Eser Sözleşmesinde Cezai Şart (TBK m. 179–182)

Makaleler/Gayrimenkul Hukuku/Eser Sözleşmesinde Cezai Şart (TBK m. 179–182)
Yazar: Coşkun Genç
Bu İçeriği Yapay Zeka İle Özetle

 

Cezai şart, ekonomik değeri yüksek edimler içeren sözleşmelerde yaygın olarak rastlanan bir kurumdur; büyük çaplı eser sözleşmelerinde ise sözleşme hükmü hâline neredeyse teamülen gelmiştir. Buna karşılık uygulamada dosyaların kaybedilmesine yol açan hata, cezanın miktarında değil türünde yapılır: sözleşmede yalnızca "gecikme hâlinde günlük X TL ceza ödenir" yazması, o cezanın seçimlik ceza mı yoksa ifaya eklenen ceza mı olduğunu göstermez. Oysa bu ayrım, alacaklının aynı anda hem ifayı hem cezayı isteyip isteyemeyeceğini, çekince koymak zorunda olup olmadığını ve sözleşmeden dönme hâlinde cezanın talep edilip edilemeyeceğini doğrudan belirler. Bu rehberde, İstanbul'da inşaat ve kamu ihale hukuku alanında çalışan LimanLegal Hukuk Bürosu olarak eser sözleşmelerinde cezai şartı kanun metinleri ve güncel Yargıtay içtihadı ışığında ele alıyoruz.

 

Kısa cevaplar

·       Cezai şart, zarar şartına bağlı değildir. TBK m. 180/I uyarınca alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

·       Kusur şartına da bağlı değildir. Sözleşmeye aykırılıkta borçlunun kusuru bulunmasa bile cezai şartın talep edilebilmesi mümkündür.

·       Üç türü vardır: seçimlik cezai şart (TBK m. 179/I), ifaya eklenen cezai şart (TBK m. 179/II) ve dönme cezası (TBK m. 179/III).

·       Seçimlik cezayı isteyen alacaklı, gecikmiş ifayı talep etmiş olmamalıdır. Aksi hâlde seçimlik haklar kullanılmış sayılır ve ceza istenemez.

·       İfaya eklenen cezada çekince şarttır. TBK m. 179/II uyarınca alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmamalıdır.

·       Arsa payı karşılığı inşaatta %90 eşiği: Yargıtay'ın müstakar uygulamasına göre edimin %90 ve üzerinde tamamlanması hâlinde sözleşmeyi sona erdirme iradesi fesih, altında ise dönme olarak nitelendirilir.

·       İleriye etkili fesihte cezai şart istenebilir, ancak seçimlik cezanın durumu buna müsait değildir; ifaya eklenen ceza istenebilir.

·       Hâkim aşırı cezayı kendiliğinden indirir (TBK m. 182/III). Bu yetki emredicidir ve talep olmasa dahi kullanılır.

·       Tacir indirim isteyemez (TTK m. 22). Ancak ceza, tacirin iktisaden mahvına neden olacak derecede ağırsa ahlaka aykırı sayılarak kısmen veya tamamen iptal edilebilir.

·       Kamu ihalelerinde teminatın gelir kaydı ayrı bir tartışmadır. Yargıtay bunu genellikle cezai şart olarak nitelendirirken; sözleşmenin ağır olmayan ihlallerinde götürü tazminat olarak nitelendirilmesinin daha isabetli olacağı savunulmaktadır.

·       Ortak kusurda ceza istenemez. Feshte tarafların birlikte kusurlu olması hâlinde müspet zarar kapsamında kâr kaybı, gecikme nedenli cezai şart istenmesi ve teminat mektubunun irat kaydedilmesi mümkün değildir.

 

Kanuni Çerçeve

1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi — TBK m. 179

Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.

Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.

Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.

 

2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki — TBK m. 180

Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.

Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.

 

3. Kısmi ifanın yanması — TBK m. 181

Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.

Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.

 

II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi — TBK m. 182

Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.

Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.

Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

 

4. Ücret ve sözleşme cezasının indirilmesi — TTK m. 22

(1) Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.

 

Cezai Şart Kavramı ve Hukuki Niteliği

Bir borcun belirli bir zaman veya yerde veyahut da hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesinin neticesi olarak, ödenmesi taahhüt edilen edim, cezai şart olarak tanımlanmaktadır. Gerçi 6098 sayılı TBK, bu kurumu ifade etmek için her ne kadar "ceza koşulu" kavramını kullanmış olsa da, yerleşik bir kavram olması sebebiyle "cezai şart" kavramı kullanılmaya devam edilmektedir.

