[NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ] SAYIN HAKİMLİĞİ'NE
DAVACI: [İsim/Unvan] VEKİLİ: [Avukat adı varsa]
DAVALI: [E-Ticaret Şirketi İsim/Unvan]
KONU: Ayıplı mal (dizüstü bilgisayar) nedeniyle sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebi.
CİHAZDAKİ TEKNİK ARIZALARIN NİTELİĞİ VE GİZLİ AYIP KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 8 uyarınca ayıplı mal; tüketiciye teslimi anında taraflarca kararlaştırılmış olan modele uygun olmayan veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan, kullanım amacı bakımından tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren maldır. Huzurdaki uyuşmazlığa konu olan dizüstü bilgisayar, teslim alındığı ilk andan itibaren vaat edilen performansı sergilemek bir yana, temel çalışma işlevlerini dahi yerine getirememektedir. Cihazın donanımsal bileşenlerindeki bu temel aksaklıklar, malın "ayıpsız" olma vasfını kökten zedelemektedir.
Ürünün Tesliminden Hemen Sonra Ortaya Çıkan Kronik Donanım Sorunları
Müvekkil tarafından 08.02.2025 tarihinde sipariş edilen ve 12.02.2025 tarihinde teslim alınan üst segment dizüstü bilgisayar, henüz kurulum aşamasından itibaren ciddi teknik aksaklıklar göstermeye başlamıştır. Bir teknolojik ürünün, özellikle de 48.000 TL gibi yüksek bir meblağ ödenerek satın alınan yüksek performanslı bir cihazın, teslimatın hemen ardından arızalanması, hayatın olağan akışı ve teknik icaplar gereği "üretim kaynaklı bir ayıp" karinesini doğurmaktadır. Cihazın sisteminin kendiliğinden kapanması ve batarya arızası vermesi, basit bir yazılım hatası veya geçici bir aksaklık değil, doğrudan ana donanım birimlerindeki bir uyumsuzluğun veya imalat kusurunun tezahürüdür.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/24907 E. ve 2013/5453 K. sayılı ilamında vurgulandığı üzere, elektronik cihazlarda teslimden kısa süre sonra ortaya çıkan ve malın kullanımını engelleyen arızalar üretim kaynaklıdır. İlgili kararda; "main bord (kontrol paneli)' unun ayıplı olduğu ve kullanımla birlikte hemen ortaya çıktığı tespitini vurgular. Arıza, ürünün tesliminden kısa süre sonra kendiliğinden kapanma şeklinde kendini göstermiş olup, bu durum üretim kaynaklı ayıbı işaret etmektedir" denilmektedir. Somut olayda da müvekkilin satın aldığı cihazın kendiliğinden kapanması ve batarya sorunları vermesi, Yargıtay içtihadında belirtilen "kontrol paneli veya anakart kaynaklı üretim ayıbı" ile birebir örtüşmektedir. Cihazın tesliminden itibaren geçen 14 günlük yasal süre içerisinde bu arızaların bildirilmiş olması, müvekkilin seçimlik haklarını kullanma konusundaki hukuki kararlılığını ve malın teslim anında ayıplı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ürünün teslim alındığı tarihten itibaren çok kısa bir süre geçmiş olması, malın ayıpsız olduğuna dair güveni sarsmıştır. Elektronik ürünlerde "ilk kullanımda ortaya çıkan arıza" (Dead on Arrival - DOA) olarak nitelendirilebilecek bu durum, tüketicinin üründen faydalanma beklentisini tamamen yok etmektedir. Satıcının, malı sözleşmeye uygun ve ayıpsız teslim etme yükümlülüğü (TKHK m. 9) bu noktada ihlal edilmiştir.
Aşırı Isınma ve Batarya Arızasının İmalat Hatası Karinesi
Dava konusu dizüstü bilgisayarda gözlemlenen aşırı ısınma, sistemin termal yönetim birimlerindeki bir hatadan veya donanım bileşenlerinin hatalı montajından kaynaklanmaktadır. Modern bilgisayar teknolojisinde aşırı ısınma, sadece bir konfor sorunu değil, işlemci ve anakart gibi hayati parçaların ömrünü bitiren ve sistemin güvenliği için cihazın kendini kapatmasına yol açan ağır bir ayıptır. Davalı tarafın herhangi bir teknik veriye dayanmaksızın ileri sürdüğü "kullanıcı hatası" iddiası, cihazda herhangi bir fiziksel darbe, sıvı teması veya yetkisiz müdahale bulunmadığı gerçeği karşısında tamamen mesnetsiz kalmaktadır.
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/884 E. ve 2019/540 K. sayılı kararında, benzer bir donanımsal arıza durumu şu şekilde değerlendirilmiştir: "kullanım/kullanıcı hatası dışında ortaya çıktığı yani donanımsal arızanın üretim hatasından ileri geldiği" tespit edilmiştir. Kararın devamında bu durumun "teknik spesifikasyonları dahilinde normal olmayan, sabit olan ve kullanım amacını ortadan kaldıran" bir sorun olduğu ve ayıplı mal kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Müvekkilin cihazındaki batarya arızası ve ısınma sorunu da tam olarak bu tanıma uymaktadır; zira bu arızalar cihazın teknik spesifikasyonları ile bağdaşmayan, süreklilik arz eden ve cihazın taşınabilir olma (mobilite) özelliğini batarya arızası sebebiyle yok eden niteliktedir.
