelikteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/1167 E., 2025/66 K. ve 23.01.2025 tarihli kararında; sosyal medya üzerinden bir kişiye yönelik "yok müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde etmesi" şeklindeki beyanların davacının müşterilerini kandırdığı iddiasını somut olgu isnadı olarak ileri sürdüğü kabul edilmiş ve bu ifadelerin "sosyal medya üzerinden geniş kitleye ulaşarak ticari itibar ve kişilik haklarını zedelemiştir" sonucuna varılmıştır. Müvekkil hakkında kullanılan "dolandırıcı" ve "zimmetine para geçirdi" ifadeleri de tam olarak bu kapsamdadır.
4. MESLEKİ İTİBARIN ZEDELENMESİ VE YÖNETİCİ KONUMU Müvekkilin üst düzey yönetici olması, saldırının ağırlığını ve yarattığı tahribatı artırmaktadır. Müvekkilin çalıştığı şirketin müşterileri ve iş çevresi bu paylaşımları görmüş, müvekkilin ticari ve mesleki itibarı ciddi şekilde zarar görmüştür.
Benzer bir olayda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22673 E., 2024/2032 K. ve 26.02.2024 tarihli kararında; "davalının sosyal medya hesaplarından müvekkili ...'ı ve çalışmakta olduğu şirketi hedef alan hakaret içerikli paylaşımlar yaptığını" belirterek, "davalının davacıya yönelik hakaret içeren paylaşımlarda bulunduğu, davalının eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu" tespitinde bulunmuş ve tazminat hükmünü onamıştır.
Ayrıca, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1412 E., 2020/244 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; "müşterilerini kandırarak haksız kazanç elde etmesi" gibi iddialar "ağır ve rencide edici nitelikte" olup manevi tazminat koşullarını oluşturmaktadır.
5. KASTIN YOĞUNLUĞU VE İHTARNAMEYE RAĞMEN DEVAM EDEN SALDIRI Müvekkil, söz konusu içeriklerin kaldırılması için davalıya ihtarname göndermiş, iyi niyetli bir şekilde sorunu çözmeye çalışmıştır. Ancak davalı, paylaşımları kaldırmadığı gibi yeni içerikler paylaşarak saldırılarına ısrarla devam etmiştir. Bu durum davalının kastının yoğunluğunu ve müvekkili manevi olarak çökertme amacını gütmekte olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/3667 E., 2020/1822 K. ve 10.06.2020 tarihli kararında, bu tür ısrarlı eylemler hakkında; "eylemin; ısrarla ve taciz edici boyuta varacak şekilde işlenmesi nedeniyle eleştiri sınırlarının aşıldığı ve kişilik haklarına saldırının oluştuğunun kabulü gerekir" hükmü kurulmuştur. Davalının eylemleri, eleştiri veya ifade özgürlüğü sınırlarını aşmış, taciz boyutuna ulaşmıştır.
6. MANEVİ TAZMİNAT TALEBİMİZİN GEREKÇESİ 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi kişilik haklarını koruma altına alırken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi kişilik haklarının zedelenmesi durumunda manevi tazminat talep edilebileceğini düzenlemektedir.
Müvekkil, yaşanan süreçte psikolojik destek almak zorunda kalmış, aile huzuru bozulmuş ve kariyeri tehlikeye girmiştir. Hükmedilecek manevi tazminatın, davalının eyleminin ağırlığına uygun, caydırıcı ve müvekkilin duyduğu elem ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletici nitelikte olması gerekmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2022/1167 E., 2025/66 K. sayılı ilamında, manevi tazminatın caydırıcılık amacı gözetilerek artırılması gerektiği vurgulanmış ve "önceki 3.000,00 TL kararın kazanılmış hak oluşturduğunu ve 500 TL'nin düşük kaldığını belirterek istinaf başvurusunu kabul etmiştir" denilmek suretiyle tazminat miktarlarının olayın ağırlığına göre belirlenmesi gerektiği içtihat edilmiştir.
Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/2991 E., 2016/1881 K. sayılı kararında, benzer saldırılar için "Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere" bozma kararı verilmiş; "saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır" ilkesi hatırlatılmıştır. Müvekkilin üst düzey yönetici konumu dikkate alındığında, talep edilen tazminat hakkaniyete uygundur.
HUKUKİ SEBEPLER:
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu: Madde 24 (Kişilik haklarının korunması), Madde 25 (Davalar).
- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu: Madde 49 (Haksız fiil sorumluluğu), Madde 58 (Manevi tazminat).
- 5651 Sayılı Kanun: Madde 9 (İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi).
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu: Madde 125 (Hakaret).
- 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu: Madde 55/1-a-1 (Kötüleme suretiyle haksız rekabet - kıyasen).
HUKUKİ DELİLLER:
- Davalının sosyal medya paylaşımlarını gösterir ekran görüntüleri ve URL adresleri (Ekte sunulmuştur).
- Davalıya gönderilen ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi.
- Müvekkilin üst düzey yönetici olduğunu gösterir iş yeri belgeleri.
- Tanık beyanları (İsim ve adresleri bilahare bildirilecektir).
- Bilirkişi incelemesi (Paylaşımların tespiti ve niteliği hakkında).
- Yemin ve sair her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle;
- Davamızın KABULÜNE,
- Davalının sosyal medya üzerinden müvekkilin kişilik haklarına yaptığı haksız saldırının TESPİTİNE ve MEN'İNE,
- Müvekkilin kişilik haklarına, mesleki itibarına ve onuruna yapılan ağır saldırı nedeniyle duyduğu derin elem ve ızdırabın karşılığı olarak, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla [Tazminat Miktarı] TL MANEVİ TAZMİNATIN, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
- Dava konusu hukuka aykırı içeriklerin bulunduğu sosyal medya paylaşımlarına ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE / İÇERİKLERİN KALDIRILMASINA,
- Kararın, masrafı davalıdan alınmak üzere tirajı yüksek bir gazetede veya davalının sosyal medya hesabında İLANINA,
- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,
Karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim.
Davacı Vekili Av. [Adı Soyadı] (e-imzalıdır)
İLGİLİ MEVZUAT METİNLERi
TÜRK MEDENİ KANUNU - Madde 24
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
TÜRK MEDENİ KANUNU - Madde 25
Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir. Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır. Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; miras bırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
TÜRK CEZA KANUNU - Madde 125
(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) [56] veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
TÜRK CEZA KANUNU - Madde 125
- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Ceza, hakaretin alenen işlenmesi hâlinde, altıda biri; basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, üçte biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır.
İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN - Madde 9
(Ek: 6/2/2014-6518/94 md.) (1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Kuruma doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir. (2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması hâlinde talep işleme konulmaz. (3) Başkan, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhâl Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir. (4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır. (5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin kararına sunar. Hâkim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Kuruma gönderir; aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar. (6) Hâkim tarafından verilen bu karara karşı Başkan tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. (7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. (8) Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde doğrudan Başkanın emri üzerine erişimin engellenmesi Kurum tarafından yapılır. (Mülga cümle: 26/2/2014-6527/18 md.) (9) (Ek: 26/2/2014-6527/18 md.) Bu maddenin sekizinci fıkrası kapsamında Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, (…)35 yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar. İdarî yapı ve görevler[36][37]
İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN - Madde 9
(1) İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır. (2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. (3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının, birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır. (4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında uygulanır.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 49
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 49
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 58
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 58
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 54
(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 54
(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 55
(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
- Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
- Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,
- Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,
- Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,
- Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,
- Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,
- Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,
- Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,
- Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,
- Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,
- Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,
- İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;
- Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,
- Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,
- İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
- Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;
- Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
- Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,
- Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;
- Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 55
(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
- Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
- Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,
- Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,
- Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,
- Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,
- Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,
- Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,
- Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,
- Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,
- Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,
- Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,
- İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;
- Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,
- Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,
- İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,
- Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;
- Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,
- Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,
- Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;
- Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 56
(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur. II - Çalıştıranın sorumluluğu
TÜRK TİCARET KANUNU - Madde 56
(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. (2) Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler de birinci fıkradaki davaları açabilirler, ancak araçların ve malların imhasını isteyemezler. (3) Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar ve tüzüklerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer meslekî ve ekonomik birlikler ile tüzüklerine göre tüketicilerin ekonomik menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşlarıyla kamusal nitelikteki kurumlar da birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davaları açabilirler. (4) Bir kimse aleyhine birinci fıkranın (b) ve (c) bentleri gereğince verilmiş olan hüküm, haksız rekabete konu malları, doğrudan veya dolaylı bir şekilde ondan ticari amaçla elde etmiş olan kişiler hakkında da icra olunur.