Hukuki olarak alacaklısına sağladığı avantajlar sebebiyle cezai şart, oldukça sık başvurulan bir kurumdur. Denilebilir ki, cezai şart içermeyen bir eser sözleşmesi hemen hemen hiç yok gibidir. Uygulamada, ekonomik değeri yüksek edimler içeren sözleşmelerde cezai şarta yaygın olarak rastlanılmaktadır. Özellikle ticari satım sözleşmelerinde, başta inşaat sözleşmeleri olmak üzere büyük çaplı eser sözleşmelerinde, kredi işlemlerinde sözleşme hükümleri arasına cezai şart eklemek neredeyse teamülden olmuştur.

Her şeyden önce, alacaklının cezai şart talep edebilmesi, kendisinin zararının mevcudiyetine ve ispatına bağlı değildir. Alacaklının herhangi bir zararı olmasa da bunu talep edebilmesi mümkündür; yeter ki borçlunun sözleşmeye aykırı davranışı bulunsun. Tartışmalı olmakla birlikte cezai şartın talebi, kanaatimizce borçlunun kusuruna da bağlı değildir. Sözleşmeye aykırılıkta borçlunun kusuru bulunmasa bile cezai şartın talep edilebilmesi mümkündür. Zarar şartına bağlı olmayan cezai şart, kusur şartına da bağlı değildir.

Fer'i (bağlı) bir borçtur

Cezai şart, geciktirici şarta bağlı bir borçtur. Şart, muaccel bir aslî edimin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesidir. Bu nedenle asıl edim, hiç ya da gereği gibi ifa edilmediği takdirde şart gerçekleşir ve kararlaştırılan cezai şart, yani yan edim (fer'i borç) muaccel hâle gelir. Cezai şartın kaynağı, daima mevcut bir borç ilişkisine bağlı bir anlaşma, ceza taahhüdüdür.

Fer'ilik ilkesinin pratik sonuçları: (i) Asıl borç meydana gelmemişse ya da geçerli olarak sona ermiş ise kural olarak cezai şarttan söz etmek mümkün değildir. (ii) Sözleşmeden dönme hâlinde ifaya eklenen cezai şart, kural olarak talep edilemez — ancak sözleşmeden dönme hâlinde cezai şartın istenebileceğine ilişkin sözleşme hükmü bulunması istisnadır. (iii) Sözleşmenin feshi durumunda ise fesih anına kadar işlemiş olan cezai şart alacağının istenebilmesi mümkündür. (iv) Asıl sözleşme şekle bağlıysa cezai şart anlaşması da aynı şekle tabidir.

 

Şekil bakımından: asıl sözleşmeye bağlı

Cezai şart için kanunumuz hiçbir şekil öngörmüş olmamakla birlikte, asıl sözleşmenin bağlı olduğu şekle uygun olarak yapılması gerekir. Örneğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi için öngörülen resmî şekil, cezai şart hükümleri bakımından da aranacaktır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu ilkeyi somut bir olayda şöyle uygulamıştır:

 "Somut olayda resmi şekilde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ek olarak düzenlenen 08/02/2016 tarihli adi yazılı sözleşmede, asıl sözleşmedeki yükümlülüklere ek olarak sözleşmeye aykırılık halinde ceza-i şart ödenmesi kararlaştırılmıştır. Ek sözleşme kapsamında yapılan bu düzenlemenin tamamlayıcı yan hüküm niteliğinde değil, taraflardan birine fazladan ek ve ağır yükümlülükler yükler nitelikte olması nedeniyle, şekil şartına uyulmaksızın yapılan adi yazılı ek sözleşmenin geçerli olduğundan bahsedilemez. Bu durumda, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak ceza-i şart da istenemeyecektir." 

— Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 01.03.2023 tarihli, E. 2022/1033, K. 2023/812 sayılı karar

 

Eser sözleşmelerinde nelere cezai şart bağlanabilir?

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde gerek müteahhidin gerekse arsa malikinin edimlerine cezai şart bağlanması mümkündür. Bu bağlamda:

·       Müteahhidin ruhsat alması, inşaata başlaması, eksik ve ayıplı ifa

·       İnşaatın belirli zamanlarda kaydedeceği aşama, geçici teslim ve nihayet iskân

·       Arsa maliki açısından ise arsayı müteahhide terketmemesi, müteahhidi vekâletten azletmesi

gibi hususlar cezai şarta bağlanabilir. Cezai şartın genellikle para olarak kararlaştırıldığı görülmekle birlikte, böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ekonomik değeri bulunmak kaydıyla her türlü edim, cezai şart olarak kararlaştırılabilir; yeter ki kararlaştırılan ceza, ifası mümkün olmakla birlikte, kanuna, genel ahlak ve adaba aykırı olmasın.

Cezai Şart ile Götürü Tazminat Arasındaki Fark

Götürü tazminat, sözleşmeden doğan borç ilişkisinin içerdiği yükümlülüklerin borçlu tarafından ihlal edilmesi hâlinde, alacaklının malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesine yönelik olarak borçlu tarafından ödenecek tazminatın, taraflarca önceden belirlenmesi olarak tanımlanmaktadır. Cezai şart ise, bir borcun belirli yer ve zamanda veyahut da hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi durumunda ödenmesi kararlaştırılan cezadır.