Ayrıca, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/188 E. ve 2023/500 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; "dava konusu bilgisayarda tespit edilen arızaların ve neticesinde değiştirilen ana kartın satılanın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları önemli ölçüde azaltan hatta ortadan kaldıran gizli ayıp niteliğinde olduğu" sonucuna varılmıştır. Müvekkilin cihazında yaşanan aşırı ısınma ve kapanma sorunları, bilirkişi incelemesiyle de sabit olacağı üzere, ancak anakart veya batarya bloğu gibi temel parçaların imalat hatasıyla açıklanabilir. Bu tür arızalar "gizli ayıp" niteliğindedir; zira ürünün teslimi anında yapılacak basit bir gözle muayene ile anlaşılması mümkün olmayıp, ancak cihazın çalıştırılması ve belirli bir süre kullanılmasıyla (somut olayda teslimden hemen sonra) ortaya çıkmaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/2944 E. ve 2012/8628 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, "arızaların imalat hatası olup gizli ayıplı olduğu açık ve tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmiştir" şeklindeki değerlendirmeler, teknik servislerin soyut kullanıcı hatası iddialarını bertaraf etmektedir. Müvekkilin cihazı üzerinde yapılacak bir teknik inceleme, sistemin termal macun uygulama hatalarından, batarya hücrelerindeki üretim kusurlarından veya voltaj regülatörlerindeki fabrikasyon hatalarından kaynaklanan bir ayıp olduğunu net bir şekilde ortaya koyacaktır.
Cihazın Mesleki Kullanım Amacına ve Beklenen Faydaya Aykırılığı
Müvekkil, söz konusu dizüstü bilgisayarı mesleki faaliyetlerini yürütmek, yüksek işlem gücü gerektiren işlerini aksatmadan tamamlamak amacıyla satın almıştır. Bir bilgisayarın 48.000 TL gibi bir bedelle satılması, o cihazın piyasadaki muadillerinden daha yüksek bir stabilite, hız ve dayanıklılık sunacağı yönünde haklı bir beklenti oluşturur. Ancak cihazın sürekli kapanması ve aşırı ısınması, müvekkilin iş akışını bozmakta, veri kaybı riskini doğurmakta ve cihazı tamamen işlevsiz hale getirmektedir.
TKHK m. 8/2 uyarınca, muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan ve tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan eksiklikler ayıptır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/18833 E. ve 2018/3941 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bir bilgisayarın "tam kapasite ile kullanımı sırasında kilitlenmelere ve mavi ekran sorunlarına yol açması" gizli ayıp olarak kabul edilmiştir. Müvekkil, mesleki projelerini yürütürken cihazın kendiliğinden kapanması sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, sadece bir donanım arızası değil, aynı zamanda müvekkilin ekonomik faaliyetlerini engelleyen hukuki bir ayıptır.
Cihazın bataryasının arızalı olması, dizüstü bilgisayarın en temel varlık sebebi olan "taşınabilirlik" özelliğini ortadan kaldırmaktadır. Sürekli şarja bağlı çalışmak zorunda kalan veya batarya uyarısı veren bir cihazdan, bir tüketicinin makul bir fayda sağlaması beklenemez. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/772 E. ve 2022/752 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, cihazın "kendisinden beklenen makul faydayı ve kullanım amacını karşılayamayan" durumda olması, sözleşmeden dönme hakkının en temel dayanağıdır. Müvekkil, yüksek meblağlar ödeyerek satın aldığı bu üründen, ayıplı olması sebebiyle hiçbir şekilde istifade edememiştir.
Davalı tarafın, tüketicinin seçimlik haklarından olan "bedel iadesi" talebine karşılık "onarım" seçeneğini dayatması, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırıdır. Ürünün tesliminden itibaren geçen sürenin kısalığı, arızaların niteliği ve cihazın mesleki önemi dikkate alındığında, onarılmış bir ürün müvekkil için "ayıpsız yeni bir ürünün" yerini tutmayacaktır. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/127 E. ve 2024/422 K. sayılı kararında da ifade edildiği gibi, "dava konusu ayıplı ürünün davacı tarafından kullanıma zorlanamayacağı, üründen istediği faydayı sağlayamayacağı" sabittir. Bu nedenle, cihazın gizli ayıplı olduğu ve müvekkilin bedel iadesi talebinin haklılığı hukuki bir zorunluluktur.
İSPAT YÜKÜ VE DAVALININ HAKSIZ 'KULLANICI HATASI' İDDİALARININ HUKUKİ GEÇERSİZLİĞİ
6502 Sayılı Kanun m. 10 Uyarınca İlk Altı Aydaki Ayıplarda İspat Külfeti
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), tüketiciyi satıcı ve sağlayıcı karşısında koruyan emredici hükümler içermektedir. Bu koruma mekanizmalarından en önemlisi, ispat yükünün yer değiştirdiği "ayıp karinesi"dir. TKHK’nın 10. maddesinin 1. fıkrası; "Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir." hükmünü haizdir. Kanun koyucu bu düzenleme ile tüketicinin, teknik bilgi ve donanım açısından kendisinden çok daha üstün konumda olan satıcı karşısında, maldaki ayıbın üretimden kaynaklandığını ispat etme zorunluluğunu ortadan kaldırmış; aksine malın ayıpsız olduğunu ispat yükünü doğrudan satıcıya yüklemiştir.
Somut olayda, müvekkil dava konusu dizüstü bilgisayarı 08.02.2025 tarihinde satın almış ve ürün kendisine 12.02.2025 tarihinde teslim edilmiştir. Cihazda meydana gelen aşırı ısınma, kendiliğinden kapanma ve batarya arızası gibi teknik sorunlar, teslimatın hemen ardından, yasal 14 günlük süre dahi dolmadan ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, kanunun öngördüğü 6 aylık karine süresi içerisinde vuku bulan bu arızaların, teslim anında mevcut olduğu hukuki bir varsayımdır. Davalı taraf, bu karinenin aksini, yani arızaların müvekkilin kullanımından kaynaklandığını, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde somut ve teknik delillerle ispat etmekle mükelleftir. Ancak davalı, bu yasal yükümlülüğünü yerine getirmek yerine, soyut ve teknik dayanaktan yoksun bir "kullanıcı hatası" iddiasının arkasına sığınmaktadır.
Somut Dayanaktan Yoksun Teknik Servis Raporlarının İspat Gücü
Davalı şirket, müvekkilin bedel iadesi talebini reddederken yalnızca kendi bünyesindeki veya anlaşmalı olduğu teknik servisin düzenlediği raporlara dayanmaktadır. Oysa ki yargı pratiğinde, satıcı veya üretici ile ekonomik ve idari bağı bulunan servislerin düzenlediği raporlar, tek başına ispat vasıtası olarak kabul edilmemektedir. Bu raporlar, taraflı olma ihtimali yüksek, denetime kapalı ve genellikle matbu ifadeler içeren belgelerdir. Davalının sunduğu servis raporunda yer alan "kullanıcı hatası" ibaresi, arızanın hangi kullanıcı eylemiyle (darbe, sıvı teması, yüksek voltaj vb.) meydana geldiğini açıklamadığı gibi, bu iddianın teknik delillerini de sunmamaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/3883 E. ve 2017/4409 K. sayılı ilamında bu husus açıkça vurgulanmıştır:
"Olayın özelliği gereğince, sadece servis raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. (...) mahkemenin dosyada mevcut servis raporlarına göre ürünün kullanıcı hatasından kaynaklı servise gönderildiğinden bahisle ... Belgeleri Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğinin 14. maddesi uyarınca tüketicinin kendisine tanınan haklardan yararlanmayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi hatalıdır." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2017/3883 E. - 2017/4409 K. - 12.04.2017)
Yargıtay'ın bu yerleşik içtihadından da anlaşılacağı üzere, servis raporları mahkeme nezdinde kesin delil niteliği taşımamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, cihazın tesliminden sadece birkaç gün sonra ortaya çıkan ve anakart veya batarya gibi temel donanım birimlerini ilgilendiren arızaların, müvekkil tarafından nasıl bir hata ile oluşturulabileceği izah edilmemiştir. Cihazda herhangi bir fiziksel darbe, kırık veya sıvı teması izi bulunmadığı halde "kullanıcı hatası" teşhisi konulması, davalının sorumluluktan kaçma çabasından ibarettir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/24907 E. ve 2013/5453 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, yetkili servislerin arızayı tespit etmemesi veya tüketiciyi yanlış yönlendirmesi, tüketicinin seçimlik haklarını kullanmasına engel teşkil etmemektedir. Anılan kararda; "davacının 4077 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen seçimlik haklarını kullanması önlenerek onarım talep edebileceği şeklinde yönlendirildiği" ifade edilerek, servisin bu tutumunun hukuka aykırı olduğu ve tüketicinin bedel iadesi hakkının korunması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bilirkişi İncelemesiyle Üretim Kaynaklı Kusurun Teknik Tespiti Gerekliliği
Davalının kullanıcı hatası iddiası karşısında, uyuşmazlığın çözümü ancak uzman bir bilirkişi heyeti tarafından yapılacak teknik inceleme ile mümkündür. Dizüstü bilgisayar gibi karmaşık teknolojik ürünlerde, ısınma ve kapanma gibi sorunlar genellikle işlemci soğutma sistemi, anakarttaki devre hataları veya batarya hücrelerindeki üretim kusurlarından kaynaklanmaktadır. Bu tür "gizli ayıplar", ürünün dış görünüşünden anlaşılamayan ancak kullanımıyla birlikte ortaya çıkan niteliktedir.
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/884 E. ve 2019/540 K. sayılı kararında, bilirkişi incelemesinin önemi şu şekilde ifade edilmiştir:
"dava konusu dizüstü bilgisayarın arızasının kullanım/kullanıcı hatası dışında ortaya çıktığı yani donanımsal arızanın üretim hatasından ileri geldiği tespit edilmiştir. (...) dava konusu bilgisayardaki ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğu kanaatiyle davacının ihbarı uygun bulunmuştur." (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2017/884 E. - 2019/540 K. - 30.05.2019)
Bu kararda da görüldüğü üzere, teknik bir cihazda meydana gelen ve kullanıcının müdahale edemeyeceği donanımsal birimlerdeki arızalar, aksi ispatlanmadıkça üretim hatası olarak kabul edilmelidir. Müvekkilin satın aldığı cihazda da benzer şekilde, bataryanın şarj tutmaması ve sistemin aniden kapanması, donanımsal bir üretim kusuruna işaret etmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/20837 E. ve 2015/10661 K. sayılı ilamında da, cihazdaki fiziksel aşınmaların dahi imalat hatasından kaynaklanabileceği şu şekilde tespit edilmiştir:
"LCD ekranın yeraldığı kapağı tutan menteşelerin sert olduğu, kapağın zor açılıp kapandığı, açılıp kapanırken kapağın alt kısmının sabit olan gövdeye sürttüğü bu nedenle cihazın gövdesinde menteşelere yakın bölümlerde çizilmeler oluştuğu, bu sürtmenin bir kullanıcı hatası olmadığı, imalata bağlı nedenden oluştuğu tespitini yapmıştır. (...) bu aşınmaların bilgisayarın aşırı kullanılmış izlenimini verdiği, bunun imalattan kaynaklı ayıp olduğu hükmünü içermektedir." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2014/20837 E. - 2015/10661 K. - 06.04.2015)