Cezai şart ve götürü tazminat kurumları, birbirlerine yakın gibi görünse de esas itibariyle amaç, hukuki niteliği ve hükümleri itibariyle birbirinden farklıdırlar. Her iki kurumun amaçları birbirinden farklıdır. Cezai şart, asıl borcun ifası için borçlu üzerinde baskı yaratmayı amaçlarken, götürü tazminat, muhtemel zararın taraflarca önceden belirlenerek, zararın kolay şekilde tazminini amaçlamaktadır. Götürü tazminat bir tazminat hükmüdür.

Ölçüt

Cezai şart

Götürü tazminat

Amaç

Borçlu üzerinde ifa baskısı yaratmak

Muhtemel zararın önceden belirlenerek kolay tazmini

Zarar şartı

Zarar doğması şart değildir (TBK m. 180/I)

Zararın doğmuş olması gerekir

Zarar aşarsa

Borçlunun kusuru ispat edilerek aşan kısım istenebilir (TBK m. 180/II)

Zararı aşan kısım kural olarak istenemez

Zarardan az ise

Ceza kadar ödenir

Zarardan az ise borçlu ancak ispatlarsa indirim yoluna gidilebilir

İhtirazi kayıt

İfaya eklenen cezada çekince gerekir

Çekince ileri sürülmeden kabul hâlinde talep hakkı kaybedilir

İndirim (tacir)

TTK m. 22 uyarınca istenemez

Sınırlama uygulanmaz (tartışmalıdır)

 

Cezai şart ile götürü tazminat arasındaki bir diğer fark da asıl edimin ihtirazi kayıt ileri sürülmeden kabul edilmesi durumunda, bu iki kurumdan kaynaklanan taleplerin ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Götürü tazminatın kararlaştırıldığı eser sözleşmelerinde, müteahhidin sözleşmeye aykırılığı söz konusu olduğu hâlde, ihtirazi kayıt ileri sürülmeden edimin alacaklı tarafından kabul edilmesi durumunda, götürü tazminat talebini ileri sürme hakkı kaybedilir.

Sözleşmeye bağlanan yaptırımın hukuki nitelendirmesi son derece önem arzetmektedir. Doktrinde ifade edildiği üzere, nitelendirmede öncelikli olarak tarafların amacı, yaptırımın fonksiyonu, zararın varlığının aranacak olup olmaması ve kararlaştırılan miktarın yüksekliği dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda tarafların takip ettikleri gerçek amaç belirlenirken, tarafların irade açıklamaları güven prensibine dayanılarak yorumlanmalı ve sözleşmedeki kaydın lafzı ile diğer koşullar göz önünde bulundurularak, bunlardan anlaşılan ve anlaşılması gereken rabıtaya göre yorum yapılmalıdır.

Cezai Şart Türleri

A. Seçimlik cezai şart (TBK m. 179/I)

TBK m. 179/I hükmü, seçimlik cezai şartı düzenlemektedir: "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." Hükümde yer alan "aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça" ifadesi, kanunun emredici olmadığını tekrarlamak ve tarafların bunun aksine sözleşme yapabileceklerini belirtmek gerekir. Yani taraflar, borcun hiç ifa edilmemesi durumunda hem ifanın hem de cezanın talep edilebileceğini kararlaştırabilirler.

Karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde borçlu temerrüdü hâlinde, ifa yerine cezayı isteyebilmek için alacaklının seçimlik haklardan "ifadan vazgeçerek olumlu zararı istemesi" hakkını kullanması gerekir. İfayı ve gecikme tazminatını isteyen veya sözleşmeden dönen alacaklı bu tür cezayı isteyemez.

Seçimlik cezayı talep edecek olan alacaklı, kural olarak gecikmiş ifayı talep etmiş olmamalıdır. Aksi hâlde seçimlik haklardan gecikmiş ifa ve gecikme cezasını talep eden alacaklı, seçimlik olarak kararlaştırılan cezai şartı talep edemeyecektir. Alacaklının susmak suretiyle hiç bir şey yapmaması da gecikmiş ifayı talep iradesi olarak yorumlanmaktadır. Bu nedenle temerrüt hâlinde alacaklının, seçimlik haklarından hangisini kullandığını yazılı ve açık bir bildirimle ortaya koyması gerekir.

 

B. İfaya eklenen cezai şart (TBK m. 179/II)

TBK m. 179/II, ifaya eklenen cezai şartı düzenlemektedir: "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir."