Bu içtihat, davalıların en küçük bir fiziksel belirtiyi dahi kullanıcı hatası olarak niteleme eğiliminin hukuki temelden yoksun olduğunu ispatlamaktadır. Somut olayda cihazın iç aksamında, özellikle batarya ve güç yönetim birimlerinde meydana gelen arızanın, müvekkilin standart kullanımıyla oluşması teknik olarak mümkün değildir. Cihazın tesliminden itibaren geçen sürenin kısalığı, arızanın "gizli ayıp" niteliğini pekiştirmekte ve TKHK m. 10 çerçevesinde ispat yükünü tamamen davalı üzerinde bırakmaktadır.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/911 E. ve 2023/945 K. sayılı kararında, benzer bir teknik arıza için şu değerlendirme yapılmıştır:
"tablet ayıbının bilirkişi tespiti: Kararda, dava konusu tablette 'alt kısmından üste doğru dışbükey olarak eğilme olduğu, bu durumun ürünün ayıplı olarak nitelendirilmesine sebebiyet verdiği, ayıbın satış sırasında mevcut olduğu, sonradan oluşmadığı, kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, ürünün gizli ayıplı olduğu, onarımla giderilemeyeceği' kanaati bildirilmiştir." (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2022/911 E. - 2023/945 K. - 30.11.2023)
Söz konusu kararda da vurgulandığı üzere, teknik bilirkişi incelemesi sonucunda arızanın üretim kaynaklı olduğunun tespiti durumunda, davalının "kullanıcı hatası" savunması tamamen düşmektedir. Müvekkilin cihazında yaşanan aşırı ısınma ve kapanma sorunları, bilgisayarın temel fonksiyonlarını yerine getirmesini engelleyen, ürünün kullanım amacını ve tüketicinin beklediği makul faydayı ortadan kaldıran ayıplardır. Bu ayıplar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 219 kapsamında da satıcının sorumluluğunu doğuran, malın değerini düşüren eksikliklerdir.
Davalının, müvekkilin bedel iadesi talebine karşılık sadece tamir seçeneğini sunması ve bunu yaparken de haksız bir kullanıcı hatası iddiasına dayanması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/127 E. ve 2024/422 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, "dava konusu ayıplı ürünün davacı tarafından kullanıma zorlanamayacağı, üründen istediği faydayı sağlayamayacağı" gerçeği karşısında, müvekkilin sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkı saklıdır. Davalı taraf, ürünün ayıpsız olduğunu somut delillerle ispat edemediği müddetçe, TKHK m. 10 uyarınca yasal karine müvekkil lehine işlemeye devam edecektir. Bu bağlamda, mahkemenizce yapılacak bilirkişi incelemesi ile cihazdaki arızaların üretimden kaynaklandığı ve davalının kullanıcı hatası savunmasının hiçbir teknik temele dayanmadığı sübut bulacaktır.
TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARINI KULLANMA ÖZGÜRLÜĞÜ VE ONARIM DAYATMASININ HUKUKA AYKIRILIĞI
Davacının Bedel İadesi Talebinin Bağlayıcılığı ve Satıcının İfa Yükümlülüğü
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 11. maddesi, ayıplı bir mal ile karşı karşıya kalan tüketiciye dört temel seçimlik hak tanımaktadır. Bu haklar; sözleşmeden dönme (bedel iadesi), ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım ve malın ayıpsız misli ile değiştirilmesidir. Kanun koyucu, bu hakların kullanımını münhasıran tüketicinin iradesine bırakmış ve satıcıya, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getirme konusunda kesin bir hukuki yükümlülük yüklemiştir. Somut olayda müvekkil, cihazın tesliminden itibaren geçen 14 günlük yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunarak "sözleşmeden dönme ve bedel iadesi" hakkını kullanmıştır. Tüketicinin bu seçimi, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, kullanıldığı andan itibaren hukuki sonuçlarını doğurur ve satıcının rızasına bağlı olmaksızın sözleşme ilişkisini tasfiye sürecine sokar.
Davalının, müvekkilin bedel iadesi talebine rağmen ürünü yalnızca tamir etme yoluna gitmeye çalışması, kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırıdır. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2014/2043 E. ve 2014/14537 K. sayılı ilamında bu husus şu şekilde vurgulanmıştır:
"4077 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, tüketici 'bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme' hakkına sahiptir. Davacı bu hakkı tercih ettiğinden, 'mahkemece, davacının bu talebi doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine verilmiş olması usul ve yasaya aykırı' görülerek hüküm bozulmuştur. Tüketici, 'malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıpı satıcıya bildirmekle yükümlüdür' ve 'bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir'." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2014/2043 E. - 2014/14537 K. - 06.05.2014)
Söz konusu yüksek mahkeme kararından da anlaşılacağı üzere, tüketicinin seçimlik haklarından hangisini kullanacağı konusundaki takdir yetkisi tamamen kendisine aittir. Mahkemenin veya satıcının, tüketicinin iradesi hilafına onarım seçeneğini dayatması mümkün değildir. Müvekkil, yüksek teknoloji içeren ve mesleki faaliyetleri için kritik önem arz eden bir cihaz için 48.000 TL gibi ciddi bir meblağ ödemiştir. Henüz ilk günlerinde ağır teknik kusurlar (aşırı ısınma, sistem kapanması) gösteren bir cihazın onarılmasını beklemek, tüketiciden dürüstlük kuralı çerçevesinde istenemez. Zira onarım görmüş bir cihaz, artık "sıfır" ürün olma özelliğini yitirmekte ve ikinci el piyasasında dahi değer kaybına uğramaktadır. Davalının onarım dayatması, tüketicinin mülkiyet hakkını ve sözleşmeden beklediği makul faydayı ihlal eden bir tutumdur.