Eser sözleşmelerinde en sık uygulama alanı bulan ceza türüdür. Temerrüde düşen müteahhit, örneğin gecikilen her gün için 1000 TL ödeyeceğini taahhüt etmiş ise, alacaklı gecikmiş ifa ile birlikte muaccel olan cezanın da kendisine ödenmesini isteyebilir.

Kanaatimizce, ifaya eklenen cezai şartı talep eden alacaklı, müteahhidin temerrüde düşmesinde teslim edeceği menkul malların teslim gününde ifa edilmediğini, sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle ihtirazi kayıt ileri sürmelidir; cezai şart alacağından feragat etmiş olmamalıdır. İhtirazi kayıt, sözleşme ilişkisinin devamı esnasında ve en geç eserin teslimi anında ileri sürülmelidir.

C. Dönme cezası (TBK m. 179/III)

TBK m. 179/III'te düzenlendiği üzere, tarafların daha önce kararlaştırdıkları miktarda ceza ödemek suretiyle taraflara sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanınır. Bu nedenle ceza koşulunun bu türünde, sözleşmenin ifa edilmemesi söz konusu değildir. Sözleşme serbestisi gereği, tarafların iradeleri bu doğrultuda birleşmiş ve sözleşmeyi ortadan kaldırmayı kararlaştırdıkları miktarda ceza ödemek suretiyle sonlandırma neticesi verir.

Tür

Dayanak

Alacaklı neyi isteyebilir?

Kritik koşul

Seçimlik cezai şart

TBK m. 179/I

Ya borcun ifasını ya da cezayı

Gecikmiş ifayı talep etmemiş olmalı; susmak da talep iradesi sayılır

İfaya eklenen cezai şart

TBK m. 179/II

Asıl borçla birlikte cezayı

Hakkından feragat etmemiş ve ifayı çekincesiz kabul etmemiş olmalı

Dönme cezası

TBK m. 179/III

Borçlu cezayı ödeyerek sözleşmeyi sona erdirir

Borçlunun bu yetkiyi ispat etmesi gerekir

 

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde %90 Kuralı

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müstakar olan Yargıtay kararlarına göre, edimin %90 ve üzerinde tamamlanması durumunda sözleşmeyi sona erdirme iradesi fesih; aksi takdirde dönme olarak nitelendirilmektedir. Bu ayrım, cezai şartın talep edilip edilemeyeceğini doğrudan etkiler.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli bir kararında ileriye etkili fesih ile cezai şart ilişkisini şöyle açıklamıştır:

 "[…] ileriye etkili fesihte yüklenici, inşaatı getirebildiği seviyeye göre tapu payı almaya hak kazanmakta, arsa sahibi de geriye etkili feshin aksine, ifaya ekli cezayı ve ifanın gecikmesine bağlı gecikme (kira) tazminatını (Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan TBK'nın 112. md.) yükleniciden isteyebilmektedir. İleriye etkili fesihte cezai şart istenebilir. Ancak, seçimlik cezanın durumu buna müsait değildir. İleriye etkili fesih bir bakıma sözleşmenin ifası demek olduğundan alacaklının akdin icrasını (akdin ifasını) istemek dışında cezanın tediyesini talebe yetkisi yoktur. Zira, tasfiye 25.01.1984 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından yapılmaktadır. Kural bu olmakla birlikte, TBK'nın 179/1. maddesindeki 'aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça' şeklindeki hükümden tarafların aksine sözleşme yapabilecekleri, böyle bir sözleşme varsa fesih ileriye etkili olsa bile, alacaklının ayrıca seçimlik cezayı da isteyebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bilindiği üzere ifaya eklenen ceza (TBK. m. 179/II) 'borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi' durumunda ödenmek üzere kararlaştırılır. Yukarıda denildiği gibi, ileriye etkili fesih bir bakıma sözleşmenin hakim kararıyla ifası demek olduğundan, alacaklı, ifanın yanında ifaya ekli cezai şartı da isteyebilir. Şayet ifaya ekli ceza, teslimde gecikme halinde ödenmesi kararlaştırılan ceza ise, bu ceza, teslim borcunda temerrüdün gerçekleştiği anda muaccel hale gelir. Süre verilmesi gereken durumlarda verilen sürenin dolmasından (TBK. m. 123), süre verilmesi gerekmiyorsa (TBK. m. 124) yüklenicinin teslim borcunda temerrüdünü takiben alacaklı (arsa sahibi) TBK'nın 125/I-II. maddesinde yazılı seçimlik haklarını kullanacaktır. […] Yargılama sonucu ileri etkili feshe karar verilirse cezai şart teslimde temerrüt tarihi ile fesih iradesinin yükleniciye bildirdiği tarihler arasında istenebilir. Fakat yükleniciye süre verilmesi gerekmiyorsa ve fesih için doğrudan dava açılmışsa cezai şartın veya gecikme tazminatının temerrüt tarihi ile dava tarihi arasında istenmesi olanaklıdır." 

— Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 21.04.2026 tarihli, E. 2025/3850, K. 2026/1637 sayılı karar

 

Uygulamadaki en kritik ayrım: Müteahhidin temerrüdü üzerine sözleşmeden dönen iş sahibinin, cezai şartı talep edememesinin nedeni cezai şartın fer'i niteliğidir. Asıl borcun geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılması hâlinde, sözleşmede aksine hüküm yoksa, cezai şartı da geçersiz hâle getirecektir. Buna karşılık ileriye etkili fesihte — sözleşme bir bakıma ifa edilmiş sayıldığından — ifaya eklenen ceza istenebilir.

 

Sürekli edimi içeren borç ilişkilerinde fesih anına kadar muaccel olmuş cezai şart alacakları, fesihten etkilenmeyecektir.

Cezai Şartın İndirilmesi (Tenkis)

TBK m. 182/III, "Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" hükmünü içermektedir. Tarafların sözleşme ile belirledikleri cezai şart miktarının, her ne kadar tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırılmış olsa da, kural dışında aşırı (fahiş) olduğu durumlarda hâkim, re'sen cezai şart miktarını indirecektir.

Aşırılık, nisbi bir kavramdır. Her somut olayda hâkim, sözleşmenin niteliği, edimlerin miktarı, tarafların ekonomik durumu, borçlunun kusurunun ağırlığı, sözleşmeye aykırılığın borçluya sağladığı menfaat, alacaklının çıkarları ve varsa uğradığı zarar vb. gibi bütün somut durumları değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Ancak hâkim, indirim yaparken, cezanın caydırıcı niteliğini gözönüne alacaktır. Ceza miktarı asla zararla özdeşleştirilecek bir seviyeye indirilmemelidir.

Aşırı cezanın indirilebilmesi için, geçerli bir cezai şart anlaşmasının bulunması, cezai şartın muaccel olması, cezanın ifa edilmemiş olması ve cezai şartın aşırı derecede yüksek olması gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hâkimin indirim yaparken uygulayacağı ölçütleri şöyle sıralamıştır:

 "Cezai şartın indirilmesini gerektiren hallerde, hâkim herşeyden önce alacaklının menfaatlerini gözönünde tutmalı, menfaatlerin ne derecede ihlal edildiğini araştırmalı, davalının kusurunun ağırlığını ve tarafların içinde bulunduğu durum gözönünde tutulmalıdır. Ceza alacaklısının uğradığı zarar ile elde edilen menfaatlerle makul bir surette mütenasip olmalıdır. Bir davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının asıl borcun ifa edilmesi hâlinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı menfaat ölçü alınarak, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına karar verilmelidir. Hâkimin, bu kuralı uygularken kullanacağı takdir hakkını, Yargıtay denetimine elverişli esaslara dayandırması zorunludur." 

— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.11.2017 tarihli, E. 2017/3-998, K. 2017/1459 sayılı karar

 

Tacirler indirim isteyebilir mi? TTK m. 22 ve iktisadi mahv istisnası

Tacir olanlar bakımından cezai şartın indiriminin talep edilemeyeceği temel kural olarak düzenlenmiştir (TTK m. 22). Ancak tacirin fahiş cezai şart kararlaştırması durumunda indirim tamamen yasaklanmamakta, cezai şartın ahlaka aykırı kararlaştırılması, tam olarak ödenecek olmasının tacirin ekonomik mahvına neden olacak olması durumunda cezai şartın indirilmesini ya da tamamen kaldırılmasını talep etmesine imkân tanınmaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2024 tarihli bir kararında bu istisnayı açıkça uygulamıştır:

 "Buna göre Türk Ticaret Hukukunda cezai şart, miktarı yönünden sadece Borçlar Kanunundaki 'ahlâka aykırılık' kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir. Ancak, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, ahlâk ve adaba aykırı olarak kabul edilerek, cezai şartın kısmen veya tamamen iptaline karar verilmesi mümkündür. Borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve varlığının tehlikeye girmesine veya yıkılmasına sebebiyet verecek her cezai şart, ahlâk ve adaba aykırıdır. Bu durumda, her ne kadar tacirler TTK'nın 22. maddesi uyarınca ceza koşulunun indirilmesini isteyemez ise de, az yukarıda ifade edilen yeknesaklık kazanan uygulamalar gereğince hükmedilecek cezanın tacirin ekonomik olarak mahvına sebep olacak olması durumunda ahlâka aykırı kabul edilerek tenkis edilmesi gerekmektedir. […] Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı ve tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle hükmolunacak cezanın davacının ekonomik olarak mahvına sebep olup olmadığını belirlemek, mahvına sebep olacak olması halinde makul oranda indirim yapmak suretiyle cezaya hükmetmek[tir]." 

— Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 18.12.2024 tarihli, E. 2023/2637, K. 2024/4977 sayılı karar

 

Savunma stratejisi bakımından: Tacir olan yüklenici, "ceza fahiştir" demekle sonuç alamaz; TTK m. 22 bu talebi kapatır. Alınacak sonuç, cezanın ödenmesinin şirketin iktisaden mahvına yol açacağının ticari defterler ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konulmasına bağlıdır. Bu iddianın cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi ve ticari defterlerin incelenmesinin talep edilmesi gerekir; aksi hâlde mahkeme bu yönde inceleme yapmayabilir.

 

Nitekim aynı Daire, tarafların tacir olduğu ve iktisadi mahv iddiasının bulunmadığı bir olayda, sözleşme bedelinin %0,5'i oranında günlük gecikme cezasıyla hesaplanan 314.566,56 TL cezai şarttan tenkis yapılmamasını yerinde bulmuştur (6. HD, 22.01.2025, E. 2024/100, K. 2025/227).

Cezai Şart Talep Hakkı ve Dürüstlük Kuralı

Alacaklının, borçlunun temerrüdü üzerine, ifaya eklenen cezai şart seçeneğini kullanması ve bundan ısrar etmesinin, dürüstlük kuralı ile bağdaşıp bağdaşmayacağı sorunu, Yargıtay kararlarına konu olmakta ve doktrinde tartışılmaktadır.

Bir görüşe göre alacaklı, müteahhidin temerrüdü üzerine ifaya eklenen cezai şart seçeneğini kullanmakta gecikmemeli ve bu şekilde borçlu müteahhidin sorumluluğunu ağırlaştırma yoluna gitmemelidir. Aynı şekilde alacaklı, gecikmiş ifa ve gecikme tazminatında uzun süre ısrar etmemeli, başka bir seçeneği kullanmaya örneğin sözleşmeden dönmeyi düşünmelidir. Aksi takdirde dürüstlük kuralına aykırılık söz konusu olur ve bu durumda ortaya çıkan zararın bir kısmı için müterafik kusur sayılır.

Kanaatimizce, müteahhit mütemerrittir. Bu durumda alacaklının kanunundan doğan seçimlik haklarını kullanmasını zaman olarak sınırlayan hiçbir hüküm mevcut değildir. Diğer taraftan, sözleşmeye aykırı davranan müteahhidin, "kendi kusurlu davranışına dayanarak hak iddia etmesi" de mümkün değildir.

Yargıtay önceki kararlarında alacaklının işlemeye başlayan cezai şart tutarını artırmak üzere diğer haklarını kullanmayıp, süresi belirsiz şekilde ifayı talep etmeye devam etmesini dürüstlük kuralına aykırı bulmakta idi. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1991 tarihli ve sonraki tarihli kararlarında ise aksi yönde içtihat benimsenmiş ve içtihatlar müstakar hale gelmiştir (YHGK, 09.10.1991, E. 1991/15-340, K. 1991/467).

Kesin Teminatın Gelir Kaydedilmesi Sorunu

Kamu ihalelerinde, öncelikli olarak ihaleye girmeden önce geçici teminat, ihaleyi kazanıp sözleşme imzalama aşamasında ise kesin teminat alınmaktadır. Geçici teminatın oran olarak (genellikle %3) düşük belirlenmesine karşılık, kesin teminatın yüksek oranda (genellikle %6 ilâ %20) belirlendiği görülmektedir.

İdarenin sözleşmeyi feshetmesi — 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu m. 20

Aşağıda belirtilen hallerde idare sözleşmeyi fesheder:

a) Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi,

b) Sözleşmenin uygulanması sırasında yüklenicinin 25 inci maddede sayılan yasak fiil veya davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi,

Hallerinde, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.

 

Sözleşmenin feshine ilişkin düzenlemeler — 4735 sayılı Kanun m. 22 (kısmen)

19, 20 ve 21 inci maddelere göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellenir. Güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı arasındaki fark yükleniciden tahsil edilir.

Hakedişlerden kesinti yapılmak suretiyle teminat alınan hallerde, alıkonulan tutar gelir kaydedileceği gibi, sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra yapılmayan iş miktarına isabet eden teminat tutarı da birinci fıkra hükmüne göre güncellenerek yükleniciden tahsil edilir.

Gelir kaydedilen teminatlar, yüklenicinin borcuna mahsup edilemez.

19, 20 ve 21 inci maddelere göre sözleşmenin feshedilmesi halinde, yükleniciler hakkında 26 ncı madde hükümlerine göre işlem yapılır. Ayrıca, sözleşmenin feshi nedeniyle idarenin uğradığı zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir.

 

Müteahhit veya müşterinin sözleşmenin bozulmasına neden olması — 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m. 62

Sözleşme yapıldıktan sonra 63 üncü maddede yazılı hükümler dışında müteahhit veya müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine, idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde, ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir.