Mesafeli Satış Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması ve Cayma Dinamikleri
Somut uyuşmazlık, internet üzerinden gerçekleştirilen bir mesafeli satış sözleşmesine dayanmaktadır. 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesi, mesafeli sözleşmelerde tüketiciye çok daha geniş bir koruma kalkanı sağlamaktadır. Tüketici, hiçbir gerekçe göstermeksizin 14 gün içinde cayma hakkına sahip olduğu gibi, malın ayıplı çıkması durumunda bu genel korumanın yanı sıra 11. maddedeki seçimlik haklarını da kullanabilir. Müvekkil, cihazın ayıplı olduğunu tespit eder etmez yasal süresi içinde hem ayıbı ihbar etmiş hem de sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymuştur.
E-ticaret platformları üzerinden yapılan alışverişlerde tüketicinin malı fiziksel olarak inceleme imkanı bulunmadığından, teslimat sonrası ortaya çıkan ayıplar karşısında tüketicinin seçimlik haklarını kullanma özgürlüğü daha da hassas bir şekilde korunmalıdır. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/818 E. ve 2018/1069 K. sayılı kararında, e-ticaret üzerinden alınan bir cihazın sürekli arıza yapması ve tüketicinin seçimlik hakkını kullanması şu şekilde değerlendirilmiştir:
"cihazın ayıplı olduğunun teknik bilirkişi tarafından da tespit edildiği gerekçesiyle davayı kabul ederek '1.849 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili'ne hükmetmiştir. Davacı şirket, cihazı 'iş yeri telefonu olarak kullanılmak üzere' satın almış olup, '6 kez yetkili servise verilmesi sebebiyle tamirinin mümkün olmadığının anlaşıldığı' durumlarda 'seçimlik hakkını kullanarak cihazın iadesini talep ettiği'ni beyan etmiştir. Davalı tarafın servis raporuna dayalı tamir dayatması, bağlamdaki gibi tüketicinin bedel iadesi hakkını engelleyememiştir." (Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2016/818 E. - 2018/1069 K. - 24.10.2018)
Her ne kadar emsal kararda birden fazla servis kaydı bulunsa da, somut olayımızda cihazın tesliminden hemen sonra (birkaç gün içinde) ağır kusurların baş göstermesi, malın üretimden itibaren ayıplı olduğunu ve tüketicinin daha en baştan sözleşmeden dönme hakkının doğduğunu kanıtlamaktadır. Davalı yan, teknik servis aracılığıyla müvekkili "onarım" seçeneğine mecbur bırakmaya çalışarak, TKHK m. 11/1 uyarınca satıcının yerine getirmekle yükümlü olduğu "tüketicinin tercih ettiği talebi ifa etme" borcundan kaçınmaktadır. Oysa kanun metni gayet açıktır: "Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür." Bu hüküm emredici olup, aksine bir uygulama hukuken geçersizdir.
Yargıtay İçtihatları Işığında Ücretsiz Onarım Yerine Sözleşmeden Dönme Hakkı
Yargıtay yerleşik içtihatlarında, teknik servislerin ve satıcıların tüketicileri yanıltarak veya zorlayarak onarım seçeneğine yönlendirmesini ağır bir hukuk ihlali olarak kabul etmektedir. Özellikle teknolojik ürünlerde, servislerin arızayı "yazılımsal" veya "basit" gösterme eğilimi, tüketicinin bedel iadesi hakkını gasp etmeye yöneliktir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/24907 E. ve 2013/5453 K. sayılı ilamında, servisin bu tür yönlendirmeleri hakkında şu çarpıcı tespit yapılmıştır:
"4077 sayılı Yasanın 4. maddesinde belirtilen seçimlik haklarını kullanması önlenerek onarım talep edebileceği şeklinde yönlendirildiği' belirtilerek, servisin tutumunun hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Tüketici Seçimlik Hakları ve Bedel İadesi: Davacı, ayıplı ürünün iadesi ile '2.128.00.TL' bedelinin tahsilini talep etmiş olup, Yargıtay bu hakkı desteklemiştir. Davacı, ürünü '30 günlük yasal süre içerisinde yetkili servise bildirmiştir' ve seçimlik haklarını kullanma özgürlüğüne sahiptir. Yargıtay, davacının 'sözleşmeden dönerek bedel iadesi şeklinde' hakkını mahkeme aracılığıyla kullanmasını onaylamış ve mahkemenin reddini 'usul ve yasaya aykırı' bulmuştur." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2012/24907 E. - 2013/5453 K. - 06.03.2013)
Somut olayda da davalı taraf, müvekkilin bedel iadesi talebini görmezden gelmiş ve cihazı teknik servise yönlendirerek haksız bir "kullanıcı hatası" raporu arkasına sığınmıştır. Bu raporun amacı, müvekkilin TKHK m. 11 kapsamındaki haklarını kullanmasını engellemek ve onu kusurlu bir ürünü kullanmaya zorlamaktır. Ancak cihazdaki aşırı ısınma ve batarya arızası gibi donanımsal problemler, ürünün "ayıpsız" bir şekilde teslim edilmediğinin en somut göstergesidir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/884 E. ve 2019/540 K. sayılı kararında, benzer nitelikteki bir dizüstü bilgisayar arızası için şu hüküm kurulmuştur:
"cihazın incelenmesinde kasasında donanımsal hasara neden olabilecek hasar gözlenmediği' ve 'kullanıcı hatası dışında çıkan' sorun nedeniyle satıcının sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Raporda 'satılan malın ayıbından satıcının sorumlu olması nedeniyle davacının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği' belirtilmiştir. Mahkeme, davanın kabulü ile '...Marka ... model dizüstü bilgisayarın davalıya iadesine, davacı tarafından bilgisayar bedeli olarak ödenen 2.699,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine' hükmetmiştir." (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2017/884 E. - 2019/540 K. - 30.05.2019)
Müvekkil tarafından satın alınan bilgisayarın, henüz kutusundan çıkarılıp kullanılmaya başlandığı ilk günlerde anakart veya batarya kaynaklı olduğu anlaşılan ısınma ve kapanma sorunları vermesi, ürünün üretim bandından ayıplı çıktığını karine olarak ispatlamaktadır. TKHK m. 10 uyarınca, teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda ispat yükü davalı satıcıdadır. Davalı, ürünün ayıpsız olduğunu ispatlayamadığı gibi, müvekkilin bedel iadesi talebini de haksız yere reddetmiştir. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/127 E. ve 2024/422 K. sayılı kararında isabetle belirtildiği üzere:
"dava konusu ayıplı ürünün davacı tarafından kullanıma zorlanamayacağı, üründen istediği faydayı sağlayamayacağı anlaşılmakla ayıplı olduğu tespit gören ürünün davalıya iadesi ile davalı tarafından ürünün ayıpsız mislinin ... davacıya verilmesine' karar bağlanmıştır." (Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2023/127 E. - 2024/422 K. - 11.06.2024)
Her ne kadar bu kararda misli ile değişim hükmü kurulmuş olsa da, temel prensip tüketicinin ayıplı malı kullanmaya zorlanamayacağıdır. Müvekkil, seçimlik hakkını bedel iadesinden yana kullanmıştır ve bu hakkın kullanımı için gereken tüm yasal şartlar oluşmuştur. Cihazın yüksek bedeli, müvekkilin bu cihazı profesyonel işlerini yürütmek amacıyla satın almış olması ve cihazın mevcut haliyle bu amaca hizmet etmekten fersah fersah uzak olması, sözleşmeden dönme talebinin haklılığını ve orantılılığını perçinlemektedir. Davalının tamir dayatması, tüketicinin ekonomik çıkarlarını hiçe sayan ve dürüstlük kuralına aykırı bir ifa engeli teşkil etmektedir. Bu nedenle, müvekkilin bedel iadesi talebinin kabulü ile ödenen 48.000 TL'nin iadesi, hukukun ve hakkaniyetin gereğidir.
BEDEL İADESİ, FER'İ ALACAKLAR VE DAVALININ TEMERRÜDÜNE İLİŞKİN TALEPLER
Müvekkilin ayıplı mal nedeniyle sözleşmeden dönme iradesini kullanması, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca hukuki sonuçlarını doğurmuş bulunmaktadır. Satılanın ayıplı çıkması durumunda tüketicinin "sözleşmeden dönme" hakkını seçmesi, tarafları karşılıklı iade yükümlülüğü altına sokar. Ancak bu iade süreci, yalnızca çıplak satış bedelinin geri verilmesiyle sınırlı kalmamalı; müvekkilin bu ayıplı satış nedeniyle uğradığı tüm maddi eksilmeleri ve davalının temerrüdünden kaynaklanan fer'i alacakları da kapsamalıdır.
Satış Bedeli ile Birlikte Kredi Kartı Komisyon ve Faiz Masraflarının Tazmini
Müvekkil, dava konusu dizüstü bilgisayarı 08.02.2025 tarihinde 48.000 TL bedel karşılığında satın alırken, günümüz ekonomik koşulları ve ödeme alışkanlıkları gereği kredi kartı vasıtasıyla ödeme yapmıştır. Ayıplı bir ürünün satışı ve sonrasında bedel iadesi talebinin haksız yere reddedilmesi, müvekkilin yalnızca ana para bazında değil, bu işlem için bankaya ödemek zorunda kaldığı veya kalacağı komisyon, taksit faizi ve sair masraflar yönünden de zarara uğramasına neden olmuştur. Türk Borçlar Kanunu m. 229/1 uyarınca, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satıcıdan ödemiş olduğu satış bedelini faiziyle birlikte isteyebileceği gibi; aynı maddenin 2. fıkrası gereğince "satılanın ayıplı olmasından doğan doğrudan zararların" tazminini de talep edebilir.
Davalının ayıplı mal teslim etmesi ve yasal süresi içindeki iade talebine rağmen bedeli geri ödememesi, müvekkili kullanılamaz bir cihaz için banka borcu altına sokmuştur. Bu durum, davalının ağır kusurundan kaynaklanan bir maddi külfettir. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/884 E. ve 2019/540 K. sayılı ilamında, benzer bir uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi neticesinde ürünün donanımsal arızasının üretim hatasından kaynaklandığı tespit edilmiş ve şu hükme varılmıştır:
"bilgisayarın arızasının 'kullanım/kullanıcı hatası dışında ortaya çıktığı yani donanımsal arızanın üretim hatasından ileri geldiği' tespit edilmiştir. Bu bulgu, 'teknik spesifikasyonları dahilinde normal olmayan, sabit olan ve kullanım amacını ortadan kaldıran' sorunu ayıplı mal kapsamına sokmaktadır. ... davanın kabulü ile ...Marka ... model dizüstü bilgisayarın davalıya iadesine, davacı tarafından bilgisayar bedeli olarak ödenen 2.699,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine' hükmetmiştir." (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2017/884 E. - 2019/540 K. - 30.05.2019)
Bu karar her ne kadar o dönemki satış bedeli üzerinden kurulmuş olsa da, mahkemenin "kullanıcı hatası" savunmasını somut delil yokluğu nedeniyle reddetmesi ve satış bedelinin tam iadesine karar vermesi, somut olayımızdaki 48.000 TL'lik iade talebinin haklılığını perçinlemektedir. Müvekkilin ödediği bedelin, paranın satın alma gücündeki erime ve banka masrafları da gözetilerek eksiksiz iadesi, mülkiyet hakkının korunması gereğidir.