Gelir kaydedilen kesin teminat, müteahhit veya müşterinin borcuna mahsup edilemez.

 

Görüldüğü üzere, kesin teminatın gelir kaydedilmesi, sözleşmenin ağır ihlalleri durumu ile ilişkilendirilmiştir. Yargıtay'ın geçici ve kesin teminata yaklaşımı "cezai şart" olduğu yönündedir ve müstakardır. Yargıtay'ın bu tutumunun hiç değişmediği ve değişmeyeceği de söylenebilir.

Uygulamada karşılaşılan durum ise, bir takım münferit olaylarda, borçlunun ağır olmayan sözleşme ihlalleri sonrasında, iş sahibi sözleşmenin sonlandırılması yoluna giderek yüklü miktardaki teminatı alıkoymasıdır. Teminat borçlusunun tacir olmasının bir sonucu olarak da kural olarak cezai şart miktarında indirimine yanaşılmamaktadır. Tacirin basiretli olması gerektiğinin yanında, teminatın gelir kaydedilmesine ve borca mahsup edilmemesine ilişkin sözleşme hükümlerinin bir "delil sözleşmesi" olduğu nitelendirmeleri de indirim yapılmamasının gerekçesini oluşturmaktadır.

Değerlendirme: Kanaatimizce, sözleşmeye olası bütün aykırılıklar bakımından Yargıtay'ın "cezai şart" kanaatini paylaşmak mümkün değildir. Sözleşmenin ağır ihlali durumlarında örneğin, müteahhidin işe başlamaması, sözleşmeyi izinsiz devretmesi, sahte belge düzenlemesi, iş programını kabul edilemeyecek ölçüde aksatması, deneyimlerini iş sahibinin aleyhine kullanması gibi durumlarda, kesin teminatların ceza olarak ödenmesi gerekebilecektir. Ancak, işin tesliminde önemsiz gecikmeler, telafisi mümkün küçük miktarda ayıplı ve eksik imalatlar, teslim sonrası inşaat alanını terketmedeki fiili gecikmeler, sigorta borçlarının tamamen ödenmemesi gibi sebeplerle, teminat gelir kaydedilmemeli, sözleşme ihlalinin ağır olmadığı gözetilerek, kesin teminatın ceza şart olarak değil götürü tazminat olarak nitelendirilmesi daha isabetli olacaktır.

 

Ortak kusur hâlinde ceza ve teminat istenemez

Sözleşmenin feshinde her iki tarafın da kusurlu olduğu hâllerde durum farklıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bu konudaki yerleşik içtihadı, Hukuk Genel Kurulu kararında da aktarıldığı üzere şöyledir:

 "Bu durumda her iki tarafın da eksik ve kusurlarının bulunduğu, sözleşmenin feshinde ortak kusurlu hareket ettiklerinin kabulü gerekir. Her iki tarafın eksik ve kusurlarının bulunduğu, sözleşmenin feshinde tarafların ortak kusurlu hareket ettiklerinin kabul edildiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına […] göre fesihte taraflar birlikte kusurlu olmaları halinde müspet zarar kapsamında kâr kaybı, gecikme nedenli cezai şart istenmesi ve iş sahibi tarafından da teminat mektubunun irat kaydedilmesi mümkün değildir. Her iki taraf kusurlu ise (ortak kusur) birbirlerinden tazminat talebinde bulunamazlar ve sadece birbirlerinin mal varlıklarına kazandırdıkları artı değeri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebilirler." 

— Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29.09.2021 tarihli, E. 2021/329, K. 2021/512 sayılı bozma kararından; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 18.09.2024, E. 2023/590, K. 2024/437 kararında aktarılmıştır

 

Teminatın iadesi rejimi

Kesin teminat ve ek kesin teminatların geri verilmesi — 4735 sayılı Kanun m. 13 (kısmen)

Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların;

a) Yapım işlerinde; varsa eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından sonra yarısı, Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı,

[…] yükleniciye iade edilir.

 

Görüldüğü üzere, kesin teminatın iadesinde zararların tenkisi öngörüldüğü için, bu durumda teminatın Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nde götürü tazminat olarak kararlaştırıldığı yorumu yapılabilecektir.

Yargıtay uygulamasında olduğu gibi teminatın cezai şart olduğu şeklindeki mutlak kabulünde ısrar edilecek olursa, taahhüt sahibi tacir olsa bile cezai şartın, tacirin ekonomik mahvına neden olduğu veya özellikle sözleşmeye aykırılığın ağır olmadığı durumlarda, cezai şart kabulüne bağlı olarak indirim yapılmasının önü açık olmalıdır. Nitekim özellikle sözleşmeye aykırılığın ağır olmadığı durumlarda, örneğin geçici kabulden sonra vergilerin tam olarak ödenmediği ve SGK'dan ilişik kesme belgesinin alınmadığı durumlarda, teminatın bir kısmının iadesine imkân tanınmaktadır.

Uygulama Rehberi: Cezai Şart Kontrol Listesi

1. Cezanın türünü sözleşmede açıkça yazın. "Bu ceza ifaya eklenen ceza niteliğindedir; iş sahibi hem ifayı hem cezayı isteyebilir" gibi bir cümle, sonraki tartışmaların çoğunu bitirir.

2.  Asıl sözleşmenin şekline uyun. Resmî şekle tabi sözleşmede cezai şart, ancak aynı şekilde kararlaştırılabilir; adi yazılı ek protokolle ceza eklenemez.

3.  Cezanın matrahını ve üst sınırını belirleyin. "Sözleşme bedelinin %..'i oranında, toplam ..'i geçmemek üzere" biçimindeki formülasyon, tenkis riskini azaltır.

4. Ahlaka aykırı ceza kararlaştırmayın. "Yapılan işlerin tamamının hiçbir karşılık ödenmeksizin iş sahibine geçeceği" türü hükümler geçersiz sayılabilir.

5. Temerrüdü usulüne uygun kurun. TBK m. 123 uyarınca süre verin; TBK m. 124'teki hâller varsa süre vermeye gerek olmadığını dilekçede gerekçelendirin.

6. Seçimlik hakkınızı yazılı olarak bildirin. Susmak, gecikmiş ifa talebi olarak yorumlanmakta ve seçimlik cezayı isteme hakkını düşürmektedir.

7. İfayı çekincesiz kabul etmeyin. TBK m. 179/II uyarınca ifaya eklenen cezayı isteyebilmek için teslim anında çekince koymak gerekir.

8.  Cezai şart alacağını fesih/dönme kararınıza göre kurgulayın. Dönmede kural olarak ceza istenemez; ileriye etkili fesihte ifaya eklenen ceza istenebilir.

9.  Cezanın işlediği dönemi hesaplayın. Temerrüt tarihi ile fesih iradesinin bildirildiği (veya süre verilmesi gerekmiyorsa dava) tarihi arasındaki dönem esas alınır.

10. Tacir iseniz "fahiştir" demeyin, "mahvıma yol açar" deyin. TTK m. 22 tenkis talebini kapatır; istisna, iktisadi mahv iddiasının ticari defterlerle ispatıdır.

11. Ticari defterlerin incelenmesini açıkça talep edin. Bilirkişi incelemesi talep edilmezse mahkeme bu yönde araştırma yapmayabilir.

12. Kamu işlerinde ihtar prosedürünü denetleyin. 4735 m. 20/a ve 2886 m. 62 uyarınca en az on günlük ve nedenleri açıkça belirtilen ihtar zorunludur; bu şart yerine getirilmeden yapılan fesih ve teminat irat kaydı haksızdır.

13.   Ortak kusur savunmasını değerlendirin. Feshte iş sahibinin de kusuru varsa cezai şart ve teminat irat kaydı mümkün olmaz.

14.   Teminatın niteliğini tartışın. Sözleşmeye aykırılığın ağır olmadığı hâllerde teminatın cezai şart değil götürü tazminat olarak nitelendirilmesi savunulabilir.

 

Önemli: Bu yazıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Cezai şart uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen eşiklerin -cezanın türü, seçimlik hakkın kullanılış biçimi ve ifanın çekinceli kabulü- çoğunlukla dava açılmadan önce oluştuğunu; kamu işlerinde ise ihtar prosedüründeki bir eksikliğin feshi ve teminat irat kaydını baştan haksız hâle getirebileceğini hatırlatırız. Somut durumunuza özgü değerlendirme için bir avukattan destek almanızı öneririz.

 

Cezai Şart ve Teminat Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek — LimanLegal Hukuk Bürosu

Cezai şart dosyalarında sonucu belirleyen, çoğu zaman gecikmenin gün sayısı değil; cezanın türü, seçimlik hakkın nasıl kullanıldığı, ifanın çekinceli kabul edilip edilmediği ve sözleşmenin dönme mi fesih mi ile sona erdiğidir. Kamu işlerinde ise teminatın gelir kaydedilmesi, ihtar prosedürünün usulüne uygunluğuna ve ihlalin ağırlığına bağlıdır.

İstanbul Kartal'da bulunan LimanLegal Hukuk Bürosu, eser ve inşaat sözleşmelerinde cezai şart alacaklarının takibi, cezai şartın tenkisi ve iptali, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi ve iadesi ile fesih uyuşmazlıklarında hem iş sahiplerine hem yüklenicilere hukuki destek sunmaktadır.

Hemen İletişime Geçin — https://www.limanlegal.com/iletisim