Ayıp İhbarı ve Temerrüt Tarihi İtibarıyla İşleyecek Faiz Sorumluluğu
Davalının bedel iadesi yükümlülüğü yönünden temerrüde düştüğü tarih, müvekkilin ayıp ihbarında bulunarak bedel iadesi talebini ilettiği tarihtir. Müvekkil, cihazın tesliminden itibaren 14 günlük yasal süresi içerisinde davalıya başvurarak ürünün ayıplı olduğunu bildirmiş ve sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır. TBK m. 117 uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davalı şirket, e-ticaret alanında faaliyet gösteren bir basiretli tacir olarak, ayıplı malın iadesi talebini aldığı andan itibaren bedeli geri ödeme borcu altına girmiştir.
Temerrüt faizi konusunda, davalının ticari işletmesi kapsamında gerçekleştirdiği bu satış işlemi nedeniyle 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca "avans faizi" (ticari faiz) talep etme hakkımız mevcuttur. Tüketici işlemlerinde, satıcının ticari temerrüdü söz konusu olduğunda, paranın ticari hayattaki nemalandırılma değeri esas alınmalıdır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/18833 E. ve 2018/3941 K. sayılı kararında temerrüt ve faiz başlangıcına ilişkin şu değerlendirme yapılmıştır:
"12.08.2014 tarihinde ihtarname gönderilmiş' olup, 'ihtarname de 7 günlük ödeme süresi öngörüldüğünden' temerrüt tarihinin TBK m.117'ye göre tespit edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır." (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi - 2016/18833 E. - 2018/3941 K. - 10.09.2018)
Somut olayda müvekkil, davalıya yaptığı başvuru ile iade iradesini ortaya koymuş, ancak davalı haksız "kullanıcı hatası" iddiasıyla bu talebi sürüncemede bırakmıştır. Bu noktada davalının sunduğu teknik servis raporlarının taraflı ve yetersiz olduğu, yargı denetimine elverişli bulunmadığı sabittir. Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, servis raporlarının tek başına hükme esas alınamayacağını şu şekilde vurgulamıştır:
"Olayın özelliği gereğince, sadece servis raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz... davaya konu dizüstü bilgisayarın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise üretim hatasından mı yoksa kullanım hatasından mı kaynaklandığı hususunda alanında uzman bilirkişiden taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak' hüküm kurulması gerekmektedir." (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - 2017/3883 E. - 2017/4409 K. - 12.04.2017)
Bu itibarla, davalının haksız servis raporuna dayanarak bedel iadesinden imtina etmesi onu mütemerrit kılmaktadır. Mahkemenizce yapılacak bilirkişi incelemesiyle ürünün üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edildiğinde, faizin başlangıç tarihi olarak müvekkilin davalıya ilk ayıp ihbarını yaptığı ve iade talebinde bulunduğu tarih esas alınmalıdır. Eğer bu tarih net olarak saptanamıyorsa, en geç dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekmektedir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/131 E. ve 2025/530 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere:
"Satış bedeline ilişkin 7.310,10-TL'nin temerrüd tarihi olan 14.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine' karar verilmiştir." (İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2024/131 E. - 2025/530 K. - 19.06.2025)
Aşkın Zarar Kapsamında Maddi Mağduriyetin Giderilmesi Talebi
Müvekkil, söz konusu dizüstü bilgisayarı mesleki faaliyetlerini yürütmek amacıyla satın almıştır. Cihazın ayıplı olması ve davalının iade sürecini haksız yere uzatması nedeniyle müvekkil, uzun süre işlerini yürütebileceği bir teknolojik donanımdan mahrum kalmıştır. Bu süreçte yaşanan yüksek enflasyon ve teknolojik ürünlerdeki fiyat artışları göz önüne alındığında, 08.02.2025 tarihindeki 48.000 TL ile bugün aynı niteliklere sahip bir cihazın satın alınması mümkün değildir. Bu durum, TBK m. 122 kapsamında düzenlenen "Aşkın Zarar" (Munzam Zarar) kavramını gündeme getirmektedir.
TBK m. 122 uyarınca "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." Davalı, ayıplı mal satarak ve sonrasında tüketicinin seçimlik hakkını kullanmasına engel olarak tam kusurlu hareket etmiştir. Müvekkilin parası davalının yedinde kalırken, müvekkil hem cihazın kullanımından mahrum kalmış hem de paranın alım gücündeki düşüş nedeniyle yeni bir cihaz alabilmek için çok daha yüksek meblağlar ödemek zorunda bırakılmıştır. Bu, temerrüt faizinin karşılayamadığı gerçek bir zarardır.
Bilirkişi raporuyla da sabit olacağı üzere, cihazdaki arızalar (aşırı ısınma, batarya sorunu, kendiliğinden kapanma) "gizli ayıp" mahiyetindedir. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/602 E. ve 2022/443 K. sayılı kararında, benzer teknik sorunlar yaşayan bir tüketici için şu hüküm kurulmuştur:
"dava konusu ... Marka , ... model bilgisayar bedeli olan 11.000,00TL'nin ürünün davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine' karar verilmiştir." (Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi - 2020/602 E. - 2022/443 K. - 07.06.2022)
Görüldüğü üzere yargı pratiği, tüketicinin parasına en kısa sürede ve ticari faiziyle kavuşmasını amaçlamaktadır. Müvekkilin mağduriyetinin tam olarak giderilebilmesi için, 48.000 TL satış bedelinin, teslim ve ihbar süreciyle başlayan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz (avans faizi) ile birlikte tahsili; ayrıca kredi kartı faiz ve komisyonları gibi doğrudan ayıplı mal satışından kaynaklanan fer'i zararların da tazmini hukuki bir zorunluluktur. Davalının "tamir" dayatması, müvekkili ayıplı ve güven sarsıcı bir malı kullanmaya mahkum etme çabasıdır ki bu durum dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Tüketicinin sözleşmeden dönme hakkı, satıcının bu haksız direnci karşısında tam koruma altına alınmalıdır.
NETİCE VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah edilen ve Sayın Mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle;
- Davamızın KABULÜ ile, ayıplı olduğu sabit olan dizüstü bilgisayar için akdedilen satış sözleşmesinden dönme talebimizin kabulüne,
- Ayıplı ürün için ödenen 48.000,00 TL satış bedelinin, ayıp ihbarı ve temerrüt tarihi olan Şubat 2025 itibarıyla (bu tarih saptanamazsa dava tarihinden itibaren) işleyecek en yüksek ticari faiz (avans faizi) ile birlikte davalıdan tahsiline,
- Müvekkilin ayıplı mal satışı nedeniyle katlanmak zorunda kaldığı kredi kartı komisyonu, taksit faizi ve sair banka masraflarının (tespit edilecek miktarın) aşkın zarar kapsamında davalıdan tahsiline,
- Dava konusu ayıplı ürünün, bedel iadesi ile eş zamanlı olarak davalıya iadesine,
- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 15.05.2025
Davacı Vekili Av. [Ad Soyad] (İmza)
İLGİLİ MEVZUAT METİNLERİ
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 117
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 117
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 120
Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 120
Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 122
Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
TÜRK BORÇLAR KANUNU - Madde 122
Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN - Madde 8
(1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. (2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir. (3) Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur. Ayıplı maldan sorumluluk
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN - Madde 9
(1) Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. (2) Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz. İspat yükü
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN - Madde 10
(1) Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz. (2) Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır. (3) Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgiyi içeren bir etiket konulur. Bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünler ise hiçbir şekilde piyasaya arz edilemez. Bu ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır. Tüketicinin seçimlik hakları
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN - Madde 11
(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici; a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. (2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz. (3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır. (4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. (5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir. (6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. Zamanaşımı
TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN - Madde 48
(1) Mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketicinin eş zamanlı fiziksel varlığı olmaksızın, mal veya hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ana kadar ve kurulduğu an da dâhil olmak üzere uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir. (2) Tüketici, mesafeli sözleşmeyi ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce ayrıntıları yönetmelikte belirlenen hususlarda ve siparişi onaylandığı takdirde ödeme yükümlülüğü altına gireceği konusunda açık ve anlaşılır şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir. Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir. (3) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin siparişinin kendisine ulaştığı andan itibaren taahhüt edilen süre içinde edimini yerine getirir. (Değişik cümle:24/3/2022-7392/7 md.) Tüketicinin isteği veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler haricinde mal satışlarında bu süre her hâlükârda otuz günü geçemez. Satıcı veya sağlayıcının bu süre içinde edimini yerine getirmemesi durumunda tüketici sözleşmeyi feshedebilir. (4) Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde satıcı veya sağlayıcıya yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Tüketici, cayma hakkı konusunda gerektiği şekilde bilgilendirilmezse, cayma hakkını kullanmak için on dört günlük süreyle bağlı değildir. Her hâlükârda bu süre cayma süresinin bittiği tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Tüketici, cayma hakkı süresi içinde malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalardan sorumlu değildir. (5) (Değişik:24/3/2022-7392/7 md.) Oluşturdukları sistem ile satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla yükümlüdür. (6) (Ek:24/3/2022-7392/7 md.) Aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak; [10] a) Tüketiciye ön bilgilendirmenin yapılmasından, teyidinden ve ispatından satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen, b) Veri girişinin satıcı veya sağlayıcı tarafından yapıldığı durumlar hariç olmak üzere, yönetmelikle belirlenen ön bilgilendirmede bulunması zorunlu hususlardaki eksikliklerden, c) Bu maddede yer alan hususlardan dolayı tüketicilerin satıcı veya sağlayıcılar ile yaptıkları işlemlere ilişkin kayıtların tutulmasından ve istenilmesi hâlinde bu bilgilerin ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile tüketicilere verilmesinden, ç) Satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları aracılık hizmetine ilişkin sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeniyle satıcı ve sağlayıcıların bu madde hükümlerine aykırı davranmasına sebep oldukları her bir işlemden, d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen, e) Satıcı veya sağlayıcı onayı olmaksızın düzenledikleri kampanyalı, promosyonlu veya indirimli satışlarda, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinden, f) Ön bilgilendirmede yer alan hususlar ile reklamlarında yer alan bilgilerin uyumlu olmasından ve ispatından, sorumludur. (7) Mesafeli sözleşmelerde, kapsam dışı sözleşmeler, tüketici, satıcı ve sağlayıcı ile mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcının hak ve yükümlülükleri, cayma hakkı, bilgilendirme yükümlülüğü, teslimat ile diğer uygulama usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. 10 Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler